Pakistan'dan Afganistan Politikasında Köklü Değişim Çağrısı
Dawn gazetesinde yayımlanan editoryal, Afganistan'ın kim yönetirse yönetsin Pakistan için sorun olmaya devam ettiğini belirtiyor. Yazıya göre İslamabad'ın bugüne kadarki politikaları sorunu daha da derinleştirdi. Bu nedenle Pakistan'ın Afganistan politikasında temel bir değişikliğe gitmesi gerektiği vurgulanıyor; ancak bunun için öncelikle geçmişte neyin yanlış gittiğinin daha net anlaşılması şart. Editoryal, Afganistan'ın çatışmaya yatkın iç dinamikleri ve rekabetçi jeopolitiğin kavşağındaki konumunun tarih boyunca dış müdahaleleri cezbettiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda Pakistan'ın mevcut yaklaşımını gözden geçirmesi gerektiği ifade ediliyor. Yazı, politika değişikliğinin kaçınılmaz olduğunu ancak bunun doğru bir analiz temelinde yapılması gerektiğini savunuyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Güvenlik02 Eyl 14:54
A disaster foretold
REGARDLESS of whoever has ruled Afghanistan, the country has been a problem for Pakistan. Unfortunately, Islamabad’s policy responses have aggravated the issue. The Afghan policy needs a fundamental shift. But that requires a clearer understanding of what went wrong. Afghanistan’s conflict-prone domestic dynamics and location at the crossroads of competitive geopolitics has always tempted external powers to intervene. Soviet expansionism, America’s fatal attraction to war, Pakistan’s security-dominated national priorities, and the global Islamic revival all merged to dominate the country. As instruments of America’s wars, both Pakistan and Afghanistan became tributaries and confluences of extremist influences and jihadist currents, from which arose the Taliban. Afghanistan has not been the same since. America goes to war trigger-happy, responding to even the slightest challenge. In recent history, America’s sense of ‘exceptionalism’ has merged with its unipolar moment, aggravating Washington’s traditional militarism, which has involved it in failed military conflicts in Afghanistan and the Middle East. The US went to these wars without a clear strategy, believing it did not need one. It felt that the ground realities would submit to its military and technological dominance, creating a new order. The assumption fell flat on its face. Afraid of a domestic political backlash, successive administrations kept inventing one reason after another to continue the conflict till it became a forever war. America eventually exited not because it was a dumb idea to have entered the war but because of its exhaustion from failure. As for the Afghans, they do not deserve the Taliban. But little do they realise that they did not deserve the corrupt ruling establishment, later overthrown by the Taliban, either. They have been badly served by the ruling elite, who must bear the most responsibility for events in their hapless country, including the Taliban’s rise. Afghanistan is a political challenge. Afghanistan has many fault lines. These consist of ethnic tensions, a rural-urban divide, sectarian strife, ideological clashes, and a horizontal power structure contested by a Pakhtun-dominated elite run by Kabul and regional strongmen, triggering conflicts within conflict. Pervasive confrontation has fed and been fed upon by regional rivalries and geopolitical competitions, including wars by the Soviet Union and US. The war economy that the two Afghan wars produced, created powerful and corrupt stakeholders in instability. This was partly responsible for the Taliban’s rise. Many Afghans should now wish they had not played up the Pakhtunistan issue historically and had accepted the Durand Line whose porous nature (because of their non-recognition) has been at the root of all problems between Pakistan and Afghanistan. Kabul should have tried to reach out to Pakistan to jointly find a solution to the Taliban problem. Instead, former presidents Hamid Karzai and Ashraf Ghani used America to put pressure on Pakistan to solve the Taliban problem for them. And they also used India to squeeze Pakistan. This was not going to work. Both the Afghan people, who were let down first by the mujahideen and later by a corrupt ruling elite tied to America’s wars, and Pakistan, a principal architect of the Taliban’s rise, have lost the Afghanistan we once knew. Afghanistan is a political challenge with a military dimension, not a military one with a political dimension. It is also not a single-issue challenge, and is more domestic than external. It will not respond to a single strategy. Pakistan was not just a sanctuary for the Taliban during the war; the Taliban were embedded here as a sociopolitical force. Their jihadist network and radical infrastructure fused with local grievances to inspire and guide the militants and insurgents we face today. That gives them reverse leverage against Pakistan, which we need to weaken by seeking a political solution to the alienation and disaffection that is fuelling domestic terrorism. Afghanistan is a secondary challenge. Treating Afghanistan only as a security challenge led to the failed policy of support for the Taliban and will lead to a failed policy of opposing them. The Pak-Afghan relationship is critical to the two countries’ security, economic future and political stability. Pakistan needs a comprehensive strategy mixing varying degrees of pressure and incentives relating to border control, refugees, trade, kinetic action, and coordination with China. Pakistan should avoid any temptation to support Afghan resistance groups on its own or on Washington’s behalf. Pakistan should never become part of another American war again. No amount of US aid can compensate for the losses America’s failed wars leave behind. The writer, a former ambassador, is adjunct professor, Georgetown University. Published in Dawn, September 2nd, 2026
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İran'dan ABD'ye 'zafer yanılsaması' tepkisi
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Tahran'a yönelik ekonomik baskının artırılacağı ve İran'ın askeri kapasitesinin ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına X platformundan yanıt verdi. Garibabadi, Washington'ın söylemlerinin kendi içinde çeliştiğini belirterek ABD'nin zafer yanılsaması içinde olduğunu ifade etti. Garibabadi'nin tepkisi, Bessent'in İran'ın askeri fabrikalarının tamamına yakınının yok edildiği ve askeri kapasitesinin etkisiz hale getirildiği yönündeki iddialarına karşılık geldi. Açıklamada, ABD'nin ekonomik baskı ve askeri güç söylemlerinin tutarsızlığı vurgulandı. Bu karşılıklı açıklamalar, Washington ile Tahran arasında süregelen gerilimin bir parçası olarak dikkat çekiyor.
ABD21 olay6 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İskoçya’dan Hindistan’a veri merkezi tepkisi
Dünya genelinde veri merkezlerine karşı yerel direniş artıyor. İskoçya’dan Hindistan’a uzanan topluluklar, kendilerine dayatıldığını düşündükleri tesislerin enerji arzını ve iklimi tehdit ettiğini belirterek itiraz ediyor. ChatGPT’nin piyasaya sürülmesinden bu yana büyük teknoloji şirketleri devasa yeni tesislerin kurulması için lobi faaliyeti yürütüyor. Haberde, birçok hükümetin bu talepleri karşılamaya yönelik adımlar attığı ancak yerel halkın endişelerinin büyüdüğü aktarılıyor. Veri merkezlerinin elektrik şebekeleri üzerindeki yükü ve karbon salımına etkisi, küresel bir tartışmanın odağı haline gelmiş durumda. Bu durum, yapay zekâ altyapısının yaygınlaşması ile enerji güvenliği ve iklim hedefleri arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor.
ABD1 olay11 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Şi Cinping'den Orta Doğu'ya yeni güvenlik çerçevesi çağrısı
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Mısır ziyareti sırasında Orta Doğu ülkelerine dış müdahaleye karşı çıkma ve bölgenin güvenlik düzenini yeniden şekillendirmeyi değerlendirme çağrısında bulundu. Çarşamba günü gerçekleşen bu ziyaret, Pekin'in bölgede artan nüfuz arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Şi'nin dört yıl aradan sonra Orta Doğu'ya yaptığı ilk ziyaret, ABD'nin bölgedeki ortaklarının stratejik ilişkilerini yeniden gözden geçirdiği bir döneme denk geldi. Ziyaret, İsrail-ABD ile İran arasında aylardır süren askeri gerilimin gölgesinde gerçekleşti. Çin'in bu adımı, bölgede geleneksel olarak baskın olan ABD etkisine alternatif bir güvenlik mimarisi önerme çabası olarak görülüyor. Şi'nin çağrısı, bölge ülkelerinin dış müdahaleyi reddetme ve kendi güvenlik düzenlerini kurma konusundaki tartışmaları alevlendirebilir; ancak somut bir plan açıklanmadı.
ABD1 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Erdoğan Bişkek'te ŞİÖ zirvesine katılacak, Putin ile görüşecek
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasi takvimi yılın son çeyreğinde yoğunlaşıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı programlarının ardından Erdoğan, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) programına katılacak. Taslak programa göre Bişkek'teki ilk gününde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşecek. Erdoğan'ın ŞİÖ zirvesine katılımı, Ankara'nın çok taraflı platformlarla ilişkilerini sürdürdüğünü gösteriyor. Putin ile planlanan görüşme ise ikili temasların gündemde kaldığına işaret ediyor. Görüşmenin içeriğine dair ayrıntı paylaşılmadı.
ABD5 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Maduro ABD Mahkemelerinin Uluslararası Hukuka Mesafesini Test Edecek
Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun, ABD mahkemelerinin uluslararası hukuk ihlali iddialarını ceza davalarında savunma olarak kabul etmeme yönündeki yerleşik tutumunu test etmesi bekleniyor. New Straits Times'ın aktardığına göre, bir asrı aşkın süredir ABD yargıçları, hırsızlıkla suçlanan 19. yüzyıl banka memurundan uyuşturucu kaçakçılığıyla itham edilen Orta Amerikalı diktatöre kadar birçok davada, uluslararası hukukun veya antlaşma yükümlülüklerinin ihlal edildiği gerekçesiyle iddianamelerin düşürülmesi taleplerini reddetti. Maduro'nun kendi davasında bu yerleşik yargısal çekinceyi sınaması, ABD'nin iç ceza yargı yetkisi ile uluslararası hukuk normları arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıyor. ABD mahkemeleri tarihsel olarak antlaşmaya dayalı savunmalar yerine iç hukuku öncelemiştir. Bu girişimin sonucu, özellikle yabancı yetkililerin ABD'de yargılandığı davalarda uluslararası hukukun nasıl kullanılabileceğine dair emsal oluşturabilir.
ABD1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Bakan Katz: ABD onaylarsa Gazze nüfusunu göç ettirmeye hazırız
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Ynet ve Yedioth Ahronoth'un düzenlediği konferansta, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin bölgeden çıkarılmasına yönelik planların hazır olduğunu, ancak bu nüfusun nereye yerleştirileceğini ABD'nin belirlemesinin beklendiğini açıkladı. Katz, 'Bu göç olmadan Gazze için nihai bir çözüm yok' ifadesini kullandı. Açıklama, İsrail hükümetinin Gazze nüfusunun başka bir yere taşınmasını ABD onayına bağlı olarak gündemde tuttuğunu gösteriyor. Uygulamanın ne zaman ve hangi koşullarda hayata geçirileceğine dair ayrıntı paylaşılmadı. Bu başlık, Gazze'deki çatışmaların seyri ve bölgedeki insani durum açısından diplomatik düzeyde yankı uyandırabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.
ABD1 olay2 sa önce