İsrail basınında Türkiye’nin SİHA gücüne dair dikkat çekici analiz
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Israel Hayom, “Göklerden Gelen Korku: İsrail Üzerindeki Yeni Tehdit” başlıklı bir analiz yayımladı. Analizde, Türkiye’nin özellikle insansız hava araçları (İHA) ve savunma sanayii alanındaki atılımlarına dikkat çekilerek, bu kapasitenin İsrail için yeni bir stratejik tehdit oluşturabileceği vurgulandı. Yazıda, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği silahlı insansız hava araçlarının (SİHA) operasyonel başarılarına ve ihracat performansına atıfta bulunularak, bu teknolojilerin bölgesel güç dengelerini değiştirme potansiyeli ele alındı. Israel Hayom, Türkiye’nin artan askeri etkinliğinin, Orta Doğu’daki geleneksel tehdit algılarını yeniden şekillendirdiğini belirtti. Analiz, İsrail’deki güvenlik çevrelerinde Türkiye’nin yükselen savunma yeteneklerine yönelik farkındalığın arttığını yansıtıyor. İki ülke arasındaki diplomatik gerilimlerin de etkisiyle, Türkiye’nin SİHA kapasitesinin İsrail’in hava savunma konseptleri açısından önemli bir sınav oluşturabileceği ifade ediliyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İsrail gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 05 Haz- Güvenlik05 Haz 04:51
İsrail 'en büyük kabusunu' itiraf etti! 'Türkiye elinden geleni yapacak, göklerden gelen korku'
MİLLİYET.COM.TR / İsrail basınının önde gelen gazetelerinden Israel Hayom’da Orta Doğu’nun geleceği ve Türkiye’ye dair dikkat çeken bir analiz yayımlandı. ‘GÖKLERDEN GELEN KORKU’ “İsrail’in üzerindeki yeni tehdit: Göklerden gelen korku” başlıklı analizde Türkiye’nin bölgesel askeri kapasitesi özellikle son dönemde güçleriyle adlarından söz ettiren insansız hava araçları ile savunma sanayii hamleleri, Doğu Akdeniz’de artan etkisi ve deniz gücündeki genişleme, Tel Aviv açısından “yakından izlenmesi gereken stratejik tehdit alanı” olarak değerlendirildi. ‘KENDİMİZİ KABUSUN İÇİNDE BULABİLİRİZ’ Analizde, İsrail güvenlik kurumlarının Türkiye’yi henüz resmi olarak düşman ülke kategorisinde görmediği, ancak “yön değişimine açık devlet” olarak tanımladığı ileri sürüldü. Bu tanımın, özellikle olası bölgesel kriz senaryoları açısından kritik bir uyarı niteliği taşıdığı ifade edilirken “Güvenlik sisteminde gözler giderek artan bir endişeyle Türkiye'ye çevriliyor. Türkiye'nin son dönemdeki adımları, en azından İsrail'i rahatsız etmelidir. Hem de çok. Ve eğer İsrail bunlara hazırlanmazsa, kendisini çok ciddi bir kabusun içinde bulabilir” denildi. ‘KÖŞEYE SIKIŞTIRMAK İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPACAKLAR’ Analizde ayrıca Türkiye ile Katar merkezli Müslüman coğrafyasının Orta Doğu’da yükselen yeni bir güç hattı oluşturabileceği iddiasına yer verildi. Bu hattın İsrail açısından çok katmanlı bir güvenlik baskısı oluşturabileceği yorumları yapılırken “İsrail'in köşeye sıkıştırmak için ellerinden geleni yapacaklardır” değerlendirmesinde bulunuldu. ‘GÜÇ FARKI VAR’ İsrail basınındaki analizde en dikkat çeken başlık ise deniz gücü dengesi oldu. Türkiye’nin fırkateyn, korvet, denizaltı ve amfibi çıkarma kapasitesindeki artışa dikkat çekilerek, Türk donanmasının NATO’nun en büyük ikinci kara ordusuyla paralel şekilde deniz gücünü de büyüttüğü ifade edildi. Türk donanmasının çok sayıda savaş gemisi, denizaltı ve insansız deniz sistemi geliştirdiği, ayrıca yerli tersanelerde üretim kapasitesinin artmasının “stratejik bağımsızlık” açısından önemli görüldüğü kaydedildi. İsrail donanmasının ise daha küçük bir yapıya sahip olduğu belirtilerek, iki ülke arasında özellikle deniz alanında “sayısal ve kapasite farkı” bulunduğu iddia edildi. Bu farkın çatışma senaryosu değil ancak “bölgesel caydırıcılık dengesi” açısından önem taşıdığı vurgulandı. ‘GERİ ADIM ATMAYACAKLAR’ Analizde Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini çerçevesinde Doğu Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de nüfuzunun artacağına dikkat çekilirken “Türklerin geri adım atması şu an için mümkün görünmüyor” denildi. ‘İSRAİL’İN BAĞIMLILIĞI BİR RİSK’ Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanı anlaşması da analizlerde kritik başlık olarak yer aldı. Bu anlaşmanın Doğu Akdeniz’de yeni bir jeopolitik hat oluşturduğuna dikkat çekilirken İsrail’in deniz ticaretinin büyük ölçüde deniz yollarına bağımlı olması nedeniyle Akdeniz’deki her yeni güç dengesi değişiminin Tel Aviv tarafından “stratejik risk” olarak değerlendirildiği aktarıldı. ‘TEHDİTLER BİZİ BOĞUYOR’ Analizin devamında karışık halde olan İsrail iç siyasetine de geniş yer verildi. Güvenlik kurumlarında kilit pozisyonların boş kaldığı, uzun vadeli askeri planların onay sürecinde gecikmeler yaşandığı ve bu durumun “stratejik hazırlık kapasitesini zayıflattığı” ileri sürüldü. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun güvenlik yönetimi ve atama politikaları üzerinden eleştirildiği analizde, “Netanyahu korku bariyerini kırmakla övünürken, İsrail'e yönelik tehditler her taraftan bizi boğuyor” denildi. ‘TRUMP, TEL AVİV ÜZERİNDE BASKI OLUŞTURUYOR’ Son olarak analizde ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’e yönelik tutumuna da değinildi. Trump’ın bazı kararlarının İsrail üzerinde baskı oluşturduğu, hatta bazı değerlendirmelere göre İsrail’in bölgesel hareket alanını sınırladığı öne sürüldü.
milliyet.com.tr
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
İsrail-Lübnan sınırında ateşkese rağmen drone saldırıları ve hava akınları sürüyor
İsrail ile Hizbullah arasında nisan ortasında yürürlüğe giren ateşkese karşın çatışmalar devam ediyor. Hizbullah, güney Lübnan'daki İsrail askerlerine ve kuzey İsrail'e yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı; bu saldırılarda bir tugay komutanı dahil çok sayıda İsrail askeri yaralandı veya öldü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın silahlı İHA'larını durdurmakta zorlandığını bildiriyor. Buna karşılık İsrail, Lübnan'ın güneyine ve doğusuna düzenlediği hava saldırılarında çok sayıda kişiyi öldürdü; hedefler arasında acil müdahale merkezleri, evler ve motosikletli siviller yer aldı. Mart başından bu yana İsrail saldırılarında en az 3 bin 89 kişi hayatını kaybetti, 9 binden fazlası yaralandı. Katar ve Türkiye, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarını kınayarak uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi'ne somut adım atma çağrısında bulundu. Hizbullah'tan bir milletvekili, İsrail askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi koşuluyla tam ateşkesi desteklediklerini açıkladı ancak grup lideri Naim Qassem silahsızlanmaya karşı çıktı ve Beyrut yönetimini protestoya çağırdı. Bu söylemler, Lübnan hükümeti üzerindeki baskıyı artırırken ABD'nin tepkisini çekti. Bölgedeki kırılgan denge, karşılıklı ihlallerle sarsılıyor. Hizbullah'ın İHA saldırıları İsrail savunmasını aşarken, İsrail'in hava operasyonları Lübnan'da sivil kayıplara yol açarak insani durumu ağırlaştırıyor. Diplomatik girişimler ateşkesi kalıcı kılmakta yetersiz kalırken, çatışmaların yayılma riski ve uluslararası müdahale çağrıları gündemdeki yerini koruyor.
İsrail48 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Filistin'den BM'ye: İsrail'in Sömürge İştahına Son Verin
Filistin'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, Güvenlik Konseyi'ne yaptığı açıklamada, Ekim 2025'te sağlanan ateşkesten bu yana yaklaşık 1000 Filistinlinin öldürüldüğünü ve İsrail'in ilhak çabalarının sürdüğünü belirtti. Temsilci, uluslararası toplumu İsrail'in 'sömürge iştahına' son vermeye çağırdı. Bu açıklama, ateşkes sonrası bölgedeki kırılgan durumu ve artan can kayıplarını gözler önüne seriyor. Filistin tarafı, İsrail'in yerleşim ve ilhak politikalarının devam ettiğini vurgularken, Güvenlik Konseyi'nde konunun yeniden gündeme gelmesi diplomatik baskının arttığına işaret ediyor. Açıklamada, İsrail'in eylemleri 'sömürgecilik' olarak nitelendirilirken, ateşkes sonrası dönemde yaşanan can kayıplarına dikkat çekilmesi, insani krizin boyutlarını ortaya koyuyor. Filistin'in BM nezdindeki bu girişimi, uluslararası toplumdan somut adım beklentisini yansıtıyor.
İsrail1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Güney Lübnan'da İsrail saldırıları yoğunlaştı: Hastaneler ve sivil alanlar vuruluyor
İsrail ordusu, güney Lübnan'da kara operasyonları ve hava saldırılarını artırarak sürdürüyor. El yapımı patlayıcının infilak etmesiyle dört İsrail askeri yaralandı; bir asker sınır hattında, bir diğeri çatışmalarda öldü. Eş zamanlı olarak İsrail savaş uçakları, Sur kenti ve Nebatiye başta olmak üzere birçok bölgeyi vurdu; Deir Qanoun al-Nahr'da en az dört kişinin cesedine ulaşıldı, Sir al-Gharbiya'da iki genç öldü. Lübnan makamları, saldırılarda 17 kişinin öldüğünü, 25 kişinin yaralandığını duyurdu. Hiram Hastanesi yakınlarına düzenlenen iki ayrı saldırıda toplam 38 sağlık çalışanı yaralanırken, Nebatiye'deki bir hastanenin bitişiğine yapılan vuruşta bir kişi hayatını kaybetti. Uluslararası toplumun ateşkes çağrılarına rağmen bombardıman devam etti. Avrupa Birliği, İsrail'e askeri tırmanışı durdurması ve Lübnan'ın egemenliğine saygı göstermesi çağrısı yaptı. Trump yönetiminin gerilimi düşürme girişimine karşın İsrail'in beş kişiyi öldürmesi, varılan mutabakatın kırılganlığını gösterdi. Öte yandan İsrail askerlerinin güney Lübnan'da evleri yıktığı ve yağma yaptığı yönündeki haberlerle birlikte, bölgedeki insani durum ağırlaşmaya devam ediyor. İsrail-Lübnan sınır hattındaki çatışmalar, sivil kayıpları ve sağlık altyapısına yönelik tehditleri tırmandırarak iki ülke arasındaki krizin derinleştiğine işaret ediyor.
İsrail43 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
2025'te patlayıcı silahlardan ölen sivillerin yarısından fazlasından İsrail sorumlu
Yeni bir rapor, 2025 yılında dünya genelinde patlayıcı silahların neden olduğu sivil ölümlerin yüzde 50'sinden fazlasının İsrail askerî operasyonlarından kaynaklandığını ortaya koydu. Rapor, özellikle yerleşim alanlarında patlayıcı silah kullanımının yarattığı sivil zararın giderek 'normalleştiği' uyarısında bulunarak, uluslararası toplumun bu eğilimi durdurmak için harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Sivil kayıpların bu denli yüksek bir oranının tek bir devletle ilişkilendirilmesi, çatışma bölgelerinde sivil korumanın ihlal edildiğine yönelik endişeleri artırırken, patlayıcı silah kullanımına dair daha net politika ve denetim mekanizmalarının oluşturulması yönündeki çağrıları güçlendiriyor.
İsrail1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Fransız muhabir İsrail’e alınmadı, RFI’den basın özgürlüğü tepkisi
İsrail yetkilileri, Tel Aviv Havalimanı'na iniş yapan Fransız muhabir Alice Froussard'ın ülkeye girişine izin vermedi ve saatler içinde sınır dışı etti. Froussard, Radio France Internationale (RFI) ve Radio France adına İsrail-Filistin çatışmasını takip ediyordu. RFI, bu kararı 'basın özgürlüğüne bir engel' olarak nitelendirerek kınadı. Olay, İsrail'in yabancı gazetecilere yönelik giriş kısıtlamalarını yeniden gündeme getirdi. Özellikle Filistin topraklarında çalışan uluslararası basın mensupları zaman zaman benzer engellemelerle karşılaşıyor. Fransa ile İsrail arasındaki diplomatik ilişkiler üzerinde de etkisi olabilecek bu kararın gerekçesi henüz açıklanmadı.
İsrail1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
UN ve Suudi Arabistan’dan İsrail’in Lübnan Saldırısına Sert Tepki
İsrail’in güney Lübnan’daki Nabatieh bölgesinde düzenlediği saldırıda Lübnan ordusuna mensup askerler hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), saldırıyı Lübnan’ın egemenliğinin ‘ağır ihlali’ olarak nitelendirerek ölenlerin ailelerine taziyelerini iletti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in eylemlerini ‘en güçlü ifadelerle’ kınadığını açıklayarak, Lübnan Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik saldırıları ve Lübnan’ın egemenliğinin ihlalini reddettiğini vurguladı. Her iki taraf da Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi. Bu tepkiler, İsrail’in Lübnan’daki askerî faaliyetlerine ilişkin uluslararası kaygıların arttığını gösteriyor. Özellikle UNIFIL'in doğrudan ihlal tespiti, bölgedeki gerilimin diplomatik boyutunu öne çıkarıyor.
İsrail5 olay3 gün önce