TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyası topyekun reform sürecine girmeli
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Dünyanın insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkat çeken Kurtulmuş, eski dünya düzeninin çöktüğünü ve yeni bir dönemin şekillendiğini ifade etti. Kurtulmuş, İslam ülkelerinin mevcut küresel dönüşüme ayak uydurabilmesi ve karşılaştığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları aşabilmesi için kapsamlı bir değişimden geçmesi gerektiğini vurguladı. Konferansın son derece kritik bir zamanda toplandığını söyleyen Kurtulmuş, parlamenter diplomasi ve işbirliğinin önemine işaret etti. Bu çağrı, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında uzun süredir tartışılan yapısal reform ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'nin üst düzey bir temsilcisi tarafından dile getirilmesi, önümüzdeki dönemde İslam dünyasında kurumsal yenilenme ve ortak hareket etme çabalarının artabileceğine işaret ediyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 4 sa önce- Güvenlik24 Haz 10:43
TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı var
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın Açılış Oturumu'ndaki konuşmasına, toplantının son derece önemli bir dönemde gerçekleştirildiğini söyledi. Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." diye konuştu. Dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini nihayete erdirecek yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir." Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, "Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Nasıl gelişeceğimize, bu süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz." dedi. İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR" TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim." Bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şura" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır." diye konuştu. Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğunu belirterek, "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. "FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR" Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu belirten Kurtulmuş, "Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Binyamin Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini kaydetti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu belirtti. ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20. toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim ne kadar arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir." Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. "AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ" Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur."
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail71 olay50 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ben-Gvir: Batı Şeria'da 5 bin 700 kaçak yapı yıkıldı
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Tel Aviv'de düzenlenen bir yerel yönetim konferansında yaptığı konuşmada, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait yaklaşık 5 bin 700 evin 'yasa dışı inşaat' gerekçesiyle yıkıldığını söyledi. İsrail merkezli Kanal 12 televizyonuna dayandırılan habere göre Ben-Gvir, bu uygulamanın kanunların herkese eşit uygulanması gerektiği ilkesine dayandığını savundu. Batı Şeria'da Filistinlilerin evlerinin yıkımı, uluslararası hukuk çerçevesinde sıklıkla tartışma konusu oluyor. İsrail hükümeti, izinsiz inşaatları gerekçe gösterirken, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri bu yıkımları toplu cezalandırma ve yerleşim politikasının bir parçası olarak değerlendiriyor. Ben-Gvir'in aşırı sağcı bir isim olarak bu konuda sergilediği açık söylemlilik, bölgedeki siyasi gerilimi yansıtıyor. Açıklama, İsrail-Filistin çatışmasının özellikle yerleşim birimleri ve arazi kullanımı boyutundaki tansiyona işaret ediyor. Uluslararası toplumun büyük bölümü Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerini ve yıkımları yasa dışı sayarken, Ben-Gvir'in sözleri diplomatik düzlemde yeni eleştirilere yol açabilir. Bakanın bu çıkışı, İsrail'in mevcut hükümetinin işgal altındaki topraklardaki politikalarının sertleştiği yorumlarına da zemin hazırlıyor.
İsrail1 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
BM Komisyonu: İsrail Gazze'de Çocukları Kasıtlı Hedef Aldı
Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, bugün yayımladığı raporda İsrail’in Gazze’de çocukları kasıtlı olarak hedef aldığını ve bu eylemlerin soykırım suçu oluşturduğunu bildirdi. Raporda, İsrail güçlerinin çocuklara yönelik doğrudan saldırılar gerçekleştirdiği, sağlık ve eğitim altyapısını tahrip ettiği belirtildi. Bölgede Ekim 2025’te sağlanan ateşkese rağmen can kayıpları sürdü ve ateşkesten bu yana binden fazla kişi hayatını kaybetti. Komisyon, ihlallerin sistematik olduğuna ve uluslararası hukuk kapsamında hesap verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Rapor, İsrail-Filistin çatışmasında sivillere yönelik şiddetin boyutunu ortaya koyarken, uluslararası toplumun acil müdahale ve sorumluluk mekanizmalarını devreye sokması gerektiği yönündeki çağrıları güçlendiriyor.
İsrail5 olay10 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Küresel Ankette Trump'ın Liderliğine Güvenmeyenlerin Oranı Yüzde 76
35 ülke, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yapılan bir ankete göre, yetişkinlerin ortalama yüzde 76'sı ABD Başkanı Donald Trump'ın küresel meselelerdeki liderliğine güvenmiyor. Saygın bir araştırma kuruluşunun açıkladığı sonuçlar, özellikle Avrupa ve Asya'da ABD'nin imajının olumsuz olduğunu ortaya koyuyor. Bu veriler, mevcut yönetim altında ABD dış politikasına duyulan güvenin ciddi şekilde aşındığını göstermektedir. Washington'un liderlik algısı, müttefik uyumu ve çok taraflı işbirliğiyle doğrudan bağlantılı olduğundan, yaygın güvensizlik ABD'nin uluslararası girişimlerine destek toplamasını zorlaştırabilir. Diplomatik düzeyde, bu eğilim küresel ortaklıkları yeniden inşa etme çabalarının önündeki engellere işaret ediyor.
İsrail1 olay11 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ugandalı Albay, Entebbe Rehineleri Ziyaretinde 1976 Olayını Terör Eylemi Olarak Niteledi
Eski İsrailli ve Belçikalı rehineler, yaklaşık 50 yıl sonra Entebbe Uluslararası Havalimanı'nın eski terminalini ziyaret etti. Ziyaret sırasında Uganda Savunma Halkla İlişkiler Direktör Vekili Albay Chris Magezi, 1976'daki Entebbe kaçırma olayını sivillere karşı bir terör eylemi olarak tanımladı ve böyle bir olayın tekrarlanmaması gerektiğini vurguladı. Filistinli ve Alman militanların gerçekleştirdiği kaçırma eylemi, uçağın Uganda'ya yönlendirilmesiyle uluslararası bir krize dönüşmüş, dönemin Devlet Başkanı İdi Amin hava korsanlarıyla işbirliği yapmıştı. Ardından gelen İsrail komando operasyonu ise tarihe geçmişti. Magezi'nin açıklaması, Uganda'nın bu olaya ilişkin resmi söyleminde önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Amin döneminde korsanların eylemleri meşrulaştırılırken, bugün aynı olayın 'terör' olarak nitelendirilmesi, ülkenin uluslararası terörizmle mücadele normlarına uyum sağlama ve geçmişle arasına mesafe koyma çabasını yansıtıyor. Ziyaret, hayatta kalanlar açısından duygusal bir anma niteliği taşırken, diplomatik düzeyde Uganda-İsrail ilişkilerinde tarihsel hesaplaşmanın bir göstergesi olarak da okunabilir. Kaçırma olayının yıl dönümüne denk gelen bu ziyaret, terör mağdurlarının hafızasını canlı tutmanın yanı sıra, Uganda'nın modern güvenlik politikalarında sivil koruma vurgusunu öne çıkarıyor. Albay Magezi’nin ifadeleri, aynı zamanda bölgesel istikrar ve uluslararası iş birliği açısından geçmişten ders çıkarma gerekliliğini ortaya koyuyor.
İsrail1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Netanyahu: İsrail ABD askeri yardımından ‘kurtulmalı’
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülkesinin ABD askeri yardımına bağımlılıktan kurtulması gerektiğini söyledi. Free Malaysia Today’in aktardığına göre Netanyahu, İsrail’in uzun vadede kendi savunma ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye ulaşmasını hedeflediklerini belirtti. 1948’deki kuruluşundan bu yana İsrail, enflasyona göre düzeltilmiş rakamlarla 300 milyar doların üzerinde ABD ekonomik ve askeri yardımı aldı. Netanyahu’nun açıklaması, bu tarihsel bağımlılığın sona erdirilmesi yönünde bir iradeyi ortaya koyuyor. Başbakan, özellikle savunma sanayiinde kendi kendine yeterliliğin stratejik önemine vurgu yaptı. Açıklama, ABD-İsrail ilişkilerinde yeni bir dönemi işaret edebileceği kadar, İsrail’in bölgesel tehdit algıları ve askeri teknoloji yatırımları bağlamında da değerlendiriliyor. Uzmanlar, böyle bir adımın iki ülke arasındaki askeri iş birliğini nasıl etkileyeceğini tartışıyor.
İsrail1 olay1 gün önce