Pakistan, BM Güvenlik Konseyi'nde Afganistan'daki terör tehdidini gündeme getirdi
Pakistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Büyükelçi Asim İftikhar Ahmed, BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Afganistan'daki güvenli bölgelerden faaliyet gösteren çok sayıda terör örgütünün bölgesel güvenlik için giderek büyüyen bir tehdit oluşturduğunu bildirdi. Terör eylemlerinin uluslararası barış ve güvenliğe etkilerine ilişkin bir oturumda söz alan Ahmed, bu grupların varlığının yalnızca Pakistan için değil, tüm bölge için risk yarattığını vurguladı. Bu uyarı, Taliban'ın Ağustos 2021'de Afganistan'da kontrolü ele geçirmesinden bu yana Pakistan'ın sınırdan kaynaklanan güvenlik endişelerini defalarca uluslararası platformlara taşımasının son örneği oldu. İslamabad, Pakistan Talibanı (TTP) gibi örgütlerin Afganistan topraklarında serbestçe hareket ettiğini ve sınır ötesi saldırılar düzenlediğini iddia ediyor. BMGK'daki bu tür oturumlar, bölgesel istikrarsızlığı önlemek için uluslararası toplumun dikkatini Afganistan merkezli terör tehdidine çekmeyi amaçlıyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 1h ago- Security05 Aug, 19:19
Islamabad raises Afghan terrorism concerns at UN Security Council
WASHINGTON: Pakistan on Wednesday informed the United Nations Security Council (UNSC) that multiple terrorist groups continued to operate from safe havens inside Afghanistan, posing a growing threat to regional security. Speaking at a UNSC briefing on threats to international peace and security caused by terrorist acts, Pakistan’s Permanent Representative to the UN Ambassador Asim Iftikhar Ahmad also highlighted Islamabad’s concerns over Jammu and Kashmir, as the Council met on the seventh anniversary of India’s August 5, 2019, decision to revoke the region’s special constitutional status. Ahmad described the measures imposed on that day as a new phase of repression against the Kashmiri people and accused India of committing what he called “state terrorism” in the disputed territory. He said the international community must show “zero tolerance” for such actions and should not allow counterterrorism efforts to be used as a pretext to suppress what Pakistan describes as legitimate struggles for self-determination. The Kashmir reference came alongside a broader discussion of terrorism and regional security, with the ambassador focusing heavily on Afghanistan-based terrorist groups — an issue that has become central to Pakistan’s security concerns and increasingly part of Washington’s regional agenda. The UN remarks followed the fourth US-Pakistan Counterterrorism Dialogue held on Tuesday in Washington, where both countries reaffirmed their commitment to combating terrorist organisations and strengthening security cooperation. In his address to the Council, Ahmad said that while sustained international counter-terrorism efforts had degraded the capabilities of groups such as the militant Islamic State, the terrorist threat continued to evolve, particularly in parts of Africa, the Middle East and Afghanistan. He said Islamic State’s Khorasan chapter (IS-K) had suffered setbacks, including because of counter-terrorism operations by Pakistan, but continued to pose a significant concern, particularly in Afghanistan. “The situation in Afghanistan remains deeply alarming,” Ambassador Ahmad told the Council. “Since the Taliban takeover in August 2021, multiple terrorist groups continue to thrive in that country in an increasingly permissive environment.” He specifically named the banned Tehreek-i-Taliban Pakistan (TTP), the Balochistan Liberation Army (BLA) and its Majeed Brigade, IS-K and its affiliates, the East Turkistan Islamic Movement (ETIM) and Al Qaeda affiliates as groups that, according to Pakistan, have access to safe havens inside Afghanistan. Pakistan has repeatedly accused the TTP of using Afghan territory to plan and carry out attacks inside Pakistan, a charge that Taliban authorities have rejected. Islamabad has also accused external actors of supporting terrorist groups operating against Pakistan. The ambassador urged the Taliban authorities to fulfil their obligation to ensure that Afghan territory is not used by any terrorist organisation to threaten other countries. He also called for international action against what he described as external sponsors of terrorism. The US-Pakistan counter-terrorism dialogue reflected a similar focus on Afghanistan-based terrorist groups. Counter-terrorism has emerged as one of the areas where the two countries continue to see a clear convergence of interests. Later in his UNSC speech, Ambassador Ahmad returned to Kashmir, linking the issue to Pakistan’s broader argument that international security frameworks should address all forms of terrorism, including what Islamabad calls “state terrorism” resulting from foreign occupation. He argued that the global response to terrorism must avoid double standards and selectivity, saying that all groups posing a threat to international peace and security should be addressed through a consistent approach. The ambassador concluded that terrorism “knows no borders” and “has no religion,” calling for a coordinated international effort to combat the threat. According to the Pakistan Institute for Conflict and Security Studies, an Islamabad-based think tank, violence linked to terrorist attacks and counter-terrorism operations intensified sharply in July, making it the deadliest month of 2026, with 112 security personnel among 205 people killed.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Pakistan ve ABD, Terörle Mücadele Diyaloğunda İşbirliğini Güçlendirme Sözü Verdi
ABD ve Pakistan, Washington'da dördüncü terörle mücadele diyaloğunu gerçekleştirerek terörist gruplarla mücadele konusundaki kararlılıklarını yineledi. Görüşmelere ABD adına Terörle Mücadele Koordinatörü Büyükelçi Gregory LoGerfo, Pakistan adına ise Dışişleri Bakanlığı Özel Sekreteri Büyükelçi Nabeel Munir başkanlık etti. Bölgesel gerilimlerin yüksek seyrettiği bir ortamda gerçekleşen diyalogda taraflar, güvenlik işbirliğini güçlendirme ve terörizmle ortak mücadelede koordinasyonu artırma iradesini ortaya koydu. Bu diyalog, iki ülke arasındaki düzenli üst düzey temasların bir parçası olarak dikkat çekiyor.
ABD2 olay9 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Washington'daki orman yangınında binlerce kişi tahliye edildi, 4 bin yapı tehdit altında
Washington eyaletinin Spokane County bölgesinde başlayan Old Trails yangını, yaklaşık 3 bin dönüm alanı etkileyerek binlerce kişinin tahliyesine yol açtı. Aşırı sıcak hava ve tarihi şiddetteki rüzgarların körüklediği yangın, yerleşim bölgelerine yaklaşarak 4 bin yapıyı tehdit ediyor. Vali Bob Ferguson, eyalet genelinde acil durum ilan ederek yangınla mücadele çalışmalarına federal ve yerel kaynakların hızla aktarılmasını sağladı. Yetkililer, bölgedeki olumsuz hava koşullarının devam etmesinin alevlerin yayılma riskini artırdığı uyarısında bulunuyor.
ABD2 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları, Azalan Mühimmat Endişeleriyle Durakladı
ABD, yaklaşık beş aydır süren savaşta İran’a yönelik hava saldırılarına Cumartesi-Pazar gecesi itibarıyla ara verdi. Yaklaşık iki hafta boyunca her gece düzenlenen bombardımanların ardından gelen bu duraklama, Washington’un askeri mühimmat stoklarının azaldığına dair raporların yayılmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. ABD medyası, tırmanmayı sınırlandırma planlarının gerisinde mühimmat endişelerinin yattığını belirtti. Saldırılara ara verilmesi, taraflar arasında yeniden diplomatik müzakerelere dönülebileceği umutlarını canlandırdı. Ancak ABD medyası duraklamanın başka faktörlerden de kaynaklanabileceğini öne sürdü. Bölgedeki gerilim sürerken, uluslararası toplum gerilimin düşürülmesi için diplomatik çabaların artmasını bekliyor.
ABD23 olay10 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
Genç Nesillere Nükleer Politika Alanında Ulaşmada Yeni Yaklaşım İhtiyacı
Silahların Kontrolü Derneği'nin blog yazısı, nükleer politika ve silahsızlanma camiasında sıkça dile getirilen genç kuşakları dahil etme hedefinin güncellenmesi gerektiğine işaret ediyor. Libby Flatoff imzalı yazı, son on yılda kültürel ve siyasi bağlamın önemli ölçüde değiştiğini, bu nedenle mevcut yöntemlerin yetersiz kaldığını vurguluyor. Nükleer tehditlerin karmaşıklaştığı ve toplumsal önceliklerin dönüştüğü bir dönemde, gençlerin ilgisini çekebilmek için dijital araçların, kapsayıcı diyalogun ve eğitim programlarının yeniden tasarlanması gündeme geliyor. Yazı, genç nesillerin değerleri ve iletişim alışkanlıklarıyla uyumlu stratejiler geliştirilmemesi halinde uzmanlık birikiminin ve siyasi desteğin zayıflayabileceğini hatırlatıyor. ABD merkezli analiz, küresel silahsızlanma çabalarının devamlılığı açısından genç katılımının kritik önem taşıdığını, ancak bunun için klasik söylemlerin ötesine geçmek gerektiğini ortaya koyuyor. Yeni yaklaşımlar, uluslararası güvenlik mimarisinin geleceği açısından da belirleyici olabilir.
ABD1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Netanyahu: İran'ın Nükleer Silahlanmasına Karşı Tek Başımıza Hareket Edebiliriz
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD ile İran arasında devam eden nükleer müzakerelerin gölgesinde, İran'ın nükleer silah edinmesini engellemek için gerekirse İsrail'in tek başına askerî harekâta girişebileceğini açıkladı. Netanyahu'nun bu sözleri, İsrail'in uzun süredir dile getirdiği, İran'ın nükleer kapasitesini kırmızı çizgi olarak gördüğü politikasının altını çiziyor. Açıklama, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temasların hassas bir döneminde geldi. İsrail, diplomatik çözümlere şüpheyle yaklaşırken, olası bir anlaşmanın İran'ın nükleer emellerini yeterince sınırlamayacağı endişesini taşıyor. Netanyahu'nun 'tek başımıza harekete geçeriz' vurgusu, müttefikleriyle koordinasyona rağmen ulusal güvenlik konusunda bağımsız hareket etme kararlılığını ortaya koyuyor. Bu çıkış, bölgedeki gerilimi tırmandırma potansiyeline sahip. İran'a yönelik doğrudan bir uyarı niteliği taşıyan mesaj, aynı zamanda ABD yönetimine de İsrail'in beklentilerini ve sabrının sınırlarını iletiyor. Bu tür açıklamaların müzakereler üzerinde baskı oluşturabileceği, ancak tarafların pozisyonlarını da sertleştirebileceği değerlendiriliyor.
ABD2 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD-İran Deniz Çatışması Hürmüz ve Babülmendep'i Tehdit Ederken Diplomasi Belirsiz
ABD ile İran arasındaki beş aylık savaş, deniz boyutunda kritik bir eşiğe ulaştı. ABD, İran'a yönelik deniz ablukası kapsamında 17 ticari geminin rotasını değiştirdi, iki gemiyi hizmet dışı bıraktı. Başkan Trump, Hürmüz Boğazı'nın ABD kontrolünde olduğunu ve bir anlaşma ya da tam teslimiyet sağlanmadan hiçbir şeyin geçemeyeceğini açıkladı. İran ise ablukanın sürmesi halinde Hürmüz ve diğer su yollarını kapatma tehdidinde bulundu. Bu restleşme, Babülmendep Boğazı'nı yeni bir darboğaz olarak gündeme getirirken, son olarak Hürmüz'de bir gemiye düzenlenen saldırı küresel enerji akışına yönelik riskleri somutlaştırdı. Pakistan ve Türkiye'nin arabuluculuğunda sağlanan kısa süreli ateşkesin ardından müzakerelerin durumu belirsizliğe girdi. İran misilleme saldırılarını durdurdu, ABD ise füze stoklarındaki sıkıntılar ve askeri itirazlar nedeniyle bombardımana ara verdi. Buna rağmen Washington ve Tahran'dan gelen çelişkili sinyaller diplomasi umutlarını zayıflatıyor. Çin'in uydu görüntülerine dayanarak ABD'nin çatışma iddialarını sorgulaması ise bilgi savaşının boyutlarını ortaya koyuyor. Deniz darboğazlarındaki tıkanma riski, küresel ticaret ve enerji piyasaları üzerinde yıkıcı etki yaratma potansiyeli taşıyor. ABD'nin abluka stratejisi ile İran'ın asimetrik tehditleri arasında sıkışan uluslararası deniz trafiği, bölgedeki gerilim diplomasiyle çözülmediği takdirde daha geniş bir ekonomik krize yol açabilir.
ABD10 olay9 sa önce