İsrail sandık başında. Netanyahu'nun rakipleri arasında en çok eski komutan dikkat çekiyor
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 55 dk önce- Siyasi27 Eki 06:20
İsrail sandık başında. Netanyahu'nun rakipleri arasında en çok eski komutan dikkat çekiyor
İsrail, 7 Ekim 2023'ten ve ardından gelen savaş yıllarından bu yana ilk kez parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. İsrail, Gazze'deki Filistinli grupların 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı operasyonundan ve ardından gelen savaş yıllarından bu yana ilk kez salı günü parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Pek çok İsraillinin ülkenin kurulduğu 1948'den beri en kritik oylama ve "İsrail'in nasıl bir ülke olmak istediğine dair bir referandum" gözüyle baktığı bu seçim, yaklaşık 19 yıldır koltukta oturan 77 yaşındaki Başbakan Binyamin Netanyahu'nun iktidarda kalıp kalmayacağını ya da ülkenin başına yeni bir liderin geçip geçmeyeceğini belirleyebilir. Ancak keskin biçimde bölünmüş seçmen tablosu karşısında ne ülke tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı Netanyahu'nun ne de en güçlü rakibi, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot'un yönetimi tek başına devralma şansı net görünüyor. Seçim süreci öyle karmaşık ki, ülkeyi kimin yöneteceğinin anlaşılması haftalar sürebilir. Sandıktaki ana rekabet, Netanyahu'nun sağ ve ultra-Ortodoks partilerden oluşan koalisyonu ile Eisenkot'un daha merkezde konumlanan bloku arasında yaşanıyor. İran'la savaşın seyri, Gazze Şeridi'nin geleceği ve Filistin devletinin akıbeti gibi başlıklar nedeniyle bütün dünya seçimi yakından izleyecek. ABD Başkanı Trump seçimde Netanyahu'ya desteğini açıkladı. Ne var ki dışarıda büyük yankı uyandıran ulusal güvenlik meselelerinde ana adaylar birbirine oldukça yakın telden çalıyor. Bu yüzden yarışın kaderini dış politikadan ziyade içerideki düğümler belirleyecek: 7 Ekim'deki güvenlik zaafının faturasının kime kesileceği, ultra-Ortodoks İsraillilerin zorunlu askerliğe tabi tutulup tutulmayacağı ve Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı bakanların varlığı seçimin asıl kırılma noktalarını oluşturuyor. ESKİ KOMUTAN, KENDİSİNE GÖREVE GETİREN BAŞBAKANA KARŞI Netanyahu'nun karşısında en çok dikkat çeken isim, merkez çizgideki Yaşar Partisi'nin lideri ve İsrail ordusunun eski bir numaralı komutanı Gadi Eisenkot. Eisenkot'u 2014 yılında genelkurmay başkanlığına bizzat Netanyahu atamıştı. Eisenkot, 7 Ekim saldırısından hemen sonra kurulan acil ulusal birlik hükümetinde de Netanyahu'ya katıldı; ancak birkaç ay sonra başbakanın savaşı uzattığını ve Gazze'de tutulan rehineleri tehlikeye attığını öne sürerek görevinden istifa etti. Savaş, eski komutanın kendi ailesini de doğrudan vurdu: Eisenkot'un en küçük oğlu Gal ile iki yeğeni Gazze'deki çatışmalarda öldü. Oğlunun cenaze töreninde konuşurken gözyaşlarına boğulan Eisenkot, 7 Ekim sonrasında ve savaş şiddetlenirken pek çok İsraillinin yaşadığı kayıp duygusunun simgesi haline geldi. Seçim tartışmalarının merkezinde yer alan Netanyahu, kampanyasını İsrail'in bölgedeki baskın askeri güç olarak kalması ve gerekirse tek başına hareket etmeye hazır olması gerektiği fikri üzerine kurdu. Muhalifleri ise tablonun tam tersini çiziyor: Onlara göre Netanyahu aşırılık yanlılarını hükümete taşıdı, siyasi çıkar uğruna yargıyı zayıflatmaya kalkıştı, ülkeyi tüketen savaşları gereksiz yere uzattı ve 7 Ekim'deki güvenlik çöküşünün sorumlusu da bizzat kendisi. Netanyahu ise güvenlik şeflerinin kendisini bilgilendirmediğini söylüyor ve İsrail için savaştığını savunuyor. Rakibi Eisenkot, 7 Ekim ile ilgili bağımsız bir soruşturma başlatacağını açıkladı. Ayrıca Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddet olaylarından sorumlu aşırı uçtaki yerleşimcilerden hesap soracağını ve ultra-Ortodoks İsraillileri askere alacağını vaat ediyor. GAZZE VE İRAN SAVAŞLARINDA ADAYLAR NEREDE DURUYOR? İran meselesi Netanyahu'nun seçim kampanyasında geniş yer tuttu. Başbakan geçen hafta bu tehdidi öne çıkararak Tel Aviv'e yönelik bir nükleer saldırı görseli paylaştı ve İsrail'in rejimi devirme işini tamamlaması gerektiğini söyledi. Netanyahu, İran'la savaşı körüklediği ve Gazze'deki savaşı yürütme biçimi nedeniyle yurt dışında yaygın eleştirilerle ve savaş suçu suçlamalarıyla karşı karşıya. Filistin Sağlık Bakanlığı göre Gazze'deki savaş, bölgenin büyük kısmını yerle bir etti ve 74 binden fazla insanın ölümüne yol açtı. Ancak bu dış tepkilerin sandık sonucunu belirlemesi beklenmiyor. İsrail seçmeninin büyük bölümü 7 Ekim saldırısından bu yana sağa kaymış durumda; geniş bir çoğunluk güvenlik konularında katı bir yaklaşımı destekliyor ve Filistin devletine karşı çıkıyor. Nitekim Eisenkot da İran, Gazze'deki Hamas ve Lübnan'daki Hizbullah gibi düşmanlara karşı sert bir çizgiyi benimsiyor. Aradaki fark, Eisenkot'un askeri zaferleri diplomatik kazanımlara dönüştürmekten yana olduğunu söylemesi. Öte yandan eski komutan da Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişletilmesini desteklediğini ve bir Filistin devletine karşı çıktığını açıkça dile getiriyor. 61 SANDALYELİK DENKLEM İsrail'de seçmenler, ABD'deki başkanlık sistemi gibi liderlerini doğrudan seçmiyor. Parlamenter demokrasiyle yönetilen ülkede salı günkü oylama, İsrail parlamentosu Knesset'teki 120 sandalyenin partiler arasında nasıl dağılacağını belirleyecek. Bireysel milletvekilleri yerine partilerin aldığı oy oranına göre sandalye dağıtılıyor ve oyların yüzde 3,25'inden azını alan partiler parlamento dışı kalıyor. İsrail tarihinde bugüne kadar hiçbir parti tek başına salt çoğunluğu elde edemedi. Başbakan adaylarının hükümeti kurabilmek için 61 sandalyeye ulaşan bir koalisyonu bir araya getirmesi gerekiyor. Son anketler hem Netanyahu'nun hem de Eisenkot'un bu barajın altında kaldığını gösteriyor. Seçim öncesi anketlerde Eisenkot'un Yaşar Partisi en fazla sandalyeyi kazanacak parti olarak önde giderken, onu Netanyahu'nun Likud Partisi izliyor; her iki partinin de yaklaşık 20'şer sandalye çıkarması bekleniyor. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre iki liderin olası koalisyon bloklarının ise 50 sandalye civarında kalacağı, yani çoğunluğa ulaşamayacağı tahmin ediliyor. Denklemi çözebilecek anahtar aslında Arap İsrailli partilerin elinde; ancak yaklaşık 14 sandalye kazanması beklenen ve iki liderden birini çoğunluğa taşıyabilecek bu partilerle ne Netanyahu ne de Eisenkot ittifak kurmaya yanaşıyor. İki isim de Arap partileriyle yan yana gelmeyeceğini şimdiden ilan etti. Yine de bazı milletvekillerinin güvenoylamasında çekimser kalması halinde azınlık hükümetlerinin kurulabilmesi mümkün. Resmi tatil ilan edilen seçim gününde, 18 yaş ve üzerindeki her İsrail vatandaşı oy kullanabiliyor. Diplomatlar ve askerler için tanınan birkaç istisna dışında seçmenlerin oylarını ülke sınırları içinde kullanması şart. KAZANAN NE ZAMAN BELLİ OLACAK? Sandıklar Türkiye saatiyle 23.00 civarında kapanacak. Oy verme işlemi biter bitmez İsrail televizyonları seçmenin eğilimini yansıtan çıkış anketlerini yayımlayacak. Partilerin kazandığı sandalye sayılarına ilişkin veriler takip eden saatler ve günler boyunca akmaya devam edecek; ilk sonuçların yarın erken saatlerde netleşmesi bekleniyor. Fakat yarışın başa baş görünmesi nedeniyle en çok sandalyeyi hangi partinin kazandığını öğrenmek bile günler alabilir. Üstelik birinci parti belli olduktan sonra dahi kimin başbakan olacağı hemen kesinleşmeyecek. Sonuçların ardından İsrail Cumhurbaşkanı İzhak Herzog, hükümeti kurma şansını en yüksek gördüğü parti liderine görev verecek. Herzog'un bu kararı vermesi günler sürebilir; seçtiği ismin ise koalisyonu kurmak için dört haftası olacak. Bu süre uzatılabiliyor ve ilk deneme başarısız olursa görev yeni isimlere devredilerek süreç tekrarlanabiliyor. İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün verilerine göre geçmişte hükümet kurma çalışmaları 20 ile 100 gün arasında sürdü. Eğer hiçbir lider hükümeti kuramazsa ülke yeniden seçime gidebilir. Nitekim İsrail 2019 ile 2022 yılları arasında tam beş kez sandık başına gitti. Böyle bir senaryoda Netanyahu, geçici başbakan olarak koltuğunda kalmaya devam edebilir.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Israeli settlers attack US photographer covering West Bank violence
ABD15 olay4 gün önce - Ortak aktör
Yalnızlaşan İsrail Avrupa sağına yanaşıyor
Almanya1 olay02 Eki - Ortak aktör
100 settlers attack West Bank village, drawing rare censure from Netanyahu
Filistin1 olay30 Eyl - Ortak aktör
İsrail’de skandal karar... Herzog katili affetti
ABD1 olay21 Eyl - Ortak aktör
Eski liderler Filistin topraklarının yok olmasından endişe duyuyor
Nelson Mandela tarafından kurulan uluslararası ileri gelenler grubu The Elders üyeleri, eski İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson ve eski Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark, İsrail ve işgal altındaki Filistin topraklarına yaptıkları ziyaretin ardından ciddi uyarılarda bulundu. İkili, Filistin topraklarının potansiyel olarak yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Robinson ve Clark, İsrail'in cezasızlık politikasına son verilmesi çağrısı yaparken, uluslararası toplumun harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Ziyaretlerinin ardından yaptıkları açıklamada, bölgede tanık oldukları durumun Filistinlilerin varlığını tehdit ettiğini ifade ettiler. Eski liderlerin bu çıkışı, İsrail-Filistin çatışmasının uzun süredir devam eden seyrinde yeni bir diplomatik uyarı niteliği taşıyor. The Elders grubunun kurucu felsefesine uygun olarak barış ve adalet vurgusu yapan isimler, somut bir yol haritası sunmamakla birlikte, mevcut gidişatın geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.
İsrail1 olay18 Tem - Ortak aktör
Netanyahu'dan Washington'da F-35 Provokasyonu: Trump'ı Etkileme Çabası
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, hakkındaki tutuklama kararına rağmen dün Washington D.C.'ye giderek, Türkiye'ye F-35 satışıyla ilgili provokatif ve manipülatif haberlerle ABD Başkanı Donald Trump'ı etkileme girişimlerini sürdürdü. Daha önce Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında da Amerikan basını aracılığıyla Türkiye'ye F-35 satışının bölgesel dengeleri bozacağını iddia eden Netanyahu, bu kez doğrudan Washington'da temaslarını yoğunlaştırdı. İsrail'in, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması yönündeki çabaları, iki ülke arasındaki gerilimin ve Doğu Akdeniz'deki rekabetin bir yansıması olarak öne çıkıyor. ABD yönetimi nezdinde yürütülen bu lobi faaliyeti, Türkiye-ABD savunma işbirliğinin geleceği ve bölgesel güç dengesi açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
ABD21 olay05 Ağu