ABD, 'Altın Kubbe' Füze Savunma Sisteminin İlk Testini Başarıyla Tamamladı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 'Amerika için Altın Kubbe' (Golden Dome) adı verilen yeni nesil füze savunma sisteminin ilk aşama testinin başarıyla sonuçlandığını duyurdu. Hegseth, gelişmiş yönlendirilmiş enerji teknolojisinin kullanıldığı testi bizzat izlediğini ve sonuçların 'tam başarı' olduğunu açıkladı. Testin, balistik ve hipersonik füze tehditlerine karşı katmanlı koruma sağlamayı amaçlayan Altın Kubbe projesinin kritik bir safhası olduğu belirtiliyor. Sistemin, Dinamik Savunma konsepti çerçevesinde geliştirildiği ifade ediliyor. ABD'nin füze savunma kabiliyetlerini artırma hedefi doğrultusunda yürütülen proje, bu başarılı testle operasyonel alana geçiş için önemli bir eşiği geride bırakmış oldu.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Çin gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 24 Haz- Güvenlik24 Haz 10:30
ABD yeni füze kalkanı Altın Kubbe'nin ilk testini yaptı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma kalkanının ilk aşama testinin tam bir başarıyla sonuçlandığını açıkladı. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, "Amerika için Altın Kubbe" (GDA) füze savunma sisteminin testinin tam başarıyla sonuçlandığını ve buna bizzat tanıklık etmekten onur duyduğunu açıkladı. Gelişmiş yönlendirilmiş enerji teknolojisinin kullanıldığı testte Dinamik Savunma Otonom Bertaraf (DDAD) sistemi; kusursuz ve otonom bir şekilde çok sayıda gelen tehdidi algıladı, hedef aldı ve ortadan kaldırdı. Belirlenen takvime uygun olarak gerçekleştirilen testte, elit askerlerin yeni nesil teknolojiyle entegre biçimde çalışarak gelen insansız hava araçları ile seyir füzelerini durdurduğu bildirildi. X hesabı üzerinden açıklama yapan Hegseth, bu tarihi başarının sadece "Tek Büyük Güzel Yasa" sayesinde mümkün olduğunu ve bu tasarının kendilerine Amerika'yı koruyacak nihai kalkanı inşa etmek için gereken fonu sağladığını belirtti. ABD Başkanı Donald Trump'ın önceliği doğrultusunda geleneksel ve yeni savunma sanayisi devlerinin rekabet ve işbirliği içinde çalıştığını kaydeden Hegseth, "Başkan Trump, Başkan Reagan'ın Stratejik Savunma Girişimi (SDI) vizyonunu gerçeğe dönüştürüyor. Altın Kubbe ile Savaş Bakanlığı, vatanımızı her zamankinden daha güçlü şekilde savunacaktır. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı gibi ilerliyor" dedi. MALİYETİ 1,2 TRİLYON DOLAR Buna karşılık, tarafsız Kongre Bütçe Ofisi (CBO) geçtiğimiz ay yayımladığı raporda, ABD Başkanı Donald Trump'ın Altın Kubbe füze savunma kalkanının 20 yıllık geliştirme, konuşlandırma ve işletme maliyetinin yaklaşık 1,2 trilyon doları bulabileceğini tahmin ediyor. Bu miktar, programın Pentagon direktörü tarafından sunulan 185 miyar dolarlık tahmini büyük ölçüde geride bırakıyor. CBO, sistemin sadece tedarik maliyetinin 1 trilyon doların üzerinde olacağını, bunun yaklaşık yüzde 70'ini ise 7 bin 800 uydudan oluşan uzay tabanlı önleyici katmanının oluşturacağını öngördü. Altın Kubbe projesi, karaya konuşlu önleyici füzeler, sensörler ve komuta kontrol sistemlerini genişletirken, uzaydan gelen tehditleri tespit etmek, izlemek ve yörüngeden vurmak amacıyla gelişmiş uydu ağları ve yörünge silahları gibi uzay tabanlı unsurları eklemeyi planlıyor. Sistemin, Alaska ve Hawaii dahil tüm ABD'yi kapsaması ve Kuzey Kore gibi bölgesel bir rakipten gelecek saldırılara karşı tam kapasiteyle devreye girmesi öngörülüyor. Ancak Bütçe Ofisi, sistemin Rusya veya Çin'den gelecek tam kapsamlı bir saldırının hedef yoğunluğu karşısında yetersiz kalabileceği uyarısında bulundu. UZAY VE KARA TABANLI DÖRT KATMADAN OLUŞACAK Pentagon'un geçen yıl ağustosta sektöre sunduğu taslağa göre sistem dört katmandan oluşacak. İlk katman uzay tabanlı önleyicilerden kurulurken, ikinci katman California ve Alaska'da bulunan Karaya Konuşlu Orta Yol Savunması (GMD) sisteminin geliştirilmesiyle oluşturulacak. Üçüncü katman, füzeleri henüz uzaydayken vurmayı amaçlayan, üçü ABD ana karasında, diğer ikisi Hawaii ve Alaska'da kurulacak beş karaya konuşlu fırlatma sahasından meydana gelecek. Dördüncü katman olan "Sınırlı Alan Savunması" ise nüfus merkezlerini korumak için yeni radarlar, mevcut ve gelecekteki önleyicileri fırlatacak yeni bir ortak fırlatıcı ile mevcut Patriot füze savunma sistemini bir arada kullanacak. Projenin temel amacı, yüzlerce uydudan oluşan bir ağ ile Çin, İran, Kuzey Kore veya Rusya gibi ülkelerden fırlatılan düşman füzelerini, kalkıştan hemen sonra, yani itki safhasında vurmak olarak açıklandı. Mevcut savunma sistemleri düşman füzelerini sadece uzaydaki yolculuklarının ortasında hedef alabilirken, Altın Kubbe füzeyi tespit ettikten sonra henüz uzaya girmeden bir önleyici veya lazerle ya da uzaya girdikten hemen sonra imha etmeyi amaçlıyor. REAGAN'IN 'YILDIZ SAVAŞLARI' PROJESİ İLE KARŞILAŞTIRILIYOR Trump, mayıs ayında yaptığı açıklamada, "Amerikan halkına, vatanımızı yabancı füze saldırısı tehdidinden korumak için en son teknolojiye sahip bir füze savunma kalkanı inşa edeceğime söz verdim" diyerek sistemi İsrail'in Demir Kubbe sistemiyle kıyaslamıştı. ABD desteğiyle İsrail'in Rafael Gelişmiş Savunma Sistemleri tarafından geliştirilen Demir Kubbe, kısa menzilli roket ve İHA'ları havada imha etmek üzere tasarlandı. Trump, "İsrail'e sistemleri konusunda yardımcı olduk, çok başarılı oldu ama şimdi bizim elimizde ondan çok daha gelişmiş bir teknoloji var" ifadelerini kullanmıştı. Proje, Ronald Reagan'ın 1983'te nükleer silahları işlevsiz kılmak amacıyla başlattığı ancak yüksek maliyet, teknolojik yetersizlikler ve anlaşma ihlalleri nedeniyle başarısız olan "Yıldız Savaşları" projesine benzerliğiyle de biliniyor. Projeye siyasi kanattan ise eleştiriler yükseliyor. Senato Bütçe Komisyonu Kıdemli Üyesi Demokrat Senatör Jeff Merkley, "Başkan'ın 'Altın Kubbe' dediği şey, çalışan Amerikalıların parasıyla tamamen savunma müteahhitlerine yapılan devasa bir hibeden başka bir şey değildir" dedi. Sistemin finansmanı belirsizliğini korurken, Cumhuriyetçi milletvekilleri Kongre'de engellerle karşılaşan uzlaşma tasarısına bağlı 150 milyar dolarlık savunma paketinin bir parçası olarak başlangıçta 25 milyar dolarlık yatırım teklif etti. 27 Ocak 2025'te imzalanan kararnameyle kurulan Altın Kubbe'nin, 2028 yılına kadar tamamlanması hedefleniyor. ABD Uzay Kuvvetleri, uzay tabanlı füze savunma önleyici sistemleri geliştirmek üzere 12 şirkete 3,2 milyar dolara kadar sözleşme imzaladı. Şirketlerin yıllık 1,8 milyar ila 3,4 milyar dolar değerinde üretim sözleşmeleri kazanabileceği belirtilirken, ilk aşamadaki yüksek geliştirme maliyetleri sebebiyle sektör oyuncularının en az 200 milyon ila 2 milyar dolar arasında öz kaynak kullanması bekleniyor. Projede Lockheed Martin, Northrop Grumman, RTX ve Boeing gibi devlerin yanı sıra SpaceX, Palantir ve Anduril gibi firmaların da bazı bileşenler için yarışması öngörülüyordu; ancak Trump yönetiminin Altın Kubbe'yi devlet mülkiyeti dışı bir hizmet alımı olarak görmekten vazgeçmesiyle bu sürecin aksamış olabileceği ifade edildi. L3Harris Technologies ise hipersonik silahları tespit etmek için Indiana eyaletindeki Fort Wayne'de yer alan yeni tesisine 150 milyon dolar yatırım yaptı.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktör
ABD İran Limanlarına Abluka Uyguluyor, Saldırılar Genişliyor
ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğundaki geçici ateşkes çökerken, Hürmüz Boğazı’nda gerilim tırmanıyor. İran’ın boğazı kapattığını duyurması ve iki ticari gemiye füze saldırısı düzenlemesinin ardından ABD, üç gece üst üste hava saldırıları gerçekleştirdi. ABD Başkanı Donald Trump, İran limanlarına giden veya buradan çıkan tüm gemilere yönelik tam deniz ablukası başlattı, ancak daha önce gündeme getirdiği yüzde 20’lik geçiş ücreti planından vazgeçerek Körfez ülkeleriyle ticaret ve yatırım anlaşmalarına yöneleceğini açıkladı. Çatışmalar dördüncü gününe girerken, İran Devrim Muhafızları ABD’nin ablukasının petrol ve gaz ihracatını kestiğini öne sürerek Hürmüz dışındaki diğer ihracat koridorlarını da kapatma tehdidinde bulundu. Bu sırada Trump’ın Beyaz Saray Durum Odası’nda üst düzey yetkililerle bir araya gelerek Hürmüz çevresindeki operasyonların ötesine geçip İran’daki stratejik hedeflere yönelik daha yıkıcı saldırı planlarını değerlendirdiği bildirildi. Kriz, İran’ın nükleer denetçileri ülkeye kabul etmesi ve ABD’nin petrol yaptırımlarını askıya almasıyla sağlanan kısa süreli yumuşamanın ardından yeniden alevlendi. Boğazdaki askeri tırmanış, küresel enerji arzı ve deniz ticareti üzerindeki baskıyı artırırken, diplomatik çözüm umutlarını zayıflatıyor.
ABD35 olay15 Tem - Ortak aktör
Trump, Avrupa'daki ABD Askerlerinin Daha Da Azaltılabileceğini İma Etti
ABD Başkanı Donald Trump, NATO'dan duyduğu hayal kırıklığını dile getirerek Avrupa'daki Amerikan askeri varlığının daha da azaltılabileceğinin sinyalini verdi. TASS'ın haberine göre Trump, ittifakın mevcut yük paylaşımından memnun olmadığını belirtti. Trump'ın açıklamaları, uzun süredir Avrupalı müttefiklere savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yapan ABD'nin, kıtadaki asker konuşlandırmasını gözden geçirebileceğine işaret ediyor. Başkanın 'çok hayal kırıklığına uğradım' ifadesi, daha önce Almanya'dan asker çekme kararıyla başlayan sürecin devam edebileceği şeklinde yorumlandı. Bu gelişme, transatlantik güvenlik mimarisinde yeni bir belirsizlik yaratırken, Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini güçlendirme ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor. ABD'nin olası asker azaltımı, Rusya ile gerilimlerin sürdüğü bir dönemde NATO'nun caydırıcılık stratejisini etkileyebilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği5 olay09 Tem - Ortak aktör
ABD'de yeni sol medya ekosistemi ilerici adayların yükselişini besliyor
ABD'de ilerici adaylar, Demokrat Parti'nin geleneksel bekçilerine meydan okuyarak ön seçimlerde art arda zaferler kazanıyor. Bu başarıların ardında, podcast'ler, YouTube kanalları ve sosyal medya hesaplarıyla şekillenen yeni sol medya ekosistemi yatıyor. Adaylar, bu platformlar sayesinde kendi şartlarına göre ulusal bir profil inşa ederek parti içi hiyerarşiye bağımlı olmadan seçmenlere ulaşabiliyor. Örnek olarak, Pensilvanya eyalet temsilcisi ve demokratik sosyalist Chris Rabb'in yakın zamanda bir kongre ön seçimini kazanması gösteriliyor. Rabb, geleneksel medya veya parti elitlerinin desteği olmadan, çevrimiçi sol topluluklar aracılığıyla taban desteğini mobilize etti. Bu tür başarılar, Demokrat Parti içindeki güç dengesinin medya dinamikleri tarafından yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Yeni medya kanalları, daha önce parti içinde seslerini duyuramayan ilerici seslere alan açarken, Demokratların siyasi stratejilerinde de değişime yol açıyor. Geleneksel kapıcılar etkisini kaybettikçe, daha sol politikaların parti ana akımına yerleşme ihtimali artıyor. Bu eğilim, 2024 seçimleri öncesinde Demokrat Parti'nin yönü ve kimliği üzerine süregelen tartışmaları daha da alevlendirebilir.
ABD1 olay06 Ağu - Ortak aktör
NATO Ankara Zirvesi Sona Erdi: Kritik Kararlar ve Trump’ın Savunma Hisseleri
Ankara, 7-8 Temmuz 2026’da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki oturumlara, başkanlık aracı “The Beast” ile gelen ABD Başkanı Donald Trump da katıldı. Zirve öncesinde Türkiye’nin NATO içindeki stratejik ağırlığı vurgulanırken, Washington ile Avrupa arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde Ankara’nın belirleyici konumu öne çıktı. Zirvede, Türkiye’ye F-35 programına dönüş için yeşil ışık yakılması beklenirken, üye ülkeler Trump’ın Avrupa’dan daha fazla savunma harcaması çağrısına yanıt olarak on milyarlarca dolarlık yeni silah anlaşmalarını masaya koydu. Sonuç bildirgesinde ittifakın geleceğine yön veren beş kritik karar açıklandı. Öte yandan, Responsible Statecraft’ın analizine göre, Trump’ın aracı kurumları 2025 yılında Lockheed Martin ve General Dynamics gibi büyük savunma şirketlerinden en az 10 milyon dolarlık hisse satın aldı. Bu alımın, zirvede gündeme gelen dev savunma ihaleleriyle aynı döneme denk gelmesi dikkat çekti.
ABD10 olay09 Tem - Ortak aktör
Pakistan kökenli doktor Asif Mahmood ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu başkanı oldu
ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF), Pakistan asıllı doktor Asif Mahmood'u başkan seçti. Pazartesi günü yapılan açıklamaya göre, Mahmood iki partili komisyonun yeni lideri olarak küresel din özgürlüğü ihlallerini izleme ve ABD hükümetine politika tavsiyeleri sunma görevini üstlenecek. Pakistan kökenli bir hekim olan Mahmood'un seçilmesi, ABD'nin din özgürlüğü diplomasisi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. USCIRF'in başkanı, özellikle dini zulüm raporları hazırlayarak Washington'un insan hakları önceliklerini şekillendirmede etkili bir pozisyonda bulunuyor. Mahmood'un geçmişi, komisyonun İslam ülkeleri ve Güney Asya ile ilgili politikalarında yeni bir perspektif sunabileceği yorumlarına yol açtı.
Hindistan1 olay21 Tem - Ortak aktör
ABD-İran Anlaşma Taslağı İsrail’i Kaygılandırıyor: Hürmüz Boğazı ve Abraham Anlaşmaları Pazarlıkta
ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve deniz ablukasının kaldırılması karşılığında Washington’un askerî varlığını çekmesini öngören bir mutabakat zaptı taslağı, İsrail’de rahatsızlık yarattı. Mayıs 2026 sonunda İran devlet televizyonunun duyurduğu taslak, 60 günlük ateşkesle başlayacak ve İran’ın ticari geçişleri eski hâline getirmesiyle ABD güçlerinin bölgeden uzaklaştırılmasını içeriyor. Ancak Başkan Trump yaptırımların hafifletilmeyeceğini vurgularken, İran ise uranyum ve Hürmüz’den geçiş ücreti alınmaması gibi ek talepleri reddetti. Görüşmeler Pakistanlı arabulucular aracılığıyla sürüyor ve taraflar henüz kilit meselelerde anlaşmaya varmadı. İsrail, anlaşmayı “başarısızlık” olarak nitelendirirken, Washington’daki etkisinin azaldığını savunuyor. Trump’ın İran ile müzakerelere Abraham Anlaşmaları’na uyum şartını eklemesi, Arap müttefiklerinin pozisyonuyla örtüşmediği gerekçesiyle eleştiriliyor. Öte yandan ABD ve İsrail’in Ürdün’ün Mescid-i Aksa’daki vesayetini hedef aldığı iddiaları da diplomatik gerilimi tırmandırıyor. Bu süreçte taraflar arasında askerî çatışmalar yaşandı; Washington Hürmüz Boğazı üzerinde beş İran İHA’sını düşürdüğünü, Tahran ise Kuveyt’teki ABD üssüne balistik füze saldırısı düzenlediğini bildirdi. Anlaşma, küresel petrol arzı açısından kritik olan Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığı giderme potansiyeli taşırken, İsrail’in güvenlik kaygıları ve bölgesel normalleşme çabalarını yeniden şekillendiriyor. Trump yönetimi diplomatik çözümü askerî seçeneğe tercih ettiğini belirtse de, Pakistan’ın Abraham Anlaşmaları’na katılma ihtimalinin düşük olması ve İran’ın tutumu müzakerelerin geleceğini belirsiz kılıyor.
ABD24 olay07 Haz