Diyarbakır İçme Suyu Havzasında Cep Telefonlarına Otomatik Uyarı SMS'i
Diyarbakır'da milyonlarca kişinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Dicle Baraj Gölü'nün korunması için yeni bir uygulama başlatıldı. Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) tarafından hayata geçirilen sistemle, koruma altındaki havza sınırlarına giren kişilerin cep telefonlarına otomatik olarak uyarı mesajı gönderiliyor. Bu mesajla vatandaşların su kaynağının temizliğine duyarlı olmaları hedefleniyor. Uygulama, içme suyu havzalarının korunmasında teknolojinin kullanıldığı örnek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Avrupa Birliği gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 2 sa önce- Ekonomik06 Ağu 09:00
Diyarbakır'ın içme suyu havzasına giren herkes aynı SMS'i alıyor
Diyarbakır'da milyonlarca kişinin içme suyunu sağlayan Dicle Baraj Gölü için dikkat çeken bir uygulama hayata geçirildi. Artık koruma altındaki havzaya giren herkesin cep telefonuna otomatik olarak uyarı mesajı gönderiliyor. Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi (DİSKİ) Genel Müdürlüğünce, kentin içme suyu kaynağı olan Dicle Baraj Gölü'nün temiz tutulması için hayata geçirilen uygulamayla su havzasına yaklaşan kişiler cep telefonlarına gönderilen mesajla uyarılıyor. Avrupa'da galibiyet sonrası Halil Özer'den övgü! 'Işıl ışıl bir Fenerbahçe izledik' HERKESİN TELEFONUNA ANINDA MESAJ GİDİYOR Eğil ilçesinde 1986 yılında yapımına başlanan Dicle Baraj Gölü, 1997'de tamamlanarak su tutmaya başladı. Enerji üretimi ve tarımsal sulamada kullanılmak üzere yapılan baraj gölü, 2001 yılından itibaren Diyarbakır'ın içme suyu ihtiyacını da karşılamaya başlayan önemli bir su kaynağı haline geldi. Baraj havzası, DİSKİ Genel Müdürlüğünce hazırlanan ve 2024'te Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanan "Dicle Baraj Gölü Havza Koruma Planı" ile koruma altına alındı. Plan doğrultusunda yaklaşık 634 kilometrekarelik havzanın korunması için çeşitli çalışmalar yürüten DİSKİ tarafından GSM operatörleriyle anlaşma yapıldı. Bu kapsamda koruma altına alınan alana giren kişilerin hizmet aldığı GSM operatörlerine ait hat, ilgili baz istasyonu tarafından algılanarak, cep telefonlarına uyarı mesajı gönderiliyor. Kısa mesajda, "Bulunduğunuz alan içme suyu havza koruma alandır. Bu alana çöp bırakılması, hayvan atıklarının dökülmesi, kamp ve piknik yapılması, suya girilmesi ve izinsiz yapılaşma yasaktır. İçme suyu kaynaklarımızı birlikte koruyalım." ifadeleri yer alıyor. "KAYNAK NE KADAR İYİ KORUNURSA ARITMA SÜREÇLERİ DE O KADAR SAĞLIKLI YÜRÜR" DİSKİ Genel Müdürü Mehmet Şerifoğlu, AA muhabirine, Diyarbakır kent merkezinin büyük bölümünün ve Ergani, Eğil ve Dicle ilçelerinin içme sularının Dicle Baraj Gölü'nden karşılandığını söyledi. Şerifoğlu, yürüttükleri proje kapsamında diğer ilçeleri de sisteme dahil edeceklerini ifade ederek, "Dicle Barajı bir gölün ötesinde yüz binlerce kişinin her gün içme suyunu kullandığı bir kaynaktır. Havzanın korunmasını bir çevre meselesinin ötesinde değerlendiriyoruz. Musluğumuza ulaşan suyun güvenliği, kaynağın korunmasına bağlı. Kaynak ne kadar iyi korunursa arıtma süreçleri de o kadar sağlıklı ve sürdürülebilir yürür." dedi. Yaklaşık 634 kilometrekarelik bu alan içerisinde ilçe merkezleri, mahalleler ve mezraların bulunduğunu, koruma esaslarının da göle olan uzaklığa göre belirlendiğini belirten Şerifoğlu, en hassas bölgelerde kuralların daha sıkı uygulandığını aktardı. Şerifoğlu, şunları kaydetti: "Mesafe arttıkça koruma tedbirleri kademeli olarak değişiyor. Sahada karşılaştığımız riskler aslında belli. Evsel ve hayvansal atıkların gelişigüzel bırakılması, kaçak yapılaşma, izinsiz kamp ve piknik faaliyetleri ya da gölde yapılan kontrolsüz su etkinlikleri zaman içinde su kaynağı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bu nedenle koruma alanını kullanan herkesin belirlenen kurallara uyması belirleyici bir öneme sahip. Beklentimiz, koruma alanına atık bırakılmaması, göle en yakın hassas bölgelerde izinsiz faaliyet yapılmaması ve herhangi bir kirlilik ya da usulsüz bir durum görüldüğünde ilgili kurumlara bilgi verilmesi. Çünkü bu kaynağın korunması herkesin ortak sorumluluğudur. Bu su var diye burada bu kadar medeniyet kuruldu. Diyarbakır'da 33 medeniyetin yaşam kaynağı olan bu nehri ve bu havzayı korumaya devam edeceğiz." "TOPLUMDAKİ FARKINDALIĞI ARTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ" Havzanın korunması için teknik çalışmalar sürdürdüklerini anlatan Şerifoğlu, atık suların su kaynağına ulaşmasını önleyecek altyapı ve arıtma yatırımlarına devam ettiklerini söyledi. Şerifoğlu, "Bir taraftan koruyucu altyapı güçlendirilirken diğer taraftan toplumdaki farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Böyle bir su kaynağını herhangi bir kurumun tek başına koruması olanaklı görünmüyor. Koruma planında görev alan kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bölgede yaşanan insanların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Hepimiz aynı kaynaktan yararlanıyoruz. Belki de Dicle Nehri vardı diye Diyarbakır kuruldu. Dolayısıyla bizim koruma yükümlülüğümüz var. Bu havza planı içerisinde yapılması gereken tüm faaliyetleri belli periyotlarda denetleyerek, bazı alanları kısıtlayarak suyumuzu korumaya çalışıyoruz. Kanunlarda geçen yetkileri, haklarımızı kullanarak suyumuzu temiz tutmaya çalışıyoruz." diye konuştu. "HAVZA ALANINA GİREN KİŞİYE KISA MESAJLA ULAŞIYORUZ" Şerifoğlu, havzanın korunması için son olarak kısa mesaj uygulamasını hayata geçirdiklerini belirterek, şunları söyledi: "Havza alanına giren her kişiye kısa mesajla ulaşıyoruz, bu alanın korunması gereken bir alan olduğunu hatırlatıyoruz. Bu havzanın içerisinde yerleşim alanları da var. Burada yaşayanları da biz bilgilendiriyoruz. Okullarda, camilerde... Günübirlik buradan geçen, piknik yapmaya, su sporlarına gelen insanlara bir hatırlatma metni olarak bunu anlatıyoruz. Bunun da onlarda bir etki uyandıracağını düşünüyoruz. Amacımız suyu doğduğu yerde en temiz haliyle muhafaza etmektir." Barajdan aldıkları ham suyu 32 kilometre uzaklıktaki arıtma tesisinde modern koşullarda arıtarak insanlara ulaştırdıklarını anlatan Şerifoğlu, arıtılan suyun akredite laboratuvarlarında incelendiğini ve sonuçların açık bir şekilde yayınlandığını kaydetti. Şerifoğlu, "Musluklarımızdan akan su, dışarıdan satın aldığımız suyun kalitesinin çok üstünde." dedi.
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Ceuta'ya Kitlesel Göçmen Akını: Sınırı Aşan Binlerce Kişiden 18'i Öldü
İspanya'nın Kuzey Afrika kıyısındaki özerk şehri Ceuta'ya, Fas'tan aynı anda binlerce göçmen giriş yaptı. En az 2 bin kişi sınırı aşarken, geçiş sırasında 18 kişi yaşamını yitirdi. Olay, Avrupa toprağına yönelik kitlesel sınır ihlallerinin son halkası olarak kaydedildi. Ceuta, İspanya ana karasına ulaşmak isteyen göçmenler için stratejik bir kapı olma özelliğini uzun süredir koruyor. Bu tür kitlesel hareketler, güvenlik güçleri ile göçmenler arasında çatışmalara ve ölümlü kazalara yol açıyor. Son girişimdeki yüksek can kaybı, göç rotalarının risklerini bir kez daha ortaya koydu. Olay, Fas ile İspanya arasındaki ikili ilişkiler ve Avrupa Birliği’nin sınır yönetimi politikaları açısından da yankı buldu. Ceuta'daki nüfus baskısı, düzensiz göçle mücadelede iş birliğini ve insani sorumlulukları gündeme getirirken, bölgedeki tansiyonun seyrini etkileyebilecek bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği4 olay2 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
10 yıldır aranan FETÖ'cü Karatepe'nin suikast toplantısı itirafı
15 Temmuz 2016 darbe girişimi sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik Marmaris'teki suikast timinde yer alan ve 10 yıldır kırmızı bültenle aranan FETÖ üyesi Burkay Karatepe'nin ifadesi ortaya çıktı. Muğla'da yakalanmasının ardından verdiği ifadede, suikast öncesinde yapılan gizli bir toplantıya ilişkin ayrıntıları anlattığı belirtildi. Karatepe'nin anlatımları, darbe girişiminin planlama aşamasına ve FETÖ'nün üst düzey hedeflere yönelik eylemlerine dair yeni bilgiler sunuyor. Soruşturma kapsamında elde edilen bu ifade, örgütün hücre yapılanması ve eylem kararlarının nasıl alındığına ışık tutabilir. Uzun süredir firari olan bir ismin yakalanması ve itirafları, 15 Temmuz davalarında yeni delillerin ortaya çıkmasına yol açabilir.
Avrupa Birliği1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Avrupa'da aşırı sıcakların bilançosu: Binlerce ölü, milyarlarca euro zarar
Bu yaz Avrupa'yı etkisi altına alan aşırı sıcak hava dalgaları, yaklaşık 20 bin kişinin ölümüne ve geniş çaplı ekonomik kayıplara neden oldu. Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, tarım başta olmak üzere birçok sektörü olumsuz etkiledi. AB genelinde orman yangınlarında 460 bin hektardan fazla alan kül olurken, Haziran ayındaki aşırı sıcaklar tahıl hasadında yaklaşık 2 milyar euro değerinde kayba yol açtı. Toplam maliyetin milyarlarca euroyu bulduğu tahmin ediliyor. İklim değişikliğinin etkisiyle sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddeti artıyor. Küresel sıcaklık artışı sanayi öncesi döneme kıyasla 1,3 dereceyi aşmış durumda. Uzmanlar, sera gazı emisyonlarının azaltılmaması halinde bu tür aşırı hava olaylarının daha da yaygınlaşacağı ve ekonomik maliyetlerin katlanarak büyüyeceği uyarısında bulunuyor. Avrupa'nın iklim değişikliğine uyum sağlama ve afetlere hazırlık konusunda acil adımlar atması gerektiği vurgulanıyor.
Avrupa Birliği1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Ruanda ve AB'den İklime Dayanıklı Tarım İçin 67 Milyar Franklık Anlaşma
Ruanda ve Avrupa Birliği, tarım sektörünü modernize etmek ve iklim değişikliğine dirençli hale getirmek amacıyla 40 milyon avro (yaklaşık 67 milyar Ruanda frangı) değerinde bir finansman anlaşması imzaladı. Anlaşma, çiftçilerin sürdürülebilir tekniklere ve iklim akıllı teknolojilere erişimini artırarak tarımsal dönüşümü hedefliyor. Ruanda ekonomisinin temel direklerinden olan tarım, işgücünün önemli bir kısmını istihdam ederken, düzensiz yağışlar ve aşırı hava olayları nedeniyle gıda güvenliği riskleriyle karşı karşıya. AB desteği, sektörün verimliliğini ve iklim şoklarına karşı kırılganlığını azaltmaya yönelik uzun vadeli yatırımları finanse edecek. Bu iş birliği, Avrupa Birliği'nin Afrika'daki yeşil dönüşüm ortaklıkları ve Ruanda'nın ulusal tarım stratejisi ile uyumlu olarak, iki tarafın iklim adaptasyonu ve sürdürülebilir kalkınma taahhütlerini pekiştiriyor.
Avrupa Birliği1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Orta Doğu Savaşı Petrol Devi Kârlarını Katlarken Trump Yükselen Enerji Fiyatlarını Eleştirdi
Orta Doğu'daki savaşın enerji arzını tehdit etmesiyle birlikte küresel petrol fiyatları yükselirken, büyük enerji şirketlerinin kârları da hızla arttı. Bu tablo, Avrupa'nın rekor kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuştuğu bir dönemde çevreci grupların tepkisini çekiyor. Greenpeace'ten bir yetkili, temmuz ayının kayıtlara geçen en kurak dönem olduğunu ve BP gibi şirketlerin kârlarının iklim felaketlerine yol açtığını savundu. ABD eski başkanı Donald Trump ise yükselen enerji maliyetlerini hedef alarak şirketlerin aşırı kazançlarını eleştirdi. Siyasi baskılar, jeopolitik risklerin gölgesinde enerji piyasalarındaki dalgalanmanın tüketicileri ve ekonomileri zorladığı bir döneme işaret ediyor. Uzmanlar, çatışmaların uzamasının petrol arzındaki belirsizliği artırarak fiyatları daha da yukarı çekebileceğini belirtiyor. Bu gelişmeler, enerji güvenliği, iklim değişikliği ve küresel ekonomi arasındaki gerilimi yeniden gündeme taşıyor. Hükümetler bir yandan enerji arzını güvence altına almaya çalışırken, diğer yandan fosil yakıt endüstrisine yönelik düzenleme çağrıları artıyor. Petrol devlerinin rekor kârları, yeşil dönüşüm ve sosyal adalet tartışmalarının odağında yer almaya devam ediyor.
Avrupa Birliği1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Avrupa'da Elektrikli Araç Bataryaları İçin Geri Dönüşüm Alarmı
Avrupa'da elektrikli araç sayısındaki hızlı artış, önümüzdeki yıllarda ömrünü tamamlayacak milyonlarca bataryanın yaratacağı atık sorununu gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu bataryaların çevreye zarar vermemesi ve değerli metallerin geri kazanılması için geri dönüşüm teknolojilerinin acilen geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Batarya atıklarının yönetimi, Avrupa'nın yeşil dönüşüm hedefleri açısından kritik bir sınav niteliğinde. Yeterli altyapı oluşturulmazsa, lityum, kobalt gibi stratejik hammaddelerin ithalat bağımlılığı sürerken, atık bataryalar toprak ve su kirliliğine yol açabilir. Mevcut geri dönüşüm kapasitesinin talebi karşılamaktan uzak olduğu belirtiliyor. Avrupa Birliği, batarya regülasyonları ve geri dönüşüm hedefleriyle bu alanda adımlar atsa da, sektör temsilcileri daha hızlı yatırım ve inovasyon çağrısı yapıyor. Batarya atıklarının yalnızca bir çevre sorunu değil, aynı zamanda ekonomik fırsat sunduğu, döngüsel ekonomi modeliyle yeni iş kolları yaratabileceği ifade ediliyor.
Avrupa Birliği1 olay2 gün önce