İslamabad: Keşmir Hindistan'ın parçası olmayacak, BMGK'yı yanıltmakla suçladı
Pakistan'ın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Asim İftikhar Ahmed, BM Güvenlik Konseyi'nin yıllık raporunun Genel Kurul'a sunumu sırasında Hindistan'ı Konsey'i yanıltmakla suçladı. İşgal altındaki Keşmir'in asla Hindistan'ın ayrılmaz bir parçası olamayacağını belirten Ahmed, Keşmir sorununun çözümü için uluslararası topluma çağrıda bulundu. Hindistan'ın BM Daimi Temsilcisi'nden henüz bir yanıt gelmedi. İki ülke arasında daha önce de Keşmir konusunda BMGK'da benzer sözlü atışmalar yaşanmıştı. Keşmir, 1947'den bu yana iki ülke arasında toprak anlaşmazlığının odağında yer alıyor ve bugüne kadar üç savaşa yol açtı. Uluslararası toplumun diyalog çağrılarına rağmen Keşmir'deki gerginlik sürüyor. Pakistan'ın son çıkışı, sorunun çözümünde BM kararlarının uygulanmasını talep eden bilinen tutumunu yansıtıyor.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Hindistan gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Zaman çizelgesi
en güncel: 06 Haz- Siyasi06 Haz 09:18
Occupied Kashmir will never be 'integral part of India': Islamabad slams New Delhi for 'misleading' UNSC
Pakistan and India again traded barbs at the United Nations Security Council (UNSC) — this time on occupied Kashmir — with Islamabad slamming the other side for “misleading” the council. Speaking during the presentation of the UNSC’s Annual Report to the General Assembly on Friday, Pakistan’s Permanent Representative to the UN Ambassador Asim Iftikhar Ahmad called for the resolution of the Kashmir dispute, according to a press release. Pakistan coordinated and drafted the introduction to the annual report. Subsequently, in his statement, India’s UN envoy, Harish Parvathaneni, accused Pakistan of misusing the UN platforms for its so-called “divisive political interests”. He also asserted that Jammu and Kashmir “was, is and will always remain an integral and inalienable part of India”. In turn, Political Coordinator at the Pakistan Mission Gul Qaiser Sarwani, utilising the right of reply, pointed out that Jammu and Kashmir “remains an internationally recognised dispute on the agenda of the Security Council”. “No amount of obfuscation can alter the historical, legal and international character of this dispute. Jammu and Kashmir never was, neither is, and nor will ever be so-called an integral part of India,” the official declared. “I would advise the Indian representative to carefully read the report, rather than denying facts, deflecting attention and misleading the august Assembly,” Sarwani said, highlighting facts stated in the Annual Report. He continued: “Nearly eight decades after the Council’s resolutions, calling for a UN-supervised plebiscite, the Kashmiri people continue to be denied their inalienable right to self-determination. “Meanwhile, arbitrary detentions, restrictions on fundamental freedoms, demographic engineering and other human rights violations continue in the Indian illegally occupied Jammu and Kashmir. The gravity of the situation was reflected in the Joint Communication issued by United Nations Special Procedures on 16 October 2025.” Sarwani emphasised that “by refusing to implement Security Council resolutions on Jammu and Kashmir, India continues to disregard its obligations under the UN Charter, including Article 25, which requires member states to accept and carry out” the UNSC’s decisions. He then went on to shed light on New Delhi’s “troubling record: sponsoring terrorism in Pakistan, perpetrating state terrorism in the IIOJK, conducting state-backed assassination campaigns in foreign countries, stoking violence against minorities, support for destabilising activities in the region and disregard for international law, including its unlawful attempt to hold the Indus Waters Treaty in abeyance”. Continued relevance of Kashmir, Palestine issues In his remarks, Ambassador Ahmad said the UNSC’s Annual Report for 2025 highlighted the continued relevance of long-standing disputes on the council’s agenda, including the Jammu and Kashmir dispute and the Question of Palestine. “Pakistan believes that durable peace in South Asia requires a just settlement of the Jammu and Kashmir dispute in accordance with the relevant resolutions of the Security Council and the aspirations of the Kashmiri people, who must be allowed to exercise their right to self-determination promised to them by the Security Council and the international community,” he said. Ahmad highlighted that more than 20 communications concerning the India-Pakistan Question were brought to the attention of the UNSC during the reporting period, adding that the council also held closed consultations under this agenda item in May 2025. This, he said, underscores that the Jammu and Kashmir dispute, which has remained on the UNSC’s agenda for more than seven decades, continues to engage its attention. Ambassador Ahmad also raised the Palestine question, calling for the implementation of the UNSC’s Resolution 2083, which was adopted in November 2025 and endorsed US President Donald Trump’s peace plan for Gaza. He noted that the continuing tragedy in the Occupied Palestinian Territory, particularly in Gaza, remained high on the UNSC’s agenda. Referring to the unanimous adoption of Pakistan-sponsored Resolution 2788 in July 2025, Ambassador Ahmad said that it reflected a shared commitment to the peaceful settlement of disputes and the fuller utilisation of the UN Charter’s mechanisms for conflict prevention and resolution. The envoy noted that Pakistan coordinated and drafted the introduction to the UNSC’s 2025 Annual Report in its capacity as the Council President in July 2025. “As a penholder, Pakistan’s objective was to make the report comprehensive, objective, analytical, and consensus-based, while recognising that further improvements remain possible,” the press release noted. Underscoring the importance of a more democratic and accountable multilateral system in light of current global challenges, the envoy expressed Pakistan’s concern over the use of veto among the member states and called for reforms within the UNSC. Ahmad opposed the expansion of permanent seats and veto powers, arguing that such measures would undermine the objectives of reform. He reaffirmed Pakistan’s commitment to comprehensive UNSC reform that serves the interests of the wider UN membership, encapsulated in its position: “Reform for all, privilege for none.”
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Hindistan BMGK'da Pakistan'ın Afganistan Hava Saldırılarını Kınadı
Hindistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Pakistan'ın 24 Aralık'ta Afganistan'ın Paktika vilayetine düzenlediği hava saldırılarını kınayan bir açıklama yaptı. Hindistan'ın BM Daimi Temsilcisi P. Harish, sivil kayıplara yol açan bu operasyonların 'katliamı askeri operasyon olarak göstermenin faili aklamayacağını' belirterek uluslararası hukuk, BM Şartı ve devlet egemenliğinin açık ihlali olduğunu vurguladı. Pakistan ise saldırıların sınır ötesi militan tehditlere karşı meşru müdafaa kapsamında gerçekleştirildiğini savundu. Bu açıklama, bölgedeki güvenlik dinamikleri ve sınır ötesi askeri müdahalelerin uluslararası meşruiyeti tartışmalarını alevlendirdi. Afganistan da saldırıyı kınayarak egemenliğinin ihlal edildiğini vurguladı. Hindistan'ın bu keskin çıkışı, Güney Asya'daki diplomatik gerilimleri artırırken, ikili ilişkilerde zaten kırılgan olan diyalog kanallarını daha da zorlayabilir.
Hindistan1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Hindistan Su Bakanı: Pakistan'a Tek Damla Su Bırakmayacağız
Hindistan Su Kaynakları Bakanı CR Patil, ülkesinin önümüzdeki yıllarda Pakistan'a tek bir damla bile su bırakmayacağını söyledi. Bu açıklama, Nisan 2025'te Pahalgam'daki saldırının ardından Yeni Delhi'nin İndus Suları Anlaşması'nı askıya almasından sonra geldi. Patil, Hint haber ajansı ANI'ye verdiği demeçte, 'Pakistan'a gelecek yıllarda hiçbir su gitmeyeceği kesin' ifadesini kullandı. Hindistan'ın bu hamlesi, 1960 yılında Dünya Bankası arabuluculuğuyla imzalanan ve İndus Nehri sisteminin sularını iki ülke arasında paylaştıran anlaşmanın fiilen durdurulması anlamına geliyor. Daha önce Hindistan, anlaşma kapsamında Batı nehirlerinden Pakistan'a belirli miktarda su bırakmakla yükümlüydü. Bakanın sözleri, su akışını tamamen kesme niyetini ortaya koyarak iki nükleer güç arasındaki gerilimi tırmandırıyor. Uzmanlar, bu tür bir adımın Pakistan'da tarım ve hidroelektrik üretimini ciddi şekilde etkileyebileceğine dikkat çekiyor. İndus suları, Pakistan'ın can damarı konumunda ve herhangi bir kısıtlama bölgesel istikrarsızlığa yol açabilir. Gelişme, iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilere yeni bir boyut eklerken, uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor.
Hindistan1 olay2 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Dawn Editoryali: Pakistan’ın Afganistan operasyonları Hindistan’a emsal oluşturmaz
Pakistan’ın önde gelen İngilizce gazetesi Dawn’da yayımlanan bir başyazı, İslamabad’ın Afganistan içinde terör hedeflerine yönelik hava saldırılarının, Hindistan’ın geçmişte Pakistan topraklarında gerçekleştirdiği sınır ötesi vuruşları hukuken meşrulaştırmadığını savundu. Editoryal, uluslararası hukuktaki ‘yetersiz ve isteksiz’ (unable and unwilling) doktrinine atıfla, iki ülkenin başvurduğu askerî eylemlerin koşullarının tamamen farklı olduğunu öne sürüyor. Yazıda, Pakistan’ın Afganistan’daki silahlı grupların yol açtığı güvenlik tehdidine karşı meşru müdafaa hakkı çerçevesinde hareket ettiği, buna karşılık Hindistan’ın Pakistan’a dönük saldırılarının benzer bir hukuki zemine dayanmadığı iddia ediliyor. Bu karşılaştırma, Güney Asya’da terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlara ilişkin çifte standart tartışmalarını yeniden alevlendirebilecek diplomatik bir söyleme işaret ediyor.
Hindistan1 olay10 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Hindistan Bakanı: Rus Petrolünü ABD'nin Talebiyle Aldık
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, ülkesinin 2022'den itibaren Rusya'dan petrol alımını ABD'nin küresel fiyatları düşük tutma talebi üzerine gerçekleştirdiğini açıkladı. Bakan, Rus petrolünün ucuz ve erişilebilir olmasının da bu kararda etkili olduğunu belirtti. Jaishankar'ın bu açıklaması, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlarına rağmen Hindistan'ın artan Rus petrolü alımlarına ilişkin tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. ABD ve müttefikleri resmi olarak Rus enerji gelirlerini kısıtlamayı hedeflerken, perde arkasında küresel enerji piyasalarında istikrarı korumak amacıyla Hindistan'ın alımlarına yeşil ışık yakıldığı izlenimi doğdu. Bu durum, jeopolitik gerilimlerin gölgesinde enerji güvenliği ve diplomatik dengeleme stratejilerinin karmaşıklığını ortaya koyuyor. Hindistan'ın stratejik özerklik politikası çerçevesinde hareket ederek hem küresel fiyat istikrarına katkıda bulunduğu hem de kendi enerji ihtiyacını ekonomik şekilde karşıladığı anlaşılıyor.
Hindistan1 olay1 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
İran Savaşı Hindistan Ekonomisine Ağır Maliyet Yüklüyor
Hindistan ekonomisi, birkaç ay öncesine kadar dünyanın en güçlü büyüme performansını sergilerken, şimdi İran savaşının artan maliyetleriyle karşı karşıya. Dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı olan ülke, ABD ile İran arasındaki kilitlenmenin sürmesi ve petrol arzındaki tıkanıklığın devam etmesi halinde ekonomik yükün daha da ağırlaşacağını belirtiyor. Enflasyonun düşük ve büyümenin istikrarlı olduğu dönemden hızla uzaklaşan Hindistan, enerji maliyetlerindeki yükselişle birlikte bütçe dengesinde de zorlanmalar yaşıyor. Jeopolitik risklerin tırmandığı bu süreçte, İran savaşı yalnızca bölgesel değil, küresel enerji piyasalarını da etkileyerek petrol fiyatlarında keskin dalgalanmalara yol açıyor. Hindistan gibi ithalata bağımlı ekonomiler, bu tür şoklara karşı kırılgan bir konumda bulunuyor. Uzmanlar, çatışmaların uzaması durumunda ülkenin cari açığının genişleyebileceği ve ekonomik toparlanmanın sekteye uğrayabileceği uyarısında bulunuyor. ABD ve İran arasındaki diplomatik çıkmazın aşılması, petrol akışının normale dönmesi açısından kritik önem taşıyor. Hindistan’ın enerji güvenliği ve mali istikrarı, büyük ölçüde bu tıkanıklığın ne kadar süreceğine bağlı. Gelişmeler, yükselen piyasa ekonomileri için enerji arzındaki kesintilerin yaratabileceği domino etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hindistan1 olay4 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Hindistan, 2 milyar dolarlık yerli insansız hava aracı siparişiyle askeri kapasitesini artırıyor
Hindistan, 2 milyar doları aşan değerle tarihinin en büyük askeri insansız hava aracı (İHA) siparişini vermeye hazırlanıyor. Deutsche Welle'nin haberine göre, tamamen yerli üretim İHA'lara odaklanan bu tedarik, ülkenin insansız savaş kabiliyetlerini hızla genişletme amacı taşıyor. Siparişin detayları henüz netleşmese de, Hindistan'ın savunma modernizasyonunda yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Bu hamle, Hindistan'ın son yıllarda askeri teknolojide dışa bağımlılığı azaltma ve yerli savunma sanayiini geliştirme politikasının bir parçası. Ülke, Çin ve Pakistan ile yaşanan sınır gerilimleri ve bölgesel güvenlik dinamikleri bağlamında İHA teknolojisine stratejik bir önem atfediyor. Özellikle gözetleme, istihbarat ve taarruz amaçlı İHA'ların envantere katılması, Hindistan'ın caydırıcılık ve karşılık verme yeteneklerini artırabilir. 2 milyar dolarlık sipariş, aynı zamanda Hindistan'ın savunma harcamalarında yerlileştirme oranını yükseltme çabalarının somut bir göstergesi. Yerli firmaların geliştireceği platformlar, ekonomik canlılık sağlamanın yanı sıra, ülkenin uzun vadede kritik askeri teknolojilerde kendi kendine yeterli hale gelme hedefine hizmet ediyor. Bu yatırımın, Hindistan'ın Hint Okyanusu ve Himalayalar'daki stratejik dengeleri de etkilemesi bekleniyor.
Hindistan1 olay1 gün önce