Trump: Hürmüz Boğazı Açık, İran’ı Sert Vurduk
ABD Başkanı Donald Trump, Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’ın ani ölümünün ardından NBC News’e verdiği mülakatta, Graham’ı “aileden biri” olarak niteledi. Aynı röportajda Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve ABD’nin bir gece önce İran’ı sert şekilde vurduğunu açıkladı. Trump’ın bu sözleri, İran’la tırmanan gerilimin ortasında geldi. Dünya petrol trafiğinin kritik geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nın statüsüne yapılan vurgu, bölgedeki güvenlik kaygılarını yansıtıyor. ABD’nin İran’a yönelik askeri hareketliliğine dair önceki raporlarla birleştiğinde, bu açıklama Washington’un caydırıcılık stratejisinin bir parçası olarak okunabilir. Yirmi yıldan uzun süredir Senato’da görev yapan ve dış politika alanında etkili bir isim olan Graham’ın vefatı da röportajın gündemindeydi. Trump’ın kişisel taziye mesajı, iki siyasetçi arasındaki yakın ilişkiyi ortaya koyarken, aynı anda gündeme gelen İran vurgusu, ABD’nin bölgesel angajmanının sürdüğüne işaret ediyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 5h ago- Security12 Jul, 13:38
Trump: Hürmüz Boğazı açık, dün gece onları fena vurduk
ABD Başkanı Trump, Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham'ın ani ölümünün ardından NBC News'e verdiği mülakatta, Graham'ın kendisi için "aileden biri" gibi olduğunu belirtti. Trump, Hürmüz Boğazı'nın açık olduğunu ve ABD'nin İran'ı sert bir şekilde vurduğunu açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, Güney Carolina eyaletine yirmi yılı aşkın bir süre boyunca hizmet eden, ABD dış politikasının şekillenmesinde kritik roller üstlenen ve ulusal tartışmaların merkezinde yer alan Senatör Lindsey Graham'ın ölümünün ardından NBC News yayınına telefonla bağlanarak taziye dileklerini kabul etti ve Graham'ın mirasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "HER BAKIMDAN BENZERSİZ BİR İNSANDI" Başkan Trump, mülakatın başında duyduğu derin üzüntüyü ifade ederek "Onu kaybetmek gerçekten çok zor. Harika bir insandı. Aslında her bakımdan benzersiz bir şahsiyetti" dedi. Sunucunun ölüm haberini aldığında verdiği ilk tepkiyi sorması üzerine Trump, vefattan hemen önceki saatlerde gerçekleştirdikleri son telefon görüşmesini anlattı. Trump, son görüşmeye dair şu detayları paylaştı: "Durumu daha da tuhaf kılan şey, dün akşam saat yedi sularında ondan bir telefon almış olmam. Beni aradı ve 'Save America Act' yasası için her şeyin hazır olduğunu söyledi. Bu yasa tasarısının geçmesi için adeta çılgınlar gibi çabalıyordu. Ukrayna'dan henüz yeni indiğini belirtti. Ben de ona 'Bu gerçekten çok uzun bir yolculuk' dedim. Sesinde hafif bir yorgunluk vardı ama bunun dışında tamamen kusursuz durumdaydı. Elbette yorgun olmaya hakkı vardı, o tam anlamıyla bir iş kolikti. Gerçekten durmaksızın çalışırdı ama telefonda sesi harika geliyordu. Yorgun olduğunu kabul etmekle birlikte tek odaklandığı şey yasa tasarısını meclisten geçirmekti. Ben de ona 'Bunu başaracağız Lindsey, bu işi çözeceğiz, yakında görüşürüz' dedim. Hatta bugün bir araya gelebileceğimizi düşünmüştük." Trump, bu görüşmenin dostunun son konuşması olabileceğini ifade ederek "Bu konuşma, onun yaptığı son telefon görüşmesi olabilir, tam olarak bilemiyorum. Gece saat bir sularında ofisindeki yetkililerden birinden vefat ettiğine dair bir mesaj aldım. İnanmakta zorlandım. Benim için aileden biri gibiydi, gerçekten çok zor bir durum" sözleriyle yaşadığı sarsıntıyı dile getirdi. "DEMOKRATLAR VE CUMHURİYETÇİLER ARASINDA KÖPRÜ KURARDI" Senatör Graham'ın güçlü bir savunucu ve benzersiz bir müzakereci olduğunu vurgulayan Trump, onun iki parti arasındaki uzlaştırıcı rolüne dikkat çekti. Trump, bu konuda şu ifadeleri kullandı: "Eğer bir şeyi elde etmek istiyorsa bunu başarırdı, çok özel bir yeteneği vardı. Demokratlar ve Cumhuriyetçilerle aynı anda çalışabilen ender insanlardandı. Bir sorun yaşadığımda, gerçekten çözülmesi zor bir problem olduğunda ki bunu sık sık yapmazdım ama bir Demokrat ile sorun yaşadığımda bunu Lindsey aracılığıyla çözebilirdim. O gerçekten çok büyük bir siyasetçiydi. İşini aşkla yapardı." Trump, Graham'ın siyaset sahnesindeki varlığından büyük bir haz aldığını ve yaklaşan seçimleri açık ara kazanmasının beklendiğini aktardı. Graham'a verdiği erken desteğe değinen Trump, aralarındaki dostluğa ilişkin şunları söyledi: "Onun gibi başka biri yoktu. Siyasetçi olmayı çok severdi ve kendi eyaletindeki seçimi de büyük bir farkla kazanacaktı. Ona çok erken bir dönemde destek vermiştim ve büyük bir zafer elde edecekti, işi neredeyse garantiydi. Siyaseti o kadar çok seviyordu ki ona 'Sana destek veriyorum çünkü kazanmak zorundasın, eğer senatör olmasaydın hayata nasıl tutunurdun bilmiyorum' demiştim. Bazı insanlar kaybettikten sonra başka işlere yönelebilir ama onun başka bir şey yaptığını hayal bile edemiyordum. Senatör olmasaydı ne kadar yaşayabilirdi emin değilim. Ve bakın ne oldu; tam da büyük bir zaferin arifesindeydi. Halk onu çok severdi, herkes severdi. Elbette bazı düşmanları da vardı, o oldukça çetin bir cevizdi, bunu yanlış anlamayın. İnandığı bir dava uğrunda karşısında birileri durduğunda son derece sert ve tavizsiz olabilirdi. Ancak tüm bunların ötesinde, o çok iyi bir insandı." "ÖLÜMÜ ÇOK HIZLI VE ANİ OLDU" Senatörün ölüm nedenine ilişkin ayrıntıların sorulması üzerine Trump, son görüşmesinde olağanüstü bir sağlık sorununa dair hiçbir işaret almadığını belirtti. Trump, sürece dair bilgileri şu sözlerle aktardı: "Bana sadece biraz yorgun olduğunu söyledi. Çok uzun saatler süren bir yolculuktan dönmüştü. Anladığım kadarıyla polis ve acil servis ekipleri akşam saat 19.30 ile 20.00 sularında evine intikal etmiş. Dolayısıyla son telefon görüşmemizden hemen sonra bu durum gerçekleşmiş olmalı. Kendisini iyi hissettiğini, sadece yorgun olduğunu söylemişti. Onu çok iyi tanırdım, eğer kendisini kötü hissetseydi bunu mutlaka dile getirirdi. Sağlığının iyi olmadığı günlerde bunu açıkça söylerdi. Ancak bu sefer gayet iyiydi." Ekiplerin eve ilk olarak kalp durması ihbarıyla çağrıldığının hatırlatılması üzerine Trump, ölümün ani bir kalp krizinden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirdi. Trump, "Büyük olasılıkla böyle bir durum yaşandı. Çünkü onunla konuştuğumda, bu olaydan sadece dakikalar öncesi olmalı, yorgunluk dışında hiçbir şikayeti yoktu. Dolayısıyla her şeyi hızlıca sonlandıran böyle ani bir durum gerçekleşmiş olmalı. Belki de bu, bir insan için en kötü gidiş yolu değildir" ifadelerini kullandı. "BRETT KAVANAUGH SAVUNMASI KONGRE TARİHİNİN EN BÜYÜK KLASİKLERİNDENDİ" Başkan Trump, Lindsey Graham'ın siyasi kariyerindeki en unutulmaz anlardan birinin, Yüksek Mahkeme Yargıcı Brett Kavanaugh'nun adaylık sürecindeki tarihi savunması olduğunu belirtti. Trump, Graham'ın bu duruşunu şu sözlerle övdü: "Brett Kavanaugh konusundaki duruşu, ABD Senatosu tarihinin en büyük klasiklerinden biridir. Kongre tarihinde eşine az rastlanır bir savunma yaptı ve Brett'i muazzam bir şekilde savundu. Eğer Lindsey o gün o çıkışı yapmasaydı, Brett Yüksek Mahkeme üyeliğine seçilemeyebilirdi. Ona çok haksız ve gaddarca davranıyorlardı. İyi bir insana yapılan bu adaletsizlik karşısında Lindsey, Senato'da adeta öfkeden patladı. Çok duygusal ve güçlü bir an yaşandı. Bu duruşun, Brett Kavanaugh'nun Yüksek Mahkeme'ye yükselişini kurtardığına inanıyorum. Lindsey, Demokratların Brett'e karşı yürüttüğü bu haksız kampanyaya o kadar çok öfkelenmişti ki orada kimsenin kolay kolay sergileyemeyeceği bir duruş ortaya koydu." Mülakat esnasında iki siyasetçinin geçmişteki rekabeti de gündeme geldi. Sunucu, 2015 yılındaki başkanlık yarışı döneminde rakip olan ikilinin daha sonra nasıl bu kadar yakın müttefik haline geldiğini sordu. Trump, bu değişimin karşılıklı saygı temelinde geliştiğini belirterek şunları kaydetti: "Seçim kampanyası sürecinde onu yakından tanıma fırsatım oldu. Daha önce sadece bir veya iki kez karşılaşmıştık. Güney Carolina'ya gittiğimde seçimi çok büyük bir farkla kazandım. Herkesi geride bırakarak eyaleti domine ettim. Lindsey bu duruma saygı duydu ve bunu takdir etti. Sonrasında aramızda bir arkadaşlık başladı ve bu dostluk zamanla büyüdü. O inanılmaz bir savunucuydu. Onun gibisini bulmak imkansızdır. Düşünün, saatler süren o uzun uçak yolculuğunun hemen ardından beni arayıp 'Save America Act' hakkında konuşuyor. Bu yasanın geçeceğine tüm kalbiyle inanıyordu. Onun kaybı, bu yasa tasarısı için de çok büyük bir darbe oldu." Trump, dostuyla yaptığı son konuşmada birbirlerine "Yakında görüşürüz" dediklerini paylaştı. Graham'ın Beyaz Saray'ı sık sık ziyaret ettiğini söyleyen Trump, "Onu severdim ve her zaman kapım açıktı. Bunu herkes için yapamazsınız. O, Senato'nun adeta sıcaklık ölçeri gibiydi. Çoğu Demokrat ondan hoşlanırdı, Cumhuriyetçilerin ise neredeyse tamamı onu severdi. Herkesle geçinmeyi bilirdi ama aynı zamanda çetin bir mücadeleciydi. İnsanlar onun ne kadar yetenekli bir siyasetçi olduğunu tam olarak idrak edemiyor olabilir. Bir tasarıyı onaylatmak için insanları kolayca kendi safına çekebilirdi. Çok az insanda bu seviyede bir yetenek gördüm" dedi. GÜNEY CAROLINDAKİ YENİ SENATÖR ATAMASI Senatör Graham'ın koltuğunun nasıl doldurulacağı ve eyalet valisinin geçici olarak kimi atayacağı yönündeki soru üzerine Trump, halihazırda aklında çok güçlü bir ismin olduğunu ancak vefatın hemen ardından bunu telaffuz etmeyi doğru bulmadığını belirtti. Trump, Güney Carolina Valisi Henry McMaster ile olan yakın ilişkisine de değinerek süreci şöyle özetledi: "Aklımda bu görev için harika olacağını düşündüğüm bir isim var ama Lindsey'nin vefatının üzerinden henüz çok kısa bir süre geçmişken bunu konuşmak istemiyorum. Eyalet valisi benim çok yakın bir dostumdur. Kendisine geçmişte büyük destek verdim. O da 2016 yılında, henüz bu işlere yeni girdiğim dönemde beni ilk destekleyenlerden biri olmuştu. Çok güçlü bir destek vermişti, ben de daha sonra bunun karşılığını verdim. O dönem görevde olan ve çok da başarılı bulmadığım bir yetkiliyi Birleşmiş Milletler temsilciliğine kaydırarak Henry McMaster'ın vali olmasının önünü açtım. Henry gerçekten harika bir vali oldu. Şimdi görev süresinin sonuna yaklaşıyor ancak bu konuda en doğru kararı vereceğine inanıyorum." Trump, Güney Carolina'daki yasal prosedür gereği geçici atamanın ardından yakın zamanda bir ara seçim yapılacağını belirterek "Her eyaletin kuralları farklıdır ancak nihayetinde bir seçim düzenlenecek. Adaylar çıkacaktır, bazıları iyi bazıları ise yetersiz olacaktır. Benim de destekleyeceğim bir isim var fakat bunu açıklamak için henüz çok erken" dedi. "HÜRMÜZ BOĞAZI AÇIK" Mülakatın ilerleyen bölümlerinde sunucu, vefat eden Senatör Graham ile hafta içinde gerçekleştirdiği görüşmelerde İran ve Ortadoğu dış politikasının geniş yer tuttuğunu belirterek konuyu güncel gelişmelere getirdi. ABD'nin dün gece gerçekleştirdiği yeni hava saldırılarının ardından İran tarafının Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını duyurduğunu, ancak ABD Merkez Komutanlığının (CENTCOM) boğazın açık olduğunu ilan ettiğini hatırlatan sunucu, bölgedeki son durumu sordu. Başkan Trump, ilk olarak "Lindsey Graham'ın anısına hürmeten bu konularda konuşmak istemiyorum, bunu görüşme öncesinde de belirtmiştim" dese de ardından askeri operasyona ve bölgedeki duruma dair şu açıklamayı yaptı: "Hürmüz Boğazı açık. Dün gece onları yerle bir ettik, ağır bir şekilde bombaladık. Onlar son derece kötü niyetli ve sorunlu insanlar. Kendileriyle son dönemde yaptığımız görüşmeler neticesinde dün mükemmel bir anlaşmaya varmışlardı. Nükleer faaliyetlerin durdurulması dahil her konuda anlaştık, her şeyden vazgeçtiler. Ancak bu mutabakatın hemen ardından, odadan çıktıktan bir saat sonra bir gemimize insansız hava aracıyla saldırdılar. Onlara 'Siz gerçekten hastasınız' dedim. Bu anlaşılması güç bir durum."
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Trump, İran ile ilişkilerin iyi gittiğini söyledi
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlenen bir öğle yemeğinde yaptığı açıklamada, İran ile ilişkilerin ‘gayet iyi’ olduğunu belirtti. Trump ayrıca Venezuela ile de iyi anlaştıklarını ve genel olarak işlerin yolunda olduğunu ifade etti. Bu açıklama, ABD’nin İran’a yönelik sert yaptırımlar uyguladığı ve nükleer program konusunda gerilimin sürdüğü bir dönemde geldi. Trump’ın olumlu mesajı, taraflar arasında olası bir diplomatik yumuşamanın işareti olarak yorumlanabilir. Açıklamanın zamanlaması, Trump’ın Türkiye ziyareti öncesine denk gelmesi açısından dikkat çekti.
Afganistan1 olay5 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Grönland Başbakanı: Trump ülkemizi ele geçirme fikrinden vazgeçti
Fransa'nın Aix-en-Provence kentindeki Ekonomi Forumu'nda konuşan Grönland Başbakanı Nielsen, eski ABD Başkanı Trump'ın Grönland'ı satın alma veya ele geçirme planlarından vazgeçtiğini açıkladı. Nielsen, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot ile birlikte katıldığı oturumda, Grönland'ın egemenliğine yönelik tehdidin ortadan kalktığını belirtti. 2019'da Trump'ın Grönland'ı satın alma isteği diplomatik krize yol açmış, Danimarka ve Grönland tarafından sert bir dille reddedilmişti. Nielsen'in bu son açıklaması, iki ülke arasındaki gerilimin yatıştığına işaret ediyor. Trump'ın görevde olmaması ve yeni ABD yönetiminin farklı dış politika öncelikleri, bu konunun gündemden düşmesinde etkili oldu. Aix-en-Provence Forumu, küresel güç dinamiklerinin tartışıldığı bir platform olarak öne çıkarken, Nielsen'in sözleri Arktik bölgesindeki jeopolitik dengeler ve ittifaklar açısından önem taşıyor. Grönland'ın stratejik konumu ve doğal kaynakları nedeniyle uluslararası ilginin odağında kalmaya devam edeceği, ancak şimdilik egemenliğine yönelik doğrudan bir tehdit olmadığı mesajı verildi.
Afganistan1 olay03 Tem - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail'in 1915 olayları kararına Türkiye'den sert tepki
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail hükümetinin 28 Haziran 2026'da 1915 olaylarına ilişkin aldığı siyasi kararı kınayan bir açıklama yaptı. Açıklamada, Filistin halkına yönelik sistematik zulüm uygulamak ve Gazze'de soykırım işlemek suçlamalarıyla Uluslararası Adalet Divanı'nda yargılanan İsrail yönetiminin, tarihsel konuları siyasi amaçlarla kullanmasının kabul edilemez olduğu belirtildi. Türkiye, İsrail'in bu kararını, kendi eylemlerini gizlemeye yönelik bir girişim olarak niteledi ve uluslararası toplumu çifte standarttan kaçınmaya çağırdı. Bu gelişme, iki ülke arasında zaten gerilimli olan ilişkileri daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Afganistan2 olay02 Tem - Aynı ülke gündemicanlı
Yargıtay'dan emsal karar: İş arkadaşına hakaret eden aşçı tazminatsız kovuldu
Bir otelde şef aşçı olarak çalışan K.H., mesai arkadaşlarına yönelik ağır hakaretlerde bulunarak işyerinde huzursuzluğa yol açtı. Stajyer aşçıya 'salak, öküz' diyen, diğer çalışanları da benzer sözlerle aşağılayan aşçının iş sözleşmesi, işveren tarafından haklı nedenle ve tazminatsız olarak feshedildi. K.H., işe iade ve tazminat talebiyle açtığı davada yerel mahkemeden lehine karar aldı. Ancak Yargıtay, işçinin davranışlarının işliği sürdürülemez hale getirdiğine hükmederek kararı bozdu. Yüksek mahkeme, hakaret içeren sözlerin iş akışını bozduğu, diğer çalışanlar üzerinde olumsuz etki yarattığı ve işveren açısından haklı fesih sebebi oluşturduğu gerekçesiyle işletmeyi haklı buldu. Karar, işyerinde sözlü taciz ve mobbing vakalarında mağdurun yanı sıra faile yönelik hukuki yaptırımların netliğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu içtihadın benzer uyuşmazlıklarda emsal teşkil edeceğini, çalışanların iş arkadaşlarına karşı saygı yükümlülüğünün altını çizdiğini belirtiyor.
Afganistan1 olay12 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Srebrenitsa soykırımının üzerinden 31 yıl geçti, acılar hâlâ taze
Bosnalı Sırpların Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da Müslüman Boşnaklara yönelik gerçekleştirdiği ve İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa'nın en büyük insanlık trajedisi olarak kabul edilen soykırımın 31. yıldönümü anılıyor. Uluslararası mahkemelerce soykırım olarak tanımlanan katliamda yaşamını yitiren binlerce kişinin acısı, yakınları ve Bosna-Hersek toplumu için tazeliğini koruyor. Resmî rakamlara göre 8 binden fazla Boşnak sivilin öldürüldüğü saldırılar, Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilan ettiği bir alanda yaşanmış ve uluslararası toplumun müdahaledeki yetersizliğini gözler önüne sermişti. Kayıpların kimliklendirilmesi ve toplu mezarlardan çıkarılan cenazelerin defnedilmesi çalışmaları hâlâ devam ediyor. Balkanlar'daki etnik gerilimlerin ve savaşın yol açtığı derin yaralar, bölgedeki siyasi ve toplumsal istikrarsızlığın altında yatan temel nedenler arasında yer alıyor. Srebrenitsa, soykırımın inkârına yönelik söylemler ve kurban yakınlarının adalet arayışıyla birlikte, uluslararası hukuk ve insan hakları açısından güncelliğini koruyan bir utanç lekesi olarak hafızalardaki yerini sürdürüyor.
Afganistan2 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Emine Erdoğan: Srebrenitsa’yı anmak vicdanı ayakta tutmaktır
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Srebrenitsa Soykırımı’nın 31. yıl dönümünde sosyal medya hesabından bir anma mesajı paylaştı. Erdoğan, mesajında anmanın yalnızca yas tutmak olmadığını, insanlığın aynı karanlığa sürüklenmemesi için vicdanı ayakta tutmak anlamına geldiğini vurguladı. Temmuz 1995’te Bosna Savaşı sırasında Sırp güçlerince yaklaşık 8 bin Boşnak erkeğin katledildiği Srebrenitsa, uluslararası mahkemelerce soykırım olarak tanımlanıyor. Türkiye, tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğu Bosna Hersek’teki Boşnak toplumu ile dayanışmasını her yıl çeşitli anma etkinlikleri ve üst düzey mesajlarla sürdürüyor. Emine Erdoğan’ın bu kişisel mesajı, soykırımın hatırlanmasının sadece geçmişe değil, geleceğe yönelik bir sorumluluk olduğu fikrini öne çıkarıyor. Anma, Türkiye’nin Balkanlar’daki insani ve diplomatik duruşunun bir parçası olarak görülürken, benzer vahşetlerin tekrarlanmaması için tarih bilincinin canlı tutulması gerektiğine işaret ediyor.
Afganistan1 olay1 gün önce