Erdoğan duyurdu: Emlak Katılım’a halka arz, üç kamu katılım bankası birleşiyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen bir zirvedeki konuşmasında kamu katılım bankacılığına yönelik iki önemli adımı açıkladı. Emlak Katılım’ın halka arz edileceğini, Ziraat Katılım, Vakıf Katılım ve Halk Katılım’ın ise tek çatı altında birleştirileceğini bildirdi. Karar, Türkiye’nin katılım finans sektöründeki yeniden yapılanma stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Açıklama, İstanbul Finans Merkezi vizyonuyla paralel şekilde, kamu eliyle yürütülen faizsiz bankacılık faaliyetlerinin konsolide edilmesini ve sermaye piyasaları yoluyla tabana yayılmasını hedefliyor. Emlak Katılım’ın halka arzı, sektöre yeni yatırımcı çekme potansiyeli taşırken; üç bankanın birleşmesiyle ölçek ekonomilerinin artması, rekabet gücünün yükselmesi ve kaynakların daha verimli kullanılması bekleniyor. Henüz zaman çizelgesi ve birleşme modeli hakkında detay verilmedi. Ancak bu hamlelerin, katılım bankacılığının toplam bankacılık içindeki payını artırma çabalarına ivme kazandırması öngörülüyor. Aynı zamanda yabancı yatırımcıların Türkiye’nin İslami finans piyasasına ilgisini canlandırabileceği belirtiliyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 05 Haz- Ekonomik05 Haz 13:00
Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Emlak Katılım halka arz edilecek; Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım birleşecek
Konuşmasına, İstanbul'un kıtaları, kültürleri ve kalpleri birbirine bağlayan "aziz" bir şehir olduğunu vurgulayarak başlayan Erdoğan, zirve vesilesiyle farklı ülkelerden gelen misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Zirve kapsamındaki panel, oturum ve etkinliklerin önemine dikkati çeken Erdoğan, "Burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle;Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı bölgelerinden bu organizasyona katılanlara hoş geldiniz diyorum. Zirvemizi yurt dışından teşrif eden misafirlerimize bu şehrin tadını çıkarmalarını tavsiye ediyorum. Ülkelerinizde yaşayan kardeşlerimize 86 milyon vatandaşımızın selamlarını iletiyorum. İslam ekonomisinde sermayeye ilişkin tartışmalar yapıldı yapılacak. Sermayenin İslam ekonomisindeki yerini, pratik boyutları değerlendirilecek. Dijital dönüşüm gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin masaya yatırıldığı zirvede, uluslararası yatırımların yanı sıra yapay zeka kullanımı gibi farklı konular özelinde yapılacak tartışmaların faydalı olmasını diliyorum. Albaraka Forum başta olmak üzere, Zirve’nin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisimize, Türkiye Varlık Fonu’na, İstanbul Finans Merkezi’ne, İslam İşbirliği Gençlik Forumu’na ve İbn Haldun Üniversitemize yürekten teşekkür ediyorum. Aynı şekilde, organizasyonun partnerleri olan Halkbank’ımızı, Türk Hava Yolları’mızı, Anadolu Ajansı’mızı ve Demirören Medya’yı tebrik ediyorum. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün olduğu yerde bereket bulunmaz. Mevcut sistemi tamir ve revize emek hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Milyonlarca memur ve emekliyi yakından ilgilendiriyor! 5 aylık zam oranı netleşti "İSRAİL MEZALİMİ ATEŞKESE RAĞMEN HALA DEVAM EDİYOR" Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez’deki kardeş ülkelerimizi değil tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. "KÜRESEL BORÇLULUK 350 TRİLYON DOLARA ULAŞTI" Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Bakınız burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor; küresel borçluluğun 2026’nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir. Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisi, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih etmiştir. Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz: Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız. Emlak Katılım'ı halka arz etmeyi planlıyoruz. Ziraat, Vakıf ve Halk Katılım'ın birleştirilmesi olacaktır. Bu 3 katılım bankasının güçlerini birleştirmesiyle ortaya güçlü bir sinerji ortaya çıkacak. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. CHP'de grup toplantısı düğümü! Salı günü ne olacak? İşte kulislerdeki son bilgiler... Dilan-Engin Polat’ın koruması Can Polat cinayetinde yeni gelişme
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail47 olay13 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Güney Lübnan'da İsrail saldırıları yoğunlaştı: Hastaneler ve sivil alanlar vuruluyor
İsrail ordusu, güney Lübnan'da kara operasyonları ve hava saldırılarını artırarak sürdürüyor. El yapımı patlayıcının infilak etmesiyle dört İsrail askeri yaralandı; bir asker sınır hattında, bir diğeri çatışmalarda öldü. Eş zamanlı olarak İsrail savaş uçakları, Sur kenti ve Nebatiye başta olmak üzere birçok bölgeyi vurdu; Deir Qanoun al-Nahr'da en az dört kişinin cesedine ulaşıldı, Sir al-Gharbiya'da iki genç öldü. Lübnan makamları, saldırılarda 17 kişinin öldüğünü, 25 kişinin yaralandığını duyurdu. Hiram Hastanesi yakınlarına düzenlenen iki ayrı saldırıda toplam 38 sağlık çalışanı yaralanırken, Nebatiye'deki bir hastanenin bitişiğine yapılan vuruşta bir kişi hayatını kaybetti. Uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen bombardıman devam etti. Avrupa Birliği, İsrail'e askeri tırmanışı durdurması ve Lübnan'ın egemenliğine saygı göstermesi çağrısı yaptı. Trump yönetiminin gerilimi düşürme girişimine karşın İsrail'in beş kişiyi öldürmesi, varılan mutabakatın kırılganlığını gösterdi. Öte yandan İsrail askerlerinin güney Lübnan'da evleri yıktığı ve yağma yaptığı yönündeki haberlerle birlikte, bölgedeki insani durum ağırlaşmaya devam ediyor. İsrail-Lübnan sınır hattındaki çatışmalar, sivil kayıpları ve sağlık altyapısına yönelik tehditleri tırmandırarak iki ülke arasındaki krizin derinleştiğine işaret ediyor.
İsrail43 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
2025'te patlayıcı silahlardan ölen sivillerin yarısından fazlasından İsrail sorumlu
Yeni bir rapor, 2025 yılında dünya genelinde patlayıcı silahların neden olduğu sivil ölümlerin yüzde 50'sinden fazlasının İsrail askerî operasyonlarından kaynaklandığını ortaya koydu. Rapor, özellikle yerleşim alanlarında patlayıcı silah kullanımının yarattığı sivil zararın giderek 'normalleştiği' uyarısında bulunarak, uluslararası toplumun bu eğilimi durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Sivil kayıpların bu denli yüksek bir oranının tek bir devletle ilişkilendirilmesi, çatışma bölgelerinde sivil korumanın ihlal edildiğine yönelik endişeleri artırırken, patlayıcı silah kullanımına dair daha net politika ve denetim mekanizmalarının oluşturulması yönündeki çağrıları güçlendiriyor.
İsrail1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Fransız muhabir İsrail’e alınmadı, RFI’den basın özgürlüğü tepkisi
İsrail yetkilileri, Tel Aviv Havalimanı'na iniş yapan Fransız muhabir Alice Froussard'ın ülkeye girişine izin vermedi ve saatler içinde sınır dışı etti. Froussard, Radio France Internationale (RFI) ve Radio France adına İsrail-Filistin çatışmasını takip ediyordu. RFI, bu kararı 'basın özgürlüğüne bir engel' olarak nitelendirerek kınadı. Olay, İsrail'in yabancı gazetecilere yönelik giriş kısıtlamalarını yeniden gündeme getirdi. Özellikle Filistin topraklarında çalışan uluslararası basın mensupları zaman zaman benzer engellemelerle karşılaşıyor. Fransa ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler üzerinde de etkisi olabilecek bu kararın gerekçesi henüz açıklanmadı.
İsrail1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Bakan Çiftçi: Türkiye Gazze'deki Çocuk Katliamı Karşısında Sustu, Susmayacak
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Gölbaşı Vilayetler Evi'nde düzenlenen Sivil Toplum İstişare Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Gazze'de devam eden çatışmalarda çocukların hedef olmasına tepki gösterdi. Türkiye'nin bu trajedi karşısında sessiz kalmadığını ve kalmayacağını vurgulayan Çiftçi, sivil toplum kuruluşlarının iyilik ve hak temelinde ortak sorumluluk bilinciyle hareket ettiğini belirtti. Konuşmasında ahlakın toplumsal kalkınmadaki önemine dikkat çeken Bakan, milletlerin yükselişinin ancak ahlaki değerlerle mümkün olabileceğini ifade etti. Toplantı, sivil toplumun karar alma süreçlerine katılımını artırmayı amaçlayan istişare mekanizmasının bir parçası olarak düzenlendi. Türkiye, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarının başlamasından bu yana uluslararası platformlarda ateşkes ve insani yardım çağrılarını yineleyerek aktif bir diplomatik tutum sergiliyor. Çiftçi'nin bu açıklamaları, Ankara'nın Filistin meselesindeki geleneksel duruşunu yansıtırken, bölgesel gerilimin insani boyutuna dikkat çekiyor.
İsrail1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Filistin'den BM'ye: İsrail'in Sömürge İştahına Son Verin
Filistin'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, Güvenlik Konseyi'ne yaptığı açıklamada, Ekim 2025'te sağlanan ateşkesten bu yana yaklaşık 1000 Filistinlinin öldürüldüğünü ve İsrail'in ilhak çabalarının sürdüğünü belirtti. Temsilci, uluslararası toplumu İsrail'in 'sömürge iştahına' son vermeye çağırdı. Bu açıklama, ateşkes sonrası bölgedeki kırılgan durumu ve artan can kayıplarını gözler önüne seriyor. Filistin tarafı, İsrail'in yerleşim ve ilhak politikalarının devam ettiğini vurgularken, Güvenlik Konseyi'nde konunun yeniden gündeme gelmesi diplomatik baskının arttığına işaret ediyor. Açıklamada, İsrail'in eylemleri 'sömürgecilik' olarak nitelendirilirken, ateşkes sonrası dönemde yaşanan can kayıplarına dikkat çekilmesi, insani krizin boyutlarını ortaya koyuyor. Filistin'in BM nezdindeki bu girişimi, uluslararası toplumdan somut adım beklentisini yansıtıyor.
İsrail1 olay2 gün önce