TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyası topyekun reform sürecine girmeli
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Dünyanın insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkat çeken Kurtulmuş, eski dünya düzeninin çöktüğünü ve yeni bir dönemin şekillendiğini ifade etti. Kurtulmuş, İslam ülkelerinin mevcut küresel dönüşüme ayak uydurabilmesi ve karşılaştığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları aşabilmesi için kapsamlı bir değişimden geçmesi gerektiğini vurguladı. Konferansın son derece kritik bir zamanda toplandığını söyleyen Kurtulmuş, parlamenter diplomasi ve işbirliğinin önemine işaret etti. Bu çağrı, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında uzun süredir tartışılan yapısal reform ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'nin üst düzey bir temsilcisi tarafından dile getirilmesi, önümüzdeki dönemde İslam dünyasında kurumsal yenilenme ve ortak hareket etme çabalarının artabileceğine işaret ediyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 24 Jun- Security24 Jun, 10:43
TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı var
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın Açılış Oturumu'ndaki konuşmasına, toplantının son derece önemli bir dönemde gerçekleştirildiğini söyledi. Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." diye konuştu. Dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini nihayete erdirecek yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir." Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, "Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Nasıl gelişeceğimize, bu süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz." dedi. İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR" TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim." Bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şura" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır." diye konuştu. Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğunu belirterek, "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. "FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR" Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu belirten Kurtulmuş, "Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Binyamin Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini kaydetti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu belirtti. ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20. toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim ne kadar arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir." Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. "AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ" Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur."
- Political24 Jun, 16:33
TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Bakü'de diplomasi trafiği
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği dolayısıyla Bakü'de önemli diplomatik temaslar gerçekleştirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı dolayısıyla Bakü'de bulunuyor. Kurtulmuş İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ile bir araya geldi. ABD/İsrail-İran savaşı ve barış müzakereleri, İsrail’in Filistin toprakları başta olmak üzere bölgedeki saldırganlıkları ile küresel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Daha sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi. Zagulba Sarayı'ndaki kabulde, İSİPAB konferansı kapsamındaki konular başta olmak üzere, ABD/İsrail-İran savaşı, Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen barış müzakereleri ile diğer bölgesel ve küresel konular ele alındı. Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova''yla da bir araya gelen Kurtulmuş, Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ve Umman Şura Meclisi Başkanı Al Maawali ile görüştü KURTULMUŞ AÇILIŞ OTURUMUNDA KONUŞTU TBMM Başkanı Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği 20. Konferansı'nda bir konuşma da gerçekleştirdi. Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." diye konuştu. Dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir." Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, "Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Nasıl gelişeceğimize, bu süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz." dedi. İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR" TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim." Bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şura" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır." diye konuştu. Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğunu belirterek, "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. “FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR” Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu belirten Kurtulmuş, "Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Binyamin Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini kaydetti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu belirtti. ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20. toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim ne kadar arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir." Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur."
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
İsrail'in Ermeni Soykırımı Teklifi Bakü'nün Kırmızı Çizgilerini Gündeme Getirdi
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın sözde 'Ermeni soykırımının' tanınması yönündeki teklifi, Azerbaycan'da rahatsızlık yarattı. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda, Bakü'nün bu hamleyi Güney Kafkasya'daki barış sürecine tehdit olarak gördüğünü belirtti. Azerbaycan, Ermenistan'la normalleşme çabalarının sürdüğü bir dönemde, böyle bir tanımanın süreci baltalayabileceğini ve Ermenistan'ın toprak taleplerini cesaretlendirebileceğini düşünüyor. Bakü'nün kırmızı çizgileri arasında, Ermeni iddialarının üçüncü ülkelerce siyasi amaçlarla kullanılmasına izin verilmemesi yer alıyor. Azerbaycan, İsrail gibi stratejik ortağından gelebilecek bu tür bir adımı, kendi toprak bütünlüğüne ve Karabağ'daki egemenliğine yönelik dolaylı bir meydan okuma olarak değerlendiriyor. Prof. Attar, İsrail'in bu konuda atacağı somut adımların ikili ilişkilerde onarılması güç hasarlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Gelişme, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış görüşmelerinin hassas dengesini etkileme potansiyeli taşıyor. Azerbaycan, uluslararası toplumu, tarihi olayların siyasallaştırılmaması ve bölgesel istikrarın korunması konusunda uyarıyor. Bu bağlamda Bakü'nün tutumu, İsrail ve diğer müttefikler nezdinde net mesajlarla ortaya konuyor.
Afganistan1 olay4 gün önce - Ortak aktör
Bahçeli Zengezur Koridoru’na 'Turan Koridoru' Adını Verdi, Temel Atıldı
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru ile ilgili 'Adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru’dur.' açıklamasını yaptı. Proje, Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında kara bağlantısı kurmayı ve bu hattı Türkiye’ye uzatmayı hedefliyor. Bölgesel bağlantısallığı artıracak koridor, enerji ve ticaret rotalarını çeşitlendirme potansiyeliyle stratejik önem taşıyor. Projenin Türkiye ayağını oluşturan Kars-Dilucu Demiryolu’nun temeli, 22 Ağustos 2025’te atıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun da katıldığı tören, koridorun hayata geçirilmesi yönünde somut bir adıma işaret ediyor. Demiryolu tamamlandığında, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan kesintisiz bir güzergâh oluşacak. Bahçeli’nin 'Turan Koridoru' ifadesi, projeye siyasi ve ideolojik bir boyut kazandırırken; altyapı çalışmaları bölgesel iş birliğinin somutlaştığını gösteriyor. Koridorun inşası, Kafkasya’daki jeopolitik dengeleri etkileyebilecek ve Türk devletleri arasındaki bağı derinleştirebilecek unsurlar barındırıyor.
Türkiye2 olay16 Haz - Ortak aktör
CNN Raporu Azerbaycan'ın İsrail'le Gizli Askeri İlişkisini Gözler Önüne Serdi
CNN, isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde İsrail'in Ortadoğu'daki askeri ve istihbarat faaliyetlerine ilişkin ayrıntıları aktarırken Azerbaycan'ın bu operasyonlarda gizli ortak olarak konumlandığını ortaya koydu. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in yıllar önce "buzdağı" benzetmesiyle tanımladığı ilişkinin görünmeyen kısmı böylece ilk kez bu denli kapsamlı biçimde basına yansımış oldu. Haberde, hassas askeri ve istihbarat bilgilerine erişimi olduğu belirtilen dört kaynağın ifadelerine yer verilmesi, iki ülke arasındaki stratejik bağların derinliğine işaret ediyor. Azerbaycan'ın İsrail'e sağladığı operasyonel kolaylıkların boyutu ve bunun İran başta olmak üzere bölgesel dengelere etkisi, raporun uluslararası yankı bulmasının ana nedenleri arasında sayılıyor. CNN'in haberinde kaynakların kimliğini gizli tutması, doğrulama süreçlerine ilişkin tartışmaları da beraberinde getirirken, Washington merkezli Responsible Statecraft dergisi bu yayını ABD medyasının gizli askeri ittifakları ifşa etmedeki rolü üzerinden değerlendirdi. Uzmanlar, söz konusu raporun Güney Kafkasya ve Orta Doğu'daki güvenlik mimarisine dair mevcut kabulleri sarsabilecek nitelikte olduğunu vurguluyor.
ABD1 olay09 Haz - Ortak aktör
Ermenistan'da Bağımsızlığın En Kritik Seçimi: İktidar Çoğunluğu Korudu Ama Gücü Sınırlı
Kara ve Hazar Denizleri arasında, İran, Rusya ve Türkiye ile çevrili küçük bir kara ülkesi olan Ermenistan, 35 yıl önce bağımsızlığını kazanmasından bu yana en önemli seçimini gerçekleştirdi. Bu seçim, ülkenin iç siyaseti ve reform süreci açısından kritik görülüyor. Başbakan Nikol Paşinyan'ın lideri olduğu Sivil Sözleşme Partisi, parlamentoda çoğunluğu elde etmeyi başardı. Ancak parti, anayasa değişikliği gibi kapsamlı reformları tek başına hayata geçirebilmek için gereken üçte iki çoğunluğun altında kaldı. Sonuç, Paşinyan hükümetinin önünde siyasi uzlaşı gerekliliğini ortaya koyarken, Ermenistan'ın jeopolitik konumu nedeniyle bölgesel dengeler açısından da yakından takip edildi.
ABD1 olay09 Haz - Ortak aktör
Bakan Bayraktar: Türkiye enerji güvenliğinde kilit ülke
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bakü Enerji Haftası'nda Türkiye'nin enerji önceliklerini arz güvenliği, ithalat bağımlılığını azaltma, ekonomik büyüme ve net sıfır emisyon hedefi olarak sıraladı. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji işbirliğine vurgu yapan Bayraktar, ülkesinin bölgesel enerji haritasındaki stratejik konumunun altını çizdi. Açıklamalar, Türkiye'nin enerjide merkez ülke olma hedefi doğrultusunda diplomatik ve teknik adımlarını yansıtıyor.
Azerbaycan1 olay02 Haz - Ortak aktör
Putin, St. Petersburg'da uluslararası haber ajansı liderleriyle görüştü
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyanın önde gelen haber ajanslarının yöneticileriyle St. Petersburg'daki Konstantin Sarayı'nda bir araya geldi. Görüşme, TASS Haber Ajansı Genel Müdürü Andrei Kondrashov'un moderatörlüğünde gerçekleşti. Kondrashov, açılış konuşmasında, bu tür toplantıların St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında düzenlenmesinin bir gelenek haline geldiğine dikkat çekti. Toplantıya katılan ajanslar arasında Associated Press, Reuters, AFP ve Xinhua gibi küresel medya kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin yer aldığı belirtiliyor. Görüşmede, uluslararası medyanın karşılaştığı güncel zorluklar, dijital çağda haber ajanslarının rolü ve küresel bilgi akışının çeşitlendirilmesi gibi konuların ele alındığı bildirildi. Putin'in medya yöneticileriyle doğrudan diyalog kurması, Rusya'nın uluslararası medya ortamındaki varlığını ve etkileşimini pekiştirme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD1 olay04 Haz