Osman Gazi'nin çelik miğferi New York Metropolitan Müzesi'nde bulundu
Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi'ye ait olduğu bildirilen çelik bir miğfer, New York Metropolitan Müzesi'nin envanterinde tespit edildi. Yeniçağ Tarihi Uzmanı ve Araştırmacı Yazar Hakan Yılmaz tarafından gün yüzüne çıkarılan keşif, Osmanlı'nın kuruluş dönemine ışık tutan maddi bir kültür örneği olarak öne çıkıyor. Yılmaz'ın daha önce Katar'da Osman Gazi'nin ilk sikkesini ve Paris'te orijinal şeceresini bulmasının ardından bu miğferin tespiti, kurucu lidere ait dağınık haldeki tarihi eserlerin izini sürmeye yönelik çalışmaların son halkasını oluşturuyor. Miğferin, yüzyıllar sonra Amerika'da bir müze koleksiyonunda ortaya çıkması, Osmanlı maddi mirasının uluslararası dolaşımını bir kez daha gündeme getirdi. Erken dönem Osmanlı savaş araç ve gereçlerine dair somut kanıtlar sunan eser, bilimsel inceleme ve tarihçilerin ilgisi için yeni fırsatlar yaratıyor. Çalışmanın sonuçları, Osman Gazi dönemine ilişkin bilgi boşluklarını doldurabileceği gibi, kültürel varlıkların iadesi konusunda kamuoyunda veya diplomasi alanında tartışmaları da beraberinde getirebilir. Henüz müze veya resmi makamlar tarafından bir iade sürecine yönelik açıklama yapılmış değil. Ancak Hakan Yılmaz'ın araştırması, eserin kimliğini ve önemini uluslararası akademik camiaya sunarak, Osmanlı tarihinin kuruluş safhasına dair yeni bir görünürlük kazandırdı.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 3 sa önce- Güvenlik01 Tem 20:34
Yüzyıllardır kayıptı, Osman Gazi'nin miğferi dünyanın öbür ucunda ortaya çıktı
Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi'ye ait çelik miğferin New York Metropolitan Müzesi'nde tespit edildiği bildirildi. Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemine ait bir miras Amerika'da ortaya çıktı. Yeniçağ Tarihi Uzmanı ve Araştırmacı Yazar Hakan Yılmaz, Katar'daki ilk sikke ve Paris'teki orijinal şecerenin ardından, Osmanlı'nın kurucusu Osman Gazi'ye ait çelik miğferi New York Metropolitan Müzesi envanterinde tespit ettiğini açıkladı. Gazeteci İbrahim Öge'nin sorularını yanıtlayan Hakan Yılmaz, üzerinde Osman Gazi'ye ait bir tuğra ve kusursuz bir Kayı damgası barındıran bu nadide eserin, kurucu liderin etnik kökeni, bağımsız sultanlık statüsü ve beylikler üstü liderliği hakkındaki tüm sanal tartışmalara son noktayı koyduğunu belirtti. "BU MİĞFER TARTIŞMALARA DA SON NOKTAYI KOYUYOR" Yılmaz, "Bu miğfer Osman Bey'in bir 'Sultan' olduğunu, bağımsız bir devlet kurduğunu doğrulamakla kalmıyor, onun uzun zamandır tartışılan etnik kökeni ve kavmî statüsü ile ilgili tartışmalara da artık son noktayı koyuyor" dedi. Hakan Yılmaz, ayrıca miğferin üzerindeki gümüş kakma Arapça ana kitabede Osman Gazi'nin kendisini "Sultânü'l-a‘zam" (Büyük Sultan) ve "Hânü'l-mu‘azzam" (Ulu Han) unvanlarıyla tanıttığını, arka yüzündeki madalyonda ise "Nâsırü'd-dîn ‘OsmânSultân" ifadesinin yer aldığını açıkladı. Bu unvanların, Osman Gazi'nin bağımsız bir sultan olmadığı yönündeki kurgusal akademik iddiaları tamamen çürüttüğünü belirtti. Yılmaz, şöyle devam etti: “Bilindiği üzere eski tarihî arşiv evrakı daha önce Ayasofya'nın depo ve müştemilâtının içinde, kadim askerî eşyalar, silahlar ve zırhlar ise cebehane olarak kullanılan Aya İrini mahzeninde saklanıyordu. İstanbul'un fethinden sonra başlayan bu usul, II. Mahmud'un ölümüne kadar dört yüz yıla yakın bir süre devam etti. Osman Gazi'nin ve sonraki iki padişahın Avrupa müzelerinde ya da özel koleksiyonerlerin elinde olduğunu gördüğüm miğferleri ve zırh takımları da satıldıktan ya da elde edildikten sonra, birkaç kuşak boyunca bir koleksiyonerden başka bir koleksiyonerin eline geçti. Son kertede bunların bir kısmı müzelere aktarılmış, bir kısmı da meşhur birkaç koleksiyonerin elinde kalmıştı. En son George Cameron Stone'un koleksiyonuna dahil olan Osman Gazi'nin miğferi de nihayet 1935'te ölümünden sonra, vasiyeti üzerine varisleri tarafından Metropolitan Art Museum'a bağışlandı.” MURAD HÜDAVENDİGÂR'IN MİĞFERİ Miğferin bugüne kadar neden fark edilmediği sorusuna da cevap veren Hakan Yılmaz, 11 yıl önce bu alanda uzman bir isim olan David G. Alexander tarafından yapılan çalışmadaki bariz hatalara dikkat çekti. Alexander'ın müze kataloğunda miğferin fiziksel özelliklerini iyi tasvir etmesine rağmen, kitabe metninde atlamalar yaptığını ve "Osman" isminin geçtiği son kesiti hiçbir şekilde okuyamadığını belirtti. Yılmaz, şöyle devam etti: "Osman Gazi'nin miğferinden başka yine Metropolitan Art Museum'da rastladığım, birebir onunla aynı ölçüde olup tasarımı Orhan Gazi'nin Askerî Müze'deki miğferine çok benzeyen bir miğfer daha var. Ana kitabesinden bu miğferin Murad Hüdâvendigâr'a ait olduğu hemen anlaşılıyor. Ayrıca birkaç yıl önce Sothebys'te müzayedeye konulan, PhillippeMissillier'in koleksiyonundan çıkma bir miğferin de Orhan'a ait bir başka miğfer olduğu mizanpajının benzerliğinden ve kitabesindeki ifadelerden çözülebiliyor Bunların dışında; yine kitabesindeki ifadelerden ilk kuruluş zamanlarına ait olduğu anlaşılan, Osman Han'ın miğferinin tasarımına benzer bir başka miğfer Henry Walters'ın Sanat Müzesi koleksiyonunda, ayrıca ön tarafında ‘Ayın' harfi bulunan, gövde tasarımı farklı formda diğer bir miğfer de yine Metropolitan Sanat Müzesi'nde bulunuyor. Ancak bu miğferler üzerindeki çözümleme çalışmalarım hâlâ devam ediyor. Bunların her birinin ön yüzünün aynı yerinde, bire bir aynı tasarıma sahip birer Kayı damgası var." "MİĞFER TÜRKİYE'YE GETİRİLMELİ" Yetkililere çağrıda bulunan Hakan Yılmaz, Bürokrasi adımlarının hızla atılarak Katar'daki sikke, Paris'teki şecere ve New York'taki miğferin ivedilikle Türkiye'ye getirilmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, "Özellikle miğfer Topkapı Sarayı'nda Hazret-i Osman'dan yadigâr kalan kılıçla birlikte ayrı bir camekânda teşhire konulabilir veya Askerî Müze'de oğlu Orhan'ın miğferiyle bir arada sergilenebilir. Ya da kadim başkent Bursa'da bunların tümü için yeni bir müze oluşturabilir. Bunların olması gerektiği şekliyle artık Türk halkının gözünün önünde durması ve geçmişlerine ait bu kadim tarihî mirası kanlı-canlı yerinde teşhis etmeleri lâzım" dedi.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Güney Asya’da barış için sivil toplumdan ‘düşmanlığa son’ çağrısı
İslamabad’dan yapılan açıklamaya göre, Pakistan ve Hindistan’dan yüzü aşkın sivil toplum temsilcisi, iki ülkenin başbakanlarına hitaben ortak bir çağrı yayımladı. Yeni Delhi merkezli Barış ve İlerleme Merkezi’nin koordinasyonunda hazırlanan metinde, kesintisiz düşmanlığın bölgeyi kalkınmadan mahrum bıraktığı belirtilerek, anlamlı ve sürdürülebilir barış adımları talep edildi. Hindistan-Pakistan ilişkileri uzun süredir karşılıklı suçlamalar, diplomatik kısıtlamalar ve sınır çatışmalarıyla şekilleniyor. Son yıllarda üst düzey diyalog neredeyse tamamen durmuşken, sivil inisiyatifin bu çıkışı, resmî kanallar tıkanmış olsa dahi iki toplum arasında işbirliği arzusunun sürdüğünü ortaya koyuyor. Bölgesel istikrar için her iki başkentin de sivil toplumun sesine kulak vermesi ve müzakereyi öncelemesi, Güney Asya’nın ekonomik ve siyasi geleceği açısından kritik önem taşıyor.
Hindistan1 olay20 sa önce - Ortak aktörcanlı
ABD, El-Haramain Vakfı Endonezya Şubesini Terör Yaptırım Listesine Ekledi
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Al-Haramain: Indonesia Branch adlı kuruluşu Küresel Terörizm Yaptırım Programı (SDGT) kapsamında Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine aldı. Bu adım, söz konusu kuruluşun uluslararası terör finansmanı ile bağlantılı olduğu değerlendirmesine dayanıyor. Yaptırım kararıyla birlikte kuruluşun ABD'deki varlıkları dondurulacak ve Amerikan vatandaşlarının bu kuruluşla her türlü mali işlem yapması yasaklanacak. OFAC'ın bu hamlesi, ABD'nin küresel terörle mücadele stratejisi çerçevesinde yardım kuruluşlarını denetleme politikasının bir parçası olarak görülüyor.
Endonezya25 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
ABD, Abd al-Hadi El-Iraki'yi Küresel Terör Yaptırım Listesine Ekledi
ABD Hazine Bakanlığı'na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Abd al-Hadi AL-IRAQI adlı kişiyi Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar listesine aldı. Yaptırım, Küresel Terörizmle Mücadele (SDGT) programı kapsamında uygulanıyor. Bu kararla birlikte söz konusu kişinin ABD'deki mal varlıkları dondurulacak ve ABD vatandaşları ile kuruluşlarının bu kişiyle işlem yapması yasaklanacak. OFAC'ın SDGT listesi, uluslararası terörizmi finanse ettiğinden şüphelenilen kişi ve kuruluşları hedef alıyor. Söz konusu adım, ABD'nin terörizmle bağlantılı aktörlere yönelik mali baskı stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Irak285 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
OFAC’tan Terör ve Uyuşturucu Odaklı Kapsamlı Yaptırım Hamlesi
ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), birden fazla kişi ve kuruluşu Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine ekledi. Yaptırım kapsamına alınan isimler arasında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, Filistinli gruplardan Nayif Havatma ve Ahmad Jabril, Kolombiyalı uyuşturucu baronları Gilberto Jose Rodriguez Orejuela ile Miguel Angel Rodriguez Orejuela ve Mısır İslami Cihad üyeleri yer alıyor. Ayrıca Abu Sayyaf Grubu, Silahlı İslami Grup ve Aum Shinrikyo gibi örgütler de listeye dahil edildi. Listeye eklenen şahısların büyük bölümü, Küresel Terörist olarak Belirlenmiş (SDGT) programı kapsamında işleme tabi tutulurken, Rodriguez Orejuela kardeşler Narkotik Kaçakçılığı Yaptırım Programı (SDNT) altında hedef alındı. Bu hamleyle, söz konusu kişi ve grupların ABD tabanlı varlıkları dondurulacak ve Amerikalı bireyler ya da kurumlarla her türlü işlem yapmaları yasaklanacak. Söz konusu toplu yaptırım kararı, Washington’ın küresel terör finansmanı ağlarını ve ulusötesi uyuşturucu ticaretinin para akışını kesintiye uğratma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. OFAC’ın bu geniş çaplı listeleme işlemi, ABD’nin Ortadoğu, Güney Asya, Latin Amerika ve Uzak Doğu’daki muhtelif tehdit unsurlarına karşı yaptırım enstrümanını aynı anda kullanma kararlılığını yansıtıyor.
ABD1141 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
Gazze'de Enkaz Altındaki Cenazelere Ulaşmada İkinci Aşamaya Geçildi
Filistin Sivil Savunma yetkilileri, Gazze Şeridi'nde enkaz altında kalan binlerce Filistinlinin cenazesine erişim için ikinci aşamanın başlatıldığını duyurdu. Ekipman yetersizliğine vurgu yapan yetkililer, gerekli kaynaklar sağlandığı takdirde sürecin yaklaşık üç ayda tamamlanabileceğini ifade etti. Bölgede ateşkese rağmen İsrail'in saldırılarını sürdürdüğü bildiriliyor. Cenazelere ulaşma çalışmaları, çatışmaların yıkıcı insani sonuçlarını gözler önüne sererken, enkaz kaldırma faaliyetlerinin sağlık ve defin işlemleri açısından öncelikli olduğu belirtiliyor.
Filistin1 olay4 gün önce - Ortak aktör
İsrail, Lübnan ateşkesini 3 bin 491 kez ihlal ederek 12 kişiyi öldürdü
İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanda, aralarında bir Lübnan ordusu yüzbaşısı, bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu 12 kişi hayatını kaybetti. Saldırılar Zifta ve Tyre bölgelerinde meydana geldi. Beyrut yönetiminin verilerine göre, 17 Nisan'dan bu yana İsrail'in ateşkesi ihlal eden saldırılarının sayısı 3 bin 491'e ulaştı. Son bombardıman, UNESCO Dünya Mirası listesindeki bir kültürel alana da zarar verdi. Olay, ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik endişeleri artırırken, Lübnan'daki insani durumu daha da kötüleştirdi. Hizbullah ise Trump yönetimiyle temas kurulduğuna yönelik iddiaları reddetti. İsrail'in ateşkesi sistematik olarak ihlal etmesi, bölgedeki kırılgan istikrarı tehdit ediyor ve uluslararası toplumun ateşkesin uygulanmasına yönelik çağrılarını güçlendiriyor. Diplomatik çabaların başarısı için bu tür ihlallerin sona ermesi kritik önem taşıyor.
Lübnan4 olay09 Haz