Taliban İktidarında Afgan Kadınların Görünmezliğe Mahkum Edilişi
Ağustos 2021'de Kabil'in Taliban kontrolüne geçmesiyle birlikte Afgan kadınlar için karanlık bir dönem başladı. Dini metinleri kendi otoritesini pekiştirecek şekilde yorumlayan Taliban, kadınların kamusal alanda tamamen örtünmesini ve bir erkek refakatçi olmadan sokağa çıkmasını yasaklayan kararnameleri yürürlüğe koydu. 1990'lardaki geçici iktidarına benzer bir tutum sergileyen yönetim, bu adımlarıyla kadınların eğitim, istihdam ve sosyal yaşamdan dışlanmasını resmileştirdi. Uluslararası kınamalara rağmen geri adım atmayan Taliban'ın politikaları, ülkedeki insani durumu ağırlaştırırken toplumsal cinsiyet eşitliği umutlarını da tüketiyor. 'Not all men?' başlıklı haber, bu katı kurallar karşısında eril rollerin çeşitliliğine işaret ederek farklı bir tartışma kapısı aralıyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Güvenlik20 Haz 08:15
Not all men?
EVER since Kabul fell to the Taliban in August 2021, the world has turned very bleak for Afghan women. As they did when they first took power in the 1990s, the Taliban immediately set about erasing women from public spaces in Afghanistan. Deploying a self-serving interpretation of religion, they issued edicts requiring women to cover themselves completely in public and be constantly accompanied by a male guardian. In later months, they imposed even more draconian restrictions, make it nearly impossible for women to work outside the home even in desperately needed professions like medicine and teaching. Currently, women can only get primary education. If there is any other freedom left to prohibit, it is a safe bet that they have eliminated it. Banning women from public spaces is strategic for the Taliban. It is easy to crack down on the vulnerable, and women are undoubtedly the least powerful in Afghanistan’s war-torn reality. Imposing veils and other restrictions immediately transforms public spaces, where half the population is now suddenly absent or swathed in layers of fabric. Policing this vulnerable population becomes an easy way to wield power, rounding up offenders, harassing others and imposing fines as a money-making scheme. This sort of demand for complete submission can be effective only for so long. In recent weeks, Afghans have begun to speak out against the Taliban rulers’ oppression. About two weeks ago, some women in Herat were protesting against the tactics of the morality police, which roams the streets in search of people to persecute. While verified information from the initial protest has been difficult to confirm, the UN and various news agencies reported that a number of women were arrested over dress-code violations. It is possible for men to stand with women. On June 9, BBC reported that Taliban authorities fired at a crowd protesting the detention of women allegedly for violating the dress code. According to Human Rights Watch, at least 30 women had been detained on June 7. This came after a June 5 announcement at Friday prayers urging greater compliance with hijab rules. The Taliban’s morality police took to the streets to round up women. The protest broke out in a predominantly Hazara neighbourhood where about 70 men and women had gathered to express solidarity with those arrested. In a video by Radio Free Europe, police can be seen firing live rounds into the crowd which is chanting for education, work and freedom. Two people, including a small boy, were killed. Fereshta Abbasi, the Afghanistan researcher from HRW, was quoted as saying the “people are angry” and that family members and others had been protesting because women were arrested in recent days. “They see the Taliban as interfering in people’s privacy, which is unacceptable.” As one woman put it: “They were arrested wearing full hijab and were manhandled despite being fully covered… .” What is remarkable about the protest is that it was organised and supported by men. One protester described to The Guardian how WhatsApp groups had been used to organise people so both men and women could protest. Their actions are worth noting because the mainstay of Taliban policy has been to reduce women to the status of second-class citizens. It seeks to divide men and women by giving men all the rights and women none of them. The fact that men in the community were willing to risk arrest and being fired upon suggests this tactic may no longer be so successful. Pakistan, too, has seen numerous acts of public violence against women in recent months. The most horrific was the acid attack on Dr Mahnoor Shah, allegedly by lift operator Humayun Shah. The suspect had reportedly been harassing Dr Shah for months before the attack. As women in Pakistan can attest, this sort of thing is nothing new. Pakistan’s public space is controlled by men who see the very existence of women as an insult. As men, they believe they have a greater right to occupy public space and can discipline any woman they want. Indeed, that is precisely what the acid attack was all about. However, unlike the Afghan men who have been standing up against the Taliban alongside women, few men in Pakistan see they have duty to stand with Pakistani women when they are fighting to occupy public spaces without the threat of acid attacks and other forms of violence. The absence of male voices when public violence against women occurs suggests that ordinary men are allied with those who perpetuate the violence rather than those standing up against it. As the Afghan example shows, it is possible for men to stand with women when they protest for their rights. Unlike Afghan men, however, Pakistani men have chosen to stay silent and stay at home. The writer is an attorney teaching constitutional law and political philosophy. rafia.zakaria@gmail.com Published in Dawn, June 20th, 2026
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İsrailli Bakan Ben-Gvir'in Lübnan'a yönelik nefret söylemi X tarafından kısıtlandı
İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı İtamar Ben-Gvir, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, 'Her İsrailli anneye karşılık, bin Lübnanlı anne ağlamalı' ifadesini kullandı. X yönetimi, nefret söylemi politikalarını ihlal ettiği gerekçesiyle bu paylaşımın görünürlüğünü kısıtladı. Ben-Gvir'in daha önce de Filistinliler ve diğer grupları hedef alan benzer söylemleri dikkat çekmişti. Bu olay, İsrail-Lübnan sınırında devam eden gerilimlerin gölgesinde yaşandı ve bakanın sözlerinin, özellikle Hizbullah ile zaten hassas olan ilişkileri daha da gerebileceği değerlendiriliyor. X'in müdahalesi, sosyal medya platformlarının kışkırtıcı içerikler karşısındaki tutumunu bir kez daha gündeme getirirken, İsrail hükümeti içindeki aşırı sağcı söylemlerin diplomatik yansımaları da sorgulanıyor.
Afganistan1 olay45 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Polonya’dan Zelenskiy’e Nişan Şoku: Beyaz Kartal Geri Alındı
Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e 2023 yılında verilen Beyaz Kartal Nişanı’nın iptal edildiğini açıkladı. Kararın gerekçesi olarak, Ukrayna’nın İkinci Dünya Savaşı sırasında Polonyalıları öldüren Ukrayna İsyan Ordusu’nun (UPA) adını bir askeri birliğe vermesi gösterildi. Nawrocki, bu adımın Polonya toplumunda güveni zedelediğini vurguladı. Gelişme, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı dayanışma içinde olan iki ülke arasındaki tarihi anlaşmazlıkların hassasiyetini yeniden ortaya koydu. Polonya, Ukrayna’ya askeri ve siyasi destekte öncü rol üstlenirken, özellikle Volhynia katliamı gibi konular ikili ilişkilerde kırılganlık yaratıyor. Nişanın geri alınması, Varşova’nın bu meseleyi diplomatik bir araç olarak kullandığını gösteriyor. Ukrayna’dan henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Afganistan1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Yılmaz: Türkiye Lübnan'ın Güvenliğini ve İstikrarını Desteklemeyi Sürdürecek
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Lübnan Başbakan Yardımcısı Mitri ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Türkiye'nin Lübnan'ın güvenliği, istikrarı ve ekonomik kalkınmasına yönelik desteğini sürdüreceğini açıkladı. Yılmaz, İsrail'in yayılmacı politikalarına dikkat çekerek bölgesel dayanışmanın güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu açıklama, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki diplomatik angajmanını yansıtırken, Lübnan'ın ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlıkla mücadele ettiği bir dönemde Ankara'nın Beyrut'a verdiği desteğin altını çizdi. İki ülke arasındaki temasların, özellikle İsrail'in bölgedeki askeri varlığının arttığı bir süreçte güvenlik iş birliğini kapsadığı belirtiliyor. Türkiye'nin Lübnan'a yönelik taahhüdü, uzun süredir devam eden ikili ilişkiler bağlamında ele alınırken, bölgedeki çatışmaların yayılmasını önlemeye yönelik diplomatik çabaların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yılmaz'ın mesajı, aynı zamanda Türkiye'nin Orta Doğu'da daha etkin bir rol üstlenme stratejisinin de işareti olarak yorumlandı.
Afganistan2 olay13 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Eski İspanya Başbakanı Zapatero’nun Yakınlarına Soruşturma Genişletildi
İspanya’da eski Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero hakkındaki kara para aklama soruşturması aile üyelerini de kapsayacak şekilde genişletildi. Ulusal Mahkeme Hâkimi José Luis Calama, Yolsuzlukla Mücadele Savcılığının talebi üzerine, Zapatero’nun kızları Alba ve Laura ile sekreteri Gertrudis Alcázar’ın da soruşturulmasına karar verdi. Karar, Zapatero’nun mahkemede ifade vermesinden bir gün sonra alındı. Soruşturma, bir halkla ilişkiler firması üzerinden yürütülen yasa dışı finansal faaliyet iddialarına odaklanıyor. Eski başbakanın en yakınındaki isimlerin sürece dâhil edilmesi, suçlamaların ciddiyetine işaret ederken, İspanya siyasetinde yeni bir kriz dalgası yarattı. 2004-2011 yılları arasında başbakanlık yapan Zapatero’nun sosyalist partisi üzerindeki etkileri merak konusu. Yargı süreci ilerledikçe, dava İspanya’daki yolsuzluk tartışmalarını yeniden alevlendiriyor. Ülkedeki siyasi ve ekonomik elitlere yönelik güveni sarsan bu gelişme, önümüzdeki dönemde kamuoyunda geniş yankı bulacak gibi görünüyor.
Afganistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten NATO 3.0 Açıklaması: Avrupa Daha Fazla Sorumluluk Almalı
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Brüksel'deki NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, müttefiklerin artık 'kayıp yıllara' geri dönemeyeceğini belirterek daha fazla sorumluluk üstlenmeleri gerektiğini vurguladı. Hegseth, bu çerçevede Avrupa'daki ABD kuvvetlerinin konuşlanmasını ve üslenmesini inceleyecek altı aylık bir Pentagon değerlendirmesi başlattıklarını duyurdu ve bunu 'NATO 3.0' olarak nitelendirdi. Bu adım, Washington'un transatlantik savunma mimarisinde bir dönüşümü işaret ediyor. Değerlendirme, ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığını yeniden şekillendirme ihtimalini gündeme getirirken, Avrupa başkentlerini savunma harcamaları ve kabiliyetleri konusunda daha somut adımlar atmaya zorlayabilir. NATO içindeki yük paylaşımı tartışmalarının alevlendiği ve Rusya kaynaklı güvenlik tehditlerinin sürdüğü bir dönemde gelen açıklama, Avrupa'nın stratejik özerklik arayışını da etkileyecek nitelikte. Değerlendirme sonuçlarının ittifakın geleceğine ve ABD-Avrupa ilişkilerine yön vermesi bekleniyor.
Afganistan1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
İngiltere'de 1200 yıllık efsane meşe aşırı turizm kurbanı oldu
İngiltere'nin Nottinghamshire bölgesindeki Sherwood Ormanı'nda yer alan ve Robin Hood efsanesiyle özdeşleşen yaklaşık 1200 yıllık tarihi meşe ağacı, bu ilkbaharda yaprak açmamasının ardından tamamen kurudu. Koruma kuruluşları, ağacın uzun süredir aşırı ziyaretçi yoğunluğuna maruz kaldığını ve bu baskının ölümüne zemin hazırladığını belirtti. 'Major Oak' olarak bilinen anıt ağaç, her yıl binlerce turistin akınına uğruyordu. Uzmanlar, kök bölgesinin sürekli çiğnenmesi ve çevresel stres faktörlerinin birleşerek ağacın dayanıklılığını kırdığını ifade ediyor. Yetkililer, ziyaretçi erişimini sınırlandırmaya yönelik geç tedbirlerin sonuç vermediğini açıkladı. Doğal mirasın korunması açısından sembolik bir kayıp olarak yorumlanan bu gelişme, aşırı turizmin tarihi ve ekolojik değerler üzerindeki yıkıcı etkisine dair uyarı niteliğinde. Bölgedeki diğer yaşlı ağaçlar için koruma stratejilerinin gözden geçirileceği bildirildi.
Afganistan1 olay2 gün önce