Starmer'ın istifası, İngiltere'nin Ukrayna savaşını finanse edemediği gerçeğini ortaya çıkardı
İşçi Partisi lideri ve Başbakan Keir Starmer, Pazartesi günü görevinden istifa etti. Temmuz 2024'teki ezici seçim zaferine rağmen, Eylül 2025 itibarıyla anketlerin en sevilmeyen başbakanı haline gelmesi, istifanın temelini oluşturdu. Responsible Statecraft'ın haberine göre, Starmer'ın ayrılışı İngiltere'nin Ukrayna savaşının mali yükünü kaldıramadığına dair rahatsız edici bir gerçeği su yüzüne çıkardı. İstifa, İngiltere'nin Ukrayna'ya uzun süreli askeri ve mali desteğinin ekonomik maliyetiyle doğrudan ilişkilendiriliyor. Ülkenin karşı karşıya olduğu mali zorluklar, savaşın başlangıcından bu yana artarak kamuoyu desteğini aşındırdı ve Starmer hükümetini siyasi olarak savunmasız bıraktı. Bu durum, Avrupa'nın büyük güçlerinden birinin, savaş yorgunluğu ve ekonomik baskılar nedeniyle Ukrayna'ya verdiği desteğin sürdürülebilirliğini sorgulamasına yol açtı. Starmer'ın istifası, İngiltere'nin hem dış politikada hem de iç siyasette karşı karşıya olduğu ikilemi gözler önüne seriyor. Batı ittifakına bağlılık ile ekonomik gerçekler arasındaki denge, yeni bir hükümet için de çözülmesi gereken temel mesele olacak. Bu gelişme, Ukrayna'ya yönelik uluslararası destek cephesinde potansiyel bir çatlak olarak değerlendiriliyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Diplomatik24 Haz 04:05
Starmer's exit exposes dirty secret: UK can't afford Ukraine War
Sir Keir Starmer bowed to the inevitable Monday and resigned from leadership of the Labour Party and, therefore, from his role as prime minister. The resignation had been brewing for some time. While Starmer led the Labour Party to an astounding landslide election victory in July 2024, by September 2025, he was already being labeled the most unpopular prime minister since polling began; this followed a series of U-turns and poorly handled crises. After heavy losses of council seats in local elections in May, the Labour Party moved quickly to remove him. Former Greater Manchester Mayor Andy Burnham is expected to become prime minister after an internal Labour Party leadership contest. (Labour maintains a majority in parliament, so it maintains the right to form a government.) Burnham will quickly find that he doesn’t have the money to fix public services, double defense spending, and continue to fund an unwinnable war in Ukraine. He also faces an almighty struggle to convince his party that aligning with the Trump administration on peace in Europe is the right approach, both politically and fiscally. Up until June 17, Burnham wasn’t a member of parliament. But after a sitting MP gave up their seat, he won the ensuing bi-election by a landslide. A cabinet minister under Tony Blair, he is by far the most popular Labour politician and the person viewed as most able to take on the surging right-wing Reform party. Having been out of frontline British politics for nine years in Manchester, Burnham has built up a reputation as someone who gets things done and is relatable, qualities Starmer appeared to lack. To outfox Reform, Burnham will have to reinstall public confidence that the government is improving the lives of ordinary Britons in the face of an ongoing immigration surge, a cost of living crisis and a knife crime epidemic, typified by the at times violent street protests that followed the killing of Henry Nowak. His biggest challenge? Finding the money to deliver real change with anemic growth and the national debt at 94% of GDP. An obvious place to look would be the blank check approach Britain – under both Conservative and Labour governments – has taken to supporting the proxy war in Ukraine, which has so far cost $29 billion (£21.8 billion). That might not sound like a huge proportion of government spending. But Starmer’s government faced stiff resistance and had to back away from making a much smaller cut of £5 billion to welfare spending. When your budget is so tight that you have to look at cutting winter fuel payments to the elderly, then it becomes harder to justify funnelling billions towards a distant war. Aligning with the Trump administration to press for a peace settlement would be the rational and realist thing to do. But there’s a catch. The Labour Party and Burnham himself dislike Donald Trump. In 2025, for example, the putative prime minister accused Trump of “bringing instability to the world.” Starmer had a troubled relationship with Trump throughout his mandate. The night before Starmer’s resignation, Trump had posted on Truth Social that Starmer was leaving after “failing badly on immigration and energy.” That was hopefully the last on a long list of snipes by the U.S. President. But Burnham will struggle to change the script in an anti-Trump Labour Party. Starmer’s cabinet was littered with ministers who had criticized Trump over the years, including one who called him an “odious, sad, little man.” Further complicating relations was Starmer’s appointment of Lord Peter Mandelson as Britain’s Ambassador to Washington, which proved to be a catastrophic mistake after further revelations about the depths of his association with Jeffrey Epstein came to light. To his credit, Starmer invested some effort into papering over the cracks. The visit of His Majesty the King to Washington in May offered a rare bright spot, focusing on the strong ties that bind the United States and the United Kingdom. However, the flip-flopping of U.K. support for the U.S. war against Iran cast a shadow across the relationship. And it was on Ukraine policy where Starmer was most at odds with the U.S. President. While Trump was and is able to surface some uncomfortable truths about the state of Ukraine — i.e. that it cannot win a war against Russia — Starmer remained a true believer in eventual victory. Where Trump has met President Vladimir Putin in Alaska and spoken to him several times, Keir Starmer didn’t speak to the Russian President once during his two years in office. Where Trump tried to orchestrate the skeleton of a peace deal between Russia and Ukraine, Starmer rejected its key aspect, on the complex issue of territorial concessions, out of hand. The list is long and not distinguished. Starmer made himself one of the biggest obstacles to Trump’s aspirations to bring the war in Ukraine to a close, aligning himself with the Europeans who hold to the same view. And yet Burnham will quickly find that something’s got to give. He can’t fix decrepit public services in Britain, double defense spending, and continue to support an unwinnable war in Ukraine. The math will never add up. He should be aware that Reform Party leader Nigel Farage is close to Trump and spends most of his time talking about domestic policy challenges, which is clearly resonating with ordinary voters. For much of my diplomatic career, my European counterparts regularly sniped about the depth of the United Kingdom’s relationship with the United States, and how this eroded European solidarity. Yet, right now, the British and the American position on the Ukraine war could not be further apart. With Britain having left the European Union, Burnham will arrive in power with a brief window of opportunity to realign with America in the interests of European peace. The tides of British domestic politics suggest that this may help him to rebuild Labour popularity against an onrushing Farage while also delivering much needed savings. I doubt, however, that the Labour party will like this idea at all. Burnham’s honeymoon period may prove to be as truncated as his rise to power.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Putin’in Asya Diplomasisi İzolasyonu Kırıyor ama Ukrayna Hedeflerine Ulaştırmıyor
Moskova’nın ASEAN ve Pekin ile son dönemde artan diplomatik temasları, Batılı ülkelerin umduğu ölçüde bir izolasyonun söz konusu olmadığını ortaya koyuyor. Rusya, Asya-Pasifik bölgesinde ekonomik ve siyasi bağlarını güçlendirerek Ukrayna savaşı nedeniyle maruz kaldığı uluslararası baskıya rağmen alternatif ortaklıklar geliştiriyor. Bu angajman, özellikle G7’nin uyguladığı yaptırımların etkisini sınırlama ve Rusya’nın küresel sistemden dışlanmadığı mesajını verme açısından sembolik bir önem taşıyor. Ancak Chatham House uzman yorumuna göre, Asya’daki diplomatik kazanımlar Ukrayna’daki askeri hedeflere ulaşılmasını sağlamayacak. Savaşın seyri, Rusya’nın cephede karşılaştığı direnç ve Batı’nın Kiev’e sağladığı istikrarlı askeri ve mali destekle belirleniyor. G7 liderlerinin Haziran 2026’da Ukrayna’ya desteklerini yineleyerek ekonomik baskıyı artırma sözü vermesi, Rusya açısından tablonun değişmediğine işaret ediyor. Bu bağlamda, Rusya’nın Asya diplomasisi, savaşın uzun vadeli diplomatik denkleminde bir nefes alma alanı yaratsa da, Ukrayna’daki temel çıkmazları çözmekten uzak. Moskova’nın Doğu’ya yönelişi, Batı ittifakının kararlılığını zayıflatmadığı gibi, savaşın sona erdirilmesine yönelik doğrudan bir diplomatik yol da sunmuyor.
ABD1 olay18 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Savannah Guthrie'nin Kaçırılan Annesinin Ölümü Gizli Notla Açıklandı
ABD'li sunucu Savannah Guthrie'nin 84 yaşındaki annesi Nancy Guthrie, yaklaşık beş aydır kayıptı. Kaçıranlar tarafından gönderilen ve aylarca gizli tutulan ikinci notun içeriğinin açıklanmasıyla, Nancy Guthrie'nin öldüğü ortaya çıktı. NBC'nin Today programının tanınmış sunucusu olan Guthrie, annesinin kaybolmasının ardından soruşturmanın gidişatı hakkında sınırlı bilgi paylaşmıştı. Yetkililer, notun içeriği ve soruşturmadaki son durum hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olay, ABD medyasında geniş yankı bulurken, ünlü isimlerin ve ailelerinin güvenliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kişisel bir trajedi olarak öne çıkan bu vaka, kamuoyunun dikkatini benzer risklere çekti.
ABD1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump, Pompa Fiyatlarını İndirmeyen Petrol Şirketlerine Soruşturma Talimatı Verdi
ABD Başkanı Donald Trump, ham petrol maliyetlerindeki gerilemeye rağmen akaryakıt pompa fiyatlarında gerekli indirimi yapmamakla eleştirilen petrol şirketlerine yönelik soruşturma başlatılması için Adalet Bakanlığına talimat verdi. Trump çarşamba günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, düşen ham petrol maliyetlerinin tüketiciye yansıtılmamasını 'kabul edilemez' olarak nitelendirdi. Soruşturma talimatı, ABD'de son dönemde düşen petrol fiyatlarının benzin ve motorin perakende satış fiyatlarına yeterince yansımadığı yönündeki kamuoyu şikayetlerini takip ediyor. Yönetim, petrol endüstrisindeki fiyatlama davranışlarının rekabet ihlali veya haksız kazanç içerip içermediğini mercek altına almayı planlıyor. Bu adım, enerji piyasalarındaki dalgalanmaların tüketici fiyatlarına etkisi ve devletin piyasa düzenleyici rolü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ham petrol arzındaki bolluğa karşın rafineri marjlarının yüksek kalması, sektörün yoğunlaşma eğilimi ve fiyat geçişkenliğindeki asimetriler, Washington'da hem Demokrat hem Cumhuriyetçi çevrelerin dikkatini çekiyor. Soruşturmanın kapsamı ve olası yaptırımlar henüz netleşmiş değil.
ABD1 olay15 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Pew araştırması: Trump'a ve ABD'ye küresel güven azalıyor
Washington merkezli Pew Araştırma Merkezi'nin 36 ülkede 42 bin 151 yetişkinle yaptığı ankete göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın liderliğine duyulan küresel güven düşük seyrederken, ülkenin güvenilir bir ortak olduğu algısı da gerilemeye devam ediyor. Şubat-Mayıs 2026 dönemini kapsayan saha çalışması, Çin ile jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı bir döneme denk geldi. Anket sonuçları, ABD'nin uluslararası alandaki imajının Trump yönetimi altında aşındığını ortaya koyuyor. Katılımcıların büyük bölümü ABD'yi istikrarlı ve öngörülebilir bir müttefik olarak görmekte zorlanırken, bu durumun özellikle Asya-Pasifik ve Avrupa'daki geleneksel ortaklar nezdinde belirginleştiği değerlendiriliyor. Küresel güvendeki bu erozyon, çok kutuplu dünya düzeninde ittifak ilişkilerini yeniden şekillendirebilecek bir dinamik olarak öne çıkıyor. ABD'nin liderlik algısındaki düşüş, Çin ve Rusya gibi rakip güçlerin etki alanlarını genişletme çabalarıyla birleştiğinde, uluslararası kurumlar ve işbirlikleri üzerindeki baskıyı artırma potansiyeli taşıyor.
ABD1 olay33 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Nijerya'daki Üç Döviz Bürosunu ISWAP Finansmanı Nedeniyle Yaptırım Listesine Aldı
ABD Hazine Bakanlığı, İslam Devleti Batı Afrika Eyaleti'ne (ISWAP) finansman sağladığı iddiasıyla Nijerya'daki üç döviz bürosu ve bunların sahibi olduğu belirtilen bir kişiyi terörizmle bağlantılı yaptırım listesine ekledi. Bu karar, Nijerya'nın finansal sistemini uluslararası toplumun dikkatli takibi altına alırken Washington ile Abuja yönetimi arasında terör ağlarının çökertilmesine yönelik işbirliğinin derinleştiğini yansıtıyor. Yaptırımlar, ISWAP'ın bölgedeki operasyonlarını sürdürmek için gayriresmî para transfer kanallarını kullandığını gözler önüne seriyor ve Nijeryalı yetkililerin bu tür finansal yapılar üzerindeki denetimlerini sıkılaştırması gerekliliğini ortaya koyuyor. ABD'nin bu hamlesi, Batı Afrika'daki cihatçı örgütlerle mücadelede mali istihbarat ve ortak hareket etmenin önemini bir kez daha vurguluyor.
ABD1 olay33 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
NATO Şefi Rutte, İran Savaşı ve Asker Çekme Gerilimini Aşmak İçin Trump'la Beyaz Saray'da Buluşacak
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Temmuz ayında Ankara'da yapılacak kritik NATO Liderler Zirvesi öncesinde, Çarşamba günü Washington'da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelecek. Görüşmenin odağında, süregelen İran savaşından kaynaklanan transatlantik gerilimler ve Washington'un Avrupa'daki askerlerini azaltma tehditleri yer alıyor. Zirve, ittifakın geleceği açısından belirleyici olurken, müttefikler İran politikasındaki ayrışmalar ve ABD'nin olası asker çekme planlarıyla karşı karşıya. Rutte'nin ziyareti, artan jeopolitik riskler karşısında birliğin korunması çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD1 olay1 sa önce