Küba BM'de ABD ambargosunu 'acımasız' çok boyutlu savaş olarak nitelendirdi
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, Salı günü BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada ABD'nin Küba'ya uyguladığı ambargoyu 'acımasız' olarak nitelendirdi ve bunun neredeyse yetmiş yıldır süren çok boyutlu, konvansiyonel olmayan bir savaş olduğunu söyledi. Tartışma, Washington'un engelleme yönündeki diplomatik baskılarına rağmen gerçekleşti. Rodriguez'in açıklamaları, Küba'nın uluslararası alanda ambargoya karşı destek arayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor. BM Genel Kurulu'ndaki bu oturum, ABD'nin son dönemde Küba'ya yönelik yaptırımları artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Ambargo, 1960'lardan bu yana Küba ekonomisini derinden etkiliyor ve yıllardır BM'de yapılan oylamalarda büyük çoğunlukla kınanıyor. Rodriguez'in konuşması, Küba'nın ABD politikasını uluslararası hukuka aykırı ve insani krize yol açan bir uygulama olarak tanımlama çabalarının altını çiziyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 10h ago- Diplomatic08 Jul, 04:48
At UN, Cuba rallies support against 'ruthless' US blockade
Cuban Foreign Minster Bruno Rodriguez denounced the “ruthless” US embargo against the communist island during a UN General Assembly debate on Tuesday that occurred despite diplomatic pressure by Washington to prevent it. “The government of the United States is carrying out against Cuba a multi-dimensional, non-conventional warfare that has already lasted for almost seven decades now and has become ever more cruel and more ruthless during the last seven months,” Rodriguez told the body, slamming the blockade’s “collective punishment” of the population. “Paying attention to this ruthless crime is also a responsibility of the United Nations,” he added. The damage wrought by the embargo during the period of March 2025 through February 2026 amounts to a record $8 billion, a seven per cent increase over the same period one year earlier, he said, noting the figures do not include the “extreme impact” of the fuel blockade the US imposed on Cuba in February. Most regional blocs, including countries in Africa and the Caribbean, expressed their support for Cuba on Tuesday and condemned the US blockade. Each year since 1992, the General Assembly has adopted by a large majority a non-binding resolution calling for the lifting of the blockade imposed on Cuba by the US. Support weakened slightly last October, when 165 member states voted in favor and seven against, with a dozen abstentions. Tuesday’s vote on whether to hold the debate signaled potential further erosion, with 136 in favor, nine against, and 30 abstentions — including traditional supporters Germany and Canada. “There is no American blockade,” US Ambassador Mike Waltz insisted from the podium. “The only embargo in Cuba is the guillotine the regime keeps over the heads of its people.” Referring to recent diplomatic talks between Havana and Washington, Rodriguez stressed that “there has not been any progress” and would likely be none as long as US officials “treat Cuba as a vanquished or conquered adversary, as a colonial possession.” Some speakers, while deploring US policy toward Cuba, pointed to Havana’s responsibilities. “The dire situation of the Cuban people is not only due to the embargo,” said the European Union’s ambassador to the UN, Stavros Lambrinidis. The envoy highlighted the need for authorities to make “meaningful political and economic reforms” in Cuba, including respect for human rights, while he condemned Havana’s alignment with Moscow in Russia’s war on Ukraine. Pakistan voices support for Cuba Meanwhile, Pakistan’s Permanent Representative to the UN Asim Iftikhar Ahmad, called for an end to the economic, commercial and financial embargo on Cuba, saying “lifting the restrictions would help ease the humanitarian situation, enable the Cuban people to realise their right to development and prosperity, and reaffirm the principles of multilateralism and international cooperation”. Speaking during the debate, he expressed concern over the impact of the embargo on Cuba and its people. He stressed that “international cooperation and multilateral engagement, underpinned by sovereign equality and mutual respect, remain the cornerstone of the international order”. He further noted that “unilateral economic measures, particularly when applied selectively against developing countries, run counter to these principles”. Ambassador Asim reiterated Pakistan’s commitment to the purposes and principles of the UN Charter, particularly respect for the sovereignty, territorial integrity and political independence of all States. He underscored the importance of resolving disputes through peaceful means, in accordance with the UN Charter, and encouraged continued dialogue and diplomacy. Under the current blockade, Cuba is experiencing mounting anguish over power cuts imposed across the country in an increasingly desperate attempt to conserve fuel. Food, drinking water and medicine are in increasingly short supply, and the United Nations has warned of a humanitarian emergency.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Kudüs'te kalıcı büyükelçilik binası için anlaşma imzaladı
Amerika Birleşik Devletleri, Çarşamba günü Kudüs'te yeni bir büyükelçilik yerleşkesi inşa etmek üzere bir anlaşma imzaladı. İsrail, bu adımı iki ülke arasındaki 'sarsılmaz ittifakın' bir yansıması olarak değerlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump, ilk döneminde Aralık 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış ve Tel Aviv'deki diplomatik misyonun taşınması talimatını vermişti. Mevcut hizmetler birden fazla geçici mekâna yayılmış durumdaydı; yeni yerleşke ile kalıcı bir yapıya kavuşulacak. Anlaşma, ABD'nin Kudüs'teki diplomatik varlığını kurumsallaştırma yönündeki somut bir adım olarak öne çıkıyor. Trump yönetiminin kararı, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tartışmalı bulunmuş ve İsrail-Filistin gerilimlerini artırmıştı. Birçok ülke, Kudüs'ün nihai statüsünün müzakerelerle belirlenmesi gerektiği görüşünü korurken, ABD'nin bu hamlesi İsrail'in başkent iddiasına verilen en üst düzey destek olarak yorumlanıyor. Yeni büyükelçilik kompleksinin inşası, iki ülke ilişkilerindeki stratejik yakınlaşmanın sembolik ve pratik bir ifadesi. Proje, ABD'nin bölgedeki diplomatik duruşunu pekiştirirken, Filistin yönetimi ve Arap dünyasında tepkiyle karşılanması bekleniyor. Anlaşmanın zamanlaması ve kapsamı, Ortadoğu'daki mevcut dengeler açısından dikkatle izlenecek.
ABD6 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Büyüyen Dini İsyan: ABD'de Hristiyan Siyonizm Sorgulanıyor
Amerika Birleşik Devletleri'nde Hristiyan Siyonizme karşı dini bir muhalefet giderek büyüyor. Her yıl, ABD'nin en büyük Siyonist örgütü olan Christians United for Israel (CUFI) kitlesel bir lobi kampanyası için Kongre'ye yönelirken, bu kez bazı dini liderler uyarıda bulundu. United Church of Christ'tan Papaz Hannah Sachs, bir Senato ofisindeki personeli CUFI ziyareti konusunda bilgilendirerek, bu nüfuzun sorgulanması gerektiğini dile getirdi. Bu gelişme, Amerikan Hristiyanlığı içinde Hristiyan Siyonizmin teolojik ve siyasi temellerine yönelik bir 'isyanı' yansıtıyor. Uzun yıllardır İsrail'e koşulsuz destek politikalarını şekillendiren evangelikal grupların etkisi, ilerici Hristiyan çevreler tarafından giderek daha fazla eleştiriliyor. Sachs'ın sessiz ama kararlı uyarısı, bu muhalefetin artık Capitol Hill koridorlarında bile karşılık bulduğunun bir işareti olarak görülüyor. Bu dini direniş, ABD'nin Orta Doğu politikalarında Hristiyan lobisinin rolüne dair yeni tartışmalara kapı aralayabilir. CUFI ve benzeri grupların uzun süredir hakim olduğu söylem, artık alternatif Hristiyan seslerle rekabet etmek zorunda kalabilir. Bu durum, özellikle İsrail-Filistin meselesinde ABD siyasetindeki dini-siyasi dengeleri etkileyebilecek potansiyele sahip.
ABD1 olay11 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump'ın İran Politikası ABD'ye Stratejik Zarar Verdi
ABD Başkanı Donald Trump'ın İran politikası, hızlı zafer hedeflerken beklenmedik başarısızlıklarla sonuçlandı. İngiliz basınında yer alan analize göre, bu hamle küresel ittifaklara zarar verdi, Washington ile İsrail arasındaki gerilimi tırmandırdı ve Orta Doğu'da yeni belirsizlik alanları yarattı. Savaşın ardından yapılan değerlendirmelerde, en ağır stratejik bedeli ABD'nin ödediği vurgulandı. Söz konusu politikanın, dünyayı yeniden şekillendiren bir başarısızlık örneği olduğu belirtildi.
ABD12 olay15 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol Haritası
ABD ve İran, İsviçre'nin Burgenstock beldesinde Pakistan ve Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 60 gün içinde nihai barış anlaşmasına varmayı hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaştı. Pazar günü başlayıp Pazartesi gününe uzayan müzakereler, daha önce imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde yürütüldü. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın katıldığı açılışta tarafların barışa yönelik samimiyetine vurgu yapıldı. Arabulucuların ortak açıklamasında, teknik detayların belirlenmesinin ardından nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Mutabakat aylardır süren çatışmaları sonlandırma potansiyeli taşırken, İsrail'in "mücadelemiz bitmedi" açıklaması, ABD'deki ara seçimler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik ateşkesin kalıcılığını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Eşzamanlı olarak İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nda askeri çatışmaları önlemek için bir iletişim hattı kurdu. ABD ayrıca Lübnan'daki ateşkesi denetlemek üzere bir mekanizma oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Pakistan ziyaretinde bölgesel güvenlik yapısı çağrısı ve İslam ülkeleri arasında birlik vurgusu, diplomatik hareketliliğin genişlediğine işaret ediyor. Uzmanlar ise barış sürecinin "bozguncu" aktörlerce sekteye uğratılabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD28 olay17 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD'nin offshore dengeleme doktrini Pakistan'la stratejik yakınlaşmayı gündeme taşıyor
Dawn gazetesinde yayımlanan analiz, ABD ve Pakistan arasında yeni bir stratejik mutabakatın mümkün olduğunu, bunun Amerikan güvenlik ve jeopolitik çıkarları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Çok taraflılığın ve uluslararası hukukun gerilediği bir dönemde, Washington'ın Güney Asya istikrarına yönelik ilgisi büyük güç rekabetiyle şekilleniyor. Pakistan ve Afganistan özelinde bölgesel dinamikler, ABD'nin offshore dengeleme yaklaşımını benimsemesiyle yeni bir boyut kazanabilir. Analiz, ABD'nin doğrudan askeri müdahale yerine bölgesel ortaklar üzerinden nüfuzunu sürdürme stratejisinin Pakistan'ı doğal bir iş birliği adayı hâline getirdiğini öne sürüyor. İki ülke arasında tesis edilecek stratejik bir mutabakat, Afganistan'daki gelişmeleri dengeleme ve Çin'in bölgedeki etkisini sınırlandırma hedeflerine hizmet edebilir. Bu çerçevede, Pakistan'ın coğrafi konumu ve tarihsel bağları, Washington için alternatif bir müttefik yapılanmasının anahtarı olarak sunuluyor. Görüş, Pakistan-ABD ilişkilerinin geleceğinin, Amerikan dış politikasındaki öncelik değişimlerine ve küresel güç merkezlerinin yeniden hizalanmasına bağlı olduğunu vurguluyor. Offshore dengeleme doktrini, İslamabad'a askeri ve ekonomik iş birliğini derinleştirme fırsatı sunarken, aynı zamanda bölgesel güvenlik mimarisinde yeni ittifak modellerini beraberinde getirebilir.
ABD1 olay1 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Apple, Broadcom ile ABD'de çip üretimine 30 milyar dolarlık dev yatırım yapıyor
Apple, Broadcom ile mevcut iş birliğini genişleterek ABD'deki çip üretimine 30 milyar doların üzerinde kaynak aktaracağını duyurdu. Bu adım, şirketin bugüne kadarki en büyük Amerikan üretim taahhüdü olarak kayıtlara geçti. Anlaşma kapsamında Apple, kablosuz bağlantı ve diğer kritik bileşenler için kullanılan çiplerin ABD içindeki üretimini güvence altına almayı hedefliyor. Yatırım, ABD yönetiminin yarı iletken üretimini yurt içine çekme politikalarıyla uyumlu bir şekilde gerçekleşiyor. Apple bu hamleyle tedarik zincirini çeşitlendirmeyi ve jeopolitik riskleri azaltmayı amaçlıyor. Broadcom ise bu sayede üretim kapasitesini artırarak büyük ölçekli bir müşteriye uzun vadeli tedarik sağlayacak.
ABD1 olay5 sa önce