Taliban ve AB Brüksel'de Sığınmacı İadesi İçin İlk Kez Masaya Oturdu
Taliban heyeti, sığınma başvuruları reddedilen ve suça karışan Afgan vatandaşlarının ülkelerine geri gönderilmesini görüşmek üzere Brüksel'de Avrupa Birliği yetkilileriyle bir araya geldi. Görüşme, AB'nin Taliban yönetimini resmen tanımamasına rağmen düzensiz göçle mücadele çerçevesinde atılmış bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu ilk resmi temas, Avrupa'da yaşayan ve sınır dışı edilmek istenen Afganlar konusunda işler bir mekanizma kurulmasını hedefliyor. AB ülkelerinde suça karışan veya iltica talepleri reddedilen Afganların geri dönüşü, üye devletlerin diplomatik tanıma olmaksızın Taliban ile pratik iş birliği yapma yönelimini ortaya koyuyor. İnsan hakları örgütleri ise Brüksel'deki temasa, Afganistan'daki yönetimin meşruiyet kazanmasına yol açacağı gerekçesiyle tepki gösterdi. Görüşme, AB'nin Taliban ile angajman stratejisini ve sığınmacı politikalarını yeniden tartışmaya açarken, Afgan yönetimiyle kurulacak olası operasyonel diyalogların boyutlarına dair belirsizlikler taşıyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 3 sa önce- Siyasi24 Haz 08:38
Taliban ile AB arasında sığınmacı pazarlığı
Afganistan'da iktidarda olan Taliban'dan bir heyet, sığınma talebi reddedilen ve suça karışan Afganların geri gönderilmesini görüşmek üzere Brüksel'de AB yetkilileriyle ilk kez bir araya geldi. Afganistan'da yönetimi elinde bulunduran Taliban'dan bir heyet, dün Brüksel'de Avrupa Birliği (AB) yetkilileriyle ilk kez bir araya geldi. Hak örgütleri bu görüşmeyi Taliban'ın meşrulaştırılması olarak nitelendirip tepki gösterirken, AB ise görüşmenin sığınma başvurusu reddedilenlerin geri gönderilmesini kolaylaştırmak adına atılmış bir adım olduğunu savundu. AB ve üye ülkeler, ABD liderliğindeki NATO güçlerine karşı yürütülen 20 yıllık savaşın ardından beş yıl önce yeniden iktidara gelen Taliban hükümetini resmi olarak tanımıyor. Fakat Brüksel yönetimi, suça karışan ya da tehlikeli görülen ve sığınma talepleri reddedilen düzensiz göçmenlerin sınır dışı edilebilmesi için Afganistan'ın "fiili yetkilileriyle" sınırlı görüşmeler yapmanın gerekli olduğunu ifade ediyor. Avrupa Komisyonu sözcüsü, komisyondan ve 15 AB üyesi ülkeden yetkililerin katıldığı Brüksel'deki toplantının, ocak ayında Kabil'de yapılan görüşmenin devamı niteliğinde olduğunu açıkladı. Sözcü, "Avrupa Komisyonu birimleri ve İsveç, bugün Brüksel'de, Afganistan'ın geri kabul ve geri gönderme süreçlerinden sorumlu fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etmiştir" dedi. Afganistan Dışişleri Bakanlığı ise görüşmenin gündeminin daha geniş olduğunu bildirdi. Bakanlık Sözcüsü Abdul Qahar Balkhi, masadaki konular arasında AB genelinde olası bir konsolosluk varlığı kurulması, buradaki Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılması ve "güven artırıcı önlemler alınması ihtiyacının" yer aldığını kaydetti. Balkhi, ziyaretin "tarihi" olduğunu vurgulayarak, görüşmenin yurt dışında yaşayan Afganların konsolosluk haklarının korunması adına olumlu bir ivme kazandıracağı yönünde umut yarattığını ekledi. Öte yandan, Avrupa Komisyonu tarafından Balkhi'ye gönderilen mektupta, görüşmelerin doğrudan "AB'de kalma hakkı bulunmayan Afganistan vatandaşlarının geri dönüşü ve geri kabulüne" odaklanacağı belirtildi. Taliban heyetinin ziyareti, insan hakları örgütleri ve bazı Avrupalı siyasetçilerden tepki gördü. Tepki gösteren çevreler, bu tür temasların Afganları tehlikeye atabileceğini ve AB'nin temel değerlerine zarar vereceğini savunuyor. Nobel Barış Ödülü sahibi Pakistanlı eğitim aktivisti Malala Yousafzai, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, "Avrupa, dünyadaki en kötü insan hakları krizlerinden birinin sorumlusu olan bir rejimi meşrulaştırmamalıdır. Taliban ile kurulacak her türlü temas, Afgan kadın ve kız çocuklarının haklarıyla başlamalı ve yine bu haklarla son bulmalıdır" ifadesini kullandı. Ziyaret, Taliban'a meşruiyet kazandırma riskinin yanı sıra yol açabileceği olası sonuçlar nedeniyle de tartışmalara neden oluyor. UNHCR'nin eski Politika Geliştirme ve Değerlendirme Başkanı ve Oxford Üniversitesi misafir öğretim üyesi Jeff Crisp, "En belirgin ve tehlikeli sonuç, Afganların AB'den geri gönderilecek olması ve ulaştıklarında Taliban'ın zulmüyle karşı karşıya kalacak olmalarıdır" değerlendirmesinde bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) araştırmacısı Fereshta Abbasi ise "Taliban ile kurulacak her türlü temasın, insanları tehlikenin içine geri göndermeye değil, insan haklarının korunmasına ve hesap verebilirliğe öncelik vermesi gerekir. AB ülkeleri, bir yandan Taliban'ın ihlallerini kınayıp hesap sorulmasını isterken, diğer yandan Afganları zorla geri göndermek için Taliban ile işbirliği yaparak kendi inandırıcılıklarını zedeliyor" dedi. Görüşme günü, Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) aktivistleri de Avrupa Komisyonu genel merkezi önünde toplanarak üzerinde "Utanç" yazılı bir pankartla protesto düzenledi. Belçika Dışişleri Bakanlığı, Afgan temsilcilere yalnızca bir gün süreyle ülkeye giriş izni veren ve serbest dolaşıma imkan tanıyan Schengen bölgesine geçişlerini engelleyerek varlıklarını sadece Belçika topraklarıyla sınırlayan özel bir vize düzenledi. Afganlar, AB'ye sığınma talebinde bulunan en büyük göçmen gruplarından birini oluşturuyor. Buna karşın, Avrupa'da sığınma başvurusu reddedilen ya da suça karışan kişilerin sınır dışı edilme süreçlerini hızlandırmak isteyen hükümetlerin sayısı artıyor. Taliban ise beş yıl önce yeniden iktidarı ele geçirmesinden bu yana kadınların seyahat özgürlüğünü kısıtladı, kız çocuklarının ilkokul sonrasında eğitim almasını yasakladı ve ifade özgürlüğü ile istihdama erişimi engelleyen ahlak yasalarını uygulamaya koydu. 2021'DE İKTİDARI ELE GEÇİRMİŞLERDİ Taliban, Ağustos 2021'de Batılı koalisyon güçlerinin Afganistan'dan çekilmesi sırasında ülke genelinde kontrolü ele geçirerek iktidara geldi. AB ülkeleri dahil dünyanın büyük bölümü Taliban'ın kurduğu hükümeti tanımadı. Buna rağmen birlik, güvenlik, göç ve insani yardım konularında Taliban yönetimiyle teknik temaslarını sürdürüyor. AB'nin Afganistan temsilciliği Ocak 2022'de Kabil'de faaliyetlerine yeniden başladı. Temsilcilik, insani yardım koordinasyonu, kırılgan grupların desteklenmesi ve insan hakları alanlarına odaklanıyor. Çok sayıda Avrupa ülkesi ise Afganistan ile diplomatik ilişkilerini Doha'ya taşınan büyükelçilikler üzerinden yürütüyor. AB'nin Taliban ile temas arayışının arkasında, birliğin son yıllarda giderek sıkılaşan göç politikalarının olduğu biliniyor. Avrupa Birliği Konseyi'nin 2024 baharında onayladığı ve 12 Haziran'da yürürlüğe giren Yeni Göç Paktı, AB'nin 2015'teki "açık kapı" yaklaşımından uzaklaştığına işaret ediyor. Yeni düzenlemeler, dış sınır kontrollerinin güçlendirilmesini ve düzensiz göçmenlerin daha etkin biçimde geri gönderilmesini öngörüyor. On ayrı yasal düzenlemeden oluşan Göç ve İltica Paktı kapsamında, AB dış sınırlarında üçüncü ülke vatandaşlarının taranmasını öngören sistem devreye alındı. Ayrıca ani ve kitlesel göç hareketleri karşısında üye ülkelere olağanüstü tedbirler uygulama imkanı tanıyan kriz mekanizması oluşturuldu. Paktın bir diğer unsuru olan "zorunlu dayanışma" sistemi ise yoğun göç baskısıyla karşılaşan ülkeler arasında yük paylaşımını amaçlıyor. Avrupa Parlamentosu 18 Haziran'da, AB'de kalma hakkı bulunmayan göçmenlerin zorla geri gönderilmesini hızlandırmayı amaçlayan yeni yasayı da kabul etti. Düzenleme, Özbekistan veya Tacikistan gibi AB dışındaki ülkelerde göçmen merkezleri kurulabilmesine imkan tanıyor. Sağ ve aşırı sağ siyasi grupların desteğiyle kabul edilen yasa 418 oyla onaylanırken, 218 milletvekili karşı oy kullandı ve 30 kişi çekimser kaldı. Yasa ayrıca ülkeden ayrılmayı reddeden kişilere gözaltı dahil daha sert yaptırımlar uygulanmasını öngörüyor. AFGANİSTAN'DAN AVRUPA ÜLKELERİNE İLTİCA BAŞVURULARI AZALDI AB Sığınma Ajansı'nın (EUAA) verilerine göre geçen yıl AB+, yani AB ülkeleri ile Norveç, İsviçre, İzlanda ve Lihtenştayn'da yapılan iltica başvuruları bir önceki yıla göre yüzde 19 azalarak yaklaşık 822 bine geriledi. Başvurulardaki düşüş ikinci yıl üst üste devam etti. Buna karşın Afgan vatandaşları, AB ülkelerinde en fazla iltica başvurusu yapan grup haline geldi. Afgan vatandaşları arasında kadınların oranı yüzde 44'e yükselerek kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı. Avrupa'nın resmi istatistik kurumu Eurostat'ın verilerine göre Afgan vatandaşlarına yönelik AB'den ayrılma kararlarının sayısı da artıyor. 2025'in üçüncü çeyreğinde bu kararlar yıllık bazda yüzde 27 yükseldi. Almanya, ülkede yaşayan 400 binden fazla Afgan vatandaşı arasında doğrudan sınır dışı sürecini başlatırken, 2025 sonuna kadar yaklaşık 100 kişinin Afganistan'a gönderildiği bildirildi. Yaklaşık 40 Afgan ve uluslararası insan hakları örgütü de kısa süre önce AB yetkililerine çağrıda bulunarak Afganistan'a yönelik sınır dışı işlemlerinin durdurulmasını istedi. Rawadari ve Accountability Watch Afghanistan'ın da aralarında bulunduğu kuruluşlar, ülkede yargısız infazların, işkencenin ve kadınlar ile kız çocuklarına yönelik sistematik ayrımcılığın sürdüğünü belirterek Afganistan'ın geri dönüşler için güvenli olmadığını savundu. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (UNHCR) 11 Haziran'da yayımladığı rapora göre dünyadaki zorla yerinden edilmiş kişilerin sayısı geçen yıl yüzde 4 geriledi. Kurum bu eğilimi, mülteciler ve ülke içinde yerinden edilmiş kişilerin menşe bölgelerine kitlesel dönüşleriyle ilişkilendirdi. 2025'te toplam geri dönüş sayısı yıllık bazda yüzde 50 artarak 14,7 milyonu aştı ve UNHCR'nin yaklaşık 60 yıllık kayıtlarındaki en yüksek seviyelerden birine ulaştı. Bu geri dönüşlerin 10,3 milyondan fazlasını ülke içinde yerinden edilmiş kişiler oluştururken, yaklaşık 4,4 milyon mülteci de menşe ülkelerine döndü. Bu rakam, 2024'e göre üç kat artış anlamına geliyor ve kurum tarihindeki en yüksek ikinci yıllık seviye olarak kaydedildi. UNHCR, geri dönüşlerin büyük bölümünün "ev sahibi ülkelerde artan zorlukların baskısı altında" gerçekleştiğini belirtti. Rapora göre çok sayıda kişi, güvenlik sorunlarının sürdüğü, temel hizmetlere erişimin sınırlı olduğu ve altyapının tahrip durumda bulunduğu bölgelere dönmek zorunda kaldı. BM verilerine göre dünyadaki Afgan mülteci sayısı 2025 sonu itibarıyla 3,7 milyona geriledi. Bu sayı 2024'te 5,8 milyon seviyesindeydi. Düşüşte özellikle Pakistan ve İran'ın göç politikalarındaki değişiklikler etkili oldu. İran'dan 2025 yılında yaklaşık 1,9 milyon Afgan, bunların 1,4 milyonu mülteci olmak üzere ülkesine döndü. Pakistan'dan dönen yaklaşık 1 milyon Afgan'ın yüzde 80'ini kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Tacikistan'dan ise yaklaşık 2 bin Afgan sınır dışı edildi.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
ABD'li Yetkili 14 Maddelik İran Mutabakatını Duyurdu
ABD'li üst düzey bir yetkili, basın mensuplarına düzenlediği telekonferansta ABD ile İran arasında varılan 14 maddelik mutabakatın ayrıntılarını ilk kez paylaştı. Yetkili, mutabakat metninin tamamını okuduğunu ve kapsamlı değerlendirmelerde bulunduğunu belirtti. Mutabakata göre İran'ın nükleer silaha sahip olmayacağını kabul ettiğini vurgulayan yetkili, anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın açılmasına ilişkin hükümler de içerdiğini ifade etti. İki ülke arasındaki bu mutabakat, bölgesel güvenlik ve enerji piyasaları açısından kritik önem taşıyor.
Afganistan1 olay6 gün önce - Ortak aktörcanlı
Anlaşma umudu petrolü düşürdü, Hürmüz Boğazı gerginliği sürüyor
ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nı yeniden ticarete açmayı, ateşkesi uzatmayı, ABD ablukasını ve bazı yaptırımları kaldırmayı öngören bir anlaşmaya doğru ilerleme, küresel petrol fiyatlarını aşağı çekti. Brent ham petrolü yüzde 4’ü aşan düşüşle 99 dolar seviyesine geriledi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, ‘oldukça sağlam’ bir önerinin masada olduğunu, Başkan Trump ise aceleleri olmadığını söyledi. Haber ajanslarına konuşan kaynaklar, anlaşmanın henüz sonuçlanmadığını aktardı. Diplomatik trafik yoğunlaşırken, İran’ın BM misyonu ABD’yi Güvenlik Konseyi’nde ‘yalan ve dezenformasyon’ yaymakla suçladı. İranlı askeri danışmanlar boğaz üzerindeki egemenlik iddialarını yineledi. AB ise seyrüsefer güvenliği için bölgeye daha fazla gemi gönderme ihtiyacından söz etti. ABD’li yetkililer boğazda mayın bulunmadığını açıkladı. Buna karşın nükleer anlaşmazlık çözüme kavuşmuş değil. İran, nükleer programı konusunda ABD ile doğrudan görüşme yapılmadığını duyurdu. Uzmanlar, mevcut müzakerelerin savaşı sona erdirme yolunda önemli bir adım olduğunu ancak asıl meselenin (nükleer kriz) masada kalmaya devam ettiğini vurguluyor.
204 olay1 sa önce - Ortak aktörcanlı
BM Komisyonu: İsrail Gazze'de Çocukları Kasıtlı Hedef Aldı
Birleşmiş Milletler Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, bugün yayımladığı raporda İsrail’in Gazze’de çocukları kasıtlı olarak hedef aldığını ve bu eylemlerin soykırım suçu oluşturduğunu bildirdi. Raporda, İsrail güçlerinin çocuklara yönelik doğrudan saldırılar gerçekleştirdiği, sağlık ve eğitim altyapısını tahrip ettiği belirtildi. Bölgede Ekim 2025’te sağlanan ateşkese rağmen can kayıpları sürdü ve ateşkesten bu yana binden fazla kişi hayatını kaybetti. Komisyon, ihlallerin sistematik olduğuna ve uluslararası hukuk kapsamında hesap verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Rapor, İsrail-Filistin çatışmasında sivillere yönelik şiddetin boyutunu ortaya koyarken, uluslararası toplumun acil müdahale ve sorumluluk mekanizmalarını devreye sokması gerektiği yönündeki çağrıları güçlendiriyor.
İsrail5 olay8 sa önce - Ortak aktörcanlı
ABD-İran Mutabakatına Doğru: İsrail ‘Geçici Çözüm’den Rahatsız
ABD ve İran arasında nükleer program ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasını öngören geçici bir anlaşmaya varılması yönünde yoğun diplomasi sürdürülüyor. Başkan Trump büyük ölçüde taviz kopardıklarını iddia ederken, İran tarafı henüz nihai mutabakat olmadığını belirtiyor. Başkan Yardımcısı Vance yalnızca “birkaç pürüz” kaldığını söyledi. Ancak sahada ateşkes ihlalleri devam ediyor; taraflar son 48 saatte Hürmüz Boğazı çevresinde karşılıklı suçlamalarda bulundu. İsrail medyasına göre Tel Aviv yönetimi, anlaşmanın kapsamından duyduğu rahatsızlığı Washington’a iletti. Haaretz ve Kanal 12’nin haberlerinde, İran’ın nükleer programına ilişkin temel meseleleri ileri bir tarihe erteleyecek “sınırlı geçici anlaşma”nın İsrail’in stratejik hedefleriyle uyuşmadığı vurgulanıyor. İsrail’in özellikle İran’ın füze kapasitesi ve bölgesel vekil güçleri üzerindeki etkisinin sınırlandırılmamasından endişe ettiği belirtiliyor. Bu arada ABD istihbaratına dayandırılan uydu görüntüleri, İran’ın ağır bombardımana rağmen yer altı füze altyapısını ve insansız hava aracı üretimini beklenenden hızlı restore ettiğini ortaya koyuyor. İran Dışişleri Bakanı Erakçi, herhangi bir anlaşmanın Lübnan dahil tüm cepheleri kapsaması gerektiğini söyleyerek ateşkesin genişletilmesi talebini yineledi. Öte yandan ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planlarını hızlandırması ve Körfez’deki gizli hava saldırılarına dair haberler, bölgesel denklemdeki karmaşık ittifak yapısını gözler önüne seriyor.
127 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
Dışişleri Bakanı Fidan, Putin ile görüşmek üzere Moskova'ya gidiyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'un daveti üzerine 16-17 Haziran'da Moskova'yı ziyaret edecek. Ziyaret kapsamında Fidan'ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilmesi ve Lavrov ile diğer üst düzey yetkililerle görüşmeler yapması planlanıyor. Ziyaret, Türkiye ile Rusya arasında son dönemde sürdürülen yoğun diplomatik temasların bir parçasını oluşturuyor. İki ülke Suriye, Libya, Ukrayna ve enerji işbirliği gibi bölgesel ve ikili konularda düzenli diyaloğa sahip. Bu çerçevede, görüşmelerin yeni somut adımların da önünü açması bekleniyor. Resmî açıklamada ziyaretin ayrıntılı gündemine yer verilmezken, üst düzeyli temasın iki ülke arasındaki stratejik iletişim kanallarının canlı tutulması açısından önem taşıdığı değerlendiriliyor. Fidan'ın Moskova programı, Türkiye'nin Rusya ile çok yönlü ilişkilerini sürdürme iradesini yansıtıyor.
Rusya14 olay4 gün önce - Ortak aktörcanlı
Trump'ın 80. Yaş Gününde Yoğun Diplomasi: İran Anlaşması ve Ukrayna Ateşkesi
ABD Başkanı Donald Trump’ın 80. yaş günü, İran ve Ukrayna ekseninde yoğun diplomatik trafiğe sahne oldu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak Ukrayna’da ateşkes için girişimlerini hızlandırdı. Eş zamanlı olarak Pakistan’ın arabuluculuğunda İran ile nükleer anlaşma konusunda ilerleme sağlandığı açıklandı. Trump ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın 24 saat içinde imzalanabileceğini belirtirken, İran Dışişleri Bakanlığı henüz net bir mutabakat olmadığını duyurdu. Küresel piyasalar bu beklentiyle pozitif seyretti. Diplomatik temasların perde arkasında, Orta Doğu’daki istikrarsızlığa dair uyarılar da yükseldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, bölgenin daha derin bir krize sürüklenmesinden endişe duyduğunu ifade ederken, Türkiye’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Aslı Güven, Orta Doğu’da barışın bölgesel değil küresel bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Kremlin ise bölgedeki gerilimin küresel ekonomiyi tehdit ettiğine dikkat çekti. Putin’in Trump’a doğum günü tebriği ilettiği ve yaklaşık bir saat süren samimi görüşmede İran, Basra Körfezi ve Ukrayna konularının ele alındığı bildirildi. Trump’ın doğum günü nedeniyle ertelenen G7 Zirvesi, Fransa’nın Evian kentinde başladı. Liderlerin ana gündeminde Ukrayna savaşı, İran ve Trump ile ilişkiler yer alıyor. Trump, hem Avrupa ortakları hem de Kiev üzerinde ateşkes için baskı kuracağını açıkladı. Tüm bu gelişmeler, önümüzdeki günlerde küresel diplomasinin seyrini belirleyecek kritik adımların işareti olarak değerlendiriliyor.
57 olay5 gün önce