İsrail'in Ermeni Soykırımı Teklifi Bakü'nün Kırmızı Çizgilerini Gündeme Getirdi
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın sözde 'Ermeni soykırımının' tanınması yönündeki teklifi, Azerbaycan'da rahatsızlık yarattı. Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, AA Analiz için kaleme aldığı yazıda, Bakü'nün bu hamleyi Güney Kafkasya'daki barış sürecine tehdit olarak gördüğünü belirtti. Azerbaycan, Ermenistan'la normalleşme çabalarının sürdüğü bir dönemde, böyle bir tanımanın süreci baltalayabileceğini ve Ermenistan'ın toprak taleplerini cesaretlendirebileceğini düşünüyor. Bakü'nün kırmızı çizgileri arasında, Ermeni iddialarının üçüncü ülkelerce siyasi amaçlarla kullanılmasına izin verilmemesi yer alıyor. Azerbaycan, İsrail gibi stratejik ortağından gelebilecek bu tür bir adımı, kendi toprak bütünlüğüne ve Karabağ'daki egemenliğine yönelik dolaylı bir meydan okuma olarak değerlendiriyor. Prof. Attar, İsrail'in bu konuda atacağı somut adımların ikili ilişkilerde onarılması güç hasarlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Gelişme, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış görüşmelerinin hassas dengesini etkileme potansiyeli taşıyor. Azerbaycan, uluslararası toplumu, tarihi olayların siyasallaştırılmaması ve bölgesel istikrarın korunması konusunda uyarıyor. Bu bağlamda Bakü'nün tutumu, İsrail ve diğer müttefikler nezdinde net mesajlarla ortaya konuyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Afganistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Siyasi01 Tem 15:22
Azerbaycan İsrail'in ‘Ermeni Meselesi’ hamlesini nasıl okuyor? Bakü'nün kırmızı çizgileri netleşti
Türkiye Azerbaycan Dostluk İşbirliği ve Dayanışma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aygün Attar, İsrail Dışişleri Bakanı'nın sözde "Ermeni soykırımının" tanınması teklifini Azerbaycan'ın nasıl değerlendirdiğini ve bunun Güney Kafkasya'daki barış sürecine olası etkilerini, AA Analiz için kaleme aldı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın sözde "Ermeni soykırımının tanınması" için sunduğu teklifin kabine toplantısında oybirliği ile kabul edilmesinin ardından Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 29 Haziran 2026 tarihinde bir açıklama yayımlamıştır. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklamasında, 1915 olaylarına ilişkin karmaşık tarihi süreçlerin hukuki ve bilimsel zeminden koparılarak siyasi karar konusu haline getirilmesinin kabul edilemez bir yaklaşım olacağı ifade edilmiştir. Zira açıklamada da vurgulandığı üzere, tarihi olayların lobilerin baskısı, diplomatik hesaplar ve güncel siyasi konjonktür üzerinden değerlendirilmesi, adalet arayışına hizmet etmez; aksine yeni güvensizlikler üretir. Geçmişin trajik sayfaları arşivler, belgeler, tarihçiler, uluslararası hukukçular ve bağımsız bilimsel komisyonlar aracılığıyla incelenmelidir. Bu anlamıyla Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklaması, İsrail Hükümetinin sözde “Ermeni soykırımı” ile ilgili kararına verilen ilkeli, ölçülü ve devlet aklına dayalı bir tepki olmakla birlikte; tarihi gerçeklerin korunması, uluslararası hukuka saygı ve Güney Kafkasya’da kalıcı barış gündeminin savunulması bakımından özel önem taşımaktadır. İSRAİL’İN BARIŞA KARŞI TUTUMU İsrail Hükümetinin bu girişimi, Güney Kafkasya’nın barışa en fazla ihtiyaç duyduğu bir döneme rastlamaktadır. Otuz yıla yakın işgal, savaş, yıkım ve zorunlu göçün ardından bölge yeni bir siyasi gerçekliğe girmiştir. Azerbaycan, Karabağ ve Doğu Zengezur’un kurtuluşundan sonra intikam çizgisini seçmek yerine imar, geri dönüş, bölgesel bağlantıların açılması ve güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi yolunu tercih etmiştir. Bu hassas dönemde tarihi tartışmaları alevlendiren her adım, barış sürecine ağır bir yük bindirir ve eski ihtilafların yeniden canlanmasına zemin hazırlar. Bu bakımdan Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının İsrail Hükümetini söz konusu kararı yeniden gözden geçirmeye çağırması tamamen yerinde ve sorumlu bir tutumdur. Bakü’nün yaklaşımı dar siyasi tepki çerçevesinin ötesindedir. Bu tutum, tarihi hakikatin siyasi manipülasyon malzemesine çevrilmesine karşı açık bir devlet iradesidir. Türkiye, Azerbaycan için kardeş devlet ve vazgeçilmez stratejik müttefiktir. Bu kardeşlik, tarihi, manevi ve siyasi temeller üzerinde yükselmektedir. Azerbaycan'ın eski Cumhurbaşkanı ve ülke tarihinde "Umummilli Lider" unvanıyla anılan Haydar Aliyev’in “Bir millet, iki devlet” felsefesi, bugün Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’le birlikte çağdaş müttefiklik, ortak güvenlik, karşılıklı destek ve müşterek tarihi sorumluluk anlayışıyla daha güçlü bir aşamaya ulaşmıştır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in 2014 yılında Prag’da düzenlenen Doğu Ortaklığı Zirvesi’nde sergilediği tarihi tutum bugün de özel önem taşımaktadır. Dönemin Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Türkiye’nin katılmadığı uluslararası platformu Türkiye’ye yönelik ithamlar için kullanmaya çalıştığında, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev “Türkiye burada bulunmuyor ve siz bundan yararlanmaya çalışıyorsunuz. Ancak ben buradayım ve size ben cevap vereceğim” açıklamasıyla Azerbaycan’ın duruşunu net bir biçimde göstermiştir. Bu sözler Azerbaycan-Türkiye kardeşliğinin, diplomatik metinlerin ötesinde, en zor siyasi platformlarda savunulan canlı ve sarsılmaz bir gerçeklik olduğunu göstermiştir. Türkiye, Azerbaycan için ilkesel bir duruştur. Bugün de aynı ilke geçerlidir: Türkiye’ye haksız tarihi suçlamalar yöneltildiğinde Azerbaycan suskun kalmaz/kalamaz. Tarih Ermeni propagandasının çıkarlarına göre yeniden yazılmaya çalışıldığında Bakü gerçeklerin, onurun ve devlet aklının dilini tercih etmektedir. Bakü, dost ülkelerle ilişkilerinde her zaman yapıcı köprülerin korunmasına, karşılıklı güvenin güçlenmesine ve bölgede gereksiz gerilimlerin önlenmesine önem vermiştir. Bu nedenle İsrail Hükümetinin mevcut kararı sorunlu bir adım niteliği taşımaktadır. Tarihi hafızası Holokost trajedisiyle ayrılmaz biçimde bağlı olan İsrail Devleti, tarihi meselelerin siyasi araç haline getirilmesinin doğuracağı tehlikeleri herkesten iyi anlamalıdır. Bu tarihi hafızanın siyasi konjonktür, çifte standart ve lobicilik hesaplarıyla aynı düzleme çekilmesi son derece sakıncalıdır. Hafıza adaletin zemini olmalı, siyasi baskı aracına çevrilmemelidir. Yahudi halkı yüzyıllar boyunca Türk devlet geleneğinin cemaatleri koruyan, inanç özgürlüğüne önem veren ve bir arada yaşama kültürünü destekleyen coğrafyalarında yaşamış, kimliğini muhafaza etmiş ve gelişmiştir. Sözde "Ermeni meselesinin" Türkiye’ye karşı siyasi baskı aracına dönüştürülmesi tarihi hafızaya, siyasi basirete ve ahlaki sorumluluğa ters düşmektedir. ERMENİSTAN AKLISELİM DAVRANIYOR Dikkat çekicidir ki Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın son açıklaması da bu yaklaşımın ne kadar tehlikeli olduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır. Paşinyan, İsrail Hükümetinin sözde “Ermeni soykırımı”nı tanımasına ilişkin gazetecilerin sorusunu yanıtlarken, Ermenistan’ın bu karara tepki verme ihtiyacı görmediğini belirtmiş ve bu meselenin siyasi hesaplar için bir silaha dönüştürülmesinin Ermenistan’ın çıkarlarına hizmet etmediğini ifade etmiştir. Bu Ermenistan’ın duruşunu göstermesi açısından son derece önemlidir. Çünkü Ermenistan Başbakanı dahi 1915 konusunun üçüncü aktörler tarafından jeopolitik baskı ve siyasi hesap aracı haline getirilmesinin Ermenistan’a fayda sağlamayacağını kabul etmektedir. Bu durumda İsrail Hükümetinin söz konusu kararı, Ermenistan yönetiminin bile mesafeli durmaya çalıştığı tehlikeli bir gündemi yeniden canlandırma riski taşımaktadır. Paşinyan’ın açıklaması, bu meselenin bugün Ermenistan’ın gerçek kalkınma, barış, sınırların açılması ve bölgesel entegrasyon gündemine katkı sağlayan bir başlık olmaktan çıkarak, farklı güçlerin Türkiye’ye karşı kullandığı siyasi baskı aracına çevrilmeye çalışıldığını açıkça göstermiştir. İSRAİL NEYİ AMAÇLIYOR? Sözde “Ermeni soykırımı”nın bugün siyasi düzeyde tanınması, tarihi hakikate hizmet etmekten çok, Ermeni lobisinin ve Güney Kafkasya’daki yeni gerçekliği kabul etmek istemeyen rövanşist çevrelerin çıkarlarına alan açmaktadır. Bu çevrelerin amacı barış sürecini sabote etmek, Türkiye-Ermenistan normalleşmesini zorlaştırmak, bölgesel ulaşım hatlarının açılmasını engellemek ve Güney Kafkasya’yı yeniden bölge dışı güçlerin rekabet sahasına çevirmektir. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığının açıklamasındaki temel mesaj açıktır: Bu tür adımlar barışa ve karşılıklı anlayışa katkı sağlamayacağı gibi, mevcut karşıtlıkları derinleştirir. Bölgenin bugün ihtiyaç duyduğu temel gereklilik, geçmişin siyasi silaha dönüştürülmesi yerine egemenliğe, toprak bütünlüğüne, uluslararası hukuka ve karşılıklı saygıya dayalı yeni bir barış düzenidir. İsrail Hükümeti bu kararı yeniden gözden geçirmeli ve devlet politikasının Ermeni lobisinin, rövanşist çevrelerin ve bölgede yeni gerilim dalgası üretmek isteyen güçlerin etkisi altına girmesine izin vermemelidir. Bu adım İsrail’e stratejik kazanç sağlamayacaktır. Azerbaycan ve Türkiye her zaman adaletten, barıştan ve bölgesel işbirliğinden yana olmuştur. Güney Kafkasya’nın geleceği tarihi mitlerin siyasi mücadele aracı yapılmasıyla kurulamaz. Bu gelecek gerçeklerin kabulü, ulaşım hatlarının açılması, ekonomik işbirliğinin sağlanması, güvenin yeniden tesisi ve devletlerin egemenliğine saygı temelinde şekillenecektir.
MilliyetMilliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Ortak aktörler
Bahçeli Zengezur Koridoru’na 'Turan Koridoru' Adını Verdi, Temel Atıldı
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Zengezur Koridoru ile ilgili 'Adını doğru koyalım. Bu hat, Turan Koridoru’dur.' açıklamasını yaptı. Proje, Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında kara bağlantısı kurmayı ve bu hattı Türkiye’ye uzatmayı hedefliyor. Bölgesel bağlantısallığı artıracak koridor, enerji ve ticaret rotalarını çeşitlendirme potansiyeliyle stratejik önem taşıyor. Projenin Türkiye ayağını oluşturan Kars-Dilucu Demiryolu’nun temeli, 22 Ağustos 2025’te atıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun da katıldığı tören, koridorun hayata geçirilmesi yönünde somut bir adıma işaret ediyor. Demiryolu tamamlandığında, Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan kesintisiz bir güzergâh oluşacak. Bahçeli’nin 'Turan Koridoru' ifadesi, projeye siyasi ve ideolojik bir boyut kazandırırken; altyapı çalışmaları bölgesel iş birliğinin somutlaştığını gösteriyor. Koridorun inşası, Kafkasya’daki jeopolitik dengeleri etkileyebilecek ve Türk devletleri arasındaki bağı derinleştirebilecek unsurlar barındırıyor.
Türkiye2 olay16 Haz - Ortak aktörler
Ermenistan'da Bağımsızlığın En Kritik Seçimi: İktidar Çoğunluğu Korudu Ama Gücü Sınırlı
Kara ve Hazar Denizleri arasında, İran, Rusya ve Türkiye ile çevrili küçük bir kara ülkesi olan Ermenistan, 35 yıl önce bağımsızlığını kazanmasından bu yana en önemli seçimini gerçekleştirdi. Bu seçim, ülkenin iç siyaseti ve reform süreci açısından kritik görülüyor. Başbakan Nikol Paşinyan'ın lideri olduğu Sivil Sözleşme Partisi, parlamentoda çoğunluğu elde etmeyi başardı. Ancak parti, anayasa değişikliği gibi kapsamlı reformları tek başına hayata geçirebilmek için gereken üçte iki çoğunluğun altında kaldı. Sonuç, Paşinyan hükümetinin önünde siyasi uzlaşı gerekliliğini ortaya koyarken, Ermenistan'ın jeopolitik konumu nedeniyle bölgesel dengeler açısından da yakından takip edildi.
ABD1 olay09 Haz - Ortak aktörler
Putin, St. Petersburg'da uluslararası haber ajansı liderleriyle görüştü
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dünyanın önde gelen haber ajanslarının yöneticileriyle St. Petersburg'daki Konstantin Sarayı'nda bir araya geldi. Görüşme, TASS Haber Ajansı Genel Müdürü Andrei Kondrashov'un moderatörlüğünde gerçekleşti. Kondrashov, açılış konuşmasında, bu tür toplantıların St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu sırasında düzenlenmesinin bir gelenek haline geldiğine dikkat çekti. Toplantıya katılan ajanslar arasında Associated Press, Reuters, AFP ve Xinhua gibi küresel medya kuruluşlarının üst düzey yöneticilerinin yer aldığı belirtiliyor. Görüşmede, uluslararası medyanın karşılaştığı güncel zorluklar, dijital çağda haber ajanslarının rolü ve küresel bilgi akışının çeşitlendirilmesi gibi konuların ele alındığı bildirildi. Putin'in medya yöneticileriyle doğrudan diyalog kurması, Rusya'nın uluslararası medya ortamındaki varlığını ve etkileşimini pekiştirme çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD1 olay04 Haz - Ortak aktörcanlı
Paşinyan, İsrail'in 1915 olayları tanıma kararına sessiz kalmayı tercih etti
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, İsrail’in 1915 olaylarını ‘Ermeni soykırımı’ olarak tanıma kararının ardından yorum yapmaktan kaçındı. Sivil Sözleşme Partisi toplantısı sonrası gazetecilere konuşan Paşinyan, konuya ilişkin herhangi bir yanıt vermeye gerek görmediklerini belirtti. Paşinyan’ın sessizliği, Erivan yönetiminin bu tür tanımaları diplomatik ilişkilerde siyasi bir araç olarak değerlendirdiği yorumlarını güçlendirdi. Ermenistan daha önce de benzer kararları memnuniyetle karşılasa da, İsrail özelinde dikkatli bir dil kullanmayı tercih etti. Karar, Türkiye ile İsrail arasında gerilime yol açarken, Ermenistan’ın tutumu uluslararası alanda tarihi anlaşmazlıkların siyasallaştırılmasına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Uzmanlar, bu adımın bölgesel dengeler üzerindeki etkisini yakından izliyor.
Afganistan1 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
Serj Tankian’dan İsrail’e Sert Tepki: ‘Karar İkiyüzlülük’
İsrail’in sözde ‘Ermeni soykırımı’nı tanıma kararına Ermeni diasporasından tepki gecikmedi. System of a Down grubunun Ermeni asıllı Amerikalı solisti Serj Tankian, yayımladığı video mesajında Tel Aviv yönetimini ikiyüzlülükle suçladı. Tankian, Başbakan Netanyahu hükümetinin Ermenileri kendi siyasi çıkarları için kullandığını belirterek, ‘Bizi kendi siyasi çıkarları için kullanıyorlar. Canınız cehenneme’ dedi. Tankian’ın çıkışı, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın benzer yöndeki eleştirilerinin ardından geldi. İsrail’in bu adımı, Ankara ile zaten gerilimli olan ilişkilerde yeni bir faktör olarak değerlendirilirken, Ermeni toplumunun bir kesimi kararı siyasi bir manevra olarak görüyor. Tankian’ın sözleri, diaspora içinde tanıma kararının samimiyetine yönelik kuşkuları yansıtıyor.
Türkiye1 olay1 gün önce - Ortak aktörcanlı
Anlaşma umudu petrolü düşürdü, Hürmüz Boğazı gerginliği sürüyor
ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nı yeniden ticarete açmayı, ateşkesi uzatmayı, ABD ablukasını ve bazı yaptırımları kaldırmayı öngören bir anlaşmaya doğru ilerleme, küresel petrol fiyatlarını aşağı çekti. Brent ham petrolü yüzde 4’ü aşan düşüşle 99 dolar seviyesine geriledi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio, ‘oldukça sağlam’ bir önerinin masada olduğunu, Başkan Trump ise aceleleri olmadığını söyledi. Haber ajanslarına konuşan kaynaklar, anlaşmanın henüz sonuçlanmadığını aktardı. Diplomatik trafik yoğunlaşırken, İran’ın BM misyonu ABD’yi Güvenlik Konseyi’nde ‘yalan ve dezenformasyon’ yaymakla suçladı. İranlı askeri danışmanlar boğaz üzerindeki egemenlik iddialarını yineledi. AB ise seyrüsefer güvenliği için bölgeye daha fazla gemi gönderme ihtiyacından söz etti. ABD’li yetkililer boğazda mayın bulunmadığını açıkladı. Buna karşın nükleer anlaşmazlık çözüme kavuşmuş değil. İran, nükleer programı konusunda ABD ile doğrudan görüşme yapılmadığını duyurdu. Uzmanlar, mevcut müzakerelerin savaşı sona erdirme yolunda önemli bir adım olduğunu ancak asıl meselenin (nükleer kriz) masada kalmaya devam ettiğini vurguluyor.
259 olay20 dk önce