ABD'nin 25 Milyon Dolarlık Hedefi Venezuela Bakanıyla Yeni Dönemde Masaya Oturdu
ABD yönetimi, daha önce hakkında uyuşturucu kaçakçılığı, yolsuzluk ve insan hakları ihlalleri suçlamalarıyla 25 milyon dolar ödül koyduğu Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ile çalışma kararı aldı. NTV'nin haberine göre, yeni yönetimle birlikte Washington, Cabello'yu kilit muhataplarından biri olarak görüyor. Bu değişiklik, ABD'nin Venezuela politikasında önemli bir dönüşümü işaret ediyor. Daha önce Maduro hükümetine yönelik sert yaptırımlar ve suçlamalarla tanınan Washington, şimdi aynı isimlerle diplomatik temas kuruyor. Uzmanlar, bu adımın bölgesel enerji güvenliği ve göç gibi konularda iş birliği arayışından kaynaklanabileceğini belirtiyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Siyasi22 Tem 06:52
Başına 25 milyon dolar ödül konulmuştu, şimdi ABD ile aynı masada
ABD'nin başına 25 milyon dolar ödül koyduğu Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, değişen yönetimle Washington'ın birlikte çalıştığı kilit isimlerden biri haline geldi. HAKKINDA AĞIR SUÇLAMALAR BULUNUYOR ABD'nin en çok aranan isimlerinden biri olan Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, yıllardır Washington tarafından uyuşturucu kaçakçılığı, yolsuzluk ve insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Cabello'nun yakalanmasını veya mahkum edilmesini sağlayacak bilgi karşılığında 25 milyon dolar ödül vaat ediyor. ABD Savcılığı, Cabello'yu tonlarca kokain sevkiyatını organize etmekle suçlarken, ABD Hazine Bakanlığı da yolsuzluk gerekçesiyle yaptırım listesine aldı. Birleşmiş Milletler ise Cabello'yu Venezuela'daki baskı mekanizmasının önde gelen isimlerinden biri olarak gösteriyor. Buna rağmen Cabello, son dönemde üst düzey ABD'li yetkililerle birlikte çalışan isimlerden biri haline geldi. DEPREMLER İŞ BİRLİĞİNİ HIZLANDIRDI Geçen ay Venezuela'yı art arda vuran iki büyük depremin ardından ABD ile Karakas yönetimi arasındaki koordinasyon daha da arttı. Bu ay düzenlenen bir etkinlikte ABD'nin Venezuela Büyükelçiliği'nin üst düzey diplomatı John Barrett'in Cabello ile tokalaşıp omzuna dokunduğu görüntüler kamuoyuna yansıdı. Ertesi gün ise ABD'li generallerin Cabello ile toplantı yaptığı ve toplantı öncesinde birlikte güldükleri fotoğraflar paylaşıldı. TRUMP YÖNETİMİNİN VENEZUELA POLİTİKASI DEĞİŞTİ Trump yönetiminin ocak ayında Venezuela'ya düzenlediği askeri müdahale sonrası Devlet Başkanı Nicolas Maduro devrildi ve ülke fiilen ABD'nin himayesinde yeni bir yönetime geçti. Washington, ülkenin yönetiminde demokrasi yanlısı muhalefet yerine Maduro döneminde görev yapan bazı üst düzey isimlerle çalışmayı tercih etti. Bu kapsamda Maduro yönetiminin birçok eski yetkilisi, ABD destekli yeni yönetimde görevlerini korudu. ABD'NİN BAŞINA ÖDÜL KOYDUĞU İSİM GÖREVDE KALDI Venezuela Sosyalist Partisi'nin kurucu isimlerinden olan Cabello, Maduro'nun devrilmesinin ardından da İçişleri Bakanı olarak görevini sürdürdü. Savcılığa göre Cabello, bir uyuşturucu kaçakçılığı davasında Maduro ile birlikte sanık konumunda bulunuyor. İddianamede Cabello'nun, Venezuela'dan 5,5 ton kokain sevkiyatını koordine eden isimlerden biri olduğu öne sürülüyor. Şili hükümeti ise Cabello'yu, 2024 yılında Santiago'da sürgünde yaşayan Venezuelalı bir muhalifin öldürülmesi emrini vermekle suçluyor. "ABD POLİTİKASI DEĞİŞMEDİ" MESAJI Her ne kadar ABD'li yetkililer Cabello ile sahada birlikte çalışsa da Washington resmi olarak ödül kararının yürürlükte olduğunu vurguluyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, mayıs ayında kendisine yöneltilen bir soru üzerine "ABD'nin bu konudaki politikası değişmedi." ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, geçici Venezuela yönetiminin insani yardım çalışmalarını hızlandırmak için tam iş birliği yaptığını belirtti. Cabello, ABD'nin suçlama yönelttiği tek Venezuelalı üst düzey yetkili değil. Savunma Bakanı Gustavo Gonzalez Lopez, 2015 yılında protestoların bastırılmasındaki rolü nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmıştı. ABD KARŞITLIĞINDAN İŞ BİRLİĞİNE UZANAN SÜREÇ Uzun yıllar ABD karşıtı söylemleriyle tanınan Cabello'nun, Maduro'nun devrilmesinden sonra dikkat çekici bir değişim yaşadığı belirtiliyor. Yakın çevresine göre Cabello'nun temel hedefi, ABD açısından vazgeçilmez bir isim haline gelerek yeni dönemde siyasi etkisini korumak. Geçmişte Washington'ı sert ifadelerle hedef alan Cabello'nun artık ABD'yi eleştirmediği, kırmızı gömlekleri ve askeri tarz kıyafetleri yerine takım elbise giymeye başladığı ifade ediliyor. Cabello özellikle güvenlik güçleri, ordu ve hükümet yanlısı paramiliter gruplar üzerindeki etkisi sayesinde Washington açısından ülkenin istikrarını sağlayan kilit aktörlerden biri olarak görülüyor. Her ne kadar Cabello bugün ABD ile birlikte çalışan isimlerden biri olsa da hakkında devam eden suçlamalar nedeniyle geleceği belirsizliğini koruyor.
- Siyasi22 Tem 07:54
Başına 25 milyon dolar ödül koymuşlardı, artık ABD için vazgeçilmez biri
ABD'nin başına 25 milyon dolar ödül koyduğu Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, değişen yönetimle Washington'ın birlikte çalıştığı kilit isimlerden biri haline geldi. HAKKINDA AĞIR SUÇLAMALAR BULUNUYOR ABD'nin en çok aranan isimlerinden biri olan Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, yıllardır Washington tarafından uyuşturucu kaçakçılığı, yolsuzluk ve insan hakları ihlalleriyle suçlanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, Cabello'nun yakalanmasını veya mahkum edilmesini sağlayacak bilgi karşılığında 25 milyon dolar ödül vaat ediyor. ABD Savcılığı, Cabello'yu tonlarca kokain sevkiyatını organize etmekle suçlarken, ABD Hazine Bakanlığı da yolsuzluk gerekçesiyle yaptırım listesine aldı. Birleşmiş Milletler ise Cabello'yu Venezuela'daki baskı mekanizmasının önde gelen isimlerinden biri olarak gösteriyor. Buna rağmen Cabello, son dönemde üst düzey ABD'li yetkililerle birlikte çalışan isimlerden biri haline geldi. DEPREMLER İŞ BİRLİĞİNİ HIZLANDIRDI Geçen ay Venezuela'yı art arda vuran iki büyük depremin ardından ABD ile Karakas yönetimi arasındaki koordinasyon daha da arttı. Bu ay düzenlenen bir etkinlikte ABD'nin Venezuela Büyükelçiliği'nin üst düzey diplomatı John Barrett'in Cabello ile tokalaşıp omzuna dokunduğu görüntüler kamuoyuna yansıdı. Ertesi gün ise ABD'li generallerin Cabello ile toplantı yaptığı ve toplantı öncesinde birlikte güldükleri fotoğraflar paylaşıldı. TRUMP YÖNETİMİNİN VENEZUELA POLİTİKASI DEĞİŞTİ Trump yönetiminin ocak ayında Venezuela'ya düzenlediği askeri müdahale sonrası Devlet Başkanı Nicolas Maduro devrildi ve ülke fiilen ABD'nin himayesinde yeni bir yönetime geçti. Washington, ülkenin yönetiminde demokrasi yanlısı muhalefet yerine Maduro döneminde görev yapan bazı üst düzey isimlerle çalışmayı tercih etti. Bu kapsamda Maduro yönetiminin birçok eski yetkilisi, ABD destekli yeni yönetimde görevlerini korudu. ABD'NİN BAŞINA ÖDÜL KOYDUĞU İSİM GÖREVDE KALDI Venezuela Sosyalist Partisi'nin kurucu isimlerinden olan Cabello, Maduro'nun devrilmesinin ardından da İçişleri Bakanı olarak görevini sürdürdü. Savcılığa göre Cabello, bir uyuşturucu kaçakçılığı davasında Maduro ile birlikte sanık konumunda bulunuyor. İddianamede Cabello'nun, Venezuela'dan 5,5 ton kokain sevkiyatını koordine eden isimlerden biri olduğu öne sürülüyor. Şili hükümeti ise Cabello'yu, 2024 yılında Santiago'da sürgünde yaşayan Venezuelalı bir muhalifin öldürülmesi emrini vermekle suçluyor. "ABD POLİTİKASI DEĞİŞMEDİ" MESAJI Her ne kadar ABD'li yetkililer Cabello ile sahada birlikte çalışsa da Washington resmi olarak ödül kararının yürürlükte olduğunu vurguluyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, mayıs ayında kendisine yöneltilen bir soru üzerine "ABD'nin bu konudaki politikası değişmedi." ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, geçici Venezuela yönetiminin insani yardım çalışmalarını hızlandırmak için tam iş birliği yaptığını belirtti. Cabello, ABD'nin suçlama yönelttiği tek Venezuelalı üst düzey yetkili değil. Savunma Bakanı Gustavo Gonzalez Lopez, 2015 yılında protestoların bastırılmasındaki rolü nedeniyle ABD yaptırımlarına maruz kalmıştı. ABD KARŞITLIĞINDAN İŞ BİRLİĞİNE UZANAN SÜREÇ Uzun yıllar ABD karşıtı söylemleriyle tanınan Cabello'nun, Maduro'nun devrilmesinden sonra dikkat çekici bir değişim yaşadığı belirtiliyor. Yakın çevresine göre Cabello'nun temel hedefi, ABD açısından vazgeçilmez bir isim haline gelerek yeni dönemde siyasi etkisini korumak. Geçmişte Washington'ı sert ifadelerle hedef alan Cabello'nun artık ABD'yi eleştirmediği, kırmızı gömlekleri ve askeri tarz kıyafetleri yerine takım elbise giymeye başladığı ifade ediliyor. Cabello özellikle güvenlik güçleri, ordu ve hükümet yanlısı paramiliter gruplar üzerindeki etkisi sayesinde Washington açısından ülkenin istikrarını sağlayan kilit aktörlerden biri olarak görülüyor. Her ne kadar Cabello bugün ABD ile birlikte çalışan isimlerden biri olsa da hakkında devam eden suçlamalar nedeniyle geleceği belirsizliğini koruyor.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Pentagon'da mühimmat açığı: ABD'nin İran planları sorgulanıyor
ABD ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Washington'ın askerî kapasitesine dair yeni iddiaları gündeme taşıdı. Pentagon'da mühimmat stoklarının yetersizliği ve lojistik zorluklar nedeniyle alarm zilleri çalıyor. Bu durum, ABD'nin olası askerî operasyon planlarını gözden geçirmesine yol açabilir. Bölgedeki son askerî sevkiyatlar ve stratejik hamleler, mühimmat stokları üzerindeki baskıyı artırıyor. Uzmanlar, bu tablonun 'ABD uzun süreli bir çatışmaya hazır mı?' sorusunu doğrudan gündeme taşıdığını belirtiyor. Ortaya çıkan risklerin yalnızca İran ile sınırlı kalmayabileceği, küresel güç dengelerini de etkileyebileceği değerlendiriliyor. Bu gelişme, ABD'nin askerî planlamasındaki kırılganlıkları gözler önüne sererken, diplomatik çözüm arayışlarını hızlandırabilir.
ABD1 olay6 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump: Her ABD Askerinin Ölümü İran'a Kat Kat Ödetilecek
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Orta Doğu'da hafta sonu üç askerin ölümü ve bir askerin kaybolmasıyla sonuçlanan olayların ardından İran'a sert bir uyarıda bulundu. Trump, 'Her bir Amerikan askerini öldürdüklerinde İran bunun bedelini kat kat ödeyecek' ifadelerini kullandı. Washington yönetimi, bölgede devam eden gerilimin ortasında askeri kayıpların arttığını doğruladı. Açıklama, ABD'nin İran'ı bölgedeki milis grupları desteklemek ve Amerikan güçlerine yönelik saldırıları teşvik etmekle suçladığı dönemde geldi. Kayıpların tam olarak hangi olaylar sonucu gerçekleştiği netlik kazanmazken, Trump'ın doğrudan İran'ı hedef alması Washington-Tahran hattındaki diplomatik krizin derinleştiğini gösteriyor. Son gelişmeler, bölgedeki askeri varlığını sürdüren ABD için güvenlik risklerinin arttığına işaret ediyor. Trump'ın sert mesajı, İran'a yönelik ekonomik ve siyasi baskıyı askeri tırmandırma tehdidiyle birleştiren bir politikanın parçası olarak görülüyor. Öte yandan, kayıp askerin akıbeti ve yaşanan ölümlerin faillerine dair soruşturmanın sonuçları, iki ülke arasındaki krizin seyrini belirleyecek unsurlar arasında yer alıyor.
ABD2 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol Haritası
ABD ve İran, İsviçre'nin Burgenstock beldesinde Pakistan ve Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 60 gün içinde nihai barış anlaşmasına varmayı hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaştı. Pazar günü başlayıp Pazartesi gününe uzayan müzakereler, daha önce imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde yürütüldü. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın katıldığı açılışta tarafların barışa yönelik samimiyetine vurgu yapıldı. Arabulucuların ortak açıklamasında, teknik detayların belirlenmesinin ardından nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Mutabakat aylardır süren çatışmaları sonlandırma potansiyeli taşırken, İsrail'in "mücadelemiz bitmedi" açıklaması, ABD'deki ara seçimler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik ateşkesin kalıcılığını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Eşzamanlı olarak İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nda askeri çatışmaları önlemek için bir iletişim hattı kurdu. ABD ayrıca Lübnan'daki ateşkesi denetlemek üzere bir mekanizma oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Pakistan ziyaretinde bölgesel güvenlik yapısı çağrısı ve İslam ülkeleri arasında birlik vurgusu, diplomatik hareketliliğin genişlediğine işaret ediyor. Uzmanlar ise barış sürecinin "bozguncu" aktörlerce sekteye uğratılabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD63 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, F-35'in Üçte Biri Fiyatına Otonom Savaş Uçağı Yarıştırıyor
ABD Hava Kuvvetleri, F-35'in birim maliyetinin üçte birine denk gelecek şekilde yeni bir otonom savaş uçağı programı başlattı. Bu kapsamda Boeing, Anduril, General Atomics ve Airbus, pilotlu jetlerle birlikte görev yapabilecek insansız hava araçları geliştirmek için yarışıyor. Hedef, F-35'in 80 milyon doların üzerindeki fiyat etiketini önemli ölçüde düşürerek filo maliyetlerini azaltmak ve aynı zamanda mürettebat riskini asgariye indirmek. Otonom platformların, komuta eden pilotlu uçaklarla veri paylaşımı yaparak çeşitli muharebe senaryolarında kullanılması öngörülüyor. Söz konusu yarışma, ABD'nin hava gücünü daha ekonomik ve esnek sistemlerle güçlendirme arayışını yansıtıyor. Düşük maliyetli otonom savaş uçaklarının, yakın gelecekte harekât konseptlerinde önemli bir rol üstlenmesi bekleniyor.
ABD1 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Husilerin Kızıldeniz Ablukası Tehdidi ABD Askeri Kapasitesini Zorluyor
Yemen'deki İran destekli Husiler, Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a yönelik bir deniz ablukası uygulama tehdidinde bulundu. Reuters'a konuşan mevcut ve eski ABD yetkililerine göre bu adım, İran'la yaşanan gerilimi önemli ölçüde tırmandırabilir ve halihazırda bölgede Tahran'ın saldırılarını durdurmaya odaklanan ABD ordusunu daha da zorlayabilir. Husilerin Pazartesi günü yaptığı açıklamada, gemilerin yükleme ve boşaltma yapmasına izin verilmeyeceği belirtildi. Bu tehdit, Yemen'deki iç savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırırken, Kızıldeniz'in küresel ticaret için taşıdığı kritik önem göz önüne alındığında uluslararası deniz taşımacılığını da tehdit ediyor. ABD ordusu, Irak ve Suriye'de İran destekli milislerin saldırılarıyla mücadele ederken, bir yandan da Kızıldeniz'de deniz güvenliğini sağlamak için ilave kaynak ayırmak zorunda kalabilir. Analistler, bu durumun Washington'un bölgedeki askeri varlığını daha da germesi ve diplomatik çözüm çabalarını sekteye uğratmasından endişe ediyor.
ABD1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Hürmüz'de ABD-İran Savaşı: Petrol Rotası Ateş Altında
Temmuz 2026 başında ABD'nin İran'a ait füze ve hava savunma sistemlerini vurmasıyla başlayan çatışmalar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve ABD üslerine balistik füze saldırılarıyla tırmandı. Taraflar karşılıklı hava saldırıları, deniz ablukası ve insansız hava aracı taarruzları ile boğazın kontrolü için mücadele ederken, küresel petrol fiyatları yükseldi ve gemi trafiği son üç haftanın en düşük seviyesine indi. Haziran ayında imzalanan İslamabad Mutabakatı'nın çökmesiyle diplomasi çabaları sonuçsuz kaldı. ABD saldırılarını İran'ın güneyindeki liman, köprü ve ulaşım altyapısına genişletti; İran ise Ürdün, Bahreyn ve Suriye'deki ABD bağlantılı hedefleri vurdu. İran Cumhurbaşkanı, ülkesinin "tam kapsamlı savaş" içinde olduğunu açıklarken, Washington sekizinci dalga saldırılarını düzenledi ve İsrail, ABD tanker uçaklarına hava sahası ve Ben Gurion Havalimanı'nı tahsis etti. Çatışmalar sivil hayatı da vurdu; İran'ın güneyinde halk, altyapının tahrip olmasıyla artan sıkıntıyı yaşarken, ABD'nin Kazma Dağı'ndaki nükleer tesise yönelik tehdidi endişeleri büyüttü. Bölgedeki gerilimin küresel enerji arzına etkisi ve insani maliyeti giderek ağırlaşıyor.
ABD25 olay7 sa önce