Hamaney'in 150 Günlük Sessizliği: Saldırıda Hayatını Kaybettiği İddiası
Milliyet gazetesinin haberine göre, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail tarafından İran'a düzenlenen saldırıda, İran Dini Lideri Ali Hamaney'in resmi konutu vurulmuş ve Hamaney, kızı, damadı, torunu ve geliniyle birlikte hayatını kaybetmişti. Ancak CIA ve Mossad, saldırıdan bu yana geçen 150 gün boyunca Hamaney'in akıbetine dair herhangi bir ize ulaşamadı. Bu durum, Hamaney'in ölüm ilanının doğruluğu konusunda şüpheler yaratırken, İran yönetiminde oluşan liderlik boşluğunun bölgesel dengeleri nasıl etkileyeceği merak konusu. İran'ın yeni dini lider seçimi süreci ve rejimin geleceği, uluslararası toplumun yakından izlediği bir gelişme.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 4 sa önce- Güvenlik10 Ağu 03:49
CIA ve MOSSAD Hamaney'i bulamıyor! 150 gün tek bir iz bile bırakmadı
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat’ta başlayan saldırılarının ilk dalgalarından biri eski İran Dini Lideri AliHamaney’inresmî konutunu hedef almak olmuştu. 86 yaşındaki AliHamaneybu saldırı sonucunda kızı, damadı, torunu ve geliniile birliktehayatını kaybetti. İran yönetiminin en üst kademesinde yer alanHamaney’inölümünün ardından Dini Lideri seçmekle görevli olan Uzmanlar Meclisi hızla harekete geçti. Tüm dünya yeni seçilecek olan dini liderin ABD ve İsrail ile olan savaşa yönelik olası etkilerini tartışırken 8 Mart 2026’da yapılan açıklamada İran’ın yeni Dini Lideri olarak hayatını kaybeden AliHamaney’inoğlu 57 yaşındakiMüctebaHamaney’inseçildiği duyuruldu. Mücteba Hamaney, saldırıların başladığı ilk günden bu yana büyük bir sessizliğe büründü. İran ve ABDarasındaki mevcut durumun gidişatı belirsizliğini korumaya devam ederken ABD istihbaratı bu bilinmezlikte strateji belirleyebilmek adına yeni İran Dini Liderinin akıbetinin ne olduğunu ve nerede bulunduğunu tespit etmeye çalışıyor. Alıntı Metni Bunlara ek olarak 9 Ağustos Pazar günü İran medyası tarafından ilk kez bir video servis edildi. Yaklaşık 13 saniyelik videoda Hamaney dini eğitim verdiği tahmin edilen bir ortamda öğrencileriyle birlikte görülürken görüntülerin nerede ve ne zaman çekildiğine ilişkin bir bilgi paylaşılmadı. İSTİHBARAT BİRİMLERİ HİÇBİR İZ BULAMIYOR TheTimes Gazetesi’nin ulaştığı kaynaklara göre İran’ın yeni Dini Lideri’nin yerinin tespit edilebilmesine yönelik çalışmalar halihazırda sonuçsuz kalıyor.MüctebaHamaney’inelektronik takibe takılmamak için yaklaşık 150 gündür şahsi telefonunu ve bilgisayarını açmadığı, uydular tarafından yerinin tespit edilmesinin önüne geçilmesi içinse derin bir yeraltı sığınağında bulunduğu tahmin ediliyor. Daha önce basında yer alan ve İranlı kaynaklara dayandırılan iddialara göreMüctebaHamaney, 28 Şubat’ta babasının konutuna yapılan saldırılarda yüzünden ve bacaklarından ağır şekilde yaralanmıştı. Aynı iddialara göre iyileşme sürecinde olan liderin üst düzey yetkililerle yapılan toplantılara sesli konferans yoluyla katıldığı ve Washington ile yürütülen müzakereler dâhil kritik konularda karar alma süreçlerinde aktif olarak bulunduğu belirtilmişti. AliHamaney’inİran’ı yönettiği süre içinde ABD ve İsrail istihbaratı, Dini Lider ve onunla sürekli temas hâlinde olan isimleri takip ve tespit edebilmek amacıyla Tahran’daki trafik kameralarınıhacklemekde dâhil olmak üzere birçok siber yönteme başvurdu. Bu yöntem 28 Şubat sabahı AliHamaneyve çevresindeki isimlere yönelik suikast saldırılarında önemli bir rol oynadı ve saldırıların başladığı ilk gün İran yönetimindeki kritik isimlerin birçoğunun öldürülmesinde de aktif olarak kullanıldı. Bu yöntemle tespit edilemeyen tek kişi iseMüctebaHamaneyoldu. Alıntı Metni TEK SEÇENEK SAHA İSTİHBARATI TheTimes’a göre bazı istihbarat kaynakları, uzun süredir hiçbir görüntü vermemiş olması sebebiyle Mücteba Hamaney’in hayatını kaybettiğini, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun ABD ile girilen çatışmayı meşrulaştırmak amacıyla bu durumu gizleyerek onu hâlâ hayattaymış gibi sunduğunu düşünüyor. Bu sebeple ABD ve İsrail istihbaratı, Mücteba Hamaney’in hâlâ hayatta olduğunu ve nerede bulunduğunu tespit etmeye çalışıyor. Yetkililer, OğulHamaney’inTahran’da bulunan yer altı tünelleri veya mevcut İran rejimi için sembolik açıdan oldukça önemli olan Kum şehri yakınlarındaki sığınaklarda bulunuyor olabileceğini düşünüyor. Elektronik takibinMüctebaHamaney’inyerini belirlemek konusunda yetersiz kalmış olması sebebiyle ABD ve İsrail, bu konuda en işe yarayacak yöntemin İran içindeki istihbarat hücreleri olduğunu düşünüyor. Uzmanlara göre 12 Gün Savaşı ve 28 Şubat’ta başlayan çatışmalarda İran içinde sahip olduğu ajan ağını sıklıkla kullanan MOSSAD, halihazırda İran içindeki tüm dikkatini iki sorunun cevabını bulmaya verdi:MüctebaHamaneynerede ve durumu ne? Alıntı Metni ‘MUHTEMELEN KURYE KULLANIYOR’ MüctebaHamaney’inmuhtemelen telefon ve diğer iletişim cihazlarını kullanmadan kuryeler aracılığıyla haberleştiğini düşündüğünü söyleyenIgra, “Muhtemelen iletişimi kuryeler aracılığıyla yazılı şekilde sağlıyorlar. Bu kuryelerin sürekli değiştiğini ve güvenlik sebebiyle ne mesaj taşıdıklarının farkında olmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla, eğer MOSSAD onu bulursa, bu insani bir unsur yüzünden olacaktır. Ancak Tahran rejimi bu tehlikenin farkında. Bu sebepleHamaney’inbulunması oldukça zor. Çünkü İran'da ona yakın olan herkes sıkı bir şekilde güvenlik soruşturmasından geçiriliyor. Muhtemelen onunla sadece üst düzey birkaç Devrim Muhafızları Ordusu görevlisi görüşebiliyor.” diyerek düşüncelerini ifade etti. MOSSAD kaynaklarına göreMüctebaHamaneybir ses kaydı yayınlayarak halka hitap edebilir ancak bu durum onun yerinin tespit edilmesine sebep olabilir.TheTimes’a konuşan kaynaklar, ses dosyasının ele geçirilmesi hâlinde kullanılan kayıt cihazının ve kaydın nerede yapıldığının tespit edilebilmesinin mümkün olabileceğini ifade etti. Eski bir üst düzey ABD’li savunma yetkilisiMüctebaHamaney’in28 Şubat saldırılarının ardından çok daha iyi korunduğundan emin olduğunu ifade ederek "28 Şubat'taki hava saldırısı göz önüne alındığında, onun çok daha iyi korunduğundan ve bunun sonucunda yerinin tespit edilebilmesi için saha ajanlarının daha önemli hâle geleceğinden oldukça eminim. İran 40 yıldır erişilmesi zor bir ülke olduğu için ABD’nin içeriden sağladığı istihbaratın güvenilirliği konusunda şüpheliyim. İsrail bu konuda daha iyi bir noktada ancak onların da yapabilecekleri sınırlı.” dedi. Alıntı Metni
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
What America Learned About Democracy When It Gained Stealth
ABD1 olay5 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
UAE, İran Devrim Muhafızları'na Ait Kara Para Aklama Ağını Çökertti
Nisan 2026'da, ABD'nin İran'a saldırısı ve Körfez'deki misilleme saldırılarından bir ay sonra Birleşik Arap Emirlikleri (UAE), İran Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı bir para transfer ağını kapattı. Dubai merkezli döviz büroları ve paravan şirketlerden oluşan bu ağ, milyarlarca dolarlık offshore varlığı aklamak için kullanılıyordu. Operasyon, yaptırımlara rağmen İran'ın bölgedeki finansal altyapısının sürdüğünü ve kara para aklama mekanizmalarının ne kadar yerleşik olduğunu gözler önüne serdi. UAE'nin bu adımı, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle artan uluslararası baskının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzun süredir İran'ın yaptırımları delmek için Dubai'yi bir merkez olarak kullandığı biliniyor. Son gelişme, finansal savaşımın askeri çatışmayla eş zamanlı yürütüldüğünü ve Körfez ülkelerinin bu çabaya katılımının arttığını gösteriyor.
ABD1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD Ordusunun Sivil Hava Sahasındaki Testleri Kaosa Yol Açıyor
ABD ordusu, ülke genelinde neredeyse her gün drone, anti-drone sistemleri ve GPS sinyal karıştırma dahil olmak üzere çeşitli yeni teknolojileri test ediyor. Bu testler bir ölçüde kaçınılmaz olsa da, uzmanlar hükümetin çoğu durumda gerekli güvenlik önlemlerini ve kurumlar arası koordinasyonu sağlamadığına dikkat çekiyor. Testlerin özellikle sivil havacılık, navigasyon ve iletişim sistemleri üzerinde aksamalara yol açabileceği belirtiliyor. Responsible Statecraft tarafından aktarılan bilgilere göre, askeri testler sırasında ortaya çıkan sinyal karıştırma ve elektronik harp uygulamaları, ticari uçuşların güvenliğini tehdit edebilecek düzeyde risk oluşturuyor. Düzenleyici boşluklar ve yetersiz koordinasyon, sivil otoritelerin bu testleri denetleme ve olası etkilerini azaltma kapasitesini sınırlıyor. Askeri testlerin sivil hava sahasında yarattığı bu durum, ekonomik faaliyetleri ve kamu güvenliğini yakından ilgilendiriyor. Uzmanlar, teknoloji geliştirme ihtiyacı ile sivil altyapının korunması arasında bir denge kurulması gerektiğini vurguluyor.
ABD1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump Yönetimi Hürmüz Boğazı Geçiş Ücretini Kabullenmek Zorunda
ABD ile İran arasındaki mutabakat zaptının çökmesinin ardından Washington ve Tahran, müzakerelerin yeniden başlaması ihtimaline karşı pozisyonlarını güçlendiriyor. Başkan Trump'ın doğrudan tehditleri ve İran'ın stratejik hedeflerine yönelik kapsamlı bombalama kampanyası sinyalleri, ABD'nin askeri seçeneği masada tuttuğunu gösteriyor. Ancak Responsible Statecraft'ta yayımlanan bir analiz, Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı'ndan geçişler için İran'a bir tür geçiş ücreti ödenmesini kabullenmek zorunda kalacağını öne sürüyor. Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının kritik bir noktası olarak İran'a önemli bir jeostratejik koz sağlıyor. ABD'nin askeri tehditlerine rağmen, Tahran'ın boğaz üzerindeki fiili kontrolü ve deniz yolu ulaşımını aksatma kapasitesi, Washington'ı ekonomik ve diplomatik gerçeklerle yüzleştiriyor. Herhangi bir askeri operasyonun küresel enerji piyasalarında yaratacağı istikrarsızlık ve olası bir çatışmanın maliyeti, geçiş ücreti gibi bir uzlaşmanın kaçınılmaz olduğu argümanını destekliyor. Bu durum, ABD'nin maksimum baskı politikasından kısmen geri adım atması anlamına gelirken, İran için sembolik ve ekonomik bir kazanç niteliğinde.
ABD1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Mekke Savunma Anlaşması Küresel Yankı Uyandırdı; Yunanistan'dan Tepki Çağrısı
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Cuma günü Mekke’de ortak savunma anlaşması imzaladı. Anlaşma, üyelerden birine yönelik saldırıyı tümüne yapılmış sayma ilkesini benimsiyor. Uluslararası basın, bölgesel ittifakların yeniden şekillendiği bir dönemde bu adımı geniş şekilde ele aldı; Reuters ve CNN gibi kuruluşlar anlaşmayı Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri ve İran bağlamında değerlendirdi. Yunanistan merkezli Pentapostagma sitesi ise anlaşmaya karşı Atina’yı derhal harekete geçmeye çağıran bir analiz yayımladı. Analiz, paktın Doğu Akdeniz ve Ege’deki stratejik denklemi etkileyebileceği uyarısında bulundu. Yunanistan’ın bu çıkışı, anlaşmanın yalnızca Körfez bölgesini değil, daha geniş bir coğrafyayı ilgilendiren sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. İmzacı ülkeler, anlaşmayla askeri ve stratejik işbirliklerini kurumsallaştırmayı hedeflerken, rakip cephelerde endişe ve karşı adım arayışları şimdiden başladı. Bu gelişme, mevcut güvenlik mimarisinde yeni bir eksenin şekillendiğine işaret ediyor.
ABD7 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Baby boomer kuşağının 1 trilyon dolarlık sanat mirası kapıda
Baby boomer kuşağının onlarca yıl boyunca oluşturduğu sanat koleksiyonları, şimdi dev bir miras dalgasıyla el değiştiriyor. McKinsey verilerine göre, bu kuşağın yalnızca 2005 yılında ABD’de yaptığı harcama bugünkü değerle 7 trilyon doları buldu. Zamanla değişen tüketim alışkanlıkları sanata yönelimi artırdı; galerilerin ve geçimini sanattan sağlayan sanatçı sayısındaki keskin yükseliş, piyasanın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. Uzmanlar, miras yoluyla el değiştirecek eserlerin toplam değerinin 1 trilyon doları aşabileceğini belirtiyor. Bu büyüklük, sanat piyasasının işleyişini, fiyat dengelerini ve kurumsal yapıları derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Özellikle mirasçıların satış kararları, müzayede evleri ve galeriler için yeni bir dönemin habercisi olarak görülüyor. Söz konusu miras transferi, yalnızca ekonomik değil, kültürel bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Koleksiyonların parçalanması ya da kurumsal bağışlarla kamusal alana kazandırılması, sanatın gelecekteki dolaşımını belirleyecek kritik bir süreç olarak değerlendiriliyor.
ABD1 olay4 sa önce