ABD Saldırılarına İran'dan Sert Tepki: Hukuk İhlali ve Genişleme Uyarısı
ABD, düşen bir helikopteri gerekçe göstererek İran'ın güneyinde bazı bölgelere saldırı düzenledi. İran Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıları uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirerek kınadı. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi ise olası bir savaşın bu kez bölgeyle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulundu. Saldırılar, ABD'nin İran'a yönelik uzun süredir devam eden baskı politikasının bir parçası olarak görülüyor. Ancak Tahran, nükleer malzeme stoku, füze kapasitesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki kontrolü sayesinde caydırıcılığını koruyor. Bu stratejik unsurlar, İran'ın bölgesel nüfuzunu sürdürmesine ve tehditlere karşı sert yanıt vermesine olanak tanıyor. Son gelişmeler, zaten gergin olan Ortadoğu'da gerilimi tırmandırma potansiyeli taşıyor. İran'ın savaşın coğrafi kapsamının genişleyebileceği yönündeki açıklaması, çatışmanın kontrol edilemez boyutlara ulaşma riskine işaret ediyor. Diplomatik kanalların açık olmasına karşın, tarafların sahada tırmanmayı tercih etmesi, bölgesel istikrar açısından ciddi endişe yaratıyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 gün önce- Güvenlik10 Haz 04:12
America’s wars
‘WAR of choice; peace of necessity’ is more than a gripping sound bite. It sums up a momentous blunder by Washington. None of America’s war aims have been achieved. The Iranian regime is still there, as is its nuclear material stockpile, the missile capabilities, and the ability to dominate the region. And by its successful control of the Strait of Hormuz, Iran has taken its deterrence capability to the next higher level. Beyond Iran, Russia has made significant geopolitical and economic gains. China’s diplomatic profile has further risen, not just in the region but globally. And many middle powers are trying to fend for themselves by forming their own groupings. As reported by the Guardian recently, a former State Department official Mira Rapp-Hooper has described the war as a “superpower suicide”. President Donald Trump had no plan, strategy or clearly thought-through war aims. He not only lacks knowledge about Iran but also has little understanding of the complexities of the contemporary world. In an interview to Vanity Fair last year, Susie Wiles, the White House chief of staff, said that Trump has an alcoholic’s personality, feeling no restraint and imbued with the belief that he can do anything and that nothing can stop him. Trump’s aura of power and personalised, whimsical and predatory conduct of foreign affairs is inherently risky, but when framed by America’s historical tendency to go to war as the first recourse of action it is set up for failure. The country’s overwhelming military power and enormous economic strength give it such wide margin for safety and latitude for error that it sabotages the careful deliberation of issues and policy choices. Hubris and ignorance are a bad combination. No wonder America treats military power as equal to victory. Since it became a superpower, the US has been getting into wars and exiting impulsively, creating consequences for itself and its partners. The wars were incited by an overweening pride in its military power and prompted by domestic political interest groups, as explained in Jack Snyder’s book Myths of Empire: Domestic Politics and International Ambition. Policy in America is all about politics, which is all about power. Given Americans’ own historical experience, going to war comes naturally to them. It is almost as if an American war is righteous by definition. In recent history, driven by a supreme consciousness of power and the hubris of the unipolar moment, and then scarred by 9/11, America simplified and distorted emerging global challenges and resorted to unilateralism. The result was failed wars in Afghanistan and the Middle East. Endless wars caused resentment abroad and grievances at home. The failing elite-led system has now merged with mass politics causing its own set of problems. It has enhanced the influence of money and media on politics. Policy in America is now all about politics, which is all about power. Among other things, policy and politics have aligned to boost US support for Israel increasing its influence on Washington, and thus further degrading America’s public policy process. Such is the influence of Israel that Trump listened to Benjamin Netanyahu on Iran and not his own intel and military chiefs who counselled caution. Donald Trump is now getting out of the war not out of reasons of morality or wisdom but because of its unpopularity due to the economic cost for the average American. So like the Afghan war, and the Iraq and Vietnam wars before it, the US is getting out because of domestic politics. No wonder, Americans will never quite know why the wars failed. This is a perfect recipe for continuing to get into and out of future wars. None of the wars since World War II that were started by America itself were won by Washington, or ended up in honourable peace deals. There were just exit deals. There’ll be an agreement of sorts with Iran, too, but it will be piecemeal, partial and dragged out. That is perhaps the only way for Donald Trump to smudge any impression of failure. A note of caution. We should be careful in reading larger meanings into the Iran war. America’s hegemony might be vanishing but its dominant position in geopolitics and global economy, that it shares with China, will stay. China, still occupied with its peaceful rise, will remain reluctant for some time to engage militarily beyond its periphery. America still has the power to contribute to the global good if it wants to, the stake to take on forces that threaten US and global security, and the capacity, if not the will, to deter challenges to whatever remains of the international order. Force is often necessary just as war is sometimes just. It might be a mistake to depend on America but a blunder to ignore it. The writer, a former ambassador, is adjunct professor at Georgetown University. Published in Dawn, June 10th, 2026
- Güvenlik10 Haz 07:09
İran: ABD'nin saldırıları uluslararası hukukun açık ihlalidir
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin düşen helikopterini gerekçe göstererek ülkenin güneyindeki bazı bölgelere düzenlediği saldırıların uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirtti.
- Güvenlik10 Haz 22:04
ABD'nin saldırıları sonrası İran'dan uyarı: Savaş bu kez bölgeyle sınırlı kalmayacak
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD’nin İran’a yönelik saldırı tehditleri...
- Diplomatik11 Haz 08:31
İran: ABD saldırıları ateşkesi fiilen işlevsiz hale getirdi
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin son saldırılarının Birleşmiş Milletler BM Sözleşmesi ve uluslararası hukukun temel ilkelerini ihlal ettiğini belirterek, söz konusu saldırıların mevcut ateşkesi fiilen işlevsiz hale getirdiğini bildirdi.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Trump'tan İran'a Sert Tehdit: 'Bugün Çok Sert Saldıracağız'
ABD Başkanı Donald Trump, canlı yayında yaptığı açıklamada İran'a yönelik sert bir tehdit savurdu. 'Bugün çok sert şekilde saldıracağız' diyen Trump, İran'ın nükleer silah bulundurmama konusunda anlaştığını ancak yalnızca belge imzalamakla yetindiğini iddia etti. Anlamlı ve işe yarar bir anlaşma istediklerini vurguladı. Trump aynı konuşmada Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan 'harika bir lider ve çok iyi bir dost' olarak söz etti. Bu çıkış, Ortadoğu'daki gerilimi tırmandırabilecek nitelikte olup, İran nükleer anlaşması etrafındaki diplomatik sürecin belirsizliğine işaret ediyor.
Afganistan2 olay2 gün önce - Ortak aktörcanlı
Yargıtay’dan emsal karar: Asit saldırısı cinayetten ağır suç
Pakistan Yüksek Mahkemesi, asit saldırılarının cinayetten daha ağır bir suç olduğuna ve ataerkil şiddetin aracı sayıldığına hükmetti. Karar, Faysalabad’da genç bir kadına asit atan Abdul Manan’ın ömür boyu hapis cezasına çarptırılmasına ilişkin Lahor Yüksek Mahkemesi onayını temyiz eden başvuruda alındı. Mahkeme, alt derece kararlarını aynen onayarak ‘vitriolaj’ olarak tanımlanan eylemin toplumsal cinsiyet temelli şiddetin en vahşi biçimlerinden biri olduğunu vurguladı. Bu karar, ülkede yıllardır kadınları hedef alan asit saldırılarına karşı hukuki mücadelede dönüm noktası niteliği taşıyor. Yüksek Mahkeme, saldırının yalnızca fiziksel değil, psikolojik ve sosyal yıkıma yol açtığını, mağdurları ömür boyu damgaladığını belirterek cezanın ağırlığını meşrulaştırdı. Böylece benzer davalarda emsal teşkil edecek bir içtihat oluştu. Pakistan’da asit saldırıları uzun süredir yetersiz cezalarla sonuçlanırken, 2011’de çıkarılan Asit Kontrolü ve Asit Suçları Önleme Yasası sonrası cezalar artırılmıştı. Ancak uygulamada boşluklar devam ediyordu. Yargıtay’ın son kararı, yasal çerçevenin en üst yargı organınca net biçimde yorumlanmasını sağlayarak hem ulusal hem de uluslararası insan hakları standartlarıyla uyumlu bir duruş sergiliyor. Bu tür şiddetin kökündeki ataerkil zihniyetin hukuk eliyle mahkûm edilmesi, kadın hakları savunucuları tarafından olumlu karşılandı.
Pakistan1 olay4 gün önce - Ortak aktörcanlı
İsrail'in Gazze Saldırıları ve Yardım Filosuna Müdahalesi Tepki Topladı
İsrail hava saldırıları, son 24 saatte Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerinde en az 11 Filistinlinin ölümüne, 60'tan fazla kişinin yaralanmasına yol açtı. Han Yunus ve Gazze kentini hedef alan saldırılarda bir kişi hayatını kaybederken dokuz kişi yaralandı; Refah yakınlarında bir Filistinli çoban İHA saldırısıyla öldürüldü. Filistin Sağlık Bakanlığı, acil durum ekiplerinin enkaz altındaki yaralıları kurtarmaya çalıştığını bildirdi. Saldırılar, geçen yıl ilan edilen ateşkese rağmen sürüyor ve bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. Eş zamanlı olarak İsrail donanması, uluslararası sularda Gazze'ye insani yardım götürmeye çalışan Global Sumud Filosu'na müdahale etti. Kıbrıs açıklarında durdurulan filodaki 38 tekne ve 319 aktivist gözaltına alındı. Aktivistler, İsrail askerlerinin plastik mermi kullandığını, bazı teknelerin ateş altında kaldığını ve gözaltında kötü muamele gördüklerini öne sürdü. İsrail Başbakanı Netanyahu, donanmanın operasyonunu övdü; aktivistler ise 'uluslararası sularda korsanlık ve adam kaçırma' suçlamasında bulundu. Gözaltına alınan 11 Avustralyalı dahil yüzlerce kişi daha sonra serbest bırakılarak İstanbul'a ulaştı. Uluslararası toplumdan yükselen tepkiler, olayın diplomatik boyutunu ortaya koydu. Katar, filonun durdurulmasını uluslararası hukukun 'açık ihlali' olarak niteledi. Avustralyalı Senatör Faruqi, hükümetin sessizliğini eleştirirken Fransa Dışişleri Bakanı da aktivistlere yönelik muameleyi kınadı. ABD Hazine Bakanlığı ise filodaki dört aktiviste yaptırım kararı aldı. Birleşmiş Milletler, Gazze'deki aşırı kalabalık kamplarda kemirgen ve böcek kaynaklı hastalıkların yayıldığı uyarısında bulundu. Saldırıların sürmesi ve yardım filosuna müdahale, bölgedeki insani krizi ve İsrail'in uyguladığı ablukanın meşruiyetine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Filistin52 olay03 Haz - Ortak aktörcanlı
Ukrayna’nın drone saldırıları Rusya’da can kaybına ve altyapı hasarına yol açtı
Ukrayna’ya ait insansız hava araçları Rusya’nın birden fazla bölgesinde hedeflere yönelik saldırı düzenledi. Volgograd bölgesinde bir kişi hayatını kaybederken, Saratov’da bir rafineri vuruldu, Yaroslavl’da ise endüstriyel yakıt depolama tesisleri drone enkazının isabet etmesi sonucu hasar gördü. Rus devlet ajansı TASS’ın ilk bildirimlerine göre, mahkeme binasına isabet eden bir drone olayında can kaybı yaşanmadı. Saldırılar, Ukrayna’nın savaşın seyrinde Rusya içlerindeki hedeflere yönelik vuruşlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Al Jazeera’nın haberine göre Saratov rafinerisi gibi kritik altyapı tesislerinin hedef alınması, çatışmanın ekonomik boyutunu öne çıkarıyor. Rus yetkililer, droneların büyük kısmının hava savunma sistemlerince etkisiz hale getirildiğini, ancak enkaz parçalarının sivil altyapıda hasara yol açtığını belirtti. Olaylar, taraflar arasındaki askeri gerilimin tırmandığını ve sivil bölgelerin de çatışmadan doğrudan etkilenmeye başladığını gösteriyor. Uluslararası toplum, sivil kayıplar ve altyapı hasarına ilişkin endişelerini sürdürürken, her iki taraf da karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Özellikle enerji tesislerinin vurulması, küresel enerji piyasaları ve bölgesel istikrar açısından yakından izleniyor.
Rusya39 olay4 sa önce - Ortak aktörcanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail46 olay15 sa önce - Ortak aktörcanlı
Bannu'da barış jirgası yol açma ve huzur talep etti
Bannu'da toplanan bir barış jirgası, huzurun sağlanması, yolların yeniden açılması ve kamu şikayetlerinin giderilmesi talebinde bulundu. Jirga, taleplerin karşılanmaması halinde İslamabad veya Peşaver'de oturma eylemi yapılabileceği uyarısı yaptı. Topluluk temsilcileri polis barış komitesine tam destek verirken, sivil kıyafetli güvenlik görevlilerince vatandaşların alıkonulduğu iddialarından ciddi endişe duyduklarını ifade etti. Bölgede güvenlik durumu ve hareket kısıtlamalarıyla ilgili artan rahatsızlığı yansıtan bu çıkış, yerel halkın taleplerinin karşılanması için hem yerel hem de merkezi yönetime yönelik bir baskı unsuru oluşturuyor. Jirganın, diyalog çağrısıyla eş zamanlı olarak protesto seçeneğini gündeme getirmesi, sorunların çözümünde müzakereli yaklaşımla birlikte taban hareketliliğinin de rol oynayabileceğine işaret ediyor.
Pakistan1 olay1 gün önce