ABD, BM'deki Oylama Sonrası Pakistan'ın Meşru Müdafaa Hakkını Destekledi
ABD Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler'de küresel terörle mücadele stratejisi üzerine yapılan oylamanın ardından Pakistan'ın terör saldırılarına karşı kendini savunma hakkına desteğini yineledi. Reuters tarafından aktarılan açıklamada, 'Pakistan halkı teröristlerin elinde büyük acılar çekti' ifadesine yer verildi. BM'nin temel terörle mücadele çerçevesinde uzlaşıyı sürdürme çabaları devam ederken, Washington'ın bu tutumu dikkat çekti. ABD, Pakistan'ın karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerine atıfta bulunarak, meşru müdafaa ilkesini vurguladı. Bu destek, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin ve özellikle terörle mücadeledeki ortak hassasiyetin altını çiziyor. BM'deki oylamanın sonuçları ve küresel terör stratejisinin geleceği belirsizliğini korurken, ABD'nin Pakistan'a yönelik net mesajı diplomatik açıdan anlamlı bir gelişme olarak kaydedildi.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 3d ago- Security03 Jul, 05:32
US backs Pakistan’s right to self-defence after UN votes on global counterterrorism strategy
WASHINGTON/UNITED NATIONS: The United States has reiterated its support for Pakistan’s right to defend itself against terrorist attacks, while the United Nations struggles to maintain consensus on its core global counterterrorism framework. “The Pakistani people have suffered greatly at the hands of terrorists,” the US State Department said, according to a statement reported by Reuters. Washington “supports Pakistan’s right to defend itself against terrorist attacks” as an intermittent conflict between Pakistan and neighboring Afghanistan continues, the State Department added. The remarks come after Pakistan on Sunday night acted against terrorist infrastructure along the Afghan border, in response to a terrorist attack on a local headquarter of the Pakistan Rangers Sindh in Karachi’s Gulistan-i-Jauhar area. In February, US Under Secretary of State for Political Affairs Allison Hooker had expressed similar support for Islamabad, saying Washington “continues to monitor the situation closely” and backs Pakistan’s right to defend itself against Taliban attacks. The brief note by the US State Department comes amid the ninth review of the United Nations Global Counterterrorism Strategy (GCTS), a global framework adopted in 2006 and periodically reviewed to guide international cooperation against terrorism. At the United Nations General Assembly, the US voted against the resolution and pushed for a recorded vote, breaking with the traditional consensus-based adoption of the strategy. Despite US objections, the General Assembly adopted the ninth review of the GCTS by 140 votes, including Pakistan, in favour on July 1. It adopted the ninth review by a recorded vote after consensus could not be reached. The US, Israel and Argentina voted against the resolution. Japan abstained but its delegate later stated that the abstention was the result of a technical error and his delegation intended to vote in favour. Washington described the draft as “bloated, outdated, and lacking focus,” arguing that the 170-plus paragraph text diluted core counterterrorism priorities with excessive and non-operational language. It also said that the draft “ignores numerous US redlines and policy concerns”. Israel said the draft was “outdated, long and repetitive, and does not embrace institutional modernisation”, while Argentina’s delegate said it voted against the text to draw attention to the importance of reviewing the strategy. On the other hand, Pakistan, Egypt and Iran regretted that several proposals made by Islamic countries were not considered. Turkiye also regretted that the document did not include stronger condemnation of the repeated targeting of Muslims, including the desecration of mosques and the burning of the Holy Quran. Pakistan says terrorism evolving threat Meanwhile, Pakistan’s Permanent Representative to the UN Ambassador Asim Iftikhar Ahmad, said terrorism transcended national boundaries and manifested itself in an “increasingly interconnected yet decentralised organisational manner globally”. Speaking at the UN General Assembly plenary meeting on the GCTS, he said the strategy remained a “living document” that evolved with emerging threats. He said Pakistan had consistently remained at the forefront of global counterterrorism efforts and played a key role in operations against Al Qaeda and other terrorist groups, while also suffering heavy human losses. He said more than 1,200 Pakistanis were killed in terrorist attacks in the past year alone. He expressed disappointment that, despite its efforts, the ninth review process “failed” to address longstanding gaps in the strategy or incorporate concerns raised by the Organisation of Islamic Cooperation (OIC), whose member states include some of the countries most affected by terrorism. He said a terrorism-free future required a comprehensive multilateral approach that addressed emerging physical and virtual threats, unresolved long-standing conflicts, respect for human rights and rule of law, and recognition of the right to self-determination under international law. He also rejected any attempt to equate the “legitimate struggle for self-determination” with terrorism and called for stronger condemnation of state actions against populations under foreign occupation. He also called for coordinated global action against xenophobia, racism, and all forms of intolerance, and urged stronger responses to violent far-right, neo-fascist, supremacist and xenophobic groups targeting vulnerable communities and places of worship. The envoy urged reforms in the UN counterterrorism architecture and sanctions regime, saying existing mechanisms must be more transparent, fair and insulated from political influence. He also called for stricter regulation of social media platforms to counter online radicalisation, recruitment, extremist propaganda and misinformation. Ambassador Iftikhar stressed the need to regulate digital financial systems, virtual assets and cryptocurrencies to prevent their misuse by terrorist networks. He said that intergovernmental bodies such as the Financial Action Task Force should remain impartial, transparent and free from political use by any state. Pakistan noted that despite the flexibility shown by Pakistan and the OIC, the process failed to produce meaningful improvements even after three years of negotiations. Ambassador Asim described the lack of agreement as a “wake-up call,” saying the impasse underscored the need for renewed global cooperation and coordinated action against terrorism.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Pakistan'ın ABD-İran Arabuluculuğu Küresel Takdir Topladı
Pakistan, ABD ile İran arasında yürüttüğü arabuluculuk sonucunda ateşkes ve kalıcı çözümün önünü açmayı hedefleyen bir mutabakat zaptı sağladı. Dışişleri kaynakları, bu tür bir arabuluculuk rolünün Pakistan'ın diplomatik tarihinde bir ilk olduğunu belirtiyor. Gelişme, uluslararası alanda takdir ve saygıyla karşılandı. Arabuluculuk sürecinin ayrıntıları henüz tam olarak açıklanmasa da, Pakistan'ın bu girişimi diplomatik nüfuzunu ve küresel imajını güçlendirdi. Tahran ile Washington arasındaki gerilimin tırmanma riski taşıdığı bir dönemde gelen bu adım, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Pakistan'ın, iki hasım ülke arasında iletişim kanalı tesis edebilmesi, ülkenin jeopolitik denklemdeki ağırlığını ortaya koyuyor. Anlaşmanın uygulanması ve kalıcı bir çözüme dönüşmesi önümüzdeki dönemin odak noktası olacak. Uluslararası camia, Pakistan'ın bu çabasını, nükleer silahlarla ilgili endişelerin ve bölgesel vekalet savaşlarının gölgelediği bir tabloda, diplomasi yoluyla kriz çözümüne katkı sağlayan bir örnek olarak değerlendiriyor.
ABD1 olay22 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Körfez'in Güvenlik İkilemi: ABD'den Uzaklaşma Zamanı mı?
Davos'ta ocak ayında Kanada Başbakanı Mark Carney, 'orta güçlerin' bir araya gelerek büyük güçlerin baskısına direnmesi gerektiğini söyledi. Carney'nin hem Çin'e hem de ABD'ye karşı direniş çağrısı, çok kutuplu dünyaya geçiş sürecinde orta ölçekli devletlerin artan özerklik arayışını yansıttı. Bu söylem, özellikle uzun süredir ABD'yi başlıca güvenlik garantörü olarak gören Körfez ülkeleri için bir dönüm noktası niteliğinde. Körfez monarşileri, İran tehdidi ve bölgesel istikrarsızlık karşısında on yıllardır ABD'nin askeri varlığına bel bağladı. Ancak Washington'un politik öngörülemezliği ve küresel güç dengelerinin değişmesi, bu bağımlılığı sorgulatıyor. Carney'nin konuşması, Körfez'in kendi güvenlik mimarisini çeşitlendirme ve yeni ortaklıklar kurma ihtiyacını su yüzüne çıkardı. Multipolar düzene uyum sağlamaya çalışan Körfez ülkeleri, ABD ile ilişkileri korurken Çin ve Rusya ile derinleşen ekonomik ve diplomatik bağlarını nasıl dengeleyeceklerini tartışıyor. Bu stratejik ikilem, bölgenin gelecekteki güvenlik düzenlemelerini şekillendirecek temel unsur olarak öne çıkıyor.
ABD1 olay20 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD 250. yaşını kutlarken tarihi kimin anlatacağı tartışılıyor
Amerika Birleşik Devletleri 250. kuruluş yıldönümünü resmî kutlamalarla karşılarken, bu etkinliklerin ağırlıklı olarak beyaz kurucu figürlere odaklanması eleştiri konusu oldu. The Guardian'ın haberine göre, ülke genelinde birçok topluluk, Freedom 250 gibi resmî programların dışladığı yerli halklar, göçmenler ve azınlıkların tarihini görünür kılmak için alternatif anma etkinlikleri düzenliyor. Bu durum, ulusal kimlik ve tarih yazımı konusunda süregelen kültürel mücadeleyi gözler önüne seriyor. Resmî kutlamalarda sahne alan isimler ve anlatılar, ülkenin çokkültürlü yapısını yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle sorgulanıyor. Toplumsal hareketler, tarihsel adaletsizliklerin ve unutulmuş hikâyelerin bu dönüm noktasında hatırlanması gerektiğini savunuyor. Tartışma, yalnızca geçmişe dair bir muhasebe değil, aynı zamanda ABD'nin gelecekte nasıl bir ulus olarak tanımlanacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Küresel düzeyde, birçok ülke ulusal yıldönümlerinde benzer tarih yorumu çatışmaları yaşarken, ABD'deki bu gerilim, iç siyasetteki kutuplaşmanın bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Özellikle son yıllarda ırk ve tarih konularındaki toplumsal yüzleşme, 250. yıl kutlamalarının nasıl şekilleneceği konusunu daha da hassas hale getirdi. Resmî anlatı ile tabandan yükselen talepler arasındaki bu gerilim, önümüzdeki aylarda da kültür, eğitim ve siyaset alanlarında yankı bulmaya devam edecek.
ABD8 olay6 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol Haritası
ABD ve İran, İsviçre'nin Burgenstock beldesinde Pakistan ve Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 60 gün içinde nihai barış anlaşmasına varmayı hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaştı. Pazar günü başlayıp Pazartesi gününe uzayan müzakereler, daha önce imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde yürütüldü. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın katıldığı açılışta tarafların barışa yönelik samimiyetine vurgu yapıldı. Arabulucuların ortak açıklamasında, teknik detayların belirlenmesinin ardından nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Mutabakat aylardır süren çatışmaları sonlandırma potansiyeli taşırken, İsrail'in "mücadelemiz bitmedi" açıklaması, ABD'deki ara seçimler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik ateşkesin kalıcılığını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Eşzamanlı olarak İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nda askeri çatışmaları önlemek için bir iletişim hattı kurdu. ABD ayrıca Lübnan'daki ateşkesi denetlemek üzere bir mekanizma oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Pakistan ziyaretinde bölgesel güvenlik yapısı çağrısı ve İslam ülkeleri arasında birlik vurgusu, diplomatik hareketliliğin genişlediğine işaret ediyor. Uzmanlar ise barış sürecinin "bozguncu" aktörlerce sekteye uğratılabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD26 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Kudüs'te kalıcı büyükelçilik binası için anlaşma imzaladı
Amerika Birleşik Devletleri, Çarşamba günü Kudüs'te yeni bir büyükelçilik yerleşkesi inşa etmek üzere bir anlaşma imzaladı. İsrail, bu adımı iki ülke arasındaki 'sarsılmaz ittifakın' bir yansıması olarak değerlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump, ilk döneminde Aralık 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış ve Tel Aviv'deki diplomatik misyonun taşınması talimatını vermişti. Mevcut hizmetler birden fazla geçici mekâna yayılmış durumdaydı; yeni yerleşke ile kalıcı bir yapıya kavuşulacak. Anlaşma, ABD'nin Kudüs'teki diplomatik varlığını kurumsallaştırma yönündeki somut bir adım olarak öne çıkıyor. Trump yönetiminin kararı, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tartışmalı bulunmuş ve İsrail-Filistin gerilimlerini artırmıştı. Birçok ülke, Kudüs'ün nihai statüsünün müzakerelerle belirlenmesi gerektiği görüşünü korurken, ABD'nin bu hamlesi İsrail'in başkent iddiasına verilen en üst düzey destek olarak yorumlanıyor. Yeni büyükelçilik kompleksinin inşası, iki ülke ilişkilerindeki stratejik yakınlaşmanın sembolik ve pratik bir ifadesi. Proje, ABD'nin bölgedeki diplomatik duruşunu pekiştirirken, Filistin yönetimi ve Arap dünyasında tepkiyle karşılanması bekleniyor. Anlaşmanın zamanlaması ve kapsamı, Ortadoğu'daki mevcut dengeler açısından dikkatle izlenecek.
ABD5 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
NATO Temsilcisi Whitaker: Müttefikler ABD Silahı Almalı, Barışa Katkı Sağlar
ABD'nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, müttefik ülkelerin Amerikan yapımı silahları satın almasını istediklerini açıkladı. TASS haber ajansının aktardığına göre Whitaker, bu tür alımların nihai olarak barışa katkıda bulunacağını ifade etti. Açıklama, Washington'ın savunma sanayii ihracatını artırma ve NATO içinde askeri standartlaşmayı teşvik etme çabalarıyla örtüşüyor. Müttefiklerin ABD silah sistemlerine yönelmesi, transatlantik savunma iş birliğini güçlendirme ve ABD'nin stratejik etkisini pekiştirme potansiyeli taşıyor. Ancak Whitaker'ın sözleri, hangi ülkeleri veya silah türlerini kapsadığına dair ayrıntı içermedi.
ABD1 olay1 sa önce