CTP lideri: Türkiye’siz güvenlik mimarisi sürdürülemez
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 1996 yılı mezunlarının 30. yıl buluşması için gittiği Ankara’da Milliyet’e konuştu. Kıbrıs sorununun dünyanın en uzun süredir çözülemeyen meselelerinden biri olduğunu belirten Usar İncirli, çözüm iradesinin net olduğunu vurguladı. Ada’da güvenlik mimarisinin Türkiye’siz sürdürülemez olduğuna dikkat çekti. KKTC’nin ana muhalefet lideri, Türkiye’nin garantörlüğünün ve aktif desteğinin Kıbrıs Türkleri için hayati önem taşıdığını ifade etti. Türk medyasına verdiği ilk röportajda, Kıbrıs’taki güvenlik yapılanmasında Ankara ile iş birliğinin vazgeçilmezliğine vurgu yapan Usar İncirli, adadaki siyasi sürece ve Türk kamuoyuna yönelik mesajlar verdi.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Türkiye gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 28 Jun- Diplomatic28 Jun, 03:44
CTP lideri Milliyet’e konuştu: Türkiye’siz güvenlik mimarisi sürdürülemez
HANDE ATILGAN Ankara - KKTC’nin ana muhalefeti, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Fakültenin 1996 yılı mezunlarının 30. yıl buluşması için Ankara’ya gelen Usar İncirli, Türk medyasından ilk röportajını Milliyet’e verdi. Usar İncirli özetle şu mesajları verdi: ÇÖZÜM İRADEMİZ ORTADA: Kıbrıs sorunu dünyadaki en uzun süredir çözülmemiş anlaşmazlıklardan biri ve ada konumu gereği giderek artan stratejik bir öneme sahip. Doğu Akdeniz’de jeopolitikte değişimler yaşanıyor. Bu değişimler yaşanırken, Kıbrıslı Türklerin ve garantör ülke olarak Türkiye’nin gelişmekte olan yeni jeopolitik güvenlik mimarisi içinde mutlaka yerini alması gerektiğini düşünüyoruz. Türk tarafının (Kıbrıslı Türkler ve garantör ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti) çözüm iradesi 2004 Annan Referandumu ve 2017 Crans-Montana Konferası’nda açıkça ortaya kondu. 2004 Annan referandumunda Kıbrıslı Türkler plana yüzde 65 oranında evet demişlerdir. Kıbrıslı Rumlar hayır dediği için bir çözüme ulaşılamadı. 2017’de Crans-Montana’da önemli açılımlar yapıldığı halde yine masayı deviren Kıbrıslı Rumlar oldu. 2025’te cumhurbaşkanı seçilen partimizin önceki genel başkanı Tufan Erhürman çözüm yanlısı bir liderdir. Türk tarafı olarak çözüm irademiz tartışılmaz şekilde ortada dururken, Kıbrıslı Türkler olarak haksız izolasyonlar altındayız. Bu izolasyonların hiçbir meşru zemini yoktur ve en temel insan haklarımızı elimizden alınıyor. DÖRT ÖNERİ: Kıbrıs sorunu 9 yıldır neredeyse tamamen hareketsizdi. BM Genel Sekreteri Sayın Guterres görevi teslim etmeden önce çözüm yönünde bir hareketlendirme başlattı. Guterres’in kişisel temsilcisi Maria Angela Holguin, yakın zamanda temaslarını yoğunlaştırdı. Kıbrıs’ta liderlerle görüştü, Ankara ve Atina’da muhataplarıyla görüştü. Olgunlaşma sürecinde olan bazı fikirler var. Fikirler olgunlaştığı takdirde gayri resmi bir 5+1 konferansa gidilebilecek. 50 yılı aşkın bir müzakere tecrübemiz var, daha önce yaşanan hayal kırıklıklarının yeniden yaşanmaması amacıyla Sayın Cumhurbaşkanımız bir metodoloji önerdi. Bunlar, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinin hiçbir şekilde tartışılır olmaması; 2017 Crans-Montana Konferansı’na kadar olan yakınlaşmaların teyit edilmesi, böylelikle sil baştan başlanmaması; ucu açık müzakerelerden sonuç alınamadığı için bunun takvimli olması, aciliyet duygusu içerisinde sürdürülmesi; yine (süreçte) bir başarısızlık olursa şimdiki statükoya dönülmemesi. Cumhurbaşkanımız, Kıbrıs sorunu konusunda Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile çok yakın istişare içinde çalışıyor. BM’nin sorunun çözümü yönünde hareketlenmesinden de memnuniyet duyuyor, Holguin’in çalışmalarını destekliyoruz. ÖNCELİK EŞİTLİK VE GÜVENLİKTE: (Rum basınındaki BM’nin toprak devrine yönelik plan hazırladığı iddiası) Bizim için en öncelikli konu eşitlik ve güvenlik. Doğu Akdeniz’de Türk-Yunan dengesinin oluşması gerekiyor. Türk tarafının dışlandığı bir güvenlik sistemi doğru değil, sürdürülebilir de değil. Toprak ve mülkiyet konusu kapsamlı çözümle önümüze gelecek olan başlıklardır. Şu anda herkes, bir plan hazırlandığını ve hemen ‘evet’ ya da ‘hayır’ deneceğini zannediyor ama öyle değil. Edindiğimiz bilgiye ve tecrübelerimize bakacak olursak şu anda fikirler olgunlaşıyor, aşama aşama ilerleme sağlanacağını değerlendiriyoruz. GKRY-Fransa-İsrail yakınlaşması ilişkileri olumsuz etkiliyor TÜRKLER DIŞLANAMAZ: Güvenlik, ticaret, enerji eksenin kurulan bölgesel mimarinin bu süreçte kritik bir kaldıraç olacağını düşünüyoruz. Kıbrıs’ın gerilim kaynağı olmak yerine barışın, istikrarın ve bölgesel işbirliğinin merkezi haline gelmesini istiyoruz. Kıbrıs’ta çözüme giden yol, Doğu Akdeniz’de işbirliğinden geçer. Bölgede oluşturulan yeni güvenlik sistemi içinde Türk tarafının dışlanmasını kabul etmiyoruz. SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL: (ELAM’ın güçlenmesi ve GKRY-Fransa-İsrail yakınlaşmasının çözüm arayışlarına etkisi) İlişkileri olumsuz etkiliyor. Fransa ile güvenlik anlaşması yapıldı, İsrail ile yakın ilişkiler kuruldu. Farklı güvenlik anlaşmalarını hedefliyorlar. Bölgede Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin dışlandığı bir güvenlik mimarisinin mümkün ve sürdürülebilir olmadığını biliyoruz. Avrupa’ya mesaj DOĞU AKDENİZİN ÇEKİRDEĞİ: Doğu Akdeniz, gerginlik ve çatışma riskiyle karşı karşıyadır. Güvenlik, enerji, ticaret eksenli kurulan bölgesel mimarinin kritik bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Kıbrıs bir gerilim kaynağı olmak yerine, barışın, istikrarın, bölgesel işbirliğinin merkezi haline gelebilir. Doğu Akdeniz’in çekirdeği konumundaki Kıbrıs’ta ulaşılabilecek bir çözüm, bölgesel barışa, istikrara ve güvenliğe de büyük katkı sağlayacaktır. EŞ ZAMANLI ÇALIŞMALAR: Bölgenin ve dünyanın yeniden şekillendiği bugünlerde NATO Zirvesi’nin Ankara’da yapılıyor olmasını çok önemli buluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası nüfuzunun güçlendiğini de göstermektedir. Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinin, Kıbrıs sorunuyla da ilişkili bir tarafı var. Kıbrıs sorununun çözüm süreci ilerledikçe, Türkiye Cumhuriyeti ile AB ilişkilerinin de ilerleyeceğine inanıyorum. Türkiye’nin, Avrupa coğrafyası ve güvenliği açısından kritik bir önemi olduğuna inanıyoruz. Zirve’de bu konuların gündeme gelmesini bekliyorum. Kıbrıs sorunu hareketleniyor, Türkiye ve AB ilişkilerinde çalışmalar yapılıyor ve güvenlik açısından NATO Ankara’da toplanıyor. Oldukça önemli, eş zamanlı çalışmalar olduğunu düşünüyorum. ‘Çözümsüzlüğün bedeli ağır’ 50 YIL GEÇTİ: BM, iki tarafı da birbirine yakınlaştıracak bir tutum belirledi, tarafları tedirgin edip süreçten koparacak adımlar atmıyor. Hem Kıbrıs Türk halkının hem de garantör ülke olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin hak ve çıkarları söz konusudur. (Masaya oturmadan reddedebilecek bir tablo yok) Evet. Zaten bizim amacımız Kıbrıs sorununu sürüncemede bırakmak değil. Çözümsüzlüğün Kıbrıs Türk halkına ağır bedelleri var. Kıbrıs’ta karşılıklı kabul edilebilir, adil ve kalıcı bir çözüm olmasını istiyoruz. (Holguin) Yakın zamanda tekrar Kıbrıs’a gelip liderle görüşecek. Beklentimiz ve arzumuz ortaya koydukları fikirlerin olgunlaşıp bizi bir sonraki adıma; gayrı-resmi 5+1’e taşımasıdır. 50 yıllık müzakere tecrübemiz oluştu. Sonuç alınmayacak bir müzakere sürecini tercih etmiyoruz. AİHM’de vatandaşlık mücadelesi Adadaki varlıklarının tanınmasına dair mücadelede dikkat çeken bir tartışma olan, Türkiyeli ve Kıbrıslı Türklerin evliliklerinden doğan çocuklara Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmemesi konusunda da Usar İncirli, “Bu çocukların, uluslararası hukuk, evrensel insan hakları ilkeleri ve ebeveynlerinden kaynaklanan hakları çerçevesinde AB yurttaşlığından yararlanabilmeleri temel ve meşru bir haktır. Bu hakların ayrımcılık yapılmaksızın tanınması ve korunması, hukukun üstünlüğü ile insan haklarına saygının doğal bir gereğidir. Konunun taşındığı Avrupa İnsah Hakları Mahkemesi’nden olumlu bir karar çıkması Türklerin siyasi eşitlik mücadelesinde önemli bir aşama olacaktır” ifadelerini kullandı.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Trump'ın Türkiye'ye F-35 Satışına Destek Vereceği Bildirildi
Trump yönetiminin, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satışı konusunda destek vermesi bekleniyor. Bu haber, ABD yönetiminin birkaç hafta önce, Türkiye'nin yerli muharip uçağı için 700 milyon doları aşan jet motoru satışını Kongre'ye resmen bildirmesinin hemen ardından geldi. Türkiye, 2019'da Rus yapımı S-400 hava savunma sistemlerini satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılmış ve yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştı. Olası satış, iki NATO müttefiki arasındaki savunma ilişkilerinde kritik bir eşiğe işaret ediyor. Gerçekleşmesi halinde, yıllardır süren gerginliğin azalmasına ve askeri iş birliğinin yeniden canlanmasına katkıda bulunabilir. Aynı zamanda Türkiye'nin hava kuvvetleri modernizasyonu ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından da belirleyici bir adım olacaktır. Jeopolitik bağlamda, bu hamle ABD'nin Suriye, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki stratejik çıkarlarıyla ilişkilendiriliyor. Kongrede S-400'ler nedeniyle satışa muhalefet edilmesi beklenirken, Trump yönetiminin savunma sanayii iş birliğini stratejik bir araç olarak kullanmaya çalıştığı değerlendiriliyor.
Türkiye1 olay4 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Türkiye ve Kanada Serbest Ticaret Müzakerelerine Resmen Başladı
Türkiye ile Kanada, serbest ticaret anlaşması imzalamak amacıyla resmi müzakere sürecini başlattı. Kanada Başbakanı Mark Carney'nin ofisinden yapılan açıklamaya göre, iki ülkenin teknik ekipleri anlaşmanın kapsamı ve hedeflerini netleştirmenin yanı sıra ilk müzakere turunun hazırlıklarına odaklanacak. Müzakereler, her iki ülkenin ekonomik işbirliğini derinleştirme iradesini yansıtıyor. Anlaşmanın taraflar arasındaki ticaret ve yatırım akışını artırması, yeni pazar erişimleri sağlaması bekleniyor. Sürecin başlaması, Türkiye ve Kanada arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkilerde yeni bir aşamaya işaret ediyor.
Türkiye1 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
NATO Duyurdu: Türkiye Uzun Menzilli Atmaca Füzeleri Alıyor
NATO Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska, Türkiye’nin karadan atılan uzun menzilli Atmaca seyir füzelerinden önemli miktarda tedarik etme taahhüdünde bulunduğunu açıkladı. Bu girişimin, 155 mm mühimmat projeleriyle birlikte toplam değeri yaklaşık 1,6 milyar doları buluyor. Atmaca füzesi, Türkiye’nin yerli savunma sanayinin öne çıkan projelerinden biri olarak başlangıçta gemisavar rolünde geliştirilmiş, daha sonra kara hedeflerine yönelik uzun menzilli seyir füzesi versiyonu üretilmiştir. Bu tedarik, Türkiye’nin uzun menzilli vuruş kapasitesini artırma ve bağımsız silah sistemleri geliştirme stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. NATO yetkilisi tarafından duyurulması, anlaşmanın ittifak savunma planlaması içindeki yerine işaret ediyor. Türkiye’nin bu kabiliyeti, özellikle Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde NATO’nun caydırıcılığına katkı sağlayabilir. Gelişme, aynı zamanda Ankara’nın uzun süredir devam eden yerli savunma tedarikine yönelik kararlılığını teyit ediyor.
Türkiye1 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
NATO Zirvesi Ankara'da: Avrupa'nın Güvenlik Rolü Yeniden Tanımlanıyor
Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenliğine ilişkin stratejik özerklik tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Ankara'daki NATO Zirvesi öncesinde, asıl gündemin Avrupa'nın ittifaktan bağımsızlaşması değil, NATO içinde daha güçlü ve sorumluluk üstlenen bir Avrupa sütunu oluşturmak olduğu belirtiliyor. Zirvede, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarının artırılması ve askeri yeteneklerinin NATO'nun kolektif savunma yapısıyla nasıl bütünleştirileceği ele alınacak. Bu yaklaşım, Avrupa'nın kendi savunmasına daha fazla katkı sunarken transatlantik bağları korumayı hedefliyor. Tartışmalar, NATO'nun gelecekteki rolü ve caydırıcılık kapasitesi açısından kritik görülüyor. Avrupa sütununun güçlendirilmesi, ittifakın doğu kanadındaki güvenlik kaygılarını hafifletirken, ABD'nin Avrupa güvenliğine yönelik taahhütlerinin sürdürülebilirliğine de katkıda bulunabilir.
Türkiye47 olay32 dk önce - Aynı ülke gündemicanlı
NATO Ankara Zirvesi: Türkiye'nin Stratejik Yükselişi ve Savunma Vitrini
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara, 36. NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplanacak zirveye, ABD Başkanı Donald Trump’ın da aralarında bulunduğu 31 müttefik ülke lideri katılıyor. Zirve, Lahey’de geçen yıl alınan kararların uygulamaya konduğu ve ‘NATO 3.0’ sürecinin başlangıcı olarak nitelendiriliyor. Paralelinde düzenlenen ‘Allies in Ankara’ programıyla savunma, güvenlik ve teknoloji başlıklarında 45 yan etkinlik gerçekleştirilecek. Türkiye, zirvede hızla büyüyen savunma sanayisini sergileme ve müttefiklerle kritik silah anlaşmaları imzalama fırsatı arıyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, ittifakın ASELSAN gibi Türk şirketlerinin üretiminden halihazırda faydalandığını belirterek, Türkiye’nin rolünün ‘gerçekten önemli’ olduğunu vurguladı. Hollanda Genelkurmay Başkanı ise ABD’nin bazı kabiliyetlerini geri çekmesi durumunda Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığının daha da artacağını ifade etti. Zirve ayrıca Ukrayna’ya destek ve savunma harcamalarının artırılması konularına odaklanacak; Rutte, müttefiklerin on milyarlarca dolarlık yeni savunma sözleşmeleri açıklayacağını duyurdu. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, zirvenin 70 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil eden 40’tan fazla ülkeyi bir araya getirdiğine dikkat çekerek, buluşmanın Türkiye’nin askeri-endüstriyel başarısını ve Avrupa güvenlik mimarisindeki merkezi rolünü vurguladığını söyledi. 2 bin 500’e yakın gazeteci için hazırlanan Uluslararası Medya Merkezi ve başkentin çeşitli noktalarında açılan kültürel sergiler, Türkiye’nin imajını güçlendirmeyi hedefliyor. Uzmanlara göre bu zirve, Türkiye’nin uluslararası görünürlüğü ve ittifak içindeki stratejik konumu açısından bir dönüm noktası niteliğinde.
Türkiye43 olay3 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Terörsüz Türkiye Yasa Hazırlığı Sürerken Erdoğan’dan NATO’ya Caydırıcılık Vurgusu
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi kapsamında silahların bırakılması ve örgütün tasfiyesinin ardından toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak yasal düzenlemenin Meclis tarafından kısa sürede hazırlanacağını belirtti. Yasanın müstakil, geçici ve af niteliği taşımayacağı mesajını veren Kurtulmuş, süreçte sona yaklaşıldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Edirne’de yaptığı konuşmada ‘Terörsüz Türkiye’ vurgusuyla tempoyu artıracaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile Ankara’da yaptığı görüşmede NATO’nun caydırıcılığının ortak hedef olduğunu açıkladı ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi hedefini 15 milyar dolar olarak duyurdu. Almanya Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde de NATO’nun Ankara’daki zirvesinde Avrupa savunmasını güçlendirme ve transatlantik bağın korunması beklentisini iletti. ABD’nin askeri taahhüdünü azalttığı bir dönemde Türkiye’nin savunma alanındaki jeopolitik ağırlığına dikkat çekildi. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’la görüşmesinde İran-ABD mutabakatını memnuniyetle karşılarken, Türkmenistan Milli Lideri Berdimuhamedov’u da iki zirveye davet etti. Öte yandan Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 23 çeyrektir kesintisiz büyümenin altını çizdi. İçeride terörsüzleşme adımları devam ederken, dış politikada NATO ve bölgesel diplomasi eş zamanlı yürütüldü.
Türkiye40 olay39 dk önce