İçeriğe atla
Hikayeler
US
Gelişiyor

Atina'ya Türk kilidi! Yunan basını endişelerini ülke ülke yazdı

Başlangıç 25 Eki 10:51 1 olay Güncellendi 5 sa önce
Paylaş
Bağlam · AI üretimi

Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.

Bu gündemi takip et

ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.

Bu gündeme tepki ver:

Zaman çizelgesi

en güncel: 5 sa önce
  1. Güvenlik25 Eki 10:51

    Atina'ya Türk kilidi! Yunan basını endişelerini ülke ülke yazdı

    HABER MERKEZİ/ Yunan medyasından Militaire’de yer alan habere göre, Ankara savunma sanayisini Kanada ve İtalya’dan Almanya, İngiltere ve ABD’ye kadar diplomatik nüfuzun bir aracı haline getirerek Atina’nın hareket alanını büyük ölçüde kısıtlıyor. Panteion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Mezunu Eftychios Damilakis, Militaire’de yer alan yazısında Türkiye’nin savunma sanayisi ile Avrupa’da ve dünya genelinde elde ettiği gücün Yunanistan’ın ihtiyaç duyduğu iş birlikleri ve güvenlik yardımlarıyla ilgili oluşturduğu endişeyi kaleme aldı. Damilakis’e göre, Türkiye, savunma sanayisini yalnızca Silahlı Kuvvetlerini donatmak için geliştirmiyor, bu sanayiyi sistematik olarak ekonomik güç, diplomatik nüfuz ve stratejik bağlar kurmanın bir aracı haline getiriyor. Her ihracat sözleşmesi, her ortak üretim anlaşması ve her yeni teknolojik iş birliği, Ankara ile işleyen ilişkiler sürdürmekten çıkar sağlayan devletler ve şirketler ağını genişletiyor. ‘TÜRK SAVUNMA SANAYİSİNİN GELİŞİMİ, OLASI BİR KRİZDE ULUSLARARASI DESTEK ORTAMINI DEĞİŞTİRİYOR’ Damilakis’e göre bu, Yunanistan’ı doğrudan ilgilendiren boyut. Türk savunma sanayisinin gelişiminin sadece askeri güç dengesini değiştirmekle kalmadığına dikkat çeken Damilakis, aynı zamanda Atina’nın egemenlik haklarını savunması ve olası bir krizde uluslararası destek sağlaması gereken diplomatik ortamı da değiştirdiğini belirtti. Damilakis ayrıca Türkiye’nin geçtiğimiz yıl 10,05 milyar dolar savunma ve havacılık endüstrisinin ihracatının 2024 yılına göre %48 artış yaşadığını kaydederken, bu yılın ilk dokuz ayında ise ihracatın yıllık bazda %15,6 artışla şimdiden 6,93 milyar dolara ulaştığına şaşırdı. ‘SAVUNMA SÖZLEŞMELERİ YIL SONUNDA 20 MİLYARA ULAŞACAK’ Bu ivmenin yeni siparişlere de yansıdığını hatırlatan Damilakis, Türkiye Savunma Sanayii Kurumu Başkanı Haluk Görgün'ün açıklamalarına atıfta bulunarak Sektörün bu yıl içinde 15 milyar dolar değerinde yeni sözleşmeler imzalanmış olup, yıl sonuna kadar bu rakamın 20 milyar dolara ulaşması hedeflendiğini ekledi. Gerçekleşen ihracatın, yeni ihracat sözleşmeleri, Türk sanayisine yönelik devlet siparişleri ve Türkiye’den yapılan yabancı silah sistemleri alımları, birbirinden farklı ekonomik kategoriler olduğunu belirten Damilakis, bunların ayrı unsurlar olarak değerlendirilmesinin, Türkiye’nin aynı anda hem ihracatını hem yurt içi üretimini hem de uluslararası endüstriyel bağlantılarını güçlendirdiğini gösterdiği anlamına geldiğini söyledi. TÜRK SAVUNMA ŞİRKETLERİNİN YURTDIŞI PAZARINDAKİ ROLÜ Damilakis’e göre bu gelişme, hem üretim tabanını hem de bundan kaynaklanan siyasi etkisini genişletiyor. ASELSAN, Baykar, TUSAŞ, ROKETSAN, STM ve Otokar gibi büyük şirketler artık sadece iç pazarın ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmediğine dikkat çeken Damilakis, bu şirketlerin uluslararası ihalelere girdiğini, ortak iş modelleri oluşturduğunu, Avrupa tedarik zincirlerine dahil olduğunu ve eğitim, teknik destek, yedek parça ve gelecekteki yükseltmeleri içeren kapsamlı paketler sunduğunu belirtti. Bununla birlikte Türkiye’nin yerli siparişleri kullanarak seri üretimi destekliğini söyleyen Damilakis, üretim tabanının genişletildiğini ve işletmelere daha fazla öngörülebilirlik sağlandığını ekledi. ‘EN BÜYÜK SORUN İŞ BİRLİKLERİNİN COĞRAFİ KAPSAMI’ Damilakis’a göre Yunanistan için daha da sorunlu olan ise Ankara’nın uluslararası iş birliklerinin coğrafi kapsamı. Damilakis, Kanada ile 22 Ekim’de attığımız stratejik adımla birlikte savunma sanayilerimiz arasındaki iş birliğinin güçlendirileceği konusunda endişeli. Damilakis’a göre bu adım, Türkiye’nin gerginlik ve kısıtlamaların yaşandığı dönemlerde bile yeni kurumsal ve endüstriyel bağlar kurma kapasitesini gösterdiği için özel bir siyasi öneme sahip. Diğer taraftan İtalya ile insansız hava araçlarının geliştirilmesi, üretimi ve bakımı için yapılan iş birlikleri de Damilakis’ı endişelendiren konulardan biri. Damilakis’a göre bu ilişki, sıradan bir ticari işlemin çok üzerinde olup, büyük bir Avrupa savunma şirketini Türkiye’nin üretim ve teknoloji tabanıyla birleştiriyor ve Baykar’ı daha geniş bir Avrupa sanayi ekosisteminin içine yerleştiriyor. Damilakis’in yazısında bahsettiği, Türkiye ile diğer Avrupa ülkeleri arasındaki iş birliklerinden bazıları şu şekildeydi; “İspanya’da, HÜRJET eğitim uçağı kapsamındaki iş birliği, TUSAŞ’ı Airbus ve İspanyol Hava Kuvvetleri’nin eğitim programıyla bir araya getiriyor. Portekiz’de ise STM, Portekiz Donanması için destek ve ikmal gemilerinin inşasını üstlenmiştir. Polonya, 24 adet Bayraktar TB2 insansız hava aracını teslim alırken, Romanya da aynı tipte 18 adet hava aracını, eğitim ve destek hizmetleriyle birlikte tedarik etmiştir. Türkiye’nin Almanya ve İngiltere ile olan ilişkisi özellikle önemlidir. Değeri 8 milyar sterline varan 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı tedarik anlaşması, Ankara’yı çok uluslu bir Avrupa savunma, sanayi ve siyasi çıkarlar ağına dahil ediyor.” Damilakis bahsedilen anlaşmanın Türk Hava Kuvvetleri’ni İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’nın da dahil olduğu bir Avrupa sanayi sistemine bağladığını vurgularken, bunun Ankara’nın en büyük avantajı olduğunu, zira Türkiye’nin aynı anda hem tedarikçi hem alıcı hem de ortak üretim merkezi haline geldiğini belirtti. Sadece silah sistemi sunmakla kalmadığımızı söyleyen Damilakis, piyasaya erişim, ortak üretim, teknoloji iş birliği ve jeopolitik fayda sunduğunu da ekledi. Bu durumun, ABD ile olan ilişkilerimiz için de geçerli olduğunu belirten Damilakis, Ankara’nın kritik programlarda hâlâ Amerikan teknolojilerine bağımlı kalırken, aynı zamanda Washington ile savunma kanallarını yeniden kurmayı ve genişletmeyi hedeflediğini vurguladı. ‘YUNANİSTAN KENDİ STRATEJİK ÇIKARLAR AĞINI OLUŞTURMALI’ Yazısının sonunda Türk savunma sanayisinin, Ankara’nın çevresinde giderek yoğunlaşan stratejik, ekonomik ve teknolojik çıkarlar ağını oluşturarak Yunanistan’ın dış politikasını boğduğuna dikkat çeken Damilakis, bunun Türkiye ile iş birliği yapan ülkelerin otomatik olarak Yunanistan aleyhine Türkiye’nin tutumunu benimseyeceği anlamına gelmeyeceğini, ancak bu ülkelerin Yunanistan ile ilişkilerin kopmasını önlemek için daha fazla gerekçeye sahip oldukları anlamına geldiğini söyledi. Yunanistan’ın bu konular üzerinde ilerlemesi gereken yolun “korku dolu ve pasif bir Yunan dış politikası” olmaması gerektiğini belirten Damilakis, Avrupa dayanışmasını öne sürmenin yeterli olmadığını, bunun yerine dış politikayı savunma sanayii, enerji, denizcilik, altyapı, teknoloji ve Avrupa üretimiyle daha etkin bir şekilde ilişkilendirerek kendi stratejik çıkarlar ağını oluşturulması gerektiğini söyledi.

    Milliyet
ilgili gelişmeler