İçeriğe atla
Deeplomap
Kişi dizinine dön
VM
Devlet Başkanı

VI. Muhammed

Fas Kralı

Fas'ın kralı (1999–günümüz)

107
Toplam olay
50
Son 30 gün
Son hareketleren güncel: 15 sa önce
  1. Siyasi04 TemMısır

    Kalibaf’tan Trump’a gıda yanıtı: Önce kendi ülkenize bakın

    İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump’ın, “Gıdaya ihtiyaçları var. Mısır, buğday ve soyaya ihtiyaçları var.” şeklindeki açıklamasına tepki göstererek, “Kendi ülkenizde 40 milyondan fazla vatandaşınızın gıda kuponuna bağlı olduğunu düşünün” dedi.

  2. Siyasi04 Tem· Tahranİran

    İran'da milyonlar Hamaney'e veda ediyor! Peş peşe intikam yeminleri: 'ABD'ye ölüm, İsrail'e ölüm'

    MİLLİYET.COM.TR / ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden İran'ın eski dini lideri Ali Hamaney için başkent Tahran'da devlet töreni düzenleniyor. Tahran'daki İmam Humeyni Musalla Camisi'nde gerçekleştirilen törene İran'ın farklı kentlerinden ve yurt dışından gelen binlerce kişi katıldı. Tören alanında İran bayrakları taşınırken, geniş güvenlik önlemleri alındı. Devlet töreni kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, cenazeye katılmak üzere Tahran'a gelen devlet başkanları, meclis başkanları ve özel temsilcilerle bir araya geldi. ‘AMERİKA'YA ÖLÜM, İSRAİL'E ÖLÜM’ İsrail merkezli Ynet haber sitesinin aktardığına göre, cenaze törenine katılan kalabalık sık sık "Amerika'ya ölüm!" ve "İsrail'e ölüm!" sloganları attı. İsrail basını, binlerce kişinin katıldığı törenin yalnızca bir cenaze programı olmadığını, aynı zamanda İslam Cumhuriyeti'nin düşmanlarına karşı düzenlenen bir güç gösterisi niteliği taşıdığını değerlendirdi. Haberde, İran yönetiminin cenaze törenini özellikle ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümüne denk gelen 4 Temmuz'da başlatmasının da dikkat çekici olduğu belirtildi. ‘İNTİKAM ALACAĞIZ’ İran Ordu Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada ABD ve İsrail'i hedef aldı. Hatemi, "Bu şehadet hiç kuşkusuz irademizi daha da güçlendirmiştir. İran halkının düşmanları olan katil ABD ve İsrail bilmelidir ki şehit liderimiz ve tüm şehitlerimizin intikamını alacağız." ifadelerini kullandı. Hatemi, Hamaney'in ölümünün İran'ın kararlılığını daha da artıracağını savunarak, ülkesinin geri adım atmayacağı mesajını verdi. 15 MİLYON KİŞİNİN KATILMASI BEKLENİYOR İran'da yaklaşık bir hafta sürecek cenaze programının en az 15 milyon kişinin katılımıyla gerçekleştirilmesi bekleniyor. Törenlerin ardından Hamaney'in naaşının 9 Temmuz'da Meşhed'de toprağa verilmesi planlanıyor. AKILLARA HUMEYNİ GELDİ Hamaney için düzenlenen törenler, İran İslam Cumhuriyeti'nin kurucusu Ruhullah Humeyni'nin 1989 yılında düzenlenen ve tarihe geçen cenaze törenini yeniden gündeme taşıdı. Humeyni'nin naaşı, 5 Haziran 1989'da Tahran Musallası'na getirilerek cam koruma içerisindeki soğutmalı bir bölüme yerleştirilmişti. Ertesi gün kılınan cenaze namazının ardından naaşın, Tahran'a yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Beheşti Zehra Mezarlığı'na götürülmesi planlanmıştı. Ancak milyonlarca kişinin cenaze konvoyuna akın etmesi nedeniyle cenazeyi taşıyan araç ilerleyememiş, yaşanan izdiham sırasında tabutun kamyondan düşme tehlikesi geçirdiği belirtilmişti. Kalabalığın tabuta ulaşmasının ardından çok sayıda kişi Humeyni'nin kefeninden bir parça alabilmek için birbirleriyle yarışmış, yaşanan yoğunluk nedeniyle kefenin bir bölümü parçalanmış ve naaş görünür hale gelmişti. Yaşanan kargaşanın ardından töreni takip eden bir helikopter bölgeye inerek tabutu bulunduğu yerden almak zorunda kalmış, Humeyni ancak ertesi gün toprağa verilebilmişti. GÖZLER TAHRAN'DAKİ TÖRENLERDE İran yönetimi, Hamaney için düzenlenen cenaze programının ülke tarihindeki en geniş katılımlı törenlerden biri olmasını bekliyor. NE OLMUŞTU? İran’ın eski lideriHamaney, ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırıda hayatını kaybetmişti. İsrail'den 'göz ardı etmek imkansız' itirafı geldi! Gözler NATO'da: 'Türkiye'nin hızına yetişmek zor' ABD Başkanı Trump'tan dikkat çeken İran çıkışı! 'Hamaney için bir hafta izin verdik'

    ABD-İran Mutabakatına Rağmen İsrail Güney Lübnan’da 4 Kişiyi Öldürdü
  3. Siyasi04 Tem· WashingtonABD

    İran’dan güç ve birlik gösterisi

    ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı saldırıda hayatını kaybeden İran’ın eski lideri Ali Hamaney için gerçekleştirilen ve yaklaşık bir hafta sürecek törenler dün başladı. Törenlerin ardından Hamaney 9 Temmuz’da Meşhed’de defnedilecek. İlk olarak başkent Tahran’daki İmam Humeyni Musalla Camisi’nde düzenlenen ‘veda törenine’ İranlı yetkililer ve halkın yanı sıra birçok ülke temsilcisi katıldı. Törende Türkiye’yi temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yer aldı. ‘Ayağa kalkmalıyız’ İran Devrim Muhafızları, güvenlik güçleri ve çeşitli devlet kurumları törenin düzenlenmesi için seferber edildi ve hükümet yetkilileri bunu “yüzyılın cenazesi” olarak nitelendiriyor. Bazı yetkililer törene 12 ila 20 milyon kişinin katılmasını beklediklerini belirtti. İran hükümeti, Ali Hamaney’in cenazesi için resmi slogan olarak “Ayağa kalkmalıyız”, sembol olarak ise “sıkılı yumruğu” ilan etti. Aylarca ülkede gerçekleşen protesto gösterileri nedeniyle sorgulanan İran rejiminin cenazeyi hem İran içinde hem de yurtdışına bir ‘güç’ ve ‘birlik’ gösterisi olarak sunmak niyetinde olduğu ifade ediliyor. Tahran’ın ardından Kum kentinde devam edecek törenler, daha sonra Irak’ta Necef ve Kerbela’da sürecek. Bu da, İran yönetiminin Şiiler üzerindeki nüfuzunu gösterme çabası olarak değerlendiriliyor. İntikam yemini Bu arada İran Ordu Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, cenaze nedeniyle yaptığı açıklamada intikam yemini etti.Hatemi, “Bu şehadet şüphesiz bizim irademizi daha da güçlendirmiştir. İran halkının düşmanları katil ABD ve İsrail bilmelidir ki, şehit İmamımız (Hamaney) ve tüm şehitlerimizin intikamını alacağız” dedi. ABD’ye mesaj Törenler sürerken İran’ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ve İsrail’e sert mesajlar verdi. Kalibaf, Washington ve Tel Aviv’in savaşın sona erdirilmesine ilişkin taahhütlerine uymaması halinde İran’ın karşılık vereceğini belirterek, 28 Şubat’taki saldırının hedeflerine ulaşamadığını savundu. Kalibaf, İran’ın müzakereleri sürdürmesine rağmen olası yeni saldırılara hazırlıklı olduğunu söyledi. ABD Başkanı Donald Trump ise, İran tarafıyla görüşmelere ilişkin, “Sanırım ihtiyaç duyduğumuz şeylerin neredeyse hepsini kabul ettiler” dedi. Yılmaz, Pezeşkiyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile başkent Tahran’daki Saadabad Sarayı’nda görüştü. Hamaney için düzenlenen devlet törenine katılmak amacıyla İran’a gelen Yılmaz, “Kardeş İran halkının geride bıraktığımız süreçte yaşadığı acıları yürekten paylaşıyoruz. Türkiye olarak, bölgemizde barış ve istikrarın kalıcı hale gelmesi, diyalog kanallarının güçlendirilmesi ve savaşın ardından normalleşme sürecinin desteklenmesi yönündeki çalışmalara katkı sunmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı. Mücteba Hamaney’in durumu belirsiz Törenlere katılımı belirsiz olan İran’ın yeni lideri Mücteba Hamaney’in durumu merak uyandırıyor. Babasının öldürüldüğü saldırıdan bu yana kamuoyu önüne çıkmayan Mücteba, halka yalnızca devlet televizyonlarında okunan yazılı mesajlar üzerinden hitap ediyor. Mücteba Hamaney’in güvenlik gerekçesiyle babasının cenazesine katılamayacağı gündeme geldi. İsrail’in Mücteba Hamaney’i öldürme yönündeki tekrar eden tehditlerine karşılık İran ordusundan ise ‘yanlış hesap’ uyarısı geldi. Açıklamada “Ülkemize yönelik her türlü tehdit veya saldırıya, silahlı kuvvetlerdeki İran evlatlarının vereceği sert ve pişmanlık doğuran karşılıkları dikkate almalılar” ifadeleri kullanıldı. Hürmüz pazarlığı Cenaze törenleri sonrası dikkatlerin, yeniden bölgesel diplomasiye ve ABD ile İran arasındaki askıya alınmış görüşmelerin yeniden başlamasıyla Hürmüz Boğazı konusunda alınacak kararlara çevrilmesi bekleniyor. Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddialarından ve gemilerden ücret alma planından vazgeçmesi karşılığında İran’a dondurulmuş dış varlıklarının bir kısmını serbest bırakmayı önerdiğini yazdı. Teklifi “yetersiz” bulan Tahran ise boğazın kendi denetiminde olduğunu belirtti. İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Kalibaf, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi konusunda kararlı olduklarını ve ABD’nin müdahalesine izin vermeyeceklerini söyledi. ‘İsrail suikast planladı’ iddiası ABD yönetiminin, İran ile müzakereler sırasında İsrail’in, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’a suikast düzenlemeyi planladığına kanaat getirdiği ileri sürüldü. New York Times gazetesinin haberine göre, isimleri açıklanmayan yetkililer, İsrail’in müzakereler devam ederken Arakçi ve Kalibaf’ı suikasta uğratmayı planlamış olabileceğini düşündüklerini ifade etti ve bu endişeyi dolaylı yollarla Tahran’a iletti.Yetkililer, Washington yönetiminin bu iki üst düzey ismin suikastının müzakereleri baltalayacağından endişelendiğini ve planı öğrenmesi üzerine İsrail’den “geri adım atmasını” istediğini iddia etti. Pakistan savaş uçaklarının, İran sınırından İslamabad’a ve geri dönüşte, İran heyetini taşıyan uçaklara eşlik ettiği de ileri sürüldü.

    ABD-İran Mutabakatına Rağmen İsrail Güney Lübnan’da 4 Kişiyi Öldürdü
  4. Siyasi03 TemMısır

    İran’dan Trump’ın “Gıdaya ihtiyaçları var” açıklamasına tepki

    İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump’ın, “Gıdaya ihtiyaçları var. Mısır, buğday ve soyaya ihtiyaçları var.” şeklindeki açıklamasına tepki göstererek, “Kendi ülkenizde 40 milyondan fazla vatandaşınızın gıda kuponuna bağlı olduğunu düşünün.” dedi.

  5. Siyasi03 TemABD

    Kalibaf'tan Trump'a gıda yanıtı: Önce kendi ülkenize bakın

    İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'ın gıda ihtiyacına ilişkin açıklamalarına sert tepki göstererek, ABD'de 40 milyondan fazla kişinin gıda kuponuna bağımlı olduğunu söyledi. Kalibaf, İran'ın kendi kaynaklarıyla ilgili kararları kendisinin vereceğini vurguladı.

  6. Güvenlik03 Tem· Tahranİran

    Hamaney'in cenaze töreninden görüntüler! Üst düzey isimler dini liderin tabutu başında gözyaşlarına boğuldu

    ABD’nin İran’ın başkenti Tahran’a 28 Şubat’ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden İran’ın dini lideri Ali Hamaney için devlet töreni düzenlendi. Tören, Kur'an-ı Kerim tilaveti eşliğinde saygı duruşuyla başlarken, gün boyu sürecek olan devlet törenine yaklaşık 100 ülkenin katılım sağlaması bekleniyor. Törene, Türkiye'yi temsilen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz katılacak. İlginizi Çekebilir 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Tahran'da halka açık düzenlenecek cenaze törenlerinde Hamaney’in naaşı, birkaç aile üyesinin tabutlarıyla birlikte halka veda için Tahran İmam Humeyni Camii’nde sergilenecek. 6 ve 7 Temmuz'da cenaze, Tahran'ın diğer bölgelerinden geçtikten sonra Kum şehrine götürülecek. Hamaney’in naaşı, daha sonra 8 Temmuz’da Irak'ın Necef ve Kerbela şehirlerine götürülerek sergilenecek. Hamaney’in naaşı, Irak’ın ardından İran'a geri getirilecek ve 9 Temmuz'da Meşhed'deki İmam Reza türbesinde defnedilecek. Geçtiğimiz mart ayında yapılması planlanan cenaze töreni, ABD ve İsrail'in saldırılarının devam etmesi nedeniyle ertelenmişti. Son dakika: Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan çiftçiye kredi müjdesi DEVRİM MUHAFIZLARI KOMUTANI VAHİDİ AYLAR SONRA İLK KEZ KAMUOYUNUN KARŞISINDA Öte yandan, Hamaney’in cenaze törenine katılanlar arasında İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Ahmed Vahidi de yer aldı. Aylar sonra ilk kez kamuoyunun karşısına çıkan Vahidi’nin Hamaney'in tabutunun yanında oturduğu görüldü. Vahidi, selefi Muhammed Pakpur'un ABD’nin 28 Şubat’ta düzenlediği saldırılarda öldürülmesinin ardından Devrim Muhafızları Komutanı olarak göreve getirilmişti. HAMANEY’İN CENAZE TÖRENİ ABD BAĞIMSIZLIK GÜNÜ’NE DENK GELİYOR Hamaney için 4 ve 5 Temmuz tarihlerinde Tahran'da halka açık düzenlenecek cenaze töreni, aynı zamanda ABD’nin bağımsızlığının 250’nci yıl kutlamalarına denk geliyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın kutlamalar çerçevesinde 4 Temmuz’da bir konuşma yapması bekleniyor. Orta Doğu'da yeni savaşın fitili ateşleniyor! Suudi Arabistan'a şok tehdit: Tetikteyiz, havalimanlarınızı vururuz

    ABD-İran Mutabakatına Rağmen İsrail Güney Lübnan’da 4 Kişiyi Öldürdü
  7. Güvenlik03 TemBrezilya

    USS Nimitz: An Aircraft Carrier’s Final Journey

    ABOARD USS NIMITZ UNDERWAY IN THE ATLANTIC ― Approximately 100 miles off the coast of North Carolina, a 14-nation armada converged in the blue waters of the Atlantic. Twenty-six ships from every corner of the world – including the U.S., Norway, Brazil, Morocco, Turkey and South Korea – synchronized at sea last week in a massive demonstration of deterrence and diplomacy. At the forefront of it all was USS Nimitz (CVN-68), the U.S. Navy’s oldest aircraft carrier in active service. “She is still a relevant warship today,” Capt. Joseph Furco, commanding officer of Nimitz, told reporters aboard the carrier. Nimitz

  8. Güvenlik03 Tem· RabatFas

    Ambassador Salzano wishes the Moroccan royal family a pleasant Italian vacation

    (ANSA) - RABAT, JULY 3 - The Italian ambassador to Morocco, Pasquale Salzano, extends a warm welcome to Princess Lalla Salma of Morocco, former consort of King Mohammed VI, Crown Prince Moulay Hassan, and Princess Lalla Khadija, who are vacationing on the island of Capri. Lalla Salma of Morocco and her two children have chosen Italy for their summer vacation and will spend two weeks in Capri before returning to their residences in Rabat. (ANSA). Read article...

  9. Siyasi03 Tem

    Taşlar tek tek kaldırıldı, sır aralandı! Muş'ta tarihi keşif

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün desteğiyle, Ahlat Müze Müdürlüğü ile Muş Alparslan Üniversitesinin ortaklığında 2020 yılında başlatılan "Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi" devam ediyor. Proje kapsamında arkeolog, antropolog, sanat tarihçisi ve tarihçilerden oluşan uzman ekip, ilçeye 7,5 kilometre uzaklıktaki Afşin Mahallesi'nde "Selçuklu Şehitliği" olduğu değerlendirilen alanda kazı çalışması yapıyor. Bu yıl yüzey araştırmaları sırasında tespit edilen 18 mezarın bulunduğu bölgede çalışan kazı ekibi, mezarların çevre taşları ile baş ve ayak şahidelerini belgeliyor. Daha sonra 80-110 santimetre derinlikte bulunan bazalt mezar kapak taşlarına ulaşan görevliler, ana kaya oyularak oluşturulan sanduka mezarları gün yüzüne çıkarılıyor. Titiz bir çalışmayla mezarlardan alınarak Hacettepe Üniversitesi İnsan Davranışsal Ekolojisi ve Arkeometri Laboratuvarına gönderilen kemikler üzerinde Prof. Dr. Ali Metin Büyükkarakaya tarafından ölüm sebebi, yaş, cinsiyet ve hastalık gibi araştırmalar yapılıyor. Daha sonra Muş Alparslan Üniversitesi Selçuklu ve Malazgirt Uygulama ve Araştırma Merkezi'ndeki Antropoloji Laboratuvarı'na getirilen iskeletlerde antik DNA çalışmaları gerçekleştiriliyor. "BURADA ÇOK ÖZVERİLİ BİR ÇALIŞMA GERÇEKLEŞTİRİLİYOR" Kazı alanı sorumlusu Uzman Arkeolog Muhammed Dolmuş, AA muhabirine, söz konusu alanda yaptıkları detaylı yüzey araştırmaları neticesinde tespit ettikleri mezarlardan aldıkları karbon örneklerinin analiz sonuçlarının Malazgirt Savaşı'nın yaşandığı dönemi işaret ettiğini söyledi. Bu bulgular üzerine çalışma alanını genişlettiklerini anlatan Dolmuş, "2022, 2023 ve 2024 yıllarında gerçekleştirilen çalışmalarda 52 mezarla karşılaştık. Söz konusu mezarların tamamında İslami gömü geleneklerine uygun biçimde defin yapılmış. Yüzde 40'lık bölümü genç-yetişkin erkek bireylerden oluşuyor. 2026 yılı çalışmalarımıza haziranda başladık. Bu kapsamda 10'a 10 metrelik bir alanda kazı çalışmalarını sürdürüyoruz. Şimdiye kadar 18 yetişkin bireye ait mezarla karşılaştık." dedi. En üst seviyede mezarların çevre taşları ile ayak ve baş şahidelerinin bulunduğunu belirten Dolmuş, şu bilgileri verdi: "Burada çok özverili bir çalışma gerçekleştiriliyor. Arkeolog arkadaşlarımızın yanı sıra antropologlar ve tarihçilerimizle multidisipliner bir çalışma yürütüyoruz. Derinleşme çalışmalarında 80-110 santimetre derinlikteki mezarların kapak taşlarına ulaşıyoruz. Bu kapak taşlarının sayıları değişkenlik gösterebiliyor. Yetişkin bireylerde 4 ile 7 arasında kapak taşı bulunuyor. Bunlar genellikle bölgede sıklıkla karşılaşılan bazalt taşlardan oluşuyor. Kapak taşlarını kaldırdığımızda ise ana kayayı oluşturan ve kaliş olarak adlandırdığımız yapının yaklaşık 40 santimetre derinliğinde oyulmasıyla oluşturulan defin alanını görüyoruz. Özellikle antropolog arkadaşlarımız, insan iskelet kalıntılarına ulaşabilmek amacıyla kapak taşlarının kaldırılmasının ardından tüm aşamaları kayıt altına alarak detaylı kazı çalışmaları yürütüyor. İskelete ulaşıldıktan ve tüm aşamalar belgelenip gerekli görüntüler alındıktan sonra, kalıntılar detaylı inceleme yapılmak üzere Hacettepe Üniversitesi ve Muş Alparslan Üniversitesi'ndeki laboratuvarlara gönderiliyor." "ELDE EDİLEN HER BULUNTUNUN KAYITLARINI ALIYORUZ" Proje Koordinatörü Dr. Mehmet Sait Sütcü ise çalışmalarda ortaya çıkarılan iskeletlerin radyokarbon analizlerinin 11 ve 12. yüzyılları sonucunu verdiğini vurguladı. Bu yıl tespit ettikleri 18 mezarın kapak taşlarına ulaşarak açmaya başladıklarını dile getiren Sütcü, "Buradan elde ettiğimiz iskeletler önce Muş Alparslan Üniversitesi laboratuvarında temizlenerek hazırlanacak. Daha sonra Hacettepe Üniversitesinden Prof. Dr. Ali Metin Büyükkarakaya hocamızın kontrolü için oraya gönderilecek. Oradaki çalışmalar tamamlandıktan sonra Muş Alparslan Üniversitesi'nde kurulan Antik DNA Laboratuvarı'na getirilerek buradaki testler tamamlanacak. Burada dördüncü yılda yaklaşık 100 mezar açmayı hedefliyoruz. Elde edilecek sonuçlara göre bu alanın Malazgirt Savaşı ile nasıl bir bağ kurduğunu bilimsel olarak ortaya koymuş olacağız." diye konuştu. Mezarlarda çok hassas bir çalışmanın yürütüldüğünü anlatan Sütcü, şunları kaydetti: "Kapak taşlarına ulaştığımız andan itibaren sadece ince aletler ve küçük fırçalar kullanıyoruz. Bunları adım adım, santim santim kazıyoruz. Elde edilen her buluntunun kayıtlarını alıyoruz. Ulaştığımız iskelet iyice temizleniyor, alan içindeki konumu belirleniyor, dijital kayıtları alınıyor, fotoğrafları çekiliyor ve her türlü belgeleme yapılıyor. Ardından laboratuvar işlemleri için buradan alınıp götürülecek. İşlemler bittikten sonra da bu mezarlar, her biri kendi mezar numarasına göre belirtildiği yere yeniden defnedilecek." Antropolog Mevhibe Elvan Öztürk de "İskeletleri arazide çok ince işçilikle ve titizlikle çalışarak açıyoruz. Bunun asıl sebebi, kemiklerde savaşa dair bir patolojik bulgu varsa buna zarar vermemek. Kemikleri ayrı ayrı poşetlere koyup laboratuvarımıza getiriyoruz. Laboratuvarda kemikler yıkanıyor, anatomik pozisyonda diziliyor. Kurutulduktan sonra ise ön rapor çıkarılıyor. Bu ön raporda iskeletin yaşı, cinsiyeti ve özellikle kafatasında ya da genel olarak tüm kemiklerde savaşa dair herhangi bir patolojik bulgu olup olmadığı inceleniyor ve raporlanıyor." dedi.

  10. Siyasi03 Tem· WashingtonABD

    ABD basınından İran temsilcilerine suikast iddiası. "İsrail'in suikastını ABD önledi"

    İsrail'in İran heyetine suikast düzenlemeyi planladı ve ABD'nin bunu önlediği iddia edildi. ABD basınına konuşan yetkililere göre, ABD yönetimi İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yönelik olası suikast planlarına karşı, aracılar üzerinden Tahran'a İsrail'in niyetleri konusunda uyarı ilettiği belirtildi. Amerikan Washington Post gazetesinin, yüksek düzeyli muvazzaf ve eski ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi, İran'daki savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasına yönelik diplomatik girişimlerini sürdürürken, İsrail'in İran'ın baş müzakerecilerini hedef almasından endişelendi. Haberde, ABD yönetiminin özellikle İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'a yönelik olası suikast planlarına şiddetle karşı çıktığı, bu nedenle ilkbahar aylarında aracılar üzerinden Tahran'a İsrail'in niyetleri konusunda uyarı ilettiği iddia edildi. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir ABD'li yetkili, "Bu kişileri öldürürseniz, pragmatistleri de ortadan kaldırmış olursunuz." ifadelerini kullandı. Habere göre, Trump yönetiminin savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik seçenekleri değerlendirmeye başladığı mart ayından itibaren ABD'li yetkililer, İsrailli muhataplarına İran'ın siyasi liderliğine yönelik suikastların sürdürülmemesi yönünde mesaj verdi. Analistler ise Washington'un İran'a doğrudan uyarı gönderme ihtiyacı hissetmesinin, ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılıklarını ve Trump yönetiminin İsrail hükümeti üzerindeki sınırlı etkisini ortaya koyduğunu değerlendiriyor. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aaron David Miller, bunun ABD ile İsrail'in savaş hedeflerinin farklılaştığını gösterdiğini belirterek, İsrail Başbakanı'nın, ABD'nin yürütebileceği herhangi bir müzakere sürecini sekteye uğratma konusunda kararlı göründüğünü söyledi. Beyaz Saray'dan bir ABD'li yetkili ise gazeteye "Başkan, barış sürecinin işlemesini istiyor." açıklamasını yaptı. ABD'nin İsrail'in suikast planlarına ilişkin endişelerini daha önce bir diğer Amerikan gazetesi olan New York Times da gündeme getirmişti. Washington Post'un haberine göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının başlamasının ardından İsrail çok sayıda İranlı siyasi ve askeri yetkiliyi hedef alırken, ABD ordusu ise İran'ın deniz ve füze kapasitesini zayıflatmaya odaklandı. Haberde, iki ülkenin başlangıçta İran'da rejim değişikliği hedefini paylaştığı ancak ABD'li yetkililerin Tahran'daki siyasi ve askeri yapının iktidarını koruyacağı değerlendirmesinin ardından tarafların hedeflerinin ayrıştığı öne sürüldü. İddiaya göre, İsrail'in mart ayı ortasında İran'ın üst düzey ulusal güvenlik yetkilisi Ali Laricani'yi öldürmesi, Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarını daha da derinleştirdi.

    ABD, Kudüs'te kalıcı büyükelçilik binası için anlaşma imzaladı
  11. Siyasi03 Tem· WashingtonABD

    Amerikan basını paylaştı: ABD İran'ı İsrail'in suikast planları konusunda uyardı

    Amerikan Washington Post gazetesinin, yüksek düzeyli muvazzaf ve eski ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, Trump yönetimi, İran'daki savaşın sona erdirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasına yönelik diplomatik girişimlerini sürdürürken, İsrail'in İran'ın baş müzakerecilerini hedef almasından endişelendi. Haberde, ABD yönetiminin özellikle İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'a yönelik olası suikast planlarına şiddetle karşı çıktığı, bu nedenle ilkbahar aylarında aracılar üzerinden Tahran'a İsrail'in niyetleri konusunda uyarı ilettiği iddia edildi. Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir ABD'li yetkili, "Bu kişileri öldürürseniz, pragmatistleri de ortadan kaldırmış olursunuz." ifadelerini kullandı. Habere göre, Trump yönetiminin savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik seçenekleri değerlendirmeye başladığı mart ayından itibaren ABD'li yetkililer, İsrailli muhataplarına İran'ın siyasi liderliğine yönelik suikastların sürdürülmemesi yönünde mesaj verdi. Analistler ise Washington'un İran'a doğrudan uyarı gönderme ihtiyacı hissetmesinin, ABD ile İsrail arasındaki görüş ayrılıklarını ve Trump yönetiminin İsrail hükümeti üzerindeki sınırlı etkisini ortaya koyduğunu değerlendiriyor. Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aaron David Miller, bunun ABD ile İsrail'in savaş hedeflerinin farklılaştığını gösterdiğini belirterek, İsrail Başbakanı'nın, ABD'nin yürütebileceği herhangi bir müzakere sürecini sekteye uğratma konusunda kararlı göründüğünü söyledi. Beyaz Saray'dan bir ABD'li yetkili ise gazeteye "Başkan, barış sürecinin işlemesini istiyor." açıklamasını yaptı. ABD'nin İsrail'in suikast planlarına ilişkin endişelerini daha önce bir diğer Amerikan gazetesi olan New York Times da gündeme getirmişti. Washington Post'un haberine göre, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının başlamasının ardından İsrail çok sayıda İranlı siyasi ve askeri yetkiliyi hedef alırken, ABD ordusu ise İran'ın deniz ve füze kapasitesini zayıflatmaya odaklandı. Haberde, iki ülkenin başlangıçta İran'da rejim değişikliği hedefini paylaştığı ancak ABD'li yetkililerin Tahran'daki siyasi ve askeri yapının iktidarını koruyacağı değerlendirmesinin ardından tarafların hedeflerinin ayrıştığı öne sürüldü. İddiaya göre, İsrail'in mart ayı ortasında İran'ın üst düzey ulusal güvenlik yetkilisi Ali Laricani'yi öldürmesi, Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılıklarını daha da derinleştirdi.

    ABD, Kudüs'te kalıcı büyükelçilik binası için anlaşma imzaladı
  12. Güvenlik02 Tem· ŞanlıurfaTürkiye

    Şanlıurfa'daki köpek saldırısı olayına Mülkiye Müfettişi görevlendirildi

    Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesinde sahipsiz köpeğin saldırısına uğrayan 1,5 yaşındaki Muhammed Ali Aral yaralandı. Söz konusu olaya ilişkin olarak İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçinin talimatıyla Mülkiye Müfettişi görevlendirildi.

  13. Ekonomik02 TemFas

    World Bank approves Morocco clean energy project after ending climate lending target

    The World Bank board of directors on Wednesday approved $265 million in financing ​to support construction of a new pumped hydropower storage ‌plant in Morocco

  14. Siyasi01 Tem· KabulAfganistan

    Suriye'de geçici meclis haftaya ilk toplantısını yapacak

    Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara, geçici parlamentonun 70 üyesini atayarak sekiz aydan uzun süredir devam eden meclis kurma sürecinde kritik bir aşamayı tamamladı. Suriye'de geçici parlamentonun kurulması için sekiz ay önce başlatılan süreçte yeni bir aşamaya geçildi. Devlet Başkanı Ahmed el Şara'nın atadığı 70 milletvekilinin isimlerinin açıklanmasıyla birlikte, yeni meclisin önümüzdeki hafta toparlanmasının önü açıldı. Yüksek Yargı Seçim Komisyonu Başkanı Muhammed Taha el Ahmed düzenlediği basın toplantısında, 210 üyeli Halk Meclisi'nin ilk oturumunu pazartesi günü gerçekleştireceğini duyurdu. Üyelerinin üçte ikisi geçen yıl bölgesel seçim kurulları tarafından belirlenen meclisin yetkileri, Beşar Esad'ın 2024 yılında devrilmesinden sonra Şara liderliğinde kurulan başkanlık sisteminde sınırlı bir çerçevede yer alıyor. Yeni parlamentonun yapısı, Şara'nın Esad sonrası Suriye'de siyasi kapsayıcılık yönünde verdiği taahhütler açısından bir sınav niteliği taşıyor. Şara'nın doğrudan belirlediği 70 vekil arasında 15 kadın yer alıyor. Geçen yılki seçim sürecinde sadece altı kadının meclise girebilmesiyle oluşan tablo, bu atamalarla birlikte kadın milletvekili sayısının 21'e yükselmesini sağladı. Şara, daha önce yaptığı açıklamalarda, kadın temsili başta olmak üzere geçen yılki seçimlerde ortaya çıkan adaletsizlikleri atama yetkisiyle gidereceğini belirtmişti. Yetkililer, yeni atanan vekiller arasında dini ve etnik azınlıkların temsil oranına dair detaylı bilgi paylaşmadı. Geçen yıl seçilen üyelerden 10'unu Kürtler, Hristiyanlar ve Esad'ın da mensubu olduğu Aleviler dahil olmak üzere dini ve etnik azınlıkların temsilcileri oluşturuyordu. Eski bir El Kaide komutanı olan Şara, Suriye'nin Sünni çoğunluğuna mensup. Komisyon Başkanı Ahmed, Dürzilerin yoğunlukta yaşadığı Süveyda vilayetine ait milletvekilliği seçimlerinin ise "koşullar uygun hale gelene kadar" ertelendiğini açıkladı. Süveyda, geçen yılın temmuz ayında hükümet güçleri ve müttefik milisler ile yerel Dürzi gruplar arasında çıkan çatışmalardan bu yana Şam yönetiminin kontrolü dışında yer alıyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre bu çatışmalarda yaklaşık 1700 kişi hayatını kaybetmişti. Esad yönetiminin devrilmesi, Suriye'de parlamentonun sembolik bir kurum olarak görüldüğü, yarım asrı aşan Esad ailesi iktidarını sona erdirmişti. BM Suriye Başkan Yardımcısı ve Özel Temsilci Vekili Claudio Cordone, geçen hafta Güvenlik Konseyi'ne yaptığı bilgilendirmede, parlamentonun kurulmasındaki gecikmenin toplumda endişe yarattığını ifade etmişti. Geçen yıl belirlenen vekillerin üçte ikisi, Şara tarafından atanan bir komitenin gözetiminde kurulan seçim kurulları vasıtasıyla seçilmişti. Suriyeli yetkililer, yıllar süren savaşın milyonlarca insanı yerinden etmesi nedeniyle ülke genelinde sağlıklı nüfus ve seçmen kayıtlarına dayanarak bir seçim yapmanın imkansız olduğunu, bu sebeple böyle bir yöntemin zorunlu olduğunu savunuyor. Süreci eleştiren Suriyeli bazı siyasi figürler ve sivil toplum kuruluşları ise mevcut seçim çerçevesinin yasama organı üzerindeki nüfuzu doğrudan başkanlık makamında topladığını belirtiyor. Suriyeli insan hakları örgütlerinden oluşan bir koalisyon, yayımladıkları ortak bildiride bu yöntemin parlamenter bağımsızlığı ve siyasi çoğulculuğu zedeleme riski taşıdığını kaydetti. Hak örgütleri, daha geniş tabanlı bir siyasi katılım, yargı bağımsızlığı ile seçim denetimi için güçlü güvenceler ve kadınlar ile Suriye'nin farklı toplulukları için daha geniş bir temsil alanı talep ediyor. Mart 2025'te yürürlüğe giren geçici anayasa, meclise kısıtlı yetkiler tanıyor. Yeni sistemde hükümetin parlamentodan güvenoyu alma zorunluluğu bulunmuyor. Yasa tasarıları önerme ve onaylama yetkisine sahip olan Halk Meclisi'nin görev süresi, uzatılabilir olmak kaydıyla 30 ay olarak belirlendi. Meclis, kalıcı bir anayasa kabul edilip genel seçimler düzenlenene kadar yasama görevini üstlenecek.

    Suriye'de Geçici Meclis Haftaya İlk Toplantısını Yapıyor
  15. Siyasi01 Tem· DohaKatar

    Doha’da ABD–İran teknik görüşmeleri başladı! Masada hangi başlıklar var?

    Katar merkezli Al Jazeera ve ABD merkezli CNN’in adı açıklanmayan kaynaklara dayandırdığı haberlerde, Katar’ın başkenti Doha’da ABD ve İran arasındaki teknik görüşmelerin başladığı aktarılarak, ABD’li ve İranlı üst düzey yetkililer arasında yüz yüze görüşme olmayacağı bildirildi. MASADA HANGİ BAŞLIKLAR VAR? Haberlerde, Doha'da teknik görüşmeleri ele alan en az üç çalışma grubu bulunduğunu, bunların nükleer mesele, Hürmüz Boğazı, diplomasi ile dondurulmuş fonların finansmanı ve iadesi konularına odaklandığı ifade edildi. Öte yandan Katar’daki görüşmelere katılmayan ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Trump’ın damadı Jared Kushner, dün Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Thani bir araya gelmişti. Erkek arkadaşının gözü önünde timsah tarafından parçalandı! Kan donduran telefon görüşmesi: 'Ölüm dönüşüne başladı' Afganistan-Pakistan hattında gerilim tırmanıyor! 4 İHA düşürüldü

    ABD-İran Mutabakatına Doğru: İsrail ‘Geçici Çözüm’den Rahatsız
  16. İnsani30 Haz· KabulAfganistan

    İçişleri Bakanı Çiftçi: Suriye yönetiminden gönüllü geri dönüşleri teşvik edici adımlar bekliyoruz

    Görüşmede, Türkiye ile Suriye arasında güvenlik, kamu düzeni ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesine yönelik işbirliği konuları ele alındı. Bakanlar, trafikte elektronik denetleme sistemlerinin kurulması, plaka tanıma ve parmak izi tanıma teknolojilerinin yaygınlaştırılması, pasaport ve kimlik basım süreçlerinin geliştirilmesi ile güvenlik ekipmanları alanındaki işbirliği imkanlarını ele aldı. Taraflar ayrıca, 112 acil çağrı ve ambulans ağının kurulması, uyuşturucuyla mücadele alanında tecrübe paylaşımı ve Suriyeli polislerin eğitimi başlıklarında işbirliği imkanlarını görüştü. Tişrin Sarayı'ndaki görüşmeye Türkiye tarafından Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Ali Çardakcı, Vali-Emniyet Genel Müdürü Ali Fidan, Göç İdaresi Başkanı Muhammed Selami Yazıcı, AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan katıldı. Suriye tarafında ise İçişleri Bakan Yardımcısı Abdülkadir Tahan, İdari ve Mali İşler Bakan Yardımcısı Basim el-Mansur, İnsan Kaynakları Bakan Yardımcısı Hüsam Fettuh, Göç ve Pasaport Dairesi Müdürü Osman Hilal ile çok sayıda yetkili görüşmede yer aldı. İki bakanlık arasında yürütülen heyetler arası görüşmelerin tamamlanmasının ardından mutabakat zabıtlarının imzalanmasının beklendiği öğrenildi. Bakan Çiftçi'nin, İçişleri Bakanı Hattab ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanı Raed el-Salih'le temaslarda bulunması, daha sonra ise Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilmesi bekleniyor. 2017 YILINDAN BU YANA 1 MİLYON 439 BİN 228 SURİYELİ ÜLKESİNE DÖNDÜ Çiftçi, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriyelilerin gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüşlerini desteklemeyi sürdürdüğünü dile getirdi. Suriye yönetiminden, gönüllü geri dönüş yapanlara yönelik destekleyici ve teşvik edici politikalar geliştirmesini beklediklerini dile getiren Çiftçi, güvenlik ve barınma başta olmak üzere geri dönenlerin karşılaşabileceği sorunların giderilmesinin dönüş sürecini hızlandıracağını vurguladı. Suriye'de istikrarın sağlanmasına yönelik gelişmelerle birlikte geri dönüşlerde ivme görüldüğünü ifade eden Çiftçi, şunları aktardı: "Bu geri dönüşlerin, Suriye'nin yeniden ayağa kaldırılması ve inşası bakımından kıymetli olduğunun farkındayız. Bu nedenle gönüllülük esasına dayalı ve güvenli şekilde sürecin yürütülmesine yönelik desteklerimizi sürdürüyoruz." İçişleri Bakanı Çiftçi, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde hayata geçirilen altyapı projeleri başta olmak üzere, Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerini kolaylaştıracak imkanları seferber ettiğini dile getirdi. Geri dönüş yapan çok sayıda kişinin kimlik, aile cüzdanı, konut ve arazi mülkiyet belgelerini kaybettiğini bildirdiğini belirten Çiftçi, belge eksikliği yaşayanlara hukuki destek sağlanmasının gönüllü geri dönüşleri artıracağına dikkati çekti. Çiftçi, gönüllü geri dönüşler ve göç alanındaki diğer konularda işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla Şam Büyükelçiliği ve Halep Başkonsolosluğu bünyesinde kurulan Göç Ofisleri aracılığıyla koordinasyonu artırmak istediklerini kaydetti. İçişleri Bakanı Çiftçi, 2017 yılından bu yana vatanlarına dönen Suriyelilerin sayısının 1 milyon 439 bin 228'e ulaştığını, 8 Aralık 2024'ten bu yana ise 699 bin 225 kişinin ülkesine döndüğünü kaydetti. Göç ve geri dönüşlerin, insani yardımlar ve acil durum yönetimiyle birlikte Türkiye ile Suriye arasındaki önemli işbirliği başlıklarından biri olduğunu belirten Çiftçi, Türkiye'nin 2011 yılından bu yana sürdürdüğü Suriye politikası kapsamında Suriyelilere destek verdiğini ifade etti. Türkiye'de geçici koruma kapsamında hala 2 milyon 255 bin 31 Suriyelinin bulunduğunu aktaran Çiftçi, geri dönüşlerin tamamen gönüllülük esasına göre gerçekleştirildiğini vurgulayarak "Hiçbir Suriyeli kardeşimizi zorla geri göndermiyoruz." diye konuştu. BAKAN ÇİFTÇİ'DEN SURİYELİ MEVKİDAŞI İLE YAPTIĞI GÖRÜŞMEYE İLİŞKİN PAYLAŞIM Çiftçi, NSosyal hesabından yaptığı videolu paylaşımda, Suriye'de, Suriye İçişleri Bakanı Hattab ve beraberindeki heyetle görüştüklerini belirtti. "Görüşmemizde ülkelerimiz ve bakanlıklarımız arasındaki ilişkileri, güvenlik işbirliğini, terör, uyuşturucu ve sınır aşan suçlarla mücadeleyi, sınır güvenliğini, göç ile gönüllü geri dönüş süreçlerini ele aldık" ifadesini kullanan Çiftçi, ayrıca plaka tanıma sistemleri, parmak izi altyapısı, pasaport ve kimlik belgelerinin basımı, acil çağrı ve ambulans sisteminin kurulması ile Suriye polisinin eğitimi gibi başlıklarda işbirliği imkanlarını görüştüklerini aktardı. Bakan Çiftçi, kimlik kartı, sürücü belgesi, pasaport ve aile cüzdanı gibi belgelerin basımında Suriye makamlarına teknik destek sağlayabileceklerini ifade ettiklerini, eğitim ve ticaret amacıyla Türkiye'ye gelmek isteyen Suriye vatandaşlarına yönelik vize kolaylığı talebinin de gündeme geldiğini kaydetti. Çiftçi, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da ifade ettikleri üzere, hiçbir Suriyeli kardeşimizi zorla geri göndermiyoruz. Gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüşleri esas alıyor, Suriye'de istikrar güçlendikçe dönüşlerin de ivme kazanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Suriye'nin yeniden ayağa kalkması bakımından büyük önem taşıyan bu süreci destekliyor, başta kuzey bölgelerinde hayata geçirilen altyapı çalışmaları olmak üzere, geri dönüşleri kolaylaştıracak bütün imkanlarımızı seferber ediyoruz. Suriyeli muhataplarımıza, geri dönen kardeşlerimize yönelik destekleyici, kolaylaştırıcı ve cesaretlendirici politikaların geliştirilmesi, özellikle güvenlik ve barınma alanındaki sorunların giderilerek dönüş ve uyum süreçlerinin hızlandırılması beklentimizi ifade ettik. Suriye'nin istikrarı, güvenliği ve toprak bütünlüğü, yalnızca kardeş Suriye halkı için değil, bölgemizin geleceği bakımından da büyük önem taşımaktadır. Türkiye olarak, komşumuz Suriye'nin yeniden huzura kavuşması, devlet kurumlarının güçlenmesi ve Suriyeli kardeşlerimizin kendi topraklarında güven içinde yaşayabilmesi için samimi ve yapıcı desteğimizi sürdüreceğiz. Güçlendireceğimiz işbirliğinin, ülkelerimiz ve bölgemizin ortak geleceği için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."

    Çiftçi'den Suriye yönetimine gönüllü dönüşler için adım beklentisi
  17. Ekonomik30 HazAvrupa Birliği

    Avrupa Birliği Muhammed IBRAHIM kişisini yaptırım listesine ekledi

    Avrupa Birliği, Muhammed IBRAHIM adlı kişiyi konsolide finansal yaptırım listesine ekledi (AB referansı EU.3913.66). Yaptırım programı: SYR.

    Avrupa Birliği Terörle Bağlantılı Çok Sayıda Kişi ve Kuruluşa Yaptırım Listesine Ekledi
  18. Ekonomik30 HazAvrupa Birliği

    Avrupa Birliği Muhammed ZAMRINI kişisini yaptırım listesine ekledi

    Avrupa Birliği, Muhammed ZAMRINI adlı kişiyi konsolide finansal yaptırım listesine ekledi (AB referansı EU.3104.19). Yaptırım programı: SYR.

    Avrupa Birliği Terörle Bağlantılı Çok Sayıda Kişi ve Kuruluşa Yaptırım Listesine Ekledi
  19. Ekonomik30 HazAfganistan

    Avrupa Birliği Usama Bin Muhammed Bin Awad, Osama Bin Laden kişisini yaptırım listesine ekledi

    Avrupa Birliği, Usama Bin Muhammed Bin Awad, Osama Bin Laden adlı kişiyi konsolide finansal yaptırım listesine ekledi (AB referansı EU.691.85). Yaptırım programı: TAQA.

    ABD Hazine Bakanlığı Al-Haramain Afganistan Kolunu Yaptırım Listesine Aldı
  20. Diplomatik12 HazFas

    Norway and Morocco will cooperate on cutting emissions

    Norway and Morocco have signed a new agreement outlining cooperation to reduce emissions from Morocco’s power sector.

  21. Diplomatik01 Haz· AnkaraTürkiye

    Minister of Foreign Affairs Hakan Fidan received Mohammed Al-Halbousi, Leader of the Taqaddum Party of Iraq, 24 May 2026, Ankara

    Foreign Minister Hakan Fidan received Mohammed Al-Halbousi, Leader of the Taqaddum Party of Iraq. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-irak-takaddum-partisi-lideri-muhammed-halbusi-yi-kabulu--24-mayis-2026--ankara-1/##

  22. Diplomatik30 Mar· IslamabadPakistan

    Sayın Bakanımızın Pakistan’da Düzenlenen Toplantıya Katılımı, 29-30 Mart 2026, İslamabad

    Bakanımız Hakan Fidan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar ile İslamabad'da biraraya geldi. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-pakistan-da-duzenlenen-toplantiya-katilimi-29-30-mart-2026-islamabad-1/## Bakanımız Hakan Fidan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Suudi...

  23. Diplomatik16 MayAfganistan

    Sayın Bakanımızın Katar'ı Ziyareti, 11-12 Mayıs 2026, Doha

    Bakanımız Hakan Fidan, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından kabul edildi. ##dinamik:gallery:gla|src=/images/enformasyon/gg/sayin-bakanimizin-katar-i-ziyareti-11-12-mayis-2026-doha-1/## Bakanımız Hakan Fidan, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Âl Sani ile...

  24. Diplomatik01 Haz· AnkaraTürkiye

    Sayın Bakanımızın Irak Takaddum Partisi Lideri Muhammed Halbusi’yi Kabulü, 24 Mayıs 2026, Ankara

    Bakanımız Hakan Fidan, Irak Takaddum Partisi Lideri Muhammed Halbusi’yi kabul etti.

  25. İnsani30 HazSudan

    Bitlis'te derede kaybolan çocuktan acı haber

    Dün saat 15.30 sıralarında babaları Bakır Şeflek'le girdikleri derede akıntıya kapılan 3 kardeşten Abdulaziz Şeflek için arama çalışmalarına sabah saatlerinde yeniden başlandı. Çocuğun bulunması için yürütülen çalışmalara 8 Jandarma Asayiş Timi, Jandarma Komando Timi, Jandarma Arama Kurtarma Timi, 5 güvenlik korucusu timi, 2 AFAD ekibi, UMKE ve İHH Bitlis Arama Kurtarma ekipleri ile dalgıçlardan oluşan 103 personel katıldı, köylüler de ekiplere destek verdi. Park halindeki TIR'a çarpan araçta 2 kişi öldü Derenin kenarında ve suda arama yapan, her noktayı dikkatle kontrol eden ekipler, olay yerinden yaklaşık 200 metre uzaklıktaki köprünün altında çocuğun cansız bedenine ulaştı. Şeflek'in cenazesi, dalgıçlar ve diğer ekiplerin yardımıyla sudan çıkarıldı. OLAY Bitlis'in Mutki ilçesine bağlı Yazıcık köyü Köprübaşı mevkisinde dün babaları Bakır Şeflek'le dereye giren 3 kardeş akıntıya kapılmıştı. Babalarının ve çevredekilerin çabasıyla sudan çıkarılan Muhammed Enes Şeflek hayatını kaybetmiş, yaralı olan Fatih Şeflek ise hastaneye kaldırılmıştı. Batman'da şaşırtan manzara! Yaz ortasında karla mücadele

  26. Siyasi30 Haz· WashingtonABD

    Irak'ta üst düzey isimlere operasyon. Dünya milletvekilinin altın çamaşır merakını konuşuyor

    Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit, 27 kilogram som altın bulundu. Ayrıca altın kaplama iç çamaşırı ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Bu iddia, uluslararası kamupyunda büyük yankı uyandırdı. Birçok haber kuruluşu, temsili fotoğraflar kullanarak operasyonun ayrıntılarına yer ayırdı. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. Fotoğraf: Al Bawaba News. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.

  27. Siyasi30 Haz· WashingtonABD

    Milletvekilinin altın merakı sınır tanımadı. Dünya altın çamaşırı konuşuyor

    Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit, 27 kilogram som altın bulundu. Ayrıca altın kaplama iç çamaşırı ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Bu iddia, uluslararası kamupyunda büyük yankı uyandırdı. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, iddia edilen arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.

  28. Siyasi30 Haz· WashingtonABD

    Irak'ta yolsuzluk operasyonu: Milletvekilinin evinde 57 milyon dolar bulundu

    Irak'ta başlatılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında milletvekilleri ve üst düzey bürokratların da bulunduğu 47 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde 57 milyon dolar nakit ve 27 kilogram som altın ele geçirildiği öne sürüldü. Irak'ta yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında ortaya atılan bir iddiaya göre, Milletvekili Hind el Abbasi'nin evinde yapılan aramada 57 milyon dolar nakit ile 27 kilogram som altın ele geçirildi. Operasyonda ayrıca altın kaplama iç çamaşırı bulunduğu da öne sürüldü. Abbasi'nin meclis kaydı Irak Parlamentosu'nun resmi internet sitesinde yer alırken, iddia edilen arama ve ele geçirilen malzemelere ilişkin resmi makamlardan henüz ayrıntılı bir doğrulama gelmedi. ŞAFAK BASKINLARINDA 47 GÖZALTI Irak Başbakanı Ali el Zeydi hükümetinin başlattığı ve "Şafak Baskını" olarak adlandırılan geniş çaplı yolsuzluk operasyonlarında, aralarında parlamento üyeleri, üst düzey bürokratlar ve kamu görevlilerinin bulunduğu 67 şüpheli gözaltına alındı. Pazar günü erken saatlerde başkent Bağdat'ta yürütülen operasyonlarda güvenlik güçleri, kilit hükümet kurumları ile yabancı büyükelçiliklerin yer aldığı yüksek güvenlikli Yeşil Bölge'nin tüm girişlerini kapattı. Hukuk ve güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, seçkin Terörle Mücadele Servisi birimleri gece boyunca Yeşil Bölge içindeki evlere baskınlar düzenledi. Güvenlik güçleri gelmeden önce bazı şüphelilerin kaçtığı, bu durumun yetkilileri Yeşil Bölge girişlerini mühürlemeye ve daha geniş çaplı bir arama başlatmaya ittiği bildirildi. Operasyonların önümüzdeki günlerde de devam etmesinin beklendiği kaydedildi. Irak devlet haber ajansı INA'nın pazar günü yayımladığı habere göre, baskınlar kamu fonlarının kötüye kullanılması ve yolsuzluk iddialarına yönelik kapsamlı bir incelemenin parçası olarak uygulandı. Ajans, 47 kişinin tamamının pazar günü mü yoksa bir kısmının daha önce mi gözaltına alındığının netlik kazanmadığını aktardı. Haberde, 12 mevcut milletvekili, bir eski yasa yapıcı, eski Başbakan Muhammed Şiya el Sudani'nin bir eski danışmanı ve üst düzey bir petrol bakanlığı yetkilisi de dahil olmak üzere gözaltına alınan 15 kişinin ismi yayımlandı. Gözaltına alınan yasa yapıcıların bir kısmının Sudani'nin Şii siyasi bloğundan, diğerlerinin ise etkili bir Sünni parti olan ve Milletvekili Mutanna el Samarrai tarafından yönetilen Azm İttifakı'ndan olduğu belirtildi. Başbakan Zeydi, yolsuzlukla mücadelede taviz verilmeyeceğini belirterek, operasyonların yeni isimlere uzanabileceğinin sinyalini verdi. Geçen ay göreve başlayan, iş dünyasından gelen ve siyaset sahnesinde yeni bir isim olan Başbakan Zeydi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki çıkmazın ardından uzlaşı adayı olarak öne çıkmış ve ABD'nin de desteğini almıştı. Zeydi'den önceki Başbakan Sudani'nin bloğu kasım ayındaki parlamento seçimlerinde en çok sandalyeyi kazanmış, ancak Sudani'yi iktidara getiren İran müttefiki Şii partiler koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi içinde başbakan adayı üzerinde yaşanan kilitlenme nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı. YARGI SÜRECİNİ NELERİ KAPSIYOR? INA'nın üst düzey bir kaynağa dayandırdığı habere göre operasyonlar, geçen ay gözaltına alınan Rafineri İşlerinden Sorumlu eski Petrol Bakan Yardımcısı Adnan el Cumeyli'nin ifadeleri üzerine genişledi. Cumeyli'nin ifadelerinin daha geniş bir yetkili halkasını suça dahil ettiği öne sürüldü. Irak merkezi yolsuzlukla mücadele mahkemesi soruşturma hakimi Diaa Cafer yaptığı açıklamada, Cumeyli hakkındaki soruşturmanın ekim ayında başladığını kaydetti. Cafer, kararın "mahkemenin, bazı adayların seçim kampanyalarını desteklemek için önceki hükümetteki nüfuzlu kişilerin desteğiyle ve devlet kaynaklarını sömürerek fahiş miktarda para harcadığını öne süren çok sayıda rapor almasının ardından" alındığını ifade etti. Soruşturmanın bulgularına değinen Cafer, bir grup yasa yapıcının "kendileri ve başkaları için komisyon ve kişisel çıkar elde etmek amacıyla seçim propagandası için devlet kaynaklarını sömürme ve hükümet sözleşmelerinden doğrudan veya dolaylı olarak yararlanma" eylemlerine karıştığını aktardı. Cafer ayrıca, Parlamento Başkanı Haybet el Halbusi'nin davada adı geçen parlamento üyelerinin dokunulmazlığını kaldırdığını ve ardından haklarındaki tutuklama kararlarının infaz edildiğini açıkladı. Hükümet Sözcüsü Haydar el Abudi de gözaltı işlemlerinin sürdüğünü belirterek, yolsuzlukla mücadelenin devlet kurumlarını güçlendirme ve kamu fonlarını koruma çabalarının merkezi bir dayanağı olmaya devam ettiğini bildirdi. ESKİ PETROL BAKAN YARDIMCISININ MAL VARLIĞINA EL KONULDU Irak Yüksek Yargı Konseyi, dün yaptığı açıklamada, pazar günü gözaltına alınan Dağıtımdan Sorumlu Petrol Bakan Yardımcısı Ali Mearic el Bahadli'den 1,4 milyar Irak dinarı (yaklaşık 8,7 milyon dolar) ile çeşitli mülklere el konulduğunu duyurdu. Merkezi Yolsuzlukla Mücadele Ceza Mahkemesi soruşturma hakimine dayandırılan açıklamada, mal varlıklarının Bahadli hakkındaki ilk inceleme sırasında ortaya çıkarıldığı ve soruşturmanın devam ettiği ifade edildi. ABD yönetimi, mayıs ayında silahlı gruplarla bağlantısı olduğu gerekçesiyle Bahadli'ye yaptırım uygulamıştı. ABD Hazine Bakanlığı, Bahadli'yi İran hükümetinin ve İran destekli silahlı grupların yararına Irak petrolünün transferini kolaylaştırmak ve sahte belgeler kullanarak İran ham petrolünün ihracat için Irak petrolüyle harmanlanmasını sağlamak amacıyla konumunu kötüye kullanmakla suçlamıştı. Irak Petrol Bakanlığı o dönemde iddiaları reddederek, Washington tarafından tanımlanan faaliyetlerin Bahadli'nin sorumluluk alanına girmediğini açıklamıştı. IRAK BAROLAR BİRLİĞİ ŞÜPHELİLERİ SAVUNMAYI REDDETTİ Irak Barolar Birliği pazar günü aldığı bir kararla, ülke çapında yetkilileri, milletvekilleri ve iş dünyası temsilcilerini hedef alan operasyonda gözaltına alınan şüphelilere hukuki hizmet sağlamayı boykot etti. Birlik, yolsuzlukla mücadeleye yönelik "ciddi ve pratik adımları" memnuniyetle karşıladığını belirterek, kamuoyundaki hayal kırıklığının umutsuzluğun yaygınlaştığı bir seviyeye ulaştığını kaydetti. Kampanyanın, devlet varlıklarını geri alma, hesap verebilirliği sağlama ve kurumları güçlendirme yönünde sürekli bir siyasi iradeyle desteklenmesi halinde Iraklılar için "yeni bir pencere" açabileceği ifade edildi. Yürütülen genel yolsuzluk soruşturmalarında ve el koyma işlemlerinde şu ana kadar milyonlarca dolar nakit paraya ve altına el konuldu. Irak Yüksek Yargı Konseyi tarafından duyurulan ve eski bir petrol bakan yardımcısıyla bağlantılı olan soruşturmada, yaklaşık 10 milyon dolar nakit, 3 milyar Irak dinarı, altın takılar, çok sayıda uzun namlulu silah ile mühimmat ve 40 civarında mülkün ele geçirildiği bildirildi.

  29. Diplomatik23 Ağu

    BM Güvenlik Konseyi MUHAMMED REZA LAHAMAN KIRAM kişisini yaptırım listesine ekledi

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, MUHAMMED REZA LAHAMAN KIRAM adlı kişiyi konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDi.418). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.

    BM Güvenlik Konseyi MOHAMMED YUSIP KARIM kişisini yaptırım listesine ekledi
  30. Diplomatik25 Oca

    BM Güvenlik Konseyi AIMAN MUHAMMED RABI AL-ZAWAHIRI kişisini yaptırım listesine ekledi

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, AIMAN MUHAMMED RABI AL-ZAWAHIRI adlı kişiyi konsolide yaptırım listesine ekledi (referans QDi.006). Yaptırım rejimi: Al-Qaida.

    BM Güvenlik Konseyi MOHAMMED SALAHALDIN ABD EL HALIM ZIDANE kişisini yaptırım listesine ekledi
  31. Diplomatik26 ŞubLibya

    BM Güvenlik Konseyi AISHA MUAMMAR MUHAMMED ABU MINYAR QADHAFI kişisini yaptırım listesine ekledi

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, AISHA MUAMMAR MUHAMMED ABU MINYAR QADHAFI adlı kişiyi konsolide yaptırım listesine ekledi (referans LYi.009). Yaptırım rejimi: Libya.

    BM Güvenlik Konseyi ABDULQADER MOHAMMED AL-BAGHDADI kişisini yaptırım listesine ekledi
  32. Diplomatik27 HazIrak

    BM Güvenlik Konseyi IBRAHIM AHMAD ABD AL-SATTAR MUHAMMED AL-TIKRITI kişisini yaptırım listesine ekledi

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, IBRAHIM AHMAD ABD AL-SATTAR MUHAMMED AL-TIKRITI adlı kişiyi konsolide yaptırım listesine ekledi (referans IQi.013). Yaptırım rejimi: Iraq.

    BM Güvenlik Konseyi SADDAM HUSSEIN AL-TIKRITI kişisini yaptırım listesine ekledi
  33. Ekonomik29 HazABD

    OFAC Ahmad Muhammed HARUN kişisini yaptırım listesine ekledi

    ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Ahmad Muhammed HARUN adlı kişiyi Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine ekledi. Yaptırım programı: DARFUR.

    OFAC’tan Terör ve Uyuşturucu Odaklı Kapsamlı Yaptırım Hamlesi
  34. Ekonomik29 HazABD

    OFAC Abu Sufian al-Salamabi Muhammed Ahmed 'ABD AL-RAZZIQ kişisini yaptırım listesine ekledi

    ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Abu Sufian al-Salamabi Muhammed Ahmed 'ABD AL-RAZZIQ adlı kişiyi Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine ekledi. Yaptırım programı: SDGT.

    OFAC’tan Terör ve Uyuşturucu Odaklı Kapsamlı Yaptırım Hamlesi
  35. Ekonomik29 HazABD

    OFAC Abd Al Hamid Sulaiman Muhammed AL-MUJIL kişisini yaptırım listesine ekledi

    ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Abd Al Hamid Sulaiman Muhammed AL-MUJIL adlı kişiyi Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine ekledi. Yaptırım programı: SDGT.

    OFAC’tan Terör ve Uyuşturucu Odaklı Kapsamlı Yaptırım Hamlesi
  36. Ekonomik29 HazIrak

    OFAC Ibrahim Ahmad abd al-Sattar Muhammed AL-TIKRITI kişisini yaptırım listesine ekledi

    ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Ibrahim Ahmad abd al-Sattar Muhammed AL-TIKRITI adlı kişiyi Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar (SDN) listesine ekledi. Yaptırım programı: IRAQ2.

    ABD, Abd al-Hadi El-Iraki'yi Küresel Terör Yaptırım Listesine Ekledi
  37. Güvenlik27 HazABD

    Arap ülkeleri, İran'ın Bahreyn'e saldırısını kınadı

    Bahreyn, bugün erken saatlerde topraklarını hedef alan İran'a ait İHA saldırılarını kınayarak, Tahran'ı egemenliğini ve bu ay imzalanan ABD-İran mutabakatını ihlal etmekle suçladı. BAE Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Abu Dabi'nin "İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırılarını kınadığı" ve bunları "ülkenin egemenliğinin açıkça ihlali, güvenliğine ve istikrarına yönelik bir tehdit" olarak değerlendirdiği belirtildi. Açıklamada, "Bahreyn ile tam dayanışma içinde oldukları; güvenliğini ve istikrarını korumaya yönelik tüm önlemleri destekledikleri" ifade edildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırıları uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nı ihlal ediyor ve bölgede güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etmeye yönelik uluslararası çabaları baltalıyor." ifadelerine yer verildi. Kuveyt Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Kuveyt'in "İran'ın Bahreyn topraklarına çok sayıda İHA ile düzenlediği saldırıyı şiddetle kınadığı" belirtildi. Açıklamada, "Bu saldırı, Bahreyn'in egemenliğinin açık bir ihlali, ülkenin güvenliğine, istikrarına ve topraklarında yaşayan halkın güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit ve uluslararası hukuk kurallarının ve BM Şartı'nın açık bir ihlalidir." ifadeleri kullanıldı. Bakanlık, bölgesel ve uluslararası düzeyde gerilimi düşürme ve tansiyonu azaltma çabalarının sürdüğü bir dönemde bu saldırıların devam etmesinin, "barış ve istikrar çabalarını ciddi şekilde baltaladığı, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit ettiğini" vurguladı. Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırıları "acımasız" olarak nitelendirilerek, kınandı. Saldırının Bahreyn'in egemenliğinin açık bir ihlali, ülkenin güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdit olduğu kaydedilen açıklamada, ayrıca söz konusu saldırının tehlikeli bir tırmanış ile uluslararası hukuk ve BM Şartı'nın açık bir ihlali niteliği taşıdığı aktarıldı. Açıklamada ayrıca, Ürdün'ün Bahreyn ile tam dayanışma içinde olduğu ve Bahreyn'in egemenliğini, halkının güvenliğini korumaya yönelik atacağı tüm adımları desteklediği vurgulandı. Katar Dışişleri Bakanlığı, yaptığı açıklamada, İran'ın Bahreyn'e yönelik saldırılarını kınayarak, bunların Bahreyn'in egemenliğinin ve uluslararası hukuk kurallarının ciddi şekilde ihlali olduğunu belirtti. Açıklamada ayrıca, Katar'ın Bahreyn ile tam dayanışma içinde olduğu ve egemenliği ile güvenliğini korumaya yönelik alacağı tüm tedbirleri desteklediği yinelendi. BAHREYN'DEN İRAN'A KINAMA Bahreyn resmi haber ajansının aktardığına göre, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı bugün erken saatlerde krallığı hedef alan "çok sayıda İran İHA'sının" egemenliğin açık bir ihlali olduğunu ve vatandaşlar ile sakinlerin güvenliğini tehdit ettiğini belirten bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tahran yönetimi barış çabalarını baltalamak ve bölgesel güvenliği istikrarsızlaştırma politikası izlemekle suçlandı. Manama yönetimi, söz konusu saldırının İran'ın askeri operasyonları kalıcı olarak durdurmayı ve bölge ülkelerinin egemenliğine saygı duymayı taahhüt ettiği haziran ayındaki İslamabad mutabakatını ihlal ettiğini kaydetti. Bakanlık, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak için tam hakkını saklı tuttuğunu ifade ederek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) kararlarının uygulanmasını sağlamaya ve "saldırganı" sorumlu tutmaya çağırdı. Bu gelişmeden kısa süre önce ABD askeri yetkilileri, Singapur bayraklı M/V Ever Lovely adlı konteyner gemisine Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen İran İHA saldırısına yanıt olarak, İran'ın güneyindeki füze, İHA ve radar mevzilerini vurduğunu açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü taarruz İHA'sı fırlattığını belirterek bunu ateşkes anlaşmasının "aptalca bir ihlali" olarak nitelendirdi. İran ise daha önce yaptığı açıklamada, hedeflerin yerini belirtmeksizin bölgedeki ABD güçleriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD'nin "taahhüt ihlallerine" misilleme olarak bölgedeki ABD askeri mevzilerini hedef aldığını bildirerek, yeni bir saldırganlığın daha geniş bir yanıt doğuracağı uyarısında bulundu. Gelişmeler, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının geleceğine dair şüpheleri derinleştirirken, Tahran'daki muhafazakar çevreler anlaşmayı hedef almaya başladı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ise cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin tanımlanamayan bir cisim tarafından vurulduğunu açıkladı. Açıklamada, geminin köprü üstünde hasar oluştuğu ancak tüm mürettebatın güvende olduğu ve herhangi bir çevre kirliliğinin bildirilmediğini aktarıldı. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD-İran mutabakat zaptının ihlal edilmesine karşı "hızlı ve ezici" bir yanıt verileceğini yazdı. Rızai, ABD'nin bölgedeki vekil gücünü destekleyerek mutabakatın birinci maddesini, Hürmüz Boğazı'ndaki kışkırtmalarla ise beşinci maddesini ihlal ettiğini belirtti. Tahran'da yayınlanan muhafazakar Kayhan gazetesi ise bugünkü başyazısında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki askeri tesislere yönelik "terör saldırısına" kamuoyu önünde yanıt vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Gazete, mutabakatın askıya alınması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması çağrısında bulundu. Öte yandan İranlı milletvekili Alaeddin Boroujerdi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakat kapsamında serbest bırakılan İran fonlarının ABD tarım ürünleri satın almak için kullanılması yönündeki önerisini reddetti. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Boroujerdi, bu fikri "gerçek dışı" ve Trump'ın bir "yanılsaması" olarak nitelendirerek, İran'ın gıda ithalatında ABD'ye güvenemeyeceğini ve hükümetin bu teklifi kabul etmemesi gerektiğini ifade etti.

    Bahreyn, İran'ın İHA saldırısını 'açık ihlal' saydı; ABD İran hedeflerini vurdu
  38. Güvenlik27 HazABD

    Bahreyn, İran'ın İHA saldırılarını kınadı

    Bahreyn, bugün erken saatlerde topraklarını hedef alan İran'a ait İHA saldırılarını kınayarak, Tahran'ı egemenliğini ve bu ay imzalanan ABD-İran mutabakatını ihlal etmekle suçladı. Bahreyn resmi haber ajansının aktardığına göre, Bahreyn Dışişleri Bakanlığı bugün erken saatlerde krallığı hedef alan "çok sayıda İran İHA'sının" egemenliğin açık bir ihlali olduğunu ve vatandaşlar ile sakinlerin güvenliğini tehdit ettiğini belirten bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tahran yönetimi barış çabalarını baltalamak ve bölgesel güvenliği istikrarsızlaştırma politikası izlemekle suçlandı. Manama yönetimi, söz konusu saldırının İran'ın askeri operasyonları kalıcı olarak durdurmayı ve bölge ülkelerinin egemenliğine saygı duymayı taahhüt ettiği haziran ayındaki İslamabad mutabakatını ihlal ettiğini kaydetti. Bakanlık, uluslararası hukuk çerçevesinde egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak için tam hakkını saklı tuttuğunu ifade ederek, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) kararlarının uygulanmasını sağlamaya ve "saldırganı" sorumlu tutmaya çağırdı. Bu gelişmeden kısa süre önce ABD askeri yetkilileri, Singapur bayraklı M/V Ever Lovely adlı konteyner gemisine Hürmüz Boğazı'nda düzenlenen İran İHA saldırısına yanıt olarak, İran'ın güneyindeki füze, İHA ve radar mevzilerini vurduğunu açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere en az dört adet tek yönlü taarruz İHA'sı fırlattığını belirterek bunu ateşkes anlaşmasının "aptalca bir ihlali" olarak nitelendirdi. İran ise daha önce yaptığı açıklamada, hedeflerin yerini belirtmeksizin bölgedeki ABD güçleriyle bağlantılı noktalara saldırılar düzenlediğini duyurmuştu. İran Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri, ABD'nin "taahhüt ihlallerine" misilleme olarak bölgedeki ABD askeri mevzilerini hedef aldığını bildirerek, yeni bir saldırganlığın daha geniş bir yanıt doğuracağı uyarısında bulundu. Gelişmeler, Washington ile Tahran arasında imzalanan mutabakat zaptının geleceğine dair şüpheleri derinleştirirken, Tahran'daki muhafazakar çevreler anlaşmayı hedef almaya başladı. İngiltere Deniz Ticareti Operasyonları (UKMTO) ise cumartesi günü Hürmüz Boğazı'ndan geçen bir tankerin tanımlanamayan bir cisim tarafından vurulduğunu açıkladı. Açıklamada, geminin köprü üstünde hasar oluştuğu ancak tüm mürettebatın güvende olduğu ve herhangi bir çevre kirliliğinin bildirilmediğini aktarıldı. İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in askeri danışmanı Muhsin Rızai, X platformundan yaptığı paylaşımda, ABD-İran mutabakat zaptının ihlal edilmesine karşı "hızlı ve ezici" bir yanıt verileceğini yazdı. Rızai, ABD'nin bölgedeki vekil gücünü destekleyerek mutabakatın birinci maddesini, Hürmüz Boğazı'ndaki kışkırtmalarla ise beşinci maddesini ihlal ettiğini belirtti. Tahran'da yayınlanan muhafazakar Kayhan gazetesi ise bugünkü başyazısında Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'yi, ABD'nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki askeri tesislere yönelik "terör saldırısına" kamuoyu önünde yanıt vermedikleri gerekçesiyle eleştirdi. Gazete, mutabakatın askıya alınması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması çağrısında bulundu. Öte yandan İranlı milletvekili Alaeddin Boroujerdi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, mutabakat kapsamında serbest bırakılan İran fonlarının ABD tarım ürünleri satın almak için kullanılması yönündeki önerisini reddetti. Meclis Ulusal Güvenlik Komisyonu üyesi Boroujerdi, bu fikri "gerçek dışı" ve Trump'ın bir "yanılsaması" olarak nitelendirerek, İran'ın gıda ithalatında ABD'ye güvenemeyeceğini ve hükümetin bu teklifi kabul etmemesi gerektiğini ifade etti.

    Bahreyn, İran'ın İHA saldırısını 'açık ihlal' saydı; ABD İran hedeflerini vurdu
  39. Ekonomik26 Haz· KabulAfganistan

    POS cihazıyla hayali işlem. 36 tutuklu sanığa tahliye

    Yasa dışı temin edilen yabancı banka kartlarını POS cihazlarında hayali işlemler karşılığında kullanarak suç geliri elde ettikleri iddia edilen 112 sanığın yargılandığı davada tutuklu sanıklardan 36'sının adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verildi. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada savunma yapan Taç Döviz'in sahibi tutuklu sanık Yaşar Durmaz, dosyada avukatı olan oğlunun kendilerine "baban kara paracı" dedirtmeyeceğini söyledi. Mahkemeden aklanarak çıkmak istediğini belirten Durmaz, paranın döviz büroları için amaç değil araç olduğunu, basına servis edilen görüntülerde yer alan paranın gizli bölümde olmadığını iddia etti. Durmaz, bürosunda her şeyin güven üzerine kurulduğunu, çek senet kullanmadıklarını, hesaplarda fazla para bulunsa dahi bununla maliyenin ilgilenmesi ve cezayı onların yazması gerektiğini savundu. Malvarlığını çalışarak edindiğini öne süren sanık Durmaz, "Biz birlik, beraberlik ve dürüstlükten para kazandık. Kara paranın en çok ne olduğunu ben biliyorum. Biz senede 3-4 sefer belki arkasından ölüm çıkacak şeyleri oturup iki saatte esnafla çözüyoruz. Taç Döviz'in büyüklüğü bir bankadan daha büyüktür." şeklinde savunma yaptı. Durmaz, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası sanıklarından Ali Nuhoğlu'nun büyük inşaatlar yaptığını, Nuhoğlu'nun yüzde 10'luk hissesini satmak istediğini kendisine ilettiğini, hisse yabancıya gitmesin diye kendisinin satın alacağını söylediğini aktardı. Nuhoğlu'nun parayı ne zaman verebileceğini sorması üzerine hemen vereceğini söylediğini, kendilerinin nakitle çalıştığını dile getiren Durmaz, kardeşleriyle sahibi olduğu 5 farklı beş yıldızlı oteli olduğunu, bunlardan birinin bugünkü değerinin 50 milyon dolar olduğunu, paralarının kaynağının bunlar olduğunu öne sürdü. Durmaz, savunmasında, "Gayrimenkullerim 7 sülaleme yeter. Ben buradan aklanarak çıkmak istiyorum. 42 yıldır çalışıyoruz, 5 tane benzin istasyonum var hepsi İstanbul'un kupon yerlerinde. Bir akaryakıt şirketinin madeni yağlarının distribütörüyüz" ifadelerini kullanarak tahliyesini ve beraatini istedi. Bazı tutuklu sanıkların savunmalarının ardından söz alan avukatları da müvekkillerinin üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek beraat talebinde bulundu. Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanıklar tutuklu sanıklar Açelya Tan, Cihan Örenler, Ferhan Kaya, Haşim Gezgen, Hüseyin Çallı, Kasım Ak, Muharrem Kaya, Murad Çaltekin, Selman Baltacı, Vasfi Kaya ve Nurullah Yıldırım'ın tahliyesine karar verilmesini istedi. Diğer tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına hükmedilmesini isteyen savcı, şirketlerin üzerindeki el koyma tedbirlerinin de devamını talep etti. MAHKEMENİN ARA KARARI Ara kararını açıklayan mahkeme, tutuklu sanıklar Selman Baltacı, Açelya Tan, Ahmet Elçiboğa, Ahmet Elik, Mehmet Muhsin Keleş, Alaaddin Ak, Aziz Keleş, Cihan Örenler, Erdoğan Durmaz, Abdulkadir Elçiboğa, Ferhan Kaya, Fethullah Dağ, Hasan Dağ, Haşim Gezgen, Hüseyin Çallı, Kadri Ak, Abdullah Dağ, Kasım Ak, Mehmet Bozkuş, Mehmet Nesim Eğüz, Muhammed Ataay, Muharrem Kaya, Murad Çaltekin, Nurullah Yıldırım, Ozan İlan, Abdullah Mirzaoğlu, Vasfi Kaya, Yunus Pirçek, Yusuf Dağ, Yusuf Elik, Muhammet Dağ, Abdulcelil Acar, Ahmet Bostancı, Ömer Faruk Ak, Mustafa Ak ve Abdulkadir Dağ’ın tahliyelerine karar verdi. Kararda, dosya kapsamındaki mevcut delil durumu, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ile bilirkişi raporları, iletişimin tespiti, sanıkların mahkemedeki alınan savunmaları, mahkemeye sunulan bilgi ve belgeler, özellikle sanıklar Yusuf Dağ, Erdoğan Durmaz, Nurullah Yıldırım, Ferhan Kaya, Alaaddin Ak, Mehmet Bozkuş, Abdülcelil Acar ve Vasfi Kaya'nın avukatları tarafından sunulan sağlık raporları ile bu hususta ilgili kurumlardan gelen cevap yazılarının birlikte değerlendirildiği belirtildi. Sanıkların bir kısmının örgütsel yapı içinde yönetici veya karar verici konumda bulunduğuna ilişkin kuvvetli delil bulunmadığı, bir kısmının ise dosyadaki rol ve fonksiyonlarının ikincil nitelikte kaldığı belirtilen ara kararda, bazı sanıklar yönünden mevcut sağlık durumunun tutukluluk tedbirinin devamını ölçüsüz hale getirdiği ifade edildi. Aynı kararda, gelinen yargılama aşamasında delilleri karartma ihtimalinin önemli ölçüde ortadan kalktığı, tutuklulukta geçirilen süre, ölçülülük ilkesi ve tutuklamanın istisnai nitelikte bir koruma tedbiri olması birlikte değerlendirildiğinde söz konusu sanıkların yurt dışı çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri ile tahliyesine karar verildiği bildirildi. Mahkeme, aralarında Taç Döviz'in sahibi Yaşar Durmaz'ın da bulunduğu 20 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksikliklerin giderilmesi amacıyla ertelendi. İKİ YILDA 47 MİLYAR LİRALIK İŞLEM HACMİ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 178 sayfalık iddianamede, soruşturma aşamasında dosyaya giren raporlara yer verildi. İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, şüphelilerin yurt içi ve yurt dışında bulunan çok sayıda üçüncü gerçek ve tüzel kişiyle para transferi gerçekleştirdikleri, kurdukları şirketler ile kişisel banka hesapları üzerinden çok sayıda yerli ve yabancı kişi ve şirketle para transferi yaptıkları, bu işlemlerin süreklilik gösterdiği ve bazı transferlerin zincirleme şekilde gerçekleştirildiği değerlendirmesi yapıldı. Raporda, incelemeler kapsamında POS işlem hacimlerinin sorgulandığı, Ocak 2022-Aralık 2024 döneminde POS cihazları üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin toplam 47 milyar 573 milyon 366 bin 557 lira işlem hacmine ulaştığının tespit edildiği bildirildi. Yapılan incelemede bu tutarın yüzde 99,99'una karşılık gelen 47 milyar 573 milyon 89 bin 410 liralık kısmın yurt dışı menşeli kartlarla gerçekleştirilen işlemlerden oluştuğu, POS cihazlarının büyük ölçüde yabancı kart işlemlerinde kullanıldığını ve işlem yoğunluğunun yurt dışı kaynaklı fon hareketlerinden oluştuğu tespitine yer verildi.

    POS Hayali İşlem Davasında 36 Tutukluya Tahliye
  40. Siyasi26 Haz· KonyaTürkiye

    Bu okulun tek öğrencisi var! 3. sınıf öğrencisi İlayda tek başına karne aldı: Öğretmenden duygulandıran hediye

    Karne günü milyonlarca öğrenci sınıflarında arkadaşlarıyla sevinç yaşarken, Konya'nın Ilgın ilçesindeki bir okulda bambaşka bir tablo vardı. Okulun tek öğrencisi İlayda Kozlu için düzenlenen karne töreninde yalnızca bir öğretmen ve bir öğrenci vardı. KONYA'DAKİ BU OKULUN TEK ÖĞRENCİSİ KARNE ALDI Konya'nın Ilgın ilçesinde Şehit Mustafa Kozlu İlkokulu’nun tek öğrencisi olan İlayda Kozlu, karne heyecanı yaşadı. 3’üncü sınıf öğrencisi Kozlu’ya karnesini, okulun tek öğretmeni olan Muhammed Bağ verdi. Ilgın ilçesi Gökçeyurt Mahallesi'ndeki Şehit Mustafa Kozlu İlkokulu’nun tek öğrencisi olan İlayda Kozlu, karnesini aldı. Okulun tek öğretmeni olan Muhammed Bağ, 3'üncü sınıf öğrencisi İlayda Kozlu’ya karnesini verdi. Bu sırada Bağ, duygusal anlar yaşadı. 'HİÇ DEVAMSIZLIK YAPMADIN' Öğretmen Muhammed Bağ, karneyi verirken, "Bu yıl ülkemizde ender rastlanan bir tabloya birlikte tanıklık ettik. Bir öğretmen ve bir öğrencili bir okulda eğitim-öğretim yılımızı tamamladık. Sen de yıl boyunca çok çalıştın, derslerinde başarılı oldun, hiç devamsızlık yapmadın. Bu güzel başarılarının karşılığı olan karneni sana büyük bir mutlulukla veriyorum" dedi. ÖĞRETMEN HATIRA FOTOĞRAFI Karnesini alan İlayda Kozlu ise notlarını inceledikten sonra, "Hepsi çok iyi" diyerek sevincini dile getirdi. Karne töreninin ardından öğretmen Muhammed Bağ, bu özel eğitim yılının unutulmaması için öğrencisi İlayda Kozlu'ya, ikisinin birlikte yer aldığı bir hatıra fotoğrafını hediye etti.

  41. Güvenlik25 Haz· DiyarbakırTürkiye

    Baba-oğulun yakılarak öldürüldüğü davada yeni gelişme: Hakim ile avukat arasındaki diyalog dikkat çekti

    Diyarbakır'da Remzi Sati ile oğlu Muhammed Sati'nin öldürülüp, kamyonetlerinin yakılmasına ilişkin davanın ikinci duruşmasında ailenin avukatları, kayıp telefonun bulunması halinde cinayetin ayrıntılarının ortaya çıkacağını belirterek, araştırılmasını istedi. Mahkeme heyeti, araştırma talebini reddedip, sanık Ali Mert İldeniz'in de tutukluluk halinin devamına karar verdi.

  42. Güvenlik25 Haz· AnkaraTürkiye

    Haymana'da IŞİD operasyonu: Muhammed Kavi nasıl öldü?

    Ankara Haymana'da NATO zirvesi öncesi düzenlenen IŞİD operasyonunda Muhammed Kavi'nin ölümü tartışma yarattı. Polis "çatışma" derken ailesi bu iddiayı reddediyor.

    NATO Zirvesi Öncesi Haymana'da IŞİD Operasyonunda Muhammed Kavi'nin Ölümü Tartışma Yarattı
  43. Güvenlik25 Haz· Tahranİran

    Türkiye ve dünya genelinde Aşure anmaları

    Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin Kerbela'da şehit edilmesinin 1387'nci yılı dolayısıyla yurt içinde ve dünya genelinde geniş katılımlı anma programları düzenlendi. Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin Kerbela'da katledilmesinin 1387'nci yılı münasebetiyle yurt içinde ve dünya genelinde geniş kapsamlı anma programları gerçekleştirildi. Hazreti Hüseyin ve yarenlerinin muharrem ayının onuncu günü olan Aşure Günü'nde şehit edilmeleri nedeniyle bugün "matem günü" olarak kabul ediliyor ve Kerbela şehitleri çeşitli etkinliklerle anılıyor. Törenlerde bir araya gelen binlerce kişi, ağıtlar yakıp sinelerine vurarak tarihi acıyı paylaştı. KARS SOKAKLARINDA BİNLERCE KİŞİ MATEM YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRDİ Kars'ta düzenlenen anma programı kapsamında binlerce vatandaş, Hazreti Ali Çarşı Camisi önünde bir araya geldi. Ellerinde Türk bayrağı, Atatürk ve Hazreti Ali'nin posterlerini taşıyan kalabalık grup, Faikbey Caddesi üzerinden Işıklı Ehlibeyt Camisi önüne kadar uzanan güzergahta yürüyüşe başladı. Katılımcılar, yürüyüş boyunca okunan mersiyeler eşliğinde sinelerine vurup vücutlarına zincir vurarak yas tuttu. Kortejde siyah elbiseler giyen kadınlar ellerinde Zülfikar kılıçlarıyla yer alırken, yürüyüşe katılan bir kişi de Hazreti Hüseyin'i temsilen Zülcenah adı verilen atla korteje eşlik etti. Mersiyelerin okunduğu esnada törene katılan çok sayıda vatandaş gözyaşlarını tutamadı. Yürüyüşü sürdüren kortej, Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Işıklı Camisi önüne gelerek şehitler için dualar okudu. Buradaki duaların ardından yürüyüşe devam eden katılımcılar, önce Garnizon Şehitliği'ne ulaşarak tüm şehitler için dua etti, ardından Aşure Meydanı'na giriş yaptı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan meydandaki program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti. KARS VALİSİ POLAT'TAN AÇIKLAMA Törende konuşma yapan Kars Valisi Ziya Polat, tüm şehitleri rahmetle andığını ifade ederek şunları söyledi: "Kerbela'nın üzerinden 1387 yıl geçmiş olsa da Fırat'ın kıyısında susuz bırakılan masumların feryadı, hala insanlığın vicdanında yankılanmaktadır. O çölün kavurucu sıcağında yalnız bırakılan Hz. Hüseyin Efendi'mizin vakur duruşu, bugün de adalet arayan bütün yüreklerin önünde bir meşale gibi yanmaya devam etmektedir." Kerbela'nın yalnızca askeri bir mücadele ya da sıradan bir tarih sayfasından ibaret olmadığına dikkat çeken Polat, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Kerbela, bir annenin yüreğine düşen ateştir, bir yetimin gözyaşıdır, susuz bırakılan çocukların mahzun bakışıdır. Kerbela, hakkın, adaletin ve insanlık onurunun uğruna can vermenin adıdır. Hz. Hüseyin Efendi'miz, 'Zulme boyun eğmektense şerefli bir duruşla yaşamayı ve gerektiğinde bu uğurda can vermeyi' insanlığa miras bırakmıştır. Hz. Peygamber'imizin 'Cennet gençlerinin efendisi' diye müjdelediği Hz. Hüseyin’in şehadeti, her çağın insanına şu soruyu sormaktadır: 'Hakkın yanında mı duracağız yoksa zulüm karşısında susmayı mı tercih edeceğiz?' İşte Kerbela'nın asırlardır canlı kalan mesajı budur çünkü Hz. Hüseyin'in mücadelesi, bir makam mücadelesi değil adaletin, merhametin, hakkaniyetin ve insanlık onurunun mücadelesidir. Bu yönüyle Kerbela, asırlar geçse de insanlığa doğruluk, sabır, fedakarlık ve haysiyet dersi vermeye devam edecektir." Hazreti Ali Çarşı Camisi İmamı ve Ehlibeyt Alimi Behram Geley ise Aşure Günü'nü yad ettiklerini belirterek, "Bugün Aşure, Hz. Hüseyin'in kanının dökülmesiyle öldürülen ve yok olmak üzere olan İslam'ın dirildiği gündür. Aşure, Hz. Hüseyin'in şahadetiyle Emevilerin gerçek mahiyetini ifşa ettiği bir gündür" şeklinde konuştu. AĞRI, İSTANBUL VE IĞDIR'DA GENİŞ KATILIMLI YAS TÖRENLERİ Ağrı'nın Taşlıçay ilçesinde, Hazreti Hüseyin ile ailesi ve yakınlarının Kerbela'da şehit edilişinin 1387'nci yıl dönümü vesilesiyle özel bir anma programı düzenlendi. İstanbul'da ise Muharrem ayı etkinlikleri kapsamında, Hazreti Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilişi, Muharrem ayının dokuzuncu günü olan "Tasua" matem töreniyle anıldı. Halkalı'da gerçekleştirilen törende bir araya gelen çok sayıda vatandaş, Kerbela şehitleri için okunan mersiye ve ağıtlara eşlik ederek yas tuttu. Iğdır'daki anma etkinliklerinde de binlerce kişi meydanları doldurdu. Sabahın erken saatlerinde mezarlıkları ziyaret eden ve "deste" adı verilen gruplar, ilahiler okuyarak Atatürk Caddesi üzerindeki Zübeyde Hanım Bulvarı'na doğru yürüyüşe geçti. Bulvarda düzenlenen ortak programda bir araya gelen binlerce kişi, seslendirilen ilahi ve mersiyeler eşliğinde Hazreti Hüseyin ve yarenleri için gözyaşı döktü. İRAN VE DÜNYA GENELİNDE ANMALAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ Dünya genelinde de milyonlarca insan, Aşure anlamarı için bir araya geldi. İran genelindeki şehir ve köylerde siyah elbiseler giyen büyük kalabalıklar göğüs dövme ritüellerine katıldı, mersiyeler dinledi ve Kerbela trajedisi için yas tuttu. Bu yılki Aşure, 28 Şubat'ta başlayan ABD ve İsrail askeri saldırıları sırasında suikasta uğrayan İran Dini Lideri Ali Hamaney'in ölümünden sonraki ilk Muharrem ayı olması sebebiyle ayrı bir önem taşıyor. Yaklaşık 40 gün süren savaş boyunca ülke, liderinin yanı sıra çok sayıda üst düzey komutanını ve binlerce sivil vatandaşını kaybetti. İran'daki Muharrem anmaları sadece tek bir gelenekle sınırlı kalmayıp, farklı bölgelerin yüzyıllar içinde geliştirdiği ve dini bağlılığı yerel kültürle harmanlayan çok çeşitli ritüelleri barındırıyor. Başkent Tahran'ın tarihi Büyük Çarşı bölgesi de her yıl geleneksel Ta'zieh oyunlarına, atlı geçit törenlerine ve Aşure canlandırmalarına ev sahipliği yapıyor. Özellikle tekstil esnafı başta olmak üzere çarşı loncaları tarafından organize edilen bu törenler, bir asırdan fazla süredir nesilden nesile aktarılarak korunuyor. Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Şii cemaatleri, Aşure günlerini ihya etmeye devam ediyor. Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya, Doğu Asya ve Afrika kıtasındaki pek çok şehirde, İslam merkezleri ve Hüseyniyelerde bir araya gelen inananlar, Kerbela olayını ve bu mücadelenin insani, reformist değerlerini anmak için taziye meclisleri, matem alayları ile dini ve kültürel etkinlikler düzenliyor. Hollanda, Almanya, Belçika, İngiltere, İsveç ve Danimarka'nın yanı sıra ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'da çok sayıda dilde düzenlenen Hüseyniye meclislerinde, yeni nesillere Hazreti Hüseyin'in adalet, insan onuru, zulme ve sapmaya karşı duruş ilkeleri aktarılıyor. Doğu Asya ve Afrika ülkelerindeki İslami merkezler ile dini kurumlar da dini dersler, entelektüel paneller, sosyal hizmet faaliyetleri, insani yardım projeleri ve kan bağışı kampanyalarını kapsayan geniş çaplı anma etkinlikleri organize ediyor.

    Aşure Anmaları Türkiye ve Dünyada Geniş Katılımla Gerçekleşti
  44. Diplomatik24 HazTürkiye

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Moritanya Cumhurbaşkanı El Ghazouani ile görüştü

    Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından görüşme ile ilgili şu açıklamada bulunuldu: Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Ould Şeyh El Ghazouani ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye-Moritanya ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ve Moritanya arasında ticaret, tarım, balıkçılık, güvenlik ve savunma sanayii başta olmak üzere birçok alanda somut adımlar atarak, ilişkilere ivme kazandırabileceğimizi ifade etti. Cumhurbaşkanımız, iki ülkenin önümüzdeki süreçte uluslararası platformlardaki dayanışmasını artırmak için çalışmaya devam edeceğimizi belirtti. Beyaz Saray'dan CNN Türk'e özel açıklama: Erdoğan ve Trump baş başa görüşecek NATO'dan Meloni’yi yakan sözler! '500 uçak İtalya'dan kalktı'

    Erdoğan 2026'yı 'Zirveler Yılı' İlan Etti, Terörle Mücadele Vurgusu
  45. Diplomatik24 Haz· RabatFas

    Ambassador Salzano: “Cardinal Parolin’s appointment as an academician of Morocco is a strong sign of peace”

    “The induction of Cardinal Pietro Parolin as an honorary member of the Academy of the Kingdom of Morocco highlights a vision of international relations founded on dialogue among cultures, religions, and peoples, at a historic moment marked by conflicts, polarization, and mutual distrust.” So said Italy’s ambassador to Morocco, Pasquale Salzano, regarding the honor that the Secretary of State of the Holy See received in Rabat yesterday, June 23. The tribute to Cardinal Parolin brought together prominent figures from the religious, diplomatic, and academic worlds, representing the three monotheistic religions. Among those present was the writer Tahar Ben Jelloun, a member of the Academy of the Kingdom, who described the investiture as “exceptional.” Among the official reasons cited was “his commitment to promoting dialogue, peace, and reconciliation among peoples.” According to Ambassador Salzano, “the fact that one of the most authoritative cultural institutions in the Arab and Muslim world chose to bestow this honor on the Secretary of State of the Holy See attests to the strength of a shared journey built on mutual respect, dialogue, and the pursuit of peace.” The investiture ceremony, held in Rabat at the Academy’s headquarters, was presided over by André Azoulay, advisor to King Mohammed VI; the honor marks the culmination of 50 years of diplomatic relations between Rabat and the Holy See. “An important sign,” says Pasquale Salzano, “that encourages all those who believe in human fraternity as the foundation of coexistence and in the diplomacy of dialogue as a privileged tool for addressing the challenges of our time.” The ceremony provided an opportunity to reaffirm the role of interreligious dialogue as a bulwark against the tensions pervading the contemporary world. Cardinal Pietro Parolin called for a strengthening of fraternity among peoples. “The world needs to recognize itself as a single human family, to work together, to collaborate, to accept, respect, and love one another. Without this, humanity will never know peace,” he concluded. Read article...

  46. İnsani24 Haz· WashingtonABD

    Trump-Netanyahu hattında sesler yükseldi! Gizli konuşma sızdı: 'Senden bıktılar'

    İsrail'in Yedioth Ahronot gazetesinin haberine göre, ABD merkezli The New York Times gazetesi muhabirleri Maggie Haberman ve Jonathan Swan tarafından kaleme alınan "Rejim Değişikliği: Donald Trump'ın Emperyal Başkanlığının Perde Arkası" isimli kitabında, Trump'ın Gazze'de ateşkes planını duyurmasından önceNetanyahu'ya sert sözler sarf ettiği aktarıldı. ‘SENDEN BIKTILAR’ Trump'ınNetanyahuile telefon görüşmesinde "Tüm Yahudiler senden bıktı" sözlerini sarf ederek bağırdığı, İsrail'in Gazze'ye ilişkin 20 maddelik planı kabul etmesi gerektiği uyarısında bulunduğu ifade edildi. BEYAZ SARAY’DA KRİZ ÇIKTI Washington ile Tel Aviv yönetimleri arasında Gazze'de ateşkes ilanından önce ciddi bir güven bunalımının yaşandığı dile getirildi. Kitapta bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner, eski İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile Gazze planını ele aldıktan yalnızca bir gün sonra İsrail ordusu Katar'ın başkenti Doha'ya saldırı düzenledi. Saldırıdan haberdar olan Kushner ve Witkoff, "Dermer bize yalan söyledi" diyerek Beyaz Saray yetkililerine durumdan duydukları rahatsızlığı iletti. 'BİR FIRSAT' İsrail ordusunun Doha'ya saldırmasıyla ortaya çıkan krizin Kushner tarafındanNetanyahu'yu uzlaşmaya zorlamak için bir fırsat olarak görüldüğü aktarılan kitapta, 20 maddelik Gazze planının ilerleme kaydettiği belirtildi. New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında yürütülen temaslarda, Kushner ve Witkoff’un Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldiği ve Katar Başbakanı'nın bizzat taslak metin üzerinde düzenlemeler yaptığı iddiasına da kitapta yer verildi. SESLER YÜKSELDİ Kitapta, Witkoff ve Kushner'in ABD Başkanı'nın Özel Kalemi Susie Wiles'ıNetanyahu'nun Trump'ı aramaya ve planı rayından çıkarmaya çalışabileceği konusunda uyardığı da paylaşıldı. Netanyahu'nun Gazze planını sabote etmesinden endişe eden Beyaz Saray yetkililerinin,Netanyahutelefona bağlandığında Kushner ve Witkoff’u da hatta tuttuğu bildirildi. GERİ ADIM ATAMAZSIN Telefon görüşmesinin daha ilk anlarındaNetanyahu'ya bağırmaya başlayan Trump'ın şu ifadeleri kullandığı aktarıldı: "Bu anlaşmadan geri adım atamazsın. Ben İsrail'in bugüne kadar sahip olduğu en iyi dostum. Herkes senden nefret ediyor ama ben senin arkanda durdum. Bu, İsrail için çok büyük bir anlaşma." Netanyahu'nun bu baskı karşısında anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldığı belirtilen kitapta, bu gergin görüşmeden iki gün sonra iki liderin ortak basın toplantısı düzenleyerek kamuoyuna birlik mesajı verdiği hatırlatıldı. Gazze'de ateşkes anlaşması 10 Ekim 2025’te yürürlüğe girmiş, ilk aşamada esir takası, insani yardım girişinin artırılması ve İsrail ordusunun bazı bölgelerden kısmi çekilmesi gibi adımlar uygulanmıştı. Filistinli kaynaklar ise İsrail’in anlaşma kapsamındaki yükümlülükleri tam yerine getirmediğini ve saldırıların sürdüğünü vurguluyor.

    Trump-Netanyahu Görüşmesinde Sert Sözler: 'Senden Bıktılar' İfadesi Sızdı
  47. Siyasi23 HazSomali

    Son dakika...İsrail’den perde arkasında gizli hamle! Yeni cephe hazırlığı mı? '50 asker konuşlandırıldı’

    MİLLİYET.COM.TR / Afrika Boynuzu’nda son günlerde giderek büyüyen bir hareketlilik dikkat çekiyor. Diplomatik temasların ve güvenlik iş birliği iddialarının gölgesinde, bölgedeki dengeleri değiştirebilecek yeni bir gelişme kulislere yansıdı. '50 ASKERDEN OLUŞAN BİRLİK’ Somali hükümetinden üst düzey bir yetkilinin Middle East Eye’a yaptığı açıklamalar, İsrail’in bölgede görünmeyen bir askeri varlık oluşturduğu yönündeki iddialarını gündeme taşıdı. İddialara göre, İsrail yılın başlarında Somaliland’a yaklaşık 50 askerden oluşan küçük bir birlik konuşlandırdı. Söz konusu adımın, İsrail’in Aralık ayında Somaliland’ı bağımsız bir devlet olarak tanımasının ardından hız kazanan güvenlik ilişkilerinin bir devamı olduğu belirtildi. Bu tanıma, İsrail’i Somaliland’ı resmen tanıyan ilk ülke konumuna getirirken, uluslararası alanda birçok ülkenin tepkisini çekmişti. Nisan ayında ise İsrail’in Hargeisa’ya ilk büyükelçisi olarak Michael Lotem’i ataması dikkat çekmişti. ‘AFRİKA KÖKENLİ ASKERLERİ TERCİH EDİYORLAR’ Askeri varlığa ilişkin iddiaların detayında ise kritik bir zamanlama öne çıktı. Somalili üst düzey yetkiliye göre konuşlandırma, Şubat ayı sonlarında, İran’la gerilimin yeniden tırmandığı dönemin hemen ardından gerçekleşti. Aynı kaynak, bu süreçte İsrail’in daha düşük profilli bir yapı kurmak amacıyla özellikle Afrika kökenli İsrailli askerleri, özellikle de Etiyopya kökenli personeli tercih ettiğini öne sürerken “Bu tercih, yerel halkla daha kolay uyum sağlamak ve operasyonel görünürlüğü azaltmayı amaçlıyor” denildi. İSRAİL ORDUSU YORUM YAPMAKTAN KAÇTI Middle East Eye tarafından aktarılan bilgilere göre, bu gelişme İsrail ile Somaliland arasında giderek derinleşen güvenlik iş birliğinin bir sonucu olarak değerlendirildi. İsrail’in Somaliland’ın bağımsızlığını tanımasının ardından şekillenen anlaşmaların, bölgede yaklaşık 50 kişilik askeri bir varlığa zemin hazırladığı ifade edildi. İddialar, İsrail ordusunun konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçınmasıyla daha da dikkat çekici hale gelirken, ordu bunun “siyasi bir mesele” olduğunu belirttiği aktarılıyor. Somaliland tarafı ise iddialara ilişkin resmi bir açıklama yapmış değil. NE OLMUŞTU? İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın daha önce yaptığı açıklamalarda, iki taraf arasında uzun süredir “gizli iş birliği” yürütüldüğünü belirtmişti. Katz, Somaliland Cumhurbaşkanı Abdurrahman Muhammed Abdullahi ile yapılan görüşmelerde güvenlik ve istihbarat alanlarında çeşitli kapalı faaliyetlerin sürdüğünü dile getirmişti. CNN Interntional’ın daha önce yayımladığı analizlerde ise Somaliland’ın, İsrail’e uzun menzilli uçuşlarda lojistik destek sağlayabilecek bazı tesislere erişim imkanı tanıdığı öne sürülmüştü. Bu durumun özellikle Yemen’deki Husilere karşı İsrail’in Kızıldeniz hattında stratejik bir varlık oluşturma çabasının parçası olduğu değerlendirilmişti. Tüm bu tablo, İsrail’in Afrika Boynuzu’ndaki stratejisinin yeni bir aşaması olarak yorumlandı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Somaliland bölgesini "bağımsız ve egemendevlet" olarak tanıdıklarını duyurmuştu. Bu kararla İsrail, Somaliland'ı tanıyan tek ülke oldu. Somaliland, 1991'de Somali'den tek taraflı olarak ayrıldığını ilan etmiş ancak uluslararası toplum tarafından bağımsız bir devlet olarak tanınmamıştı. Somali ise Somaliland'ı ülkenin ayrılmaz parçası olarak görüyor ve bölgeyle ilgili tüm uluslararası anlaşmaların yalnızca Mogadişu yönetiminin yetkisinde olduğunu vurguluyor. İsrailli illüzyonistten canlı yayında şok iddialar! 'Beynine enjekte ettiler, büyük değişim yakında' Yunanistan'dan 'ertesi gün senaryosu' itirafı: 'İsrail'i kıskaca alan üçgen, Türkiye başarırsa harita değişir'

  48. Diplomatik23 Haz· WashingtonABD

    İran, nükleer tesislerini UAEA denetimine açmayı reddetti

    İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, çatışmalarda hedef alınan nükleer tesislere Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı müfettişlerinin girmesine izin verilmeyeceğini açıkladı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, Tahran yönetiminin çatışmalarda hedef alınan nükleer tesislere Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) müfettişlerinin girmesine izin verme yönünde bir planı olmadığını açıkladı. İran medyasında yer alan haberlere göre Sözcü Bekai, pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran'ın UAEA ile ilişkilerini mevcut prosedürler çerçevesinde sürdüreceğini belirtti. Reuters haber ajansının aktardığına göre sözcü, pazar günü İsviçre'de gerçekleştirilen görüşmelerde Tahran'ın nükleer konuyu ele almadığını ve hiçbir yeni taahhüdü kabul etmediğini ekledi. İranlı sözcü, Tahran'ın UAEA ile yürüteceği iş birliğinin İran Meclisinin onayına ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyinin kararlarına tabi olacağını kaydetti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Yönetim Kurulunun, 10 Haziran'da ABD destekli bir karar tasarısını onayladığı hatırlatıldı. Söz konusu karar, İran'ın elinde kalan zenginleştirilmiş uranyum stoklarını beyan etmesini ve müfettişlerin bunları doğrulamasına izin vermesini talep ediyor. Bu durumun, Washington ile Tahran arasındaki görüşmeleri karmaşıklaştırabileceği belirtiliyor. Reuters'ın kapalı toplantıya katılan diplomatlara dayandırdığı bilgilere göre karar tasarısı ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından sunuldu. 35 üye ülkeden oluşan kurulda tasarı, 21 kabul, 3 ret ve 10 çekimser oyla kabul edildi. Karşı oy kullanan ülkelerin Rusya, Çin ve Nijer olduğu bildirilirken, Venezuela'nın oylamaya katılmasına izin verilmediği aktarıldı. İSVİÇRE'DEKİ GÖRÜŞMELER TAMAMLANDI İran ile ABD arasında Katar ve Pakistan arabuluculuğunda İsviçre’de gerçekleştirilen müzakerelerin ilk turu 21 Haziran’da tamamlandı. Müzakerelerde, 14 maddelik mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin teknik detaylar ele alındı. Arabulucu ülkeler Katar ve Pakistan Dışişleri Bakanlıklarının yayımladığı ortak açıklamada, tarafların, imzalanan mutabakat zaptı doğrultusunda "arabuluculuk çabalarının siyasi yönlerini denetlemek üzere üst düzey bir komite kurulması konusunda anlaştıkları" bildirildi. Tarafların nihai bir anlaşmaya 60 gün içinde ulaşılmasını hedefleyen bir yol haritası üzerinde uzlaştığı kaydedildi. Öte yandan İranlı yetkililer, İsrail’in işgalini sürdürdüğü Lübnan’daki çatışmayı sonlandırmak için görüşmelerde ilerleme kaydedildiğini belirtti. Lübnan’da, ateşkesi izlemek için yeni bir mekanizma kurulacağı ve İran’ın bu mekanizmaya temsilci göndereceği bilgisine yer verildi. İran ile ABD heyetlerinin teknik görüşmeleri sürdürmesi planlanıyor. PAKİSTAN: GÖRÜŞMELERDE İLERLEME KAYDEDİLDİ Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, mutabakat zaptı çerçevesinde kurulan üst düzey komitenin ilk toplantısının başarıyla tamamlandığını duyurdu. Şerif, İsviçre'nin Bürgenstock kentinde düzenlenen toplantının pozitif ve yapıcı bir atmosferde geçtiğini, 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya varılması amacıyla bir yol haritası üzerinde uzlaşıldığını kaydetti. Şerif, görüşmeler sonucunda siyasi denetimi sağlamak üzere üst düzey bir komite oluşturulduğunu ve yeni bir teknik görüşme turunun başlatılması kararı alındığını belirtti. Pakistan Başbakanı, ABD ve İran yönetimlerine sergiledikleri yapıcı yaklaşım ve kararlılık nedeniyle teşekkür ederken, Katar'a müzakerelerin yürütülmesine sağladığı kolaylaştırıcı ve merkezi destek için şükranlarını sundu. Ev sahibi İsviçre hükümetine de teşekkür eden Şerif, müzakerelerin başarısında rol oynayan Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Asım Munir, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar ile İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin diplomatik çabalarını takdir ettiğini vurguladı. Şerif, Pakistan'ın barışçıl ve kalıcı bir çözüme ulaşılması amacıyla diyalog ve diplomasiyi teşvik etmedeki samimi rolünü oynamaya devam edeceğini sözlerine ekledi. KATAR: MÜZAKERELERİ SABOTE ETMEK İSTEYEN TARAFLAR VAR Bunun yanı sıra Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının savaşın durması için bir temel oluşturduğunu ancak müzakereleri sabote etmek isteyen bazı tarafların bulunduğunu söyledi. El Cezire televizyon kanalına konuşan bin Abdurrahman, Washington ile Tahran arasındaki müzakere süreçlerine ve bölgedeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Mutabakat zaptının oluşması için Pakistan'ın ve bölgesel aktörlerin desteğiyle büyük bir çaba harcandığını kaydeden Başbabak, müzakerelere temel teşkil eden bu adımın asıl hedefinin savaşı durdurmak olduğunu ve bu konuda başarı sağlandığını ifade etti. Söz konusu zaptın, müzakere süreci için kurumsal bir çalışma çerçevesi oluşturduğuna ve siyasi boyutların yanı sıra teknik unsurları da içerdiğine dikkati çeken bin Abdurrahman, belgenin, iki tarafın düzenli olarak bir araya gelerek sorunları çözme taahhüdüne dayandığının altını çizdi. Kurumsal çerçevenin iyi işlediğini ve teknik görüşmelerin devam ettiğini belirten Katar Başbabakanı, mevcut aşamanın Washington ile Tahran arasında nihai bir anlaşmaya varılması için yürütülen çalışmaların başlangıcını temsil ettiğini ancak ancak müzakereleri sabote etmek isteyen bazı tarafların bulunduğunu dile getirdi. Müzakerelerin Lübnan ve Hürmüz Boğazı ile bağlantılı bazı zorluklarla karşılaştığını aktaran Katar Başbakanı, bu konuları ele almak ve süreci etkileyebilecek herhangi bir gerilimi önlemek amacıyla gerekli mekanizmaların kurulduğunu kaydetti. Doha'nın arabuluculuk çabaları kapsamında İslamabad ile çalışmaya devam edeceğini dile getiren bin Abdurrahman, "Taraflar arasındaki uçurumu kapatacak çözümler bulmak için çalışacağız. Katar devletinin önceliği, bölgedeki yangınları söndürmek ve sükunet aşamasına ulaşmaktır." dedi. Krizin tırmanmasını ve kontrolden çıkmasını önlemek için çözümün diplomatik olması, çabaların ise müzakereleri korumaya ve gerilimi önlemeye odaklanması gerektiğini belirten Başbakan, Washington ile Tahran arasındaki müzakere sürecinde birçok anlaşmazlık noktası olduğunu da hatırlattı. Bin Abdurrahman, Lübnan'da veya bölgenin başka bir yerinde yaşanacak herhangi bir gerilimin müzakereleri doğrudan etkileyeceği uyarısında bulundu.

    ABD-İran Müzakereleri Petrolü Düşürdü, Nükleer Düğüm Çözülemedi
  49. Güvenlik23 HazTürkiye

    İran Meclis Başkanı Galibaf: Hürmüz Boğazı’nı İran yönetecek

    İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, ABD ile İsviçre’de yapılan müzakerelerin ardından uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu. Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine açılmasından yana olduklarını belirten Galibaf, "Umarım boğazı geçişler açısından yeniden işlevsel hale getirebilir ve bölgesel ve küresel ekonomiye yeniden refah kazandırabiliriz" dedi. Buna rağmen Hürmüz Boğazı'nın yönetiminin asla savaş öncesindeki haline dönmeyeceğini vurgulayan Galibaf, "Elbette uluslararası düzenlemelere uyulacak, ancak Hürmüz Boğazı'nı İran yönetecek" şeklinde konuştu. SON DAKİKA! Karadeniz'de Türk sahipli gemiye İHA'lı saldırı! Dışişleri Bakanlığı'ndan açıklama: İki Türk vatandaşı yaralı Trump'ın Netanyahu'yu ilgilendiren soruya verdiği yanıt çok manidar! 'Ben bir sorun çözücüyüm'

    Ateşkes Kağıt Üzerinde: Lübnan ve Gazze'de Can Kaybı Sürüyor
  50. Güvenlik22 HazLübnan

    Müzakereler sonrası yeni mesajlar! Kalibaf’tan Lübnan, Trump’tan Hürmüz vurgusu

    İsviçre’de gerçekleştirilen görüşmelerin ardından İran tarafı ve ABD cephesinden dikkat çeken açıklamalar geldi. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişleri için iletişim hattı kurulması konusunda uzlaşı sağlandığını belirtirken, ABD Başkanı Donald Trump ise boğazın tamamen açık olduğunu ve İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

    Trump: Hürmüz Boğazı'ndaki ateşkeste gemilerden ücret alınmayacak