Türkiye dünya liderlerini ağırlayacak. NATO Zirvesi'nin programı belli oldu
Ankara'da gelecek hafta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi'nin programı belli oldu. Zirve, salı sabahı NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin açılış konuşmasıyla başlayacak. NATO Liderler Zirvesi'ne sayılı günler kaldı. NATO tarafından paylaşılan programa göre, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, zirve öncesi 6 Temmuz'da basın toplantısı gerçekleştirecek. 7 TEMMUZ SABAHI BAŞLIYOR NATO Zirvesi, 7 Temmuz sabahı Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenecek Savunma Sanayi Forumu ile başlayacak. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, forumda açılış konuşmasını yapacak. Ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in konuşma yapması bekleniyor. NATO Zirvesi Savunma Sanayi Forumu, NATO, müttefik ve ortak ülkelerin üst düzey yetkililerini, sektör liderlerini ve sanayiyi ve inovasyonu ileriye taşımaktan sorumlu toplulukları bir araya getirecek. LİDERLER VE EŞLERİ YEMEKTE BULUŞACAK Aynı gün Beştepe'de saat 17.00'de üye ülkelerin Dışişleri Bakanları, İstanbul İşbirliği Girişimi (İİİ/ICI) üyesi ülkeler Bahreyn, Kuveyt, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin temsilcileriyle bir araya gelecek. Aynı saatlerde ise Ay Yıldız Karargahı'nda, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler'in ev sahipliğinde savunma bakanları için resepsiyon gerçekleştirilecek. AKŞAM RESEPSİYON DÜZENLENECEK Yine Beştepe'de de saat 18.30'da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde devlet ve hükümet başkanları ile eşleri için resepsiyon ve akşam yemeği düzenlenecek. Zirvenin ilk gün akşamında 19.45'te ayrıca NATO-Ukrayna Dışişleri Bakanları Konseyi Çalışma Yemeği, 20.15'te Kuzey Atlantik Konseyi Savunma Bakanları Düzeyinde Çalışma Yemeği gerçekleştirilecek. AİLE FOTOĞRAFI 2'NCİ GÜN Zirvenin 2'nci günü olan 8 Temmuz sabahı NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile müttefik devlet ve hükümet başkanlarının açıklamaları olacak. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Rutte, liderleri karşılayacak, ayrı ayrı tebrik edecek. Törenin ardından da aile fotoğrafı çekilecek. Saat 11.15'te düzenlenecek Kuzey Atlantik Konseyi'nin Devlet ve Hükümet Başkanları Düzeyinde Toplantısı'ndan sonra 15.00'te NATO Genel Sekreteri Mark Rutte basın toplantısı gerçekleştirecek. Zirve boyunca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başta ABD Başkanı Trump olmak üzere liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor. Ayrıca liderler arasında da pek çok temas ve görüşme yapılması bekleniyor. TRUMP ANKARA'YA GELECEK ABD Başkanı Donald Trump da zirve ve öncesindeki ziyaret için 7 Temmuz'da Ankara'da olacak. Trump ziyaretine Anıtkabir ile başlayacak ve ardından da Beştepe'ye geçecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Trump'ı Beştepe'de resmi törenle karşılayacak. Trump'ın makam aracına atlı birlikler eşlik edecek. Tören sonrası önce baş başa ardından heyetler arası görüşmeye geçilecek. İki ülke arasında başta milli muharip uçak KAAN'da kullanılacak F-110 savaş uçağı motorlarının satışı, Türkiye'nin F-35 programına geri dönüşü, Suriye ve Gazze'deki son durum gibi pek çok başlık masada olacak. Erdoğan ve Trump'ın görüşmelerden sonra ikili anlaşmalara imza atması ve ortak basın toplantısı yapması da bekleniyor.
En çok altın alan ve satan ülkeler belli oldu! Türkiye'nin yeri dikkati çekti
Dünya Altın Konseyi'nin yayımladığı son verilere göre merkez bankaları, Mayıs ayında altın alımlarını yeniden hızlandırdı. Küresel resmi altın rezervleri net 41 ton artarken, en büyük alımı Polonya gerçekleştirdi. Türkiye ise Mayıs ayında 3 ton, yılın ilk beş ayında ise toplam 81 ton altın satışı yaptı.
Rusya’dan Finlandiya’ya nükleer tehdit: Hedef listesine girdiniz
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, Finlandiya’nın nükleer silahlara ev sahipliği yapma yasağını kaldırmasının ardından ülkenin Rusya’nın nükleer hedef listesine girdiğini söyledi.
Medvedev: Finlandiya, Rus nükleer silahlarının hedef listesindeBMGK, imzalanan mutabakata rağmen ABD ile İran arasında devam eden gerilim için toplandı
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, imzalanan mutabakat zaptına rağmen ABD ile İran arasında devam eden gerilimi tartışmak üzere bir araya gelirken, toplantıda ABD ile İran saldırılar ve mutabakatın uygulanması konusunda birbirlerini eleştirdi.
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol HaritasıCumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Türkiye’nin denizcilikteki yükselişini rakamlarla açıkladı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen 5’inci Türkiye Denizcilik Zirvesi bugün Tersane İstanbul’da başladı. Yarın sona erecek olan organizasyonun ödül töreni ise bu akşam Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun katılımıyla gerçekleşti. Gerçekleştirilen konuşmaların ardından denizcilik ödülleri sahiplerine verildi. İlginizi Çekebilir ‘SON 23 YILDA DENİZCİLİĞİ STRATEJİK ÖNCELİKLERİMİZ ARASINDA GÖRDÜK’ Burada konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Son 23 yılda denizciliği stratejik önceliklerimiz arasında gördük ve politikalarimizi bu doğrultuda şekillendirdik. Göreve geldiğimizde arzu ettiğimiz seviyenin gerisinde bulunan denizcilik altyapımızı güçlendirerek bugün gurur duyduğumuz başarılara ulaştık. Elbette bu da yeterli değil daha da ileriye gideceğiz. Bugün Türkiye 218 liman tesisi, 65 yat limanı, 85 faal tersanesi, 400 balıkçı barınağı, 181 tekne imal ve çekek yeri, 23 gemi geri dönüşüm tesisi, 11’i kuru, 40’ı yüzer olmak üzere 51 havuz, 144 bin gemi insanı ve 1 milyonu aşkın amatör denizcisiyle dünyanın önde gelen denizci ülkelerinden biridir. 2002’de 8,9 milyon DED-VEYT TON ile 17’nci sırada yer alan Türk sahipli denizcilik filomuz; 2026 itibarıyla 2 bin 234 gemi ve 51,8 milyon DED-VEYT TON kapasiteyle, 11’inci sıraya yükselmiştir. Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin ve Aliağa olmak üzere 5 limanımız, halihazırda dünyanın en yoğun 100 limanı arasında bulunuyor. 2025’te 62 bin 656 gemiye limanlarımızda hizmet verdik" diye konuştu. ‘GEMİ GERİ DÖNÜŞÜM ALANINDA DÜNYADA 3’ÜNCÜ, AVRUPA’DA LİDERİZ’ Yılmaz, “Limanlarımıza uğrayan kruvaziyer gemi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 15,1 artarak bin 375’e, yolcu sayısı 2,2 milyona ulaştı. Son 23 yılda inşa ettiğimiz yeni yat limanları ve sürekli artan bağlama kapasitesiyle ülkemizi yat turizminde de cazibe merkezi haline getirdik. 2002’de 41 olan yat limanı sayımızı, en son Gazipaşa Yat Limanımızı da hizmete açarak, 65’e çıkardık. 8 bin 500 olan bağlama kapasitemizi ise 26 bin seviyesine getirdik. Geçtiğimiz sene, kabotaj hatlarında faaliyet gösteren firmalarımızla, 119 milyona yakın yolcu ve 9 milyon 600 bin araç taşıdık. Öte yandan, 84 binden fazla kardeşimize istihdam sağlayan gemi inşa sanayimiz de küresel ölçekte güçlü ve etkili bir konumdadır. Gemi siparişinde dünya da 7'nci, tonajda 10'uncu sırada yer alan gemi inşa sanayimiz, mega yat imalatında ise dünya ikinciliğine yükselmiştir. Gemi geri dönüşüm alanında ise dünyada 3’üncü, Avrupa’da lideriz” ifadelerini kullandı. Piyasaları sarsan ABD verisi açıklandı: Altın fiyatlarında sert yükseliş ‘BUGÜNE KADAR 51 ÜLKE İLE 65 DENİZCİLİK ANLAŞMASI İMZALADIK’ Yılmaz, “2004 yılında başlattığımız ÖTV'siz yakıt desteğini 22 yıldır kesintisiz sürdürüyoruz. Bugüne kadar sektörümüze toplam 21,8 milyar lira destek sağladık. Sadece 2025 yılında verdiğimiz 5,3 milyar liralık destekle de denizcilik sektörümüzün yanında olmaya devam ettik. Uluslararası alanda da denizcilikte iş birliği ağımızı sürekli genişletiyoruz. Bugüne kadar 51 ülke ile 65 denizcilik anlaşması imzaladık, 1999'dan bu yana kesintisiz üyesi olduğumuz Uluslararası Denizcilik Örgütü Konseyi'ne de geçtiğimiz yıl yüksek bir oy oranıyla 14'üncü kez seçildik. Boğazlarımızdan uğraksız geçen gemilerden alınan ücretleri 2022 yılından bu yana yaptığımız güncellemelerle artırıyoruz. Her Kabotaj Bayramı'nda bu güncellemeleri sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu. ‘DENİZ ULAŞIMI KÜRESEL EKONOMİNİN CAN DAMARI VE BAĞLANTISALLIK, ALTERNATİF YOLLAR, GÜZERGAHLAR ÇOK ÖNEMLİ’ Yılmaz, “Deniz emniyeti ve güvenliği konusunda da tavizsiz duruşumuzu muhafaza ediyor, Basra Körfezi'nde yaşanan savaş nedeniyle mahsur kalan gemilerimizin emniyetle tahliyesi için gerekli çalışmaları sürdürüyoruz. Çok şükür şu anda bir mutabakat oluştu, bir ateşkes oluştu ve nispi olarak bir iyileşme söz konusu. Bütün bu yaşananlar bize şunu gösterdi. Deniz ulaşımı küresel ekonominin can damarı ve bağlantısallık, alternatif yollar, güzergahlar çok çok önemli. Bu yaşananlar inanıyorum ki önümüzdeki dönem bu alanlarda yeni fikirlerin, yeni güzergahların, alternatif bağlantısallık hatlarının oluşumuna da katkı sunacaktır. Biz de bu savaş çıkmasın diye her türlü gayreti sarf ettik, şimdi de savaş kalıcı bir şekilde sonuçlansın, kalıcı bir barış oluşsun diye her türlü gayreti, diplomatik gayreti sarf ediyoruz. İnşallah bir daha o günleri yaşamayız, bunu temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan CNN Türk'te: CAATSA yaptırımları kaldırılabilir ‘TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZ, DENİZLERDE DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE'Yİ HEDEFLEMEKTEDİR’ Yılmaz, “Türkiye Yüzyılı vizyonumuz, denizlerde daha güçlü, denizcilikte daha rekabetçi limanlarıyla, tersaneleriyle, ticaret filosuyla küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye'yi hedeflemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Doğu Akdeniz'de, Karadeniz'de ve Ege'de hak ve menfaatlerini kararlılıkla koruyan, denizcilik kapasitesini her alanda güçlendiren Türkiye'yi inşa etmeyi sürdüreceğiz. Kamu kurumlarımızla özel sektörümüz arasında kurduğumuz güçlü iş birliği ve denizcilik camiamızın sahip olduğu bilgi, tecrübe ve birikimle önümüzdeki dönemde de ülkemizi daha ileri noktalara taşıyacağız. Her alanda olduğu gibi bu alanda da kamu ve özel sektör diyaloğu ve iş birliği, başarı için en kritik faktörlerden biri. Bugün de burada aynı tabloyu görüyoruz. Kamu ve özel sektör ortak hedefler koyup bu hedefler doğrultusunda üzerlerine düşeni yaptıklarında başarı da gelmiş oluyor” dedi. ‘SEYRÜSEFER SERBESTİSİ ÇOK DEĞERLİ’ Yılmaz, "Diğer taraftan, denizcilik aynı zamanda uluslararası iş birliğinin çok kıymetli olduğu bir alan. Seyrüsefer serbestisi çok değerli. Bunun ne kadar değerli olduğunu yaşayarak gördük. Türkiye olarak seyrüsefer serbestisinin yanındayız, her zaman yanında olduk, yanında olmaya da devam edeceğiz. Diğer taraftan uluslararası iş birliklerini de destekliyoruz, gerek ikili gerek çok taraflı iş birliklerinin de herkes için kazançlı bir sonuç doğuracağına gönülden inanıyoruz" diye konuştu. İran'da suikast alarmı! Mücteba Hamaney, babasının cenaze törenine katılmayabilir
Türkiye Denizcilik Zirvesi'nde Yılmaz'dan yükseliş rakamlarıGazze’de yeni yönetim yolda
“Israel Hayom”! gazetesinin haberinde, sivillerin yönlendirileceği ilk noktanın, Refah kenti yakınlarındaki Tel es-Sultan bölgesi olacağı, buralara özellikle silah taşımayan ve Hamas ile bağı bulunmayan kişilerin alınacağı öne sürüldü. Söz konusu güçlerin, insani bölgelerde düzeni sağlamak adına ateşli olmayan silahlarla donatılmasının beklendiği aktarılırken, “İsrail ordusunun ise sarı hattın ötesindeki bölgelerde kontrolünü sürdüreceği ve buradaki hakimiyetini pekiştireceği” kaydedildi. Haberde, Hamas silah bırakmayı kabul etmediği sürece kurulacak “Teknokrat Komitesi”nin de Hamas kontrolündeki bölgelerde sorumluluk üstlenmeyeceği iddia edildi. Hamas’tan açıklama Hamas’tan yapılan açıklamada ise, “Barış Konseyi’nin Gazze Şeridi’nde konuşlanacak uluslararası güçlerin ulaşmaya başladığını duyurmasının, bu güce verilen görevlerin uygulanması adına bir başlangıç olmasını umuyoruz. Bu görevlerin başında, Gazze Şeridi’ndeki halkımız ile işgal ordusunun birbirinden ayrılması ve işgal devletinin ihlallerinin durdurulması gelmektedir” denildi.
Gazze'de Hamas Sonrası Yeni Sivil Yönetim İçin İlk AdımlarGame Over Netanyahu
AYDIN HASAN / ANKARA - Terörsüz Türkiye sürecine paralel olarak Terörsüz Bölge sürecinde de önemli adımlar atılması, Irak’ın kuzeyindeki gelişmeler ile Suriye’nin kuzeyinde SDG’nin merkezi yönetime entegrasyonunda ilerleme sağlanması, İsrail’deki Netanyahu yönetimini rahatsız etti. Bünyesinde gelişmeleri saha içinden takip eden Ömer Özkızılcık gibi uzmanların da yer aldığı Ümran (Omran) Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından hazırlanan Suriye Üç Aylık Değerlendirme Raporunda, şu tespitlere yer verildi: En somut başarı Nisan - Haziran 2026 dönemi, Suriye sahasında bir önceki çeyrekte temelleri atılan entegrasyon adımlarının pratik şekilde sahaya yansıdığı, devletin silahlı otorite tekelini yeniden tesis etme noktasında kritik adımların atıldığı ve iç toplumsal dinamikler ile dış tehditlerin eş zamanlı olarak yönetilmeye çalışıldığı bir süreç olmuştur. Bu süreçte özellikle Fırat’ın doğusundaki SDG kurumsal ve askerî yapısının adım adım merkezi otoriteye entegre edilmesi, Suriye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğü adına en somut başarı olarak öne çıkmaktadır. Binlerce silahlı unsurun ve asayiş personelinin Suriye ordusu ile İç Güvenlik Güçleri’ne entegre edilmesi, cezaevi ve adliye gibi sembolik egemenlik alanlarının Şam’a devredilmesi ve bölgenin parlamento seçimleri kanalıyla siyasi sisteme dahil edilmesi, merkezi yönetimin kontrolü ülke geneline yaydığını göstermektedir. Askeri yapısı korunmadı Entegrasyon sürecinde Suriye hükümetinin eski SDG mensuplarını orduya alması, maaşlarını ödemesi gibi önemli gelişmeler olmuştur. Bu bağlamda en çok dikkat çeken olgu entegrasyon sürecinin bağımsız SDG askerî yapısının korunarak değil, merkezi otoritenin adım adım kontrolü ele aldığı bir çerçevede ilerlemesidir. Söz konusu üç aylık dönemde yaşanan provokasyonların göreceli olarak düşük seviyede kalması, sürecin ilerleyişi açısından ümit vaat etmektedir. İlaveten, Fırat’ın doğusunda Suriye meclis seçimlerinin düzenlenmesi ve üçü Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ve biri bağımsız olmak üzere dört Kürt milletvekilinin seçilmiş olması Suriye’nin demografik ve demokratik temsiliyeti noktasında önemli bir gelişme olmuştur. Endişeleri hafifletti SDG’nin Suriye ordusu ve İç Güvenlik Güçleri’ne entegre edilmesi bağlamında elde edilen ilerleme, Türkiye açısından olumlu bir gelişmedir ve Türkiye’nin ulusal güvenliğe dair Suriye’den gelecek tehditlere dair endişelerini hafifletmiştir. Diğer yandan Türkiye’nin yürüttüğü ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, PKK’nın silah bırakma ve kendisini feshetme aşamaları Suriye’deki entegrasyonla ilintilidir. Suriye’deki entegrasyon sürecinde yaşanacak olumsuzluklar Terörsüz Türkiye sürecini de olumlu veya olumsuz etkileyecektir. Son dönemdeki gidişat ele alındığında entregrason süreci Türkiye’deki süreci de kolaylaştırıcı bir unsur olarak değerlendirilebilir. Uyuşturucu kaçakçılığı%320 arttı Raporda, İsrail’in Dürzi bölgesindeki faaliyetlerinin anlatıldığı bölümde ise “İsrail destekli Hikmet el-Haceri’nin Süveyda’da kontrolüele geçirmesinden sonraki dokuz aylık dönemde güney Suriye’den Ürdün’e uyuşturucu kaçakçılığının yüzde 320 arttığı bildirildi. Dürzi iç gerilimlerinin ardından, İsrail yanlısı Haceri liderliğindeki Beşan Yönetim Kurulu, Ulusal Muhafızlara ait güvenlik ofisinin tamamen feshedildiğini açıkladı. İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, İsrail’in Lübnan, Suriye ve Gazze’de belirlediği güvenlik bölgelerinden çekilmeyeceğini kamuoyu önünde açıkladı” tespitleri dikkati çekti.
Suriye'de geçici meclis haftaya ilk toplantısını yapacak
Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara, geçici parlamentonun 70 üyesini atayarak sekiz aydan uzun süredir devam eden meclis kurma sürecinde kritik bir aşamayı tamamladı. Suriye'de geçici parlamentonun kurulması için sekiz ay önce başlatılan süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Devlet Başkanı Ahmed el Şara'nın atadığı 70 milletvekilinin isimlerinin açıklanmasıyla birlikte, yeni meclisin önümüzdeki hafta toparlanmasının önü açıldı. Yüksek Yargı Seçim Komisyonu Başkanı Muhammed Taha el Ahmed düzenlediği basın toplantısında, 210 üyeli Halk Meclisi'nin ilk oturumunu pazartesi günü gerçekleştireceğini duyurdu. Üyelerinin üçte ikisi geçen yıl bölgesel seçim kurulları tarafından belirlenen meclisin yetkileri, Beşar Esad'ın 2024 yılında devrilmesinden sonra Şara liderliğinde kurulan başkanlık sisteminde sınırlı bir çerçevede yer alıyor. Yeni parlamentonun yapısı, Şara'nın Esad sonrası Suriye'de siyasi kapsayıcılık yönünde verdiği taahhütler açısından bir sınav niteliği taşıyor. Şara'nın doğrudan belirlediği 70 vekil arasında 15 kadın yer alıyor. Geçen yılki seçim sürecinde sadece altı kadının meclise girebilmesiyle oluşan tablo, bu atamalarla birlikte kadın milletvekili sayısının 21'e yükselmesini sağladı. Şara, daha önce yaptığı açıklamalarda, kadın temsili başta olmak üzere geçen yılki seçimlerde ortaya çıkan adaletsizlikleri atama yetkisiyle gidereceğini belirtmişti. Yetkililer, yeni atanan vekiller arasında dini ve etnik azınlıkların temsil oranına dair detaylı bilgi paylaşmadı. Geçen yıl seçilen üyelerden 10'unu Kürtler, Hristiyanlar ve Esad'ın da mensubu olduğu Aleviler dahil olmak üzere dini ve etnik azınlıkların temsilcileri oluşturuyordu. Eski bir El Kaide komutanı olan Şara, Suriye'nin Sünni çoğunluğuna mensup. Komisyon Başkanı Ahmed, Dürzilerin yoğunlukta yaşadığı Süveyda vilayetine ait milletvekilliği seçimlerinin ise "koşullar uygun hale gelene kadar" ertelendiğini açıkladı. Süveyda, geçen yılın temmuz ayında hükümet güçleri ve müttefik milisler ile yerel Dürzi gruplar arasında çıkan çatışmalardan bu yana Şam yönetiminin kontrolü dışında yer alıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre bu çatışmalarda yaklaşık 1700 kişi hayatını kaybetmişti. Esad yönetiminin devrilmesi, Suriye'de parlamentonun sembolik bir kurum olarak görüldüğü, yarım asrı aşan Esad ailesi iktidarını sona erdirmişti. BM Suriye Başkan Yardımcısı ve Özel Temsilci Vekili Claudio Cordone, geçen hafta Güvenlik Konseyi'ne yaptığı bilgilendirmede, parlamentonun kurulmasındaki gecikmenin toplumda endişe yarattığını ifade etmişti. Geçen yıl belirlenen vekillerin üçte ikisi, Şara tarafından atanan bir komitenin gözetiminde kurulan seçim kurulları vasıtasıyla seçilmişti. Suriyeli yetkililer, yıllar süren savaşın milyonlarca insanı yerinden etmesi nedeniyle ülke genelinde sağlıklı nüfus ve seçmen kayıtlarına dayanarak bir seçim yapmanın imkansız olduğunu, bu sebeple böyle bir yöntemin zorunlu olduğunu savunuyor. Süreci eleştiren Suriyeli bazı siyasi figürler ve sivil toplum kuruluşları ise mevcut seçim çerçevesinin yasama organı üzerindeki nüfuzu doğrudan başkanlık makamında topladığını belirtiyor. Suriyeli insan hakları örgütlerinden oluşan bir koalisyon, yayımladıkları ortak bildiride bu yöntemin parlamenter bağımsızlığı ve siyasi çoğulculuğu zedeleme riski taşıdığını kaydetti. Hak örgütleri, daha geniş tabanlı bir siyasi katılım, yargı bağımsızlığı ile seçim denetimi için güçlü güvenceler ve kadınlar ile Suriye'nin farklı toplulukları için daha geniş bir temsil alanı talep ediyor. Mart 2025'te yürürlüğe giren geçici anayasa, meclise kısıtlı yetkiler tanıyor. Yeni sistemde hükümetin parlamentodan güvenoyu alma zorunluluğu bulunmuyor. Yasa tasarıları önerme ve onaylama yetkisine sahip olan Halk Meclisi'nin görev süresi, uzatılabilir olmak kaydıyla 30 ay olarak belirlendi. Meclis, kalıcı bir anayasa kabul edilip genel seçimler düzenlenene kadar yasama görevini üstlenecek.
Suriye'de Geçici Meclis Haftaya İlk Toplantısını YapıyorMoskova'dan akaryakıt açıklaması: Dramatize edilmemeli
Ukrayna'nın insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılar sonrası çok sayıda petrol tesisinin devre dışı kalması, Rusya'da akaryakıt arzına ilişkin endişeleri artırdı. Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Matviyenko ise yaklaşık 40 bölgede satış kısıtlamaları uygulansa da sorunun yönetilebilir olduğunu savundu, "Akaryakıt durumu dramatize edilmesin" dedi.
Almanya, AB bütçesinde 400 milyar euro kesinti talep ediyor
AB'nin en büyük net finansörü konumundaki Almanya, Avrupa Komisyonu tarafından 2028-2034 dönemi için önerilen 2 trilyon euroluk bütçe planında 400 milyar euro kesinti yapılmasını talep etti. Avrupa Birliği'nin en büyük mali destekçisi konumundaki Almanya, Avrupa Komisyonu tarafından 2028-2034 dönemi için hazırlanan 2 trilyon euroluk Çok Yıllı Mali Çerçeve bütçe taslağında 400 milyar euro (456 milyar dolar) tutarında büyük bir kesintiye gidilmesini talep ediyor. Reuters haber ajansının ulaştığı bir hükümet içi belgede, Berlin yönetimi mevcut bütçe planlarının üye ülkeler için "ödenebilir olmadığını" kaydediyor. Birliğin yedi yıllık bütçe planlamasının yürürlüğe girebilmesi için 27 üye ülkenin oybirliği gerekiyor. Almanya'nın bu net ve keskin muhalefeti, önümüzdeki dönemde Brüksel ile üye başkentler arasında çetin bir müzakere sürecinin yaşanacağına işaret ediyor. Berlin tarafından hazırlanan belgede, "Mevcut haliyle bir uzlaşıya varılması imkansız görünüyor" tespiti yer alıyor. Almanya, 2021-2027 dönemindeki 1,3 trilyon euroluk bütçeye kıyasla ciddi bir artış öngören yeni taslağın boyutundan büyük rahatsızlık duyuyor. Berlin'in sunduğu 400 milyar euroluk kesinti önerisi kabul edilse dahi, yeni bütçe mevcut dönem bütçesinden yüzde 27 daha büyük olacak. Bu senaryoda Almanya'nın birliğe yapacağı yıllık net katkı payı 50 milyar euronun üzerine çıkacak. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 2027 yılında Fransa, Polonya ve İtalya'da düzenlenecek kritik seçimler öncesinde planlama belirsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla, üye ülkelerin bütçe anlaşmasını bu yıl içinde tamamlaması gerektiğini belirtiyor. AB'NİN LOKOMOTİFLERİ BRÜKSEL'E KARŞI CEPHE ALIYOR Brüksel'in harcama bütçesini finanse eden daha varlıklı AB üyeleri, Avrupa Komisyonu'nun önerdiği uzun vadeli bütçeyi aşağı çekmek için diplomatik girişimlerini sıklaştırıyor. Rakamlar üzerindeki müzakereler başlamadan önce, birliğe aldıklarından daha fazla kaynak aktaran dokuz net ödeyici ülkenin bakanları, Brüksel'in planlarına karşı ortak bir muhalefet cephesi örgütlemek üzere bir araya geliyor. Diplomatik kaynaklar; İsveç, Danimarka, Finlandiya, Avusturya, Hollanda, Almanya, Fransa, İrlanda ve Belçika'yı kapsayan bu grubun, Brüksel'deki Genel İşler Konseyi öncesinde bir çalışma toplantısı düzenleyerek ortak strateji belirleyeceğini aktarıyor. Mayıs ayında açıklama yapan İsveç'in AB Bakanı Jessica Rosencrantz, bütçe hacminin ciddi oranda düşürülmesi gerektiğini belirterek, "İsveç'in ya da diğer net ödeyici ülkelerin katkı paylarında yaşanacak böylesi olağanüstü bir artışı karşılayacak alanımız yok" değerlendirmesinde bulundu. Buna karşın İtalya, İspanya ve Polonya'nın başını çektiği 16 ülkelik karşı blok, bütçede herhangi bir kesintiye gidilmesine karşı çıkıyor. Bu ülkeler; tarım, yoksul bölgelerin desteklenmesi ve balıkçılık gibi geleneksel alanlara ayrılan kaynakların artırılmasını savunuyor. Romanya'nın koordinasyonunda ortak bir bildiri yayımlayan Bulgaristan, Hırvatistan, Çekya, Estonya, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve İspanya; Komisyon'un taslağında bütçe genel olarak büyürken sadece Ortak Tarım Politikası ve Uyum Politikası gibi alanlarda reel kesinti yapıldığına dikkat çekiyor. AVUSTURYA VE FİNLANDİYA'DAN BÜTÇE DİSİPLİNİ ÇAĞRISI Öte yandan Avrupa Komisyonu, Kovid-19 salgını dönemindeki borç geri ödemeleri de dahil edildiğinde bütçenin toplamda yaklaşık 2 trilyon euroya, yani üye ülkelerin toplam milli gelirinin yüzde 1,26'sına ulaşmasını hedefliyor. Mevcut bütçede bu oran yüzde 1,1 seviyesinde bulunuyor. Avusturya Avrupa Bakanı Claudia Bauer, mayıs ayındaki açıklamasında Brüksel'in her sorunu daha fazla para harcayarak çözme refleksinden vazgeçmesi gerektiğini vurgulayarak, üye ülkelerin kendi bütçelerinde tasarrufa gittiği bir dönemde AB'nin de itidalli davranması gerektiğini belirtmişti. Finlandiya'nın AB Bakanı Joakim Strand ise savunma ve küresel rekabet gücü gibi yeni öncelikleri desteklediklerini fakat bütçenin genel tavanının mutlaka düşürülmesi gerektiğini ifade etmişti. Hollanda hükümeti de tarım sübvansiyonları ve AB memurlarının maaşları dahil birçok kalemde kesinti yapılması yönünde Brüksel'e çağrıda bulunuyor.
ABD’den İsrail’e ‘Gazze’ baskısı
ABD’nin İsrail’e Gazze Şeridi ile ilgili talepleri özetleyen bir belge sunduğu, bu taleplerin arasında “Hamas silahsızlandırılmasa bile yeniden yapılanmanın devam ettirilmesinin” yer aldığı öne sürüldü. Habere göre söz konusu belge, İsrail’i Gazze Şeridi’nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor. Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump’ın planının uygulanması yönünde ABD’den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi. Artık dönüş yok Belge, teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, “Uluslararası İstikrar Gücü” için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi’nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor. İsrail’in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini “Barış Konseyi”ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini “Gazze’de egemen bir varlık” olarak tanıması isteniyor. İsrail’in, 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor. Yine belgeye göre, “Barış Konseyi”nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor. Habere göre söz konusu belgeden, ABD’nin İsrail’e Gazze’de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas’ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor. ABD’nin belge ile ilgili İsrail’den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. Batı Şeria’da yeni ‘yerleşim planı’ İsrail’in, işgal altındaki Batı Şeria’nın Filistin yönetimi kontrolündeki A Bölgesi’nde yaklaşık 100 stratejik noktayı ele geçirmeyi amaçlayan bir yerleşim planı hazırladığı öne sürüldü. İsrail hükümetinden bakanlara ve Başbakan Binyamin Netanyahu’ya yakın kişilere sunulan söz konusu planın büyük Filistin şehirlerini kapsadığı öne sürüldü. Bu kez çadırları vurdu: Biri bebek 2 ölü İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı çadırlara düzenlediği saldırıda 23 yaşındaki bir kadın ile bir yaşındaki kızı hayatını kaybetti. Gazze Şeridi’nde hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 66’ya yükseldi.
ABD'den İsrail'e yeni Gazze önerisi: Hamas silahsızlanmasa da yeniden inşa sürsünMinister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with the Ambassadors of the Gulf Cooperation Council member states and Jordan’s Ambassador in Ankara, 23 March 2026, Ankara
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with the Ambassadors of the Gulf Cooperation Council member states and Jordan’s Ambassador in Ankara. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-korfez-isbirligi-konseyi-uyesi-ulkelerin-ve-urdun-un-ankara-buyukelcilerini-kabulu-23-mart-2026-ankara-1/##
Minister of Foreign Affairs met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine, 31 March 2026, Ankara
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine, in Ankara. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-ukrayna-milli-guvenlik-ve-savunma-konseyi-sekreteri-rustem-umerov-ile-gorusmesi-31-mart-2026-ankara-1/##
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine, 30 April 2026, Ankara
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-ukrayna-milli-guvenlik-ve-savunma-konseyi-sekreteri-rustem-umerov-ile-gorusmesi--30-nisan-2026--ankara-1/##
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan received Ali Bagheri, Deputy Secretary of the Supreme National Security Council of Iran, 16 May 2026, İstanbul
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan received Ali Bagheri, Deputy Secretary of the Supreme National Security Council of Iran. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-iran-milli-guvenlik-yuksek-konseyi-uluslararasi-iliskilerden-sorumlu-genel-sekreter-yardimcisi-ali-bagheri-yi-kabulu-16-05-2026-istanbul-1/##
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine, 24 May 2026, Ankara
Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan met with Rustem Umerov, Secretary of the National Security and Defense Council of Ukraine. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-ukrayna-milli-guvenlik-ve-savunma-konseyi-sekreteri-rustem-umerov-ile-gorusmesi--24-mayis-2026--ankara-1/##
Sayın Bakanımızın Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Görüşmesi, 31 Mart 2026, Ankara
Bakanımız Hakan Fidan, Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Ankara’da görüştü.
- Diplomatik29 Nis
Sayın Bakanımızın Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Katılımı, 28 Nisan 2026, Dubrovnik
Bakanımız Hakan Fidan, Dubrovnik’te düzenlenen Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi’ne Sayın Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldı. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-uc-deniz-girisimi-11-zirvesi-ne-katilimi--28-nisan-2026--dubrovnik-1/## Bakanımız Hakan Fidan, Üç Deniz Girişimi 11. Zirvesi marjında Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Başkanı Boryana Krişto...
Sayın Bakanımızın Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Görüşmesi, 30 Nisan 2026, Ankara
Bakanımız Hakan Fidan, Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile görüştü.
Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı, 6 Mayıs 2026, Ankara
Bakanımız Hakan Fidan, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Üçüncü Toplantısı'na eşbaşkanlık yaptı ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ile Ankara'da biraraya geldi. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/turk-suudi-koordinasyon-konseyi-ucuncu-toplantisi--6-mayis-2026--ankara-1/##
Sayın Bakanımızın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'na Katılımı, 15 Mayıs 2026, Türkistan
Bakanımız Hakan Fidan, Türkistan’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmî Zirvesi kapsamında Dışişleri Bakanları Konseyi (DiBK) Toplantısı'na katıldı. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-turk-devletleri-teskilati-(tdt)-disisleri-bakanlari-konseyi-toplantisi-na-katilimi-15-mayis-2026-turkistan-1/##
Sayın Bakanımızın İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri'yi Kabulü, 16 Mayıs 2026, İstanbul
Bakanımız Hakan Fidan, İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri'yi kabul etti.
Sayın Bakanımızın Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile Görüşmesi, 24 Mayıs 2026, Ankara
Bakanımız Hakan Fidan, Ukrayna Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Rüstem Umerov ile görüştü.
No: 83, 5 Mayıs 2026, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin Üçüncü Toplantısı Hk.
Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısı, Sayın Bakanımız ile Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud'un eş başkanlıklarında, 6 Mayıs 2026 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilecektir.
No: 89, 14 Mayıs 2026, Sayın Bakanımızın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'na Katılımı Hk.
Sayın Bakanımız, 15 Mayıs 2026 tarihinde Kazakistan'ın Türkistan şehrinde düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Gayriresmi Zirvesi öncesinde gerçekleştirilecek olan TDT Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı'na katılacaktır.
SC-7, 12 Haziran 2026, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısında Ele Alınan IV. Rum Kararının “Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Mülkiyet Hakları” Başlığı Konusunda Yaşanan Gelişmelere İlişkin Soruya Cevabı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının “yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları” başlığı 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin insan hakları konulu 1563....
Irak'ta üst düzey isimlere operasyon. Dünya milletvekilinin altın çamaşır merakını konuşuyor
Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit, 27 kilogram som altın bulundu. Ayrıca altın kaplama iç çamaşırı ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Bu iddia, uluslararası kamupyunda büyük yankı uyandırdı. Birçok haber kuruluşu, temsili fotoğraflar kullanarak operasyonun ayrıntılarına yer ayırdı. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. Fotoğraf: Al Bawaba News. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.
Milletvekilinin altın merakı sınır tanımadı. Dünya altın çamaşırı konuşuyor
Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit, 27 kilogram som altın bulundu. Ayrıca altın kaplama iç çamaşırı ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Bu iddia, uluslararası kamupyunda büyük yankı uyandırdı. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, iddia edilen arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.
Irak'ta yolsuzluk operasyonu: Milletvekilinin evinde 57 milyon dolar bulundu
Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit ve 27 kilogram som altın ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, iddia edilen arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.
ABD'den Gazze'nin yeniden imarı için kritik adım: İsrail'e belge gönderildiği iddiası
ABD'nin İsrail'e Gazze Şeridi ile ilgili talepleri özetleyen bir belge sunduğu, bu taleplerin arasında "Hamas silahsızlandırılmasa bile yeniden yapılanmanın devam ettirilmesinin" yer aldığı öne sürüldü. Belgede, İsrail'in bölgeden elde ettiği vergi gelirlerini Gazze'nin yönetimini devralacak "Barış Konseyi"ne devretmesinin istendiği belirtildi.
ABD-İran Mutabakatına Rağmen İsrail Güney Lübnan’da 4 Kişiyi Öldürdüİsrail basını duyurdu! ABD, Gazze'nin imarı için taleplerini iletti
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi. Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi. ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. İlginizi Çekebilir BELGEDEKİ TALEPLER Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor. Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor. Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor. İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor. İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor. Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor. Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor. “Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu. Harita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı
ABD-İran Mutabakatına Rağmen İsrail Güney Lübnan’da 4 Kişiyi ÖldürdüABD, İsrail'e yeni Gazze taleplerini iletti. "Hamas silahsızlanmasa bile yapılanma devam etmeli"
ABD'nin İsrail'e Gazze Şeridi ile ilgili talepleri özetleyen bir belge sunduğu, bu taleplerin arasında "Hamas silahsızlandırılmasa bile yeniden yapılanmanın devam ettirilmesinin" yer aldığı öne sürüldü. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, ABD'nin İsrail'e Gazze ile ilgili taleplerin yer aldığı bir belge sunduğu belirtildi. Belgenin, Hamas silahsızlandırılmasa bile ABD Başkanı Donald Trump'ın planının uygulanması yönünde ABD'den gelen bir baskıyı yansıttığı kaydedildi. ABD'nin belge ile ilgili İsrail'den yazılı bir onay beklediği ifade edildi. ABD ve İsrail'den söz konusu iddiaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. BELGEDEKİ TALEPLER Habere göre söz konusu belge, İsrail'i Gazze Şeridi'nde su, elektrik ve diğer hizmetler de dahil olmak üzere altyapı projelerinin uygulanmasına izin vermeye zorlayan hükümler içeriyor. Ayrıca, Hamas kontrolündeki bölgelerdeki sakinlerin 2026 yılı sonuna kadar "Barış Konseyi"nin sorumluluğundaki bölgelere taşınması öngörülüyor. Belge, ayrıca teknokrat bir hükümet için merkezi bir karargah kurulmasını, "Uluslararası İstikrar Gücü" için üslerin inşasına izin verilmesini, Avrupa Hastanesi'nin yeniden inşasını, inşaat malzemeleri ve tıbbi ekipman girişini ve Hamas kontrolündeki bölgelerden hastaneye erişim koridoru oluşturulmasını zorunlu kılıyor. İsrail'in, Filistin yönetiminin Gazze ile ilgili vergi gelirlerini "Barış Konseyi"ne devretmesi ve aynı zamanda teknokrat hükümetini "Gazze'de egemen bir varlık" olarak tanıması isteniyor. İsrail'in, ayrıca Gazze'de şu anda yasak olan 4G ağının işletilmesine izin vermesi ve silahlarını teslim eden ve barışa bağlı kalma taahhüdünde bulunanlara şartlı af çıkarması öngörülüyor. Yine belgeye göre, "Barış Konseyi"nin tedarik zincirlerini, yakıtı ve ödemeleri denetlemesi ve Hamas tarafından uygulanan vergileri azaltmak için çalışması bekleniyor. Habere göre söz konusu belgeden, ABD'nin İsrail'e Gazze'de savaşa yeniden başlama seçeneğinin artık masada olmadığı ve Hamas'ın silahlarını teslim etmeyi reddetmesi durumunda bile Hamas yönetimine alternatif bir yönetim biçimini teşvik etme zamanının geldiği imasında bulunduğu sonucu çıkıyor. “Barış Konseyi”, “Gazze Ulusal Yönetim Komitesi” ve “Uluslararası İstikrar Gücü”nü içeren Gazze’nin geçiş dönemi yönetim yapıları, Beyaz Saray tarafından 16 Ocak’ta duyurulmuştu.
ABD'den İsrail'e yeni Gazze önerisi: Hamas silahsızlanmasa da yeniden inşa sürsünHarita tamamen değişiyor; 100 stratejik nokta hedefte... İşte İsrail'in sinsi planı
İsrail'in, işgal altındaki Batı Şeria'nın Filistin yönetimi kontrolündeki A Bölgesi'nde yaklaşık 100 stratejik noktayı ele geçirmeyi amaçlayan bir yerleşim planı hazırladığı öne sürüldü. Israel Hayom gazetesinin haberinde Batı Şeria'daki "yerleşimci hareketler" tarafından hazırlanan planın bölgenin haritasını temelden değiştirmeyi amaçladığı kaydedildi. "Yerleşim Çiftlikleri Birliği" ve "Habita (Vatan) Forumu" olarak adlandırılan hareketler tarafından hazırlanan planın, "emir günü" veya "uygulama günü" olarak adlandırılan bir günde Batı Şeria'daki yaklaşık 100 stratejik noktaya güç konuşlandırılmasıyla ilgili mekanizmayı açıkladığı ifade edildi. Bu stratejik noktaların Oslo Anlaşması'na göre, idari ve güvenlik olarak Filistin yönetimi kontrolündeki A bölgesinde olduğu aktarıldı. İsrail hükümetinden bakanlara ve Başbakan Binyamin Netanyahu'ya yakın kişilere sunulan söz konusu planın büyük Filistin şehirlerini kapsadığı öne sürüldü. İlginizi Çekebilir FİLİSTİN'DEN PLANLA İLGİLİ UYARI Filistin Kurtuluş Örgütüne (FKÖ) bağlı Ayrım Duvarı ve Yahudi Yerleşim Birimleriyle Mücadele Konseyi Başkanı Mueyyed Şaban, planın, İsrail'in Batı Şeria'yı ilhak sürecinde tehlikeli bir dönüşüm olduğu değerlendirmesi yaptı. "Yerleşimci hareketler" tarafından yürütülen planın Filistin coğrafyasını aşındırmayı ve uluslararası anlaşmaları anlamsız hale getirmeyi amaçlayan yerleşim planında niteliksel bir değişim olduğunu dile getiren Şaban, planın, marjinal grupların başlattığı müstakil bir hareket olarak değerlendirilemeyeceğini, bilakis İsrail'de özellikle Filistin topraklarının ilhakını benimseyen sağcı hükümetler gölgesinde yaşanan değişimlerin bir parçası olduğunu ifade etti. Mueyyed Şaban, İsrail hükümetinin, Filistin topraklarının parçalanması, şehirlerin ve köylerin izole edilmesi ve coğrafi ve siyasi olarak birbirinden ayrı bölgelere dönüştürülmesi yoluyla Filistin ulusal varlığının temellerini hedef aldığını kaydetti. Şaban, planın tehlikesinin coğrafi boyutların da ötesine geçerek, "lobi faaliyetlerinden karar alma sürecine intikal eden yerleşimci örgütlerin" İsrail yönetimi içindeki artan etkisini yansıttığını dile getirdi. Filistinli yetkili Şaban, "yerleşim taleplerinin" resmi düzeyde himaye edilerek uygulanabilir planlara dönüşmesinin, yerleşim projesinin İsrail devlet kurumlarına entegrasyonunu yansıttığını, bunun da yasadışı yerleşimlerin ve Batı Şeria'daki stratejik alanların kontrolünü ele geçirme girişimlerinin artmasını açıkladığını belirtti. 1995 tarihli İkinci Oslo Anlaşması'na göre Batı Şeria, tamamen Filistin yönetimindeki "A Bölgesi", Filistin sivil idaresi ve İsrail güvenlik kontrolündeki "B Bölgesi" ile tamamen İsrail kontrolündeki "C Bölgesi" olmak üzere üçe ayrılıyor. "C Bölgesi", Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 61’ini kapsıyor.
Alman hükümeti Volkswagen’in fabrika kapatma planlarını engellemeyi hedefliyor
Alman hükümetinin, Avrupa'nın en büyük otomotiv üreticisi Volkswagen'in (VW) ülke içindeki fabrikalarını kapatmasını önlemeyi hedeflediği bildirildi. Hükümet sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, bu hedefe karşın nihai kararın ticari gerekçelerle şirketin kendisine ait olduğu vurgulandı. Çinli rakiplerinin baskısı, ABD'nin gümrük tarifeleri ve Avrupa genelinde düşen talep nedeniyle zor günler geçiren Volkswagen'in Almanya'daki 4 fabrikasını kapatmayı ve işten çıkarmaları 100 bin kişiye kadar genişletmeyi değerlendirdiği belirtiliyor. Sektör tarihindeki en büyük yapılanma hamlelerinden biri olabileceği belirtilen bu süreç, halihazırda durgunluk yaşayan Alman ekonomisini canlandırmaya ve kamuoyu anketlerindeki düşüş trendini tersine çevirmeye çalışan federal hükümet açısından yeni riskler oluşturuyor. Gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan hükümet sözcüsü, "Amacımız, Almanya'daki üretim tesislerinin kapatılmasını önlemektir. Bunu başarmak için gerekli rekabet mekanizmaları dahil olmak üzere doğru çerçeve koşullarının oluşturulması gerekiyor. Bu tesislerin karlı kalmasını sağlayacak teşvikler sunulmalıdır. Ancak ilkesel olarak bu tür kararları ticari gerekçelerle almak her zaman şirketlerin kendi sorumluluğundadır." ifadelerini kullandı. Şirketin henüz resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadığı bu planların, başta sendikalar olmak üzere Volkswagen'in ikinci en büyük hissedarı konumundaki Aşağı Saksonya eyalet yönetimi tarafından güçlü bir dirençle karşılanması bekleniyor. Volkswagen'de Alman federal hükümetinin herhangi bir hissesi bulunmuyor. 9 TEMMUZ'DAKİ TOPLANTI KRİTİK Şirketin yeniden yapılanma stratejisinde asıl diplomatik ve operasyonel kriz ise Osnabrück tesislerinde yaşanıyor. Volkswagen'in tasarruf önlemleri kapsamında 2027'de üretimi durdurmayı planladığı 2 bin 300 çalışanlı Osnabrück fabrikasını İsrailli savunma şirketi Rafael'e devrederek "Demir Kubbe" füze savunma sistemi bileşenleri üretmeyi hedeflediği belirtiliyor. Ancak, Volkswagen'in yüzde 17 oy hakkına sahip üçüncü büyük hissedarı konumundaki Katar Yatırım Otoritesi'nin (QIA), Doha ile İsrail arasındaki gerilimli ilişkileri gerekçe göstererek projeye karşı çıktığı ve süreci tıkadığı ifade ediliyor. Buna ilişkin QIA, Volkswagen yönetimi ve denetleme kurulu sözcüleri resmi bir açıklama yapmaktan kaçınarak yorum yapmadı. Federal hükümetin ve şirkette yüzde 20 payı bulunan Aşağı Saksonya eyaletinin desteklediği bu dönüşüm, Katar'ın vetosunun yanı sıra yerel halkın protestoları nedeniyle de zora girmiş durumda. Gündemdeki tüm bu radikal taslakların ve kriz başlıklarının, işçi temsilcilerinin de yer alacağı 9 Temmuz'daki denetleme kurulu toplantısında masaya yatırılması öngörülüyor. Bu arada, Volkswagen yönetimi işçi tarafına şu ana kadar üzerinde uzlaşılan istihdam kesintilerinin mali hedefleri yakalamak için yetersiz kaldığını da bildirdi. Alman basınında yer alan haberlere göre, Volkswagen'de ek istihdam azaltmalarına ilişkin net sayısal hedeflerin henüz işçi temsilcilerine resmi olarak iletilmediği belirtildi. SENDİKALARDAN SERT TEPKİ Yönetimin, geçen hafta küresel çapta istihdam ettiği 657 bin personelden yaklaşık 100 binini gelecek yıllarda işten çıkarmayı öngören kapsamlı bir strateji hazırladığı iddiaları, işçi temsilcileri ve sendikaların sert tepkisine yol açmıştı. Şirketin mevcut tasarruf programını iki katına çıkaracağı belirtilen bu planlara karşı IG Metall Sendikası ile Volkswagen İş Konseyi ortak bir cephe oluşturdu. Yapılan ortak açıklamada, sızan planlar "sorumsuz tehditler" olarak nitelendirilerek şu ifadelere yer verildi: "Çalışanların haklarına, Volkswagen Yasası'na, ortak yönetim ilkelerine ve üretim tesislerimize yönelik bu saldırıları elimizdeki tüm imkanlarla engelleyeceğiz." İşçi temsilcileri, yönetimin "kör bir aktivizm" yerine rekabetçi ürünler, yeni teknolojiler ve istihdam güvenliğine odaklanması gerektiği çağrısında bulunurken, VW sözcüsü tasarruf planlarının detaylarına ilişkin yorum yapmaktan kaçınarak konuların ilgili kurullarda tartışılmaya devam ettiğini bildirmişti.
Alman Hükümeti Volkswagen’in Fabrika Kapatma Planlarını Engellemek İstiyorBM Güvenlik Konseyi THE HOUTHIS kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, THE HOUTHIS adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans YEe.001). Yaptırım rejimi: Yemen.
BM Güvenlik Konseyi THE HOUTHIS kuruluşunu yaptırım listesine ekledi- Diplomatik29 Haz
BM Güvenlik Konseyi HAJI BASIR AND ZARJMIL COMPANY HAWALA kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, HAJI BASIR AND ZARJMIL COMPANY HAWALA adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans TAe.014). Yaptırım rejimi: Taliban.
ABD, Dubai Ticaret Şirketini Uyuşturucu Bağlantılı Yaptırım Listesine Aldı - Diplomatik21 Kas
BM Güvenlik Konseyi RAHAT LTD. kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, RAHAT LTD. adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans TAe.013). Yaptırım rejimi: Taliban.
BM Güvenlik Konseyi MOHAMMED QASIM MIR WALI KHUDAI RAHIM kişisini yaptırım listesine ekledi - Diplomatik05 Kas
BM Güvenlik Konseyi HAQQANI NETWORK (HQN) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, HAQQANI NETWORK (HQN) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans TAe.012). Yaptırım rejimi: Taliban.
BM Güvenlik Konseyi ABDUL RAUF ZAKIR kişisini yaptırım listesine ekledi - Diplomatik29 Haz
BM Güvenlik Konseyi ROSHAN MONEY EXCHANGE kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ROSHAN MONEY EXCHANGE adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans TAe.011). Yaptırım rejimi: Taliban.
BM Güvenlik Konseyi BAKHT GUL kişisini yaptırım listesine ekledi - Diplomatik29 Haz
BM Güvenlik Konseyi HAJI KHAIRULLAH HAJI SATTAR MONEY EXCHANGE kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, HAJI KHAIRULLAH HAJI SATTAR MONEY EXCHANGE adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans TAe.010). Yaptırım rejimi: Taliban.
BM Güvenlik Konseyi BAKHT GUL kişisini yaptırım listesine ekledi BM Güvenlik Konseyi AL-SHABAAB kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, AL-SHABAAB adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans SOe.001). Yaptırım rejimi: Somalia.
BM Güvenlik Konseyi Yasin Ali Baynah kişisini yaptırım listesine eklediBM Güvenlik Konseyi Islamic State In Iraq And the Levant In South-East Asia (ISIL-SEA, ISIL-South East Asia) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Islamic State In Iraq And the Levant In South-East Asia (ISIL-SEA, ISIL-South East Asia) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.169). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi Islamic State In Iraq And the Levant In South-East Asia (ISIL-SEA, ISIL-South East Asia) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi- Diplomatik07 Mar
BM Güvenlik Konseyi KHATIBA AL-TAWHID WAL-JIHAD (KTJ) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, KHATIBA AL-TAWHID WAL-JIHAD (KTJ) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.168). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi KHATIBA AL-TAWHID WAL-JIHAD (KTJ) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi BM Güvenlik Konseyi JUND AL-KHILAFAH IN TUNISIA (JAK-T) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, JUND AL-KHILAFAH IN TUNISIA (JAK-T) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.167). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi ASHRAF AL-QIZANI kişisini yaptırım listesine eklediBM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - YEMEN kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - YEMEN adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.166). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi JAMAAH ANSHARUT DAULAH kuruluşunu yaptırım listesine eklediBM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - LIBYA kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - LIBYA adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.165). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi JAMAAH ANSHARUT DAULAH kuruluşunu yaptırım listesine ekledi- Diplomatik04 Mar
BM Güvenlik Konseyi JAMAAH ANSHARUT DAULAH kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, JAMAAH ANSHARUT DAULAH adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.164). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi JAMAAH ANSHARUT DAULAH kuruluşunu yaptırım listesine ekledi - Diplomatik23 Şub
BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE IN THE GREATER SAHARA (ISGS) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ISLAMIC STATE IN THE GREATER SAHARA (ISGS) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.163). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE WEST AFRICA PROVINCE (ISWAP) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi - Diplomatik23 Şub
BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE WEST AFRICA PROVINCE (ISWAP) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ISLAMIC STATE WEST AFRICA PROVINCE (ISWAP) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.162). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE WEST AFRICA PROVINCE (ISWAP) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - KHORASAN (ISIL-K) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - KHORASAN (ISIL-K) adlı kuruluşu konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDe.161). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.
BM Güvenlik Konseyi ISLAMIC STATE IN IRAQ AND THE LEVANT - KHORASAN (ISIL-K) kuruluşunu yaptırım listesine ekledi
Kişi dizinine dönBG
1090
Toplam olay
50
Son 30 gün
Son hareketleren güncel: 11 sa önce