Global health reform cannot wait for a new world order. Middle powers must act now
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Brezilya gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 11 May- Diplomatik11 May 10:33
Global health reform cannot wait for a new world order. Middle powers must act now
Global health reform cannot wait for a new world order. Middle powers must act now Expert comment LToremark 11 May 2026 The World Health Assembly in Geneva presents a narrow window of opportunity for action to save multilateral cooperation on global health. Three things need to happen. The 79th World Health Assembly (WHA) – the decision-making body of the World Health Organization (WHO) – will take place in Geneva on 18–23 May amid major challenges to global health cooperation. The United States has withdrawn from WHO, leaving a $600 million funding gap and forcing WHO to cut its budget for 2026-27 by 20 per cent. Bilateral health deals under the America First Global Health Strategy are being signed across Africa and Asia, bypassing multilateral frameworks and transferring costs onto the partner countries without commensurate power. In February, WHO Director General Dr Tedros Adhanom Ghebreyesus described 2025 as potentially the most difficult in the organization’s history. Two recent speeches provide the clearest political diagnosis of the current international moment. On 5 March, Canada’s Prime Minister Mark Carney told the Australian parliament that the rules-based order is not in transition – it is in rupture. That same day – and building on Carney’s speech – Finland’s President Alexander Stubb opened the Raisina Dialogue by arguing that the Global South will decide what the next world order looks like, and that the West has one last chance to prove it is capable of dialogue rather than monologue. Although neither mentioned global health explicitly, both were talking about it. Related work The good, the bad, and the possible: What the America First Global Health Strategy means for Africa – and the world As global health diplomats head to Geneva, the question WHA79 must answer is not whether WHO needs reforming, but who will drive that reform, in whose interests and on what political basis. Although Carney and Stubb approach the issue from very different angles, they converge on a clear answer: middle powers must act with urgency – and Western middle powers must act in genuine partnership with the Global South. Carney’s argument is strategic: great powers can compel; middle powers can convene. But not every country can convene because convening power flows from trust, which is earned through consistency between stated values and demonstrated actions. In the global health context, this matters enormously. WHO has never had enforcement powers; its authority has always rested on the legitimacy conferred by member states who believe it acts in their collective interest. That legitimacy is now under structural pressure. A WHO seen as a residual institution – one that the powerful use when convenient and abandon when not – cannot perform its core functions of surveillance, standard-setting and emergency coordination. The middle powers who remain committed to it must therefore act not merely as supporters but as active co-architects of its renewal. Carney’s concept of ‘variable geometry’ is equally important for global health. Rather than waiting for a comprehensive multilateral settlement that may take years, middle powers should build different coalitions for different issues, based on shared values and common interests. This is not a retreat from multilateralism, Carney argues, but its evolution. For global health, the implication is direct. Issues such as pandemic preparedness, antimicrobial resistance, digital health governance and climate-health linkages each require a different coalition, moving at different speeds. The WHO reform process is necessary but slow. Variable-geometry coalitions can build the normative and financial infrastructure that a reformed global health architecture will eventually need to incorporate. The Framework Convention on Tobacco Control showed what is possible. Similar courageous steps must now be taken in other areas, such as negotiations on a pandemic agreement or possibly in relation to digital health. Stubb’s argument adds a political dimension to Carney’s intervention: the Global South cannot be a passive recipient of whatever order emerges – it is the decisive actor. The triangular contest he describes between a Global West, Global East and Global South is directly visible in WHO’s governing bodies. How Brazil, India, Indonesia, Nigeria, and South Africa engage at WHA79 – whether they drive the reform process or treat it as a Northern preoccupation – will shape the outcome far more than any European position paper. Stubb’s challenge to the West is blunt: stop treating engagement with the Global South as a communications exercise and start treating it as a power-sharing negotiation. The global health corollary is equally blunt: a reformed WHO governance structure that still reflects 1948 power distributions, rather than today’s distribution of disease burden and health capacity, will not be legitimate in the world that is now emerging. In his speech, Stubb called for concrete structural reform of global multilateral institutions: new permanent representation for Asia, Africa and Latin America in global institutions, not as a rhetorical concession but as a condition of legitimacy. Passivity is not a strategy, he said – a charge directed at Europe as much as anywhere. For the European and other Western middle powers who dominate WHO’s financing and governing bodies, this is uncomfortable but necessary. Being present is not the same as exercising leadership and showing willingness to cede structural power. Professing commitment to multilateralism while resisting the governance reforms that would make multilateral institutions genuinely representative is precisely the double standard that Stubb warns will cost the West its last chance.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörcanlı
Ukrayna’nın drone saldırıları Rusya’da can kaybına ve altyapı hasarına yol açtı
Ukrayna’ya ait insansız hava araçları Rusya’nın birden fazla bölgesinde hedeflere yönelik saldırı düzenledi. Volgograd bölgesinde bir kişi hayatını kaybederken, Saratov’da bir rafineri vuruldu, Yaroslavl’da ise endüstriyel yakıt depolama tesisleri drone enkazının isabet etmesi sonucu hasar gördü. Rus devlet ajansı TASS’ın ilk bildirimlerine göre, mahkeme binasına isabet eden bir drone olayında can kaybı yaşanmadı. Saldırılar, Ukrayna’nın savaşın seyrinde Rusya içlerindeki hedeflere yönelik vuruşlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti. Al Jazeera’nın haberine göre Saratov rafinerisi gibi kritik altyapı tesislerinin hedef alınması, çatışmanın ekonomik boyutunu öne çıkarıyor. Rus yetkililer, droneların büyük kısmının hava savunma sistemlerince etkisiz hale getirildiğini, ancak enkaz parçalarının sivil altyapıda hasara yol açtığını belirtti. Olaylar, taraflar arasındaki askeri gerilimin tırmandığını ve sivil bölgelerin de çatışmadan doğrudan etkilenmeye başladığını gösteriyor. Uluslararası toplum, sivil kayıplar ve altyapı hasarına ilişkin endişelerini sürdürürken, her iki taraf da karşılıklı suçlamalarda bulunuyor. Özellikle enerji tesislerinin vurulması, küresel enerji piyasaları ve bölgesel istikrar açısından yakından izleniyor.
Rusya315 olay4 sa önce - Ortak aktörcanlı
Çernobil’de nükleer yakıt tesisine Rus drone saldırısı: Ukrayna ‘kasıtlı’ diyor
Ukraynalı yetkililer, Çernobil Yasak Bölgesi'nde bulunan kullanılmış nükleer yakıt depolama tesisine bir Rus insansız hava aracının çarptığını duyurdu. Olayın ardından radyasyon seviyelerinin normal sınırlar içinde kaldığı bildirildi. Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, saldırıyı kritik altyapıyı hedef alan kasıtlı ve pervasız bir eylem olarak nitelendirirken, Kiev yönetimi Moskova'yı nükleer güvenliği tehlikeye atmakla suçladı. Bu gelişme, Rusya'nın savaş boyunca nükleer riskleri artıran eylemlerine bir yenisini ekliyor ve uluslararası toplumda nükleer felaket endişelerini yeniden gündeme getiriyor.
Rusya236 olay4 gün önce - Ortak aktör
Ankara Zirvesi: Ukrayna'ya Patriot Lisansı, İran Açıklamaları ve Trump'ın Gafları
Ankara'da toplanan NATO Liderler Zirvesi'nde tüm üyelerin eski %2 savunma harcaması hedefine ulaştığı, 2035'e kadar %5'lik yeni hedefin masada olduğu açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna'ya Patriot hava savunma sistemlerinin üretim lisansının verileceğini duyurdu ve Rusya'nın anlaşmaya istekli olduğunu öne sürdü. Zirve, Ukrayna'ya yönelik Uzun Vadeli Taahhütler ve Öncelikli İhtiyaç Listesi programı kapsamında yeni adımlara sahne oldu. Trump, İran savaşını "muazzam bir askeri başarı" olarak nitelerken, İran'ın kendisini hedef aldığı iddialarını yineledi ve "bu gece onları vuracakları" uyarısında bulundu. Basın toplantısında Japonya'yı "İran İslam Cumhuriyeti" diye anarak gaf yaptı. Öte yandan Katar'dan hediye edilen yeni Air Force One uçağının güvenliğiyle ilgili sorular gündeme geldi. Avrupalı müttefikler, Ukrayna'nın Rusya içindeki saldırılarının ardından Trump'ın beklenmedik biçimde Ukrayna yanlısı bir tona büründüğünü gözlemledi. Zirve devam ederken Rusya'nın balistik füze ve İHA saldırılarında en az 7 sivil öldü. ABD Savunma Bakanı'nın Ankara temasları sonrası İsrail ziyareti iptal edilirken, Türkiye'nin KFOR ve Deniz Muhafızı gibi misyonlarla NATO'nun kilit güvenlik aktörü rolü vurgulandı.
Türkiye81 olay10 Tem - Ortak aktör
NATO Ankara Zirvesi: Türkiye'nin Stratejik Yükselişi ve Savunma Vitrini
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, Türkiye'nin ittifak içindeki artan stratejik rolünü ve savunma sanayisindeki kabiliyetlerini gözler önüne serdi. Zirve sırasında düzenlenen 'Ankara'da Müttefikler' programı kapsamında 40'tan fazla ülkenin katılımıyla 70 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil eden toplantılar gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin askeri kabiliyetleri, stratejik konumu ve savunma sanayisi kapasitesiyle NATO'nun dönüşümünün merkezinde yer aldığını vurguladı. Zirve, ABD yaptırımları ve F-35 programı gibi konularda önemli sinyallere sahne oldu. Uzmanlar, Trump yönetiminin CAATSA yaptırımlarını kaldırma ve F-35 satışını yeniden gündeme getirme olasılığını stratejik bir pazarlığın parçası olarak değerlendirirken, Türkiye'nin S-400'lerden SAMP/T'ye uzanan savunma dönüşümü dikkat çekti. Hollanda Genelkurmay Başkanı, ABD'nin bazı askeri kabiliyetlerini geri çekmesiyle Türkiye'nin NATO'daki rolünün daha da büyüyeceğini öngördü. Diplomatik alanda ise Erdoğan, Srebrenitsa soykırımının tekrarlanmasını önleme konusunda Türkiye'nin kararlılığını yineledi ve Bosna Hersek'teki istikrarın Balkanlar için önemine vurgu yaptı. Zirve, Türkiye'nin küresel görünürlüğünü artırırken, ittifak içindeki ulusal çıkar çatışmaları ve transatlantik güven krizini de gündeme getirdi.
Türkiye66 olay15 Tem - Ortak aktör
NATO Zirvesi'nde Trump: İran Eleştirisi Sonrası Sıcak Kucaklama
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara'daki NATO zirvesinin sonunda müttefiklerine beklenmedik bir sıcaklık gösterdi. Daha önce, İran'a karşı yürüttüğü savaşta müttefiklerinin tutumunu sert bir dille eleştirmişti. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın hazır bulunduğu zirvede, Trump'ın İran savaşına yönelik memnuniyetsizliği ana gündem maddelerinden biriydi. Trump'ın sonradan sergilediği sıcak kucaklama, zirvenin kapanışında gerçekleşti. Bu ani tutum değişikliği, müttefikler arasındaki gerilimi bir ölçüde hafifletti. Zirve, ABD'nin İran politikası etrafında şekillenen tartışmalarla sona erdi.
ABD1 olay09 Tem - Ortak aktör
CHP'de Grup Toplantısı Krizi: Kurtulmuş'tan 'Parti Yönetmeliği' Vurgusu
Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) mutlak butlan kararı sonrası başlayan iç gerilim, TBMM'deki grup toplantısının akıbetini belirsizleştirdi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Meclis'in kendini mahkeme yerine koyamayacağını belirterek CHP'nin sorunu parti yönetmeliği ve iç dinamikleri çerçevesinde çözmesi gerektiğini söyledi. Kurtulmuş, çelişkinin giderilmesi için CHP Genel Başkanlığı'na yazı yazılacağını da duyurdu. CHP Grup Başkanı Özgür Özel ise partiden ayrılarak yeni bir siyasi oluşuma gitme niyetlerinin olmadığını, bu fikri yalnızca partinin seçime girme yeterliliğini kaybetmesi gibi 'felaket senaryosu' için değerlendirdiklerini açıkladı. Özel, kurultay sonuçlanması koşuluyla Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile müzakereye kapı araladı. Yaşananlar, ana muhalefet partisindeki liderlik krizinin Meclis çalışmalarına yansıma riskini ortaya koyarken, Kurtulmuş'un çıkışı kurumsal teamüllere dikkat çekiyor. Salı günü yapılıp yapılmayacağı merak edilen grup toplantısı, parti içi dengeler ve olası uzlaşı ihtimali açısından kritik bir sınav olarak görülüyor.
Afganistan7 olay08 Haz