İletişim Başkanı Duran, İsrailli Bakanın Mescid-i Aksa Baskınını Kınadı
Türkiye İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsrailli bir bakanın yanında aşırılık yanlısı gruplarla Mescid-i Aksa’ya düzenlediği ziyareti şiddetle kınadı. Altun, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, söz konusu eylemi 'provokatif baskın' olarak nitelendirerek Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini hedef alan hiçbir girişimin kabul edilemeyeceğini vurguladı. Ziyaret, İsrail’deki aşırı sağcı kesimlerin kutsal mekâna yönelik tek taraflı adımlarının son örneği olarak görülüyor. Altun, Netanyahu hükümetinin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü aşındırma çabalarının başarıya ulaşamayacağını ifade etti. Mescid-i Aksa, Müslümanlar için en kutsal üç mekândan biri olarak büyük hassasiyet taşıyor ve buradaki her türlü hareketlilik bölgesel gerilime yol açabiliyor. Türkiye, uzun süredir Filistin meselesi ve Kudüs’ün statüsü konusunda diplomatik girişimlerde bulunuyor. Altun’un açıklaması, Ankara’nın Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallere karşı tepkisini ortaya koyarken, İsrail ile ilişkilerde yeni bir gerilim noktası oluşturma riski taşıyor. Baskın, bölgede şiddet olaylarını tetikleme potansiyeli nedeniyle uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 23 Jul- Political23 Jul, 17:18
İletişim Başkanı Duran: İsrailli bakanın Mescid-i Aksa'ya gerçekleştirdiği provokatif baskını şiddetle kınıyorum
Duran, NSosyal hesabından Mescid-i Aksa'ya yapılan saldırıya ilişkin yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti: "İsrailli bir bakanın, beraberindeki aşırılık yanlısı grupla birlikte Mescid-i Aksa’ya gerçekleştirdiği provokatif baskını şiddetle kınıyorum. Mescid-i Aksa’nın kutsiyetini hedef alan hiçbir girişim kabul edilemez. Soykırımcı Netanyahu hükümetinin Kudüs’ün tarihî ve hukuki statüsünü aşındırmaya yönelik bu tür tek taraflı adımları, bölgedeki gerilimi daha da artırmakta ve kalıcı barış umutlarına zarar vermektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta ifade ettiği üzere, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın tarihi statüsünün korunması yalnızca bölgesel değil, uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye olarak, Filistin halkının meşru haklarını ve Kudüs'ün uluslararası hukuk temelindeki haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Türkiye, İsrailli Bakan'ın Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini en güçlü biçimde kınadı
Milliyet - Political23 Jul, 20:20
TBMM Başkanı Kurtulmuş’tan Mescid-i Aksa'ya yapılan baskına kınama
Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şu değerlendirmelerde bulundu: "Katliamcı Netanyahu çetesinden bir bakanın provokatif bir grupla birlikte Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'ya düzenlediği alçakça baskını lanetliyorum. Bu hukuk tanımaz saldırganlık, İslam aleminin kutsal değerlerine yönelik kasıtlı bir tahriktir. Mescid-i Aksa'nın kutsiyetini hedef alan, Kudüs'ün tarihi ve hukuki statüsünü yok sayan bu kural tanımazlık asla kabul edilemez. Soykırım çetesi Netanyahu hükümetinin bu pervasız adımı, Filistin topraklarındaki işgal ve ilhak siyasetinin 'insanlık cephesi' tarafından artık kesin ve kararlı bir şekilde durdurulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Netanyahu ve çetesi derhal durdurulmalı, uluslararası toplum sözle yetinmeyerek İsrail'in saldırganlığını önleyecek somut tedbirleri hayata geçirmelidir." Kudüs'ün ve Mescid-i Aksa'nın sahipsiz olmadığını belirten Kurtulmuş, başkenti Kudüs olan, "nehirden denize özgür bir Filistin devleti" kuruluncaya kadar mazlum Filistin halkının yanında kararlılıkla durmaya devam edeceklerini vurguladı. AK Parti Sözcüsü Çelik, Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlenmesini kınadı Türkiye, İsrailli Bakan'ın Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlemesini en güçlü biçimde kınadı
Milliyet - Political23 Jul, 20:47
Türkiye dahil 8 ülke, İsrailli bakanların öncülüğünde Mescid-i Aksa baskınlarını "en güçlü biçimde" kınadı
Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, aşırılıkçı İsrailli bakanların öncülüğünde ve İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimcilerin Mescid-i Aksa'ya yönelik kitlesel baskınlarını "en güçlü biçimde" kınadı. Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, İsrail'in Mescid-i Aksa'ya yönelik eylemlerine ilişkin ortak açıklama yayımladı. Açıklamada, "Türkiye, BAE, Endonezya, Katar, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan ve Ürdün dışişleri bakanları, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'te İsrail'in neden olduğu tırmanmayı, özellikle aşırılıkçı İsrailli bakanların öncülüğünde ve İsrail güvenlik güçlerinin koruması altında yerleşimcilerin Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'e yönelik devam eden kitlesel baskınlarını, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in avlusunda İsrail bayrağı açılmasını, İsrail polisi tarafından iki çadır kurulmasını ve diğer tüm tahrik edici eylemleri en güçlü biçimde kınamaktadır." ifadesine yer verildi. "İSRAİL'İN EYLEMLERİ PROVOKATİF VE KABUL EDİLEMEZ" Bakanların, bu provokatif ve kabul edilemez eylemlerin uluslararası hukukun, ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının ve işgal altındaki Doğu Kudüs'teki kutsal mekanların tarihi ve hukuki statükosunun açık ihlalini teşkil ettiğini vurguladığı açıklamada, İsrailli aşırılıkçı bakanlar ve gruplar tarafından gerçekleştirilen yasa dışı ve aşırılıkçı tahrikler, baskın çağrıları ve şiddet eylemleri en güçlü biçimde kınandı. Açıklamada, söz konusu provokatif eylemlerin nefret ve aşırılıkçılığı körüklediği ve iki devletli çözüm temelinde adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik çabaları sekteye uğrattığı uyarısında bulunuldu. Kudüs Eski Şehri'ne ve buradaki ibadet mekanlarına erişime getirilen kısıtlamalar ile Eski Şehir'deki diğer ibadet yerlerine yönelik ayrımcı ve keyfi erişim engellerinin, uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukukun açık bir ihlalini ve tarihi ve hukuki statükoyu değiştirmeye yönelik hukuksuz bir girişimi teşkil ettiği kaydedildi. Bakanların, İsrail'in işgal altındaki Kudüs ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığını belirttiği açıklamada, "işgalci güç" olan İsrail'in, işgal altındaki Doğu Kudüs'ün tarihi, hukuki ve demografik yapısını değiştirmeyi ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının kutsiyetini ve statüsünü zayıflatmayı amaçlayan sistematik ihlal ve uygulamaları kınandı. KUDÜS'TEKİ DURUM Açıklamada bakanlar, Kudüs'ün ve buradaki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarının tarihi ve hukuki statükosunu değiştirmeye yönelik her türlü girişimi kesin bir şekilde reddettiklerini yinelerken, bu çerçevede "tarihi Haşimi hamiliğinin" özel rolünü tanıyarak söz konusu statükonun korunmasının önemi vurgulandı. Ortak açıklamada, 144 dönümlük alanı kapsayan Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in münhasıran Müslümanlara ait bir ibadet mekanı olduğu; Ürdün Evkaf ve İslami İşler Bakanlığına bağlı Kudüs Evkaf ve Mescid-i Aksa İşleri Dairesinin, Mescid-i Aksa/Harem-i Şerif'in idaresi ve buraya girişlerin düzenlenmesi konusunda münhasır yetkiye sahip tek hukuki merci olduğu yinelendi. Açıklamada, "işgalci güç olan" İsrail'i, Kudüs Eski Şehri'ne yönelik erişim kısıtlamalarını derhal kaldırmaya ve Müslümanların Mescid-i Aksa'ya erişimini engelleyen uygulamalara son vermeye çağıran bakanlar, uluslararası toplumu, İsrail'i Kudüs'teki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik devam eden ihlal ve yasa dışı uygulamalarına, ayrıca bu kutsal mekanların dokunulmazlığını ihlal eden eylemlerine son vermeye zorlayacak kararlı bir tutum benimsemeye davet etti. İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, polis koruması ve fanatik Yahudilerin eşliğinde işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya yine baskın düzenlemişti.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Türkiye ve 7 Ülkeden İsrailli Bakanların Açıklamalarına Kınama
Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanları, İsrailli yetkililer Ben-Gvir ve Katz'ın Filistinlilerin Gazze'den zorla çıkarılmasına yönelik açıklamalarını ortak bir bildiriyle kınadı. Açıklamada, Filistinlileri topraklarından etmeyi amaçlayan plan ve mekanizma önerilerinin reddedildiği vurgulandı. Sekiz ülkenin eş zamanlı tavrı, bölgede Filistinlilerin yerinden edilmesine karşı diplomatik cephenin genişlediğine işaret ediyor. Ben-Gvir ve Katz'ın ifadeleri uluslararası tepki çekerken, bu ortak açıklama söz konusu ülkelerin Gazze'deki Filistinlilerin statüsüne ilişkin benzer pozisyonları paylaştığını gösteriyor.
İsrail1 olay14 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrailli komiserin kapalı toplantıdaki 'haydut devlet' uyarısı
Milliyet'in Yediot Ahronot'a dayandırdığı habere göre İsrailli komiser Daniel Levi, kapalı bir görüşmede Batı Şeria'da toprak gasbeden İsraillilerin uyguladığı şiddet ve işlediği etnik suçların İsrail'in dünyadaki imajına zarar verdiğini söyledi. Levi, küçük bir grubun tek hedefinin Filistinlilere saldırmak olduğunu belirterek bunun sonucunda dünyanın İsrail'i 'haydut ve cani devlet' olarak gördüğünü ifade etti. Açıklama, İsrail içinde Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ve bunun uluslararası algı üzerindeki etkisine ilişkin tartışmaları gündeme getirdi. Kapalı oturumda dile getirilen değerlendirmenin, İsrail'in diplomatik konumunu ve bölgedeki güvenlik politikalarını etkileyebilecek bir iç uyarı niteliği taşıdığı aktarıldı.
İsrail1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Kudüs'te İsrailli Aktivistlerden AB'ye: Sessizlik Suç Ortaklığıdır
28 Ağustos'ta Doğu Kudüs'teki Avrupa Birliği temsilciliği önünde toplanan yaklaşık bir düzine İsrailli aktivist, Gazze'deki savaşa ilişkin AB'nin daha güçlü bir tutum almasını talep etti. Protestoda 'Sessizlik suç ortaklığıdır' sloganı öne çıktı. Eylem, İsrail toplumu içinde Gazze savaşına yönelik eleştirel seslerin varlığını gösteriyor ve uluslararası aktörlere yönelik baskı oluşturmayı hedefliyor. Aktivistlerin çağrısı, AB'nin Gazze konusundaki diplomatik rolüne dair beklentileri yansıtıyor. Uluslararası toplumun bölgedeki gelişmelere tepkisi sürerken, İsrail toplumu içinden yükselen bu tür sesler, savaşın toplumsal etkilerinin derinliğini ortaya koyuyor. Doğu Kudüs'teki gösteri, sivil toplumun uluslararası kurumlar üzerinde baskı oluşturma çabasının bir örneği olarak kaydedildi.
İsrail2 olay28 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
İsrailli bakan, Arap bölgelerini Yahudileştirme planını açıkladı
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Perşembe günü Kudüs'te yaptığı açıklamada, ülkenin Arap nüfusunun yoğun olduğu iki bölgesinde Yahudi nüfusunu önemli ölçüde artırmayı öngören parti planını duyurdu. Smotrich, planın işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşim inşasını 'devrim' olarak nitelendirdiği süreci örnek alacağını söyledi. Seçimlerin yaklaştığı bir dönemde ortaya atılan plan, İsrail içindeki Arap topluluklarına yönelik demografik hedefleri gündeme getiriyor. Açıklamada hedef bölgelerin adları veya uygulama takvimi gibi ayrıntılara yer verilmedi.
İsrail1 olay28 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
Lübnan'da ilhak sinyali, Batı Şeria'da iki genç öldü, ABD elçisi 'terörist' dedi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, işgal altındaki Lübnan topraklarına yaptığı ziyarette Hizbullah tehdit oluşturdukça güneyden çekilmeyeceklerini söyledi ve bazı Hristiyan köylerin İsrail'e ilhak talebinde bulunduğunu iddia etti. Ateşkes mutabakatına rağmen İsrail insansız hava araçları Lübnan'ın güneyinde saldırılar düzenledi; Nabatieh al-Fawqa'da iki kişi öldü, bir İsrail askeri de çatışmada yaralandı. Batı Şeria'nın el-Muğayyir köyünde yerleşimciler ve İsrail askerlerinin baskınında iki Filistinli genç öldürüldü, köy yerle bir edildi. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, yerleşimci şiddetini 'terör eylemi' olarak nitelendirerek bu tür eylemleri 'terörist' olarak tanımladı ve Filistinli Amerikalılarla görüştü. Demokrat Temsilci Ro Khanna ise Batı Şeria ziyaretinde yerleşimciler tarafından alıkonulduğunu açıkladı. İsrail polis şefi Danny Levy de yerleşimci saldırılarının ülkenin uluslararası imajına zarar verdiği uyarısında bulundu.
İsrail186 olay10 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Lübnan'da 2023'ten bu yana İsrail saldırılarında 9 bine yakın ölü
Al Jazeera'nın haberine göre, 2023'ten bu yana İsrail'in Lübnan'a düzenlediği saldırılarda yaklaşık 9 bin kişi hayatını kaybetti. Aynı dönemde sağlık çalışanları da yoğun şekilde etkilendi; 2 Mart'tan bu yana ambulans ekiplerine yönelik 179 saldırı kaydedildi ve bu saldırılarda 179 sağlık çalışanı yaşamını yitirdi. Bu veriler, İsrail-Lübnan hattındaki çatışmaların sivil nüfus ve sağlık altyapısı üzerindeki ağır sonuçlarını ortaya koymaktadır. Sağlık personeline yönelik saldırılar, çatışmanın insani boyutunun derinleştiğini göstermektedir. Olaylara ilişkin tarafların resmî açıklamaları veya bağımsız doğrulama henüz paylaşılmadı.
İsrail10 olay10 sa önce