Bahçeli: Bir zirve fotoğrafı raporlardan daha çok şey anlatır
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’de düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada dış politika mesajları verdi. Bahçeli, ‘Dış politikada bazen bir zirve fotoğrafı sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlatır’ ifadeleriyle lider diplomasisinin önemine dikkat çekti. Toplantının devlet adına hayırlı sonuçlar getirmesi temennisinde bulunan Bahçeli, açıklamalarının satır başlarını parti gündemiyle sınırlı tuttu. Bahçeli’nin bu değerlendirmesi, Türkiye’nin aktif dış politika angajmanları çerçevesinde, liderler arası doğrudan temasın sembolik ve stratejik ağırlığını yansıtıyor. Söz konusu söylemin, devam eden bölgesel krizler ve ikili ilişkiler bağlamında yapıldığı anlaşılıyor. Henüz ayrıntıları paylaşılmayan konuşmada, belirli bir olaya ya da krize doğrudan atıf yapılmaması, mesajın genel bir prensip olarak iletilmesiyle ilişkilendiriliyor. MHP liderinin bu tür çıkışları, Cumhur İttifakı’nın dış politika duruşuna ilişkin ipuçları vermesi açısından izleniyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 3 sa önce- Güvenlik23 Haz 07:34
Son dakika... MHP lideri Bahçeli'den açıklamalar
İşte Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar:Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu kutlu çatısı altında sizlerle bir kez daha bir araya gelmekten kıvanç duyuyorum. Bugünkü toplantımızın devletimizin yarınlarına hayırlar getirecek netice ve hizmetlere vesile olmasını temenni ediyorum. Değerli dava arkadaşlarım, dış politikada bazen bir zirve fotoğrafı sayfalar dolusu rapordan daha fazla şey anlatır. Bazen bir devlet başkanının masaya geç gelişi. Bazen gelişi güzel söylenmiş gibi kılıfına uydurulan bir cümle, yıllardır saklanan, sessizliğini koruyan ve sırasını bekleyen güç tahakkümünü ortaya koyar. Bazen bir parlamento raporu, ateş bacayı sarınca hatırlanan dostluk cümlelerinin arkasına gizlenmiş, yılların kiniyle bıçak gibi bilenmiş eski husumetleri gözler önüne serer, niyetleri ele verir.Yaşananları bu zaviyeden görmek lazımdır. TOKİ'nin 64 ilde 20 bin konut kampanyasında son durum! Hangi projelerde konut kaldı? İşte açık satışta il il son tablo "TRUMP'IN 'PATRONUM' DEMESİ GELİŞİ GÜZEL SÖYLENMİŞ BİR CÜMLE DEĞİL" Fransa'da G7 liderleri bir araya gelmiştir. Zirvenin gündem başlıkları kâğıt üzerinde hayli kabarıktır. Küresel ekonominin atılan bombalar ile imzalanan mutabakatlar arasında sıkışmış kırılgan seyri, Ukrayna Savaşı'nın Avrupa güvenliğinde açtığı ve derinleşen gedik, Hürmüz Boğazı üzerinde enerji yolları ile dünya ticaret hayatının seyir güzergâhı üzerine çöken belirsizlik, siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı olan düzensiz göç endişeleri aynı fotoğraf karesine sıkışmıştır. Fakat bütün bu ağır gündemlerin üstüne Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın çalışma toplantısına girerken söylediği "Patron benim" sözü damga vurmuştur. Bu söz gelişi güzel söylenmiş bir cümle değil, G7 masasındaki güç dengesini, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın omzuna çöken ve tüm bu ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraftır. Bu söz, ortak değerler perdesinin arkasındaki çarpık gerçeği, hakikat aynasından gözlerimizin önüne serilen güç gösterisini işaret etmektedir. "AVRUPA HALAWASHİNGTON'UN GÖLGESİNDEN ÇIKAMADI" Avrupa yıllardır stratejik özerklikten bahsetmektedir. Fakat aynı Avrupa, kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini hâlâ Washington'un gölgesinden çıkaramamıştır. NATO Genel Sekreteri'nin açıklamaları ortadadır. Aynı Avrupa, ABD'nin Avrupa'daki askerî katkılarının azaltılacağını açıkladığı bir dönemde, kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını kara kara düşünmektedir. Ne çarpıcı bir tezattır ki Avrupa, yıllardır Türkiye'ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika dersi vermeye kalkmakta, rapor kılıfına sokulmuş ithamları, yaptırım imalarıyla süslenmiş tehditleri, Türk ve Türkiye karşıtı muhaliflerin bayatlamış ezberlerini ısrarla tedavüle sürmektedir. Yani Avrupa, kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hâlâ Türkiye'nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. "ABHANGİ AKILLA TÜRK DEVLETİNE AKLI SIRA AYAR ÇEKECEK?" Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart çöküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır. Ne var ki bu yamalı bohçadan ne hakikat çıkar, ne hakkaniyet çıkar, ne de Türkiye'ye istikamet çizecek bir irade çıkar. Gaflet uykusundan hülyalara dalanlar iyi duysun. Kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin. Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır. Atalarımız boşuna "El atına binen tez iner." dememiştir. Yıllarca kendi güvenliğini ve idaresini başkasının atına bindirenler, şimdi o atın dizginlerinin kendi ellerinde olmadığını anlamaya başlamıştır. Böyle bir Avrupa hangi yüzle Türkiye'ye ders vermeye kalkışacak? Hangi akılla Türk devletine aklı sıra ayar çekecek? Hangi cüretle aziz milletimizin kıymetlerine, devletimizin makamlarına dil uzatacaktır? Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananlar, müttefiklik masalarında bekletilirken Türk devletinin güvenlik politikalarını sorgulamaya nasıl yeltenebilirler? Avrupa başkentlerinde yıllarca Türk askerine namlusunu doğrultan hain terör örgütlerinin paçavralarını dalgalandırdılar. Türk milletinin canına kasteden FETÖ artıklarına seve seve kucak açtılar. Eğitim almaya gidip geri dönecek yavrularımızın önünde sur olurken, Türkiye'de kurduğu işini Avrupa'da büyütmek isteyen girişimcilerimizin gidecekleri günü sayarken, Türk ve Türkiye karşıtı söylenecek en ufak söze kulak kabarttılar. Fitne şebekelerine yuva oldular, yurt oldular.
MilliyetCNN Türk
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
ABD-İran Çerçeve Anlaşması 300 Milyar Dolarlık Fon İçeriyor
Reuters'a bilgi veren bir kaynağa göre, ABD-İran çerçeve anlaşması İran'a yatırımı tetiklemek üzere 300 milyar dolarlık özel bir fonun kurulmasını öngörüyor ve bu tutarın yarısından fazlası için şimdiden taahhüt alınmış durumda. Dubai çıkışlı haber, fonun nihai anlaşmanın tamamlanması için her iki tarafa da ekonomik teşvik sağlama amacı taşıdığını belirtiyor. Bu açıklama, İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin ekonomik boyutuna ışık tutuyor. Söz konusu fon, yaptırımların kalkması hâlinde İran'ın küresel ekonomiyle yeniden bütünleşmesini hızlandırabilecek büyüklükte. Henüz resmî olarak doğrulanmayan bilgi, tarafların anlaşmaya yönelik taahhütlerini somutlaştırma çabası olarak değerlendiriliyor ve önümüzdeki dönemdeki diplomatik sürecin seyri açısından önem taşıyor.
ABD10 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Doğu Pasifik'te uyuşturucu teknesine saldırdı: 3 ölü, senatörler video talep ediyor
ABD ordusu, Doğu Pasifik'te uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı olduğu iddia edilen bir tekneye Perşembe günü saldırı düzenledi. Operasyonda üç kişi öldü. Trump yönetiminin Latin Amerika'daki uyuşturucu trafiğine yönelik kampanyası kapsamında gerçekleşen bu saldırıyla, söz konusu kampanyada ölenlerin sayısı 200'ü aştı. Olayın ardından ABD Senatosu üyeleri, saldırıya ait düzenlenmemiş video kayıtlarının paylaşılmasını talep etti. Bu talep, yönetimin şeffaflık ve operasyonel hesap verebilirliğine yönelik soru işaretlerinin arttığını gösteriyor. Doğu Pasifik rotası, Latin Amerika'dan yasadışı uyuşturucu sevkiyatında kritik bir geçiş noktası olarak biliniyor ve ABD'nin bölgedeki müdahaleleri uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
ABD7 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump'ın TPS Kararı ABD'de Hemşire ve Hastaları Mağdur Etti
Trump yönetiminin Geçici Koruma Statüsü'nü (TPS) sona erdirme kararı, ABD sağlık sisteminde kritik roller üstlenen göçmen çalışanları belirsizliğe sürükledi. The Guardian'ın haberine göre, bu politika değişikliği özellikle hemşireler gibi hayati pozisyonlardaki kişileri sınır dışı riskiyle karşı karşıya bırakırken, zaten kırılgan olan sağlık sisteminde personel açığını derinleştirme tehlikesi taşıyor. Dolores Jacoby'nin hikayesi üzerinden aktarılan haberde, lösemi teşhisi konulan bir hastanın tedavi sürecinde yaşadığı zorluklar, göçmen karşıtı politikaların insani boyutunu gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin göçmenlere yönelik sertleşen tutumu, sadece doğrudan etkilenenleri değil, bakım hizmetine erişen Amerikalıları da olumsuz etkiliyor. Sağlık sektöründe halihazırda yaşanan iş gücü sıkıntısı, TPS statüsünün kaybıyla birlikte daha da kötüleşebilir. Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların ülke genelinde hasta bakım kalitesini düşürebileceği ve özellikle kırsal ile yetersiz hizmet alan bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimi daha da zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD1 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Savannah Guthrie'nin Kaçırılan Annesinin Ölümü Gizli Notla Açıklandı
ABD'li sunucu Savannah Guthrie'nin 84 yaşındaki annesi Nancy Guthrie, yaklaşık beş aydır kayıptı. Kaçıranlar tarafından gönderilen ve aylarca gizli tutulan ikinci notun içeriğinin açıklanmasıyla, Nancy Guthrie'nin öldüğü ortaya çıktı. NBC'nin Today programının tanınmış sunucusu olan Guthrie, annesinin kaybolmasının ardından soruşturmanın gidişatı hakkında sınırlı bilgi paylaşmıştı. Yetkililer, notun içeriği ve soruşturmadaki son durum hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Olay, ABD medyasında geniş yankı bulurken, ünlü isimlerin ve ailelerinin güvenliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Kişisel bir trajedi olarak öne çıkan bu vaka, kamuoyunun dikkatini benzer risklere çekti.
ABD1 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İran yaptırımlarını kaldırmak: Karmaşık hukuki engeller süreci yavaşlatacak
ABD yönetimi, İran'a karşı uygulanan yaptırımlarda 60 günlük bir muafiyet süresi tanıdı. Bu adım, Tahran'ın milyarlarca dolarlık ekonomik kazanç elde etmesini sağlayacak olsa da, on yıllara yayılan yaptırım ağının tamamen çözülmesi hukuki, siyasi ve ticari engellerle dolu. ABD yasaları ve uluslararası taahhütler, bu kısıtlamaların kaldırılmasını karmaşık ve zaman alıcı bir süreç haline getiriyor. Muafiyet kararı, taraflar arasında geçici bir uzlaşıya işaret etse de, kalıcı bir anlaşmaya dönüşmesi kolay görünmüyor. Analistlere göre, yaptırımların hızlıca gevşetilmesi beklenmemeli; zira kırk yılı aşkın süredir katmanlanan kısıtlamaların geri alınması yıllar alabilir. Bu durum, İran ekonomisi üzerindeki baskının süreceğine ve uluslararası iş dünyasının temkinli kalacağına işaret ediyor.
ABD1 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD İstihbaratında Sessiz Tasfiye: ODNI'de Pembe Zarflar Yola Çıktı
ABD’nin istihbarat teşkilatları arasında merkezi bir rol oynayan Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nde (ODNI) geniş çaplı bir personel tasfiyesi başlatıldığı bildirildi. CNN International’a dayandırılan habere göre, yüzlerce çalışanın işten çıkarıldığı veya uzaklaştırıldığı süreç, eski Başkan Donald Trump tarafından atanan geçici direktör Bill Pulte’nin talimatıyla yürütülüyor. Kullanılan ‘pembe zarflar’, iş akitlerinin feshini simgeleyen klasik bir uygulama olarak dikkat çekiyor. ODNI, ABD istihbarat camiasının koordinasyonundan sorumlu kilit bir kurum. Bu denli büyük bir personel hamlesinin, istihbarat faaliyetlerinin sürekliliği ve olası siyasi motivasyonları açısından yakından izlenmesi bekleniyor. Geçici direktör Pulte’nin Trump döneminden kalma bir isim olması, tasfiyenin siyasi bağlantılarına dair soru işaretlerini artırıyor. ‘Pembe zarflar’ uygulaması, kurum hafızasında ve operasyonel kapasitede yaratabileceği etkiler nedeniyle sadece iç değil, uluslararası istihbarat paylaşımı açısından da önem taşıyor. Gelişme, ABD istihbarat yapısındaki olası dönüşümün yeni bir işareti olarak yorumlanıyor.
ABD1 olay5 sa önce