TBMM Başkanı Kurtulmuş, NATO Zirvesi'nde barış için diyalog vurgusu yaptı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, küresel sorunların çözümünde diyalog ve müzakere çağrısında bulundu. Rusya-Ukrayna arasında gerçekleşen esir takaslarını örnek gösteren Kurtulmuş, aynı anlayışın bölgesel ve küresel diğer krizlerde de benimsenmesi gerektiğini belirtti. Zirve, NATO üyesi ülke parlamenterlerini bir araya getirirken, Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşti. Kurtulmuş'un sözleri, ittifak içinde diplomatik çözümlere verilen önemi yansıtırken, savaşın sürdüğü bir dönemde barışçıl söylemin altını çizdi.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 3 sa önce- Diplomatik29 Haz 07:15
TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan dünya barışı için birlik çağrısı
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul'da NATO Parlamenter Zirvesi Açılış programında konuştu. 'Geçtiğimiz günlerde Rusya-Ukrayna arasındaki müzakereler neticesinde defaatle esir takaslarının gerçekleştirilmesi mümkün oldu.' diyerek sözlerine başlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Değerli dostlar, şimdi aynı perspektifin günümüzdeki meselelerde de bölgemizdeki ve küresel meselelerde de hâkim olmasını arzu ederiz. Bunun güzel bir örneği de son zamanda bölgemizi, sadece bölgemizi değil bütün dünyayı etkileyen Amerika Birleşik Devletleri - İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için olumlu bir adımın atılmış olmasıdır. İsviçre'de başlayan müzakerelerin sonuna kadar başarıyla sürdürülmesi ve Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında kalıcı, adil bir barışın, sadece ateşkesin değil, barışın sağlanmasını temenni ediyoruz. Bu, bizim için de bulunduğumuz bölge için hayati önemde olduğu gibi dünya barışının temin edilmesi için de fevkalade önemlidir. Ümit ederiz ki bu barış çabaları, belli bir merhaleye ulaşmış olan bu olumlu adımlar bazı provokasyonlarla akamete uğratılmaz. Bunun için uluslararası camianın, NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere, bu barış perspektifine destek vermesi ve provokasyonların önüne geçilmesi için gayret sarf etmesini temenni ediyoruz" diye konuştu. 'İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMDEN BAŞKA BİR YOL YOK' Kurtulmuş, "Yine hiç şüphesiz dünyayı küresel barış bakımından tehdit eden en önemli meselelerden birisi de Orta Doğu'da, Filistin'deki yaşanan gelişmelerdir. İsrail'in bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak, hatta bütün uluslararası hukuk normlarına göre artık soykırım boyutlarına ulaşmış olan saldırganlıklarına son verilmek mecburiyetindedir. Mesele sadece Filistinlilerin yaşadığı insanlık dramları değil, mesele sadece 100 bine yaklaşan sivil kayıplar değil, şehirlerin yakılmış olması, Gazze'nin haritadan silinmiş olması değil; mesele aynı zamanda insanlığın gelecek umutlarına bomba atılması, insanların, insanlığın gelecek umutlarının ortadan kaldırılmasıdır. Ümit ve temenni ediyoruz ki Filistin meselesinin çözümünde de nihai olarak bir sonuca ulaşılsın. Başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, gerçekten bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti'nin kuruluşu mümkün olsun. İki devletli çözümden başka bir yolun bulunmadığı bütün dünya tarafından anlaşılsın, bu uygulansın. İsrail hükümetinin bu saldırganlıklarının sona ermesi, sadece Filistinlilerin huzura kavuşması değil, dünya barışının garanti altına alınması demektir. Çünkü insanlık tarihinin en eski bölgelerinden birisi olan Orta Doğu tarihi bize öğretiyor ki Orta Doğu'da barış olmadan dünya da barış olmaz. Filistinliler özgür olmadan da Orta Doğu'da barış asla sağlanamaz. Bu barışın sağlanması için de NATO üyesi ülkeler olarak gerekli desteğin verilmesini arzu ediyoruz" dedi. 'SAVUNMA SANAYİİNDEKİ GELİŞMELER, TÜRKİYE'NİN ÜYE ÜLKELERLE İŞ BİRLİĞİ İÇERİSİNDE DAHA GÜÇLÜ NOKTALARA GELECEKTİR' Numan Kurtulmuş, "Değerli dostlar, aynı zamanda ulusal savunma kapasitelerimizin artırılmasının ve NATO üyesi ülkeler arasında savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin de üye ülkelerimizin ve ittifakımızın geleceği için çok önemli olduğunun altını çizmek isterim. Türkiye, savunma sanayiinde son yıllarda özellikle çok büyük bir merhale kat etmiş, büyük yenilikler içerisinde olmuş, yüksek teknolojileri kullanabilme becerisinde ön plana çıkmış ve savunma alanında çok önemli savunma sanayii ürünlerini üretmiş bir ülke olarak bu kapasitesini üye ülkelerle paylaşmak ve bu çerçevede Türkiye'nin özellikle Lahey'de anlaşmasına varılan yüzde 5 savunma harcamaları konusundaki kararlılığının da bütün üye ülkeler tarafından benimsenmesini burada bir kez daha ifade ediyoruz. İnşallah savunma sanayiindeki bu gelişmeler, Türkiye'nin gelişmeleri, üye ülkelerle de iş birliği içerisinde daha güçlü noktalara gelecektir. Ancak şunu bir kere daha açıklıkla ifade etmek isteriz ki, bu üyenin, bu ittifak üyeliği çerçevesinde bazı üyelerin özellikle savunma sanayii ürünleri konusundaki uygulamaya devam ettikleri ambargoların son derece tek taraflı, anlamsız ve ittifakın ruhuna uygun olmadığı aşikardır. Biz Türkiye olarak bütün üye ülkelerle savunma sanayiinde iş birliğine hazırken, aynı davranışın bütün ülkeler tarafından da Türkiye'ye karşı, bu davranışların, bu yaklaşımın sergilenmesini ümit ederiz. Bu çerçevede özellikle son zamanlarda Orta Doğu'da artan tehditlere karşı bazı üye ülkelerimizin, başta İspanya olmak üzere, Türkiye'nin hava savunma sistemine verdikleri destek dolayısıyla da teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum" ifadelerini kullandı. 'NATO TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEDİR, DÜNYA TARİHİ BİR DÖNEMEÇTEDİR' Kurtulmuş, "NATO tarihi bir dönemeçtedir, dünya tarihi bir dönemeçtedir. Artık birlikte çalışmak, birlikte hem risklerimizi elimine etmek hem de üye ülkelerimizin güvenliğini sağlamanın yanında dünya barışına da katkıda bulunmak gibi bir sorumluluğumuzun olduğunun altını çizmek isterim. Özellikle parlamentolar sadece güvenlik doktrinleri ve savunmayla ilgili alanlarda kararların alındığı platformlar değildir. Gelin yeni bir dünyanın kuruluşunun kapılarını sonuna kadar açalım. Yapıcı fikirlere ev sahipliği yapmasını temenni ediyorum" dedi.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyası topyekun reform sürecine girmeli
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Dünyanın insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkat çeken Kurtulmuş, eski dünya düzeninin çöktüğünü ve yeni bir dönemin şekillendiğini ifade etti. Kurtulmuş, İslam ülkelerinin mevcut küresel dönüşüme ayak uydurabilmesi ve karşılaştığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları aşabilmesi için kapsamlı bir değişimden geçmesi gerektiğini vurguladı. Konferansın son derece kritik bir zamanda toplandığını söyleyen Kurtulmuş, parlamenter diplomasi ve işbirliğinin önemine işaret etti. Bu çağrı, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında uzun süredir tartışılan yapısal reform ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'nin üst düzey bir temsilcisi tarafından dile getirilmesi, önümüzdeki dönemde İslam dünyasında kurumsal yenilenme ve ortak hareket etme çabalarının artabileceğine işaret ediyor.
İsrail2 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD ve İran Cenevre'de Geçici Barış Anlaşması İmzaladı
ABD ile İran arasında Cuma günü Cenevre'de geçici bir barış anlaşması imzalandı. Anlaşmanın ardından, uzun vadeli bir barış düzenlemesinin ayrıntılarını belirlemek üzere taraflar arasında kapsamlı müzakereler başlayacak. Şu aşamada Hürmüz Boğazı'nın statüsü ve İran'ın nükleer programının geleceği gibi birçok soru ertelenmiş durumda. Bu gelişme, iki ülke arasındaki gerilimin azaltılması yönünde önemli bir adım olarak görülüyor.
İsrail1 olay17 Haz - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail Hükümeti Ermeni Soykırımını Tanıma Kararını Onayladı
İsrail hükümeti, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilere yönelik şiddeti 'soykırım' olarak tanımlama kararını oy birliğiyle kabul etti. Karar, uzun süredir Türkiye ile ilişkilerinde hassas bir konu olan Ermeni meselesinde İsrail'in resmi pozisyonunu netleştiriyor. Kararın zamanlaması, İsrail-Türkiye ilişkilerindeki mevcut gerilim bağlamında dikkat çekiyor. Son dönemde Ankara ile Kudüs arasında yaşanan diplomatik sürtüşmeler, Ermeni soykırımı tanıma tartışmalarını yeniden alevlendirmişti. İsrail hükümetinin bu adımı iki ülke arasındaki bağları daha da gerebilir. Uluslararası toplumun birçok üyesi 1915 olaylarını soykırım olarak tanırken, İsrail bugüne kadar bu tanımlamadan kaçınmıştı. Yeni karar, İsrail'in Batılı müttefikleriyle duruşunu hizalama eğilimini gösteriyor ve bölgesel diplomatik stratejilerinde yeni bir denge arayışına işaret edebilir.
İsrail3 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail80 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump'tan İran'a imha tehdidi: Hürmüz çatışması tırmandı
İran, ABD'nin saldırılarının ardından Kuveyt ve Bahreyn'deki sekiz ABD askeri tesisini ortak füze ve insansız hava aracı operasyonuyla hedef aldığını duyurdu. Saldırı, Hürmüz Boğazı'nda devriye gezen gemilere yönelik karşılıklı atışların hemen ardından geldi. İran ayrıca devam eden müzakerelerin 'tamamen durdurulabileceği' tehdidinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın eylemlerine sert tepki göstererek, 'İran'ı yok etme' sözü verdi. Washington ve Tahran karşılıklı olarak ateşkesi tehlikeye atmakla suçlarken, bölgedeki gerilim tırmanıyor. Saldırılar, küresel petrol trafiğinin kritik geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'ndaki gerginliği daha da artırdı. Kriz, İran üzerindeki diplomatik ve ekonomik baskıların yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Uzmanlar, taraflar arasındaki doğrudan askeri çatışmaların nükleer anlaşma müzakerelerini tamamen rayından çıkarabileceği ve Orta Doğu'da daha geniş çaplı bir istikrarsızlığa yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
İsrail1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Batı Şeria'da cami kundaklayan altı İsrailli yerleşimciye terör suçlaması
İsrail savcılığı, işgal altındaki Batı Şeria'da bir Filistin köyüne düzenlenen ve caminin ateşe verildiği saldırıyla ilgili altı kişi hakkında 'terör eylemleri' de dahil olmak üzere suçlamalarda bulundu. Polis, saldırının yerleşimciler tarafından gerçekleştirildiğini doğruladı. Filistinliler, Batı Şeria'da yerleşimcilerin şiddet eylemlerinin çoğu zaman cezasız kaldığını sık sık dile getiriyor. Ancak artan şiddet olaylarıyla birlikte bu tür iddianameler daha sık görülmeye başladı. Söz konusu dava, işgal altındaki topraklarda hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini düzenli olarak kınarken, İsrail yönetimi üzerindeki diplomatik baskı da artıyor. Bu dava, İsrail adalet sisteminin bu tür suçlara yaklaşımında bir dönüm noktası olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
İsrail1 olay1 gün önce