Brexit Sonrası Britanya: Starmer İstifa Etti, On Yılda Yedinci Başbakan Geliyor
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, pazartesi günü istifa edeceğini açıklayarak ülkenin on yıl içindeki yedinci liderine giden yolu açtı. Bu siyasi istikrarsızlık, tam on yıl önceki Brexit referandumuna kadar uzanıyor. Salı günü referandumun yıl dönümünde gelen istifa, Brexit sonrası dönemin derinleştirdiği bölünmüşlüğü ve yönetim krizini gözler önüne seriyor. Referandumdan bu yana İngiltere, düşük büyüme, yüksek borçlar ve artan sosyal harcamaların kıskacında kendi yolunu çizmeye çalışırken ekonomik zorluklarla boğuşuyor. Sık sık değişen hükümetler, ülkenin uzun vadeli stratejiler geliştirmesini engelliyor ve iç siyasetteki kırılganlığı uluslararası arenada da belirsizliğe sürüklüyor. Starmer'ın ayrılışı, ekonomik durgunluk ve siyasi çalkantıların gölgesinde İngiltere'nin yeniden bir geçiş dönemine girdiğini gösteriyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Siyasi22 Haz 10:11
A decade of chaos: Britain prepares for 7th prime minister after Starmer announces resignation
British Prime Minister Keir Starmer said on Monday he would quit, paving the way for the country to have its seventh leader in 10 years. The chaos dates back to the Brexit referendum, 10 years ago to the day on Tuesday. In the years since the vote, Britain has tried to forge its own path but struggled to boost its low-growth economy, hamstrung by high debts and a growing welfare bill, at a time of growing geopolitical volatility. June 2016: UK votes for Brexit, PM Cameron quits Britons cause a global shock by voting 52-48 per cent to leave the European Union, ending a more than 40-year union and plunging the country into its biggest political crisis since World War Two. Conservative Prime Minister David Cameron resigns and the party chooses Theresa May to succeed him. June 2017: Snap election gamble backfires Riding high in opinion polls and seeking a bigger majority in parliament to push Brexit legislation through, May calls a snap election. The Conservatives lose their majority and form a government by striking a deal with Northern Ireland’s pro-UK Democratic Unionist Party. May 2019: Brexit paralysis, May resigns, Johnson takes over May quits after failing to break a parliamentary deadlock over how Britain should leave the EU. Boris Johnson, one of the main faces of the pro-Brexit campaign, wins the internal Conservative Party contest to succeed her. December 2019: Johnson leads conservatives to sweeping win With parliament paralysed over Brexit, Johnson calls a snap election. Campaigning under the slogan “Get Brexit Done” he steers the Conservatives to their biggest election win since Margaret Thatcher’s landslide victory in 1987. January 2020: Brexit gets done Johnson uses his mandate to drive a Brexit deal through parliament and Brussels, and Britain exits the EU on January 31, 2020, becoming the first state to withdraw from the bloc. July 2022: Johnson ousted Johnson leads Britain during the Covid-19 pandemic — at one point being hospitalised himself with the disease — but a long list of scandals and missteps proves too much and he steps down after a ministerial revolt. September 2022: Truss’ chaotic premiership Liz Truss beats Rishi Sunak in a contest to succeed Johnson. Her “mini-budget” containing unfunded tax cuts spooks financial markets, pushing up borrowing costs sharply and further tarnishing Britain’s reputation for political and fiscal stability. She lasts only 44 days before announcing her resignation. October 2022: Sunak becomes prime minister Sunak takes over as Britain’s third prime minister in as many months, pledging to restore stability to government. He makes five key pledges focused on the economy, stopping illegal immigration and improving the health system. In February 2023, Sunak strikes a deal with the EU on trade rules for Northern Ireland, improving ties with the bloc. May 2024: Sunak calls election Trailing the Labour Party by around 20 points in the polls, Sunak calls an election for July 4. July 2024: Starmer becomes prime minister “We said we would end the chaos and we will,” Keir Starmer, leader of the Labour Party, told supporters on July 5, 2024, after winning a landslide election but with the smallest share of the electoral vote of any majority government in modern history. August 2024: Starmer warns ‘things will get worse’ Starmer warns over the state of the public finances, saying the Labour Party has inherited “an economic black hole” and tells voters “things will get worse before they get better”. October 2024: Labour’s first budget Finance minister Rachel Reeves announces tax rises worth 40 billion ($52.76 billion) a year, primarily by raising employers’ social security contributions, bringing the tax burden to its highest level on record in peacetime and prompting an outcry from businesses. February 2025: Nigel Farage’s Reform UK party surges Right-wing anti-immigration party Reform UK overtakes Labour in a national opinion poll for the first time. Reform UK, led by Brexit campaigner Nigel Farage, has topped polls ever since. June 2025: Rebellion forces Starmer U-turn on welfare Starmer is forced to reverse plans to cut Britain’s welfare bill after his own lawmakers threatened to defeat the government. September-April 2025: Mandelson scandal Pressure on Starmer ramps up over his appointment of Peter Mandelson as Britain’s ambassador to Washington. Mandelson was later sacked over his ties to the late sex offender Jeffrey Epstein, as questions emerge over Starmer’s judgment and the vetting process involved. May 2026: Local election disaster The Labour Party suffers heavy losses in English local elections and votes for the Scottish and Welsh assemblies, deepening questions over Starmer’s ability to govern, with Reform UK the main beneficiary. May 2026: Wes Streeting resigns as health minister Health Minister Wes Streeting quits saying he had lost confidence in Starmer’s leadership and calls for a leadership contest, in which he said he would hope to compete. June 2026: Defence minister John Healey quits British Defence Minister John Healey quits over a months-long dispute over defence spending, accusing Starmer of failing to commit the money needed to keep the country safe from mounting threats. June 2026: Andy Burnham shows he can beat Reform UK Greater Manchester Mayor Andy Burnham wins an election in the north of England, trouncing Reform UK in the process, and allowing him to return to Westminster, removing a key obstacle to any leadership challenge against Starmer.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İsrail Elçisi Danon'dan BM Yetkilisi Patten'a İstifa Çağrısı
New York'ta düzenlenen Çatışmalarda Cinsel Şiddetin Önlenmesi Uluslararası Günü toplantısında, İsrail'in BM Daimî Temsilcisi Danny Danon, BM Genel Sekreteri'nin Çatışmalarda Cinsel Şiddet Özel Temsilcisi Pramila Patten'ın istifasını talep etti. Danon, Patten'ın hazırladığı ve İsrail'i çatışma bölgelerinde cinsel şiddet uygulayan taraflar arasında ilk kez listeye alan raporu 'önyargılı' olmakla suçladı. Toplantı, Patten'ın yıllık raporunun yayımlandığı döneme denk geldi. Raporda, İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki Filistin topraklarında cinsel şiddet eylemlerine karıştığı iddialarına yer verilmesi, İsrail yönetiminin sert tepkisine yol açtı. İsrail, daha önce benzer raporlarda yer almamıştı; bu durum raporun siyasi saiklerle hazırlandığı yönündeki eleştirileri yoğunlaştırdı. İsrail ile BM arasındaki gerilim, Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'daki uygulamalar nedeniyle giderek artıyor. İsrail, BM mekanizmalarını sistematik olarak taraflı olmakla eleştiriyor; bu olay, iki taraf arasındaki diplomatik sürtüşmelerin bir başka örneği olarak kayda geçti. Patten'ın raporunun bağlayıcı olmamakla birlikte, uluslararası kamuoyunda İsrail üzerindeki siyasi baskıyı artırması bekleniyor.
ABD1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
WSJ: Pentagon, İran ile Savaş için 80 Milyar Dolar Ek Bütçe Talep Etti
Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Savunma Bakanlığı, İran ile olası bir savaş ve diğer harcamalar için Kongre’den 80 milyar dolar ek ödenek talebinde bulundu. Anadolu Ajansı’nın aktardığı haberde, Pentagon’un bu talebi gizli bir bütçe kalemi olarak ilettiği ve özellikle İran’a yönelik askeri hazırlıkların finansmanını hedeflediği belirtiliyor. Resmi bir doğrulama yapılmamakla birlikte, söz konusu talep ABD’nin İran’a karşı askeri duruşunu güçlendirme niyetinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Ek bütçe görüşmeleri, halihazırda devam eden Orta Doğu’daki gerilimler ve savunma harcamalarına ilişkin Kongre tartışmalarıyla aynı döneme denk geliyor.
ABD2 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump'tan İran Anlaşması İçin Kongre Denetimi Sinyali
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa'da Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı görüşme sırasında, yeni müzakere edilen İran anlaşmasını Kongre denetimine sunmaya sıcak baktığını belirtti. Salı günü yaptığı açıklamada Trump, anlaşmanın şartlarının yakından korunduğu bir dönemde, her iki partiden yasa yapıcıların detaylara erişim talebine yanıt olarak bu sinyali verdi. Anlaşmanın tam metni henüz kamuoyuyla paylaşılmazken, Kongre üyeleri inceleme yetkisi talep ediyor. Trump'ın bu hamlesi, başkanlık yetkileri ile yasama denetimi arasındaki dengeyi ve İran ile yürütülen diplomatik sürecin şeffaflığını öne çıkaran bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
ABD17 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Washington, Çin’in Yapay Zeka Hamlesine Küresel Yayılmayla Yanıt Vermeli
Foreign Policy dergisinde yayımlanan bir analiz, ABD’nin Çin ile yapay zeka rekabetinde geri kalmamak için küresel bir yapay zeka yayma programı başlatması gerektiğini savunuyor. Makaleye göre, Pekin yapay zeka teknolojisini diplomatik ve ekonomik nüfuz aracı olarak kullanırken, Washington’ın sadece kendi gelişimine odaklanması yetersiz kalıyor. ABD’nin, müttefikleri ve gelişmekte olan ülkelerle işbirliği içinde, açık ve demokratik değerlere dayalı yapay zeka altyapıları kurması gerektiği vurgulanıyor. Bu çağrı, yapay zekanın küresel güç dengelerini şekillendirdiği bir dönemde geliyor. Analiz, Çin’in Kuşak ve Yol girişimine benzer şekilde, yapay zeka ihracını stratejik bir kaldıraç olarak konumlandırdığını ve bu durumun ABD için uzun vadeli jeopolitik riskler taşıdığını öne sürüyor. Önerilen program, teknoloji transferi, standart belirleme ve eğitim işbirliklerini kapsayarak Washington’a rekabette üstünlük sağlamayı hedefliyor. Makale, ABD’nin bu adımı atmaması halinde Çin’in küresel yapay zeka ekosistemini kendi normları etrafında şekillendirebileceğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda, girişimin yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda ideolojik bir mücadele olduğu ve demokrasilerin geleceğini etkileyeceği belirtiliyor. Washington’ın, özel sektör ve müttefiklerle koordineli biçimde, güvenilir yapay zeka altyapılarını yaygınlaştırarak Çin’in etkisini dengelemesi öneriliyor.
ABD1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD ve İran Pakistan Arabuluculuğunda Barış Görüşmeleri Çerçevesinde Anlaştı
ABD ve İran, aylar süren yoğun arka kanal diplomasisinin ardından barış görüşmeleri için bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Pakistan'ın arabuluculuğunda ve bölge ülkelerinin desteğiyle gerçekleşen müzakereler sonucunda ortaya çıkan geçici anlaşmanın ayrıntıları henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşmanın 60 günlük bir süreyi kapsadığı belirtiliyor. Bu gelişme, uzun süredir devam eden ve ABD'nin kaybettiği bir savaş olarak nitelendirilen çatışmaların sona erdirilmesi yönündeki beklentileri artırdı. Taraflar arasında güven tesis edilmesi ve kalıcı bir barışın sağlanması için önümüzdeki dönem kritik önem taşıyor. Pakistan'ın öncülük ettiği arabuluculuk çabaları ve bölgesel iş birliği, çatışmanın diplomatik yollarla çözümüne yönelik uluslararası bir iradenin varlığına işaret ediyor. 60 günlük sürecin nasıl işleyeceği ve müzakerelerin hangi aşamalardan geçeceği ise ilerleyen günlerde netlik kazanacak.
ABD10 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Doğu Pasifik'te uyuşturucu teknesine saldırdı: 3 ölü, senatörler video talep ediyor
ABD ordusu, Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı olduğu iddia edilen bir tekneye Perşembe günü saldırı düzenledi. Operasyonda üç kişi öldü. Trump yönetiminin Latin Amerika'daki uyuşturucu trafiğine yönelik kampanyası kapsamında gerçekleşen bu saldırıyla, söz konusu kampanyada ölenlerin sayısı 200'ü aştı. Olayın ardından ABD Senatosu üyeleri, saldırıya ait düzenlenmemiş video kayıtlarının paylaşılmasını talep etti. Bu talep, yönetimin şeffaflık ve operasyonel hesap verebilirliğine yönelik soru işaretlerinin arttığını gösteriyor. Doğu Pasifik rotası, Latin Amerika'dan yasadışı uyuşturucu sevkiyatında kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor ve ABD'nin bölgedeki müdahaleleri uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
ABD5 olay5 sa önce