İçeriğe atla
Kişi dizinine dön
İA

Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

72
Toplam olay
17
Son 30 gün
Son hareketleren güncel: 13 sa önce
  1. Güvenlik02 Eki

    2020 exposed limits of international law: what President Aliyev’s Al Jazeera interview revealed

    The most revealing part of President Ilham Aliyev’s 2020 Al Jazeera interview was not what the Azerbaijani leader said about the war that had just begun. It was the chronology behind his argument.

  2. Ekonomik28 Eyl· Romeİtalya

    Eni cap on fuel prices comes into force, Sicily's truckers announce strike

    (ANSA) - ROME, 28 SET - The 30-day price caps state-controlled energy giant Eni announced last week for its gas stations in Italy, limiting prices at €2.19 per litre for diesel and €1.99 for unleaded petrol, came into force on Monday. Sicily's lorry drivers, meanwhile, said Monday that they will strike for five days from October 16 to 20 in protest at high fuel prices and the government's failure to respond to their requests for help. "We will remain stationary with our trucks in our yards until the government provides us with answers," said Salvatore Bella, the coordinator of the Sicilian Truckers' Committee. Taxi drivers have also expressed dissatisfaction and have threatened to go on strike if they are not summoned by the government for talks. The Eni cap brings the prices down by approximately 17 cents lower with respect to the average levels at the time of the announcement and is designed to give households and businesses some respite with fuel prices soaring due to the Iran war. Azerbaijan's Socar, meanwhile, has said it will follow Eni's lead and limit fuel prices at its IP chain of gas stations in Italy. "I wish to thank the President of Azerbaijan, Ilham Aliyev, for this gesture of attention, which strengthens our cooperation, and the President of SOCAR, Rovshan Najaf," Premier Giorgia Meloni said in a statement. "The Government will continue working to support households and to protect their purchasing power, especially at such a complex time on the international stage". The intervention of ENI and IP comes with a cut in diesel duties made by the government to help people with the high fuel costs set to be phased out next week. On September 16 Giorgia Meloni's government extended the diesel duty cut to October 5, but lowered it from 17 cents a litre to 12.2 cents and then to 6.1 cents. The business and made in Italy ministry (MIMIT) said Monday that average fuel prices were down slightly on Monday. It said the average price of a litre of unleaded petrol at a self-service pump was 2.152 euros, down from 2.159 on Sunday, and the average price of a litre of diesel was 2.369 euros, down from 2,377. (ANSA). Read article...

  3. Ekonomik25 EylAzerbaycan

    President Ilham Aliyev: Azerbaijan has become an important link and gateway between Asia and Europe

    “Our country's global strategic partnerships and growing foreign investment in the non-oil sector are paving the way for deeper integration into global value chains in areas such as manufacturing, trade, energy, digital transformation, artificial intelligence, and advanced technologies,” President Ilham Aliyev said in his address to the participants of the 2nd Azerbaijan International Investment Forum.

  4. Diplomatik24 EylAzerbaycan

    President Ilham Aliyev received executives of Chinese and Italian companies

    President of the Republic of Azerbaijan Ilham Aliyev received Kai-Fu Lee, Chief Executive Officer of China’s 01.AI and Sinovation Ventures, and Filippo Malinverno, Coordinator for International Summits and Head of Development in Saudi Arabia at Italy’s TEHA Group, on September 24.

    President Ilham Aliyev received executives of Chinese and Italian companies
  5. Diplomatik23 EylFransa

    Azerbaijani president pardons Frenchman after EU lifts sanctions against Russian oligarchs

    President Ilham Aliyev has pardoned French citizen Martin Ryan after France pushed to remove Russian oligarch Alisher Usmanov from the EU sanctions list.

  6. Diplomatik23 Eyl· BakuAzerbaycan

    Azerbaijan pardons French national after EU drops sanctions on Usmanov

    BAKU, Sept 23 - Azerbaijani President Ilham Aliyev pardoned a French national imprisoned for espionage on Wednesday, a day after the EU lifted sanctions on Russian billionaire Alisher Usmanov following what diplomats said was pressure from Baku.

    Azerbaijan pardons jailed Frenchman after EU lifts sanctions on Russian oligarchs
  7. Diplomatik23 EylAzerbaycan

    Azerbaijan pardons French businessman Martin Ryan after EU lifts sanctions on Russian billionaire Alisher Usmanov

    Azerbaijani President Ilham Aliyev signed a decree pardoning French businessman Martin Ryan and 19 other people.

    Azerbaijan pardons jailed Frenchman after EU lifts sanctions on Russian oligarchs
  8. Diplomatik23 EylAzerbaycan

    Azerbaijan pardons French prisoner after EU caves in on sanctions

    Editor's note: this is a developing story Azerbaijan's leader Ilham Aliyev pardoned a French national on Sept. 23 reports France 24, hours after the EU agreed to delist two Russian oligarchs from sanctions. The EU was forced by French pressure to drop sanctions against oligarchs Alisher

  9. Diplomatik23 Eyl· BakuAzerbaycan

    Azerbaijan pardons jailed Frenchman after EU lifts sanctions on Russian oligarchs

    Azerbaijan's President ​Ilham Aliyev on Wednesday pardoned a ​French national imprisoned for espionage a day ​after ‌the ⁠EU lifted sanctions on Russian billionaire ‌Alisher Usmanov following what ⁠diplomats said was pressure from Baku.

    Azerbaijan pardons jailed Frenchman after EU lifts sanctions on Russian oligarchs
  10. Güvenlik16 Eyl· BakuAzerbaycan

    Bakan Güler: Azerbaycan ve Ermenistan arasında atılan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz

    HABER MERKEZİ- Türkiye-Azerbaycan Dostluk ve İşbirliği Vakfı (TADİV) tarafından düzenlenen anma töreni öncesinde Bakan Yaşar Güler tarafından Kafkas İslam Ordusu Anıtı’nın açılışı gerçekleştirildi. Anıtın açılışında konuşan Bakan Yaşar Güler şunları söyledi: "BU ANITIN AÇILMASINI SON DERECE DEĞERLİ BULUYORUM" "Bakü’nün kurtuluşunun 108’inci yıl dönümünde böylesine tarihî bir mana taşıyan Kafkas İslam Ordusu Anıtı'nı açmaktan büyük bir gurur duyduğumu da ifade etmek isterim. Bu anlamlı eserin Bakü'nün kurtuluşunun yıl dönümünde icra edilen kıymetli bir programla açılmasını da son derece değerli buluyorum. Bu vesileyle başta Prof. Dr. Sayın Aygün Attar Hocamız olmak üzere bu anıtın fikir aşamasından tamamlanmasına kadar katkı sunan mimarından, sanatçısına, ustasından, işçisine emeği geçen herkese canıgönülden şükranlarımı sunuyorum. Kıymetli kardeşlerim, bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu anıt bizlere 108 yıl önce ortaya konulan büyük bir kardeşliği, fedakârlığı ve dayanışmayı bir kez daha hatırlatmaktadır. 1918 yılında Azerbaycan'ın istiklali ve Bakü'nün kurtuluşu için Anadolu'nun evlatları can gardaşlarının yardım çağrısına kayıtsız kalmamış, onların vatanını, kendi vatanları bilerek Kafkas İslam Ordusunun şanlı sancağı altında Azerbaycan'ın birlik ve bütünlüğü için mücadeleye koşmuşlardır. Bu uğurda toprağa düşen kahramanlarımız ise Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ezeli kardeşliğe nesiller boyunca yaşayacak mukaddes bir miras bırakmışlardır. Bugün açtığımız bu anıtın da onların aziz hatıralarını yaşatacağına ortak tarihimizin gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlayacağına ve Türkiye Azerbaycan birlikteliğinin ebedî nişanelerinden birisi olacağına yürekten inanıyorum. Bu vesileyle Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu kahraman mensupları ile Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın istiklali uğruna mücadele eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Ruhları şad, Türkiye Azerbaycan kardeşliği daim olsun." "KAFKAS İSLAM ORDUSU’NUN MÜCADELESİ, TARİHÎ BİR DÖNÜM NOKTASI OLDU" Bakan Yaşar Güler, anıt açılışını ardından gerçekleşen törende ise şu konuşmayı yaptı:“Kafkas İslam Ordusu”nun icra ettiği tarihî harekât ile can Azerbaycan’ın göz bebeği Bakü’yü işgalden kurtarmasının 108’inci yıl dönümünde “Bir Millet İki Devlet: 1918’de Kanla Mühürlenen Kardeşlik” temasıyla düzenlenen bu anlamlı programda, sizlerle bir arada olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Öncelikle bu önemli programı düzenleyerek böylesine tarihî bir mirasın akademik bir perspektifle yeniden değerlendirilmesine imkân sağlayan başta Sayın Vakıf Başkanı olmak üzere Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfına, ayrıca panel oturumunda bildiriler sunacak olan kıymetli hocalarımıza ve programa katkı sağlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesileyle Vakfımızın Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sosyokültürel bağları güçlendirmeye, Türk dünyasında barış ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmaya yönelik yürüttüğü verimli çalışmaları da büyük bir memnuniyetle takip ettiğimizi özellikle ifade etmek isterim. Bugün burada yıl dönümünü idrak ettiğimiz 15 Eylül 1918 tarihi, esasen bir harekâtın icrasından ve Bakü gibi kıymetli bir şehrin düşman işgalinden kurtuluşundan çok daha büyük anlamlar taşımaktadır. Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Kafkasya’daki dengelerin değiştiği, Azerbaycan Türklerinin ağır tehditlerle karşı karşıya kaldığı bir ortamda, 28 Mayıs 1918’de bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti ile 4 Haziran’da imzaladığı Dostluk Antlaşması çerçevesinde kardeşlerinden yardım istemiştir. Bu çağrıya kayıtsız kalmayan Osmanlı Devleti tarafından Nuri Paşa komutasında Kafkas İslam Ordusu teşkil edilmiştir. Kafkas İslam Ordusunun Azerbaycan millî kuvvetleriyle omuz omuza başlattığı harekât kapsamında Gence’den hareketle Gökçay ve Şamahı’da önemli başarılar elde edilmiş, ardından Bakü önlerine ulaşılmıştır. Nihayet 14 Eylül gecesi başlayan son taarruzun ardından 15 Eylül 1918’de Bakü işgalden kurtarılarak Azerbaycan millî devletine teslim edilmiş, böylece hükûmetin Gence’den Bakü’ye taşınmasının önü açılmıştır. Bu mücadele Bakü ile de sınırlı kalmamış, şehrin kurtarılmasından birkaç gün sonra harekât, Karabağ istikametinde genişletilmiştir. Öyle ki Azerbaycan Türklerine yönelik vuku bulan Ermeni saldırıları üzerine, 5’inci Kafkas Tümeninden Albay Cemil Cahit Bey komutasında harekete geçen iki kahraman alayımızın Ağdam’dan başlattığı harekâtla Askeran, Şuşa ve Gerus gibi kritik yerler Ermeni çetelerinden temizlenmiş, böylelikle Karabağ’da da güven ve asayiş sağlanmıştır. Dolayısıyla Kafkas İslam Ordusunun bu mücadelesi Azerbaycan’ın egemenliğinin güçlendirilmesine ve ülkenin toprak bütünlüğünün tesis edilmesine imkân sağlayan tarihî bir dönüm noktası olmuştur. "KARDEŞLİĞİMİZ KANLA MÜHÜRLENMİŞTİR" Şüphesiz bu harekâtın en kıymetli yönlerinden biri de kahraman Türk askeri ile Azerbaycan’ın yiğit evlatlarının köklü bağları, vatan sevgisi ve kardeşlik ruhuyla yan yana mücadele etmiş olmasıdır. Bugün bir kez daha Kafkas İslam Ordusunun 1132 şehidi ile aynı mücadelede can veren Azerbaycanlı kardeşlerimizi rahmet ve minnetle anarken, bir asırdan fazla zamandır nesilden nesile aktarılan bu büyük kardeşlik mirasını da saygıyla ve minnetle yâd ediyoruz. Bakü’de Şehitler Hiyabanı’nda yan yana yatan kahramanlarımız, bizlere şu hakikati bir kez daha hatırlatmaktadır: Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, yalnızca sözlerle ifade edilen bir yakınlık değildir. Bu kardeşlik, gerektiğinde aynı cephede omuz omuza verilmiş mücadelelerle, fedakârlıkla ve kanla mühürlenmiştir. "KARABAĞ’DAKİ ZAFER, TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN GURUR KAYNAĞIDIR" 1918’de yazılan bu destanın ruhu, bugün de aynı heyecanla yaşamaya devam etmektedir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik, köklü ve ortak geçmişimizin mirasıyla bugünümüzü anlamlandırırken, aynı zamanda gelecekteki birlikteliğimizin de en sağlam temelini oluşturmaktadır. Bu bağ kökü mazide olan, Kafkas İslam Ordusundan Tek Vatan Muharebesi’ne kadar verilen mücadelelerden süzülüp gelen, gönülden gönüle kurulmuş ezelî ve ebedî bir kardeşliktir. Nitekim 1918’de Anadolu’nun evlatları Azerbaycanlı kardeşleriyle birlikte Bakü’nün kurtuluşu için nasıl omuz omuza mücadele etmişse, bir asır sonra Azerbaycan öz toprağı Karabağ’ı işgalden kurtarmak için harekete geçtiğinde Türk milletinin kalbi de can gardaşlarıyla birlikte atmıştır. Şanlı Azerbaycan ordusunun yüreği yurt aşkıyla çarpan kahraman askerleri, yaklaşık 30 yıl işgal altında kalan Karabağ’ı özgürlüğüne kavuşturmak üzere harekete geçmiş, 44 gün boyunca büyük bir azim, disiplin ve kararlılıkla destansı bir mücadele ortaya koymuşlardır. Bu büyük zafer, büyük askerî mücadelenin yanında uzun yıllar boyunca hakkından vazgeçmeyen, vatanına kavuşacağı güne olan inancını kaybetmeyen Azerbaycan halkının sabrının, iradesinin ve kararlılığının da neticesidir. Ne mutlu ki bugün Şuşa’da, Hankendi’de ve Karabağ’ın tamamında üç renkli şanlı Azerbaycan bayrağı özgürce dalgalanmaktadır. Bu zafer, Azerbaycan için olduğu kadar, bütün Türk dünyası için de büyük bir gurur kaynağıdır. Türkiye olarak bizler de Vatan Muharebesi’nin her anında desteğimizle ve bütün imkânlarımızla Azerbaycanlı gardaşlarımızın yanında olduk, o kutlu zaferin sevincini hep birlikte yaşadık. Zira Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, acısı bizim acımızdır. Yeter ki vatanlarımız güvenli ve gülistan olsun, yeter ki ay yıldızlı ve üç renkli bayraklarımız semalarımızda ebediyen özgürce dalgalansın. "TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİ ÇOK KÖKLÜ, ÇOK GÜÇLÜ, ÇOK BOYUTLU VE DERİNDİR" Hepinizin yakından takip ettiği üzere küresel ve bölgesel düzeyde risk ve tehditlerin çapı ve etkisi her geçen gün artmaktadır. Uluslararası sistemin kırılganlaştığı, krizlerin ve çatışmaların çoğaldığı, güvenlik, enerji ve ekonomik rekabetin giderek sertleştiği bir ortamda stratejik konuma sahip ülkelerimizin, her alanda güçlü olması ve caydırıcılığını artırması bir tercih değil, zorunluluktur. Bu kritik ortamda kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, ülkemizin hak ve menfaatlerini kararlılıkla korurken, aynı zamanda pek çok coğrafyada güvenlik, barış ve istikrara müstesna katkılar sağlamaktadır. Böylesine hassas bir güvenlik ortamında Türkiye ve Azerbaycan arasındaki yakın iş birliği her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır. Şu bir gerçektir ki Türkiye-Azerbaycan ilişkileri çok köklü, çok güçlü, çok boyutlu ve derindir. Bizler klasik anlamda iki devlet arasındaki diplomatik ilişkilere sahip değiliz. Bunun çok ötesinde aynı coğrafyanın, aynı kültürün, aynı değerlerin ve ortak bir kaderin parçası olan “İki devlet, tek milletiz.” Çok şükür bugün Sayın Cumhurbaşkanlarımızın liderliklerinde ilişkilerimiz, tarihimizin en güçlü dönemlerinden birini yaşamakta, stratejik ortaklığımız hemen her alanda gelişmektedir. Özellikle savunma ve güvenlik alanında ulaştığımız bu mümtaz seviye, birbirimize olan sarsılmaz güvenimiz ve geniş kapsamlı dayanışmamızın en somut göstergelerinden biridir. Silahlı Kuvvetlerimiz karşılıklı personel eğitimlerinden müşterek ve çok uluslu tatbikatlara, askerî tecrübe paylaşımından mayın temizleme çalışmalarına, savunma sanayisi projelerinden teknoloji ve kabiliyet geliştirmeye kadar çok geniş bir alanda müşterek faaliyetler icra etmektedirler. Türk ve Azerbaycan orduları arasındaki birlikte çalışabilirliğin, koordinasyonun ve karşılıklı güvenin sürekli geliştirilmesi, iki ülkenin savunma kapasitesi kadar Kafkasya’nın güvenliği açısından da stratejik önemdedir. Bugün ulaştığımız bu güçlü askerî iş birliğinin temelinde ise 1918’de Bakü’nün kurtuluşu için omuz omuza mücadele eden askerlerimizin ortaya koyduğu silah arkadaşlığı ve dayanışma ruhu bulunmaktadır.108 yıl sonra şartlar ve imkânlar değişse de aynı kardeşlik ruhu, iki kardeş ordunun kader birliği içerisinde geleceğe yürümesiyle yaşatılmaktadır.Bu yüzden diyoruz ki Türkiye’nin gücü Azerbaycan’ın gücü, Azerbaycan’ın gücü de Türkiye’nin gücüdür. "AZERBAYCAN VE ERMENİSTAN ARASINDA ATILAN OLUMLU ADIMLARI MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ" Elde edilen her zafer ortaya çıkardığı barış ve istikrar ortamıyla daha büyük anlam kazanmaktadır. Vatan Muharebesi ve sonrasındaki gelişmeler, Güney Kafkasya’nın uzun yıllar boyunca maruz kaldığı çatışma ortamından çıkarak barış, istikrar, kalkınma ve bölgesel iş birliğiyle anılması için tarihî bir fırsat oluşturmuştur. Bu kapsamda Azerbaycan ve Ermenistan arasında geçtiğimiz yıl Vaşington’da kayda geçirilen iradeyi ve son dönemde barışın tesisi yönünde atılan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyor, kapsamlı ve kalıcı bir barışın da bir an önce tesis edilmesini temenni ediyoruz. Türkiye olarak sürecin sürdürülebilir, bölgesel istikrarı güçlendiren ve bütün bölge halklarının huzur ve refahına katkı sağlayan bir anlayışla sonuçlandırılmasına yönelik gayretleri destekliyoruz. Zira Kafkasya’nın artık çatışmalara değil güvene, iş birliğine, kalkınmaya ve refaha ihtiyacı vardır. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki güçlü dayanışmanın da bu yeni dönemin en önemli güvencelerinden biri olduğuna inanıyoruz. "DAİMA CAN GARDAŞLARIMIZIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Şu ana kadar ifade etmeye çalıştığım tarihî ve güncel ilişkilerimizin temelinde karşılıklı güven, güçlü bir emektaşlık ve atalarımızdan bizlere kalan köklü bir dayanışma mirası bulunmaktadır. Bu çerçevede 1918’de Gence’den Bakü’ye yürüyen kahramanlarımızdan devraldığımız bu kıymetli mirası bugün savunmada, diplomaside, ekonomide, enerjide, ulaştırmada, teknolojide ve her alanda daha güçlü bir birlikteliğe dönüştürmek zorundayız. Aynı şekilde bu anlayışla daha aydınlık bir geleceğe birlikte yön vermeliyiz. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu programın da tarihimizin önemli bir dönüm noktasını yeniden hatırlatmanın yanı sıra bu kardeşlik anlayışının ve ortak gelecek perspektifimizin bir kez daha ortaya konulmasına, aynı zamanda bu mirasın gençlerimize aktarılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Zira tarih yalnızca geçmişte yaşananları hatırlamak için değil, bugünü doğru anlamak ve geleceği sağlam temeller üzerinde inşa etmek için en önemli rehberlerimizden biridir. Bu kapsamda Türkiye ile Azerbaycan arasında sarsılmaz bir şekilde teşkil edilen kardeşlik köprüsünün bugün çok daha güçlü, kurumsal ve stratejik bir birlikteliğe dönüşmüş olması, şehitlerimizin bizlere bıraktığı mukaddes mirasa sahip çıktığımızın en somut göstergesidir. Türkiye olarak bundan sonra da aynı anlayışla Azerbaycan ile iş birliğimizi geliştirmeye ve daima can gardaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, başta kurucu liderlerimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Haydar Aliyev’i, Kafkas İslam Ordusu Komutanı Nuri Paşa’yı ve bu büyük mücadelede görev alan bütün kahramanlarımızı rahmetle ve şükranla yâd ediyorum. Kafkas İslam Ordusu ve Tek Vatan Muharebesi şehitleri başta olmak üzere ülkelerimizin istiklal ve egemenliği ve şanlı bayraklarımızın özgürce dalgalanması uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, hayatta olan gazilerimize şehit ve gazilerimizin kıymetli ailelerine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. Bu anlamlı buluşmaya öncülük eden, ortak tarihimizin ve kardeşlik hafızamızın yaşatılmasına değerli katkılar sağlayan Türkiye Azerbaycan Dostluk, İşbirliği ve Dayanışma Vakfına, Programa ilmî katkılar sunan kıymetli akademisyenlerimize ve emeği geçen herkese bir kez daha teşekkürlerimi sunuyor; sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla."

    Bakan Güler: Azerbaycan ve Ermenistan arasında atılan olumlu adımları memnuniyetle karşılıyoruz
  11. Diplomatik15 Eyl· BakuAzerbaycan

    Sayın Bakanımızın Azerbaycan’ı Ziyareti, 15-16 Eylül 2026, Bakü

    Bakanımız Hakan Fidan, Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Bakü'de biraraya geldi. Görüşmenin ardından Ortak Basın Toplantısı düzenlendi. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-azerbaycan-i-ziyareti-15-16-eylul-2026-baku-1/## Bakanımız Hakan Fidan, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından Bakü’de...

  12. Diplomatik15 Eyl· AnkaraTürkiye

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: 'Savaşın Karadeniz'de de yayılması kabul edilebilir değil'

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Bakü'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kadim dostluk sayesinde çok önemli sorunların üstesinden hep beraber çalışarak geldiklerini belirten Bakan Fidan, "Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, sarsılmaz bağlarla birbirine kenetlenmiş; tek millet iki devlet prensibiyle hareket eden ve Türk tarihinin yolculuğunu en ileri zirvelere taşıyan bir ilişki olmuştur. Bu konudaki liderliklerinden dolayı cumhurbaşkanlarımıza da minnettarlıklarımızı ifade etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Fidan, bugünkü ziyaretinin, Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'yü kurtarmasının 108. yıl dönümüne denk geldiğine işaret ederek, vatanlarının bağımsızlığı için can veren tüm şehitleri saygı ve rahmetle andığını söyledi. Bugün ikili ve heyetler arası görüşmelerde çok detaylı değerlendirmeler yaptıklarını aktaran Bakan Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en içten selamlarını ve sevgisini ilettiğini söyledi. Bakan Fidan, ikili ilişkiler ve bölgesel konularla ilgili Cumhurbaşkanı Aliyev'in engin tecrübesini ve vizyonunu dinleme imkanı elde ettiğini kaydederek, "Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu konuların, özellikle stratejik meselelerdeki konuların senkronizasyonu açısından liderlerimizin perspektifini dinlemek gerçekten önemli. Bizim de kendilerine Cumhurbaşkanımızın önemli belli başlı konularda nasıl düşündüğünü, neleri değerlendirdiğini aktarma imkanımız oldu." dedi. Azerbaycan ile ilişkilerin en önemli sacayaklarından birini ekonomik ve ticari işbirliğinin oluşturduğunu dile getiren Bakan Fidan, bütün kurumların, meslek örgütlerinin ve ticaret odalarının canla başla çalıştığını anlattı. Fidan, enerji, ulaştırma ve bağlantısallık alanlarındaki iş birliğinin ilişkilerin bir diğer stratejik boyutunu oluşturduğunu vurgulayarak, bu konuda çok sayıda yürüyen proje olduğunu ve sürekli kamuoyunun bu konuda bilgilendirildiğini söyledi. BAKÜ-TİFLİS-KARS DEMİR YOLU HATTI, ORTA KORİDOR'UN EN ÖNEMLİ BİLEŞENİ Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı'nı, Orta Koridor'un en önemli bileşeni olarak gördüklerinin altını çizen Fidan, bu hattın etkin şekilde kullanılmasını arzu ettiklerini belirtti. Fidan, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini müttefik seviyesine taşıyarak savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğine güçlü bir zemin hazırladıklarını kaydederek, "Silahlı Kuvvetlerimiz arasında düzenlenen müşterek tatbikatlar, eğitim ve tecrübe paylaşımı faaliyetleriyle savunma sanayi kuruluşlarımız arasında giderek derinleşen işbirliği, bu ortaklığın sahadaki somut yansımalarıdır. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki çalışmalarımızı karşılıklı ihtiyaçlar ve imkanlarımız doğrultusunda ilerletmeye inşallah kararlıyız." diye konuştu. Karabağ'ın işgal altında bulunduğu yıllar boyunca Türkiye'nin, Azerbaycan'ın haklı davasını desteklediğini hatırlatan Fidan, bugün de önceliklerinin bölgede barış, istikrar ve refahın kalıcı olarak tesis edilmesi olduğunu söyledi. Bakan Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında nihai barışa ulaşılması yönünde son dönemde kaydedilen gelişmeleri ve Azerbaycan'ın bu konudaki yapıcı tavrını memnuniyetle takip ettiklerini ifade etti. Bu sürecin tamamlanmasıyla bölgede yeni bir işbirliği döneminin başlayacağına da inandıklarını kaydeden Fidan, "Güney Kafkasya'nın çatışmalarla değil, barış, ulaştırma, enerji, ticaret ve ekonomik kalkınmayla anılmasını arzu ediyoruz. Türkiye ve Azerbaycan kardeşliğinin gücü bu hedefe ulaşmasında kilit rol oynamaya devam edecektir." ifadesini kullandı. Bakan Fidan, ilerleyen dönemde Türk dünyası bakımından da gündemde önemli başlıklar bulunduğuna işaret ederek, "İnşallah 29 Ekim'de Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısını, 30 Ekim'de de Teşkilatın 13. Zirvesini Ankara'da liderlerimizin katılımıyla gerçekleştireceğiz. Bu zirveyi Türk dünyasının ortak gelecek vizyonunu tahkim edecek tarihi bir adım olarak görüyoruz." dedi. HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA BİR AN ÖNCE SAVAŞ ÖNCESİ STATÜKOYA DÖNÜLMELİ Komşu ülke İran'daki gelişmelerin Türkiye ve Azerbaycan'ı çok yakından ilgilendirdiğine değinen Fidan, şunları kaydetti: "İran'ın güvenliği, istikrarı ve refahı, tabiatıyla bölgemizi doğrudan etkilemektedir. Bu bakımdan mevcut ihtilafın bir an evvel diplomatik yollarla çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Son dönemde artan karşılıklı saldırılar barış çabalarına ciddi sekte vurmakta. Bölgedeki gerilimi artıran bu eylemlerin derhal sona ermesi gerekmektedir. Aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nda güvenli, kesintisiz ve serbest geçişlere izin verilmeli ve savaş öncesi statükoya bir an önce dönülmelidir. Krizin çözümü ve bölgede barış ve güvenliğin sağlanması için ilgili tüm taraflarla temaslarımızı kesintisiz sürdürmekteyiz." Fidan, mevkidaşı Bayramov ile 4,5 yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nı ve bunun bölgeye etkilerini gözden geçirme imkanı bulduklarını aktararak, çatışmalar ara vermeden devam ederken sivil kayıplar ve yıkımın da her geçen gün arttığına dikkati çekti. Savaşta yaşanan tırmanmanın Karadeniz havzasını da ciddi şekilde etkilediğinin altını çizen Fidan, krizin başından bu yana Karadeniz'i çatışmaların dışında tutmak için büyük çaba gösterdiklerini anımsattı. ‘SAVAŞIN KARADENİZ'DE DE YAYILMASI KABUL EDİLEBİLİR DEĞİL’ Fidan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uygulamaları ve Karadeniz Tahıl Girişimi'ni hayata geçirmeleri sayesinde bu hedefe yönelik son döneme kadar başarılı olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti: "Ancak son aylarda Karadeniz'de sivil gemilere yönelik artan saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi şekilde zarar vermektedir. Maalesef bu saldırılarda Türk ve Azerbaycan vatandaşı denizcilerimiz de yaşamlarını yitirdiler. Hayatını kaybeden denizcilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Savaşın Karadeniz'de de yayılması ve vatandaşlarımızın hayatını ve şirketlerimizin faaliyetlerini tehdit etmesi, kabul edilebilir bir durum değil." Bu konuda taraflara gerekli uyarıları yaptıklarını aktaran Fidan, gerekli siyasi iradenin ortaya konması ve iyi niyetle hareket edilmesi halinde bu konuda bir uzlaşı zemini yakalanabileceğine inandıklarını söyledi. Fidan, bunun için de bir mutabakata varılması için son zamanlarda gayretlerini artırdıklarını dile getirerek, bu savaşın nihayete ermesi için de gerekli girişimleri yaptıklarını ifade etti. ‘TÜRKİYE OLARAK BARIŞ İÇİN HER TÜRLÜ ÇABAYI HARCAMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başından beri vurguladığı "en kötü barış bile savaşın kendisinden iyidir" sözüne atıfta bulunan Fidan, "Türkiye olarak barış için her türlü çabayı harcamaya devam edeceğiz." dedi. Bakan Fidan, Azerbaycan ile kardeşliğin Türk dünyasına, Güney Kafkasya'ya ve geniş bir coğrafyanın istikrarına katkı sağlamaya devam edeceğine yürekten inandıklarını vurguladı. Bakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile Bakü'deki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kadim dostluk sayesinde çok önemli sorunların üstesinden hep beraber çalışarak geldiklerini belirten Fidan, "Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, sarsılmaz bağlarla birbirine kenetlenmiş; tek millet iki devlet prensibiyle hareket eden ve Türk tarihinin yolculuğunu en ileri zirvelere taşıyan bir ilişki olmuştur. Bu konudaki liderliklerinden dolayı cumhurbaşkanlarımıza da minnettarlıklarımızı ifade etmek istiyoruz." ifadelerini kullandı. Fidan, bugünkü ziyaretinin, Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'yü kurtarmasının 108. yıl dönümüne denk geldiğine işaret ederek, vatanlarının bağımsızlığı için can veren tüm şehitleri saygı ve rahmetle andığını söyledi. Bugün ikili ve heyetler arası görüşmelerde çok detaylı değerlendirmeler yaptıklarını aktaran Fidan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en içten selamlarını ve sevgisini ilettiğini söyledi. Fidan, ikili ilişkiler ve bölgesel konularla ilgili Cumhurbaşkanı Aliyev'in engin tecrübesini ve vizyonunu dinleme imkanı elde ettiğini kaydederek, "Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu konuların, özellikle stratejik meselelerdeki konuların senkronizasyonu açısından liderlerimizin perspektifini dinlemek gerçekten önemli. Bizim de kendilerine Cumhurbaşkanımızın önemli belli başlı konularda nasıl düşündüğünü, neleri değerlendirdiğini aktarma imkanımız oldu." dedi. Azerbaycan ile ilişkilerin en önemli sacayaklarından birini ekonomik ve ticari işbirliğinin oluşturduğunu dile getiren Fidan, bütün kurumların, meslek örgütlerinin ve ticaret odalarının canla başla çalıştığını anlattı. Fidan, enerji, ulaştırma ve bağlantısallık alanlarındaki işbirliğinin ilişkilerin bir diğer stratejik boyutunu oluşturduğunu vurgulayarak, bu konuda çok sayıda yürüyen proje olduğunu ve sürekli kamuoyunun bu konuda bilgilendirildiğini söyledi. 'REFAH KALICI OLARAK TESİS EDİLMELİ' Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu Hattı'nı, Orta Koridor'un en önemli bileşeni olarak gördüklerinin altını çizen Fidan, bu hattın etkin şekilde kullanılmasını arzu ettiklerini belirtti. Fidan, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini müttefik seviyesine taşıyarak savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğine güçlü bir zemin hazırladıklarını kaydederek, "Silahlı Kuvvetlerimiz arasında düzenlenen müşterek tatbikatlar, eğitim ve tecrübe paylaşımı faaliyetleriyle savunma sanayi kuruluşlarımız arasında giderek derinleşen işbirliği, bu ortaklığın sahadaki somut yansımalarıdır. Önümüzdeki dönemde de bu alandaki çalışmalarımızı karşılıklı ihtiyaçlar ve imkanlarımız doğrultusunda ilerletmeye inşallah kararlıyız." diye konuştu. Karabağ'ın işgal altında bulunduğu yıllar boyunca Türkiye'nin, Azerbaycan'ın haklı davasını desteklediğini hatırlatan Fidan, bugün de önceliklerinin bölgede barış, istikrar ve refahın kalıcı olarak tesis edilmesi olduğunu söyledi. Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasında nihai barışa ulaşılması yönünde son dönemde kaydedilen gelişmeleri ve Azerbaycan'ın bu konudaki yapıcı tavrını memnuniyetle takip ettiklerini ifade etti. Bu sürecin tamamlanmasıyla bölgede yeni bir işbirliği döneminin başlayacağına da inandıklarını kaydeden Fidan, "Güney Kafkasya'nın çatışmalarla değil, barış, ulaştırma, enerji, ticaret ve ekonomik kalkınmayla anılmasını arzu ediyoruz. Türkiye ve Azerbaycan kardeşliğinin gücü bu hedefe ulaşmasında kilit rol oynamaya devam edecektir." ifadesini kullandı. Fidan, ilerleyen dönemde Türk dünyası bakımından da gündemde önemli başlıklar bulunduğuna işaret ederek, "İnşallah 29 Ekim'de Türk Devletleri Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısını, 30 Ekim'de de Teşkilatın 13. Zirvesini Ankara'da liderlerimizin katılımıyla gerçekleştireceğiz. Bu zirveyi Türk dünyasının ortak gelecek vizyonunu tahkim edecek tarihi bir adım olarak görüyoruz." dedi. ‘SAVAŞ ÖNCESİ STATÜKOYA DÖNÜLMELİ’ Komşu ülke İran'daki gelişmelerin Türkiye ve Azerbaycan'ı çok yakından ilgilendirdiğine değinen Fidan, şunları kaydetti: "İran'ın güvenliği, istikrarı ve refahı, tabiatıyla bölgemizi doğrudan etkilemektedir. Bu bakımdan mevcut ihtilafın bir an evvel diplomatik yollarla çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Son dönemde artan karşılıklı saldırılar barış çabalarına ciddi sekte vurmakta. Bölgedeki gerilimi artıran bu eylemlerin derhal sona ermesi gerekmektedir. Aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nda güvenli, kesintisiz ve serbest geçişlere izin verilmeli ve savaş öncesi statükoya bir an önce dönülmelidir. Krizin çözümü ve bölgede barış ve güvenliğin sağlanması için ilgili tüm taraflarla temaslarımızı kesintisiz sürdürmekteyiz." Fidan, mevkidaşı Bayramov ile 4,5 yılı aşkın süredir devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı'nı ve bunun bölgeye etkilerini gözden geçirme imkanı bulduklarını aktararak, çatışmalar ara vermeden devam ederken sivil kayıplar ve yıkımın da her geçen gün arttığına dikkati çekti. Savaşta yaşanan tırmanmanın Karadeniz havzasını da ciddi şekilde etkilediğinin altını çizen Fidan, krizin başından bu yana Karadeniz'i çatışmaların dışında tutmak için büyük çaba gösterdiklerini anımsattı. Fidan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uygulamaları ve Karadeniz Tahıl Girişimi'ni hayata geçirmeleri sayesinde bu hedefe yönelik son döneme kadar başarılı olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti: "Ancak son aylarda Karadeniz'de sivil gemilere yönelik artan saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi şekilde zarar vermektedir. Maalesef bu saldırılarda Türk ve Azerbaycan vatandaşı denizcilerimiz de yaşamlarını yitirdiler. Hayatını kaybeden denizcilerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyorum. Savaşın Karadeniz'de de yayılması ve vatandaşlarımızın hayatını ve şirketlerimizin faaliyetlerini tehdit etmesi, kabul edilebilir bir durum değil." Bu konuda taraflara gerekli uyarıları yaptıklarını aktaran Fidan, gerekli siyasi iradenin ortaya konması ve iyi niyetle hareket edilmesi halinde bu konuda bir uzlaşı zemini yakalanabileceğine inandıklarını söyledi. Fidan, bunun için de bir mutabakata varılması için son zamanlarda gayretlerini artırdıklarını dile getirerek, bu savaşın nihayete ermesi için de gerekli girişimleri yaptıklarını ifade etti. ‘HER TÜRLÜ ÇABAYI HARCAMAYA DEVAM EDECEĞİZ’ Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başından beri vurguladığı "en kötü barış bile savaşın kendisinden iyidir" sözüne atıfta bulunan Fidan, "Türkiye olarak barış için her türlü çabayı harcamaya devam edeceğiz." dedi. Fidan, Azerbaycan ile kardeşliğin Türk dünyasına, Güney Kafkasya'ya ve geniş bir coğrafyanın istikrarına katkı sağlamaya devam edeceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: 'Savaşın Karadeniz'de de yayılması kabul edilebilir değil'
  13. Güvenlik15 Eyl· BakuAzerbaycan

    Bakan Fidan: İran'ın istikrarı önemli, ihtilafın çözüme kavuşturulmasını umut ediyoruz

    Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Hürmüz Boğazı'nın acilen açılması gerektiğini vurgulayarak, "İran'ın istikrarı önemli. Mevcut ihtilafın çözüme kavuşturulmasını umut ediyoruz." dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bakü'de Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile ortak basın toplantısı düzenledi. İşte Bakan Fidan'ın açıklamalarından satır başları: "Türkiye-Azerbaycan ilişkileri sarsılmaz bağlarla birbirine kenetlenmiştir. Bu konudaki liderliklerinden dolayı da Cumhurbaşkanlarımıza teşekkürlerimi iletiyorum. 108 yıl önce bugün Bakü'nün kurtarılmasında muazzam rol oynayan tüm şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyorum. Bugün çok detaylı görüşmelerde bulunduk. Gün içerisinde sayın Aliyev ile de görüştüm. Cumhurbaşkanımızın önemli belli başlı konularda nasıl düşündüğünü aktardım. Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri sarsılmaz. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine savunmayı da ekleyerek giderek derinleşen ortaklığımız somut olarak gözükmekte. Güney Kafkasya'nın çatışmalarla değil, barışla, ulaştırma, enerji ve ekonomik kalkınmayla anılmasını arzu ediyoruz. “İRAN'IN İSTİKRARI ÖNEMLİ" Komşumuz İran'la ilgili gelişmeler Türkiye ve Azerbaycan'ı da çok yakından ilgilendirmekte. İran'ın güvenliği, istikrarı ve refahı bölgemizi doğrudan etkilemektedir. Bu bakımdan mevcut ihtilafın bir an önce diplomatik yollarla çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Son dönemde artan karşılıklı saldırılar barış çabalarına ciddi sekte vurmakta. Bölgedeki gerilimi artıran bu eylemlerin derhal sona ermesi gerekmektedir. Aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nda güvenli, kesintisiz ve serbest geçişlere izin verilmeli ve savaş öncesi statükoya bir an önce dönülmelidir. Krizin çözümü ve bölgede barış ve güvenliğin sağlanması için ilgili tüm taraflarla temaslarımızı kesintisiz sürdürmekteyiz."

    Bakan Fidan: İran'ın istikrarı önemli, ihtilafın çözüme kavuşturulmasını umut ediyoruz
  14. Güvenlik14 EylAzerbaycan

    President Ilham Aliyev sends $500,000 Zayed Award Prize to Garabagh Revival Fund

    On September 14, during a meeting with the President of the Republic of Azerbaijan, Ilham Aliyev, Mohamed Abdelsalam, Secretary-General of the Muslim Council of Elders, presented the certificate of the Zayed Award for Human Fraternity to the head of state.

  15. Diplomatik14 Eyl· WashingtonABD

    How to prevent another disastrous war in the 'in-between' states

    Only a few days ago, Moldova’s ambassador to the U.S. said it was likely “not an accident” that a Russian jet-powered drone flew across his country’s territory while Ukrainian President Volodymyr Zelensky’s plane was preparing to depart from Chișinău’s airport. Armenia, meanwhile, continues to face Russian pressure over its increasing pro-Western orientation. And tensions continue to linger on Belarus’ western and southern borders following Ukrainian allegations this summer that the country is being used to advance Russia’s war effort. Far from a disconnected smattering of events, these tensions stem from a larger regional crisis that predates — but was accelerated by — the Ukraine war. Bad U.S. policy played a crucial role in worsening this predicament. In the decades following the end of the Cold War, the U.S. pursued a dual-track approach toward former Soviet states. On the one hand, the West sought to integrate Russia — the strongest of all the new states and the USSR’s natural successor — as a junior partner into the U.S.-led liberal, capitalist world order. On the other, the U.S. and its European allies pursued a hedging policy across central and eastern Europe that included enlarging NATO up to Russia’s western borders, out of fear that Moscow’s historical autocratic and expansionist impulses would resurrect once more. That dual policy “ultimately failed,” and the hedging “proved counterproductive,” as noted by Thomas Graham, one of America’s leading Russia scholars and practitioners. The Kremlin became convinced that America’s “true goal” was “eroding and containing Russian power,” a perception that drove Russia’s leaders to be “more determined to restore their might, push back against US initiatives in the former Soviet space, and drive wedges between NATO allies.” Now that the post-Cold War unipolar era is definitively over, the U.S. must formulate a new policy toward the states stuck between NATO and Russia. This will be the key task — alongside preventing an escalation of the Ukraine war and rebalancing the trans-Atlantic relationship — for American policymakers focusing on Eurasia in the years ahead. The sum of these efforts will weigh upon two critical U.S. objectives: U.S. conventional retrenchment from Europe and the establishment of the conditions for long-term strategic stability between Russia and the West. It was with these considerations in mind that we launched a Quincy Institute initiative focused on shaping U.S. policy toward Armenia, Azerbaijan, Belarus, Georgia, and Moldova — the so-called “in-between states.” In our newly-published inaugural report, we lay out a blueprint to help guide Washington’s policy toward this region in ways that will help advance America’s interests, support peace and prosperity, and avoid repeating the mistakes of the past. A better approach to the in-between states would rely on a few key principles. One is that the U.S. has no vital interest at stake that necessitates it take on the risks of becoming a security guarantor for these countries. Another is that Washington should promote economic connectivity projects and political normalization efforts to strengthen Eurasian regional stability — and encourage in-between states to pursue multi-vector foreign policies that seek positive relations with all neighboring states. Equally important here is the U.S. relationship with Russia. U.S. engagement in Eurasia must be accompanied by broader confidence-building measures with Russia, aimed at mitigating the risk of security spirals and misunderstandings. This will require sustained dialogue with Moscow about what Washington is and is not doing, and the extent of its involvement in the in-between states. The Russians have demonstrated in both Georgia and Ukraine that they are willing to resort to the use of force to defend their interests in the in-between states, whereas NATO is not. The Kremlin has repeatedly made clear that it views the enlargement of the Western alliance into the in-between states as a red line. It is, therefore, eminently sensible to take off the table the future expansion of NATO into former Soviet republics. Not only does it harm the foundations of Russia-West stability, but it also leads to greater instability for transatlantic partners and the in-between states themselves. When it comes to political and economic matters, however, the U.S. and the in-between states likely have greater room for maneuver. In the context of the current security landscape, negotiating a compromise settlement to the Ukraine war will go a long way in assisting the U.S. with its other priorities across Eurasia and in the in-between states. Washington’s greatest success to date in the in-between states is the August 8, 2025, announcement of the Trump Route for International Peace and Prosperity (TRIPP) at a White House ceremony with Armenian Prime Minister Nikol Pashinyan, Azerbaijani President Ilham Aliyev, and President Donald Trump. Across Central Asia, the Caspian Basin, and the South Caucasus, American and European investments are increasing and political engagement is deepening. An important opportunity exists for TRIPP to become a key supply chain along the Middle Corridor, contributing to American efforts to strengthen U.S. access to the critical minerals essential to a modern economy and armed forces. To ensure that this deepening engagement brings economic development and security to the South Caucasus, Washington must help Yerevan and Baku implement their peace agreement and facilitate normalization of Armenia-Turkey relations. The Trump administration has achieved important successes through its engagement with Belarus, a country the U.S. had previously all but cast aside as an appendage to Russia. Pragmatic and consistent diplomatic work led to the release of several hundred political prisoners in exchange for sanctions relief. There remains much additional space for the development of political, diplomatic, and commercial ties between Washington and Minsk. A deliverable from a future potential meeting between Presidents Trump and Aleksandr Lukashenko may be full diplomatic normalization, which would open the door to increased trade and investment opportunities. Final resolution of the remaining political-territorial disputes across the region — Transnistria in Moldova and Abkhazia and South Ossetia in Georgia — remains elusive. Nevertheless, a negotiated end to the Ukraine war alongside broader dialogue with Russia on European security matters would set the right conditions for progress in these other areas. It’s high time for a new paradigm in the U.S. approach to the in-between states. Incorporating the strategic principles we lay out above into a new policy is vital to advancing American interests, fostering regional prosperity, and mitigating the risk of future crises in the Ukrainian mold.

    How to prevent another disastrous war in the 'in-between' states
  16. Güvenlik10 EylAzerbaycan

    Odessa açıklarında Türk denizcilerin bulunduğu römorköre İHA saldırısı: 2 ölü

    Somali bandıralı "TEDY" isimli römorkörün dün sabah saatlerinde Ukrayna'nın Odessa Limanı açıklarında İHA saldırısına uğradığı belirtildi. Saldırı sırasında geminin güvertesinde 4 Azerbaycan, 3 Türkiye, 2 Almanya ve 1 Ukrayna vatandaşı olmak üzere toplam 10 kişinin bulunduğu aktarıldı. Hasar gören geminin gece saatlerinde Romanya’nın Köstence Limanı’na doğru ilerlediği sırada yeniden İHA saldırısına maruz kaldığı ifade edildi. Saldırılar sonucu Azerbaycan vatandaşı denizciler Aslan Aliyev ve Asim Gasımov'un hayatını kaybettiği, İmran Novruzov ve Rauf Aliyev'in ise yaralandığı öğrenildi. AZERBAYCAN'DAN AÇIKLAMA Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, yaralı 2 Azerbaycanlının Ukrayna’nın Çornomorsk şehir hastanesine kaldırıldığı bildirildi. Açıklamada, "Dışişleri Bakanlığı, ülkemizin diplomatik temsilcilikleri ve ilgili ülkelerin yetkili makamlarıyla koordinasyon halindedir. Yaralı vatandaşlarımızın tıbbi muayene ve tedavilerinin ardından onları ülkeye geri getirmek, gerekli konsolosluk desteğini sağlamak ve cenaze işlemlerini gerçekleştirmek için gerekli önlemler alınmaktadır" ifadeleri kullanıldı. Azerbaycan vatandaşlarına askeri operasyonların devam ettiği veya güvenlik durumunun istikrarsız olduğu bölgelere seyahat etmekten, bu bölgelerde çalışma faaliyetinde bulunmaktan veya bu güzergahlarda çalışan gemiler de dahil olmak üzere araçlarda çalışmaktan kaçınma çağrısı yapıldı.

  17. İnsani08 EylAzerbaycan

    Azerbaycan'dan Aziz Sancar'a Şöhret Nişanı

    Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nobel ödüllü Türk bilim insanı Prof Dr Aziz Sancar'a Şöhret Nişanı verilmesine ilişkin kararname çıkardı. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı, ülkenin uluslararası bilimsel ve insani işbirliğinin güçlendirilmesindeki özel hizmetleri nedeniyle Sancar'a bu yüksek nişanın layık görüldüğünü belirtti.