ICC üyeleri başsavcı Karim Khan'ı görevden alma oylaması yapacak
Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) üye devletleri, başsavcı Karim Khan'ın cinsel suistimal iddiaları nedeniyle görevden alınıp alınmayacağını oylamak üzere Cuma günü toplanıyor. Khan, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederken, dava mahkemenin güvenilirliğine gölge düşürdü. Oylama, ABD'nin ICC'ye yönelik eleştirilerini artırdığı ve Washington'ın yenilenen diplomatik kampanya başlattığı bir döneme denk geliyor. Bu gelişme, mahkemenin uluslararası alandaki konumunu ve bağımsızlığını tartışmaya açarken, Khan'ın kariyeri açısından da belirleyici olacak.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Diplomatik22 Tem 13:53
International Criminal Court's members to vote on firing prosecutor Khan over alleged misconduct
Member states of the International Criminal Court (ICC) will vote on Friday on whether to fire chief prosecutor Karim Khan for alleged sexual misconduct in a case that has damaged the tribunal’s credibility at a time when the US has ramped up its attacks on the court. Khan, 56, denies any wrongdoing. The vote on his fate comes just a week after Washington announced a renewed diplomatic campaign to dismantle the ICC, which it says is a threat to US sovereignty. “The court is already in a precarious state,” Mark Ellis, the executive director of the International Bar Association and a longtime ICC observer, told Reuters. “The Khan situation is a separate but very significant part of the overall perception of the court’s credibility,” he added. The US has said no diplomatic options are off the table in its campaign against the ICC, which has already seen 11 of the ICC’s top officials facing sanctions. Accuser points to power disparity, Khan denies wrongdoing The Khan vote also lays bare internal divisions among the court’s governing bodies and its member states. While officials from the court’s governing body said Khan should be dismissed because he committed serious misconduct, according to documents seen by Reuters, it remains unclear if member states will follow that recommendation. For him to be removed, an absolute majority of at least 63 of the court’s 125 member states will have to agree in the secret ballot to be held at a meeting at the UN headquarters in New York. The vote is due around 3 pm (1900 GMT). Khan’s accuser, a junior ICC staffer, spoke publicly for the first time last week in an interview with CNN in which she repeated her allegations that the prosecutor had a non-consensual sexual relationship with her. “There is no way for something to be consensual when you have such a power disparity,” the woman, identified only by her first name Sarah, told CNN. Lawyers for Khan told Reuters he denied “any sexual relationship of any kind” with the alleged victim. They called the decision that led to Friday’s vote unlawful, procedurally unfair and unsupported by evidence, and pointed to a panel of independent judges who found there was no evidence to establish the allegations beyond reasonable doubt after a report by UN investigators into the matter. Vote will not end ICC’s internal turmoil Whatever the outcome, the vote will not put an end to internal divisions. If ICC member states dismiss Khan, it will be seen by some as the result of political pressure after Khan sought arrest warrants for senior Israeli officials for alleged war crimes committed in Gaza. Israel is not a member of the court and has dismissed the warrants as bogus. It would also set off an election process for a new prosecutor, which is not expected to finish before the start of next year. If Khan survives the vote, his position would be weakened and it would give critics of the court another stick to beat it with. The ICC was established in 2002 by the international community to prosecute war crimes, genocide and crimes against humanity. It asserts jurisdiction only if one of its 125 member states is unable or unwilling to prosecute atrocities itself. The United States has never been a member of the court. However, the ICC statute also gives the court the power to prosecute atrocity crimes committed on the territory of member states by nationals of non-member states. A State Department official, speaking on condition of anonymity, said last week Washington was considering diplomatic pressure on other nations to withdraw from the court. The EU has reiterated its support for the ICC and said threats against the court or its elected officials are not acceptable. However, the EU and most ICC member states have yet to take concrete public steps that could shield the institution. The International Federation for Human Rights, a human rights NGO working with victims in cases being considered by the ICC, called the new US campaign the most serious attack to date on the world’s only permanent international criminal court. “States created the ICC together; they now have the opportunity — and the responsibility — to defend it together,” Secretary General Drissa Traore said.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktör
Kritik Madenlerde Afrika'nın Elit Çıkarına Dayalı Yönetimi Egemenlik Sanılmamalı
Christopher Vandome ve Tighisti Amare, Chatham House'da yayımlanan yazılarında, Afrika ülkelerindeki kritik maden kaynaklarının sorumsuz liderler tarafından kişisel çıkarlar için kullanılmasının, devletlerin bu kaynakları halk yararına yönetmesi anlamına gelmediğini vurguluyor. Yazarlar, 'Kritik maden zengini Afrika kendi başının çaresine bakabilir' görüşüne karşı çıkarak, kaynak egemenliği söyleminin hesap verebilir olmayan yönetimleri meşrulaştıramayacağını savunuyor. Bu ayrım, küresel enerji dönüşümünde kilit rol oynayan lityum, kobalt ve nadir toprak elementleri gibi madenlerin yönetişimine dair tartışmalar açısından önem taşıyor. Afrika kıtası bu kaynakların büyük bölümüne sahipken, yolsuzluk ve şeffaflık eksikliği maden gelirlerinin toplumsal kalkınmaya aktarılmasını engelliyor. Uluslararası ortaklar için, Afrika'daki kritik maden anlaşmalarını değerlendirirken söylemin ötesine geçip yönetişim mekanizmalarını incelemek gerekiyor; aksi halde elit çıkarına dayalı düzenlemeler, kaynak milliyetçiliği ile karıştırılarak gerçek bir egemenlik zemini sunmuyor.
Çin1 olay26 May - Aynı ülke gündemicanlı
NYC Belediye Başkanı, Netanyahu için ICC Tutuklama Yetkisini Tartışıyor
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun kente gelmesi halinde tutuklanmasını emretme yetkisine sahip olup olmadığını şehrin Hukuk Departmanı ile ‘aktif bir görüşme’ halinde değerlendiriyor. Mamdani, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (ICC) Netanyahu hakkında açlığın bir savaş yöntemi olarak kullanılması dahil savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar iddiasıyla çıkardığı tutuklama kararına atıfta bulundu. Bu adım, ABD’nin ICC’ye taraf olmaması ve federal hükümetin mahkemenin kararlarını tanımaması nedeniyle hukuki açıdan tartışmalı bir zeminde ilerliyor. Ancak New York gibi küresel bir şehrin belediye başkanının uluslararası hukuka dayalı bireysel bir eylemi gündeme getirmesi, ABD içinde İsrail’e yönelik politikalar ve uluslararası hukukla uyum konusundaki bölünmüşlüğü yansıtıyor. Mamdani’nin açıklamaları, ICC kararının diplomatik ve hukuki sonuçlarının sadece ulusal hükümetlerle sınırlı kalmayıp yerel yönetimler düzeyinde de yankı bulduğunu gösteriyor. Bu durum, ABD’nin geleneksel İsrail politikasına meydan okuma potansiyeli taşıyor ve ilerleyen günlerde federal-yerel yetki çatışması ile uluslararası hukuk tartışmalarını alevlendirebilir.
ABD6 olay9 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Suikast İddiaları ve Hürmüz Boğazı’nda ABD-İran Gerilimi Tırmanıyor
ABD ile İran arasındaki kriz, karşılıklı suikast iddialarıyla yeni bir boyut kazandı. Washington Post'un haberine göre, ABD yönetimi İsrail'in İranlı üst düzey yetkililere (Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf) yönelik suikast planlarına karşı Tahran'ı aracılar yoluyla uyardı. Öte yandan, The Wall Street Journal'ın bildirdiğine göre İsrail istihbaratı, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik 'somut' bir suikast hazırlığı içinde olduğunu Washington'a iletti. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee bu iddiayı doğruladı. Trump ise bir suikast durumunda İran'ın 'daha önce hiç görülmemiş seviyede bombalanacağı' tehdidinde bulundu. Hürmüz Boğazı'nda da gerginlik tırmandı. Trump, stratejik su yolunu ABD'nin 'ele geçireceğini' ve geçişleri yöneterek ücret alacağını açıkladı. İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü ise 'ABD'nin müdahalesine izin vermedik, vermeyeceğiz' karşılığını verdi. Bu arada, ABD'nin İran'ın güneyine düzenlediği saldırılarda 30'dan fazla sivilin öldüğü Tahran tarafından duyuruldu. İran, meşru müdafaa hakkı çerçevesinde karşılık vereceğini belirtirken, Birleşmiş Milletler nezdinde ABD'nin uluslararası hukuk ihlallerine karşı harekete geçilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca, ABD ile İsrail'in Kudüs'te kalıcı büyükelçilik inşası anlaşması imzalaması Washington-Tel Aviv hattındaki yakınlaşmayı gözler önüne serdi.
ABD42 olayAz önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD Füzesi İran’ın Larak Adasını Vurdu, Hürmüz’de Gerilim Tırmanıyor
ABD füzesi Çarşamba günü İran’ın Larak Adası’nı vurdu. Tasnim haber ajansının bildirdiğine göre bu olay, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki İran adalarına yönelik son dönemdeki bir dizi saldırının son halkası. Savaşı bitirmeye yönelik ön anlaşmanın çökmesinin ardından İran stratejik su yolunu kapattığını duyurmuştu. Hürmüz Boğazı, küresel petrol taşımacılığının kritik bir geçiş noktası konumunda. Boğazın kapatılması ve karşılıklı askerî eylemler, enerji arz güvenliğine yönelik endişeleri artırıyor. Diplomatik çabaların şimdiye kadar kalıcı bir sonuç vermemesi, bölgedeki istikrarsızlığın sürebileceğine işaret ediyor. Bölgedeki çatışmaların yoğunlaşması, uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen tarafların askerî seçeneklere ağırlık verdiğini gösteriyor. Özellikle İran’ın Hürmüz’deki kontrolü ele geçirme hamleleri, küresel ekonomi açısından riskleri beraberinde getiriyor.
ABD1 olay43 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump yardım kesintileri binlerce göçmen çocuğun avukatsız kalma riskini artırıyor
ABD’de ebeveynleri olmadan ülkeye gelen 20 binin üzerinde refakatsiz çocuk, federal fon kesintileri nedeniyle yasal temsilcilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Savunucular, Trump yönetiminin yaptığı kesintinin, bu çocukların göçmenlik davalarında kendi başlarına mahkemeye çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Göçmen çocuklar, sığınma başvuruları ve diğer hukuki süreçlerde kritik önem taşıyan avukat desteğinden yoksun kaldıklarında, dil bariyeri ve karmaşık yasal prosedürler nedeniyle haklarını savunmakta zorlanıyor. Uzmanlar, bu durumun çocukların ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkileri olabileceğine işaret ediyor.
ABD1 olay44 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Pentagon İran Savaşı'nın 37.5 Milyar Dolar Maliyetini Açıkladı, Yaralı Asker İddiaları Gündemde
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Senato'da yaptığı açıklamada, İran'la süren savaşın maliyetinin 37.5 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam, Mayıs ayındaki 29 milyar dolarlık tahminin üzerine çıkmış durumda ve Eylül sonuna kadarki öngörülen harcamaları içeriyor. Hegseth, ordunun operasyonlarını sürdürebilmesi için ek bütçe ihtiyacı olduğunu belirterek Kongre'den 67 milyar dolar ek kaynak talep etti. Açıklama, yoğun bombardımanların yeniden başladığı ve ara seçimler öncesinde savaşın popülerliğini yitirdiği bir dönemde yapıldı. Eş zamanlı olarak, Pentagon'un İran saldırılarında yaralanan asker sayısını kamuoyundan gizlediği iddiaları gündeme oturdu. New York Times'ın isimsiz yetkililere dayandırdığı habere göre, kayıtlara geçmeyen saldırılarda çok sayıda ABD askeri yaralandı. Pentagon ise bu haberlerin ardından İran'ın Orta Doğu'daki ABD üslerine düzenlediği saldırılarda yaklaşık 100 askerin yaralandığını doğruladı. Finansal yük ve şeffaflık tartışmaları, askeri angajmanın sürdürülebilirliğine dair soru işaretlerini artırıyor.
ABD25 olay1 sa önce