İsrail'de Askeri Sansür: Yılda 5 Bin Haber Engellendi
İsrail’de askeri sansür mekanizması, geçen yıl 5 binden fazla haberin yayımlanmasını engelledi veya içeriğini değiştirdi. +972 Magazine’in aktardığı verilere göre özellikle İran’la gerilimin tırmandığı dönemlerde askeri istihbarat günde ortalama 15 habere müdahale etti. İsrail yasaları, medya kuruluşlarının güvenlikle ilgili tüm haberleri yayın öncesinde orduya sunmasını zorunlu kılıyor. Bu uygulama, İsrail’in uluslararası basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 116. sıraya gerilemesine yol açtı. Askeri sansür, özellikle dış politika ve güvenlik konularında kamuoyunun bilgiye erişimini sınırlandırarak demokratik denetim işlevini zayıflatıyor. İran’la yaşanan örtülü çatışma sürecinde haber akışının bu denli kısıtlanması, İsrail içinde ve uluslararası alanda şeffaflık tartışmalarını alevlendiriyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Lübnan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 18 Jun- Security18 Jun, 15:21
İsrail'de basına askeri ambargo: 1 yılda 5 binden fazla haber yasaklandı veya sansürlendi
İsrail merkezli +972 Magazine internet sitesinin aktardığı verilere göre, uluslararası basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 116. sıraya kadar gerileyen İsrail’de askeri istihbarat, özellikle İran ile yaşanan savaş dönemlerinde haberlerin kamuoyuna ulaşmasını günde ortalama 15 kez engelledi. Yasalara göre medya kuruluşları güvenlik içerikli tüm haberleri yayınlamadan önce orduya sunmak zorunda kalırken; füzelerin düştüğü yerler, gizli silah anlaşmaları ve istihbarat faaliyetleri gibi geniş bir yelpazede sansür uygulandı. Sansürün zirveye ulaştığı 2024 yılında, orduya denetim için toplam 20 bin 770 haber gönderilirken; bunlardan 1635’i tamamen yasaklanmış, 6 bin 265’inin ise içeriğine müdahale edilerek sansürlenmişti. Veri kayıtlarına göre 2025 yılında ise orduya onay için sunulan haber sayısı 17 bin 176’ya geriledi. Bu dönemde yayınlanması tamamen engellenen haber sayısı 753 olurken, içeriği değiştirilen veya kırpılan haber sayısı ise 4 bin 974 olarak kayıtlara geçti. Bu rakamlar 2025'te sansür sayılarında bir önceki yıla kıyasla kısmi bir düşüş yaşandığını gösterse de 2025 yılı, rekor kırılan 2024'ün hemen ardından son 15 yılda medyaya en ağır sansürün uygulandığı ikinci yıl oldu. ASKERİ YA DA ULUSAL GÜVENLİĞİ İLGİLENDİREN HABERLER YAYINLANMADAN ÖNCE SANSÜR MAKAMINA SUNULUYOR İsrail'de yasalar gereği, askeri ya da ulusal güvenliği ilgilendiren her haberin yayınlanmadan önce sansür makamına sunulması zorunlu. Normal şartlarda ordu, sadece devlet güvenliğine "kesin ve somut zarar" verecek haberleri engelleme yetkisine sahip. "Güvenlik" tanımı ise gizli silah anlaşmalarından idari gözaltılara, birliklerin konumlarından füze saldırılarının vurduğu noktalara kadar geniş tutuluyor ve her şey sansürün radarına takılıyor. Bu kurallara uymayan gazeteciler ve medya organları ise çok ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Askeri sansür makamı; kuralları çiğneyen yayıncıları kapatma, faaliyetlerini askıya alma, para cezası kesme veya gazetecilere doğrudan dava açma yetkisini elinde bulunduruyor. Hangi haberin sansüre gönderileceğine editörler karar verse de ordu, kendi onayı olmadan yayınlanan içeriklere geriye dönük olarak müdahale edip yayından kaldırtabiliyor. Üstelik medyanın, bir haberin sansürlendiğini okuyucularına veya izleyicilerine söylemesi de kesinlikle yasak. Televizyon kanallarının canlı yayınlarını denetlemek için stüdyolarda bizzat ordu temsilcileri hazır bulunuyor. SANSÜRÜN ARTMASINDA DİNİ-SİYONİST ÇİZGİDEKİ BÜROKRATLAR ETKİLİ Veriler, Ekim 2023'ten bu yana sansürde genel bir artış olduğunu gösterse de, müdahalenin en yoğun olduğu dönemler İran ile savaş süreçleri oldu. Polis, belediye müfettişleri ve kimi zaman siviller, İran'ın füze saldırısı yaptığı yerlerin bildirilmesine yönelik katı kısıtlamalar uyguladı. Bu durum sahada çalışan muhabir ve fotoğrafçıları, özellikle de Arap ve yabancı gazetecileri zaman zaman engelledi. Özellikle son iki yılda sansürün bu denli artmasının arkasında, ordunun sansür mekanizmasının başına ülkedeki aşırı sağcı ve dini-siyonist çizgideki güçlü hukuk bürokratlarının akrabalarının getirilmesi yatıyor. Eski İsrail Ordusu Sansür Şefi Tuğgeneral Kobi Mandelblit, Nisan 2025'e kadar görevdeydi. Mandelblit'in ardından yerine Netanel Kula göreve geldi. Mandelblit, eski İsrail Başsavcısı Avichai Mandelblit'in kuzeni. Kula ise İsrail Yargı Ombudsmanı Asher Kula'nın oğlu. Kula'nın İsrail Ordusu Sansür Şefi olarak Mandelblit'in yerini almasından üç ay sonra, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun oğlunun yurt dışında gizli bir ev satın aldığına dair haberleri yayından kaldırttığı sızdırıldı. Bununla birlikte olay her halükarda gün yüzüne çıkmış oldu. Öte yandan, Başbakan Netanyahu’ya ve onun aşırı sağ koalisyon hükümetine yakın olan Kanal 14, hassas muharebe planlarını ve askeri istihbarat araçlarını defalarca yayınladı, buna rağmen bir kez bile cezalandırılmadı. 250'DEN FAZLA GAZETECİ ÖLDÜRÜLDÜ Habere göre, askeri sansür, İsrail'deki basın özgürlüğüne yönelik aşırı ve istisnai bir saldırı teşkil etse de, İsrail ordusunun bu özgürlüğe yönelik en ağır ihlali bu değil. Bunun en başında, Ekim 2023'ten bu yana Gazze, Lübnan, Yemen ve İran'da 250'den fazla gazetecinin öldürülmesi geliyor ve bu gazetecilerin bazıları, "çifte vuruş" hava saldırıları da dahil olmak üzere doğrudan hedef alındı. Aynı zamanda ordu, işgal altındaki Batı Şeria'daki gazetecileri vurmaya, darp etmeye, tutuklamaya ve cezaevindekilere genellikle hiçbir suçlama yöneltmeksizin işkence etmeye devam ediyor. Habere göre, İsrail sınırları içinde ise sunulan yeni yasa tasarıları dalgası İsrail medyasının bağımsızlığını baltalamayı amaçlarken; hükümet de medya kuruluşlarının kontrolünü ele geçirmeye, kendisine yakın gazetecilere güç kazandırmaya ve rakiplerine zarar vermeye yönelik girişimlerini sürdürüyor. Dolayısıyla, İsrail'in uluslararası basın özgürlüğü endeksinde hızla gerilemeye devam etmesi ve yakın zamanda 180 ülke arasında 116. sıraya yerleşmesi tesadüf değil. GAZZE'DEKİ DRAM, GAZETECİLERİN KENDİLERİNE OTO SANSÜR UYGULAMASINDAN HABERLEŞTİRİLMEDİ Habere göre basın özgürlüğüne yönelik tek tehdit ordunun resmi müdahaleleri değil, gazetecilerin kendi kendilerine uyguladıkları oto sansür oldu. İsrail’deki ana akım medya kanalları ve sözde liberal araştırma programları, yasal bir engel olmamasına rağmen kendi tercihleriyle son iki buçuk yıldır Gazze’de yaşanan insani dramı, sivil ölümlerini ve askeri politikaları tamamen görmezden gelmeyi seçti. Söz konusu gazeteciler ve medya organları, Gazze'de on binlerce çocuğun ve diğer masum Filistinlilerin öldürülmesini, tüm Gazze şehirlerinin kasıtlı olarak açlığa mahkum edilmesini ve yıkılmasını ya da İsrail'in işlediği diğer sayısız savaş suçunu da haberleştirmedi. Habere göre, bu sansürlerin hiçbiri askeri baskıdan değil; aksine, bahsekonu gazeteci ve medya kuruluşlarının tamamen kendi tercihlerinden kaynaklanıyor.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Erdoğan: İsrail Hükümeti Savaş Bağımlısı, Tahrikleri Takip Ediyoruz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile düzenlediği ortak basın toplantısında İsrail hükümetini 'savaş bağımlısı' olarak nitelendirerek, bölgedeki tahriklerini yakından takip ettiklerini söyledi. Görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel gelişmeler ele alınırken, Erdoğan Pakistan'ın Belucistan eyaletinde meydana gelen otobüs kazasında hayatını kaybedenler için taziyelerini iletti. Erdoğan'ın bu açıklamaları, Türkiye'nin İsrail'e yönelik son dönemdeki sert söyleminin sürdüğünü gösterdi. Türkiye-İsrail hattındaki diplomatik gerilim, özellikle Gazze'deki çatışmaların ardından tırmanışa geçmişti. Erdoğan'ın 'tahrikleri takip ediyoruz' ifadesi, Ankara'nın gelişmeleri yakından izlediğine işaret etti.
Lübnan1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail Güçleri Suriye'nin Abidin Köyünde Sivillere Ateş Açtı
Suriye Haber Ajansı SANA'nın bildirdiğine göre, İsrail güçleri Suriye'nin Abidin köyünden çekilirken sivillere ateş açtı. Olayın ardından köy sakinleri, İsrail güçlerinin yeniden köye sızmasını engellemek amacıyla yolları taşlarla kapattı. Bu gelişme, İsrail'in Lübnan ve Gazze'deki askeri operasyonlarının yanı sıra Suriye sınırında zaman zaman yaşanan ihlaller bağlamında meydana geldi. Bölgede tansiyonun yükseldiği bir dönemde gerçekleşen olay, İsrail-Suriye hattındaki kırılganlığı ortaya koyuyor.
Lübnan3 olay6 gün önce - Aynı ülke gündemi
Güvenli olmayan gıda Nijerya'da yılda 53 bin can alıyor
Nijerya Sağlıktan Sorumlu Devlet Bakanı Adekunle Salako, Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla düzenlediği basın toplantısında, ülkede gıda kaynaklı hastalıkların yarattığı ağır yükü ortaya koydu. Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayandırdığı açıklamada, her yıl yaklaşık 50 milyon Nijeryalının güvenli olmayan gıdalardan etkilendiğini ve yılda 53 binden fazla kişinin yaşamını yitirdiğini belirtti. Bakan Salako’nun verdiği rakamlar, Nijerya’da gıda güvenliği alanındaki zafiyetin halk sağlığı üzerindeki ciddi sonuçlarını gösteriyor. 50 milyon vaka, ülke nüfusunun önemli bir bölümünün risk altında olduğunu ve gıda kaynaklı hastalıkların en ölümcül bulaşıcı olmayan tehditler arasında yer aldığını işaret ediyor. Özellikle Afrika kıtasında gıda denetimi, hijyen standartları ve güvenli saklama koşullarındaki eksikliklerin yol açtığı bu tablo, Nijerya özelinde acil önlem ihtiyacını vurguluyor. Basın toplantısı, hükümetin Dünya Gıda Güvenliği Günü’nü bir farkındalık platformu olarak kullandığını, ancak ölümlerin önlenmesi için sistemik iyileştirmelere gereksinim duyulduğunu düşündürüyor.
Lübnan1 olay10 Haz - Aynı ülke gündemicanlı
Maariv: Lübnan Ordusu Güneyde Sorumluluk Alacak, İsrail Çekilecek
İsrail merkezli Maariv gazetesine göre, Lübnan’ın güneyinde güvenlik sorumluluğunun Lübnan ordusuna devredilmesini ve Hizbullah’ın bölgeye dönüşünün engellenmesini öngören bir plan üzerinde çalışılıyor. Plana karşılık İsrail’in işgal altında tuttuğu bazı bölgelerden sınırlı şekilde çekilmesi değerlendiriliyor. Haberde, “pilot bölgeler” olarak belirlenecek alanlarda planın uygulanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasının ele alındığı belirtiliyor. Hizbullah’ın bu girişime ilişkin tutumuna dair ise aynı haberde bilgi yer almadı.
Lübnan1 olay25 Haz - Aynı ülke gündemi
İsrail, Lübnan ateşkesini 3 bin 491 kez ihlal ederek 12 kişiyi öldürdü
İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği bombardımanda, aralarında bir Lübnan ordusu yüzbaşısı, bir kadın ve bir çocuğun da bulunduğu 12 kişi hayatını kaybetti. Saldırılar Zifta ve Tyre bölgelerinde meydana geldi. Beyrut yönetiminin verilerine göre, 17 Nisan'dan bu yana İsrail'in ateşkesi ihlal eden saldırılarının sayısı 3 bin 491'e ulaştı. Son bombardıman, UNESCO Dünya Mirası listesindeki bir kültürel alana da zarar verdi. Olay, ateşkesin sürdürülebilirliğine yönelik endişeleri artırırken, Lübnan'daki insani durumu daha da kötüleştirdi. Hizbullah ise Trump yönetimiyle temas kurulduğuna yönelik iddiaları reddetti. İsrail'in ateşkesi sistematik olarak ihlal etmesi, bölgedeki kırılgan istikrarı tehdit ediyor ve uluslararası toplumun ateşkesin uygulanmasına yönelik çağrılarını güçlendiriyor. Diplomatik çabaların başarısı için bu tür ihlallerin sona ermesi kritik önem taşıyor.
Lübnan4 olay09 Haz - Aynı ülke gündemi
İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı: ABD ve İsrail suçlanıyor
İran, Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığını duyurdu. Hatemü'l-Enbiya Karargâhı Merkez Komutanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD'nin taahhütlerini ihlal etmesi ve savaşın sona erdirilmesine dair mutabakatın birinci maddesini uygulamaması gerekçe gösterildi. Ayrıca İsrail'in Güney Lübnan'da ateşkesi sürekli ihlal ettiği ve bunun yüz binlerce insanın yerinden edilmesine yol açtığı belirtildi. Karar, bölgedeki tansiyonu yükseltirken, küresel enerji piyasalarında tedirginlik yarattı. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak biliniyor. İran'ın bu hamlesi, nükleer müzakereler ve bölgesel güç dengeleri açısından kritik bir döneme denk geldi. Uzmanlar, Tahran'ın bu çıkışını, hem ABD'ye baskıyı artırma hem de İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarına tepki olarak değerlendiriyor. Açıklamada ateşkese ve taahhütlere atıf yapılması, diplomatik girişimlerin kırılganlığını ortaya koyuyor. Gelişmelerin önümüzdeki günlerde enerji fiyatları ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkileri yakından izlenecek.
Lübnan1 olay20 Haz