CHP'de Grup Toplantısı Krizi: Kurtulmuş'tan 'Parti Yönetmeliği' Vurgusu
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) mutlak butlan kararı sonrası başlayan iç gerilim, TBMM'deki grup toplantısının akıbetini belirsizleştirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis'in kendini mahkeme yerine koyamayacağını belirterek CHP'nin sorunu parti yönetmeliği ve iç dinamikleri çerçevesinde çözmesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, çelişkinin giderilmesi için CHP Genel Başkanlığı'na yazı yazılacağını da duyurdu. CHP Grup Başkanı Özgür Özel ise partiden ayrılarak yeni bir siyasi oluşuma gitme niyetlerinin olmadığını, bu fikri yalnızca partinin seçime girme yeterliliğini kaybetmesi gibi 'felaket senaryosu' için değerlendirdiklerini açıkladı. Özel, kurultay sonuçlanması koşuluyla Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile müzakereye kapı araladı. Yaşananlar, ana muhalefet partisindeki liderlik krizinin Meclis çalışmalarına yansıma riskini ortaya koyarken, Kurtulmuş'un çıkışı kurumsal teamüllere dikkat çekiyor. Salı günü yapılıp yapılmayacağı merak edilen grup toplantısı, parti içi dengeler ve olası uzlaşı ihtimali açısından kritik bir sınav olarak görülüyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 08 Jun- Political01 Jun, 14:44
Son dakika... TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan CHP Grup Toplantısı için 'parti yönetmeliği' vurgusu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak bu hususu talep edeceğiz." dedi. İlginizi Çekebilir Kurtulmuş, Finlandiya'ya yaptığı resmi ziyaret öncesi uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin istinafın CHP ile ilgili verdiği mutlak butlan kararını ve sonrasında yaşananları sorması üzerine Kurtulmuş, Meclis Başkanlığının bu konuyla ilgili alacağı herhangi bir inisiyatifin söz konusu olmadığını vurguladı. Meclis Başkanlığının tüm grupların yönetimiyle ilgili olarak sadece gruplardan gelen bilgiye göre hareket ettiğini dile getiren Kurtulmuş, bunun Meclis kurulduğundan beri böyle olduğuna dikkati çekti. Kurtulmuş, "Meclis Başkanlığı, herhangi bir parti içi ya da grup içi ihtilafın tarafı değildir, görevi bu değildir, vazifesi de bu değildir. Meclis Başkanlığının tarafsızlık ilkesi gereği de bunu hassasiyetle korumaya dikkat ediyoruz." diye konuştu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan gelen ve mutlak butlan kararıyla ilgili yazı kendilerine ulaştığında gereğini yaptıklarını belirten Kurtulmuş, Kılıçdaroğlu'nu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Meclis kayıtlarına aldıklarını söyledi. "BU ÇELİŞKİNİN GİDERİLME YERİ TBMM BAŞKANLIĞI DEĞİLDİR" Hemen arkasından CHP Grubundan gelen CHP Grubunun iç yönetmelikleri gereğince gerçekleştirilmiş bir grup toplantısı sonrasında, Özgür Özel'in Grup Başkanlığı ile ilgili yazıyı da kabul ettiklerini hatırlatan Kurtulmuş, şunları söyledi: "Gereğince de Sayın Özel'in kapısındaki Genel Başkanlık tabelasını kaldırarak Grup Başkanı tabelasını koyduk. Biz Meclis Başkanlığı olarak bize gelen yazılar çerçevesinde hareket etmek durumundayız. Eğer bu yazılarda bir çelişki varsa ki öyle görünüyor, bu çelişkinin giderilme yeri TBMM Başkanlığı değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi kendini mahkeme yerine koyamaz. Cumhuriyet Halk Partisi, bu meseleyi kendi iç dinamikleri ve kurumsal yapısı çerçevesinde çözmeli ve sorunu ortadan kaldırmalıdır. CHP Genel Başkanlığına bu çelişkinin giderilmesi için yazı yazarak bu hususu talep edeceğiz. Bundan sonraki tartışmalarda ve çelişkilerde Meclis Başkanlığının resen bir işlem yapma yetkisi yoktur, vazifesi de değildir." Bir gazetecinin yazıyı ne zaman göndereceklerini sorması üzerine Kurtulmuş, yazıyı en kısa sürede CHP Genel Başkanlığına göndereceklerini ifade etti. PARTİ YÖNETMELİĞİ VURGUSU Yarın CHP Grup Toplantısı yapılacağına yönelik CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in açıklamalarının sorulması üzerine Kurtulmuş, Meclis'te 6 siyasi parti grubunun olduğunu, hiçbir siyasi partinin Meclis grubunun nasıl işleyeceğine, nasıl karar alacağına ilişkin en ufak bir dahillerinin olmadığını ve olmayacağını söyledi. Kurtulmuş, "Dolayısıyla Meclis grubunun nasıl toplanacağı, her partinin kendi grup iç yönetmeliği çerçevesinde bellidir. Bu durum Meclis Başkanlığının, 'Hayır, öyle değil şöyle yap' diyeceği bir husus değildir. Ümit ederim en kısa süre içerisinde bu sorun çözülür." diye konuştu. Özgür Özel'in grup toplantısı yapması halinde TBMM TV'nin grup toplantısını yayınlayıp yayınlamayacağı sorusu üzerine Kurtulmuş, grup toplantısı usulüne uygun şekilde yapılırsa TBMM TV'nin her grubu yayınladığını söyledi. "Bunun usulüne uygun olup olmadığıyla ilgili denetimi yapacak olan yine Meclis Başkanlığı değil mi?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bana gelen iki yazıdan bahsettim. İkisinin arasında çelişki var. Çelişkinin giderilmesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'na yazı yazıldı." yanıtını verdi. "PARTİLERİN OLUŞTURDUĞU GENİŞ MUTABAKATIN GERİSİNE DÜŞMEMEK LAZIM" Bir gazetecinin Terörsüz Türkiye sürecini hatırlatarak, "Pervin Buldan açıkladı, böyle bir yasal düzenleme sürecinde bu bölünmüşlüğün Meclis'e bir yansıması olacağına dönük bir endişeniz var mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, parti içerisindeki bu kavgayı, ayrışmayı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk asrının en önemli sorunu olan terörün sona erdirilmesi gibi çok önemli, milli bir meseleye yansıtmamalarını temenni ettiğini söyledi. Kurtulmuş, "Biz komisyon çalışmalarını yaptık ama Meclis Başkanı, Komisyon Başkanı olarak hassasiyetle şuna çok dikkat ettim: Tüm siyasi partilerin, komisyonda fikirlerini açıkça beyan etmesine olağanüstü gayret sarf ettik, çok büyük emek verdik. Çok da kolay olmadı. Ortada böylesine önemli bir kazanım varken bunu kaybetmemek lazım. Partilerin oluşturduğu geniş mutabakatın gerisine düşmemek lazım." dedi. Bir gazetecinin yeni anayasaya yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, anayasa meselesini Türkiye'nin en önemli ihtiyacı olarak gördüğünü vurguladı. Kurtulmuş, "Bu Meclis'in önceki meclislere göre anayasa yapabilme imkanı bakımından daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü hiçbir partinin tek başına anayasa yapma gücü yok. Bu müzakereye açık bir siyasi konum demektir. Nihayetinde herkesin bir ideal anayasa fikri vardır. Ama olabilecekler konusunda, komisyon çalışmasında da olduğu gibi bir uzlaşma zemini bence anayasa yapım sürecinde de ortaya çıkabilir. Yeter ki iyi niyetle, samimiyetle herkes fikrini masaya getirsin." diye konuştu. "Süre yeterli mi?" sorusuna, "yeterli" yanıtını veren Kurtulmuş, bir gazetecinin "Her an seçim gibi konular da konuşulduğu için söylüyorum." demesi üzerine Kurtulmuş, "Şu anda seçime daha çok vakit var. Sürenin yeterli olduğu kanaatindeyim." dedi. Bir gazetecinin "Anayasayla alakalı mutabakat zemini oluşabileceğine dair bir sinyal alıyor musunuz?" sorusuna Kurtulmuş, "Bu parlamento, anayasa yapma bakımından olumlu bir havaya sahipken ve açıkçası komisyon çalışmasında da çok önemli bir deneyimi ortaya koymuşken eğer yeni anayasa yapmazsa millet, uzun süre yeni anayasa lafına kulak vermez." ifadesini kullandı. "Bu söylediğiniz DEM Parti'nin olumlu adım atmış olmasıyla alakalı mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Ben genel konuşuyorum, her partinin tabii ki kendi rezervleri var, her partinin kırmızı çizgileri var. Ama nihayetinde siyaset şöyle bir şey değil, 'Benim zihnimde ideal bir dünya var, bunu gerçekleştireceğim.' Yapamazsınız, demokrasinin gücü tam da burada. Neyin yapılmasına ortam elverişliyse ve makul çoğunluk neye onay veriyorsa o olur. Ben anayasa çerçevesinin de bu makul çoğunluğun onayı ve siyasetin müsaade ettiği alanlardaki müzakerelerle sonuç alınabileceğini düşünüyorum." Fenerbahçe'de Ederson'un yerine sürpriz kaleci! Maldini bizzat önerdi Özgür Özel cephesinden ilk resmi hamle! Kurultay için harekete geçti: İmzalar toplanıyor
Milliyet - Humanitarian02 Jun, 07:47
SON DAKİKA... CHP'de grup toplantısı krizi! Özgür Özel'den açıklama
Son dakika haberine göre; CHP'de mutlak butlan kararı sonra Genel Merkez'de gerilim devam ederken, TBMM'de grup toplantısının olup olmayacağı da merak ediliyordu .Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel cephesinde karşılıklı hamleler devam ediyor. CHP'de her salı saat 13.30'da TBMM'de yapılan grup toplantısı için gözler salı gününe çevrildi. Özgür Özel grup toplantısı tartışmaları ile ilgili yeni bir açıklama yaptı. Özel “Saat 13.30’da açık grup toplantımız ilan edildiği gibi yapılacak” dedi.
- Political03 Jun, 05:00
CHP Grup Başkanı Özgür Özel: 'Yeni parti felaket senaryosu için partiyi terk etmiyoruz'
CHP Grup Başkanı Özgür Özel partiyi terk ederek yeni bir siyasi oluşuma gitme niyetlerinin olmadığını vurguladı. Özel, yeni partiyi CHP'nin seçime girme yeterliliğini kaybetme riski gibi "felaket senaryosu" için düşündüklerini söyledi. Özel, kurultay sonucu doğurması koşuluyla Kılıçdaroğlu ile müzakereye de kapı araladı. Ayşe Sayın'ın haberi.
- Humanitarian05 Jun, 09:05
Birleşmiş Milletler'den gıda krizi uyarısı
Gıda krizi Orta Doğu'daki çatışmalar ve artan petrol fiyatları sebebiyle derinleşiyor. WFP milyonlarca insanın açlık riskiyle yüzleştiğini duyurdu.
- Economic05 Jun, 11:33
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Süryani toplumu temsilcilerini kabul etti
Kurtulmuş, Stockholm'deki Süryani toplumu temsilcileriyle görüşmesinde, TBMM heyetiyle Finlandiya ve İsveç'i kapsayan ziyaretlerinde olumlu görüşmeler gerçekleştirdiklerini, bu ziyaretleri vesilesiyle Süryani toplumu temsilcileriyle de bir araya gelmekten memnuniyet duyduğunu söyledi. Türkiye'nin özellikle son yıllarda uluslararası alanda yükselen bir güç haline geldiğini dile getiren Kurtulmuş, "Bu doğrudan doğruya, Türkiye'den gelen dostlarımızı pozitif anlamda etkileyen bir durum. Buradaki Türk vatandaşlarının İsveç halkıyla ciddi bir entegrasyon halinde olduğunu görüyoruz. Türkiye ile yakın temasınız var, bundan dolayı da büyük memnuniyet duyuyoruz. İnşallah bu güzellikleri artırarak, sorunları çözerek yolumuza devam edeceğiz." dedi. Süryani toplumu temsilcilerinin değerlendirmelerini, görüş ve taleplerini de dinleyen Kurtulmuş, sorunların çözümü ve taleplerin karşılanması konusunun yakın takipçisi olacağını belirtti. Numan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sizlere, ailelerinize, burada bulunan Süryani toplumuna başarılar diliyorum. Allah işlerinizi kolaylaştırsın, birliğimizi dirliğimizi daim kılsın, Türkiye ile olan samimi ilişkilerinizin ilanihaye devam etmesini nasip etsin. Süryani toplumunu tarihsel olarak da Türk toplumunun en önemli parçalarından birisi olarak görüyoruz. İrtibatımıza devam edeceğiz. Türkiye, Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin, her mezhepten, her dinden, her ırktan insanın ortak vatanıdır. Nihayetinde aynı vatanın, aynı milletin evlatları olarak bayrağımızın altında huzur içerisinde kıyamete kadar yaşayacağız." Görüşmede, Türkiye-İsveç Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Konya Milletvekili Abdullah Ağralı, Türkiye-Finlandiya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Tuğba Işık Ercan, TBMM İdare Amiri ve DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, TBMM İdare Amiri ve MHP Gaziantep Milletvekili Sermet Atay, TBMM Katip Üyesi ve CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, AK Parti Mardin Milletvekili Faruk Kılıç ile Türkiye’nin Stockholm Büyükelçisi Yönet Can Tezel de yer aldı. CHP'de grup toplantısı düğümü! Salı günü ne olacak? İşte kulislerdeki son bilgiler...
Milliyet - Political06 Jun, 13:34
Salı günü CHP grubunda kim konuşacak? TBMM Başkanı Kurtulmuş'tan açıklama
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Avrupa'nın 'Biz bize yeteriz.' deme lüksü kalmamıştır. Avrupa'nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye'dir." ifadesini kullandı. Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç'e yönelik resmi ziyaretinin dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Finlandiya ve İsveç'in NATO süreçlerinde birtakım gerilimlerin bulunduğunu aktaran Kurtulmuş, NATO'ya girmesinden sonra her iki ülkenin Türkiye ile ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını dile getirdi. Ziyarete ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, her iki ülkenin meclis başkanının 28-29 Haziran'da İstanbul'da düzenlenecek NATO Parlamenter Zirvesi'ne katılacağını belirtti. Bir gazetecinin "zirveye NATO ülkelerinin tamamının meclis başkanlarının gelip gelmeyeceğine" yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, 20'nin üzerinde meclis başkanının zirveye katılacağını bildirdiğini, daha zamanın olduğunu ve son ana doğru katılacak meclis başkanı sayısının artacağını söyledi. İsveç Kralı Carl 16. Gustaf ile görüşmesinin sorulması üzerine Kurtulmuş, çok samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirterek, "Yaklaşık 40 dakika sürdü, bu da Türkiye'ye verdiği önemi gösteriyor. Hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa'nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletlerin fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdik. Büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduğumuzu gördüm. İyi bir görüşme oldu." diye konuştu. Bir gazetecinin, yaptığı ziyaretlerdeki muhataplarına yönelik "Türkiye'nin etrafında ve küresel ölçekte yaşanan krizleri onlar da derinden hissediyor mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, bu konunun İsveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsündeki yuvarlak masa toplantısının soru cevap kısmında gündeme geldiğini hatırlattı. Türkiye'nin şu anda dünyayı yakından ilgilendiren hangi küresel sorun varsa hepsinin fiziki, fikri ve siyasi olarak tam ortasında yer aldığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin, bu sorunların hiçbirine uzak duramayacağını, bigane kalamayacağını vurguladı. Kurtulmuş, bu nedenle ülkelerin, sorunların hepsiyle ilgili Türkiye'nin ne düşündüğünü öğrenmek istediğini söyledi. Türkiye için dış politikanın sadece belli kurumlar aracılığıyla yapılacak bir iş olmadığını belirten Kurtulmuş, parlamenter diplomasinin öne çıktığını, parlamenter diplomasinin ağırlığını daha fazla artıracaklarını, bu çalışmaların Türkiye için milli bir vazife, zorunluluk olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan: Finansmana erişim konusunda ekonomi yönetimine talimat verdim! "AVRUPA'NIN 'BİZ BİZE YETERİZ' DEME LÜKSÜ KALMAMIŞTIR" Bir gazetecinin Kurtulmuş'un Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ile görüşmesini ve Stubb'ın "AB, üye sayısını 40 ülkeye çıkarmak için çaba göstermeli ve İngiltere, Kanada, Türkiye, Norveç ve İzlanda'yı potansiyel üye adayları olarak göstermelidir." sözlerini sorması üzerine Kurtulmuş, ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupa'nın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığını dile getirdi. AB'nin yeni perspektiflere ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupa'nın 'Biz bize yeteriz.' deme lüksü kalmamıştır. Avrupa'nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye'dir. Finlandiya'da Cumhurbaşkanı Sayın Stubb'ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm." "Görüşmelerde, Ukrayna konusunda özellikle Trump'ın tavrı Avrupa'da güvensizlik yaratıyor duygusu oluştu mu?" sorusu üzerine Kurtulmuş, ABD-AB ilişkilerine dair görüşlerine hiç kimsenin "Hayır, öyle değil." demediğini, "Trump'ın özellikle ikinci döneminde Avrupa ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları NATO'yu da etkisizleştiriyor." cümlesini bilerek kullandığını söyledi. Türkiye'yi bu ülkelerin ileride vazgeçilmez görme ihtimallerinin olup olmadığının sorulması üzerine Kurtulmuş, "Oraya doğru ilerliyor." ifadesini kullandı. Artık ne iki kutuplu ne de tek kutuplu bir dünyanın var olduğunu dile getiren Kurtulmuş, hiçbir ülke, kıta ve bölgenin tek başına dünyayı yönetemeyeceğini, bunun açık bir gerçeklik olduğunu vurguladı. Halkalı-Kapıkule arasında tarihi adım! 4 saatlik yolculuk 1,5 saate düşüyor TBMM Başkanı Kurtulmuş, şöyle konuştu: "Bu kadar çatışmanın, kavganın ve gürültünün olmasının temel nedenlerinden birisi de bu. Ortaya çıkmaya başlayan 'çok kutupluluk' dediğimiz hatta ben bu durumu 'çok merkezlilik' kavramının daha doğru ifade ettiğini düşünüyorum, dolayısıyla çok merkezli bir dünyaya doğru gidiyoruz. Batılıların 'orta güç' olarak tanımladığı ülkelerin ortaya çıkmakta olduğunu görüyoruz. Hiç şüphesiz Türkiye bunlardan birisi. Jeostratejik önemi, jeokültürel avantajları, tarihi birikimi ve potansiyeli itibarıyla Türkiye bu ülkelerden birisidir. Türkiye birçok ülke tarafından aranılan bir müttefik haline gelecektir." "SORUNLARA ÇÖZÜM BULMAKTA AVRUPA KITASININ ÇARESİZ KALDIĞINI DÜŞÜNÜYORUM" Bir gazetecinin Avrupa'da lider sorununun bulunduğunu belirtmesi ve görüşmelerde Türkiye'nin Sudan'da, Somali'de, Libya'da yaptıklarının görülüp görülmediğine yönelik sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa'da lider sorununun olduğunu, önemli liderlerin döneminin özellikle Angela Merkel'den sonra sona erdiğini söyledi. Avrupa siyasetinin kayda değer lider çıkaramadığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Bu sonucun Avrupa siyasetinin doğasından kaynaklandığını düşünüyorum. Kendi içlerinde politik ihtilafları başarılı bir entegrasyon tecrübesi olan Avrupa Birliği ile belli bir aşamaya kadar getirdiler, siyasi entegrasyonu sağladılar. Avrupa Parlamentosuyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi birçok kurumla… Ekonomik açıdan para birliğini büyük oranda temin ettiler. Ama ortak bir savunma gücüne bundan 20 sene evvel sahip olabilselerdi bugün çok köklü bir Avrupa kimliğinden bahsedecektik ve bu kimlik doğal olarak da Avrupa'nın tamamına liderlik yapabilecek siyasi figürleri çıkaracaktı. Bu kadar dağınık ortamda Avrupa'yı kapsayacak kuvvetli bir siyasi figüre de çok ihtiyaçları yok. Çünkü kendi aralarında fikirleri farklılaştı. Daha kötü gelişmeler de oldu. 20 sene evvel Avrupa için düşünülemeyecek birçok çıkış, örneğin aşırı sağın bu kadar yükselmesi, yabancı düşmanlığının ana akım siyasetleri bu kadar etkiler hale gelmesi, İslam düşmanlığının artması aslında Avrupa Birliği ülkelerinin 'ortak sözlü anayasası' diyebileceğimiz değerler sisteminde büyük tahribatlara neden oldu. Dolayısıyla hem siyasi birliği gerektirecek siyasal birlik atmosferinde törpülenmeler oldu hem de toplumsal normlarda özellikle aşırı sağ akımlar Avrupa siyasetinin ana gövdesini büyük oranda tahrip etti. Rusya'nın Kırım'ı işgaliyle başlayan süreçte de bir tepki geliştiremedikleri için, sorunlara çözüm bulmakta Avrupa kıtasının çaresiz kaldığını düşünüyorum." Avrupa'nın bu tablodan çıkıp çıkamayacağına yönelik soru üzerine Kurtulmuş, "Söylediklerimi zaten kendi aralarında konuşuyorlar. Benim söylediğim kadar açık söylemiyorlar belki ama gidişatın farkındalar ve bu durumdan çıkmak için gayret gösteriyorlar." dedi. "BATILI DOSTLARIMIZIN ARTIK BU MAZERETLERİ ESKİSİ GİBİ İFADE ETMEDİKLERİNİ GÖRÜYORUM" Bir gazetecinin "İsrail'in Lübnan'a, İran'a bu şekilde saldırmasının, Gazze'de bunları yapmasının Avrupa'nın güvenliğini de tehdit edecek hale geldiğini düşünüyorlar mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, Avrupa'nın güvenliğini tehdit edecek bir algının oluştuğunu zannetmediğini ancak bundan 1-2 sene önce Gazze konusunda, Filistin konusunda, İsrail'in saldırganlığı konusunda konuştuklarında "Öyle diyorsunuz ama şunlar da var." diyerek mazeret üreten Batılı dostların artık bu mazeretleri eskisi gibi ifade etmediklerini söyledi. TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: "Ortada açık bir saldırganlık ve soykırım var. Gazze topraklarında başlayan çok sert bir 'apartheid' rejim uygulaması var. Lübnan'da fiili bir işgal var. Bunların hiçbirisinin Amerika ve İsrail'in İran'da başlattığı savaşla uzaktan yakından ilgisi yok. İsrail artık giderek savunulamaz bir ülke konumuna geliyor. Netanyahu ve çetesinin tamamen yalnızlaşacaklarını düşünüyorum." Bir gazetecinin, Türkiye'nin savaş ortamında peş peşe barış zirveleri gerçekleştirdiğini, dünya ölçeğinde 5-6 organizasyona ev sahipliği yaptığını belirtmesi üzerine Kurtulmuş, "Ortalama bir Avrupa ülkesi bunlardan bir tanesini bir yılda ancak yapabilir. Bu da Türkiye'nin gücünü gösteriyor, algıyı çok olumlu hale getiriyor. Dışarda yeni bir perspektif sunabilen, bu kadar türbülansın ortasında istikrarı koruyabilen bir ülke olarak Türkiye'nin hem Rusya-Ukrayna hem de Amerika-İran gibi konularda arabuluculuk yapabilen, en azından uzlaştırmacı, fikir üretebilen bir ülke görüntüsü var, bunlar çok kıymetli." değerlendirmesinde bulundu. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulunun İstanbul'da yapıldığının hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, başarılı, herkesin memnun kaldığı bir organizasyonu tamamladıklarını vurguladı. Rahmi Koç'un 'Kürt kadın' ifadelerine soruşturma! "ÇOK AÇIK ŞEKİLDE İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR İŞLENİYOR" Bir gazetecinin "Türkiye bu tür zirveleri peş peşe gerçekleştirirken İsrail'in bölgedeki saldırganlığının önüne nasıl geçeceğiz? İsrail'in Lübnan’a saldırıları var. Bu sorun nasıl çözülecek?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunun çözümünde en kestirme yol, Netanyahu hükümetinin arkasındaki destekçilerinin bu desteklerinden vazgeçmeleridir. Çok açık şekilde insanlığa karşı suçlar işleniyor. Yapılan o kadar uluslararası müzakereye ve anlaşmalara rağmen bırakın Gazze'de ateşkesin sağlanması ve insani yardımların yapılabilmesini, dediğiniz gibi yeni bir savaşı, işgali ısrarla sürdürüyorlar. Gazze'nin işgaline ilave olarak Batı Şeria'da köy köy, kasaba kasaba, ev ev işgali devam ettiriyorlar. Beyrut'u bombalıyorlar. Daha dün Litani Nehri'nin kenarındaki tarihi kaleyi işgal eden İsrail, dur durak bilmiyor. Başta ABD olmak üzere İsrail'in arkasında bu desteği veren ülkeler İsrail kadar sorumsuzluk içerisindeler. Burada özellikle İran'a yönelik savaşın başlatılması bir kere daha ortaya koydu ki bölgedeki savaşla ilgili Amerika ile İsrail arasında hedefleri bakımından çok ciddi farklılıklar var. Netanyahu kendi kişisel siyaseti bakımından olumlu bir sonuç elde etmeye çalışıyor. Rakip ve düşman olarak ilan ettiği İran'ı bir şekilde dizginlemek, yapabilirse İran'da bir rejim değişikliği yapmak, değişiklik olmayacağını gördükten sonra kendince kazanım olarak kabul ettiği Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması ve nükleer kapasitenin kısıtlanması gibi alanlarda alınacak kararlarla barış görüşmelerinden sonuç almak istiyor. İsrail’in aslında İran'la bir işi de yok. İsrail, bölgede Arz-ı Mevud'un artık son adımını atmak istiyor. Bölgeyi bu kadar parçalanmış bir halde bulmuşken, ABD'nin de sınırsız desteğini arkasına almışken her şeyi bitirmek istiyor. Yapabilirse Arz-ı Mevud toprakları içerisinde olan her yeri içine alabileceği son adımını atmak istiyor."
Milliyet - Humanitarian08 Jun, 14:03
BM'den Dünya Kupası için "tehlikeli sıcaklar" uyarısı
BM, küresel ısınmanın Dünya Kupası'nı da etkileyeceğini duyurdu, hem futbolcuları hem de taraftarları "tehlikeli sıcaklar" konusunda uyardı.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Küresel Sistem Sürükleniyor: Soğuk Savaş'tan Bu Yana En Büyük İstikrarsızlık
Dünya, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en istikrarsız döneminden geçiyor. Yükselen jeopolitik gerilimler ve sert jeoekonomik rekabet, uluslararası sistemin parçalanmasına yol açıyor. Kurallara dayalı eski düzen ortadan kalkmış durumda; çok taraflılık benzeri görülmemiş bir baskı altında. Güç dinamiklerindeki kaymalar bu sürüklenmeyi derinleştiriyor.
Filistin1 olay29 Haz - Ortak aktörcanlı
Financial Times: Türkiye Savunmada 10 Milyar Dolarlık Başarıyla Avrupa'ya Odaklandı
Financial Times (FT) gazetesi, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatının 10 milyar dolara ulaştığını ve ülkenin bu alanda Avrupa pazarını hedeflediğini yazdı. Habere göre, Ukrayna'daki savaş, Orta Doğu'da artan gerilimler ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını azaltma olasılığı, kıtanın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirirken Türkiye'yi stratejik bir tedarikçi konumuna taşıyor. Türk savunma şirketleri, insansız hava araçları, zırhlı araçlar ve deniz sistemleri gibi alanlarda rekabetçi fiyat ve saha kanıtlamış performans sunarak Avrupa ülkelerinin dikkatini çekiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin son yıllarda yerli üretime verdiği ağırlığın bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Savunma ihracatındaki büyüme, yalnızca ekonomik kazanç sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda Ankara'nın NATO içindeki rolünü ve diplomatik pazarlık gücünü pekiştiriyor. FT'nin analizi, Avrupa'nın tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışında Türkiye'nin önemli bir alternatif olarak belirdiğini vurguluyor. Jeopolitik bağlamda ise ABD'nin olası geri çekilmesi Avrupa'yı savunma harcamalarını artırmaya iterken, Türkiye bu boşluğu doldurmak için hazırlıklı görünüyor. Bu durum, transatlantik ilişkilerdeki belirsizliklerin Türkiye gibi bölgesel güçlere yeni fırsatlar yarattığına işaret ediyor.
Türkiye1 olay4 gün önce - Ortak aktör
Ukrayna'da kalıcı barış için tek bir anlaşma yeterli olmayacak
Ukrayna'daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan tek bir 'barış anlaşması' yaklaşımı, sorunun karmaşıklığını karşılamaktan uzak. Responsible Statecraft'ta yayımlanan analize göre, kalıcı bir çözüm için Avrupa başkentlerindeki zirvelerin ötesine geçilerek ABD, Ukrayna, Rusya ve Avrupalı güçlerin bir araya geleceği modern bir Helsinki Konferansı düzenlenmesi gerekiyor. Böyle bir konferans, birbiriyle bağlantılı birden fazla anlaşmanın eş zamanlı müzakere edilmesini sağlayabilir. Analiz, her biri son derece zorlu müzakereler gerektirecek bu anlaşmaların, genel bir savaşın önlenmesi için hayati olduğunu vurguluyor. Tek bir anlaşmaya odaklanmak yerine, güvenlik garantileri, toprak düzenlemeleri ve bölgesel istikrar gibi farklı boyutları kapsayan bir çerçeve öneriliyor. Avrupalı liderlerin inisiyatif alarak tarafları aynı masada toplaması, çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşme riskini azaltabilir. Önerilen yaklaşım, mevcut diplomatik çabaların yetersizliğine işaret ediyor ve çok taraflı, katmanlı bir müzakere sürecinin gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu bağlamda, Helsinki tipi bir konferans, Soğuk Savaş dönemindeki benzer kriz yönetimi mekanizmalarını hatırlatarak, Ukrayna savaşına kalıcı bir çözüm için tarihsel bir model sunabilir.
Finlandiya1 olay11 Haz - Ortak aktör
Chatham House: Avrupa, ABD-Çin Rekabetinde Açık Merkez Olmalı
Chatham House'da yayımlanan bir analiz, Avrupa'nın küresel parçalanma karşısında bir kale haline gelmek yerine açık bir merkez rolü üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Grégoire Roos tarafından kaleme alınan ve 'Yarının Dünyası' başlığıyla sunulan yazı, Avrupa'nın tarihsel birikimi ve değerlerinin, dünyanın geri kalanının ortak çıkar bulabileceği bir zemin oluşturduğunu belirtiyor. ABD ile Çin arasındaki jeopolitik mücadelenin giderek sertleştiği bir dönemde Avrupa, çok taraflılık ve diyalog geleneğini öne çıkararak arabulucu bir konum edinebilir. Bu sayede hem kuşatıcı bir Batı bloğunun parçası olmaktan kaçınabilir hem de küresel iş birliği için üçüncü bir yol sunabilir. Analiz, Avrupa'nın dışa açık ve kapsayıcı bir yaklaşımla uluslararası sistemdeki rolünü yeniden tanımlamasının önemine dikkat çekiyor.
ABD1 olay08 Haz - Ortak aktör
Global health reform cannot wait for a new world order. Middle powers must act now
Brezilya1 olay11 May - Aynı ülke gündemicanlı
Kral Charles’ın Davetiyle Harry Buckingham Sarayı’na Tek Başına Gidiyor
Sussex Dükü Prens Harry, bu hafta gerçekleştireceği Londra ziyareti sırasında Kral Charles’ın bizzat yaptığı daveti kabul ederek Buckingham Sarayı’nda konaklayacak. Eşi Meghan Markle ve çocukları güvenlik gerekçeleriyle kendisine eşlik etmeyecek, böylece Harry ziyaretini yalnız gerçekleştirecek. Sözcüsü tarafından doğrulanan bu gelişme, Kraliyet ailesi içinde son dönemde yaşanan gerginliklerin ardından dikkat çeken bir adım olarak değerlendiriliyor. Ziyaret, Prens Harry’nin Kraliyet görevlerinden çekilmesi ve ABD’ye yerleşmesinin ardından Kral III. Charles ile doğrudan temas kurulduğu ender anlardan birine işaret ediyor. Buckingham Sarayı’nda kalma kararı, iki taraf arasında uzun süredir kopuk olan diyaloğun yeniden tesisine yönelik sembolik bir jest olarak yorumlanabilir. Güvenlik endişeleri nedeniyle ailenin geri kalanının ziyarete katılmaması, Harry’nin İngiltere’deki güvenlik statüsüne ilişkin süregiden tartışmaları da yansıtıyor. Bu bağlamda, ziyaretin hanedan içi ilişkilerin normalleşmesi açısından sınırlı ama anlamlı bir temas olabileceği belirtiliyor.
Afganistan2 olay4 sa önce