Pakistan'ın Ekonomik Rotası: Politikasızlık Bilmecesinde FDI Arayışı
Pakistan, iddialı ekonomik hedefler peşinde koşarken tutarlı bir politika çerçevesi oluşturamıyor. Dawn’da yayımlanan bir yazı, bu yaklaşımı kriket sahasına sopasız çıkmaya benzetiyor. Ülke, yatırımcılara cazip fırsatlar sunduğuna inanıyor ve uzun süredir doğrudan yabancı yatırımları çekmeye çalışıyor. Ancak sayısal veriler, bu çabaların yetersiz kaldığını ortaya koyuyor. Yatırım iklimindeki politika tutarsızlıkları, potansiyel yatırımcıları caydırıyor ve sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin önünde engel oluşturuyor. Pakistan’ın kendine biçtiği rol ile gerçekteki performans arasındaki fark, temel bir politika açmazına işaret ediyor. Yazı, salt hedef belirlemenin yeterli olmadığını, uygulanabilir ve tutarlı bir strateji şart olduğunu vurguluyor. Aksi takdirde, dış yatırım arayışı sonuçsuz kalmaya devam edecek ve ülkenin ekonomik rotası belirsizliğini koruyacak.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
İran gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 29 Jun- Economic29 Jun, 03:12
Economic path lost — the policy puzzle
Chasing ambitious economic targets without a coherent policy framework is like walking onto a cricket field without a bat — yet that is precisely what we insist on. We have been pursuing investments for a long time and are especially fond of foreign direct investment (FDI). We believe — and rightly so — that Pakistan offers a range of attractive opportunities for investors. However, the fact remains that our investment-to-GDP ratio, which averaged 18 per cent for nearly 40 years (1980s–2018), sharply fell from 17.2pc in 2018 to 15.5pc in 2019 in the very first year of the International Monetary Fund’s (IMF) ‘stabilisation’ programme, touching a historic low of 13.1pc of GDP in 2024. Meanwhile, FDI fell from 1pc to 0.5pc of GDP over the same period. Governments communicate with investors and businesses primarily through their policies, which enable them to navigate decisions by anticipating policy direction in the foreseeable future. In the absence of a clear, consistent and predictable policy environment, only speculative economic activities tend to flourish while the long-term investment horizon and risk appetite of investors and businesses are significantly constrained, according to Pakistan Policy Dialogue 2026, hosted by the Policy Research & Advisory Council (PRAC). The problem is not the absence of investment opportunities; the real challenge lies in creating a policy environment that makes these opportunities commercially viable and attractive The main hurdle in realising our economic ambitions is the disconnect between our plans and policies. The government’s key planning documents, Uraan Pakistan (2024-30) and the prime minister’s Economic Transformation Agenda and Implementation Plan (2024-2029) target economic growth of 6-7pc per annum while increasing per capita income by 43pc in dollar terms by 2029-30. On the other hand, the economic team is religiously following the IMF programme’s contractionary monetary policy of high real interest rates (4-5pc above inflation) and very high, rather punitive, and contractionary taxation policy. With such a disconnect, no wonder these plans have so far fallen way short of their growth targets. Another major issue in our understanding of the country’s economic challenges is the gaslighting effect of our donors’ preachings and propagation on their ardent followers in the country. Many of us have been made to believe that IMF-dictated contractionary policies have brought much-needed stability to our economy. It is true if one chooses to ignore the devastating impact on many socio-economic indicators. In May 2019, before leaving my position as finance secretary and taking early retirement, I met and warned the Prime Minister about the poorly negotiated IMF programme which would stifle economic growth, accelerate poverty, and drive up unemployment. Unfortunately, those warnings were realised on every count, and there has been no sign of relief since 2019. Pakistan’s investment-to-GDP ratio, which averaged 18pc for nearly 40 years (1980s–2018), sharply fell to 15.5pc in 2019 in the very first year of the IMF’s programme, touching a historic low of 13.1pc of GDP in 2024 The IMF review published last month stated that strong policy implementation had continued to support Pakistan’s economic recovery, build confidence, and bolster its resilience to shocks, with GDP growth accelerating in the first half of FY26. However, Pakistan’s ‘economic recovery’ is an average economic growth of 2.7pc since 2019 and two years of negative growth, compared with an average of 5.5pc during 2003-2018 period. Meanwhile, the World Bank said Pakistan’s once-promising poverty-reduction trajectory has come to a troubling halt, reversing years of hard-fought gains. After dramatically reducing poverty from 64.3pc in 2001 to 21.9pc in 2018, it is now at about 25.3pc. While the Bank shied away from blaming the IMF programme, which had itself projected these outcomes — using the World Bank’s international lower-middle-income poverty line of $4.20 per day (2017 PPP), nearly 45pc of Pakistan’s population falls below the poverty threshold. Overall unemployment is reported to have increased to 7.1, but the Youth (ages 15–29) NEET (Not in Employment, Education, or Training) rate stands at a staggering 37pc, up from 29.7pc in 2019. While the IMF claims its programme has built confidence, the Overseas Investors Chamber of Commerce & Industry’s (OICCI) latest survey reports that business confidence weakened sharply, with 70–80pc of companies delaying or revising investment decisions amid rising economic uncertainty. The country faces high levels of debt, with it skyrocketing from Rs29.9tr in 2018 to Rs. 95.5tr, partly due to rupee devaluation but mostly due to unduly high real interest rates. With the interest payments taking away almost 70pc of our net federal revenues, there is very little room for resilience to shocks by any standard. In a policy environment of economic stagnation, high interest rates, and extremely high tax rates, our leadership is seeking to attract foreign investment. Until a couple of months back (before the war on Iran), we witnessed regular capital flight from the country, as also verified by our interior minister. The problem is not the absence of investment opportunities. The real challenge lies in creating a policy environment that makes these opportunities commercially viable and attractive. The writer was formerly a federal secretary and caretaker provincial minister. He is currently the chairman of the Policy Research and Advisory Council. This is the first article of a two-part series. Published in Dawn, The Business and Finance Weekly, June 29th, 2026
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Hürmüz Boğazı çatışmaları ABD-İran görüşmelerini durdurdu iddiası
ABD ile İran arasında İsviçre’de yapılması planlanan barış görüşmelerinin, Hürmüz Boğazı’nda son günlerde yaşanan karşılıklı saldırıların ardından askıya alındığı öne sürüldü. Wall Street Journal’a dayandırılan habere göre, konuyla ilgili bilgi sahibi kişiler, iki ülke arasındaki müzakerelerin durdurulduğunu bildirdi. Durdurma kararı, Hürmüz Boğazı’ndaki tırmanan gerilimin diplomatik temaslara doğrudan yansıdığını gösteriyor. Bölgede küresel petrol sevkiyatının önemli bir geçiş noktasında meydana gelen çatışmalar, enerji piyasalarında zaten var olan hassasiyeti artırdı. Uzmanlar, görüşmelerin sekteye uğramasının Orta Doğu’da istikrarsızlık riskini yükseltebileceğini değerlendiriyor. Ne ABD ne de İran tarafından resmî bir açıklama gelmezken, haber uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. İsviçre arabuluculuğunda yürütüldüğü belirtilen sürecin geleceğine dair belirsizlik sürüyor.
İran15 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
İran, Ayetullah Hamaney İçin Tarihinin En Büyük Cenaze Törenini Düzenliyor
İran, merhum Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney için aylarca ertelenen devlet cenaze törenini, sıkı güvenlik önlemleri altında başlattı. Altı gün sürmesi planlanan törenler, Tahran başta olmak üzere birden çok kentte düzenleniyor. Organizasyon, İran tarihindeki en büyük devlet cenazesi olma özelliği taşıyor. Törenler, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı, nükleer program ve yaptırımlar konularında süren kırılgan diplomatik görüşmelere denk geldi. Yetkililer, hem geniş katılım beklenen merasimlerin güvenliğini sağlamak hem de bölgesel gerilimlerin tırmanmasını önlemek amacıyla kapsamlı tedbirler aldı.
İran48 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
100 Günlük İran Savaşı ABD'nin Küresel Prestijini Nasıl Aşındırdı
ABD ve İsrail'in İran'a açtığı 'seçim savaşı' yüz günü geride bırakırken, küresel ekonomik, askeri ve siyasi güç dengeleri Washington aleyhine temelden değişti. Bu gereksiz askeri müdahale, yalnızca doğrudan yıkımıyla değil, yarattığı geniş çaplı yan etkilerle de dünya düzenini sarstı. Çatışma, küresel güvenlik ortamını istikrarsızlaştırmanın yanı sıra iklim değişikliğiyle mücadele gibi kritik alanlardaki ilerlemeyi de baltaladı. Uzmanlar, savaşın etkilerinin kalıcı olabileceğini ve ABD'nin uluslararası alandaki etkinliğini geri dönülmez biçimde zayıflattığını belirtiyor.
İran15 olay5 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD’nin 250. Yıl Kutlamaları, Hamaney’in Cenazesiyle Gölgelendi
Amerika Birleşik Devletleri’nin 250. bağımsızlık yıl dönümü Cumartesi günü kutlanırken, dünya dikkatinin büyük kısmı İran’daki Ayetullah Ali Hamaney’in cenaze törenine çevrildi. Törene, aralarında üst düzey yetkililerin de bulunduğu çok sayıda uluslararası temsilci ve milyonlarca İranlı katıldı. Bu eşzamanlılık, ABD’nin içe dönük anma etkinliklerinin, küresel çapta yankı uyandıran gelişmeler karşısında nasıl geri planda kalabildiğini gösterdi. Cenazenin geniş katılımı, İran’ın bölgesel nüfuzunu ve Hamaney sonrası dönemde de uluslararası ilişkilerdeki ağırlığını ortaya koydu. ABD’nin kuruluş değerleri ve tarihsel başarıları, bu tür jeopolitik krizler ve cenaze gibi sembolik anlar karşısında zaman zaman gölgede kalmaya devam ediyor. Gözlemciler, iki olayın aynı güne denk gelmesini, Amerika’nın dış politika tercihlerinin uluslararası algıdaki uzun vadeli etkilerine dair ironik bir hatırlatma olarak değerlendirdi.
İran1 olay10 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Hamaney'in Gecikmeli Cenazesi İran Rejiminin Dayanıklılık Testine Dönüştü
İran, savaşın ilk günü ABD ve İsrail hava saldırılarında öldürülen eski dini lider Ayetullah Ali Hamaney için aylar sonra görkemli bir cenaze törenine hazırlanıyor. Cuma günü Tahran'daki Büyük Musalla'da başlayan ve altı gün sürmesi planlanan matem programı kapsamında; başkentin yanı sıra Kum, Meşhed ve Irak'ta da kitlesel yürüyüşler düzenlenecek. Milyonlarca kişinin katılması beklenirken, dev portreler asıldı, oteller indirim yaptı, ulaşım seferleri yeniden düzenlendi. Hamaney'in ölümü, İran rejimi için kritik bir dayanıklılık sınavına işaret ediyor. Savaşın zirvesinde ertelenen cenaze, şimdi kırılgan bir ateşkes ve Doha'da ABD ile dolaylı müzakerelerin sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Rejim, törenleri halk desteğinin bir göstergesi ve devrimci coşkunun kanıtı olarak sunmayı hedefliyor. Otuz yıl boyunca İran'a liderlik eden Hamaney'in ardından ülkenin nasıl bir yön izleyeceği belirsiz. Ancak cenaze programının özenle planlanması, rejimin istikrar vurgusunu öne çıkarıyor. Ateşkes anlaşması ve diplomatik temasların gölgesinde başlayan matem haftası, İran İslam Cumhuriyeti'nin hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya verdiği bir dayanıklılık mesajı niteliğinde.
İran21 olay22 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Medvedev: Bab el-Mendeb Boğazı İran'ın 'Termonükleer Silahı'
Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitri Medvedev, Bab el-Mendeb Boğazı'nı İran'ın 'termonükleer silahı' olarak nitelendirdi. Medvedev, yaptığı açıklamada İran'ın boğazdaki trafiği engelleyerek gücünü gösterdiğini belirtti. Bu ifade, Yemen'deki İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının küresel deniz ticaretini aksattığı bir dönemde geldi. Bab el-Mendeb, Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan ve dünya deniz taşımacılığının yaklaşık %12'sinin geçtiği stratejik bir suyolu. Medvedev'in benzetmesi, İran'ın nükleer kapasiteye sahip olmaksızın bu dar geçidi vekil güçleriyle kontrol ederek küresel ekonomi üzerinde baskı kurabildiğine işaret ediyor. Rus yetkili, blokajın İran'ın bölgesel caydırıcılığını ortaya koyduğunu savundu. Açıklama, Moskova'nın Tahran'la artan iş birliği ve Batı ile gerilim yaşadığı bir bağlamda yapıldı. Rusya'nın, İran'ın stratejik önemini vurgulaması, Karadeniz ve Doğu Akdeniz'deki deniz güvenliği tartışmalarıyla paralellik taşıyor. Medvedev'in söylemi, Batı'ya karşı asimetrik tehditlere dikkat çekerken İran'ın nükleer anlaşma müzakerelerindeki dolaylı pazarlık gücünü hatırlatıyor.
İran4 olay22 sa önce