Erdoğan'ın Osmanlı'ya Eğilimi ve Laiklik Mirası Tartışılıyor
Dawn gazetesinde yayımlanan 'Erdogan's tilt' başlıklı analiz, Türkiye'nin Müslüman kimliğinin niteliğini sorgulayarak başlıyor. Metin, Atatürk'ün Osmanlı hanedanını ülkeden çıkararak devleti ve toplumu laikleştirdiğini, bu süreçte 'Osmanlı' kavramının olumsuz bir anlam kazandığını hatırlatıyor. Bugünün Türklerinin bu laikleşme sonrasında Osmanlı'dan ne ölçüde koptuğu sorusu gündeme getiriliyor. Yazı, tarihsel kökenlere inerek Orta Asya'da Cengiz Han'ın baskıları sonucu Oğuz boylarının göç ettiğini ve bunların günümüz Türklerinin ataları olduğunu belirtiyor. Başlıktaki 'Erdoğan'ın eğilimi' ifadesi, analizin Türkiye'deki mevcut siyasi yönelimi, laik miras ile Osmanlı/İslamcı kimlik arasındaki gerilim bağlamında değerlendirdiğini gösteriyor. Verilen alıntı, politika ayrıntılarından çok tarihsel ve kavramsal bir çerçeve sunuyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Suudi Arabistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 6h ago- Political04 Sept, 12:41
Erdogan’s tilt
TURKIYE is Muslim. We know that. What kind? Ottoman? Do today’s Turks not stand de-Ottomanised? Ataturk had forced all royal Ottomans out of the country. And such was the power of Ataturk’s secularisation of state and society that Ottoman became a bad word. The problem is history. It began in Central Asia when Changez Khan’s depredations made the Oghuz tribesmen — the harassed ancestors of today’s Turks — move to western Anatolia for safety. Little would they know what glory awaited them in (one) western Anatolia, (two) in the Balkans, (three) in Southern Europe, (four) in Central Europe, (five) in Northern Europe, (six) in the Maghreb, (seven) in the ‘upper’ Middle East — from Iraq to Morocco — and finally (eight) in the Arabian peninsula. Also extending the Ottoman Empire to the confluence of the Mediterranean and the Atlantic was corsair Khairuddin Barbarossa. Turks also took the Crimean Khanate as a vassal state. With the Black Sea and the Dardanelles already under Ottoman control, Turkiye had all the strategic waterways at its disposal. Today, the Turks take pride in the fact that the Ottoman Empire was the only empire which had within its realm four cities which have no parallel in terms of imperial glory and religious sanctity — Makkah, Madinah, Jerusalem and Constantinople. Ataturk’s emphasis on Europeanisation was essentially a political move and was designed to emphasise to the peninsular Arabs and to his own people a ‘de-fraternisation’ process with the Arabs because of their revolt in support of the British-led Allies against the Ottoman government during WWI. The revolt was led by no less a figure than Hussain bin Ali, the Sharif and Emir of Makkah, appointed by the Ottoman sultan. This anger against the Arabs stayed for a while, for Turkiye was amongst the countries which were quick to recognise Israel. (Decades later, a Turkish president, Recep Tayyip Erdogan, would seek a warrant of arrest for Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu for genocide in Gaza.) Initially, the Turkish people could understand the reason behind Ataturk’s Europeanisation. However, after his death a section of the intelligentsia began to question what to them was an over-emphasis on Europeanisation. Soon, this found its way into politics and parliament, with the first opposition party, the Democratic Party, founded in 1946, assuming power in 1960. There is no space for details, but the army, considering itself the guardian of Ataturk’s legacy, overthrew the civilian government and hanged the first democratically elected prime minister, Adnan Menderes, after a bogus trial. (Pakistan had offered asylum to Menderes, but the Turkish military rejected it.) Turkiye’s military pact with Saudi Arabia and Pakistan is astonishing. In analysing Turkiye’s role in world affairs today, we have to ignore the decades preceding Erdogan’s entry into politics with his arrest in 1999 for reciting a politically provocative poem. He became prime minister in 2003 and president in 2014. What is astonishing today is Erdogan-led Turkiye’s plunge into a pan-Islamic military relationship with Saudi Arabia and Pakistan. According to the Makkah Defence Alliance, an attack on any of the three countries will mean an attack on all of them. So far Riyadh had avoided treaties of this nature and was mindful of its commitments to the US. To create a soft image for itself it encouraged arts and entertainment, and organised international sports events. The three-power pact, however, has created a new image for Saudi Arabia — that of a military power. In its editorial, Dawn saw the treaty against the background of the US-Iran war and called it a “symbolic pact.” One must congratulate the genius who thought of the three-power pact, because none of them really expects an attack from a fourth country. Pakistan knows India is aware of the China factor and limits its mischief against Pakistan as the conflict in May 2025 shows. Turkiye is a Nato member, and attacking it means provoking the world’s strongest military alliance. What conclusions do we then draw from this poser? Frankly, two of the three powers — Saudi Arabia and Turkiye — have a triumphant grin. They seem to think: “Look, we are great on our own. We are not appendages. We do not need others for survival.” The alliance’s official stance is that it’s a defensive pact according to Article 51 of the UN Charter. The Saudi government also betrays a feeling it had for long — that it was not satisfied with America’s security guarantees against Iran. More problematic are rockets fired by Iran on American bases in Saudi Arabia. There are other complicated issues, like Pakistan’s nuclear assets. Is it the duty of the other two partners to ensure their security? The joy over the three-power pact disappears when you consider its implications. The writer is Dawn’s External Ombudsman and an author. Published in Dawn, September 4th, 2026
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
FEWS NET: Çatışma Tırmanışı Geçim Kaynaklarını ve Piyasaları Olumsuz Etkiliyor
FEWS NET'in yayımladığı analiz, son dönemde çatışmalardaki tırmanışın geçim kaynakları ve piyasa işleyişi üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ortaya koyuyor. Ağustos 2026 itibarıyla gıda güvencesi koşullarındaki mevcut anomaliler, Ocak 2027'ye kadar uzanan projeksiyonlarla birlikte değerlendiriliyor. Raporda, çatışmanın pazarlara erişimi kısıtladığı, hanelerin gelir kaynaklarını zayıflattığı ve akut gıda güvensizliği riskini artırdığı belirtiliyor. Analizde, mevcut gıda güvencesi anomalilerine ek olarak, Ocak 2027'ye kadar geçerli olacak güncellenmiş varsayımlar ve akut gıda güvensizliği projeksiyonları sunuluyor. Bu tırmanış, yerel piyasaların işlevselliğini bozarak temel gıda maddelerine erişimi zorlaştırıyor ve hanelerin satın alma gücünü düşürüyor. FEWS NET, raporun ekinde analizde kullanılan kanıt kaynaklarına ve mevsimsel takvime ilişkin güncellemelere de yer veriyor.
Suudi Arabistan2 olay23 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail muhalefetinden nükleer anlaşmaya 'siyasi felaket' tepkisi
Eski İsrail Başbakanı ve ana muhalefetteki Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid, ABD ile Suudi Arabistan arasında imzalanan nükleer anlaşmayı 'İsrail dış politikasının tarihindeki en büyük ve en tehlikeli başarısızlıklardan biri' olarak nitelendirdi. Lapid'in açıklaması, İsrail muhalefetinin anlaşmaya yönelik sert tepkisini ortaya koyuyor. Lapid'in bu çıkışı, ABD-Suudi Arabistan nükleer mutabakatının İsrail iç siyasetinde yarattığı tartışmayı yansıtıyor. Ana muhalefet lideri, anlaşmayı dış politika tarihindeki en tehlikeli başarısızlıklardan biri olarak tanımlayarak sürece ilişkin ciddi bir uyarıda bulundu.
Suudi Arabistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Yemen'de Çatışma Dinamikleri Değişirken İthalat Maliyetleri Fiyat Baskısını Artırıyor
FEWS NET'in değerlendirmesine göre, Yemen'de çatışma dinamiklerindeki değişim ve artan ithalat maliyetleri fiyat baskılarını yükseltiyor. Rapor, Hudeyde, Hacce ve Taiz illerinde Ocak 2027'ye kadar Acil Durum (IPC Faz 4) gıda güvencesizliğinin süreceğini, diğer bölgelerde ise Kriz (IPC Faz 3) koşullarının yaygın olduğunu belirtiyor. Temmuz ayında kurak sezonun başlaması tarımsal iş gücü fırsatlarını azaltıyor. Bu tablo, ithalat bağımlılığı yüksek olan Yemen'de tedarik zinciri aksaklıkları ve kur dalgalanmaları gibi unsurların gıda fiyatlarını yukarı çekmesiyle hane halkının satın alma gücünü zayıflatıyor. Çatışma dinamiklerindeki kaymalar insani erişimi ve piyasa işleyişini etkilerken, tarım sezonundaki daralma kırsal gelirleri sınırlıyor. Bu koşullar, özellikle kuzeybatıdaki üç ilde akut gıda güvensizliğinin sürmesine yol açıyor.
Suudi Arabistan1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemi
Erdoğan'dan AK Parti'nin 25. yılına özel makale: 5 maddelik hedef
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla kaleme aldığı "AK Parti, Milletle Birlikte Yazılan Çeyrek Asırlık Dönüşüm Hikayesi" başlıklı makalede, partinin kuruluşundan bu yana izlediği vizyonu ve hedefleri anlattı. Makale, Suudi Arabistan merkezli Al Arabiya'da yayımlandı. Erdoğan makalede, 25 yıl önce AK Parti'yi kurarken Türk milletiyle birlikte Türkiye'nin geleceğini yeniden şekillendirecek uzun soluklu bir yürüyüş başlatıldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın makalesinde, partinin 25. yılı kapsamında beş maddelik bir hedef listesine yer verildiği bildirildi. Makalenin Al Arabiya gibi bölgesel bir mecrada yayımlanması, AK Parti'nin uluslararası kamuoyuna yönelik mesajını da yansıtıyor.
Suudi Arabistan2 olay14 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
Pakistan, BM Güvenlik Konseyi'nde Gazze ateşkesini sorguladı
Pakistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) yaptığı konuşmada Gazze'de ilan edilen ateşkesin sahadaki durumla çeliştiğini savundu. Pakistan temsilcisi, ateşkesin duyurulmasından bu yana 1.200'den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü belirterek, 'Ateşkesin sürdüğü söyleniyorsa saldırılar nasıl devam ediyor ve siviller nasıl ölüyor?' sorusunu yöneltti. Bu açıklama, Gazze'deki ateşkesin uygulanabilirliği ve tarafların taahhütlerine uyup uymadığı konusundaki uluslararası endişeleri gündeme taşıdı. Pakistan'ın BMGK'deki çıkışı, ateşkesin ilanına rağmen çatışmaların ve sivil kayıpların sürdüğüne işaret eden diplomatik bir uyarı niteliği taşıyor.
Suudi Arabistan1 olay27 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
Trump, nükleer anlaşma için Suudi-İsrail normalleşme şartını sürdürüyor
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Suudi Arabistan ile Temmuz ayında imzalanan nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Riyad yönetiminin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi şartını sürdürdüğü iddia edildi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Trump, bu koşulu koruyor. Haberde, söz konusu nükleer anlaşmanın yürürlüğe girmesinin Suudi Arabistan'ın İsrail ile normalleşme adımı atmasına bağlı olduğu belirtiliyor. Bu iddia, ABD'nin Orta Doğu'daki nükleer iş birliği ile Suudi-İsrail normalleşme sürecini aynı çerçevede değerlendirdiğine işaret ediyor.
Suudi Arabistan1 olay26 Ağu