Üç Ay Kala: 1960'taki Nüfus Kıyameti Kehaneti Yeniden Gündemde
1960 yılında Avusturyalı fizikçi Heinz von Foerster ve çalışma arkadaşları, insan nüfusunun dünyaya sığamayacak kadar artacağı bir tarih hesapladı. Wio News'in aktardığına göre bu 'kıyamet' senaryosu, o dönemde ortaya atılan bir nüfus projeksiyonuna dayanıyor. Aradan geçen 66 yılın ardından iddia edilen tarih artık yalnızca üç ay uzaklıkta. Senaryoya göre felaketin kaynağı asteroid, savaş ya da küresel bir afet değil; insan nüfusunun dünya kapasitesini aşması. Haberde bu durumun 'sıkışarak ölme' ifadesiyle tanımlandığı belirtiliyor. Söz konusu tahminin bilimsel geçerliliği ya da güncel demografik verilerle örtüşüp örtüşmediği haberde ayrıntılı olarak yer almıyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 6 sa önce- Siyasi22 Ağu 11:52
66 yıl önce bu tarihi işaret ettiler! Tüyler ürperten iddia: 'Sıkışarak ölecekler'
“İnsanlığın sonu” olduğu iddia edilen tarih artık yalnızca üç ay uzaklıkta. Ancak bu kez kıyamet senaryosunun nedeni bir asteroid, savaş ya da küresel bir felaket değil; insan nüfusunun dünyaya sığamayacak kadar artması. ‘SONSUZLUĞA ULAŞACAK’ Wio News'ün haberine göre sıra dışı senaryo, Avusturyalı fizikçi Heinz von Foerster ve çalışma arkadaşları tarafından 1960 yılında ortaya atıldı. Araştırmacılar, son 2 bin yıldaki dünya nüfusu verilerini inceleyerek hazırladıkları matematiksel modelde, nüfus artışının aynı hızla devam etmesi halinde insanlığın bir gün matematiksel olarak “sonsuzluğa” ulaşacağını öne sürdü. Araştırmanın adı bile dikkat çekiciydi: “Doomsday: Friday, 13 November, A.D. 2026” yani “Kıyamet: 13 Kasım 2026 Cuma.” ‘SIKIŞARAK ÖLECEKLER’ Von Foerster ve ekibi, geçmiş 2 bin yıldaki nüfus artışını incelerken nüfusun yalnızca düzenli biçimde artmadığını, ikiye katlanma sürelerinin giderek kısaldığını belirledi. Araştırmacılara göre nüfus her seferinde daha kısa bir sürede iki katına çıkıyordu. Bu eğilim değişmeden devam ederse, bir noktada ikiye katlanmalar arasındaki süre sıfıra yaklaşacak ve nüfus matematiksel olarak sonsuzluğa ulaşacaktı. Modelin “kıyamet” olarak tanımladığı tarih ise 13 Kasım 2026 olarak hesaplandı. Von Foerster, ortaya çıkacak tabloyu oldukça çarpıcı bir ifadeyle anlatmıştı: “Büyük-büyük torunlarımız açlıktan ölmeyecek. Sıkışarak ölecekler.” 1960’TAN BUGÜNE NE DEĞİŞTİ? Ancak aradan geçen 66 yıl, bu matematiksel modelin dayandığı nüfus artış eğiliminin değiştiğini açıkça gösterdi. 1960 yılında dünya nüfusu 3 milyarın biraz üzerindeydi. Bugün ise dünya genelinde yaklaşık 8,2 milyar insan yaşıyor. Yani nüfus 66 yılda üç katına bile ulaşmadı. Üstelik nüfus artış hızı da ciddi biçimde yavaşladı. ABD Nüfus Sayım Bürosu verilerine göre küresel nüfus artış hızı 1963 yılında yaklaşık yüzde 2,2 ile zirve yaptı. 2026'da ise bu oran yaklaşık yüzde 0,84 seviyesinde. 1960'ların başındaki nüfus artış hızı devam etseydi, dünya nüfusunun yaklaşık 32 yılda bir ikiye katlanması bekleniyordu. Bugünkü büyüme hızında ise aynı büyüklükte bir artışın gerçekleşmesi yaklaşık 83 yıl sürüyor. Bu nedenle demograflara göre 1960 yılında yapılan hesaplamanın gösterdiği “sonsuz nüfus” senaryosunun gerçekleşmesi beklenmiyor. DENKLEM GERİYE DOĞRU ÇALIŞTIRILINCA ŞAŞIRTAN SONUÇ Üstelik modelin kendi içinde de dikkat çekici bir problem vardı. Araştırmacılar denklemi geriye doğru çalıştırdığında, insan nüfusunun başlangıcı için yaklaşık 200 milyar yıl önce gibi bir sonuç ortaya çıkıyordu. Bu rakam, evrenin kabul edilen yaşından bile çok daha büyük. Çünkü evrenin yaklaşık 13,6 milyar, Dünya'nın ise yaklaşık 4,6 milyar yaşında olduğu biliniyor. Ortaya çıkan bu sonuç, modelin gerçek nüfus dinamiklerini sonsuza kadar açıklayamayacağını gösteren önemli bir sorun olarak değerlendirildi. Araştırmacılar da çalışmalarının kesin bir gelecek kehaneti olmadığını kabul etti. PEKİ 13 KASIM’DA NE OLACAK? Aslında büyük gizem de burada. 13 Kasım 2026 geldiğinde insan nüfusu bir anda sonsuza ulaşmayacak. Çünkü model, geçmişteki nüfus artış eğiliminin hiçbir değişiklik olmadan geleceğe taşınacağı varsayımına dayanıyordu. Oysa doğum oranlarının düşmesi ve dünya genelinde nüfus artışının yavaşlaması, 1960'taki matematiksel eğilimin artık geçerli olmadığını ortaya koydu. Bugünkü demografik projeksiyonlar da insanlığın hızla sonsuzluğa koştuğunu değil, küresel nüfus artışının giderek yavaşladığını gösteriyor. ABD Nüfus Sayım Bürosu, dünya nüfusunun 2039'da 9 milyara, 2060'ta 10 milyara ulaşmasını ve 2092 civarında yaklaşık 10,6 milyarla zirve yapmasını bekliyor. Yani 1960 yılında hesaplanan “kıyamet günü” yaklaşırken, insanlığın karşı karşıya olduğu gerçek tablo oldukça farklı. Yine de 13 Kasım 2026 tarihi, 66 yıl önce yayımlanan ve insanlığın geleceğini matematikle tahmin etmeye çalışan bu sıra dışı çalışmayı yeniden gündeme taşıdı. Sosyal medyada hızla yayılan “insanlığın sonu için tarih verildi” iddialarının aksine, ortada bir kehanet değil, geçmişteki nüfus artış eğiliminin geleceğe değişmeden taşınmasıyla oluşturulmuş bir matematiksel model bulunuyor.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
TikTok çocuk gizliliği ihlali davasında 400 milyon dolar ödeyecek
ABD Adalet Bakanlığı, cuma günü yaptığı açıklamada, TikTok'un çocukların çevrim içi gizliliğini koruyan federal yasaları ihlal ettiği iddialarıyla açılan davayı sonuçlandırmak için 400 milyon dolar ödemeyi kabul ettiğini bildirdi. Uzlaşma, platformun çocuklara yönelik veri toplama ve gizlilik uygulamalarıyla ilgili davanın sonucu olarak duyuruldu. Bu tutar, ABD'de çocukların çevrim içi mahremiyetini ihlal eden şirketlere yönelik federal yaptırımların bir örneği olarak kayda geçti. Karar, teknoloji platformlarının reşit olmayan kullanıcıların kişisel verilerini koruma yükümlülüklerine ilişkin yasal baskının arttığı bir dönemde açıklandı.
Afganistan1 olay11 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İsrail'in E1 yerleşim projesine uluslararası tepki büyüyor
Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Hollanda ve Norveç, İsrail'in Batı Şeria'yı ikiye bölecek E1 yerleşim projesine karşı art arda uyarılarda bulundu. Söz konusu proje için 1234 konutluk ihale açıldığı belirtildi; bu ülkeler projeyi "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. Uluslararası tepkilere rağmen İsrail'in geri adım atmadığı bildirildi. Batı Şeria'da baskınlar, gözaltılar, yerleşimci saldırıları ve toprak gasplarının sürdüğü aktarıldı. E1 projesinin hayata geçmesi durumunda Batı Şeria'nın kuzey ve güney olarak bölüneceği, bunun da iki devletli çözümü zora sokacağı değerlendiriliyor.
Afganistan1 olay21 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Pakistan, Terör Kurbanlarını Anma Günü'nde Mücadele Sözü Verdi
Pakistan, Uluslararası Terör Kurbanlarını Anma ve Saygı Günü'nde, son çeyrek yüzyılda terör nedeniyle ödediği ağır bedele dikkat çekti. 2001'de ABD'nin 'terörle savaş' ilanından bu yana ülkenin verdiği kayıpların altı çizilirken, devletin şiddet içeren aşırılığı kökten kazıma ve kurban yakınlarına destek olma yükümlülüğü vurgulandı. Dawn'ın editoryal değerlendirmesinde, uluslararası toplumun bu günü anarken Pakistan'ın terör mağdurlarının anısını yaşatma ve ailelerinin yanında olma sorumluluğu öne çıkarıldı. Terörle mücadelede sivil kayıpların ve toplumsal travmanın uzun vadeli etkilerine işaret edilerek, devlet politikalarının mağdur odaklı sürdürülmesi gerektiği belirtildi.
Afganistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Kongo'da Ebola Salgınında Can Kaybı 2 Bin 500'ü Aştı
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 5 Mayıs'ta başlayan Ebola salgını hızla yayılmaya devam ediyor. Birleşmiş Milletler Ebola Koordinatörü Julien Harneis, salgının başlangıcından bu yana 2 bin 500'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Salgının kontrol altına alınamaması, bölgedeki halk sağlığı krizini derinleştiriyor. Uluslararası sağlık kuruluşları ve BM, salgının yayılmasını önlemek için çalışmalarını sürdürüyor. Ebola salgını, yüksek ölüm oranı ve bölgesel yayılma riski nedeniyle küresel sağlık güvenliği açısından önem taşıyor.
Afganistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Kılıçdaroğlu: İsrail'in Saldırıları Türkiye'nin Egemenliğine Açık Tahrik
Kılıçdaroğlu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda İsrail'in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na yönelik hava saldırısını ve Başbakan Netanyahu'nun açıklamalarını Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğine karşı açık bir tahrik, kaba bir saygısızlık ve bölgesel barışa doğrudan tehdit olarak nitelendirdi. Kılıçdaroğlu'nun bu tepkisi, İsrail yönetiminin son dönemde Türkiye'yi hedef alan söylem ve eylemlerine karşı muhalefet cephesinden gelen en sert çıkışlardan biri oldu. Aynı saatlerde AK Parti Sözcüsü Çelik de İsrail'in E1 bölgesine ilişkin adımlarına "soykırımcı şiddet" ifadesiyle tepki gösterdi. Her iki açıklama, İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimin yalnızca diplomatik düzeyde kalmadığını, iç siyasette de geniş bir mutabakatla karşılandığını ortaya koydu.
Afganistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
‘Uluslararası topluma tekrar hatırlatıyoruz’
Afganistan1 olay1 gün önce