Erdoğan: İletişim çalışmalarında tüm aktörler aktif rol üstlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir buçuk yıllık süreçte iletişim alanında gerçekleştirilen çalıştay ve etkinliklerle yoğun bir mesai tamamlandığını belirtti. Kamu kurumları, üniversiteler, medya, sivil toplum ve özel sektör temsilcilerinin sürece aktif katılım sağladığını ifade etti.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 1 sa önce- Güvenlik28 Tem 11:37
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Ahbap soruşturmasıyla ilgili açıklama: Çarpık ilişkiler ortaya çıkıyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;Bir buçuk yıllık süre zarfında gerek çalıştaylarla gerekse diğer etkinliklerle yoğun bir mesai takvimi dahilinde çalışmaları tekemmül ettirdik. Kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, medya ve sivil toplum kuruluşlarımız, özel sektörümüz, kısacası iletişim camiasının aktörlerinin tamamı bu süreçte aktif roller üstlendi. Her biri alanında uzman 425 kıymetli isim, 16 ayrı çalışma grubunda büyük bir özveriyle çalışarak güncel meselelere yeni ve etkili çözüm önerileri getirdi. Kamu diplomasisinden yapay zekâya, dezenformasyonla mücadeleden afet ve kriz iletişimine, haber üretimi, iletişim hukuku ve dijital platformlar gibi iletişim alanındaki alt başlıkların tamamının ele alındığı bu oturumları son derece kıymetli bulduğumu burada vurgulamak istiyorum.Özgün ve yenilikçi fikirleriyle Şura'nın içeriğini zenginleştiren, ufkumuzu ve muhayyilemizi genişleten genç kardeşlerime bilhassa şükranlarımı sunuyorum. İlginizi Çekebilir Şura'nın gerek zengin katılımcı profili gerekse güçlü muhtevası itibarıyla eksikliğini çokça hissettiğimiz bir alanda önemli bir boşluğu dolduracağına yürekten inanıyorum. Ortak aklın ürünü olan buradaki tespitler, raporlar, tebliğler ve yarın yayımlanacak sonuç bildirgesi öyle ümit ediyorum ki Türkiye'nin gelecek vizyonunu şekillendirecek, ülkemizin ulusal ve uluslararası iletişim kapasitesini inşallah daha da güçlendirecektir. Değerli arkadaşlar, öncelikle bir hususun altını çizmek isterim. İletişim bilimlerinde sıkça atıf yapılan şu sözü herhâlde en iyi sizler biliyorsunuz. “Araç, mesajın kendisidir.” Bakınız, bugün bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı, kolaylaştığı, yaygınlaştığı dinamik bir dönemin içindeyiz. Uydu ve haberleşme teknolojilerinde neredeyse her gün yeni bir gelişme, yeni bir ilerleme kaydediliyor. Dünyanın bir ucunda meydana gelen herhangi bir hadise, dakikalar, hatta saniyeler içerisinde milyarlarca insana ulaşıyor.Yeni medya araçları ve dijital platformlar, bilginin üretim ve ulaşım hızını çok önemli ölçüde artırmış durumda. Eskiden saatlerimizi, günlerimizi, haftalarımızı alan işler artık yalnızca dakikalar içerisinde tek bir tuş veya komutla halledilebiliyor. Özellikle yapay zekâ modellerinin devreye girmesiyle eğitimden medyaya, ulaşımdan ticarete, sağlıktan tarıma her alanda bu teknolojilerin sağladığı avantajlardan azami surette istifade ediyoruz. Fakat az önce ifade ettiğim araç ve mesaj bahsi tam da burada giderek büyüyen bir tehlikeyi ortaya çıkarıyor. "OLGU VE ALGI ARASINDAKİ MAKAS GİDEREK AÇILDI" Merkezinde bilgi ve informasyonun yer aldığı bu teknolojiler aynı zamanda bizim düşünme ve olayları ele alma biçimlerimizi de etkiliyor. Bilhassa sosyal medya mecraları hangi konunun üzerinde ne kadar duracağımızı, meseleye nereden ve nasıl yaklaşacağımızı, çoğu zaman hangi tepkilerin verileceğini ciddi oranda belirlemektedir. Hatta bunlar sadece bugünü değil, geçmişi de tahrif etmekte, muhayyel bir tarih, cansız, ruhsuz, derinliksiz bir kimlik inşa etmektedir. Dolayısıyla bu yeni vasat, bireysel plandan toplumsal ölçeğe, psikolojik ve sosyolojik tesirleriyle hem değerlerimizi hem de kültürümüzü tahrip etme riski taşımaktadır. Sizlerin de çok iyi bildiği gibi günümüzde olgu ve algı arasındaki makas giderek açılırken kitleler, algoritma faşizmi denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu süreçte en fazla zarar gören kavram ise hiç şüphesiz hakikat oluyor. Oysa iletişimin temel amacı, doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa yoldan ve en kısa sürede ulaştırmaktır. Dezenformasyon ve manipülasyonun mevzul miktarda yer aldığı yeni iletişim ortamı, bilgiyi güç olmaktan çıkarıp ona yeni bir elbise giydirerek güçsüzlüğün kaynağı hâline getiriyor. "MİLLETİMİZİN İYİ NİYETİ AÇIKÇA İSTİSMAR EDİLDİ" Şimdi bakınız, değerli dostlarım, biz bu acı gerçekle özellikle Covid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde hem çok yakından yüzleştik. O süreçte hem içeriden hem de dışarıdan çok yoğun iletişim saldırısına muhatap olduk.Yalan haberlerden provokasyonlara, karalama kampanyalarından 5. kol faaliyetleri ve algı oyunlarına uzanan geniş bir alanda son derece sinsi operasyonlarla karşılaştık. Milletimizin iyi niyeti açıkça istismar edildi. Resmî kurumlarımız iftiralarla töhmet altında bırakıldı. Halkımızı paniğe sürüklemeye dönük tecrüatlar üretildi. Haftalar boyunca canları pahasına sahada görev yapan personellerimizin emeği, mücadelesi, fedakârlıkları yok sayıldı.Sırf hükümeti yıpratmak adına, siyasi iradeye zarar vermek adına her türlü ahlaksızlık sergilenerek devlet ile millet karşı karşıya getirilmeye çalışıldı. "ÇARPIK İLİŞKİLER ORTAYA ÇIKIYOR" Yine bu süreçte sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisi ile çok farklı kesimlerin yıpratma savaşına müdahil olduğunu, adeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük. Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık. Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduklarını hepimize çok net biçimde gösteriyor. "DEPREMİ KULLANARAK FIRSATÇILIK YAPANLAR HESAP VERİYOR" Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor. Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor. Bir defa şunun bilinmesini isterim. Suimisalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bundan son derece kararlıyız. Ucu nereye varırsa varsın. Bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz. Şurası da çok önemlidir. Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz. Çünkü günümüzde dezenformasyon, yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş, biz dâhil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür. Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla, meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz. Çok değerli dostlarım, şu gerçeğin inanıyorum ki hepimiz gayet farkındayız. Askerî anlamda ne kadar güçlü, ne kadar caydırıcı olursanız olun, aile ve toplum yapınız ne kadar köklü, kurumlarınız ne kadar sağlam, doğal kaynaklarınız ne kadar zengin olursa olsun, ekonominiz ne denli dirençli, tarım ve sanayiniz ne ölçüde gelişmiş olursa olsun, eğer hakikati tam anlamıyla ve tüm yönleriyle muhafaza edemiyorsanız müreffeh ve huzurlu bir geleceği inşa edemezsiniz. Yalanın hızla yayıldığı, mazlumların sesinin yeterince duyulmadığı bir dünyada hakikat mücadelesinin önemi daha da artmaktadır. İşte bu yüzden dijital egemenliğimizi temin ve tahkim etmek bizim birinci önceliğimizdir. Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısı ise dijital egemenliğin en kritik enstrümanlarından biridir. İletişim vizyonumuzu tüm unsurlarıyla hayata geçirmemiz bu yönüyle önemlidir. İletişimi yalnızca teknoloji parantezinde ele almak, içinde bulunduğumuz bu çağda mümkün değildir.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Erdoğan, Tarihçilerin Kutbu İnalcık'ı Vefat Yıldönümünde Andı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Osmanlı tarihi alanında dünyaca üne sahip Prof. Dr. Halil İnalcık'ı vefatının 10. yılında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla andı. Erdoğan, mesajında İnalcık'ı 'Tarihçilerin Kutbu' olarak nitelendirerek rahmet ve hürmetle yad etti. Halil İnalcık, 2016'da hayatını kaybetmişti. Cumhurbaşkanı'nın bu anma mesajı, Türk akademi dünyasının önde gelen isimlerinden birine gösterilen saygının ifadesi olarak değerlendiriliyor. İnalcık, özellikle Osmanlı sosyal ve ekonomik tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor ve uluslararası alanda da saygın bir yere sahipti. Erdoğan'ın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım, İnalcık'ın mirasının devlet nezdinde de takdir edildiğini gösteriyor. Bu tür anma mesajları, siyasi liderlerin kültürel ve bilimsel şahsiyetlere verdiği önemi yansıtması açısından sembolik bir değer taşımakta. İnalcık'ın çalışmaları, Türkiye'nin tarih yazımındaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.
Türkiye1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Erdoğan Ayasofya'nın İbadete Açılış Yıldönümünde Mutluluğunu Paylaştı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya Camii’nin yeniden ibadete açılışının yıl dönümünde yaptığı açıklamada, bu gelişmeden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, “Hamdolsun yeniden ibadete açmak bize nasip oldu” diyerek büyük mutluluk yaşadığını ifade etti. Şair Necip Fazıl Kısakürek ile katıldığı mitingleri anan Erdoğan, merhum şairin ‘Ayasofya bir gün açılacak’ sözünü hatırlattı. 2020 yılında müze statüsünden camiye dönüştürülen Ayasofya’nın statü değişikliği, Türkiye’de muhafazakâr kesimde sevinçle karşılanırken, bazı Batılı ülkeler ve Hristiyan dünyasında eleştirilere yol açmıştı. Erdoğan’ın bu açıklamaları, hükümetin kararın arkasında durduğunu ve Ayasofya’yı İslam dünyasıyla buluşturma söylemini sürdürdüğünü gösteriyor.
Türkiye1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
İtalya savunma için AB'den 14,9 milyar euro kredi ayırttı
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, hükümetin güvenlik ve savunma yatırımları için Avrupa Birliği'nin SAFE (Security Action for Europe) fonundan 14,9 milyar euroya kadar kredi kullanma hakkını rezerve ettiğini açıkladı. Tajani, kredinin yalnızca “rezerve edildiğini” ve ne kadarının kullanılacağına yıl sonuna kadar karar verileceğini vurguladı. Bu adım, Avrupa genelinde savunma harcamalarının artırılması yönündeki baskıların yoğunlaştığı bir dönemde İtalya'nın AB kaynaklarını değerlendirme isteğini gösteriyor. SAFE programı, üye ülkelerin güvenlik ve savunma projelerine finansman sağlamak üzere oluşturulmuş bir mekanizma olarak dikkat çekiyor. Kesin tutar ve kullanım koşulları önümüzdeki aylarda netleşecek. Rezervasyon işlemi, İtalya'ya ek kaynak yaratma esnekliği tanırken, nihai karar Roma'nın mali ve stratejik önceliklerine bağlı olacak.
Türkiye2 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Terörsüz Türkiye yol haritası: 10 maddelik plan ve af tartışmaları
Kamuoyunda 'Terörsüz Türkiye' süreci olarak bilinen girişimin çerçevesini belirleyen 10 maddelik yasa taslağının ayrıntıları ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, metin terörün sona erdirilmesine yönelik yol haritasını çizerken, kamuoyunda uzun süredir devam eden af tartışmalarına da son noktayı koyuyor. Düzenlemenin en dikkat çeken başlıkları arasında, sürecin nasıl yönetileceğini tarif eden 'kontrollü infaz' mekanizması yer alıyor. Yetkililer, genel bir af beklentisinin karşılığı olmadığını, yalnızca şartları net biçimde tanımlanmış sınırlı düzenlemeler öngörüldüğünü belirtiyor. TBMM gündemine getirilmesi beklenen tasarının, siyasi partiler ve sivil toplumun geniş mutabakatıyla yasalaşması hedefleniyor. Uzmanlar, metnin yıllardır süregelen çatışmalı ortamı sona erdirme ve toplumsal normalleşmeyi sağlama potansiyeli taşıdığına dikkat çekiyor.
Türkiye1 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İlk Siyah Pilot Ahmet Ali Çelikten’in Aşk ve Zafer Öyküsü
Osmanlı donanmasının ilk siyah pilotu Ahmet Ali Çelikten, 1883’te İzmir’de Nijerya asıllı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1904’te Haddehane Mektebi’ne girerek deniz subayı olma yolunda ilerleyen Çelikten, 1914’te Yeşilköy’deki Deniz Tayyare Mektebi’nde havacılık eğitimi almaya başladı. Bir muharebe sırasında Yunan uçağını düşürmeyi başaran Çelikten, bu zaferin ardından uzun süredir sevdiği kadınla bir araya geldi. Basında yer alan haberlere göre; bu olay, tarihin ilk siyah savaş pilotu olarak kabul edilen Çelikten’in hem askeri hem de kişisel yaşamındaki çarpıcı bir dönüm noktası oldu.
Türkiye1 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
BM Genel Sekreteri Guterres Kıbrıs'ta barış görüşmelerini canlandırmaya çalışıyor
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, yaklaşık on yıldır süren çıkmazın ardından Kıbrıslı tarafları yeniden barış müzakerelerine döndürmek için yeni bir girişim başlattı. Guterres'in BM Genel Sekreteri olarak adaya ilk ziyareti, tarafların müzakereye dönme sinyalleri verdiği bir dönemde gerçekleşiyor. Ancak görüşmelerin çerçevesi konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor. Başarısızlık, NATO müttefikleri arasındaki ilişkileri geren ve Doğu Akdeniz'de enerji arama çalışmalarını karmaşıklaştıran anlaşmazlığın uzamasına yol açabilir.
Türkiye1 olay6 sa önce