İçeriğe atla
Hikayeler
TR
Gelişiyor

YPG'nin feshi 'terörsüz Türkiye' sürecinde tarihi dönemeç

Özet · AI üretimi

YPG, dün kendini feshettiğini duyurdu. Türkiye'nin 'terörsüz Türkiye' ve 'terörsüz bölge' vizyonu doğrultusunda yürüttüğü süreçte gelen bu karar, bölgesel güvenlikte yeni bir dönemin işareti olarak değerlendiriliyor. CNN Türk Ankara Temsilcisi Dicle Canova, gelişmeyi 'tarihi bir dönemeç' olarak nitelendirdi. Canova, fesihe giden süreçte yaşananlara ilişkin ayrıntıları aktarırken, sürecin Türkiye'nin terörsüz bölge hedefiyle bağlantısına dikkat çekti.

Başlangıç 26 Ağu 10:18 2 olay Güncellendi 4 sa önce
Paylaş
Bağlam · AI üretimi

Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.

Bu gündemi takip et

Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.

Bu gündeme tepki ver:

Zaman çizelgesi

en güncel: 4 sa önce
  1. Güvenlik26 Ağu 10:18

    Türkiye, YPG'nin feshine nasıl baskıyor?

    Terörsüz Türkiye süreci sürerken YPG, dün kendini feshettiğini duyurdu. Peki, fesihe giden süreçte neler yaşandı? Bundan sonra ülkede süreç nasıl işleyecek? Ayrıntıları CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Dicle Canova aktardı. BÖLGESEL GÜVENLİKTE YENİ DÖNEM Dicle Canova'nın açıklamaları şöyle: Tarihi bir dönemeçteyiz diyebilirim. Yaşananlar; özellikle Türkiye'nin "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" vizyonu açısından çok kıymetli bir adım olarak nitelendiriliyor. Ankara'daki yansımalarına ve gelişmelerin nasıl okunduğuna baktığımızda, sürecin Suriye krizinin başından bu yana gerçekleşen en kritik jeopolitik kırılmalardan biri olarak ifade edildiğini söyleyebiliriz. SDG'nin kendini feshetmesi tam olarak bu niteliktedir. Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bölgemizde tarih yeniden yazılıyor, Türkiye yön veriyor Bu jeopolitik kırılma ifadesini özellikle vurguluyorum. Çünkü bundan sonrasına dönük, bölgede yeni bir güvenlik mimarisinin oluşmasına hizmet eden adımların daha da ivme kazanacağı yönünde beklentiler yüksek. Terör yapıları ortadan kalktıkça, bölgedeki istikrarsızlaştırma girişimlerinin de önü yavaş yavaş kesiliyor. Bölge ülkelerinin içeriden vekil güçler aracılığıyla çökertilmesi ve terörün stratejik bir maşa olarak kullanılması devrinin sonuna yaklaşıldığı ifade ediliyor. Dolayısıyla Ankara, bu gelişmeyi Suriye krizinin başından bu yana gerçekleşen en kritik jeopolitik kırılmalardan biri olarak okuyor. Bu adımın, terörsüz Türkiye ile ilişkili olarak terörsüz bölge adımı açısından da önemli bir aşama olduğu Ankara'daki değerlendirmeler arasında öne çıkıyor. STRATEJİK KAYNAKLAR ŞAM YÖNETİMİNE DEVREDİLDİ Yaşanan entegrasyon sürecine Ankara nasıl bakıyor? Öncelikle SDG'ye bağlı askeri, güvenlik ve idari tüm yapılar feshedilerek Suriye ordusuna ve devlet kurumlarına tamamen entegre edilmiş vaziyette. Ankara'da öne çıkarılan ilk husus budur. İkinci olarak; sınır kapıları, havalimanları ve petrol sahaları gibi stratejik kaynaklar doğrudan Şam merkezi yönetimine devredilmiş durumdadır. Bu devir hamlesi kritik bir önem taşıyor. Terörün petrol havzalarından ve havalimanlarından elde ettiği finansal kaynaklar tamamen kesilmiş oluyor. Böylece Suriye'nin kaynakları, Suriye devleti tarafından Suriyeliler için yönetilecek hale geliyor. YENİ GÖREVLER VE ANAYASAL MUTABAKAT Bir diğer önemli nokta ise dün akşamdan beri tartışılan siyasi teklifler ve statü meselesidir. Nasıl bir anlaşma yapıldığı konusu merak ediliyordu. Ferhat Abdi Şahin'in açıklamasından sonra kendisinin pozisyonunun ne olacağına dair haberler basına yansımıştı. Edindiğim bilgilere göre Ferhat Abdi Şahin'e Cumhurbaşkanı danışmanlığı, İlham Ahmed'e ise milletvekilliği teklif edildi. Bu adımlar; Kürtlerin anayasal statüsü, hakları ve ana dilde eğitim gibi mutabakat başlıklarıyla da doğrudan ilişkilendiriliyor. Her iki ismin bu görevlerde bulunma sebepleri, 16 Ocak 2026'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara'nın imzaladığı, Suriyeli Kürtlerle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanıyor. İki ismin de bu kararnamenin takibi ve uygulanmasına dönük pozisyonlarda yer alması planlanıyor. SÖZ KONUSU KARARNAMEYE GÖRE: -Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilecek. -Kürtlerin miraslarını ve sanatlarını yaşatma, ana dillerini geliştirme hakları güvence altına alınacak. -Kürtçe ulusal bir dil olarak kabul edilecek; Kürt nüfusun yoğun bulunduğu bölgelerde devlet okullarında ve özel okullarda seçmeli ders olarak okutulabilecek. -Bugüne kadar dışlanan ve yerlerinden edilen Kürtlere Suriye vatandaşlığı verilecek. -Baharı ve kardeşliği simgeleyen 21 Mart Nevruz Bayramı, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin tüm bölgelerinde resmi tatil ilan edilecek. Ferhat Abdi Şahin ve İlham Ahmed'in, Suriye Devleti çatısı altında bu kararnamenin takibi ve uygulanması sürecinde görev alacakları anlaşılıyor. İtalyan basını 'Ankara'nın 2027 hedefi' diye yazdı! 'Başka bir ülke daha yapamadı: 60 bin tonluk Türk gücü' ANKARA'NIN BÜTÜNCÜL GÜVENLİK VİZYONU Türkiye'nin güvenlik mimarisi ile terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonu kapsamında da bu gelişme oldukça önemli. SDG'nin fesih kararının ve Suriye Devleti'ne entegre olmasının, Türkiye'nin iç ve dış güvenlik konseptlerinin tam kesişim noktalarında yer aldığı ifade ediliyor. Sınır güvenliği açısından bakıldığında, Ankara'nın ana önceliklerinden biri Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, diğeri ise sınırda paralel bir silahlı yapılanmanın önlenmesiydi. Dün akşam itibarıyla her iki hedef de gerçekleşmiş oldu. Diğer yandan Meclis'te kabul edilen çerçeve kanun ve yürütülen bir "terörsüz Türkiye" iç süreci bulunuyor. Suriye sahasındaki bu tasfiye ile birlikte sürecin bölgesel bir ivme kazandığı tespit ediliyor. Ankara'da stratejik zamanlamaya da dikkat çekiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ahlat'ta vurguladığı terörsüz Türkiye hedefi ve bölgesel barış vizyonu; PKK'nın feshi ve SDG'nin lağvedilmesiyle eş zamanlı bir boyut kazandı. Irak ve Suriye hattındaki güvenlik boşluğunun da kapanma evresine girdiği Ankara'da önemle vurgulanıyor.

    Milliyet
  2. Güvenlik26 Ağu 10:45

    Ankara, SDG'nin feshedilmesine nasıl bakıyor?

    Ankara'daki güvenlik kaynakları, SDG'nin feshedilmesini "Suriye krizinin başından bu yana gerçekleşen en kritik jeopolitik kırılmalardan biri." olarak yorumladı. SGD / YPG terör örgütünün kendini feshederek Suriye Ordusu'na entegre olması, uluslararası kamuoyunda ilgiyle takip edildi. Örgüt elebaşlarından Mazlum Abdi, Şam Halk Sarayı'nda dün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada "Bugün Suriye Demokratik Güçleri'nin misyonunun sona erdiğini duyuruyor ve bağımsız bir askeri güç olarak feshedildiklerini tüm sorumluluk bilinciyle ilan ediyoruz." dedi; Suriye tarihinde barış, istikrar ve yeniden inşa için yeni bir sayfa açıldığını söyledi. Abdi, Türkiye'deki çözüm sürecinin ilk aylarında kendilerine dönük çağrılara yanıt verirken Abdullah Öcalan ile doğrudan görüşmeleri gerektiğini savunmuştu. Bu sırada Öcalan'ın çağrısıyla 5-7 Mayıs 2025'te kongresini toplayan PKK, terör örgütünün feshedildiğini açıklamıştı. Türkiye, SDG'nin ana omurgasını oluşturan YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğunu vurguluyor, örgütün silah bırakma kararının SDG'yi de kapsaması gerektiğini belirtiyordu. Güvenlik kaynakları, gelişmeyi "SDG'nin bağımsız askeri varlığına son vererek lağvedildiğini açıklaması, Suriye krizinin başından bu yana gerçekleşen en kritik jeopolitik kırılmalardan biridir." ifadesiyle yorumladı. Suriye'deki yeni durumun "terörsüz bölge" adımı açısından önemli olduğunun altını çizdi. Terörsüz Türkiye sürecinin Suriye sahasındaki bu tasfiyeyle bölgesel bir ivme kazandığına vurgu yapıldı. Kaynaklar, örgütün feshinin Türkiye'nin iç ve dış güvenlik konseptinin tam kesişim noktasında yer aldığını hatırlatarak "Ankara’nın ana önceliği olan Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve sınırda paralel, silahlı bir yapılanmanın önlenmesi hedefi gerçekleşmiştir." dedi. Bununla birlikte Ankara'da Irak ve Suriye hattındaki güvenlik boşluğunun kapanma evresine girdiği görüşü de öne çıkıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, SDG'nin feshedildiğinin duyurulmasından sonra yaptığı ilk değerlendirmede doğrudan Suriye'deki gelişmelerden bahsetmedi. Ancak, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere atımızın kuyruğunu bağladık." ifadesini kullandı. "Biz ne doğru yoldan saparız ne de tahriklerle farklı yola gireriz, bugüne kadar olduğu gibi azim, sabır, kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz." diye de ekledi. BUGÜNE NASIL GELİNDİ? Süreç 8 Aralık 2024 tarihinde Suriye'deki 61 yıllık Baas rejiminin sona ermesi ve Beşar Esad'ın Rusya'ya kaçmasıyla başladı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara, o dönem geçici devlet başkanı konumundaydı. SDG ile müzakereler bu dönemde gündeme geldi. İki taraf arasında 10 Mart 2025 tarihinde anlaşma imzalandı. Bu anlaşma, SDG’nin kurulmakta olan yeni Suriye Ordusu'na entegre olmasını içeriyordu. Ancak terör örgütü, ilk etapta bu mutabakata uymadı. Suriye Ordusu'nun bir operasyon daha düzenledi, ardından yeni anlaşma yapıldı. Anlaşma SDG'ye bağlı tüm güçlerin Savunma Bakanlığı bünyesine katılmasının ve enerji kaynaklarının Şam'ın kontrolüne geçmesinin yolunu açıyordu.

ilgili gelişmeler