Moldova'daki 21 Uçaklık Kriz: ABD, İran'ın İstediği Rus Jetlerini Satın Aldı
1970'lerin sonunda ABD casus uyduları, Sovyetler Birliği'nin yeni bir savaş uçağı geliştirdiğini ortaya çıkardı. MiG-29 olarak adlandırılan bu uçaklar, yıllar sonra eski bir Sovyet cumhuriyeti olan Moldova'nın envanterinde kaldı. İran, Moldova'nın satışa çıkardığı 21 MiG-29'a talip oldu. ABD, Tahran'ın bu uçaklarla hava gücünü artırmasını engellemek amacıyla devreye girdi ve Washington, Moldova ile anlaşarak tüm uçakları satın aldı. Bu müdahale, İran'ın bölgesel askeri kapasitesini sınırlamayı amaçlayan bir adım olarak değerlendirildi. Moldova'daki bu satış krizi, eski Sovyet silahlarının kontrolsüz dağılması riskine karşı ABD'nin izlediği aktif diplomasiyi gözler önüne serdi.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Güvenlik26 Tem 03:54
ABD, Rus uçağına nasıl müşteri oldu? Tahran istedi, Washington topladı: Moldova’da 21 uçaklık kriz
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Takvimler 1970’li yılların sonunu gösterdiğinde ABD casus uyduları, Sovyetler Birliği üzerinde çektiği fotoğraflarda önemli bir detayı yakaladı. Fotoğraflar, Moskova’nın yeni bir savaş uçağı geliştirdiğine işaret ediyordu. ABD’li uzmanların fotoğraflar üzerinde yaptığı detaylı çalışmaların ardından Sovyetler Birliği’nin yeni geliştirmeye başladığı bu uçağın, o dönem ABD’nin elinde bulunan F-15 ve F-16 gibi savaş uçaklarına rakip olacak özelliklere sahip olduğunun anlaşılması çok uzun sürmedi. MiG-29 adı verilen bu yeni savaş uçağı, 1980’li yıllarda hizmete girdikten sonra da Batı bloku için büyük bir bilinmezlikten ibaretti ve kabiliyetleri hakkındaki belirsizlik askeri otoriteleri bu uçak hakkında zaman zaman endişelendiriyordu. Ancak bu endişeler çok uzun sürmedi. 1980’li yıllar, Sovyetler Birliği’nin dağılacağına yönelik beklentilerin giderek arttığı yıllardı. 1991 yılında ise Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Sovyet tehdidi ortadan kalktı. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından yeni bir dönem başlamıştı. Bu yeni dönemdeki en ciddi meselelerden birisi ise Kızıl Ordu'nun cephaneliklerinde bulunan silahların akıbetiydi. Tam da bu ortamda ABD istihbaratı, aldığı yeni bir bilginin üzerine fazla zaman kaybetmeden harekete geçmeye hazırlanıyordu. Alıntı Metni ABD, İRAN’IN SATIN ALMASINI ENGELLEMEK İÇİN HAREKETE GEÇTİ SSCB’nin dağılmasının ardından yeni kurulan ülkeler, sahip oldukları fazla silahları satmak için harekete geçmiş ve bu durum, 1979 yılından bu yana ABD tarafından ambargo altında olan İran’ın yeni silahlar edinmesi için bir fırsat yaratmıştı. Tahran, bu kapsamda Moldova’nın elinde bulunan 21 MiG-29 savaş uçağını satın almak için harekete geçti ve Moldova ile resmî görüşmeler başladı. Resmî temasların başlamasının ardından ABD yönetimi, İran’a yönelik olası bir satışa karşı çıkmak için harekete geçti. Uçakların sahip olduğu özellikler konusunda oldukça kritik bir detay bulunuyordu. Dönemin ABD Savunma Bakanı William S. Cohen, İran’ın bu uçaklara sahip olmaması için harekete geçti. Cohen’in bu maksatla bulduğu çözüm ise oldukça ilginçti. Soğuk Savaş sona ermiş ve ABD’nin başını çektiği Batı bloku için Sovyet tehdidi bitmiş olsa da Moldova’nın elinde bulunan gelişmiş MiG-29 uçaklarının İran’a satılması ABD için bazı riskler taşıyordu. ABD, gelişmiş Sovyet teknolojisinin İran gibi tehdit olarak algıladığı ülkelerin eline geçmesi hâlinde bunun kopyalanarak yeni tehditlere kapı aralayacağından endişe ediyordu. Nitekim İran, henüz SSCB dağılmadan önce 1989 yılında Moskova ile bir anlaşma imzalamış ve ilk MiG-29'larını 1990'da teslim almaya başlamıştı. Ancak ABD’yi Moldova’dan yapılacak satış konusunda endişelendiren şey uçakların kendisi değil, bu uçakların sahip olduğu bazı özel yeteneklerdi. Alıntı Metni WASHINGTON RUS UÇAKLARINI SATIN ALDI Moldova, 1996 yılının sonlarında ABD'yi, İran ile savaş uçağı tedariki konusunda yapılan görüşmeler hakkında bilgilendirdi. Rus yapımı uçaklardan 14'ünün nükleer silah taşıma kapasitesine sahip olduğu değerlendiriliyordu. İran’ın nükleer silah geliştirme ve bu silahları kullanmayı sağlayacak araçlar edinme konusunda çaba içinde olduğunu düşünen ABD yönetimi, satışı engellemek için 1997 yılında Moldova hükümetiyle görüşmelere başladı. 10 Ekim'de kesinleşen bir anlaşma uyarınca; Amerika BirleşikDevletleri;nükleer silah kullanma yeteneğine sahip olacak şekilde donatıldığı değerlendirilen 14 adet MiG-29C, 6 adet MiG-29A, 1 adet MiG-29B, 500 adet havadan havaya füze ve uçakların konuşlandırıldığı Moldova hava üssündeki tüm yedek parçaları ve çeşitli ekipmanları satın aldı. Mig-29 savaş uçakları günümüzde birçok ülke tarafından kullanılıyor. Halihazırda savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna'da bu uçakları savaşta aktif olarak kullanıyor ABD, Sovyetler Birliği tarafından üretilen MiG-29 savaş uçaklarına bedel olarak Moldova’ya bir miktar nakit para, insani yardım ve hafif silahlar sağladı. Bu dönemde İran’ın elinde MiG-29 uçakları bulunuyordu. Ancak ABD, Moldova’dan satın aldığı bu uçaklarla hem İran’ın nükleer silah kullanabilen uçaklara erişimini engellemiş hem de İran’ın elinde bulunan MiG-29'lardan daha donanımlı uçakları satın almasını engellemişti. Moldova’dan alınan uçaklar ABD’ye götürüldü ve ABD Hava Kuvvetleri bu uçaklarla uzun süre boyunca test ve eğitim faaliyetleri gerçekleştirdi. Alıntı Metni
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Orta Doğu'daki ABD Üsleri İran Geriliminde Hedef Haline Geldi
AFP'nin incelediği üsler, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (Centcom) bünyesinde Orta Doğu'da konuşlanmış durumda. Daha önce Tahran'a karşı caydırıcı bir kalkan olarak görülen bu askerî varlık, İran ile yaşanan savaş sürecinde doğrudan saldırıların hedefi oldu. Washington Yakın Doğu Politikası Enstitüsü'nden Elizabeth Dent gibi uzmanlar, bölgedeki ABD askerî yoğunlaşmalarının stratejik hassasiyetine dikkat çekiyor. Saldırılar, bu üslerin bölgesel güvenlik denklemindeki rolünü tartışmaya açarken, ABD'nin Orta Doğu'daki askerî varlığının geleceğine dair soru işaretleri doğuruyor.
ABD3 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol Haritası
ABD ve İran, İsviçre'nin Burgenstock beldesinde Pakistan ve Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 60 gün içinde nihai barış anlaşmasına varmayı hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaştı. Pazar günü başlayıp Pazartesi gününe uzayan müzakereler, daha önce imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde yürütüldü. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın katıldığı açılışta tarafların barışa yönelik samimiyetine vurgu yapıldı. Arabulucuların ortak açıklamasında, teknik detayların belirlenmesinin ardından nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Mutabakat aylardır süren çatışmaları sonlandırma potansiyeli taşırken, İsrail'in "mücadelemiz bitmedi" açıklaması, ABD'deki ara seçimler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik ateşkesin kalıcılığını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Eşzamanlı olarak İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nda askeri çatışmaları önlemek için bir iletişim hattı kurdu. ABD ayrıca Lübnan'daki ateşkesi denetlemek üzere bir mekanizma oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Pakistan ziyaretinde bölgesel güvenlik yapısı çağrısı ve İslam ülkeleri arasında birlik vurgusu, diplomatik hareketliliğin genişlediğine işaret ediyor. Uzmanlar ise barış sürecinin "bozguncu" aktörlerce sekteye uğratılabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD67 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump: Her ABD Askerinin Ölümü İran'a Kat Kat Ödetilecek
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da hafta sonu üç askerin ölümü ve bir askerin kaybolmasıyla sonuçlanan olayların ardından İran'a sert bir uyarıda bulundu. Trump, 'Her bir Amerikan askerini öldürdüklerinde İran bunun bedelini kat kat ödeyecek' ifadelerini kullandı. Washington yönetimi, bölgede devam eden gerilimin ortasında askeri kayıpların arttığını doğruladı. Açıklama, ABD'nin İran'ı bölgedeki milis grupları desteklemek ve Amerikan güçlerine yönelik saldırıları teşvik etmekle suçladığı dönemde geldi. Kayıpların tam olarak hangi olaylar sonucu gerçekleştiği netlik kazanmazken, Trump'ın doğrudan İran'ı hedef alması Washington-Tahran hattındaki diplomatik krizin derinleştiğini gösteriyor. Son gelişmeler, bölgedeki askeri varlığını sürdüren ABD için güvenlik risklerinin arttığına işaret ediyor. Trump'ın sert mesajı, İran'a yönelik ekonomik ve siyasi baskıyı askeri tırmandırma tehdidiyle birleştiren bir politikanın parçası olarak görülüyor. Öte yandan, kayıp askerin akıbeti ve yaşanan ölümlerin faillerine dair soruşturmanın sonuçları, iki ülke arasındaki krizin seyrini belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor.
ABD8 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Husilerin Kızıldeniz saldırısı ABD-İran gerilimini bölgeye yaydı
ABD ile İran arasındaki ateşkesin sona ermesinin ardından karşılıklı saldırılar sürerken, İran destekli Husiler Kızıldeniz’de Suudi Arabistan’a ait iki petrol tankerini hedef aldı. Yemen’de konuşlu grup tarafından gerçekleştirilen saldırı, bölgedeki tansiyonu yükseltti ve çatışmanın kritik bir su yoluna sıçradığını gösterdi. Kızıldeniz, küresel enerji sevkiyatı için stratejik öneme sahip. Husilerin eylemi, ABD-İran rekabetinin vekalet savaşları yoluyla nasıl genişleyebileceğini ortaya koyarken, uluslararası deniz güvenliğine yönelik tehditleri artırdı. Saldırı, daha önce Basra Körfezi ve Irak’ta yoğunlaşan gerilimin yeni bir cepheye taşındığını ve enerji piyasalarında istikrarsızlık riskini beslediğini vurguluyor.
ABD2 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD Birlikleri İran'ın Uranyumunu Ele Geçirmek İçin Operasyon Düzenleyebilir
TASS tarafından aktarılan bir habere göre, binlerce ABD askeri İran'ın nükleer tesislerine yönelik bir operasyona katılabilir. New York Post kaynaklarına dayandırılan iddiaya göre, birlikler tesisleri basarak çevresinde güvenli bir çember oluşturacak, asıl uranyum çıkarma işlemini ise küçük bir özel kuvvet timi gerçekleştirecek. Operasyonun amacı İran'ın uranyum kaynaklarını doğrudan ele geçirmek olarak belirtiliyor. Bu senaryo, iki ülke arasındaki nükleer gerginlik bağlamında yeni bir tırmanışa işaret edebileceği için dikkat çekiyor. Haber, ABD'nin İran'ın nükleer kapasitesini sınırlama çabalarının askeri boyuta taşınabileceğine dair spekülasyonları güçlendirdi. Resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, böyle bir operasyonun gerçekleşmesi durumunda bölgesel güvenlik dengelerini ve diplomatik süreçleri derinden etkilemesi bekleniyor. Haberin kaynağı olan gazetenin yanı sıra diğer medya kuruluşlarında da doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
ABD1 olay9 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD-İran Gerginliğinde Diplomatik Trafik: Çin ve Pakistan da Masada
ABD’nin İran hedeflerine füze saldırılarını sürdürdüğü ve İran Devrim Muhafızları’nın her öldürülen İranlı için bir ABD askerini öldürme tehdidinde bulunduğu bir dönemde, perde arkasında diplomatik temaslar hız kazandı. İran İçişleri Bakanı’nın İslamabad ziyareti sırasında keşif amaçlı görüşmeler gerçekleştirildi; Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi kapsamında Pakistan Başbakan Yardımcısı İshak Dar ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi bir araya geldi. Katar, İslamabad’da imzalanan Mutabakat Zaptı’nın uygulanması çağrısı yaparken, Pekin yönetimi gelişmelerden endişe duyduğunu belirtti. Arka planda Çin’in dolaylı onayıyla ilerleyen bu çok taraflı diplomatik çaba, ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltmayı hedefliyor. Bölgesel aktörlerin arabuluculuk girişimleri, askeri tırmanışın gölgesinde sürse de, krizin yönetimi açısından kritik bir eşik oluşturuyor.
ABD1 olay1 gün önce