Bahreyn, İran'ın İHA saldırısını 'açık ihlal' saydı; ABD İran hedeflerini vurdu
Cumartesi günü Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, İran'a ait insansız hava araçlarının sabah saatlerinde ülkeyi hedef aldığını duyurdu ve bunu egemenliğe ve uluslararası hukuka 'açık bir ihlal' olarak nitelendirdi. Bahreyn, Tahran'ın sorumlu tutulması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne çağrıda bulundu. Aynı saatlerde Washington, İran'daki askeri tesislere yönelik yeni saldırılar düzenlendiğini doğruladı. Bu eş zamanlı gelişmeler, Basra Körfezi'nde tırmanan gerilimi ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığını teyit ediyor. Bahreyn'in uluslararası topluma başvurması diplomatik çözüm arayışına işaret ederken, ABD'nin hava operasyonları askeri karşılığın sürdüğünü gösteriyor. Olay, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki güvenlik krizlerinin derinleştiği bir dönemde kaydedildi. Bölgedeki istikrarsızlık enerji piyasaları ve küresel ticaret yolları üzerinde yeni riskler oluşturabilir.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
ABD gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 27 Jun- Security27 Jun, 10:54
Bahrain condemns Iranian drone attack as 'blatant violation'
Bahrain's Foreign Ministry announced Saturday that Iranian drones targeted the Gulf kingdom early in the day in what it called "a blatant violation" of sovereignty and international law, urging the UN Security Council to hold Tehran accountable as Washington confirmed fresh strikes on Iranian military sites.
- Security27 Jun, 11:02
Bahreyn, İran'ın İHA saldırılarını kınadı
Bahreyn, bugün erken saatlerde topraklarını hedef alan İran'a ait İHA saldırılarını kınayarak, Tahran'ı egemenliğini ve bu ay imzalanan ABD-İran mutabakatını ihlal etmekle suçladı. Bahreyn resmi haber ajansının aktardığına göre, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı bugün erken saatlerde krallığı hedef alan "çok sayıda İran İHA'sının" egemenliğin açık bir ihlali olduğunu ve vatandaşlar ile sakinlerin güvenliğini tehdit ettiğini belirten bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tahran yönetimi barış çabalarını baltalamak ve bölgesel güvenliği istikrarsızlaştırma politikası izlemekle suçlandı. Manama yönetimi, söz konusu saldırının İran'ın askeri operasyonları kalıcı olarak durdurmayı ve bölge ülkelerinin egemenliğine saygı duymayı taahhüt ettiği haziran ayındaki İslamabad mutabakatını ihlal ettiğini kaydetti. Bakanlık, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak için tam hakkını saklı tuttuğunu ifade ederek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) kararlarının uygulanmasını sağlamaya ve "saldırganı" sorumlu tutmaya çağırdı. Bu gelişmeden kısa süre önce ABD askeri yetkilileri, Singapur bayraklı M/V Ever Lovely adlı konteyner gemisine Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen İran İHA saldırısına yanıt olarak, İran'ın güneyindeki füze, İHA ve radar mevzilerini vurduğunu açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü taarruz İHA'sı fırlattığını belirterek bunu ateşkes anlaşmasının "aptalca bir ihlali" olarak nitelendirdi. İran ise daha önce yaptığı açıklamada, hedeflerin yerini belirtmeksizin bölgedeki ABD güçleriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD'nin "taahhüt ihlallerine" misilleme olarak bölgedeki ABD askeri mevzilerini hedef aldığını bildirerek, yeni bir saldırganlığın daha geniş bir yanıt doğuracağı uyarısında bulundu. Gelişmeler, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının geleceğine dair şüpheleri derinleştirirken, Tahran'daki muhafazakar çevreler anlaşmayı hedef almaya başladı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ise cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin tanımlanamayan bir cisim tarafından vurulduğunu açıkladı. Açıklamada, geminin köprü üstünde hasar oluştuğu ancak tüm mürettebatın güvende olduğu ve herhangi bir çevre kirliliğinin bildirilmediğini aktarıldı. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD-İran mutabakat zaptının ihlal edilmesine karşı "hızlı ve ezici" bir yanıt verileceğini yazdı. Rızai, ABD'nin bölgedeki vekil gücünü destekleyerek mutabakatın birinci maddesini, Hürmüz Boğazı'ndaki kışkırtmalarla ise beşinci maddesini ihlal ettiğini belirtti. Tahran'da yayınlanan muhafazakar Kayhan gazetesi ise bugünkü başyazısında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki askeri tesislere yönelik "terör saldırısına" kamuoyu önünde yanıt vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Gazete, mutabakatın askıya alınması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması çağrısında bulundu. Öte yandan İranlı milletvekili Alaeddin Boroujerdi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakat kapsamında serbest bırakılan İran fonlarının ABD tarım ürünleri satın almak için kullanılması yönündeki önerisini reddetti. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Boroujerdi, bu fikri "gerçek dışı" ve Trump'ın bir "yanılsaması" olarak nitelendirerek, İran'ın gıda ithalatında ABD'ye güvenemeyeceğini ve hükümetin bu teklifi kabul etmemesi gerektiğini ifade etti.
- Security27 Jun, 16:09
Arap ülkeleri, İran'ın Bahreyn'e saldırısını kınadı
Bahreyn, bugün erken saatlerde topraklarını hedef alan İran'a ait İHA saldırılarını kınayarak, Tahran'ı egemenliğini ve bu ay imzalanan ABD-İran mutabakatını ihlal etmekle suçladı. BAE Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Abu Dabi'nin "İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırılarını kınadığı" ve bunları "ülkenin egemenliğinin açıkça ihlali, güvenliğine ve istikrarına yönelik bir tehdit" olarak değerlendirdiği belirtildi. Açıklamada, "Bahreyn ile tam dayanışma içinde oldukları; güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm önlemleri destekledikleri" ifade edildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırıları uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı ihlal ediyor ve bölgede güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etmeye yönelik uluslararası çabaları baltalıyor." ifadelerine yer verildi. Kuveyt Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Kuveyt'in "İran'ın Bahreyn topraklarına çok sayıda İHA ile düzenlediği saldırıyı şiddetle kınadığı" belirtildi. Açıklamada, "Bu saldırı, Bahreyn'in egemenliğinin açık bir ihlali, ülkenin güvenliğine, istikrarına ve topraklarında yaşayan halkın güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit ve uluslararası hukuk kurallarının ve BM Şartı'nın açık bir ihlalidir." ifadeleri kullanıldı. Bakanlık, bölgesel ve uluslararası düzeyde gerilimi düşürme ve tansiyonu azaltma çabalarının sürdüğü bir dönemde bu saldırıların devam etmesinin, "barış ve istikrar çabalarını ciddi şekilde baltaladığı, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit ettiğini" vurguladı. Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırıları "acımasız" olarak nitelendirilerek, kınandı. Saldırının Bahreyn'in egemenliğinin açık bir ihlali, ülkenin güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olduğu kaydedilen açıklamada, ayrıca söz konusu saldırının tehlikeli bir tırmanış ile uluslararası hukuk ve BM Şartı'nın açık bir ihlali niteliği taşıdığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca, Ürdün'ün Bahreyn ile tam dayanışma içinde olduğu ve Bahreyn'in egemenliğini, halkının güvenliğini korumaya yönelik atacağı tüm adımları desteklediği vurgulandı. Katar Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırılarını kınayarak, bunların Bahreyn'in egemenliğinin ve uluslararası hukuk kurallarının ciddi şekilde ihlali olduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca, Katar'ın Bahreyn ile tam dayanışma içinde olduğu ve egemenliği ile güvenliğini korumaya yönelik alacağı tüm tedbirleri desteklediği yinelendi. BAHREYN'DEN İRAN'A KINAMA Bahreyn resmi haber ajansının aktardığına göre, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı bugün erken saatlerde krallığı hedef alan "çok sayıda İran İHA'sının" egemenliğin açık bir ihlali olduğunu ve vatandaşlar ile sakinlerin güvenliğini tehdit ettiğini belirten bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tahran yönetimi barış çabalarını baltalamak ve bölgesel güvenliği istikrarsızlaştırma politikası izlemekle suçlandı. Manama yönetimi, söz konusu saldırının İran'ın askeri operasyonları kalıcı olarak durdurmayı ve bölge ülkelerinin egemenliğine saygı duymayı taahhüt ettiği haziran ayındaki İslamabad mutabakatını ihlal ettiğini kaydetti. Bakanlık, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak için tam hakkını saklı tuttuğunu ifade ederek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) kararlarının uygulanmasını sağlamaya ve "saldırganı" sorumlu tutmaya çağırdı. Bu gelişmeden kısa süre önce ABD askeri yetkilileri, Singapur bayraklı M/V Ever Lovely adlı konteyner gemisine Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen İran İHA saldırısına yanıt olarak, İran'ın güneyindeki füze, İHA ve radar mevzilerini vurduğunu açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü taarruz İHA'sı fırlattığını belirterek bunu ateşkes anlaşmasının "aptalca bir ihlali" olarak nitelendirdi. İran ise daha önce yaptığı açıklamada, hedeflerin yerini belirtmeksizin bölgedeki ABD güçleriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD'nin "taahhüt ihlallerine" misilleme olarak bölgedeki ABD askeri mevzilerini hedef aldığını bildirerek, yeni bir saldırganlığın daha geniş bir yanıt doğuracağı uyarısında bulundu. Gelişmeler, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının geleceğine dair şüpheleri derinleştirirken, Tahran'daki muhafazakar çevreler anlaşmayı hedef almaya başladı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ise cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin tanımlanamayan bir cisim tarafından vurulduğunu açıkladı. Açıklamada, geminin köprü üstünde hasar oluştuğu ancak tüm mürettebatın güvende olduğu ve herhangi bir çevre kirliliğinin bildirilmediğini aktarıldı. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD-İran mutabakat zaptının ihlal edilmesine karşı "hızlı ve ezici" bir yanıt verileceğini yazdı. Rızai, ABD'nin bölgedeki vekil gücünü destekleyerek mutabakatın birinci maddesini, Hürmüz Boğazı'ndaki kışkırtmalarla ise beşinci maddesini ihlal ettiğini belirtti. Tahran'da yayınlanan muhafazakar Kayhan gazetesi ise bugünkü başyazısında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki askeri tesislere yönelik "terör saldırısına" kamuoyu önünde yanıt vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Gazete, mutabakatın askıya alınması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması çağrısında bulundu. Öte yandan İranlı milletvekili Alaeddin Boroujerdi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakat kapsamında serbest bırakılan İran fonlarının ABD tarım ürünleri satın almak için kullanılması yönündeki önerisini reddetti. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Boroujerdi, bu fikri "gerçek dışı" ve Trump'ın bir "yanılsaması" olarak nitelendirerek, İran'ın gıda ithalatında ABD'ye güvenemeyeceğini ve hükümetin bu teklifi kabul etmemesi gerektiğini ifade etti.
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Pakistan'ın ABD-İran Arabuluculuğu Küresel Takdir Topladı
Pakistan, ABD ile İran arasında yürüttüğü arabuluculuk sonucunda ateşkes ve kalıcı çözümün önünü açmayı hedefleyen bir mutabakat zaptı sağladı. Dışişleri kaynakları, bu tür bir arabuluculuk rolünün Pakistan'ın diplomatik tarihinde bir ilk olduğunu belirtiyor. Gelişme, uluslararası alanda takdir ve saygıyla karşılandı. Arabuluculuk sürecinin ayrıntıları henüz tam olarak açıklanmasa da, Pakistan'ın bu girişimi diplomatik nüfuzunu ve küresel imajını güçlendirdi. Tahran ile Washington arasındaki gerilimin tırmanma riski taşıdığı bir dönemde gelen bu adım, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor. Pakistan'ın, iki hasım ülke arasında iletişim kanalı tesis edebilmesi, ülkenin jeopolitik denklemdeki ağırlığını ortaya koyuyor. Anlaşmanın uygulanması ve kalıcı bir çözüme dönüşmesi önümüzdeki dönemin odak noktası olacak. Uluslararası camia, Pakistan'ın bu çabasını, nükleer silahlarla ilgili endişelerin ve bölgesel vekalet savaşlarının gölgelediği bir tabloda, diplomasi yoluyla kriz çözümüne katkı sağlayan bir örnek olarak değerlendiriyor.
ABD1 olay11 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Burgenstock'ta ABD-İran Barışı İçin 60 Günlük Yol Haritası
ABD ve İran, İsviçre'nin Burgenstock beldesinde Pakistan ve Katar arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda, 60 gün içinde nihai barış anlaşmasına varmayı hedefleyen bir yol haritası üzerinde anlaştı. Pazar günü başlayıp Pazartesi gününe uzayan müzakereler, daha önce imzalanan İslamabad Mutabakat Zaptı çerçevesinde yürütüldü. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın katıldığı açılışta tarafların barışa yönelik samimiyetine vurgu yapıldı. Arabulucuların ortak açıklamasında, teknik detayların belirlenmesinin ardından nihai anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasının kararlaştırıldığı duyuruldu. Mutabakat aylardır süren çatışmaları sonlandırma potansiyeli taşırken, İsrail'in "mücadelemiz bitmedi" açıklaması, ABD'deki ara seçimler ve taraflar arasındaki derin güvensizlik ateşkesin kalıcılığını tehdit eden unsurlar olarak öne çıkıyor. Eşzamanlı olarak İran ve ABD, Hürmüz Boğazı'nda askeri çatışmaları önlemek için bir iletişim hattı kurdu. ABD ayrıca Lübnan'daki ateşkesi denetlemek üzere bir mekanizma oluşturdu. İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın Pakistan ziyaretinde bölgesel güvenlik yapısı çağrısı ve İslam ülkeleri arasında birlik vurgusu, diplomatik hareketliliğin genişlediğine işaret ediyor. Uzmanlar ise barış sürecinin "bozguncu" aktörlerce sekteye uğratılabileceği uyarısında bulunuyor.
ABD26 olay21 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Körfez'in Güvenlik İkilemi: ABD'den Uzaklaşma Zamanı mı?
Davos'ta ocak ayında Kanada Başbakanı Mark Carney, 'orta güçlerin' bir araya gelerek büyük güçlerin baskısına direnmesi gerektiğini söyledi. Carney'nin hem Çin'e hem de ABD'ye karşı direniş çağrısı, çok kutuplu dünyaya geçiş sürecinde orta ölçekli devletlerin artan özerklik arayışını yansıttı. Bu söylem, özellikle uzun süredir ABD'yi başlıca güvenlik garantörü olarak gören Körfez ülkeleri için bir dönüm noktası niteliğinde. Körfez monarşileri, İran tehdidi ve bölgesel istikrarsızlık karşısında on yıllardır ABD'nin askeri varlığına bel bağladı. Ancak Washington'un politik öngörülemezliği ve küresel güç dengelerinin değişmesi, bu bağımlılığı sorgulatıyor. Carney'nin konuşması, Körfez'in kendi güvenlik mimarisini çeşitlendirme ve yeni ortaklıklar kurma ihtiyacını su yüzüne çıkardı. Multipolar düzene uyum sağlamaya çalışan Körfez ülkeleri, ABD ile ilişkileri korurken Çin ve Rusya ile derinleşen ekonomik ve diplomatik bağlarını nasıl dengeleyeceklerini tartışıyor. Bu stratejik ikilem, bölgenin gelecekteki güvenlik düzenlemelerini şekillendirecek temel unsur olarak öne çıkıyor.
ABD1 olay10 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD, Kudüs'te kalıcı büyükelçilik binası için anlaşma imzaladı
Amerika Birleşik Devletleri, Çarşamba günü Kudüs'te yeni bir büyükelçilik yerleşkesi inşa etmek üzere bir anlaşma imzaladı. İsrail, bu adımı iki ülke arasındaki 'sarsılmaz ittifakın' bir yansıması olarak değerlendirdi. ABD Başkanı Donald Trump, ilk döneminde Aralık 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımış ve Tel Aviv'deki diplomatik misyonun taşınması talimatını vermişti. Mevcut hizmetler birden fazla geçici mekâna yayılmış durumdaydı; yeni yerleşke ile kalıcı bir yapıya kavuşulacak. Anlaşma, ABD'nin Kudüs'teki diplomatik varlığını kurumsallaştırma yönündeki somut bir adım olarak öne çıkıyor. Trump yönetiminin kararı, uluslararası toplumun büyük bölümü tarafından tartışmalı bulunmuş ve İsrail-Filistin gerilimlerini artırmıştı. Birçok ülke, Kudüs'ün nihai statüsünün müzakerelerle belirlenmesi gerektiği görüşünü korurken, ABD'nin bu hamlesi İsrail'in başkent iddiasına verilen en üst düzey destek olarak yorumlanıyor. Yeni büyükelçilik kompleksinin inşası, iki ülke ilişkilerindeki stratejik yakınlaşmanın sembolik ve pratik bir ifadesi. Proje, ABD'nin bölgedeki diplomatik duruşunu pekiştirirken, Filistin yönetimi ve Arap dünyasında tepkiyle karşılanması bekleniyor. Anlaşmanın zamanlaması ve kapsamı, Ortadoğu'daki mevcut dengeler açısından dikkatle izlenecek.
ABD5 olay23 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Trump'tan İran'a Haftalık Süre: 'Anlaşmak İçin Can Atıyorlar'
ABD Başkanı Donald Trump, Rushmore Dağı'ndaki konuşmasında İran'ın anlaşmaya varmak için yoğun istek duyduğunu belirtirken, Hamaney için bir haftalık süre tanıdıklarını ifade etti. Trump, "İran anlaşmak için can atıyor. O kadar çok istiyorlar ki..." sözleriyle Tahran yönetiminin müzakerelere açık olduğunu öne sürdü. Bu açıklama, ABD'nin İran'a yönelik azami baskı politikası ve zaman zaman yükselen askeri gerilimlerin gölgesinde geldi. İki ülke arasında nükleer program ve bölgesel nüfuz konularında uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar bulunuyor. Trump yönetimi, daha önce de diplomatik çözüm sinyalleri vermiş ancak karşılıklı güvensizlik nedeniyle somut ilerleme sağlanamamıştı. Trump'ın verdiği bir haftalık sürenin, müzakereleri hızlandırma veya İran'ı köşeye sıkıştırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor. Tahran'dan henüz resmi bir yanıt gelmezken, bölgesel dengeler ve enerji piyasaları üzerindeki olası etkiler yakından izleniyor.
ABD3 olay6 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
ABD 250. yaşını kutlarken tarihi kimin anlatacağı tartışılıyor
Amerika Birleşik Devletleri 250. kuruluş yıldönümünü resmî kutlamalarla karşılarken, bu etkinliklerin ağırlıklı olarak beyaz kurucu figürlere odaklanması eleştiri konusu oldu. The Guardian'ın haberine göre, ülke genelinde birçok topluluk, Freedom 250 gibi resmî programların dışladığı yerli halklar, göçmenler ve azınlıkların tarihini görünür kılmak için alternatif anma etkinlikleri düzenliyor. Bu durum, ulusal kimlik ve tarih yazımı konusunda süregelen kültürel mücadeleyi gözler önüne seriyor. Resmî kutlamalarda sahne alan isimler ve anlatılar, ülkenin çokkültürlü yapısını yeterince yansıtmadığı gerekçesiyle sorgulanıyor. Toplumsal hareketler, tarihsel adaletsizliklerin ve unutulmuş hikâyelerin bu dönüm noktasında hatırlanması gerektiğini savunuyor. Tartışma, yalnızca geçmişe dair bir muhasebe değil, aynı zamanda ABD'nin gelecekte nasıl bir ulus olarak tanımlanacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Küresel düzeyde, birçok ülke ulusal yıldönümlerinde benzer tarih yorumu çatışmaları yaşarken, ABD'deki bu gerilim, iç siyasetteki kutuplaşmanın bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Özellikle son yıllarda ırk ve tarih konularındaki toplumsal yüzleşme, 250. yıl kutlamalarının nasıl şekilleneceği konusunu daha da hassas hale getirdi. Resmî anlatı ile tabandan yükselen talepler arasındaki bu gerilim, önümüzdeki aylarda da kültür, eğitim ve siyaset alanlarında yankı bulmaya devam edecek.
ABD7 olay11 sa önce