Fransa'nın Türkiye'ye Karşı Yıpranan Etki Alanları ve Macron'un Tepkisi
Fransa, 2009'da NATO askeri yapısına geri döndükten sonra Türkiye'nin Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu'da artan nüfuzunu pasifize etme stratejisi benimsedi. Ancak bu politikanın ilk kırılma noktası, henüz Fransa NATO'ya dönmeden önce, 2008 Rusya-Gürcistan savaşında yaşandı. Dönemin Başbakanı Erdoğan'ın diyalog merkezli girişimleri, Türkiye'yi bölgesel bir aktör olarak öne çıkarırken, Fransa'nın etki alanında kayıp olarak değerlendirildi. Milliyet gazetesindeki yazıda, 'Mösyö mikser' takma adıyla anılan Macron döneminde Fransa'nın Türkiye karşısındaki kayıplarının sürdüğü ve Paris'in giderek sertleşen bir tutum aldığı iddia ediliyor. Bu bağlamda 2008'deki gelişme, Fransa için erken bir uyarı niteliği taşıyor. İlerleyen yıllarda özellikle Doğu Akdeniz enerji kaynakları konusunda yoğunlaşan rekabet, Fransa ile Türkiye arasındaki gerilimin temel unsurlarından biri haline gelirken, Ankara'nın 2008'de sergilediği diplomatik kapasitenin bugünkü bölgesel etkinliğin habercisi olduğu belirtiliyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Ermenistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 11 Jun- Security11 Jun, 03:44
Türkiye’ye karşı kaybettikçe çılgına döndü: Mösyö mikser
Aydın Hasan -Fransa, 2009 yılında NATO’nun askeri kanadına dönüşünden itibaren Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar ve Orta Doğu’da güçlenen etkisini pasifize etmeye yönelik siyasete ağırlık verdi. Fransa, Türkiye’ye karşı ilk etki alanı yenilgisini, 2008 yılında Rusya - Gürcistan geriliminde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın diyaloğu öne çıkaran girişimi ile dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy’yi gölgede bırakması ile yaşadı. İlginizi Çekebilir Macron’un itibar kaybı Emmanuel Macron, Cumhurbaşkanı olarak önce 2017’de, ikinci kez ise 2022’de seçildi. Fransa’nın Türkiye karşısındaki etki alanı mücadelesinde Macron döneminde büyük kayıplar devam etti. Fransa, Batı Afrika ile Mali, Nijer Burkina Faso gibi ülkelerin yer aldığı Sahel bölgesinde sömürgecilik karşıtı dalga karşısında büyük kayba uğradı. Fransa ordusu, bu ülkelerden kovuldu. Bölgede Fransa’nın çekilmesinden kaynaklanan boşluğu dolduran önemli ülkelerden biri Türkiye oldu. Türkiye’nin başarısında insani diplomasi, Türk SİHA’ları, savunma anlaşmaları da önemli rol oynadı. Yine Macron döneminde, Halife Hafter’i el altından destekleyen Fransa, Libya’da Türkiye’ye karşı kaybetti. Fransa, böylece Libya’nın batısında Akdeniz enerji denkleminin de dışında kaldı. 2020’de Azerbaycan’ın Türkiye’nin teknik desteği ile Ermenistan’a karşı Karabağ savaşını kazanması ise, Fransa’yı Güney Kafkasya denkleminden de düşürdü. Fırat’ın doğusundaki PKK uzantısı YPG - SDG unsurlarını destekleyen Fransa, Suriye hükümetinin harekatının ardından bu bölgedeki gücünü de kaybetti. Agresif siyaset Macron’un son dönemde ise Doğu Akdeniz ile Kıbrıs üzerinden Türkiye’yi çevreleyici agresif siyasete yönelmesi dikkat çekti. Fransa ile Yunanistan arasında savunma anlaşması, bu yıl yenilendi. Macron, Nisan ayında GKRY’yi ziyaret ederek Rum lider Hristodulidis ile ortak basın toplantısı düzenlemiş, ülkesi ile GKRY arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması’nın (SOFA) haziran ayında imzalanacağını açıklamıştı. Fransız ordusunun Güney Kıbrıs’a daimî olarak yerleşmesine olanak veren sözkonusu anlaşma 8 Haziran’da imzalandı. GKRY’de İran’ın füze saldırısından sonra mart ayından beri Fransa’nın bir hava savunma birliği bulunuyor. Suriye ve Lübnan’da yeniden etkili olma arayışı içinde olan Fransa’nın Rumların Mari kasabasındaki askeri limanı ile Baf kentindeki Andreas Papandreu askeri üssünü kullanmayı istediği belirtiliyor. Rum ordusunun, modernizasyon kapsamında Fransa’dan savaş helikopterleri ve hava savunma sistemleri satın aldığı haberleri de kamuoyuna yansımıştı. ‘Yok hükmünde’ Fransız askeri unsurlarının adada konuşlandırılmasının yanısıra taraflar arasında askeri alanda ortak tatbikat icrası, eğitim, askeri tesislere teçhizat desteği ve savunma sanayii işbirliğinin geliştirilmesini de içeren SOFA anlaşmasına, KKTC Dışişleri Bakanlığı da yaptığı açıklamaya tepki gösterdi. Açıklamada, “İnsani amaçlar kisvesi altında esasen askeri kazanım ve avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan ve Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen egemen eşit haklarını yok sayan bu ve benzeri adımlar, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin kurulan hassas dengeleri bozmaya yönelik olup KKTC ve Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmündedir. Fransa’yı da bölgemize zarar veren girişimlerine son vermeye davet ediyoruz” denildi. Hukuka aykırı Ada’da Fransız askeri varlığını kalıcı hale getirilmesi uluslararası hukuk açısından sorunlu bir alanı oluşturuyor. 1960’ta Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruşunda İngiltere, Türkiye ve Yunanistan arasında garantörlük anlaşması imzalanmıştı. Üç ülke arasında imzalanan garantörlük anlaşması Kıbrıs’ta başka bir ülkenin asker bulundurmasını tartışmalı hale getiriyor. Türkiye, bu durumu uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor. ‘Küstah yazı’ Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Fileleftheros gazetesinde 9 Haziran tarihinde yayımlanan başyazıda, “Türkiye bedel ödemeli” ifadesi kullanıldı. Yazıda, AB savunma bakanlarını taşıyan uçakların Güney Kıbrıs’a gelişi sırasında Türk F-16’larının bölgede bulunması sert biçimde eleştirildi ve AB’nin Türkiye’ye karşı daha kararlı tavır alması istendi.
MilliyetMilliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Paşinyan: Rusya'nın çıkarları Erivan'ınkinden üstün olamaz
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Erivan'da yaptığı görüşme sonrası açıklamalarda bulundu. Paşinyan, AB'nin sağladığı 52 milyon avroluk bütçe desteği için teşekkür ederek ticaretin çeşitlendirilmesi ve ihracatın teşviki konusunda uzun vadeli işbirliği umudunu dile getirdi. Görüşmede, Ermenistan mallarına yönelik Avrupa Komisyonu'nun kolaylaştırıcı adımları da ele alındı. Başbakan, Rusya ile ilişkilere değinerek hiçbir ülkenin çıkarlarının Ermenistan'ın ulusal çıkarlarının üzerinde olamayacağını vurguladı. Bu ifade, Erivan'ın Moskova ile Batı arasındaki dengeli dış politika arayışını yansıtıyor. Son dönemde AB ile yakınlaşma sinyalleri veren Ermenistan, güvenlik bağlamında Rusya'ya bağımlılığını sürdürürken ekonomik olarak alternatif ortaklıklar geliştirme çabasında. Açıklama, Paşinyan'ın Batı yönelimli adımlarının Rusya tarafından nasıl karşılanacağı sorusunu gündeme getiriyor. AB ise Ermenistan'a desteğini artırarak Güney Kafkasya'daki nüfuzunu güçlendirmeyi hedefliyor.
Ermenistan1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ermenistan, Ukrayna Savaşı'ndan Kaçan Ruslar İçin 'Özgürlük Gibi' Bir Liman Oldu
2022 yılından bu yana, Ukrayna'daki savaş ve Rusya'daki siyasi baskılardan kaçan on binlerce Rus, Ermenistan'ın başkenti Erivan'ı kendilerine güvenli bir liman olarak seçti. NDTV'nin haberine göre, vizesiz seyahat imkânı, kültürel yakınlık ve coğrafi ulaşım kolaylığı Ermenistan'ı özellikle cazip kılıyor. Gelenler, burada Rusya'da kaybettiklerini hissettikleri özgürlüklere kavuştuklarını ifade ediyor. Bu göç dalgası, Ermenistan için önemli ekonomik ve toplumsal sonuçlar doğuruyor. Rus göçmenlerin getirdiği sermaye ve nitelikli iş gücü, özellikle teknoloji ve hizmet sektörlerinde büyümeyi tetiklerken, konut fiyatlarındaki artış ve sosyal gerginlikler de kaçınılmaz oluyor. Ermenistan, bu süreci yönetmeye çalışırken, aynı zamanda göçmenlerin kalıcı olup olmayacağı da belirsizliğini koruyor. Jeopolitik açıdan bakıldığında, Ermenistan'ın Rusya'dan kaçanlara ev sahipliği yapması dikkat çekici bir paradoks oluşturuyor. Ermenistan, KGAÖ aracılığıyla Rusya'nın askeri müttefiki olmasına rağmen, özellikle Azerbaycan'la yaşanan gerginliklerde Moskova'dan beklediği desteği bulamaması ikili ilişkileri zayıflattı. Bu ortamda, Ermenistan'ın savaş karşıtı Ruslara kucak açması, ülkenin çok yönlü dış politika arayışının bir yansıması olarak okunabilir. Aynı zamanda, bu akış Rusya için ciddi bir beyin göçü anlamına geliyor ve savaşın toplumsal maliyetini gözler önüne seriyor.
Ermenistan1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Karapetyan'dan Paşinyan sonrası için 'gizli plan' iması ve vatandaşlık engeli
Seçim yenilgisinin ardından muhalif milyarder Samvel Karapetyan, Başbakan Nikol Paşinyan'ı iktidardan uzaklaştırmak için açıklanmayan bir stratejisi olduğuna dair üstü kapalı mesajlar verdi. Ermeni medyasına yansıyan açıklamalarında, ev hapsinde bulunduğu için Rusya ve Kıbrıs vatandaşlıklarından çıkma sürecini tamamlayamadığını, ilgili belgeleri şahsen teslim etmesinin zorunlu olduğunu belirtti. Karapetyan'ın hukuki durumu, Ermenistan'da seçilme yeterliliği açısından kritik önem taşıyan tek vatandaşlık şartının önünde engel oluşturuyor. Ev hapsi ve dile getirilmeyen siyasi plan, Paşinyan yönetimine karşı muhalefetin karşılaştığı yapısal güçlükleri yansıtıyor. Azerbaycan merkezli AzerNEWS'in aktardığı haberde, Karapetyan'ın mali kaynakları ve Rusya bağlantıları nedeniyle siyasi arenada hâlâ belirleyici bir aktör olduğu, ancak yasal kısıtlamaların etkisini sınırladığı değerlendiriliyor. Sürecin önümüzdeki haftalarda muhalefetin stratejisini netleştirmesi bekleniyor.
Ermenistan1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemi
Al Jazeera: Bayraktar Doktrini Türkiye'nin Jeopolitik Gücünü Artırıyor
Al Jazeera tarafından yayımlanan bir analizde, Türkiye'nin savunma sanayisindeki hızlı yükselişi ve özellikle Bayraktar insansız hava araçlarına dayanan yeni askeri doktrininin uluslararası güvenlik mimarisini yeniden şekillendirdiği vurgulandı. 'Bayraktar doktrini' olarak adlandırılan yaklaşımın, son 44 yılda oluşan konvansiyonel savaş kurallarını dönüştürdüğü belirtildi. Analizde, Türkiye'nin insansız sistemleri etkin kullanımı sayesinde bölgesel çatışmalarda belirleyici bir aktör haline geldiği, bu durumun NATO içindeki dengeleri de etkileyebileceği ifade edildi. Uzmanlar, düşük maliyetle yüksek hassasiyet sunan bu teknolojinin, orta ölçekli güçler için asimetrik avantaj sağladığını kaydetti. Jeopolitik açıdan değerlendirildiğinde, Bayraktar sistemlerinin Libya, Suriye ve Karabağ gibi çatışma sahalarında elde ettiği sonuçlar, Türkiye'nin askeri caydırıcılığını pekiştirirken, savunma ihracatı yoluyla ekonomik ve diplomatik nüfuzunu da artırdığı gözlemlendi.
Ermenistan1 olay12 Haz - Aynı ülke gündemi
Ermenistan seçim öncesi Rusya'dan Batı yanlısı güçlere karşı uyarı
Ermenistan'da parlamento seçimleri yaklaşırken, binlerce kişi başkent Erivan'da hükümeti protesto etti. Göstericiler, mevcut yönetimin izlediği politikaları 'haince' olarak nitelendirip, yeniden seçilmeleri halinde 'Azerbaycanlılarla birlikte yaşamak' zorunda kalacakları uyarısında bulundu. Azerbaycan, Ermenistan'ın uzun süredir rakibi ve iki ülke arasında kırılgan bir barış süreci yürütülüyor. Bu iç tartışmaların ötesinde, seçimlerin üzerinde daha büyük bir gölge var: Rusya, oy verme işlemi öncesinde 'Avrupa yanlısı güçlerin' seçilmemesi yönünde uyarılarda bulundu. Ermenistan'ın son dönemde Moskova ile tarihi bir kopuş yaşadığı ve Batı'ya yöneldiği biliniyor. Rusya'nın bu çıkışı, bölgedeki nüfuz mücadelesinin seçimlere doğrudan yansıması olarak değerlendiriliyor. Ermenistan için bu seçim, yalnızca iç siyasi tercihleri değil, aynı zamanda jeopolitik yönelimini de belirleyecek kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Halkın tercihi, ülkenin Rusya ile geleneksel bağlarını mı koruyacağını yoksa Batı ile entegrasyonu mu derinleştireceğini ortaya koyacak.
Ermenistan2 olay08 Haz - Aynı ülke gündemi
Rus Başbakan Yardımcısı: Ermenistan'ın AB'ye Katılma Arzusu Endişe Veriyor, AEB Karşı Değil
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksey Overçuk, Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) Ermenistan'a karşı olmadığını, ancak Erivan'ın Avrupa Birliği'ne (AB) katılma arzusunun endişe verici olduğunu belirtti. Overçuk, AB'nin askeri-siyasi bir ittifaka dönüştüğünü iddia etti. Açıklama, Ermenistan'ın son dönemde AB ile ilişkilerini derinleştirme çabalarına karşın Rusya öncülüğündeki AEB üyeliğini sürdürdüğü bir bağlamda geldi. Bu ifadeler, Moskova'nın Ermenistan'ın Batı ile entegrasyonuna yönelik rahatsızlığını ortaya koyuyor.
Ermenistan1 olay05 Haz