Batı Şeria'da cami kundaklayan altı İsrailli yerleşimciye terör suçlaması
İsrail savcılığı, işgal altındaki Batı Şeria'da bir Filistin köyüne düzenlenen ve caminin ateşe verildiği saldırıyla ilgili altı kişi hakkında 'terör eylemleri' de dahil olmak üzere suçlamalarda bulundu. Polis, saldırının yerleşimciler tarafından gerçekleştirildiğini doğruladı. Filistinliler, Batı Şeria'da yerleşimcilerin şiddet eylemlerinin çoğu zaman cezasız kaldığını sık sık dile getiriyor. Ancak artan şiddet olaylarıyla birlikte bu tür iddianameler daha sık görülmeye başladı. Söz konusu dava, işgal altındaki topraklarda hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini düzenli olarak kınarken, İsrail yönetimi üzerindeki diplomatik baskı da artıyor. Bu dava, İsrail adalet sisteminin bu tür suçlara yaklaşımında bir dönüm noktası olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 6 sa önce- Güvenlik28 Haz 02:04
Six Israeli settlers charged with terror offences
RAMALLAH: Israeli prosecutors filed charges against six people, including for “acts of terrorism”, after a settler attack on a Palestinian village in the occupied West Bank that included the torching of a mosque, police said. Palestinians frequently complain that violent acts by settlers in the occupied West Bank often go unpunished. Indictments have become more commonplace along with the rising frequency of settler attacks, but rights groups say this has not led to greater safety for Palestinians. “Six indictments were filed for acts of terrorism, arson, sabotage, and violent rioting in the village of Deir Dibwan out of a nationalistic motive,” police said in a statement, referring to a village in the central West Bank. On June 14, illegal Israeli settlers attacked two West Bank villages including Deir Dibwan, with the military saying at the time that security forces had been dispatched to several locations following reports of arson and violent riots carried out by “Israeli civilians”. Police said the investigation revealed that the settlers had coordinated to enter the village together, masked and carrying flammable substances, tear gas and a knife. “Upon entering the village, they carried out a series of terrorist acts, which included setting fire to vegetation, torching vehicles, damaging the local mosque, attacking residents’ homes, and throwing stones at vehicles and inhabited houses,” the statement read. The police said the latest move by the Jerusalem district attorney’s office marked the 51st indictment this year “against individuals involved in extreme violence”. More than 500,000 Israeli settlers live in the occupied West Bank in settlements and outposts illegal under international law, while three million Palestinians live there. Israel has occupied the Palestinian territory since 1967 and violence has escalated there since the start of the Gaza conflict in October 2023. The number of settler attacks has risen sharply in 2026 to an average of six per day, according to the United Nations. Published in Dawn, June 28th, 2026
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Ben-Gvir: Batı Şeria'da 5 bin 700 kaçak yapı yıkıldı
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Tel Aviv'de düzenlenen bir yerel yönetim konferansında yaptığı konuşmada, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait yaklaşık 5 bin 700 evin 'yasa dışı inşaat' gerekçesiyle yıkıldığını söyledi. İsrail merkezli Kanal 12 televizyonuna dayandırılan habere göre Ben-Gvir, bu uygulamanın kanunların herkese eşit uygulanması gerektiği ilkesine dayandığını savundu. Batı Şeria'da Filistinlilerin evlerinin yıkımı, uluslararası hukuk çerçevesinde sıklıkla tartışma konusu oluyor. İsrail hükümeti, izinsiz inşaatları gerekçe gösterirken, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri bu yıkımları toplu cezalandırma ve yerleşim politikasının bir parçası olarak değerlendiriyor. Ben-Gvir'in aşırı sağcı bir isim olarak bu konuda sergilediği açık söylemlilik, bölgedeki siyasi gerilimi yansıtıyor. Açıklama, İsrail-Filistin çatışmasının özellikle yerleşim birimleri ve arazi kullanımı boyutundaki tansiyona işaret ediyor. Uluslararası toplumun büyük bölümü Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini ve yıkımları yasa dışı sayarken, Ben-Gvir'in sözleri diplomatik düzlemde yeni eleştirilere yol açabilir. Bakanın bu çıkışı, İsrail'in mevcut hükümetinin işgal altındaki topraklardaki politikalarının sertleştiği yorumlarına da zemin hazırlıyor.
İsrail1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ugandalı Albay, Entebbe Rehineleri Ziyaretinde 1976 Olayını Terör Eylemi Olarak Niteledi
Eski İsrailli ve Belçikalı rehineler, yaklaşık 50 yıl sonra Entebbe Uluslararası Havalimanı'nın eski terminalini ziyaret etti. Ziyaret sırasında Uganda Savunma Halkla İlişkiler Direktör Vekili Albay Chris Magezi, 1976'daki Entebbe kaçırma olayını sivillere karşı bir terör eylemi olarak tanımladı ve böyle bir olayın tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı. Filistinli ve Alman militanların gerçekleştirdiği kaçırma eylemi, uçağın Uganda'ya yönlendirilmesiyle uluslararası bir krize dönüşmüş, dönemin Devlet Başkanı İdi Amin hava korsanlarıyla işbirliği yapmıştı. Ardından gelen İsrail komando operasyonu ise tarihe geçmişti. Magezi'nin açıklaması, Uganda'nın bu olaya ilişkin resmi söyleminde önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Amin döneminde korsanların eylemleri meşrulaştırılırken, bugün aynı olayın 'terör' olarak nitelendirilmesi, ülkenin uluslararası terörizmle mücadele normlarına uyum sağlama ve geçmişle arasına mesafe koyma çabasını yansıtıyor. Ziyaret, hayatta kalanlar açısından duygusal bir anma niteliği taşırken, diplomatik düzeyde Uganda-İsrail ilişkilerinde tarihsel hesaplaşmanın bir göstergesi olarak da okunabilir. Kaçırma olayının yıl dönümüne denk gelen bu ziyaret, terör mağdurlarının hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, Uganda'nın modern güvenlik politikalarında sivil koruma vurgusunu öne çıkarıyor. Albay Magezi’nin ifadeleri, aynı zamanda bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği açısından geçmişten ders çıkarma gerekliliğini ortaya koyuyor.
İsrail1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail78 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Tel Aviv, 1915 olayları için soykırım tanınması çağrısıyla Ankara'yla gerilimi tırmandırıyor
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, perşembe günü yaptığı açıklamada 1915 olaylarının 'Ermeni soykırımı' olarak resmen tanınması çağrısında bulundu. Bu adım, Türkiye'nin uzun süredir reddettiği bir tanımlamayı uluslararası gündeme taşıyarak iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerde yeni bir krize yol açma potansiyeli taşıyor. Çağrı, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının sürdüğü bir dönemde gelmesiyle dikkat çekti. Türkiye, 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen ülkeleri sert bir dille eleştirirken, İsrail'in bu hamlesi Tel Aviv yönetiminin Ankara'ya yönelik diplomatik baskı araçlarından biri olarak değerlendiriliyor. Açıklamanın hemen ardından her iki taraftan da resmi bir yorum gelmedi, ancak Türk yetkililerin konuyu yakından takip ettiği belirtiliyor. Uluslararası kamuoyunda ise tanıma çağrısı, İsrail-Türkiye hattındaki kırılgan dengeleri sarsabilecek bir adım olarak görülüyor.
İsrail2 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD'nin Gizli Planı: İran Saldırıları Sonrası Bahreyn Üssü İsrail'e Taşınabilir
Wall Street Journal'ın isimsiz ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, İran'ın misilleme saldırılarında en az 20 askeri ve diplomatik tesiste hasar meydana gelmesi üzerine ABD, Orta Doğu'daki askeri varlığını yeniden değerlendiriyor. Özellikle İran tarafından defalarca hedef alınan Bahreyn'deki deniz üssünün yeniden yapılandırılması veya İsrail gibi alternatif bölgelere taşınması gündemde. Bu değerlendirme, ABD'nin bölgedeki kuvvetlerinin güvenliği ve caydırıcılık stratejisi açısından önemli. İran'ın artan füze ve insansız hava aracı kabiliyetleri, mevcut üslerin savunmasızlığını ortaya koyarken, Washington'ın olası bir yeniden konuşlanma planı hem müttefiklerle ilişkileri hem de bölgesel güç dengesini etkileyebilir. ABD Savunma Bakanlığı henüz resmi bir açıklama yapmamış olsa da, WSJ haberine göre yetkililer 'sessiz hazırlık' olarak nitelendirilen sürecin erken aşamalarında olduğunu belirtiyor. Bahreyn'deki 5. Filo üssü, yıllardır İran tehdidi altında bulunuyor ve bu adım, ABD'nin İran'a karşı daha esnek ve dayanıklı bir duruş sergileme çabası olarak yorumlanıyor.
İsrail1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Rusya, Cellebrite ile Telefon Kırdı: İsrail Firmasının Kontrol Kaybı
Rus yetkililer, İsrailli teknoloji şirketi Cellebrite'ın telefon kırma yazılımını, siyasi tutuklu Andrei Pivovarov'un telefonunu hacklemek için kullandı. Toronto Üniversitesi'ne bağlı Citizen Lab'ın araştırmasına göre, bu kullanım, Cellebrite'ın Rusya ile tüm sözleşmelerini iptal ettiğini duyurmasından aylar sonra gerçekleşti. Olay, şirketin kendi yazılımı üzerindeki denetiminin sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Cellebrite, 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından ülkeyle ticari bağlarını sonlandırdığını açıklamıştı. Buna rağmen yazılımın erişilebilir olması, teknoloji ihracat kontrollerindeki açıklara ve ikinci el pazarlar üzerinden yayılma riskine dikkat çekiyor. Rusya muhalefetine yönelik baskıların arttığı bir dönemde gelen bu bulgu, Batılı ve müttefik ülkelerin dijital gözetim araçlarının istenmeyen kullanımını önlemede karşılaştığı zorlukları bir kez daha gündeme taşıyor.
İsrail1 olay2 gün önce