Karadeniz'de serseri askeri mühimmat tehlikesi: Uzmanlardan tedbir uyarısı
Rusya-Ukrayna savaşının süren elektronik harp mücadeleleri ve çatışmaları, Karadeniz üzerinden Türkiye'yi de etkiliyor. Kuzey Karadeniz'den kopup gelen kontrolsüz askeri mühimmat, İHA atıkları ve silahlı deniz araçları (SİDA) zaman zaman Türkiye sahillerine vuruyor. Milliyet'in haberine göre uzmanlar bu serseri unsurların yarattığı riskleri ve alınması gereken tedbirleri değerlendirdi. Bölgede çatışmaların devam etmesi, Türkiye kıyıları için deniz güvenliği açısından risk oluşturuyor. Serseri mühimmatın kontrolsüz hareketi sahillerde ve deniz trafiğinde tehlike yaratırken, konunun diplomatik ve askeri boyutları da izleniyor.
This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.
Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.
Bu gündemi takip et
Filipinler gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.
Timeline
latest: 1d ago- Security24 Aug, 03:50
Karadeniz'de 'serseri' tehlike: Rusya-Ukrayna savaşının sahipsiz mühimmatı sahillerimizde! Uzmanlar tedbirleri ve riskleri anlattı
METİN AKTAŞOĞLU / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr - Rusya-Ukrayna savaşı pek çok küresel etkisinin yanında hız kesmeyen elektronik harp mücadeleleri ve çatışmalarıyla Karadeniz'de Türkiye'ye de tesir eden farklı etkiler de doğurmakta. Bir süredir bunların en başında Kuzey Karadeniz'den kopup gelen ve zaman zaman sahillerimize vuran kontrolsüz askeri mühimmat, İHA atıkları ve SİDA’lar geliyor. Karadeniz'i adeta bir sürüklenme alanına çeviren bu duruma verilebilecek en son örnek 21 Ağustos'ta yaşandı. Arnavutköy Karaburun sahilinde olta atan vatandaşlar, denizde bir cisim fark ederek bölgedeki cankurtaranlara haber verdi. Ekipler cismin İHA olduğunu değerlendirerek Sahil Güvenlik ekiplerine bilgi verdi. İlk değerlendirmelerde İHA’nın patlayıcı taşıyor olabileceği ihtimali üzerinde durulurken, bölgeye SAS komandoları sevk edildi. SAS komandoları güvenlik tedbirleri kapsamında İHA’yı bulunduğu noktada imha etti. Karaburun ve çevresindeki Karadeniz kıyılarında geçen günlerde de mühimmat ve savaş kalıntısı olduğu düşünülen çeşitli cisimler görülmüştü. Infografik Görsel (Quality Image) Peki savaşın elektronik harp ve sinyal kesme faaliyetleri gibi boyutları bir İHA’nın veya İDA’nın kontrolünü tamamen kaybettirip yüzlerce kilometre sürüklenmesine nasıl yol açıyor? Karadeniz'in akıntı hatları hangi bölgelere işaret ediyor? SAS hangi durumlarda bu tarz şüpheli cisimleri "yerinde imha" yoluna gidiyor? Tüm bu soruları ve daha fazlasını Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ve Savunma Politikası Analisti Turan Oğuz Milliyet.com.tr okuyucuları için yanıtladı. 'GÖRDÜKLERİMİZ OLANLARIN YÜZDE 10'U KADARDIR' Turan Oğuz öncelikle tabloyu ortaya koyuyor. Karadeniz'de sadece İHA'lar değil roket parçaları ve boş roket kovanlarının da bulunduğunu anımsatan Oğuz, “Hatırlarsanız bir dönem roket kovanları da sahile vurmuştu. Karadeniz'deki akıntı kuzeyden güneye doğru olduğu için, kuzeyde denize düşen veya işi bittikten sonra denize bırakılan her türlü materyal doğrudan sahillerimize doğru geliyor” diyor ve “Sadece roket kovanları da değil; Karadeniz'de çok sayıda patlamamış mühimmat ve sürüklenen mayın var. Bunların çok azı haberlere yansıyor. Bizim gazetelerde veya televizyonlarda gördüğümüz haberler, aslında bu olayların sadece yüzde 10'u ya da 15'i kadardır” şeklinde konuşuyor. Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ise materyalin muhtemel yolcuğuna değinirken Karadeniz'de kuzey, kuzeydoğu ve kuzeybatıdan esen rüzgarların etkisine vurgu yapıyor ve Karadeniz'in akıntı hattına işaret ederek “Örneğin Odessa'dan doğru gelen bir materyal İstanbul'un kuzey kıyılarına ya da bir ihtimalle Boğaz'a girebilir ancak Kırım'dan gelen şeylerin Zonguldak, Karadeniz Ereğlisi, belki Karasu... Bu taraflara doğru gelme ihtimali daha yüksek oluyor” diyor ve tahmini bir sürüklenmeyi şu ifadelerle hesaplıyor: “Ortalama bir hesap yapmak gerekirse 1.5-2 knot'lık bir rüzgar ve akıntıyla beraber ancak ulaşması 2.5-3 gün, belki 4 gün civarında sürer. Şunu da belirtmek lazım: Mevsimsel olarak Karadeniz'de kuzey, kuzeybatı ve kuzeydoğu rüzgarları çok etkilidir. Bu rüzgarların sürüklenmeyi hızlandırıcı bir etkisi var. Ancak örneğin 2 güne gelmesi için rüzgarın gerçekten şiddetli olması lazım.” Peki vurulmaları dışında İHA veya İDA’lar nasıl tamamen kontrolden çıkıp yüzlerce kilometre sürükleniyor? Turan Oğuz, Karadeniz'de yoğun bir elektronik harp uygulandığının altını çizerken sinyal karıştırma veya köreltme yapıldığında İHA ve İDA'ların operatörle bağlantısını kaybedebildiğinin altını çiziyor: Alıntı Metni Bu noktada Turan Oğuz, “yerinde imha” kararının da net prosedürler gereği alındığını dile getiriyor ve “Ekipler öncelikle cismin üzerinde bir tuzaklama veya patlayıcı düzenek olup olmadığını kontrol eder. Ancak askeri prosedür gereği, menşei veya durumu tam olarak bilinmeyen, üzerinde patlayıcı taşıma riski bulunan veya tehlike arz eden unsurlar -özellikle sivillerin yoğun olduğu bölgelerde- riske atılmayarak yerinde veya emniyetli bir alana çekilerek imha edilir. Risk almak istenmez” diyor. 'TÜRKİYE ÇOK HIZLI TEDBİR ALDI' Meselenin tedbirler ve potansiyel riskler açısını da mutlaka ele almak gerekiyor. Turan Oğuz özellikle Şubat 2022'de Rusya-Ukrayna savaşı başladıktan sonra Türkiye'nin çok hızlı tedbirler aldığının altını çiziyor. “Karadeniz'de sadece yüzen cisimler değil, su altındaki tehditler de takip ediliyor. Özellikle savaşın başından beri Karadeniz'e dökülen mayınlar büyük risk oluşturuyordu. Türkiye bu konuda çok hızlı tedbir aldı. SAS komandoları ve Deniz Kuvvetleri unsurları 7/24 esaslı bir nöbet sistemine geçti” diyen Oğuz şöyle devam ediyor: Alıntı Metni Özellikle İHA'lara entegre edilen termal kameralar ve radarlar sayesinde deniz yüzeyindeki küçük objelerin dahi tespit edilebildiğini dile getiren Oğuz sisli havalarda veya çok fırtınalı denizlerde görüş açısının düşebildiğini fakat çok katmanlı bir kontrol mekanizmasının işletildiğini vurgularken “Yani kuzeyden gelen bu kontrolsüz mühimmat veya İHA/İDA parçaları, Türkiye'nin savunma kalkanı ve erken tespit sistemleri sayesinde büyük bir tehdide dönüşmeden etkisiz hale getiriliyor” diyor. 'SİVİL GÖZLEM VE BİLDİRİMLER ÇOK ÖNEMLİ' Bu çerçevede Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan da değerlendirmelerde bulunurken gemi radarları ve özellikle VTS (Gemi Trafik Hizmetleri) radarlarının yat veya balıkçı teknesi gibi büyük boyutlu nesneleri görebildiğini, su yüzeyindeki daha küçük boyutlu şeyleri görmenin normal şartlarda çok çok zor olduğunu dile getiriyor. Hem ticari hem de askeri denizcilik alanında özellikle SİDA'ların tespitinin çok zor olduğuna da değinen Doç. Dr. Arıcan, tüm askeri teknolojilerin yanında sivil gözlemlerin ve bildirimlerin de çok önemli olduğunun altını çiziyor: “Gündüzleri gemilerin çok dikkatli olması gerekiyor. NAVTEX yayınlarıyla uyarılarda bulunuluyor. Gemiler deniz üzerinde bilinmeyen bir nesne gördüklerinde önlem alınabilmesi için bunu derhal VTS'e -özellikle İstanbul VTS'e- bildirmeli. Gemilerdeki gözcülerin, balıkçıların ve teknelerin çok dikkatli olması ve bir cisim gördüklerinde 'Önemsizdir' demeden bildirim yapmaları şart. Bir akademisyen olarak değil, bir denizci olarak söylüyorum: Denize neredeyse paralel yüzen 1-2 metrelik bir cismi radarla tespit etmek imkansız gibidir; en önemli unsur görsel gözlem ve bildirimdir.” Doç. Dr. Arıcan aynı zamanda öneriler de getiriyor. “Başıboş mayınları veya SİDA'ları tespit etmek amacıyla 'Manila ağı' benzeri şamandıralı ağ sistemleri düşünülebilir. Akıntının yönüne göre kurulan bu ağlara sürüklenen unsurlar takılabilir. Dünya genelinde uygulanan bu sistem Karadeniz'de şu an yok ama yapılabilir. Tabii çok geniş alanlarda değil, akıntının yoğunlaştığı dar alanlarda uygulanabilir” diyen Doç. Dr. Arıcan, “Diğer hayati konu ise Karadeniz'deki güçlü dip akıntıları” ifadelerini kullanıyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: Alıntı Metni
Milliyet
Okumaya devam et
ilgili gelişmeler- Aynı ülke gündemicanlı
Zamboanga'daki okul saldırısının ardından Senatör Villar'dan güvenlik çağrısı
Filipinler Senatörü Mark Villar, Zamboanga Ateneo Üniversitesi'nde Salı günü yaşanan silahlı olayı kınadı. Yerel saatle 08:30 sıralarında kampüs içinde meydana gelen olayda ikisi öğrenci iki kişi hayatını kaybetti; ölenlerden birinin saldırgan olduğu iddia ediliyor. Villar, ülke genelinde öğrencilerin güvenliği için daha güçlü önlemler alınması çağrısını yineledi. Bu olay, okullarda şiddet konusunu yeniden gündeme taşıdı ve eğitim kurumlarında güvenlik politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğine işaret etti.
Filipinler7 olay8 sa önce - Aynı ülke gündemicanlı
Filipinler'de heyet: Ordu Toboso 19'a ayrım gözetmeden ateş açtı
Filipinler'in Negros Occidental eyaletinde 'Toboso 19' olarak anılan 19 kişinin öldürüldüğü olaya ilişkin bağımsız bir olay inceleme heyeti, ordunun uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunu ciddi şekilde ihlal ettiğini tespit etti. Heyet, askerlerin kimin silahlı kimin silahsız olduğunu net biçimde görebildiğini, buna rağmen ayrım gözetmeksizin ateş açtığını belirtti. Bölge sakinleri, ölenlerden dokuzunun silahsız olduğunu doğruladı. Bu tespit, Filipinler'de askeri operasyonlarda sivil kayıplar ve orantılı güç kullanımı tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Heyetin raporu, olayla ilgili bağımsız soruşturma ve hesap verebilirlik taleplerini güçlendirebilir.
Filipinler1 olay3 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
Filipinler'de okula silahlı saldırı: 4 ölü, 9 yaralı
Filipinler'in güneyindeki Zamboanga City'de bulunan Ateneo de Zamboanga Lisesi'nde, derslerin başlamasına kısa süre kala silahlı saldırı gerçekleşti. Saldırıda iki öğrenci ve iki güvenlik görevlisi olmak üzere dört kişi yaşamını yitirdi, dokuz kişi yaralandı. Saldırıda hayatını kaybedenlerin kimlikleri henüz açıklanmadı. Saldırının nedeni ve sorumlusu hakkında da resmi bir açıklama yapılmadı. Olay, bir eğitim kurumunda meydana gelen şiddet eylemi olarak kayıtlara geçti.
Filipinler1 olay6 gün önce - Aynı ülke gündemicanlı
NTF-Elcac BM'ye isyancı ölümlerini anlattı, uluslararası eylem çağrısı yaptı
Filipinler'in Ulusal Yerel Komünist Silahlı Çatışmayı Bitirme Görev Gücü (NTF-Elcac), Birleşmiş Milletler'e (BM) komünist isyancıların belgelediği sivil cinayetleri ve ölümcül bir 'ajan etiketleme' kampanyasını sundu. Manila'dan yapılan açıklamaya göre, NTF-Elcac ulusal sekretaryası BM'ye brifing vererek uluslararası toplumdan daha fazla eylem talep etti. Sunum, Pazar günü yayımlanan haber bülteninde duyuruldu. NTF-Elcac'ın bu girişimi, Filipinler'de uzun süredir devam eden komünist ayaklanmaya karşı yürütülen mücadelede uluslararası destek ve meşruiyet arayışının bir parçası. Belgelendiği öne sürülen sivil ölümleri ve 'ajan etiketleme' yoluyla hedef göstermenin yol açtığı can kayıpları, görev gücünün BM'ye taşıdığı temel gerekçeleri oluşturuyor. NTF-Elcac, sunumla birlikte komünist isyancılara karşı daha geniş uluslararası müdahale beklentisini dile getirdi.
Filipinler1 olay17 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
Saray: Marcos'un 24 milyar peso liderlik fonundan haberi yok
Filipinler Saray Basın Sözcüsü Claire Castro, Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr.'ın Bayındırlık ve Karayolları Bakanlığı'nın (DPWH) 2025 bütçesinde senatörlerin kendi bölgelerindeki altyapı projeleri için ayrılan 24 milyar peso tutarındaki "liderlik fonundan" haberi olmadığını açıkladı. Castro açıklamayı Perşembe günü yaptı. Açıklama, bütçe sürecinde yasama organı tarafından eklenen ödeneklerin yürütmenin bilgisi dışında kaldığı iddiasını gündeme getirdi. Saray'ın bu çıkışı, bütçe tahsislerinde yasama-yürütme ilişkileri ve şeffaflık konularını öne çıkardı.
Filipinler2 olay16 Ağu - Aynı ülke gündemicanlı
Muson yağmurları Manila'nın su yollarını çöple doldurdu
Filipinler'in başkenti Manila ve çevresinde etkili olan şiddetli muson yağmurları, nehir ve kanalları tonlarca atıkla doldurdu. 11 Ağustos'ta Reuters tarafından görüntülenen Parañaque kentinde işçiler, Baclaran Kilisesi yakınındaki su yolunda biriken plastik şişe, poşet ve diğer atıkları temizlemeye çalıştı. Günlerdir süren yağışların yol açtığı seller, kıyı bölgelerinde çevre kirliliğini gözler önüne serdi. Metro Manila'nın su yolları, yetersiz atık yönetimi ve altyapı sorunlarının bir sonucu olarak devasa bir çöp birikimiyle karşı karşıya kaldı. Bu durum, bölgede sel riskini artırırken halk sağlığı ve çevre açısından ciddi tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, muson sezonunun getirdiği bu tür olayların, atık yönetimi ve altyapı iyileştirme politikalarının aciliyetini bir kez daha vurguladığını belirtiyor.
Filipinler1 olay12 Ağu