İçeriğe atla
Stories
UN
Developing

Marmara Denizi'nde 8 saatte 36 küçük deprem kaydedildi

Summary · AI generated

AFAD verilerine göre, Marmara Denizi'nde gece yarısından hemen sonra başlayan ve 8 saat süren bir sismik hareketlilik yaşandı. Bu sürede büyüklükleri 1.1 ile 2.9 arasında değişen 36 deprem kaydedildi. Sarsıntıların merkez üsleri ağırlıklı olarak Adalar açıkları, Tuzla ve Çınarcık çevresi olarak belirlendi. Kaydedilen depremler düşük büyüklükte olup yüzeyde hissedilme olasılıkları sınırlıdır. Ancak Marmara Denizi'nin Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki konumu ve İstanbul'a yakınlığı nedeniyle bu tür mikro-sismik aktiviteler kamuoyunda dikkatle izlenmektedir. Depremlerin anlamına ilişkin AFAD veya başka bir resmi kurum tarafından yapılmış ek bir açıklama bulunmuyor.

This summary is currently in Turkish; automated English translation is coming soon.

Started 20 Aug, 07:16 1 events Updated 2h ago
Paylaş
Bağlam · AI üretimi

Bağlam, hikayenin etrafındaki ülke + lider + komşu hikaye ağına dayanılarak AI tarafından üretildi. Olgu içerikleri için her zaman üstteki kaynak linklerine başvurun.

Bu gündemi takip et

Birleşmiş Milletler gelişmelerini kaçırma — ücretsiz kaydol, günlük brifinginde gör.

React to this story:

Timeline

latest: 2h ago
  1. Economic20 Aug, 07:16

    Son dakika: Marmara 8 saatte 36 kez sallandı! Depremler ne anlama geliyor?

    AFAD verilerine göre ilk sarsıntılar gece yarısından hemen sonra başladı. Saatler ilerledikçe Marmara Denizi'nde farklı noktalarda peş peşe depremler kaydedildi. Sarsıntıların merkezleri ağırlıklı olarak Adalar açıkları olurken, Tuzla ve Çınarcık çevresinde de hareketlilik yaşandı. EN BÜYÜĞÜ 2.9 OLARAK KAYDEDİLDİ 8 saatlik süreçte kaydedilen depremlerin büyüklükleri 1.1 ile 2.9 arasında değişti. En büyük sarsıntı saat 05.40.35'te Marmara Denizi'nde, Adalar açıklarında 2.9 büyüklüğünde kayıtlara geçti. Saat 04.31.39'da yine Adalar açıklarında meydana gelen depremin büyüklüğü ise 2.8 olarak açıklandı. ADALAR AÇIKLARINDA PEŞ PEŞE SARSINTILAR AFAD'ın son depremler tablosunda özellikle Adalar açıklarında kısa aralıklarla çok sayıda sarsıntı kaydedilmesi dikkat çekti. Gece yarısından sabah saatlerine kadar süren hareketlilikte, Marmara Denizi'ndeki depremler peş peşe kayıtlara geçti. Infografik Görsel (Quality Image) BU DEPREMLER NE ANLAMA GELİYOR? Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sosyal medya hesabından yaptığı yeni değerlendirmede Marmara'daki deprem senaryolarına ilişkin dikkat çeken ifadeler kullandı. Yıllardır tartışılan Adalar Fayı ve 7,4 büyüklüğündeki deprem beklentisini yeniden gündeme taşıyan Üşümezsoy, '30 yıl doluyor' diyerek dikkat çeken bir çıkış yaptı. İstanbul depremiyle ilgili tartışmalar sürerken, Marmara Denizi'ndeki fay hatları ve geçmiş depremler üzerinden değerlendirmelerde bulunan Üşümezsoy, yıllardır kamuoyunda tartışılan 7,4 büyüklüğündeki deprem senaryolarına karşı çıktı. Üşümezsoy, özellikle Adalar Fayı üzerinde büyük deprem beklentisi oluşturulmasını eleştirirken, 30 yıl önce ortaya atılan bazı deprem senaryolarının geçen süreye rağmen gerçekleşmediğini savundu. ŞENER ÜŞÜMEZSOY'DAN UYARI: 30 YIL DOLUYOR Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nin ardından Adalar Fayı için 30 yıl içinde 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geleceği yönünde yapılan açıklamaları hatırlattı. Aradan 27 yıl geçtiğini, 28. yıla girildiğini belirten Üşümezsoy, bu süreçte beklenen yönde bir hareketlilik yaşanmadığını ifade etti. Üşümezsoy, yıllar önce Düzce'de meydana gelebilecek depremle ilgili yaptıkları değerlendirmelerin de kehanet değil, bilimsel verilerin ortaya koyduğu sonuçlar olduğunu savundu. Düzce depreminden sonra Marmara'daki hareketliliğe ilişkin tahminlerini de hatırlatan Üşümezsoy, Silivri ve Kumburgaz hattına dikkat çektiklerini belirtti. ADALAR FAYI Üşümezsoy'un açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri Adalar Fayı oldu. Adaların kuzeyinde ve güneyinde meydana gelen bazı depremlerin Adalar Fayı'yla ilişkilendirildiğini belirten Üşümezsoy, bu yorumların bilimsel bir temeli olmadığını savundu. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan ikincil faylarda meydana gelen depremlerin Adalar Fayı'nda olmuş gibi gösterildiğini ifade eden Üşümezsoy, bu fayların ana stres biriktiren yapılar olmadığını öne sürdü. Üşümezsoy'a göre bölgede meydana gelen bazı sarsıntılar, ana fay hattındaki deprem riskinin göstergesi olarak yorumlanmamalı. SİLİVRİ VE KUMBURGAZ Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, geçmiş yıllarda Silivri-Kumburgaz hattına ilişkin yaptığı değerlendirmeleri de yeniden gündeme getirdi. Orta Marmara'daki fay yapısının tek parça halinde değerlendirilmesine karşı çıkan Üşümezsoy, fayın iki parçalı olduğunu savundu. Bu nedenle bölgede 7 ve üzeri büyüklükte deprem senaryolarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Üşümezsoy, Silivri ve Kumburgaz'da meydana gelen depremlerin kendi tezleriyle uyumlu olduğunu savunurken, Avcılar açıklarında ve Adalar Fayı'nda büyük deprem riski bulunduğu yönündeki görüşlere katılmadığını belirtti. 'AKTİF FAY YOK' DEĞERLENDİRMESİ Açıklamasında Büyükçekmece ile Yeşilköy arasındaki bölgeye de değinen Üşümezsoy, Avcılar karşısındaki Orta Sırt olarak tanımladığı bölgede aktif bir fay bulunmadığını savundu. Buna karşılık bazı uluslararası çalışmalarda bu bölgeye ilişkin farklı değerlendirmeler bulunduğunu belirten Üşümezsoy, kendi görüşünün Marmara'daki fayların geçmiş kırılmaları ve stres dağılımına dayandığını ifade etti. Üşümezsoy, İstanbul için yıllardır tartışılan büyük deprem senaryolarında farklı fayların tek bir yapı gibi ele alınmasının kamuoyunda endişeyi artırdığını savundu. 1894 VE 1912 DEPREMLERİNİ İŞARET ETTİ Marmara'daki fayların geçmişte meydana gelen büyük depremlerden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Üşümezsoy, 1894 ve 1912 depremlerine dikkat çekti. 1894'te Çınarcık Çukuru'nun güney kenarındaki fayın, 1912'de ise Marmara'nın batısındaki bazı fay segmentlerinin kırıldığını ifade eden Üşümezsoy, bu nedenle günümüzdeki stres dağılımının da bu geçmiş depremler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 1912'de kırılan fayın bazı bölümlerinde "krip" olarak tanımlanan yavaş hareket bulunduğunu savunan Üşümezsoy, bu hareket nedeniyle stresin bir bölümünün zamanla boşaldığını ileri sürdü. ANA STRES NEREDE BİRİKİYOR? Üşümezsoy'un açıklamasındaki bir diğer dikkat çeken değerlendirme ise Marmara'daki ana stres birikiminin bulunduğu bölgeye ilişkin oldu. Kuzey-güney doğrultusundaki ikincil fayların kendi başına ana stres biriktiren faylar olmadığını savunan Üşümezsoy, asıl stres birikiminin Yalova-Çınarcık hattı ve Çınarcık'ın güney kanadındaki faylarda gerçekleştiğini ifade etti. Üşümezsoy, 1999 depremi ile 23 Nisan'da meydana gelen depremin ardından bazı ikincil faylarda tetiklenmeye bağlı sarsıntılar görülebileceğini, ancak bunların doğrudan Adalar Fayı'nda büyük deprem beklentisi şeklinde yorumlanamayacağını savundu. MARMARA'DAKİ DEPREM TARTIŞMASI SÜRÜYOR İstanbul depremiyle ilgili bilim insanlarının değerlendirmeleri farklılık gösterirken, Prof. Dr. Şener Üşümezsoy son açıklamasında özellikle Adalar Fayı, Avcılar hattı ve Silivri-Kumburgaz bölgesi üzerinden yapılan deprem senaryolarını yeniden tartışmaya açtı. Üşümezsoy, yıllardır dile getirilen 7,4 büyüklüğündeki deprem beklentisine karşı çıkarken, Marmara'daki fayların geçmiş kırılmalar ve güncel stres dağılımı üzerinden ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Üşümezsoy'un Adalar Fayı için yaptığı değerlendirmeler, İstanbul'da beklenen olası büyük depremle ilgili tartışmaları bir kez daha gündeme taşıdı. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, daha önceki açıklamalarında da Adalar Fayı'nın büyük deprem üretecek aktif bir fay olmadığı görüşünü dile getirmişti. PROF. DR. OSMAN BEKTAŞ’TAN ADALAR FAYI UYARISI Marmara Denizi’nde son günlerde yaşanan sarsıntıların ardından Adalar Fayı yeniden gündeme geldi. Jeoloji uzmanı Prof. Dr. Osman Bektaş, fay zonunda yoğun mikrodeprem aktivitesine dikkat çekerek, 1963 yılında meydana gelen 6.3-6.4 büyüklüğündeki depremle ilişkilendirilen fayın deprem potansiyelinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Armijo ve arkadaşlarının 2005 yılında, Carton ve arkadaşlarının ise 2007 yılında deniz tabanını doğrudan gözlemleyerek yaptığı çalışmalarda, Adalar Fay Zonu'nda 20-30 kilometre uzunluğunda genç bir fay kırığı belirlendi. Bu kırığın, 1963 yılında meydana gelen 6.3-6.4 büyüklüğündeki depremle ilişkilendirildiği ifade edildi. "BÜYÜK DEPREM GELİYOR DEMEK DEĞİL" Prof. Dr. Osman Bektaş, bugün aynı fay zonunda yoğun mikrodeprem aktivitesi yaşandığına dikkat çekti. Bektaş, bu hareketliliğin doğrudan "büyük deprem geliyor" şeklinde yorumlanamayacağını ancak 1963'te kırılan ve bugün yeniden mikrodepremler üreten Adalar Fayı'nın 6 ve üzeri büyüklükte deprem üretme potansiyelinin de göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Bektaş'a göre asıl yanıtlanması gereken soru ise mikrodepremlerin ne anlama geldiği. Bu sarsıntılar, fayda gerilim birikimine mi işaret ediyor, yoksa derinlerde yaşanan yavaş sürünme hareketiyle enerjinin boşalmasını mı gösteriyor? "BUGÜN YENİDEN MİKRODEPREM ÜRETİYOR" Bektaş, Kandilli'nin son kayıtlarında Adalar Fayı çevresinde yaklaşık 10 kilometre derinlikte yoğun mikrodeprem aktivitesinin dikkat çektiğini belirtti. Bu durumun, fayın derin kesimlerinde "creep" olarak adlandırılan yavaş sürünme hareketi ve buna bağlı gerilme boşalması ihtimalini düşündürdüğünü ifade eden Bektaş, daha önce yapılan bilimsel çalışmalara da işaret etti. Bohnhoff ve arkadaşlarının 2013 yılında yayımlanan çalışmasında, bölgede 2006-2010 yılları arasında aynı derinliklerde 835 mikrodeprem aktivitesinin gözlendiği belirtildi. "TAMAMEN KİLİTLİ TEK PARÇA BİR FAY DEĞİL" Prof. Dr. Osman Bektaş, ortaya çıkan tablonun Adalar Fayı'nın tamamen kilitli ve tek parça bir faydan ziyade, derin kesimlerinde sürünen ve farklı bölümlerinde farklı davranışlar sergileyen heterojen bir sistem olabileceğini düşündürdüğünü ifade etti. Bu sistemin zaman zaman 6 ve üzeri büyüklükte depremler üretebileceğine dikkat çeken Bektaş, Marmara'daki mikrodeprem hareketliliğinin yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.

    Milliyet
ilgili gelişmeler