NATO Zirvesi'nde Tarihi Yeniçeri Karşılaması Damgası
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen NATO Zirvesi, liderlerin mehter marşı ve yeniçeri kıyafetli görevliler eşliğinde karşılandığı törenle başladı. Törenin her detayı, ev sahibi ülkenin tarihsel ve kültürel mesajlar içerdi. Prof. Dr. Erhan Afyoncu, daha önce 'reddedilen miras' olarak anılan bu sembollerin zirvede tartışma konusu olmadığına dikkat çekti. Karşılama seremonisi, liderlerin zirve boyunca yaptığı açıklamalarla birlikte, zirvenin sembolik ve diplomatik boyutunu pekiştirdi.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 09 Tem- Güvenlik09 Tem 11:42
NATO Zirvesi'ne Yeniçeri damgası! Prof. Dr. Erhan Afyoncu Beştepe'deki karşılamayı yorumladı: 'Reddedilen miras' tartışma bile olmadı
NATO Zirvesi’nde organize edilen her tören, mesaj içeren detaylarla doluydu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde masada verilen kritik mesajların yanı sıra, liderlerin mehter marşı ve yeniçeriler eşliğinde karşılandığı tören de çok konuşuldu. Karşılama törenlerinde yapılan her şey çok önemliydi. Tarihi Zirve boyunca tüm bunların yanında liderlerin sözleri en dikkat çekici ve kritik noktayı oluşturuyor olsa da bazı liderlerinki daha da dikkat çekiciydi. Mehterden yeniçerilere, Trump’tan Miçotakis’e NATO’nun detaylarını Prof. Dr. Erhan Afyoncu Milliyet.com.tr’ye özel değerlendirdi. Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara tarihi NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapmış, liderlerin nasıl geleceği, ne giydiği, beden dili ve en önemlisi de Türkiye’de nasıl karşılandıkları merakla takip edilmişti. Ülkeler başka liderleri karşılarken bazı tören ya da protokoller uygulardı. Ancak her ülke köklü bir geçmişe, büyük bir mirasa sahip olacak kadar şanslı olamazdı. En azından Türkler gibi binlerce yıldır var olan bir milletin mirası bugün çok değerliydi. NATO Zirvesi’nde de bu köklü mirasa ve Türk varlığına yakışır bir karşılama töreni olmazsa olmazdı. Özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye ‘Dostum Erdoğan davet ettiği için geldim yoksa gelmezdim’ sözleri üzerine nasıl karşılanacağı burada neler söyleyeceği ve gelirken getireceğini söylediği sürprizi merak konusu olmuştu. ‘Air Force One’, Trump’ın Başkanlık uçağı Ankara’ya teker koyar koymaz en özel karşılamanın kendisi için hazırlandığı anlaşılmıştı. Diğer liderler bakanlar tarafından karşılanırken Trump, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından karşılanmıştı. Bu kısa karşılamanın ardından gözler, birkaç saat içinde yapılacak olan ‘Beştepe Buluşması’na çevrilmişti. Çünkü asıl özel ve güzel tören burada yapılacaktı. Üstelik daha önce sadece 1 kez yapılmıştı. 16 Türk Devleti’ni temsilen bulunan asker ve bayraklar, modern bando, mehter takımı ve yeniçeriler… Prof. Dr. Erhan Afyoncu, NATO’nun şifrelerini Milliyet’e özel anlattı. OSMANLI YENİÇERİLERİ SAHNEDE! ‘REDDEDİLEN MİRAS TARTIŞMA BİLE OLMADI’ NATO Zirvesi henüz geride kalmış olsa da etkileri uzun bir süre daha devam edecekti. Özellikle başkanların sözleri, ikili diyaloglar ve Ankara’nın zirve için yaptığı her hazırlık ve ince detay konuşulacaktı. Başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere, liderlerin mehter, yeniçeri ve 16 Türk Devleti’nin askerleriyle karşılanmış olması oldukça dikkat çekici bir mesaj içeriyordu. Prof. Dr. Erhan Afyoncu 16 Türk Devleti’ni temsilen ‘A tipi’ törenlerde bulunan askerler için, “16 Türk Devleti’yle karşılama eskiden beri vardı. Dünkü yenilik yeniçerilerdi. Çünkü 16 Türk Devleti’ni temsil eden askerler çok eski zamandan beri Cumhurbaşkanlığı misafirlerini karşılarken bekliyor. Orada bir modern bando vardı. Modern bandonun yanında bir de Mehter vardı. Yani bir tarihi bandomuz var. Bir de şimdiki kullandığımız bando var. İkisi bir aradaydı. Yani ikisinin birleştirilmesi açısından da önemliydi tören. Geçmişe saplanıp kalmamak lazım. Ancak geçmişi de inkâr etmemek ve ondan faydalanmak lazım” dedi. Ancak NATO Zirvesi’ndeki karşılama törenleri için ‘A+ tipi’ ifadesi kullanılmıştı. Yani bu klasik A tipi, devlet başkanlarını karşılarken kullanılandan daha farklıydı. Peki A+ tören neydi? Prof. Dr. Erhan Afyoncu yeniçerilerin de tüm ihtişamıyla boy gösterdiği töreni şöyle yorumladı: -alıntı- “Bu tabii hem modern ordumuzu hem geçmişteki muhteşem askerlerimizi bir arada görmek açısından son derece önemliydi. Yani kaldırılışının üzerine 200 yıl geçen Yeniçerilik, bir devlet başkanını, Trump'ı değil, diğer devlet başkanlarını da karşıladı. Bu son derece önemli bir şey. Çünkü tarihle bugünü birleştiriyorsunuz. Yani uzun süre reddedilen bir miras oldu: ‘Osmanlı’nın devamı değiliz’ dendi. Ama bugün artık tartışma bile olmadı. Bazıları popülizm dediler ama ‘Biz Osmanlı'nın devamı mıyız’ diyen yok. Ancak 25 yıl önce böyle değildi bu ülkede. O açıdan bu karşılama önemlidir. Yeniçeriler de bizim kıyafetlerini en iyi bildiğimiz ve muhteşem askerlerimizdir.” - BABASINI TÜRKLER KURTARDI! MİÇOTAKİS: ‘TÜRKİYE ÜLKEMİ TEHDİT EDİYOR’ ABD Başkanı Donald Trump’ın sıklıkla yakınlığını ve dostluğunu dile getirdiği Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede F-35 ve CAATSA ile ilgili sözleri dikkat çekmişti. Trump bu yaptırımların doğru olmadığını vurguluyor ve kendisinin de Türkiye’nin F-35’leri almasından yana olduğunu anlatıyordu. Peki ama bu sözlerin perde arkasında ne vardı? Bölgenin ve dünyanın karma karışık hale geldiği bu dönemde askeri anlamdaki her atılım büyük önem taşıyordu. Bu hem Türkiye hem de müttefikleri açısından kritikti. Prof. Dr. Erhan Afyoncu Trump’ın sözlerini ve ‘yanında getirdiği sürprizi’, “Her ülke kendi açısından bakıyor. Trump da şunu görüyor: Türkiye kuvvetli bir ülke ve dünyanın bu kaos ortamında kuvvetli ülkelerle müttefiklik yapmak daha doğru. Realiteyi seçiyor” diye yorumladı. Trump’ın dostane yaklaşımının yanında komşu ülke Yunanistan’ın her fırsatta hissettiğini iddia ettiği ‘Türkiye tehdidi’ için Yunan Başbakan Miçotakis ‘Ülkem Türkiye tarafından tehdit ediliyor’ demişti. Hâlbuki ikisi de NATO üyesi olan ülkeler birbirini tehdit etmez, korurdu. Peki Miçotakis 1967’de kendisi henüz 6 aylıkken Türkiye’ye sığınan babasına rağmen neden tehdit iddiasında bulunuyordu? Prof. Dr. Erhan Afyoncu: “Yunanistan tarihte Türk karşıtlığı üzerine inşa edilmiş bir devlet olduğu için hala aynı yanlışı yapıyor. Çipras zamanında, Papandreou zamanında kısmi iki ülke arasında ilişkiler düzeldi ve Yunanistan daha az silaha para harcadı. 11 milyon nüfuslu bir ülke Türkiye Cumhuriyeti kadar uçak ve fırkateyn almaya çalışırsa bunun altından kalkamaz. Toplumunun refahını oraya aktarır. Şimdi biz 85 milyonuz. 16 Fırkateyn var. Onlar 11 milyon, 16 tane fırkateyn... Bir kere o fırkateynleri çalıştırmak mümkün değil, personel bulamıyorlar. O kadar fırkateyn 11 milyonluk bir ülke için fazla. Yani yük olarak fazla, ekonomik olarak fazla. Ama maalesef bazı başka ülkelerin Yunanistan'ı bu konuda ileri sürmesine aldanıyorlar ve yanlış yapıyorlar. Yani biz kimseyi tehdit etmiyoruz. Biz iyi komşuluk ilişkileri istiyoruz. Yunanistan'ı Türkiye niye tehdit etsin? 86 milyonluk güçlü bir ordusu olan, daha fazla silaha sahip olan, daha fazla savunma sanayi üreteniz. Bir tane drone üretmiyorlar. Böyle bir ülke ile Yunanistan'ın baş etme ihtimali yok. Ama Türkiye'nin de gidip Yunanistan'dan toprak alma, fethetme düşüncesi yok. Biz iyi ilişki istiyoruz. Biz diyoruz ki Ege Denizi'ndeki hak ve menfaatlerimizi ortak belirleyelim. Bunları çatışma haline getirmeyelim. İstiklal Savaşı sırasında Anadolu'yu işgale kalktınız. En kötü zamanımızdaydık, dibe vurmuştuk. Ordu çökmüş, hiçbir şey kalmamıştı. Ne oldu? Hiçbir şey yapamadınız. Şu anda mı yapacaksınız yani? Onun için biz iyi komşuluk istiyoruz ama maalesef Miçotakis babası Türkler tarafından kurtarılmış olmasına rağmen Türkiye'ye karşı politikası son derece yanlış. Çok üzücü.” -alıntı- Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis'in babası, 1990-1993 yıllarında Yunanistan Başbakanı olarak görev yapmış olan Konstandinos Miçotakis'ti. 1967’deki Albaylar Cuntası’nda tutuklanan Konstandinos Miçotakis, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil'in yardımıyla Türkiye'ye kaçmış ve oğlu henüz 6 aylıkken bir süre Türkiye'de misafir edilmişti. - ‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ KİMSENİN İSTEĞİNE GÖRE KARAR VERMEZ’ NATO Zirvesi’nde ve öncesinde de yaptığı bazı konuşmalarda Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için söylediği sözlerde ‘Ben istediğim için savaşa girmediler’ ifadelerini kullanan Trump tarihi zirvede de kameralar karşısında benzer cümleler söylemişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile dostluğunu sık sık dile getirse de bu cümleler ‘sanki kararı Türkiye yerine ABD veriyor gibi’ algılanacak cinstendi. Oysa Türkiye süreçte söz sahibi olmuş ve el uzattığı pek çok noktada barışı getiren, arabulucu bir ülke olarak adından söz ettirmişti. İran ile olan savaşta da kendi egemenliğini ve güçlü varlığını ortaya koyan bir Türkiye olduğu kaçınılmaz bir gerçekti. Prof. Dr. Erhan Afyoncu, ABD Başkanı’nın İranlı yöneticiler için ‘çok kötü insanlar’ ifadesini ve Türkiye’nin güçlü, barış yanlısı ve egemen duruşunu anlatarak sözlerini noktaladı. -alıntı- “Her ülke kendi yöneticisini, kendi seçer. O bizim dışarıdan yargılayabileceğimiz bir şey değildir. İran'la Amerika'da şu anda savaş ortamında olduğu için bunlar savaş ortamında söylemiş sözlerdir. Bir süre sonra da bakarsınız ki ‘İranlılar dünyanın en iyi insanlarıdır’ da der yani. Türkiye Cumhuriyeti de kimsenin isteyip istemediğine göre karar vermez. Türkiye Cumhuriyeti kendi millet ve devletinin menfaatlerine göre karar verir. Yani savaşa girmememiz ülkemizin menfaatineyse girmeyiz, ülkemizin menfaatine ise gireriz. Ki savaş kötü bir şey yani kimse savaşa girmek istemez. Sayın Cumhurbaşkanımız kendi milli menfaatlerimiz doğrultusunda ülkemizi yönlendiriyor. Çünkü bizim kendi çıkarlarımız var. Yani dostlarımız, kardeşlerimiz vesaire var ama öncelik kendi ülkemizin çıkarlarıdır. Ondan sonra dost ve müttefiklerimizle birlikteki çıkarlarımızdır. Şimdi buradaki hadise, çevremiz savaş ortamı oldu. Bir tane iki tane değil, yukarıda Ukrayna, Rusya, altta Suriye, Irak, İran yani bu bölgede savaşa bulaşmayan tek ülke Türkiye kaldı. Bu da yöneticilerimizin büyük başarısıdır. Gürcistan Azerbaycan… Yani bu bölgede 3 tane ülke girmedi savaşa: Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye.” - Prof. Dr. Erhan Afyoncu -
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktör
Emine Erdoğan NATO Zirvesi'nde Lider Eşlerine Dijital Çocuk Güvenliği Çağrısı Yaptı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında kente gelen lider eşlerini ağırladı. Etkinlikte konuşan Erdoğan, çocuk güvenliğinin dijital platformların tasarımında öncelikli ilke olması gerektiğini belirterek, 'Çocuk güvenliği dijital platformlara sonradan eklenen bir ayar değil, tasarımın ilk ilkesi olmalıdır' dedi. Erdoğan, algoritmaların şeffaflığına vurgu yaparak, 'Algoritmaların kara kutusu açılmalı, teknoloji şirketleri ürünlerinin toplumsal etkilerini bağımsız denetime sunmalıdır' ifadelerini kullandı. Bu çağrı, teknoloji devlerinin hesap verebilirliği ve çocukların çevrimiçi korunması konusunda artan uluslararası duyarlılığın bir yansıması olarak dikkat çekti. NATO Zirvesi gibi yüksek profilli bir diplomatik ortamda gündeme getirilen bu konu, dijital çağda çocuk haklarının korunmasının sınır ötesi bir mesele haline geldiğini gösteriyor. Erdoğan'ın ev sahipliği, Türkiye'nin bu alandaki farkındalık ve düzenleme çabalarına uluslararası bir platform kazandırdı.
Arnavutluk1 olay08 Tem - Ortak aktör
Ankara’daki NATO Zirvesi İsrail’de F-35 endişesi yarattı
Al-Monitor’da yayımlanan ve Milliyet’in aktardığı analize göre, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi, Türkiye’nin ABD ile yakınlaşması ve bölgede artan etkisine yönelik İsrail’deki kaygıları gündeme getirdi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, iki ülke arasındaki rekabeti ‘bölgesel hegemonya yarışı’ olarak nitelendirdi. Özellikle F-35 savaş uçağı programı bağlamında İsrail, Türkiye’nin potansiyel teknolojik ilerlemelerinin aradaki askeri farkı kapatabileceğinden endişe duyuyor. Zirve sırasında gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesi, bölgesel güç dengesini etkileyecek bir işaret olarak yorumlanıyor. Bu gelişmeler, NATO müttefikleri arasındaki dinamiklerin yanı sıra Doğu Akdeniz’deki stratejik rekabetin ne denli hassas olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’nin artan etki alanı, İsrail ve Yunanistan gibi bölge ülkelerini kaygılandırırken, ABD’nin tutumu belirleyici olmaya devam ediyor.
ABD5 olay10 Tem - Ortak aktör
Ankara Zirvesi'nde Dev Anlaşmalar, Birlik Mesajları ve Tabanca Tartışması
Temmuz ayında Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, müttefikler arasında en az 50 milyar dolarlık savunma tedarik ve yatırım anlaşmasına sahne oldu. Zirve kapsamındaki Savunma Sanayii Forumu'nda 40 milyar dolarlık anti-drone programı ve yeni nesil AWACS projesi duyurulurken, Hollanda 3 milyar avroluk savunma anlaşması açıkladı. Kanada öncülüğünde Türkiye'nin de aralarında bulunduğu dokuz ülke, askeri üretim projelerine düşük maliyetli kredi sağlayacak 134 milyar dolarlık savunma bankasını kurdu. Türkiye ve Birleşik Krallık geniş kapsamlı bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalamaya hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz müttefikler arasındaki savunma sanayii ticaret kısıtlamalarının kaldırılması çağrısında bulundu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa zirvede birlik mesajı verdi. Buna karşın zirvenin kapanışında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderlere isme özel işlenmiş birer revolver hediye etmesi uluslararası basında geniş yankı uyandırdı. Kimi liderler silahı beraberinde götürürken, İngiltere Başbakanı Starmer hediyeyi Türkiye'de bıraktı, von der Leyen ise askeri müzeye bağışlayacağını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, zirvenin ittifakın çatışmacı tutumunu gösterdiğini öne sürdü. Erdoğan ise zirveye yönelik eleştirilere sert tepki göstererek, "Türkiye'nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar" ifadesini kullandı. Zirvenin Ankara ekonomisine konaklama, yeme içme, ulaşım ve alışveriş harcamalarıyla yaklaşık 900 milyon liralık (19 milyon dolar) katkı sağladığı belirtildi. Erdoğan'ın başkanlığında toplanan Kabine'de ise F-35 savaş uçağı alımı, terörle mücadele süreci ve enflasyonla mücadele gibi başlıklar ele alındı. Ankara zirvesi, ittifak içi savunma iş birliklerini derinleştirirken, diplomatik semboller üzerinden yaşanan tartışmalarla da dikkat çekti.
Türkiye35 olay16 Tem - Ortak aktör
NATO Zirvesi Sonrası F-35 Gerilimi: Yunanistan ve İsrail'den Engelleme Hamlesi
Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin ardından Türkiye'nin F-35 savaş uçağı tedarik edebileceğine dair işaretler Yunanistan ve İsrail'de diplomatik alarmı tetikledi. Milliyet gazetesinin aktardığına göre, Yunan basınında çıkan haberlerde Savunma Bakanı Nikos Dendias'ın Atina'daki bir Economist konferansında konuyla ilgili endişelerini dile getirdiği belirtildi. İsrail medyası da Türkiye'ye F-35 satışını engellemek için yoğun çaba sarf edildiğini yazdı. İki ülke, askeri dengeyi korumak amacıyla tüm diplomatik formülleri devreye aldı. F-35 savaş uçağının Türkiye'ye olası satışı, Doğu Akdeniz'deki güç dengeleri ve NATO içi ittifak ilişkileri açısından kritik önem taşıyor. Yunanistan ve İsrail, Türkiye'nin hava kuvvetleri kabiliyetinde sıçrama yaratacak bu tedarikin bölgesel istikrarı etkileyebileceğini değerlendiriyor. Özellikle Yunanistan uzun süredir Türkiye ile yaşadığı hava sahası gerilimleri bağlamında F-35 programına dahil olmaya çalışırken, Türkiye'nin jetsiz kalma ihtimalinin ortadan kalkması yeni bir rekabet dinamiği yaratabilir. Gelişme, Washington'un Ankara ile F-35 ilişkisini S-400 krizinden sonra yeniden değerlendirdiği bir döneme denk geliyor. Henüz resmi bir satış kararı bulunmamakla birlikte, NATO zirvesinde atılan adımların Türkiye'nin programdan çıkarılmasını gevşetebileceği beklentisi Atina ve Tel Aviv'de rahatsızlık yarattı. İsrail'in kendi hava üstünlüğünü koruma kaygısı kadar, iki ülkenin ortak endişesi Doğu Akdeniz'deki askeri parametrelerin değişme riski.
ABD1 olay09 Tem - Ortak aktör
Ankara Zirvesi'nden NATO 3.0 Sinyali: Avrupa Savunmada Daha Aktif Rol Üstlenecek
36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, 7-8 Temmuz’da Ankara’da 32 müttefik ülkenin liderlerinin katılımıyla yapıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefikler arası savunma işbirliğindeki kısıtlamaların kaldırılması çağrısında bulunurken, Türkiye’nin Çelik Kubbe hava savunma projesine 24 milyar dolar ayırdığını açıkladı. Zirve sonuç bildirgesinde, 5. madde ve transatlantik bağa sarsılmaz bağlılık vurgulanırken, müttefiklerin 50 milyar doları aşan yeni tedarik anlaşmaları imzaladığı ve kolektif üretim kapasitesini artırma taahhüdü yer aldı. Zirveye ‘NATO 3.0’ yorumu yapılırken, Avrupa’nın güvenlikte daha fazla sorumluluk üstleneceğine dair güçlü sinyaller verildi. NATO Genel Sekreteri Rutte, Türkiye’nin savunma altyapısının büyüklüğüne ve ihracat kapasitesine dikkat çekerek “size ihtiyacımız var” dedi. İran ise bildirideki nükleer program eleştirilerine sert tepki göstererek ABD ve İsrail’i suçladı. Türkiye’nin ev sahipliği, liderlerin diplomatik temasları ve zirve marjında sunulan gastrodiplomasi örnekleri uluslararası medyada geniş yankı buldu. Zirve, Rusya-Ukrayna savaşının gölgesinde Avrupa’nın ABD’ye askeri bağımlılığı azaltma arayışını netleştirirken, Türkiye’nin ittifak içindeki ağırlığını perçinledi. Öncesinde İstanbul’daki NATO Parlamenter Zirvesi’nde yapılan istişareler ve NATO yetkililerinin Türkiye’ye yönelik övgüleri, Ankara’nın ‘üç temel ölçütte güçlü müttefik’ olduğu mesajını pekiştirdi.
Türkiye73 olay09 Tem - Ortak aktör
NATO Zirvesi öncesi Ankara'da tutuklamalar, ABD'den KAAN'a motor onayı
7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesinde, Türkiye'de güvenlik operasyonları ve savunma diplomasisi öne çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmalar kapsamında terör örgütlerine yönelik düzenlenen operasyonlarda 225 şüpheli gözaltına alınırken, 178'i tutuklandı. Gözaltına alınanlar arasında gazeteci, akademisyen ve sivil toplum temsilcilerinin de bulunduğu bildirildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tutuklamaları kınarken, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) operasyonların sivil toplum hedefli olduğu iddialarını yalanladı. Zirve güvenliği için 'Turkuaz' adı altında üst düzey tedbirler alındığı duyuruldu. Eş zamanlı olarak ABD yönetiminin, Türkiye'nin yerli savaş uçağı KAAN'da kullanılmak üzere 700 milyon doları aşan jet motoru satışını ilerletmeye hazırlandığı iddia edildi. Reuters'ın haberine göre Trump yönetimi, Kongre'deki itirazlara rağmen satış onayını NATO Zirvesi öncesinde tamamlamayı planlıyor. Bu adım, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinde yeni bir aşamaya işaret ederken, Demokrat milletvekilleri Kongre'nin denetim yetkisinin baypas edildiğini savundu. Avrupa'nın önde gelen ekonomileri savunma harcamalarını artırma kararı alırken, analizler Ankara zirvesinin Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumunu pekiştirebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye98 olay09 Tem