Türkiye’nin de Aralarında Bulunduğu 8 Ülkeden Gazze İçin Ortak Bildiri
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki ihlallerine ilişkin ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada özellikle sağlık tesisleri ile tıbbi altyapının hedef alınması, sivil altyapıya yönelik saldırılar ve kadınlar ile çocukların da aralarında bulunduğu sivil kayıpların devam etmesi kınandı. Bildiri, bölgedeki insani durumun vahametine dikkat çekerek uluslararası topluma somut adım atma çağrısı niteliği taşıyor. İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ve bölgesel güçlerin ortak duruşu, Gazze’de ateşkes ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması yönündeki diplomatik baskıyı artırmayı hedefliyor. Bu girişim, Gazze krizinde Arap ve İslam dünyasının en geniş katılımlı ortak çıkışlarından biri olarak öne çıkarken, İsrail’in askerî operasyonlarına yönelik uluslararası hukuk ve insani normlar çerçevesinde hesap verebilirlik talebini güçlendiriyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 1 sa önce- Güvenlik06 Ağu 12:28
Türkiye dahil 8 ülkeden İsrail'e ortak bildiri! Gazze için uluslararası topluma çağrı
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanları, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ihlallerine ilişkin ortak açıklama yayımladı. Bakanlar, başta sağlık tesisleri ile tıbbi altyapının hedef alınması, sivil altyapıya yönelik saldırılar ve kadınlar ile çocuklar da dahil olmak üzere sivil kayıplarının devam etmesi olmak üzere, Gazze Şeridi'nde uluslararası hukukun ve uluslararası insancıl hukukun ağır bir ihlali olarak süregelen İsrail ihlallerini en güçlü şekilde kınadı ve lanetledi. İsrail'in ihlallerinin devam etmesinin uluslararası hukukun ve Gazze Barış Planı'nın ihlali olduğunun altını çizen bakanlar, özellikle de ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinli grupların silahların sınırlandırılmasını da içeren yol haritasını kabul ettiğini duyurmasının ardından ihlallerin devam etmesinin, planın ikinci aşamasının uygulanmasını hedefleyen uluslararası ve bölgesel çabaları sekteye uğrattığına işaret etti. Bakanlar, ihlallerin siyasi süreci tehdit ettiğini, çatışmaları yeniden tırmandırma ve Gazze'deki insani felaketi derinleştirme riski taşıdığını belirtti. İSRAİL'İN ULUSLARARASI HUKUK İHLALLERİ Bakanlar, sivillerin korunmasının, sağlık tesisleri ile sağlık ve insani yardım alanlarında görev yapan personelin güvenliğinin sağlanmasının ve Gazze genelinde insani yardım, tıbbi malzeme ve acil yardım malzemelerinin "derhal güvenli ve engelsiz şekilde ulaştırılmasının" hiçbir koşul altında taviz verilemeyecek ya da zayıflatılamayacak hukuki yükümlülükler" olduğunu vurguladı. Gazze Şeridi'nde İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılardan, yasa dışı yerleşimlerin genişletilmesinden ve "işgal altındaki Kudüs'teki" mevcut statükoyu tek taraflı olarak değiştirmeyi amaçlayan uygulamalardan "bağımsız değerlendirilemeyeceğinin" altını çizen bakanlar, bu uygulamaların güç kullanarak fiili durum yaratmayı hedefleyen sistematik politikayı oluşturduğunu kaydetti. Bunların iki devletli çözümün temelini zayıflattığını aktaran bakanlar, söz konusu faaliyetlerin Filistin halkının meşru haklarını "marjinalleştirdiğini" bildirdi. Bakanlar bu durumun, uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarının açık bir ihlalini teşkil ettiğini hatırlattı. Bakanlar ayrıca, uluslararası topluma, özellikle de BM Güvenlik Konseyi’ne, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmeleri ve İsrail’i uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi’nin 2803 sayılı Kararı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeye ve ciddi ihlallerden sorumlu olanları hesap vermeye zorlamak üzere; sivillerin korunmasına, anlaşmanın tam olarak uygulanması için umutların korunmasına ve kalıcı bir ateşkesin sağlanmasına katkıda bulunacak şekilde pratik ve etkili önlemler almaları yönündeki çağrılarını yineledi. İşgal altındaki Filistin topraklarını ilhak etmeye, bu topraklar üzerinde İsrail egemenliğini dayatmaya veya Filistin halkını zorla yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiklerini vurgulayan Bakanlar, adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolunun, başkenti Doğu Kudüs olan 1967 sınırları içinde bağımsız ve egemen bir Filistin Devleti’nin kurulmasını da içeren iki devletli çözümün uygulanmasına yönelik ciddi bir siyasi sürecin başlatılması olduğunu teyit etti. ABD Başkanı Trump sahnedeyken neye uğradığını şaşırdı! Hızla harekete geçti, salondan kahkahalar yükseldi Ben-Gvir'den Filistinli esirlere yeni talimat! Kur'an-ı Kerimlere el konuldu
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Ben-Gvir'in Aksa Baskınına 8 Ülkeden Ortak Kınama, Evinin Yakınına Dron Düştü
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Yahudilerin matem günü Tişa BeAv'da yüzlerce kişiyle birlikte Mescid-i Aksa yerleşkesine girerek onlarca yıllık statükoyu ihlal etti. Ziyaret, Tapınakların yıkılışının anıldığı bu dönemde gerçekleşti ve İslam ülkelerinde geniş tepki çekti. Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Katar, Endonezya ve Filistin dışişleri bakanlarının ortak açıklamasıyla baskın “kışkırtıcı eylem” olarak nitelendirilerek kınandı. Açıklamada, tarihi statükonun korunması çağrısı yapılırken, uluslararası toplumun İsrail’in tek taraflı adımlarına karşı sessiz kalmaması gerektiği vurgulandı. Bu gelişmelerin ardından Ben-Gvir'in Batı Şeria’nın güneyindeki evinin yakınına bir dron düştü. Olayda can kaybı veya hasar bildirilmezken, soruşturma başlatıldı. Gerilimin yükseldiği bir dönemde yaşanan bu iki olay, Kudüs’teki kırılgan dengeleri ve bölgesel diplomatik hatları bir kez daha gündeme taşıdı.
İsrail5 olay26 Tem - Aynı ülke gündemicanlı
Hamas silahlarını bırakma kararı aldı: Gazze teknokrat yönetimine devir
Dawn gazetesinde yer alan habere göre, Hamas askeri kanadını lağvederek silahlarını Gazze İdari Ulusal Komitesi'ne teslim etme kararı aldı. Söz konusu komite, ABD Başkanı'nın inisiyatifiyle oluşturulan teknokrat bir yapı olarak tanımlanıyor. Hamas'ın siyasi ve silahlı faaliyetleriyle bilinen yapısı göz önüne alındığında, bu adım örgüt tarihinde önemli bir değişikliğe işaret ediyor. Bu gelişme, uluslararası toplumun Gazze'nin yönetimi ve yeniden inşası için önerdiği planlarla bağlantılı olarak değerlendiriliyor. Silahların devredileceği komitenin teknokrat niteliği, ateşkes sonrası süreçte siyasi ve idari bir düzen arayışını yansıtıyor. Hamas'ın silahlı mücadeleden vazgeçmesi, örgütün Filistin direnişindeki rolünün yeniden tanımlanması anlamına gelebilir. Ancak silahsızlanma sürecinin detayları netlik kazanmış değil. Diğer Filistinli grupların tutumu, İsrail'in güvenlik kaygıları ve atılacak pratik adımlar, bu kararın başarısını belirleyecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Bölgedeki güç dengeleri açısından yakından izlenmesi gereken bir adım olarak kayda geçiyor.
İsrail1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Cinsel saldırı iddiaları, ICC'nin tartışmalı başsavcısı Karim Khan'ın kariyerini tehdit ediyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) Başsavcısı Karim Khan, hakkındaki cinsel saldırı iddialarıyla zor bir dönemden geçiyor. Lahey merkezli mahkemede görev yapan Khan'ın kariyeri, bu suçlamaların gölgesinde belirsizliğe sürüklendi. İddiaların içeriğine dair detaylar sınırlı olsa da, soruşturmanın ICC içinde ciddi yankılar uyandırdığı biliniyor. Khan, ICC tarihinde Rusya ve İsrail liderleri hakkında tutuklama emri çıkaran ilk başsavcı olarak öne çıkmıştı. Ancak bu çıkışları kadar, mahkeme içindeki yönetim tarzı da eleştiri konusu oldu. Khan'ın çalışma arkadaşları tarafından "atmosferi zehirlemekle" suçlandığı bildiriliyor. Bu durum, onun aldığı cesur kararların yanı sıra kurumsal uyumu bozduğu yönündeki algıyı güçlendiriyor. Cinsel saldırı iddialarının Khan'ın başsavcılık görevini tehlikeye atabileceği değerlendiriliyor. ICC'nin zaten tartışmalı olan işleyişi, bu tür bir krizle daha da sarsılabilir. Uluslararası toplum, hem iddiaların akıbetini hem de mahkemenin bu süreçte nasıl bir tavır alacağını yakından izliyor.
İsrail2 olay25 Tem - Aynı ülke gündemicanlı
Demokratlar Trump yönetimini Batı Şeria'da yerleşimci şiddetini teşvikle suçladı
ABD Kongresi'ndeki üst düzey Demokratlar, Trump yönetimini işgal altındaki Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin şiddet eylemlerini cesaretlendirmekle suçladı. Milletvekilleri, yaptırımların kaldırılmasının yerleşimcilerin ölümcül güç kullanabileceğine dair 'açık bir mesaj' verdiğini belirtti. Mektupta, bu politikanın hem Filistinlileri hem de ABD vatandaşlarını tehlikeye atan bir 'cezasızlık iklimi ve dizginsiz şiddet' yarattığı ifade edildi. Eleştiri, önceki yönetim tarafından şiddet eylemlerine karışan belirli yerleşimcilere uygulanan mali ve seyahat kısıtlamalarının kaldırılmasının ardından geldi. Demokratlar, bu adımın yalnızca Filistinli sivillere yönelik saldırıları artırmakla kalmayıp, bölgede ABD diplomatik ve insani çalışmalarını da riske attığını vurguluyor. Mektup, yönetimin Batı Şeria'daki insan hakları durumuna yaklaşımını yeniden gözden geçirmesi yönünde bir çağrı niteliği taşıyor.
İsrail2 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail Lübnan'da Çekilmiyor, Batı Şeria'da Yerleşimci Şiddeti ve Baskılar Tırmanıyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun işgal altındaki güney Lübnan'ı ziyareti sırasında Hizbullah tehdidi sürdüğü müddetçe çekilmeyeceklerini açıklaması, bölgedeki askeri varlığın devam edeceğine işaret etti. Lübnan'da ABD arabuluculuğundaki çerçeve anlaşmasına ve ateşkese rağmen İHA saldırıları sürüyor; son olarak Nebatiye'de iki kişi öldü, çok sayıda sivil yaralandı. Netanyahu ayrıca güneydeki bazı Hristiyan köylerinin İsrail'e ilhak talebinde bulunduğunu iddia etti. Bu gelişmeler, İsrail'in Lübnan'daki askeri operasyonlarını ve toprak hedeflerini sürdürdüğünü gösteriyor. Batı Şeria'da ise yerleşimci şiddeti ve İsrail askeri baskıları hız kesmeden devam ediyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, yerleşimci saldırılarının ve yeni karakol inşasının tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını, ilhak planlarının Filistin topluluklarını tehdit ettiğini belirtti. Son günlerde Nablus yakınlarındaki Tell köyünde İsrail güçleri evleri askeri kışlaya çevirdi, yerleşimciler Filistinlilere ateş açarak yaraladı, bir çocuk gerçek mermiyle vuruldu. ABD'li Kongre üyesi Ro Khanna'nın yerleşimciler tarafından gözaltına alınması, uluslararası toplumun dikkatini çeken bir başka olay oldu. Lübnan'da ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria'da tırmanan şiddet dalgası, bölgedeki gerilimin derinleştiğini ve diplomatik girişimlerin etkisiz kaldığını ortaya koyuyor. İsrail'in askeri varlığını sürdürme ve yerleşim faaliyetlerini genişletme yönündeki adımları, hem insani hem siyasi sonuçlar doğuruyor.
İsrail90 olay7 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail saldırısında bacağını kaybeden AFP muhabirine Basın Özgürlüğü Ödülü
AFP muhabiri Christina Assi, Ekim 2023'te Lübnan sınırında çatışmayı izlerken İsrail'in düzenlediği saldırı sonucu bacağını kaybetti. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), Assi'yi bu yılki Uluslararası Basın Özgürlüğü Ödülleri kapsamında onurlandıracağını duyurdu. Saldırıda Reuters muhabiri Issam Abdallah hayatını kaybederken, aralarında Assi ve AFP'den Dylan Collins'in de bulunduğu altı gazeteci yaralandı. CPJ, gazetecilere yönelik saldırıların artışına dikkat çekerek bu ödülün, savaş bölgelerinde görev yapan basın mensuplarının karşı karşıya kaldığı riskleri ve hesap verilebilirlik ihtiyacını vurguladığını belirtti.
İsrail1 olay18 sa önce