Boşanma ve nafaka düzenlemesi yürürlüğe giriyor; Bakan Gürlek'ten açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek, boşanma ve nafaka düzenlemesinin hayata geçtiği süreçte yargı ve terörle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürlek, FETÖ'nün yargı sistemi üzerindeki etkisine atıfta bulunarak "FETÖ eliyle adeta deprem yaşayan yargı sistemimizi yeniden inşa ettik diyebiliriz." dedi. Bakan Gürlek, terörsüz Türkiye'nin devlet projesi olduğunu belirterek "Terör belasından kurtuluyoruz." ifadesini kullandı. Ayrıca hukuk önünde herkesin eşit olduğunu vurgulayarak "Kimse kendini imtiyazlı konumda göremez." diye konuştu. Açıklamada boşanma ve nafaka düzenlemesine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 1 sa önce- Siyasi07 Eyl 08:14
Boşanma ve nafaka düzenlemesi hayata geçiyor! Bakan Gürlek'ten açıklama
Adalet Bakanı Akın Gürlek, "FETÖ eliyle adeta deprem yaşayan yargı sistemimizi yeniden inşa ettik diyebiliriz." açıklamasını yaptı. Terörsüz Türkiye'nin devlet projesi olduğunu ve hedefe ulaşılacağını söyleyerek, "Terör belasından kurtuluyoruz." dedi. Bakan Gürlek, "Hukuk önünde herkes eşittir. Kimse kendini imtiyazlı konumda göremez." ifadelerini kullandı. Bakan Gürlek'in açıklamalarından satır başları şöyle; Ülkemizde her şeyde olduğu gibi mevcut zengin kaynağımızla yargıda da bağımsız ve vatandaşımıza odaklı yapılanmayı tamamladık. Çarkları en etkin ve verimli şekilde işletmeyi başardık. Malumunuz, tarihsel süreçte milletimize hizmet etmesi gereken bu değerli kurumlarımız; darbeci, vesayetçi anlayışların ve uluslararası güç odaklarının dolambaçlı usullerinin aparatı hâline getirilmek istendi. Milletimizin feraseti, devlet aklının kararlılığı ve kurumlarımızın güçlü refleksleriyle bu darboğazlardan, bu proje ürünü türbülanslardan Allah'ın izniyle çıkmayı başardık. Allah bu millete bir daha böyle günler göstermesin. Değerli dostlar, aramızda çok genç avukat arkadaşlarımız da var. Bizler 20, 30 hatta 40 yıl öncesinden bugüne ülkemizin hangi süreçlerden geçtiğini ve bugün bulunduğu yere gelebilmek için ne büyük bedeller ödediğini biliyoruz. Bugünkü toplumsal huzurun, siyasi istikrarın ve sivil temsil kabiliyetinin her zaman var olmadığını hep birlikte hatırlamak durumundayız. Bu ülke onlarca yıl boyunca olağanüstü hâl uygulamalarına, yargının işlemez hâle getirildiği dönemlere ve vatandaşın değil vesayetin hizmetine sunulmak istenen hukuk sistemine şahit oldu. Çok şükür bugün geldiğimiz nokta itibarıyla çok iyi bir konumdayız. Ülke ve millet olarak büyük bedeller ödedik. Geçmişten bugüne kronikleşen, milletimizin kalkınmasının, huzurunun ve güvenliğinin ayağında bir pranga hâline getirilen terör belasından kurtulduk. Bu tehdidin kalıcı olarak ortadan kaldırılması konusunda da son derece kararlıyız. Bütün bu tecrübeler devletimizin kurumlarıyla toplumumuzun bütün kesimleri arasında birlik ve dayanışmanın taşıdığı hayati önemi açıkça göstermektedir. Değerli avukat dostlarım; devlet devasa bir duvar ise her bir birey ve her bir kurum da bu duvarın bir tuğlasıdır. Bu duvarda asla kırık, dökük ve gedik olmamalıdır. Bugün işleyişin en önemli taşıyıcı unsurlarından biri de barolarımız ve onları oluşturan avukatlarımızdır. Ziyaret ettiğimiz her ilde baro başkanlarımız ve yönetimleriyle mutlaka bir araya geliyoruz. Mesleki meseleleri doğrudan istişare ediyoruz. Aynı zamanda o ildeki yargı altyapımızın yerel düzeydeki durumunu ve işleyişini değerlendirmek; yargı teşkilatımız ile avukatlarımız arasındaki uyumu ve profesyonel kurumsal iletişimi daha ileri bir seviyeye taşımak amacıyla diyaloğumuzu sürdürüyoruz ve sürdürmeye kararlıyız. Kıymetli avukatlar; bununla beraber Ankara 2 No'lu Baromuzun Türk Dünyası Hukuk İş Birliği Komisyonu vasıtasıyla yürüttüğü çalışmaları yakından takip ediyorum. Ortak tarih ve medeniyet değerlerimizi paylaştığımız Türk dünyasıyla siyasi, ekonomik ve kültürel bağlarımız güçlenirken barolarımız ve hukukçularımız arasında iş birliğinin eğitimden tahkime, mevzuat çalışmalarından karşılıklı tecrübe paylaşımına kadar geniş bir alanda geliştirilmesini önemli görüyorum. Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar uzanan Türk dünyasında bu gönüllü elçilerimizin fedakârca çalışmalarını yürekten alkışlıyorum. Bu alanda emek veren baro yönetimimizi ve bu çalışmalara katkı sunan bütün avukatlarımızı gönülden kutluyorum. Değerli arkadaşlar, hepimiz büyük bir adalet ailesinin farklı sorumluluklar üstlenen mensuplarıyız. Bir saatin çarkları gibi hâkimlerimizin, cumhuriyet savcılarımızın, avukatlarımızın ve adalet teşkilatımızın bütün çalışanlarının emekleri de birbirini tamamlamaktadır. Çünkü hepimizin hedefi; hakkın sahibine zamanında teslim edildiği, vatandaşlarımızın hukuk güvenliği içerisinde yaşadığı bir düzeni birlikte inşa etmektir. Bu sebeple bakanlığımıza sunulacak yapıcı, uygulanabilir ve çözüm odaklı tekliflere kapımız açıktır. Yeter ki çözümümüzün merkezinde hukuk, gayemizin merkezinde adalet, çalışmalarımızın merkezinde de milletimizin menfaati bulunsun. Kıymetli avukat meslektaşlarım; dünya hukuk düzeni bugün tarihi bir imtihandan geçmektedir. İnsan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve insanlık onurunu dillerinden düşürmeyen çoğu Batı ülkesinin ağır mağduriyetler karşısında sergilediği çifte standart, uluslararası hukuka duyulan güveni ciddi biçimde sarsmıştır. Yakın coğrafyamızda evrensel hukuk güvencesi altında yaşayan insanların onlarca yıldır göçe, soykırıma ve katliama maruz kaldıklarına; bir damla insan kanının bir damla petrolden daha değersiz olduğunu ispatlarcasına adil bir dünya düzeninden mahrum bırakıldığına maalesef hep birlikte şahit olduk. Zulüm ve haksızlık karşısında mağdurun kimliğine, inancına ve yaşadığı coğrafyaya göre farklı tutumlar sergilenmesi, uluslararası hukukun evrensellik iddiasına zarar vermektedir. Uluslararası kuruluşların etkisiz kaldığı ve hukuk kurallarının güçlü devletlerin çıkarlarına göre farklı biçimde uygulandığı bu dönemde Türkiye; hukuk kurumlarımızın, barolarımızın ve avukatlarımızın katkılarıyla insan hakları ihlallerine karşı tutarlı bir yaklaşım benimsemeye ve uluslararası hukukun etkin bir biçimde işletilmesi için çaba göstermeye devam etmektedir. Açıkça söylüyorum ki bu, Türk milletinin tarihinden devraldığı önemli görevlerden ve üstlendiği asil sorumluluklardan biridir. Türk adaleti ve hukuku nerede kime lazımsa orada olmaya devam edecektir. Değerli katılımcılar; karşı karşıya olduğumuz tablo adalet merkezli, tutarlı ve bağımsız bir duruşun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Siyasi istikrarı, gelişen ekonomisi, millî birlik ve kardeşlik iradesi, köklü devlet geleneği ve güçlü hukuk sistemiyle Türkiye; bölgesinde ve dünyada adalet arayanların umudu olmaya devam edecektir. Bunun yolu öncelikle kendi iç cephemizi tahkim etmekten, birlik ve beraberliğimizi korumaktan ve ülkemizin güvenli geleceğini sağlam temeller üzerine inşa etmekten geçmektedir. Kendi içerisinde güçlü, huzurlu ve dayanışma içerisinde olan bir Türkiye; insanlığın barışına, bölgesel istikrara ve küresel adalete çok daha büyük katkılar sunacaktır. İç cephesi zayıf bir toplum her zaman yok olmaya mahkûm olur. Bundan yaklaşık yüz yıl önce Millî Mücadelemize merkezlik eden Ankara'nın yanı başına kadar ilerleyen işgalci güçler vardı; onların top sesleri Polatlı'ya kadar dayanmıştı. İşte tarihimizden ibret almalı ve asla rehavete kapılmamalıyız. Şüphesiz güçlü Türkiye'nin üzerinde yükseleceği en sağlam zemin adalet ve hukuk güvenliğidir. Ankara 2 No'lu Baromuzun kıymetli mensupları; hukuk karşısında herkes eşittir. Hiç kimse kanunların yaptırımından muaf olamaz. Adalet herkese lazım olan can suyudur. Hiç kimse kendisini imtiyazlı veya ayrıcalıklı konumda göremez. Toplum vicdanı asla müsamaha göstermeyeceği gibi Türkiye yargısı da bu konuda tavizsiz bir biçimde görevini icra etmeye devam edecektir. Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliği bizim en önemli önceliğimizdir. Onların vicdanı, bizlerin gerçeğini yansıtan en doğru terazidir. Bu anlayışla son zamanlarda hep birlikte şahit olduğumuz üzere, toplumumuza örnek olması gereken popüler kişiliklerin millî ve ahlaki değerlerimizi zedelediklerini, hukuksuzluğu özendiren yaşam tarzlarıyla gençlerimizi ve gelecek nesilleri zehirlediklerini gördük. Gereken yasal işlemleri gerçekleştirerek bu sorunun üzerine kararlılıkla gittik. Kültürel ve ahlaki çöküntüye zemin hazırlayan her kişi ve kurum, bizim yakından gözlemlediğimiz ve tedbir aldığımız öncelikli hedeflerimizdendir. Aynı şekilde insanlarımızın iyi niyetle yaptıkları sosyal dayanışma projelerini suistimal edenHerkese karşı hukukun üstünlüğünü ve milletimizin haklarını koruyan adımlar attık. Her alanda yasalarımızın etrafından dolanmaya çalışan kişi ve kurumlara karşı gereken önleyici tedbirleri aldık. Adalet sistemimizi ayakta tutan hukuk düzeninin en önemli unsurlarından biri olan avukatlık; vatandaşın sesini yargı mercilerine taşıyan, hak arama hürriyetini somutlaştıran ve aynı zamanda kamu hizmeti niteliği taşıyan güçlü bir müessesedir. Avukatlık mesleğinin ve bu büyük ailenin her bir bireyinin hassasiyet göstermesi gereken etik değerler olduğunu biliyoruz.
MilliyetHürriyet Gündem
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Bakan Yumaklı'dan Sivas'ta 'Barış Adası' Vurgusu
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Sivas'ta düzenlenen 11. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışına katıldı. Kentteki temasları kapsamında Vali Yılmaz Şimşek, Sivas Belediyesi ve AK Parti Sivas İl Başkanlığı'nı ziyaret etti. Açılışta konuşan Yumaklı, "Bir barış adası olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çalışmaya devam ediyoruz" ifadesini kullandı. Konuşmasında iklim konusuna da değinen Bakan, fuarın tarım, gıda ve hayvancılık sektörleri için bir buluşma noktası olduğunu belirtti.
Türkiye1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Bakan Kacır: Türkiye Artemis Mutabakatı'nı imzaladı, G20'de iş birliği mesajı
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, ABD'deki temaslarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Türkiye'nin Artemis Mutabakatı'na imza attığını duyurdu. NASA ev sahipliğinde düzenlenen törenin ardından Kuzey Carolina'nın Chapel Hill kentindeki G20 İnovasyon Bakanları Toplantısı'na katılan Kacır, iki gün süren oturumlarda uluslararası iş birliklerini ve ortak çalışma alanlarını güçlendirme mesajı verdi. Artemis Mutabakatı, uzayın barışçıl keşfi ve kullanımına ilişkin ortak ilkeleri belirleyen uluslararası bir çerçeve niteliği taşıyor. Türkiye'nin mutabakata taraf olması, uzay alanındaki diplomatik ve teknik iş birliklerinin genişlemesi anlamına geliyor. G20 İnovasyon Bakanları Toplantısı ise üye ülkelerin inovasyon politikalarını, dijital dönüşümü ve teknoloji tabanlı büyüme alanlarını ele aldığı platform olarak öne çıkıyor.
Türkiye2 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Türkiye toryum için harekete geçti: Yeni dönem başlıyor
Türkiye, uzun yıllardır gündemde olan toryum rezervlerine yönelik somut bir adım attı. Danimarka merkezli Copenhagen Atomics ile sağlanan işbirliği kapsamında, Türkiye'de nükleer yakıt standartlarına uygun toryum üretilmesi hedefleniyor. Anlaşma aynı zamanda Türkiye'nin bu alanda uluslararası tedarikçi konumuna gelmesini öngörüyor. Bu işbirliği, Türkiye'nin nükleer yakıt tedarik zincirine entegrasyonunu ve küresel pazardaki rolünü güçlendirme potansiyeli taşıyor. Toryumun işlenmesi ve uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, ülkenin enerji politikasında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Projenin takvimi, üretim kapasitesi ve teknolojik altyapıya ilişkin ayrıntılar ise henüz paylaşılmadı.
Türkiye1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
KAAN'a hız verildi: Suudi Arabistan ortaklık iddiası gündemde
Türkiye'nin beşinci nesil milli muharip uçağı KAAN'ın geliştirme süreci uluslararası basında geniş yer buldu. TUSAŞ tarafından geliştirilen uçağın Ankara'ya 'eşsiz bir askeri koz' sağladığı yorumu yapıldı. Arap basını, Suudi Arabistan'ın KAAN projesine ortak olmak için Türkiye ile görüşmeler yürüttüğünü öne sürdü. Bu iddia, KAAN'ın bölgesel savunma işbirlikleri açısından stratejik önemini artırıyor. Türkiye'nin yerli muharip uçak programı, potansiyel uluslararası ortaklıklarla hem üretim ölçeğini hem de teknolojik işbirliğini genişletebilir. Gelişmeler, Türk savunma sanayisinin ihracat ve ortak üretim hedefleriyle örtüşüyor.
Türkiye1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Atina'da 'İsrail'in tuzağı' başlıklı haber: Aşil Kalkanı Türkiye'ye karşı mı?
Yunanistan, İsrail ile maliyeti 3 milyar euroyu aşan 'Aşil Kalkanı' adlı hava savunma anlaşması imzaladı. Atina yönetimi bu anlaşmayı 'büyük güç hamlesi' olarak değerlendirirken, Yunan basınında anlaşmanın olası risklerine dair eleştirel yorumlar yer aldı. Atina merkezli Banking News, 'İsrail'in Yunanistan'daki tuzağı' başlıklı haberinde anlaşmanın Yunanistan açısından sakıncalarını gündeme getirdi. Haberde, İsrail'in bu anlaşma yoluyla Yunanistan'da askeri varlığını artırabileceği ve hava savunma sistemlerinin Türkiye'ye karşı Ege adalarına konuşlandırılabileceği iddia edildi. Bu tür bir konuşlanma, bölgedeki askeri dengeyi ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yunan basınındaki tartışma, anlaşmanın Yunanistan'ın ulusal çıkarlarına ne ölçüde hizmet ettiği sorusunu öne çıkarıyor.
Türkiye4 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Akkuyu NGS'de ilk elektrik için test süreci başladı
Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde ilk reaktör için test sürecine geçildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, hedefin ilk reaktörü 2026 sonuna kadar devreye almak ve elektrik üretimine başlamak olduğunu açıkladı. Türkiye, Akkuyu dışında 8 ilave reaktör yapmayı planlıyor. Ayrıca 2030'lu yıllarda küçük modüler reaktörlerde teknoloji sahibi ve ihracatçı ülke olmayı hedefliyor. Bu adımlar, Türkiye'nin nükleer enerji altyapısını genişletme ve yerli teknoloji geliştirme yönündeki planlarını ortaya koyuyor.
Türkiye1 olay17 sa önce