Pakistan kökenli doktor Asif Mahmood ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu başkanı oldu
ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF), Pakistan asıllı doktor Asif Mahmood'u başkan seçti. Pazartesi günü yapılan açıklamaya göre, Mahmood iki partili komisyonun yeni lideri olarak küresel din özgürlüğü ihlallerini izleme ve ABD hükümetine politika tavsiyeleri sunma görevini üstlenecek. Pakistan kökenli bir hekim olan Mahmood'un seçilmesi, ABD'nin din özgürlüğü diplomasisi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. USCIRF'in başkanı, özellikle dini zulüm raporları hazırlayarak Washington'un insan hakları önceliklerini şekillendirmede etkili bir pozisyonda bulunuyor. Mahmood'un geçmişi, komisyonun İslam ülkeleri ve Güney Asya ile ilgili politikalarında yeni bir perspektif sunabileceği yorumlarına yol açtı.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Hindistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 7 sa önce- Siyasi21 Tem 07:50
Pakistan-origin physician Asif Mahmood elected chair of US commission on religious freedom
Dr Asif Mahmood, a physician of Pakistani origin, has been elected as the chair of the United States Commission on International Religious Freedom (USCIRF). The commission is a bipartisan body of the US federal government that monitors religious freedom around the world and makes policy recommendations to the president, the secretary of state and the US Congress. In a statement on Monday, USCIRF announced the unanimous election of Mahmood as the panel’s chair and of CeCe Heil as the vice chair for the 2026-27 term. Mahmood is a practising pulmonologist, human rights advocate, and philanthropist, according to USCIRF. “His global advocacy work and humanitarian interventions have helped save lives in crisis-stricken regions around the world, including Kashmir, Tigray, and other conflict zones,” the commission’s website states. “As a two-term member of the Medical Board of California, Dr Mahmood fiercely advocates for patients’ rights and works to secure greater access to medical coverage for all communities,” USCIRF highlighted. In a statement after his election, posted on the USCIRF’s website, Mahmood said, “Threats to international religious freedom are occurring every day, making USCIRF’s mandate to analyse and recommend policy solutions to the US government key to advancing religious freedom abroad.“ Separately, he posted on X: “It is a remarkable journey — from a small rural village in Pakistan to leading one of the world’s foremost bodies dedicated to defending freedom of religion or belief and shaping US foreign policy in accordance with human rights globally.” The physician affirmed his commitment to “advocate for the rights of every person: those of all faiths and those who choose no faith at all”. “Together, let us work toward a world where freedom of religion or belief, mutual respect, human dignity, and peaceful coexistence are protected for everyone,” he added. Mahmood was first appointed to USCIRF by House Minority Leader Hakeem Jeffries (D-NY) in 2024 and reappointed for a second term in 2026. He served as the commission’s vice chair during his previous term, and has been living in California since 1999, according to his website. USCIRF, which Mahmood will now chair, had last month urged the US State Department to declare India a “country of particular concern”, citing its 2026 assessment and hearing over “ongoing, systematic, and egregious religious freedom conditions” in the country. In 2025, the panel also highlighted that religious freedom conditions in Pakistan and India had deteriorated over the previous year. It called for sanctions against Pakistani officials and government agencies, as well as against India’s spy agency Research & Analysis Wing (RAW). Mahmood has also contributed to efforts to garner support in the US for incarcerated former prime minister Imran Khan, particularly during the previous Biden administration. As part of these efforts, PTI supporters have arranged seminars and public meetings and hosted numerous fundraisers for congressional leaders and senators, with one such event in 2024 co-hosted by Mahmood for then-US vice president Kamala Harris. Additional input from Reuters
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Hürmüz Boğazı’nda Ateşkes Çöktü, ABD Saldırısında 14 Ölü
ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan arabuluculuğundaki ateşkesin sona erdiğini açıklayarak İran’a yönelik yeni askeri saldırıların başlatıldığını duyurdu. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü tehdit eden İran unsurlarını hedef aldıklarını bildirdi. Saldırılarda, İran’ın güneyindeki Hürmüzgan eyaletinde Sirik ve Bender Abbas ile Sistan ve Beluçistan’daki Çabahar ve Kunarek kentleri vuruldu. İran makamları, saldırılarda 14 kişinin öldüğünü, 78 kişinin yaralandığını açıkladı. Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev ise ABD’nin saldırganlığını ‘sebepsiz’ olarak nitelendirdi. Saldırılar, Pakistan’ın ev sahipliğinde 11 Temmuz’da yapılması beklenen yeni tur müzakereler öncesinde ateşkesin çökmesiyle geldi. Daha önce İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerine erişim izni vermiş, ABD de İran petrolüne yönelik yaptırımları 21 Ağustos’a kadar askıya almıştı. Ancak Başkan Yardımcısı JD Vance, İran’dan doğrulanabilir ve kalıcı nükleer taahhütler beklediklerini vurguladı. Trump’ın İran lideri Hamaney’in cenaze töreniyle ilgili alaycı ifadeleri ve Tahran’ın ABD ile İsrail’e karşı adalet sözü vermesi, taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirdi. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, küresel petrol akışını tehdit ederken, bölgesel istikrarsızlığın artması endişeleri de büyüyor.
ABD35 olay6 gün önce - Ortak aktörcanlı
Trump, Avrupa'daki ABD Askerlerinin Daha Da Azaltılabileceğini İma Etti
ABD Başkanı Donald Trump, NATO'dan duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının daha da azaltılabileceğinin sinyalini verdi. TASS'ın haberine göre Trump, ittifakın mevcut yük paylaşımından memnun olmadığını belirtti. Trump'ın açıklamaları, uzun süredir Avrupalı müttefiklere savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yapan ABD'nin, kıtadaki asker konuşlandırmasını gözden geçirebileceğine işaret ediyor. Başkanın 'çok hayal kırıklığına uğradım' ifadesi, daha önce Almanya'dan asker çekme kararıyla başlayan sürecin devam edebileceği şeklinde yorumlandı. Bu gelişme, transatlantik güvenlik mimarisinde yeni bir belirsizlik yaratırken, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini güçlendirme ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor. ABD'nin olası asker azaltımı, Rusya ile gerilimlerin sürdüğü bir dönemde NATO'nun caydırıcılık stratejisini etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği5 olay09 Tem - Ortak aktörcanlı
Trump Türkiye'den Eski Air Force One ile Ayrılıp Britanya'da Yeni Uçağa Geçti
ABD Başkanı Donald Trump, NATO zirvesi için bulunduğu Türkiye'den beklenmedik şekilde eski bir Air Force One uçağıyla ayrıldı. Daha önce Katar tarafından bağışlanan ve ilk uluslararası seyahatini gerçekleştiren yeni uçakla Türkiye'ye gelmişti. Britanya'da mola veren Trump, Washington'a dönüş için yeni uçağa geçti. Bu değişikliğin nedeni açıklanmazken, ziyaret İran'la tırmanan gerilimlerin gölgesinde gerçekleşti. NATO müttefikleriyle yapılan görüşmelerin ardından yaşanan bu lojistik tercih, Başkan'ın seyahat düzenlemelerinde alışılmadık bir durum olarak kaydedildi. Yeni Air Force One'ın ilk yurt dışı görevi olması ve Türkiye-NATO ilişkilerinin hassas dönemine denk gelmesi, olayın sembolik önemini artırdı. Beyaz Saray'dan konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.
ABD4 olay11 Tem - Ortak aktörcanlı
Trump'ın 'Canavar' aracı NATO zirvesi için Ankara'ya indi
ABD Başkanı Donald Trump'ın resmî devlet aracı olarak kullandığı ve 'Canavar' olarak bilinen zırhlı limuzin ile konvoy araçları, Türkiye'de düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde Ankara'ya getirildi. Cadillac One adıyla da anılan araç, başkanlık güvenlik protokolünün kritik bir parçasını oluşturuyor. Bu transfer, Trump'ın zirveye bizzat katılacağını teyit ederken, ABD'nin lojistik hazırlıklarını gözler önüne serdi. Trump yönetiminin zirve için Türkiye'yi tercih etmesi ve ilgili hazırlıklar, Washington'ın NATO içindeki angajmanını ve Türkiye'nin ittifaktaki stratejik konumunu vurguluyor. Araç konvoyu gibi üst düzey güvenlik önlemleri, zirvenin uluslararası medya ve diplomatik çevrelerdeki yüksek profilini yansıtıyor. NATO liderlerinin Ankara'da bir araya geleceği bu toplantı, transatlantik güvenlik konuları, kolektif savunma taahhütleri ve bölgesel krizlere odaklanacak. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşecek zirve, ittifakın güneydoğu kanadının önemini bir kez daha teyit ederken, ABD Başkanı'nın varlığı ikili ve çok taraflı diplomasi fırsatlarını da beraberinde getiriyor.
ABD10 olay09 Tem - Ortak aktör
ABD, 'Altın Kubbe' Füze Savunma Sisteminin İlk Testini Başarıyla Tamamladı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 'Amerika için Altın Kubbe' (Golden Dome) adı verilen yeni nesil füze savunma sisteminin ilk aşama testinin başarıyla sonuçlandığını duyurdu. Hegseth, gelişmiş yönlendirilmiş enerji teknolojisinin kullanıldığı testi bizzat izlediğini ve sonuçların 'tam başarı' olduğunu açıkladı. Testin, balistik ve hipersonik füze tehditlerine karşı katmanlı koruma sağlamayı amaçlayan Altın Kubbe projesinin kritik bir safhası olduğu belirtiliyor. Sistemin, Dinamik Savunma konsepti çerçevesinde geliştirildiği ifade ediliyor. ABD'nin füze savunma kabiliyetlerini artırma hedefi doğrultusunda yürütülen proje, bu başarılı testle operasyonel alana geçiş için önemli bir eşiği geride bırakmış oldu.
Çin1 olay24 Haz - Ortak aktör
Trump'ın 100 Milyar Dolarlık İran Savaşı 'Büyük Hata' Olarak Nitelendirildi
Arms Control Association tarafından yayımlanan Temmuz/Ağustos 2026 sayısında Daryl G. Kimball, Trump yönetiminin İran'a yönelik askeri müdahalesini '100 milyar dolarlık savaş hatası' olarak değerlendirdi. Yazı, ABD'nin İran'la girdiği çatışmanın maliyetinin 100 milyar doları aştığını ve stratejik açıdan başarısızlıkla sonuçlandığını öne sürüyor. Kimball, savaşın bölgesel istikrarı bozduğu, silahlanma yarışını tetiklediği ve diplomatik çözüm fırsatlarını heba ettiği görüşünü savunuyor. Makale, özellikle nükleer silahların yayılmasını önleme ve silah kontrolü perspektifinden, çatışmanın uluslararası güvenliğe yönelik olumsuz sonuçlarını mercek altına alıyor. Analiz, askeri seçenekler yerine çok taraflı diplomasinin gerekliliğine atıfta bulunarak, İran politikasında rotanın düzeltilmesi çağrısı yapıyor.
İran1 olay02 Tem