11. İsrail devlet başkanı (2021–görevde)
Yalnızlaşan İsrail Avrupa sağına yanaşıyor
Gazze savaşı nedeniyle diplomatik alanda yalnızlaşan İsrail hükümeti, geçmişinde antisemitizm barındıran Avrupa aşırı sağıyla işbirliğini hızlandırıyor. Gazze'deki savaş nedeniyle uluslararası alanda artan tecrit baskısıyla karşılaşan İsrail hükümeti, Avrupa'daki radikal sağ hareketlerle ilişkilerini derinleştiriyor. Başbakan Binyamin Netanyahu, askeri harekatı eleştiren Batılı liderleri Yahudi düşmanlığını körüklemekle suçlarken, İsrail'e destek verdikleri müddetçe aşırı sağcı siyasetçilerle yakınlaşmayı sürdürüyor. İsrail ile Avrupa aşırı sağı arasındaki bağlar, Fransa'da Ulusal Birlik lideri Jordan Bardella hakkında çıkan iddialarla yeniden tartışma konusu oldu. Bir Fransız araştırma sitesinin, Bardella'nın gençliğinde Yahudiler hakkında aşağılayıcı ifadeler kullandığını öne sürmesi üzerine, İsrail'in Antisemitizmle Mücadele Bakanı Amichai Chikli Fransız siyasetçiye arka çıktı. Chikli, anketlerde önde giden Marine Le Pen'in gelecek yılki cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması durumunda başbakanlık koltuğuna oturabilecek Bardella'yı "Avrupa'da Hamas'a karşı en net seslerden biri" olarak niteledi. Bardella, geçen yıl İsrail'e yaptığı ziyarette 7 Ekim 2023 saldırılarından sağ kurtulanlarla görüşmüştü. NETANYAHU AVUSTURYA SAĞIYLA YENİDEN DOST OLUYOR Netanyahu kabinesi, geçmişte sert mesafe koyduğu Avusturya aşırı sağına karşı da tutumunu değiştirdi. İsrail, eski Naziler tarafından kurulan Özgürlük Partisi'nin (FPÖ) hükümet ortağı olduğu 2000 yılında Viyana Büyükelçisi'ni geri çekmiş ve uluslararası kınama kampanyasını desteklemişti. Günümüzde ise Tel Aviv, FPÖ ile ilişkileri normalleştirme yoluna gitti. Bakan Chikli, FPÖ lideri Herbert Kickl'in olası iktidar programında "antisemitizm ve antisiyonizmle mücadeleye" yer vereceğini taahhüt etmesini "tarihi bir dönüm noktası" olarak nitelendirdi. İsrail yönetiminin İsveç, İspanya ve İngiltere'deki aşırı sağcı figürlerle geliştirdiği diyalogda, Batı'ya yönelik Müslüman göçüne dair ortak kaygılar öne çıkıyor. İngiltere'de aşırı sağcı kışkırtıcı Tommy Robinson'ın geçen yıl İsrail'de ağırlanması ve radikal İslam hakkındaki görüşlerinin takdir edilmesi, İngiltere'deki Yahudi toplumunda tepkiyle karşılandı. Latin Amerika'da Arjantin ve Kolombiya'da seçilen sert sağcı liderlerle kurulan sıcak bağlara rağmen, İsrail henüz Almanya için Almanya (AfD) partisine resmi temas kapısını açmadı. İsrail'in 2017-2022 yılları arasında Berlin Büyükelçisi olarak görev yapan Jeremy Issacharoff, Avrupa'daki aşırı sağcı oluşumların geçmişteki antisemitik bagajlarından sıyrılmak amacıyla İsrail'e yöneldiğini kaydetti. AFP ajansına yaptığı açıklamada, bu yapıların İsrail ile temas kurarak bir tür meşruiyet sağladığını belirten Issacharoff, "Bu işten ne kazandıklarını görebiliyorum; fakat İsrail açısından yalnızca değerlerine ve uluslararası konumuna zarar veriyor" değerlendirmesini yaptı. Issacharoff, merkez ve sol siyasetten yükselen Gazze eleştirilerini dengelemek isteyen İsrailli sağcıların bu yakınlaşmayı bir kaldıraç olarak gördüğünü, ancak Fransa ve Avusturya gibi ülkelerdeki yerel Yahudi toplumlarının güvenliğinin gözetilmesi gerektiğini vurguladı. "AMAÇ AVRUPA BİRLİĞİ'NDEKİ MUTABAKATI PARÇALAMAK" Prag Uluslararası İlişkiler Enstitüsü araştırmacısı Azriel Bermant ise Netanyahu'nun Avrupa aşırı sağına yönelmesinin temelinde, Avrupa Birliği içindeki ortak mutabakatı parçalama niyetinin yattığına dikkat çekti. Bermant, Netanyahu'nun daha önce George Soros karşıtı kampanyalarında antisemitik kalıpları kullanmakla suçlanan eski Macaristan Başbakanı Viktor Orban ile kurduğu benzer ilişkiyi anımsattı. Diplomatik eksen kayması, Batılı başkentlerin Batı Şeria politikalarına dönük yaptırım kararlarıyla eş zamanlı ilerliyor. İngiltere ve Fransa öncülüğündeki 12 ülke, işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan yasa dışı Yahudi yerleşimlerinde üretilen ürünlerin ticaretine yasak getirdi. Karara Kanada, Danimarka, İspanya, Finlandiya, İrlanda, İzlanda, Norveç, Polonya, Portekiz ve İsveç katıldı. Yıllık 6 milyar sterlinlik ikili ticaret hacmine sahip İngiltere'de Dışişleri Bakanı David Miliband yaptırımların iki devletli çözümü korumayı amaçladığını duyururken, İsrail Cumhurbaşkanı İshak Herzog kararı "muhakeme hatası" olarak tanımladı. Ticaret yasağına sert misillemeyle karşılık veren İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatma kararı aldı. Tel Aviv yönetimi ayrıca Gazze'deki koordinasyon merkezindeki İngiliz temsilcileri çıkarma ve çoğu milletvekili 12 İngiliz vatandaşına ülkeye giriş yasağı getirme kararı aldı. Dışişleri Bakanı Saar, yaptırımlara karşı çıkan İngiltere'deki aşırı sağcı Reform Partisi liderini telefonla arayarak desteği için teşekkür etti; Bakan Chikli ise İngiliz Dışişleri Bakanı Miliband'ın dış görünüşünü hedef alan alaycı ifadeler kullandı. İsrail'de 27 Ekim'de düzenlenecek genel seçimler öncesinde analistler, Netanyahu iktidarı kaybetse dahi Tel Aviv'in Avrupa'daki yükselen aşırılıkçı aktörlerle ilişkilerini tamamen koparmayacağını öngörüyor. Eski bir İsrailli diplomat ise aşırı sağa angaje olmanın risklerine dikkat çekerek, hükümetlerin sağdan sola değişebileceğini ve İsrail'in kendisini radikal eksene hapsetmemesi gerektiğini kaydetti.
Yalnızlaşan İsrail Avrupa sağına yanaşıyor5 Israeli Civilians To Be Awarded For Overpowering flydubai Co-Pilot
Israeli President Isaac Herzog's office initially announced four award winners but later announced a fifth, Tali Manes, whose husband was among the originally named recipients.
100 settlers attack West Bank village, drawing rare censure from Netanyahu
JALUD: More than 100 Israeli settlers attacked a Palestinian village in the occupied West Bank on Tuesday, drawing rare Israeli government condemnation after they injured three members of the security forces. The raid, along with another attack on a different West Bank village on Tuesday, comes amid mounting international criticism of settler violence, which Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu downplayed in an address last week to the United Nations. Settlers stormed the village of Jalud in the northern West Bank as the military attempted to accompany a Palestinian family back to their home after they had been displaced by settler attacks two months earlier. The Israeli military said “more than 100 Israeli rioters” were in the area of Jalud overnight and soldiers and border police tried to disperse them. “As a result of the clashes, three Israel Border Police officers were lightly injured, and a security forces vehicle was damaged,” it said in a statement. One person was arrested and two minors were taken in for questioning, police said. The military said the settlers had blocked roads, set tyres on fire and thrown rocks at security forces, also setting fire to Palestinian buildings and vehicles in the village. It added that the attack had prevented the return of the family, who had been displaced “following several incidents of (Israeli) nationalist crime against them”. ‘No justification’ Israel has occupied the West Bank since 1967 and has been accelerating settlement expansion there. Some 500,000 Israeli settlers live among three million Palestinians. Netanyahu condemned the attack, which he blamed on “a small group of rioters”. Their actions “cause great harm to that community and interfere with our forces as they carry out their mission”, he said. President Isaac Herzog, who holds a largely ceremonial role, called the attack “a moral stain, an assault on the rule of law and our most fundamental values as a people and a nation”. Such criticism is rare for attacks in which the victims are Palestinian. Settler attacks against Palestinians including beatings, vandalism and arson averaged six a day in the first half of the year, according to the United Nations. Recent weeks have also seen high-profile attacks against Israelis in the West Bank, including the shooting death of a settler by a Palestinian. Israel has voiced outrage and imposed diplomatic repercussions after Britain, the Netherlands and other countries imposed sanctions against products from Israeli settlements in the West Bank, which are illegal under international law. Rising settler ambitions Mahmoud al-Toubasi, a member of the family seeking to return to Jalud, said that he and his relatives had left the house more than two months ago, and that it had been occupied by settlers until the attack on Tuesday. “My wife, my son and I went to the house in the car, accompanied by an army vehicle in front of us and another behind us,” he said. Settlers attacked the group upon their arrival at the house and were pushed back by soldiers with pepper spray, he added. “We were not physically injured, but we suffered some choking from the pepper spray,” Toubasi said. In a separate attack Tuesday, dozens of settlers from hilltop outposts raided the Palestinian village of al-Mughayyir, northeast of Ramallah, residents said. Al-Mughayyir is the scene of frequent attacks due to its isolated location and the presence of several settlement outposts all around it. In a separate incident in the town of Beitunia near Ramallah, dozens of settlers came to hold a prayer for the Jewish holiday of Sukkot using loudspeakers, Mayor Ribhi Dawla said. “This gathering is a dangerous precedent,” he said. “There are ambitions for settlements in the area, they placed a caravan in the western part of the town and installed an iron gate.” In another incident on Tuesday evening, the Palestinian Red Crescent reported that its crews were “treating three people who were assaulted and beaten by settlers in the Jamala area near Ramallah” and taking them to hospital. Published in Dawn, September 30th, 2026
100 settlers attack West Bank village, drawing rare censure from Netanyahuİsrail'de seçimlerin kilidi konumundaki Filistinlileri temsil eden partilere yasak
İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi, 27 Ekim'de yapılacak seçimlerin kilidi konumundaki Filistinlileri temsil eden partilere seçime katılma yasağı getirdi. Son kararı ise Yüksek Mahkeme verecek. İsrail'de yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, Filistinlileri temsil eden partiler, 27 Ekim'de yapılacak seçimlerin kilidi konumunda bulunuyor. İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi, dün düzenlenen toplantıda, Mansur Abbas liderliğindeki Raam Partisi ile Hadash, Taal ve Balad partilerinin bir araya gelerek oluşturduğu Ortak Liste'nin seçimlere katılımının yasaklanması yönünde karar aldı. Komite ayrıca, Hadash Milletvekili Ofer Cassif ile Balad Partisi lideri Sami Ebu Şehade'nin adaylıklarını da engelleme kararına imza attı. İnsan hakları ve hukuk örgütü "Adalah", yaptığı açıklamada, Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılma başvurularının reddine ilişkin alınan kararların hiçbir geçerli gerekçesi olmadığına dikkati çekti. Söz konusu partilerin ve adayların seçimlere katılıp katılamayacağına dair son kararı ise İsrail Yüksek Mahkemesi'nin vermesi bekleniyor. ANKETLER SEÇİM SONRASI BELİRSİZLİĞE İŞARET EDİYOR İsrail'de 27 Ekim'deki seçimler öncesinde yapılan kamuoyu yoklamaları ne mevcut hükümetin ne de muhalif kanadın, 120 sandalyeli İsrail Meclisi'nde hükümeti kurabilmek için gerekli 61 milletvekilinin desteğine ulaşabileceğini gösteriyor. Son yapılan anketlere göre, mevcut Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki aşırı sağcılar ve Ultra Ortodoks Yahudilerden (Haredi) oluşan mevcut iktidar bloğu 50-52 milletvekilinde kalıyor. Eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki Yashar Partisi 23-24 sandalye dolaylarında seçim yarışını Netanyahu liderliğindeki Likud'unun önünde götürse de blok olarak muhalefet ancak 54-56 sandalyeye ulaşabiliyor. Gerek iktidar gerekse de muhalefet kanadının hükümet kurmak için yeterli sayıya ulaşamaması, seçimler sonrasında belirsizliğe ve çetin koalisyon pazarlıklarına işaret ediyor. FİLİSTİNLİLERİ TEMSİL EDEN PARTİLER KİLİT KONUMDA Kamuoyu yoklamalarından çıkan bu sonuçlar, İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi'nin yasaklama kararı aldığı, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden partileri kilit konuma taşıyordu. Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip İsrail'de, nüfusun hemen hemen yüzde 20'sini "1948 Arapları" diye isimlendirilen Filistin asıllı İsrail vatandaşları oluşturuyor. Bu tablo, anketlerin ortaya koyduğu belirsizlikle birlikte değerlendirildiğinde, Filistin asıllı vatandaşların yapılacak seçimlerde İsrail'in siyasi geleceğine önemli bir etkisi olacağını gösteriyordu. Nitekim anketlere göre, Hadash, Taal ve Balad partilerinden oluşan ve Yusuf Cebarin'in liderliğini yaptığı Ortak Liste'nin meclise 7-8, Mansur Abbas'ın Raam Partisi'nin ise 5-6 milletvekili; yani iki listenin toplamda 12-14 milletvekiliyle İsrail meclisinde temsil edilmesi bekleniyordu. Özellikle 2021'de koalisyona katılan Mansur Abbas'ın Eisenkot'un başını çektiği muhalif blokla birlikte hareket edebileceği, bunun da Arap oylarının Eisenkot'u koalisyon kurma yarışında Netanyahu'nun bir adım önüne geçmesini sağlayacağı yönünde yorumların yapıldığı İsrail'de, Filistinlileri temsil eden partilere yönelik yasaklama kararının gelmesi dikkati çekti. KOALİSYON KURULAMAMASI NETANYAHU'YA YARIYOR Gazze'deki soykırım nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin hakkında yakalama kararı çıkardığı, ülkesinde ise yolsuzlukla yargılanan Başbakan Netanyahu, seçimler öncesinde koltuğunu kaybetme korkusu yaşıyor. Ülkede 27 Ekim'de yapılacak seçimler sonrasında koalisyon pazarlıklarının uzaması, hükümetin kurulamaması ve tekrar seçimlere gidilmesi ise Netanyahu'ya yarıyor. İsrail siyasi sistemine göre, seçimlerin yapılmasının ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un, hükümeti kurması en muhtemel, en fazla milletvekilinin desteğini alan adaya, bir hafta içerisinde hükümet kurma yetkisi vermesi bekleniyor. Yetkiyi alan adaya hükümeti kurması için 4 hafta süre tanırırken bu süre 2 hafta daha uzatılabiliyor. Bu süre içerisinde hükümetin kurulamaması durumunda ise bu kez Cumhurbaşkanı'nın yetkiyi diğer adaylardan birine vermesi ve yine toplamda 6 haftalık bir sürecin işletilmesi gerekiyor. İkinci adayın da hükümeti kuramaması halinde, herhangi bir adayın 61 milletvekilinin imzasını toplayıp toplayamayacağını görmek için 3 haftalık süre tanınacak ve bu da gerçekleşmezse meclis feshedilerek ülkede 3 aylık propaganda süresiyle seçimler tekrarlanacak. Filistinlileri temsil eden partilerin seçimlere katılımının yasaklanmasının seçimler sonrasında koalisyon kurulma ihtimalini daha da zorlaştırdığı İsrail'de, başarısız koalisyon görüşmeleri neticesinde seçimlerin tekrarlanması durumunda, bir sonraki seçimlerin ardından işletilecek süreç ile birlikte Netanyahu, yaklaşık 10 ay daha başbakanlık koltuğunda kalabilecek. "SİYASİ BİR KARAR" Adalah’ın komite toplantısına katılan avukatlarından Hadeel Ebu Salih, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İsrail Meclisi Merkez Seçim Komitesi’nin siyasi parti temsilcilerinden oluştuğuna dikkati çekerek hukuki dayanağı olmamasına rağmen “İsrail devletinin, Yahudi veya demokratik niteliğini reddetmek, terör faaliyetlerini desteklemek ve ayrımcılığı kışkırtmak” kapsamında, fakat hiçbir delil sunulmaksızın, siyasi bir yasak kararı verdiğine işaret etti. Ebu Salih, 29 Eylül Salı gününe kadar karara itiraz edeceklerini, ardından itirazın Yüksek Mahkeme’de görüşüleceğini ve mahkemenin itirazı haklı bulacağını düşündüğünü belirterek şunları söyledi: “Arap partilerinin seçimlerden dışlanması Netanyahu'ya fayda sağlar, çünkü bir sonraki İsrail Meclisi’nde ne kadar çok Filistinli temsilci olursa bu, Netanyahu'nun hükümet kurma şansının o kadar azalması anlamına gelecektir.” Yüksek Mahkeme’nin itirazı kabul ederek kararı iptal etmesi durumunda işlerin değişebileceğine işaret eden Ebu Salih, bu durumun daha fazla Filistinliyi seçimlerde sandık başına gitmeye teşvik edebileceğine dikkati çekti.
İsrail'de seçimlerin kilidi konumundaki Filistinlileri temsil eden partilere yasakIsraeli president pardons former soldier who killed wounded Palestinian
Israeli President Isaac Herzog has pardoned former soldier Elor Azaria, clearing his criminal record for killing a wounded Palestinian in 2016 despite military objections.
Israeli president pardons combat medic who shot dead wounded Palestinian attackerİsrail’de skandal karar... Herzog katili affetti
İSRAİL Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, İsrail ordusunun ve askeri yargının aksi yöndeki kararına rağmen, 2016 yılında El Halil’de etkisiz hale getirilmiş ve yerde yaralı yatan Filistinli Abd Fatah al-Sharif’i başından vurarak öldürdüğü için mahkûm edilen eski asker Elor Azaria hakkındaki sabıka kaydını silen af kararını imzaladı.
İsrail’de skandal karar... Herzog katili affettiIsrael's president pardons a combat medic whose shooting of a Palestinian attacker caused debate
President Isaac Herzog in a statement said he acted on the recommendation of Defense Minister Israel Katz and cited the time that had passed, and the spirit of the approaching Yom Kippur, or Day of Atonement, as among the factors in his decision.
Israel’s president clears criminal record of soldier who killed wounded Palestinian
Isaac Herzog grants request concerning former soldier Elor Azaria despite army saying he never expressed remorse, accepted responsibility
Israeli president pardons combat medic who shot dead wounded Palestinian attacker- Güvenlik19 Eyl
İsrail Cumhurbaşkanı, yaralı Filistinliyi başından vurarak öldüren İsrail askerini affetti
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, İsrail ordusunun Batı Şeria'ya 2016'da düzenlediği bir baskın sırasında yaralanan Filistinliyi yerde yatarken başından vurarak öldüren İsrail askeri Elor Azaria'yı affederek sabıka kaydının silinmesine karar verdi.
İsrailli silah şirketleri Kıbrıs’a ‘taşınıyor’
İsrail’in büyük silah şirketleri, AB’nin 150 milyar euroluk savunma programı SAFE’ten daha fazla pay alabilmek amacıyla Avrupa Birliği üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne fabrika kurmayı hazırlanıyor. Şirketlerin talebi üzerine İsrail Cumhurbaşkanı İsaac Herzog geçen hafta Lefkoşa’ya gelerek Rum lider Nikos Hristodulidis’ten onay aldı.
İsrailli silah şirketleri Kıbrıs’a ‘taşınıyor’İsrail-GKRY hattında kritik görüşme! 'Türkiye'ye karşı'
Rum basınında çıkan haberlere göre, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, resmi davet kapsamında bulunduğu Lefkoşa'da Rum Başkanlık Sarayı'nda Hristodulidis ile bir araya geldi. Görüşme sonunda açıklama yapan İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, GKRY lideri Hristodulidis'i "İsrail'in büyük dostu" olarak nitelendirerek övgülerde bulundu. Ziyarette Herzog, Kıbrıs'a karşı güçlü bir kişisel sevgi beslediğini belirterek, "Hayalim, Lübnan Cumhurbaşkanı, siz ve benim burada bile olsa bir araya gelebilmek." ifadesini kullandı. İsrail Cumhurbaşkanlığı Ofisi ise yaptığı açıklamada, Herzog'un ziyaretinin iki lider arasındaki düzenli temasların parçası olduğunu, ziyaretin İsrail ve GKRY arasındaki işbirliğini derinleştirmeyi ve bağları güçlendirmeyi amaçladığını bildirdi. 'STRATEJİK ORTAKLIĞI HER DÜZEYDE GÜÇLENDİRMEYİ UMUYORUZ' Rum basınının aktardığına göre, GKRY lideri Hristodulidis, Herzog'u karşılarken gazetecilere yaptığı açıklamada, İsrail Cumhurbaşkanı'nın Kıbrıs'ın kişisel dostu olduğunu belirterek, "Stratejik ortaklığı her düzeyde güçlendirmeyi umuyoruz." ifadesini kullandı. Hristodulidis, GKRY ile İsrail arasındaki turizm sektöründeki büyümeye de işaret ederek, Herzog ile iki tarafın güvenlik, istikrar ve işbirliği koşulları yaratmak amacıyla benzer görüşlere sahip diğer ülkelerle nasıl çalışabileceklerini de görüşeceklerini aktardı. Hristodulidis, Aralık 2025'te İsrail'i ziyaret ederek, Kudüs'te Cumhurbaşkanı Herzog ile de görüşmüştü. 'ZİYARET TÜRKİYE'YE KARŞI' Rum basınında çıkan haberlerde, Hristodulidis-Herzog görüşmesinin Türkiye'ye karşı olduğu değerlendirmesi yapıldı. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'u Kıbrıs'ta istemeyen, Soykırımdan Arındırılmış Kıbrıs, Aşırı Sağ İzleme Kıbrıs, Kıbrıs Filistin Dayanışma Hareketi, BDS Kıbrıs, Kıbrıs Barış Konseyi, Aşırı Sağ, Faşizm ve Irkçılığa Karşı İttifak, KISA ve Filistin İçin Sesler'in oluşturduğu koalisyon da görüşmenin emperyalizme hizmet ettiğini savundu. Philenews internet sitesinde çıkan haberde, koalisyonun görüşmelerin amacını, "İsrail'in Türkiye ile arasındaki gerilimleri ele almak ve İsrail ile GKRY arasındaki askeri işbirliğini derinleştirmek" şeklinde nitelendirdiğine işaret edildi. GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMLERİ ALINDI GKRY'de yayın yapan gazeteler, bugün Herzog'un Güney Kıbrıs'a gelişi nedeniyle polisin aldığı geniş güvenlik önlemlerine dikkati çekti. Haberlerde Rum polisinin, Larnaka-Lefkoşa kara yolu boyunca ve Lefkoşa'nın bazı bölgelerinde saat 09.00'dan 16.00'ya kadar yol kapatmaları ve artırılmış güvenlik önlemleri uygulanacağı belirtildi. İSRAİL PROTESTO EDİLECEK GKRY'de faaliyet gösteren Kıbrıs Barış Konseyi ve diğer aktivist grupların, İsrail'in Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'da sivillere yönelik eylemlerini protesto edecekleri duyuruldu. Kıbrıs Barış Konseyi, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un Ada'yı ziyaretini "provokasyon" olarak niteleyerek, bu akşam Rum Başkanlık Sarayı önünde protesto düzenleyeceklerini açıkladı.
İsrail'e Batı Şeria ambargosu
Avrupa ülkeleri, İsrail’in Batı Şeria’daki yasadışı Yahudi yerleşimlerinde üretilen mallara ambargo kararı aldı. 12 ülkenin attığı bu adım, mevcut İsrail yönetiminin Batı Şeria’da tepki çeken uygulamalarına bugüne kadar verilen en büyük tepki olarak dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere’nin dışında Kanada’nın da katıldığı ortak açıklamayla karar dünyaya duyuruldu. 12 ülkenin dışişleri bakanları, yaptıkları ortak yazılı açıklamayla Batı Şeria’daki İsrail yerleşimleriyle ticareti yasaklayacaklarını duyurdu. Açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemleriyle iki devletli çözümü baltalayan adımlar attığı belirtilirken, durumun her geçen gün daha da kötü hale geldiği kaydedildi. Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin sebep olduğu şiddet olaylarına işaret edilen açıklamada, iki devletli çözüm fikrinin korunması gerektiği vurgulandı. ‘İki devlet tek yol’ İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İngiltere Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada, kendisinin de bir Yahudi olduğunu hatırlatırken, “İsrail’e desteğim sarsılmazdır ancak bu durum, Filistin Devleti’ne desteğimle çelişmiyor” diye konuştu. İki devletli çözümün hem Filistinliler hem de İsrailliler için tek yol olduğunun altını çizen Miliband, Gazze’de yaşananların ise “dünyanın ve İngiltere’nin vicdanından silinmeyecek bir leke” olduğunu söyledi. “İngiltere, Batı Şeria’da yerleşimci teröristler tarafından etnik temizlik yapıldığını kabul etmektedir” diyen Miliband, İsrail’in Batı Şeria’daki eylemlerinin “Filistin Devleti” fikrini yok etmeyi hedeflediğini vurguladı. Öte yandan İran ve Hizbullah’a yönelik de yeni yaptırımlar açıklayan Miliband, “Bu tehditlerle mücadele, İsrail’le ortak ulusal güvenlik sorunlarımızdır. Bunlarla mücadelede işbirliğini sürdüreceğiz” dedi. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Fransa, aynı yönde taahhütlerde bulunan 11 ülkeyle birlikte işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrailli yerleşim yerleriyle ticarete son verecek” ifadesini kullandı. Batı Şeria’nın “patlama eşiğine” geldiği için böyle bir kararı aldıklarını belirten Barrot, bölgede uluslararası hukukun hiçe sayılarak Filistin topraklarının gasbının devam ettiğini, buradaki aşırıcı İsraillilerin Filistinlilere yönelik şiddet ve terör eylemlerinin arttığını vurguladı. “İsrail’in güvenliği kesin bir şekilde sağlanmadıkça Orta Doğu’da kalıcı barışın olamayacağını” savunan Barrot, “İsrail makamları yasa dışı sömürgeciliğe ve onu takip eden kabul edilemez şiddete son vermeli” görüşlerini paylaştı. ABD rahatsız ABD ise ambargo kararına karşı çıktı. ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, İngiliz firmalarının birçok ABD eyaletinde iş yapmasının “yasaklanabileceğini” söyledi. Kararın, İngiltere ile ABD ve İsrail arasındaki ilişkilerde yeni bir gerilime yol açabileceği değerlendirilirken, İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın ABD Başkanı Donald Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği bildirildi. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ise, böyle bir karar alan ülkelerin “tarihin yanlış tarafında” yer alacağını ifade etti. Öte yandan İsrail, İngiltere’nin kararına misilleme olarak Kudüs’teki İngiliz konsolosluğunu kapatma kararı aldı. Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerini yasadışı, bölgeyi ise işgal altında kabul ediyor. İsrail ise Batı Şeria’nın işgal altında değil, statüsü tartışmalı bir bölge olduğunu savunuyor. Bu topraklardan giden mallar İsrail’in toplam ticaret hacminin küçük bir kısmını teşkil ediyor. Türkiye’den destek Dışişleri Bakanlığı, 12 ülkenin Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticareti yasaklamaya yönelik adımları hakkında yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada’nın öncülüğünde on iki ülke tarafından Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimlerle ticareti ve iş ilişkilerini yasaklamaya yönelik atılan adımları memnuniyetle karşılıyor ve destekliyoruz” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, yasa dışı yerleşimlerin, sistematik bir işgal politikasına dönüşerek Filistin Devleti’nin varlığını tehdit eder noktaya ulaştığı, “yerleşimci terörü”nün etnik temizlik boyutuna vardığı vurgulandı. 7 Ekim tartışması büyüyor: Uyarmışlardı İsraili merkezli Haaretz ülkede seçime günler kala 7 Ekim 2023’te ülkeyi sarsan Hamas saldırılarıyla ilgili çarpıcı bir haberle dikkat çekti. Haberde, BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zaid’in 7 Ekim saldırısından bir buçuk hafta önce İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu aradığını ve olası saldırılarla ilgili istihbarattan haberdar ettiği öne sürüldü. Habere göre Bin Zaid bu görüşmede, Hamas’ın Gazze’deki lideri Yahya Sinvar’ın İsrail’e karşı büyük bir operasyon planladığı uyarısında bulundu. Bin Zaid, söz konusu olayın sadece kan dökülmesine yol açmakla kalmayıp tüm bölgeyi istikrarsızlaştıracağından endişe ettiğini dile getirdi. Habere göre Netanyahu ise sakin bir tepki verdi ve İsrail’in her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu belirtti. Suudi-Husi çatışmaları şiddetlendi Yemen’de İran destekli Husiler ile Suudi Arabistan tarafından desteklenen Yemen hükümeti güçleri arasındaki çatışmalar şiddetleniyor. Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik son saldırısı büyük dikkat çekerken, çatışmada yeni bir döneme girildi. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, Husilerin ülkenin güneyindeki bazı enerji tesislerini hedef aldığını; bazı bölgelerde yangınların çıktığını bildirdi. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Husilerin ülkeye yönelik saldırılarında 73 kişinin yaralandığını duyurdu. Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, ülkenin güneyindeki bazı petrol ve enerji tesislerinin saldırıların ardından faaliyetlerini geçici olarak durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, çeşitli noktalarda çıkan yangınlara itfaiye ekiplerinin müdahalesinin sürdüğünü belirtti. Saldırılar, Yemen’de hükümet güçlerinin Husilerin kontrolündeki başkent Sana’yı geri almak amacıyla başlattığı karşı saldırının sürdüğü dönemde gerçekleşti. Yemen ordusu son günlerde Husilerin daha önce ele geçirdiği bazı bölgeleri geri almak için karşı saldırı başlatırken, el-Cevf’te yeni bir cephe açarak başkente doğru ilerleme sağlamaya çalışıyor. Türkiye’den kınama Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Husilerin Suudi Arabistan’ı hedef alan saldırıları kınanırken, “Husilere saldırgan eylemlerine bir an önce son vermeleri çağrısında bulunuyoruz” denildi. ABD’den İran petrolüne saldırı ABD’nin İran’a yönelik saldırıları devam ediyor. ABD ordusu dün İran’ın Basra Körfezi’nde yer alan petrol ihraç terminalinin bulunduğu Hark Adası ile Hürmüzgan Eyaleti’ne bağlı Cask kenti yakınlarına saldırılar düzenledi. İran medyası bölgede patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. Amerikan Fox News’e konuşan üst düzey ABD’li bir yetkili, Hark Adası ile Cask kentine saldırıları doğrularken, vurulan hedefler arasında İranlı petrol tankerlerinin de bulunduğunu açıkladı. ‘Denizaltı ele geçirdik’ İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı’nda ABD’ye ait insansız denizaltı ele geçirdiklerini duyurdu. Yayınlanan görüntülerde, denizaltının ABD Donanması’nın en yeni otonom su altı sistemlerinden biri olan Dive-LD olduğu görüldü. 6 bin metre derinliğe inebilen denizaltı, deniz tabanı haritalama, mayın tespiti, boru hattı kontrolü ve istihbarat toplama görevlerinde kullanılıyor.
Batı Şeria'da şiddet, 12 ülkeden İsrail'e yaptırım, Lübnan'da ilhak sinyaliİngiltere'den İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşimlerine ticaret yaptırımı
İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria'daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik ticaret yasağı getireceğini duyurdu. İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara yönelik ticaret yasağını yürürlüğe koymaya hazırlanıyor. Londra yönetimi adımı iki devletli çözüme destek gerekçesiyle atarken, İsrail ve ABD karara tepki gösterdi. Temmuz ayında göreve gelen İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail politikasını sıfırlamak istediğini belirtmişti. Miliband, ticaret yaptırımlarını gün içinde resmen açıklayacak. Reuters ajansının aktardığına göre İngiltere Çalışma ve Emeklilik Bakanı Pat McFadden, yerleşim faaliyetlerindeki hızlanmanın yaptırımları acil hale getirdiğini, ancak İsrail'in İngiltere için önemli bir ticaret ortağı kalmayı sürdüreceğini dile getirdi. Karar, uluslararası alanda giderek yalnızlaşan İsrail'de öfkeye yol açtı. İsrail Cumhurbaşkanı İzhak Herzog, İngiltere'yi Ekim ayı sonunda yapılacak seçimlere müdahale etmekle suçladı. Herzog, yaptırımların "tarihin yanlış tarafında yer alan vahim bir hesap hatası" olacağını savundu. Aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise İngiltere'nin Tel Aviv Büyükelçisi'nin sınır dışı edilmesi çağrısında bulundu. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, BBC'ye yaptığı açıklamada, söz konusu adımı "Yahudi halkına yönelik ayrımcılık" olarak nitelendirdi. Huckabee, kararın İngiltere'nin bazı ABD eyaletleriyle ticaretini sınırlayabileceği uyarısını yaptı. Bazı ABD eyaletleri, İsrail'i boykot eden şirketlerin kamu ihalelerine, tedarik süreçlerine veya kamu yatırımlarına katılmasını yasaklıyor. Başbakan Andy Burnham liderliğindeki İngiltere hükümeti, önceki İşçi Partisi Başbakanı Keir Starmer'ın çizgisini sürdürüyor. İngiltere, Starmer döneminde 2025 yılında iki devletli çözümü teşvik etmek amacıyla Filistin devletini tanımış, geçtiğimiz Haziran ayında ise Batı Şeria'daki şiddeti finanse eden ve uygulayan ağlara yaptırım getirmişti. Burnham, ABD Başkanı Donald Trump ile pazartesi günü yaptığı telefon görüşmesinde iki devletli çözümün önemini vurgulamıştı. İşçi Partisi içindeki birçok milletvekili Miliband'in hamlesini memnuniyetle karşıladı. Bir parlamenter ise yasağın bazı kesimler için yetersiz kaldığını, özellikle seçim bölgelerinde yoğun Yahudi nüfus barındıran temsilciler için ise fazla ileri giden bir adım olarak görüldüğünü aktardı. Yıllık 6 milyar sterlinlik (8,12 milyar dolar) ikili ticaret hacmi üzerindeki etkinin asgari düzeyde kalması öngörülüyor. Yerleşimlerden gelen ürünler çoğunlukla taze tarım ürünleri ve şaraptan oluşuyor ve İsrail'in toplam ticaretinin çok küçük bir kısmını teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler kurumları ve İngiltere dahil çoğu ülke, Batı Şeria'daki yerleşimleri yasa dışı, bölgeyi ise askeri işgal altındaki topraklar olarak kabul ediyor. İsrail yönetimi bölgenin işgal altında değil "ihtilaflı" olduğunu öne sürüyor. Son dönemdeki kaygıların odağında, Kudüs yakınlarında bağımsız Filistin devletinin toprak bütünlüğünü kesintiye uğratacak E1 yerleşim projesi yer alıyor. İngiltere ve Avrupa ülkeleri projeyi ağustos ayında eleştirmişti. İspanya, İrlanda ve Hollanda yerleşim ürünlerinin ithalatını yasaklama kararı alırken, Fransa, Kanada ve Norveç bu yıl yerleşimleri hedef alan yaptırımlar uygulamıştı. Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir de daha önce İngiltere dahil çeşitli ülkelerin yaptırım listesine girmişti.
Batı Şeria'da şiddet, 12 ülkeden İsrail'e yaptırım, Lübnan'da ilhak sinyali