TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyası topyekun reform sürecine girmeli
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada, İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyaç duyduğunu belirtti. Dünyanın insanlık tarihinin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkat çeken Kurtulmuş, eski dünya düzeninin çöktüğünü ve yeni bir dönemin şekillendiğini ifade etti. Kurtulmuş, İslam ülkelerinin mevcut küresel dönüşüme ayak uydurabilmesi ve karşılaştığı siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunları aşabilmesi için kapsamlı bir değişimden geçmesi gerektiğini vurguladı. Konferansın son derece kritik bir zamanda toplandığını söyleyen Kurtulmuş, parlamenter diplomasi ve işbirliğinin önemine işaret etti. Bu çağrı, İslam İşbirliği Teşkilatı çatısı altında uzun süredir tartışılan yapısal reform ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı. Türkiye'nin üst düzey bir temsilcisi tarafından dile getirilmesi, önümüzdeki dönemde İslam dünyasında kurumsal yenilenme ve ortak hareket etme çabalarının artabileceğine işaret ediyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 24 Jun- Security24 Jun, 10:43
TBMM Başkanı Kurtulmuş: İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı var
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20'nci Konferansı'nın Açılış Oturumu'ndaki konuşmasına, toplantının son derece önemli bir dönemde gerçekleştirildiğini söyledi. Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." diye konuştu. Dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye sürecini nihayete erdirecek yasal çerçeve üzerinde çalışıyoruz TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir." Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, "Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Nasıl gelişeceğimize, bu süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz." dedi. İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR" TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim." Bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şura" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır." diye konuştu. Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğunu belirterek, "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. "FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR" Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu belirten Kurtulmuş, "Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Binyamin Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini kaydetti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu belirtti. ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20. toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim ne kadar arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir." Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. "AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ" Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur."
- Political24 Jun, 16:33
TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan Bakü'de diplomasi trafiği
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği dolayısıyla Bakü'de önemli diplomatik temaslar gerçekleştirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği (İSİPAB) 20. Konferansı dolayısıyla Bakü'de bulunuyor. Kurtulmuş İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ile bir araya geldi. ABD/İsrail-İran savaşı ve barış müzakereleri, İsrail’in Filistin toprakları başta olmak üzere bölgedeki saldırganlıkları ile küresel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Daha sonra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev tarafından kabul edildi. Zagulba Sarayı'ndaki kabulde, İSİPAB konferansı kapsamındaki konular başta olmak üzere, ABD/İsrail-İran savaşı, Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen barış müzakereleri ile diğer bölgesel ve küresel konular ele alındı. Azerbaycan Milli Meclisi Başkanı Sahiba Gafarova''yla da bir araya gelen Kurtulmuş, Azerbaycan Başbakanı Ali Esedov ve Umman Şura Meclisi Başkanı Al Maawali ile görüştü KURTULMUŞ AÇILIŞ OTURUMUNDA KONUŞTU TBMM Başkanı Kurtulmuş, İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamento Birliği 20. Konferansı'nda bir konuşma da gerçekleştirdi. Dünyanın insanlık tarihin en önemli kırılma noktalarından birinden geçtiğine dikkati çeken Kurtulmuş, "Şunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Eski dünya yıkılıyor, çözülüyor, bu yaşadıklarımızsa yeni bir dünyanın doğum sancılarıdır. Bu çerçevede özellikle iki kutuplu sistemin geride kalması, ardından tek kutuplu sistemin geride kalmasıyla birlikte önümüzde yeni bir dönemin sayfaları sonuna kadar açılıyor." diye konuştu. Dünyadaki yeni sistemin en belirgin vasıflarından birinin "çok kutupluluk" olacağının aşikar olduğunu anlatan Kurtulmuş, bu çerçevede çok büyük bir potansiyele sahip İslam dünyasına dünyanın geleceğinde fevkalade önemli roller düştüğünü ve İslam dünyasının önünde çok büyük fırsatlar açıldığını vurguladı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Sahip olduğumuz bu önemli fırsatların, yaşadığımız dönemin şartlarını da iyi değerlendirerek farkına varmak ve gereğini yerine getirmek durumundayız. 2 milyarı aşkın nüfusu, 57 üye ülkesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en önemli uluslararası teşkilatına sahip olan yapısı, yer altı ve yerüstü kaynakları, muhteşem bir ekonomik kalkınma potansiyeli ve genç nüfusuyla birlikte İslam dünyası yeni dönemin, yeni kurulacak olan dünya sisteminin önemli güç merkezlerinden birisi olmaya adaydır ve bu istikamette çalışmalarımızı yoğunlaştırmak durumundayız. Bunun için öncelikle kendimizin, gücümüzün farkına varmamız lazım ve özgüven içerisinde geleceğe hazırlanmamız gerekir." Kurtulmuş, birlik ve kardeşliğin tesisi için çalışmalar yapmanın mecburiyetine işaret ederek, "Aksi takdirde bu büyük zaafla, İslam dünyasının hemen her yerinin fevkalade büyük tehditlerle karşı karşıya kalacağı açıktır. Mezhebi, etnik, siyasi ve fikri farklılıklarımızı aramızda bir gerilim ve çatışma vesilesi değil, tam tersine ümmetin zenginliğinin kaynağı olarak görmek ve ona göre hareket etmek mecburiyetindeyiz." ifadelerini kullandı. İslam dünyasının, dünyada yaşanan büyük kırılmalar ve gerilimler karşısında ortak stratejiler geliştirme mecburiyetinde bulunduğunu dile getiren Kurtulmuş, bu dönemde hiçbir ülkenin tek başına bir kurtuluş reçetesine sahip olmasının mümkün olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Nasıl gelişeceğimize, bu süreçten nasıl başarıyla çıkacağımıza odaklandığımız ortak kalıcı stratejiler geliştirmek ve bu stratejiler çerçevesinde de ortak projelere seferber olmak mecburiyetindeyiz." dedi. İslam dünyasının sahip olduğu maddi ve manevi kaynak zenginliğine dikkati çeken Kurtulmuş, bütün bunların ortak bir akılla ve ortak hedefler çerçevesinde kullanılarak ümmetin tamamının yararlanacağı bir hale dönüştürülmesinin önemini vurguladı. "SİYASİ, KURUMSAL VE FİKRİ REFORMLARIN İSLAM ÜLKELERİNİN EN TEMEL MESELELERİNDEN BİRİSİDİR" TBMM Başkanı Kurtulmuş, yeni dönemde eski ezberlerle yol almanın mümkün olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Eski ezberlerin baştan ayağa değişmek zorunda olduğu, yeni birtakım yaklaşımları hayata geçirmek için uzun uzun da vaktimizin olmadığı bir dönemin başındayız. Onun için diyorum ki İslam dünyasının A'dan Z'ye topyekun bir reform sürecine ihtiyacı vardır. Reformdan kastım, aslımızdan kopmak, köklerimizden uzaklaşmak, İslami değerleri bir kenara bırakmak değil, tam tersi Hazreti Peygamber ve Asrı Saadet'in bize gösterdiği ölçüde yeniden değerlerimizle buluşarak, değerlerimizi asrın idraki içerisinde yeniden üretmek mecburiyetidir. Bu çerçevede özellikle siyasi, kurumsal ve fikri reformların İslam ülkelerinin en temel meselelerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim." Bu reformların ana fikrinin "adalet", "ehliyet", "şura" ve "hesap verebilirlik prensibi" şeklinde dört ana sütun üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu prensipler üzerinde gelişecek olan İslam ülkeleri arasında işbirliği ve geleceği birlikte kurma iradesi, Allah'ın izniyle dünyaya da yol gösterecek yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır." diye konuştu. Kurtulmuş, yıkılan uluslararası sisteminin yerine yeni, adil, hakkaniyetli ve insani bir küresel sistem kurma mecburiyetinin de İslam ülkelerinin üzerinde bir borç şeklinde durduğunu belirterek, "Bunun için çalışacak, yeni bir sistemin bütün dünyaya teklif edilmesi için el birliğiyle gayret edeceğiz." dedi. “FİLİSTİN, İNSAF VE VİCDAN SAHİBİ BÜTÜN İNSANLARIN ORTAK BİR MESELESİ OLMUŞTUR” Filistin meselesinin gelecek dönemde İslam dünyası için ortak bir çaba ve gaye olduğunu belirten Kurtulmuş, "Filistin, sadece Müslümanların değil, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların ortak bir meselesi olmuştur. Filistin'de yaşanan insanlık tarihinin gördüğü en büyük soykırıma karşı dünyanın hemen her yerinde vicdan ve insaf sahibi insanlar ayağa kalkmakta, hesap sormaya başlamaktadırlar. İnşallah Filistin meselesini sonuna kadar götüreceğiz." ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan nehirden denize kadar özgür bir Filistin devleti için mücadeleyi sürdüreceklerini, Filistin halkına tarihi boyunca en büyük zulmü yapan Binyamin Netanyahu ve çetesinden de uluslararası mahkemeler başta olmak üzere hesap sorulması için de bütün imkanları sefer edeceklerini kaydetti. TBMM Başkanı Kurtulmuş, Filistin meselesinin İslam dünyasını birleştiren, insaf ve vicdan sahibi bütün insanların da ortak hareket etmesini sağlayan önemli bir mesele olduğunu belirtti. ABD İLE İRAN ARASINDAKİ MÜZAKERELER ABD ile İran arasındaki müzakerelere de değinen Kurtulmuş, şunları kaydetti: "İsviçre'de ABD ile İran arasında yapılan müzakerelerde olumlu bir noktaya gelinmiş olmasını da takdirle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Ümit ederiz ki bu anlaşmaya sadık kalınır, bu müzakereler sonuna kadar olumlu bir şekilde seyreder ve İran'a karşı tahmil edilen Amerika ve İsrail tarafından yüklenen bu savaş artık ilanihaye sona erdirilerek tam manasıyla bir barış ortamı temin edilir. Bu süreçte başta İsrail'in siyonist rejimi olmak üzere bazı unsurların bu süreci provoke etmemesi için de olağanüstü dikkatli davranılması gerektiğinin altını çizmek istiyorum. Ayrıca Amerika ile İran arasındaki müzakerelerin önemli bir parçası olarak gördüğümüz Lübnan'daki İsrail saldırganlığının da sona erdirilmesinin hayati bir önem taşıdığını ifade etmek istiyorum. Lübnan Lübnanlılarındır, Filistin Filistinlilerindir. Bu ülkelerin üzerinde İsrail'in hiçbir hakkı olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır. Bir kere daha İslam İşbirliği Teşkilatının Parlamento Birliği'nin 20. toplantısında buradan deklare etmek istiyoruz ki İsrail'deki siyonist rejim ne kadar arz-ı mevud denilen asla uygulanamayacak vadedilmiş topraklar fikrine sahip olursa olsun bölge halkları vadedilmiş topraklar fikrine asla fırsat, prim vermeyecektir. Çünkü biliyoruz ki Tanrı hiçbir toprağı, hiçbir din, ırk mensubuna vadetmemiştir. Dediğim gibi, Suriye Suriyelilerindir, İran İranlılarındır, Lübnan Lübnanlılarındır ve Filistin Filistinlilerindir." Kurtulmuş, siyonist İsrail rejiminin saldırganlığına karşı bütün İslam ülkelerinin ortak bir şuurla hareket etmesinin zorunlu olduğunu söyledi. “AZERBAYCAN İLE ERMENİSTAN ARASINDA SÜRDÜRÜLEN BARIŞ MÜZAKERELERİNİ TAKDİRLE KARŞILIYORUZ” Kafkaslar'daki gelişmelere de dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Azerbaycan'ın Karabağ toprakları yaklaşık 30 yılı aşkın hukuksuz bir şekilde Ermeniler tarafından işgal edildi. Azerbaycan'ın büyük bir başarıyla kazandığı zaferin sonucunda bu topraklar azat oldu ve şimdi yeni bir dönemin kapıları Kafkaslar'da da açıldı. Azerbaycan ile Ermenistan arasında sürdürülen ve önemli bir başarı sağlanan barış müzakerelerini de takdirle karşıladığımızı, Kafkaslar'daki bu barış sürecinin sonuna kadar yanında ve destekçisi olduğumuzu ifade ediyorum ve ümit ediyorum ki ABD- İran barışında olduğu gibi Kafkaslar'da da Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı, nihai bir barış olur ve kıyamete kadar bu topraklar da barışın ve esenliğin hüküm sürdüğü bir bölge olur."
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Ruslar Zaporijya Nükleer Santrali'ne İHA ve Silah Deposu Kurdu
Ukrayna medyası, Rus güçlerinin Zaporijya Nükleer Santrali'ne insansız hava aracı (İHA) ekipleri ve silah depoları konuşlandırdığını, tesisi mayınladığını ve güvenlik riskleri oluşturduğunu bildirdi. Avrupa'nın en büyük nükleer santrali olan tesis, 2022'den bu yana Rus kontrolünde bulunuyor. Savaşın başından beri santral çevresi çatışmalara sahne olurken, bu askeri yığınak nükleer kaza riskini artırarak bölgesel ve uluslararası güvenliği tehdit ediyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), santralde askeri faaliyetin sonlandırılması ve güvenli bölge oluşturulması çağrılarını yineliyor. Santralin mayınlanması ve silah deposu olarak kullanılması, nükleer güvenlik normlarının ihlali anlamına gelirken, olası bir çatışma veya kaza durumunda radyoaktif sızıntı endişelerini canlı tutuyor.
158 olay49 dk önce - Ortak aktörcanlı
Rusya'nın Okyanus Altındaki Bilim ve Sabotaj Faaliyetleri Mercek Altında
Nurlan Aliyev'in 2025'te War on the Rocks'ta yayımlanan makalesi, Rusya'nın 'araştırma' filosunun kritik denizaltı altyapısına yönelik sabotaj girişimleri için kullanıldığını savunmuş ve NATO'ya kararlı adım atma çağrısı yapmıştı. Bir yıl sonra aynı yazarın argümanlarını yeniden değerlendirmesi istendi. Rusya'nın bilimsel araştırma gemileri ile istihbarat ve sabotaj faaliyetleri arasındaki çizginin bulanıklaştığına dikkat çeken tartışma, denizaltı kabloları ve enerji hatları gibi altyapıların güvenliğinin NATO için öncelikli bir mesele haline geldiğini gösteriyor. Bu durum, deniz güvenliği ve uluslararası hukuk açısından yeni riskler doğuruyor.
Rusya1 olay12 Ağu - Ortak aktörcanlı
Aliyev'den Zengezur Koridoru İçin Ermenistan'a 'Uzatmayın' Mesajı
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Nahçıvan'da yaptığı açıklamada Zengezur Koridoru'nun yalnızca ulaşım hattı olarak kalmadığını, artık enerji ve iletişim projelerini de kapsayan daha geniş bir anlam taşıdığını söyledi. Aliyev, koridorun hayata geçirilmesiyle ilgili olarak Ermenistan'ın süreci uzatmaması temennisinde bulundu. Zengezur Koridoru, 2020 Dağlık Karabağ ateşkes anlaşması uyarınca Azerbaycan'ın ana kısmını Nahçıvan'a bağlayacak ve Ermenistan üzerinden geçecek bir ulaşım hattı öngörüyor. Ankara ile Bakü arasında doğrudan bağlantı sağlayarak Türkiye'nin Orta Asya'ya erişimini kolaylaştıracak stratejik bir proje olarak değerlendiriliyor. Koridorun açılması, bölgesel ticareti canlandırabileceği gibi Ermenistan'ın İran üzerinden geçen kuzey-güney rotasına da alternatif oluşturabilir. Ermenistan ise egemenlik endişeleri nedeniyle koridora temkinli yaklaşırken, Aliyev'in son açıklamaları Bakü'nün projeyi çok boyutlu hale getirme niyetini ve müzakerelerde ilerleme beklentisini ortaya koyuyor. Uzmanlar, iki ülke arasında normalleşme süreciyle eş zamanlı yürütülecek bu tür altyapı girişimlerinin Kafkasya'da kalıcı istikrarı destekleyebileceğini belirtiyor.
Türkiye1 olay12 Ağu - Ortak aktörcanlı
Aliyev: Zengezur Koridoru'nda artık daha geniş perspektifle ilerliyoruz
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, devlet televizyonuna verdiği röportajda, Zengezur Koridoru projesine ilişkin güncel değerlendirmelerde bulundu. Aliyev, Azerbaycan'ın ana bölümünü Nahçıvan'a bağlayacak koridorun açılması hedefine çok yaklaştıklarını söyledi. İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından imzalanan üçlü ateşkes anlaşmasıyla gündeme gelen ulaştırma bağlantılarının, bu hedefi gerçekleştirme yolunda önemli bir adım olduğunu ifade etti. Zengezur Koridoru, Azerbaycan ile eksklav konumundaki Nahçıvan arasında Ermenistan üzerinden doğrudan kara ulaşımı öngörüyor. Aliyev'in açıklamaları, Bakü'nün projeyi hayata geçirme konusundaki kararlılığının sürdüğünü gösterirken, koridorun işleyişine ilişkin bölgesel müzakerelerin seyri dikkatle takip ediliyor.
ABD2 olay12 Ağu - Ortak aktörcanlı
Bakü, Erivan ve Washington'dan Tarihi Ortak Açıklama: Minsk Grubu Lağvedildi
Azerbaycan, Ermenistan ve ABD Dışişleri Bakanlıkları, Washington'da geçen yıl yapılan barış zirvesinin birinci yılında ortak bildiri yayımladı. Bildiride, ABD Başkanı Donald Trump, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri tarihi toplantıya atıfta bulunuldu. Açıklama, üç ülke arasında süren diplomatik temasın önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ortak metinde ayrıca, Dağlık Karabağ sorununun çözümü için 1992'de kurulan ve uzun süredir faaliyet göstermeyen AGİT Minsk Grubu'nun resmen lağvedildiği duyuruldu. Bu adım, bölgede değişen dengeler ve doğrudan ikili müzakerelere geçiş sürecinin bir parçası olarak görülüyor. Minsk Grubu'nun sona ermesi, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki normalleşme çabalarına yeni bir aşama kazandırabilir. ABD'nin ev sahipliğindeki zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiri, Washington'un Güney Kafkasya'daki çözüm sürecine aktif katılımını yansıtıyor. Uzmanlar, bildirinin özellikle Minsk Grubu'nun feshiyle birlikte taraflar arasında güven artırıcı bir sembolik adım olduğunu belirtiyor. Bu gelişme, bölgesel istikrar ve kalıcı barış arayışına uluslararası desteğin sürdüğüne işaret ediyor.
ABD1 olay11 Ağu - Ortak aktör
Merz, Bakü'deki Alman-Rus Görüşmesi İddiasını 'Haberim Yok' Diyerek Reddetti
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin'de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile düzenlediği ortak basın toplantısında, Bakü'de bir Alman-Rus görüşmesi yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin bir soruya net yanıt verdi. Merz, 'Haberim yok' diyerek iddiaları reddetti. Basın toplantısının ana gündemi Güney Kafkasya'da barış ve istikrar oldu. Merz, Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan barış anlaşmasını 'tarihi' bir adım olarak değerlendirirken, bölgede kalıcı barışın sağlanmasının Almanya ve AB için stratejik önem taşıdığını vurguladı.
Almanya1 olay22 Tem